Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Nasihatler ·

Sufi ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından kaygıya düşer

Mustafa Özbağ Efendi'nin nasihat sohbeti: Sufi ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin…. Tasavvuf yolundakiler için mânevî nasihat ve ders.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batılı, batıl bilip, batılı karşı cihâd eden kullarından eylesin. Nerede ümmet-i Muhammed’i zulmediliyorsa, kanının namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları haksız ve hukuksuz bir şekilde ayaklar altında alınıyorsa, Cenâb-ı Hak hepsinden de intikamını alsın. Rabbim, ümmet-i Muhammed’i nerede zorluk çıkaran, sıkıntı çıkaran var ise, haksız, hukuksuz davranan var ise, Rabbim inşâAllah hepsinden de intikamımızı alsın. Ejmeyn. Bir yerde ders yaptıran çavuş ağabeyimiz var. Ama sizin de başka çavuş ağabeyimize sen de orada ders yaptır.

Peki bunu yaparken tavrımız ve tarzımız ne olmalı? İki tane çavuş var. İkisi de sırayla ders yaptıracak. Bunda bir sıkıntı yok. Burası makam, iki yeri değil, normalde iki tane çavuş varsa, ikisi de sırayla, anlaşıraktan ders yaptıracaklar. Veya da birisi diyebilir, sen dersleri yaptır, ben sen olma da zaman yaptırayım. Veya da kendi aralarında anlaşırlar, bir esma okutur, bir esma o okutur. Veya bir hafta o yaptırır, bir hafta o yaptırır. Bunda bir sıkıntı yok. Anda yaşamak nedir? Siz anda mı yaşıyorsunuz? Kudret yurdunda anda mı yaşanacak? Sûfî anı yaşar. Bu sufilikte bir edeptir, adaptır, terbiyedir. ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer, ne de geleceğin karanlığından kaygıya düşer. Ne geçmiş onu Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olmaktan, Allâh’ı sevmekten alıkoyar.

Ne de gelecek korkusu, kaygısı onu Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olmaktan, Allâh’ı sevmekten alıkoyar. Burada genelde Müslümanları yıkan gelecek kaygısıdır. geçmişle alakalı da insanlar kendi kendilerini psikolojik olarak sararlar. Ben bugün bu günahı işledim, benim bu günahım affolmaz. Veya ben dün şöyle hayat yaşıyordum, benim günahım affolmaz veya ben buradan toparlanmam gibisinden. Bu geçmiş kaygısıdır. Bu geçmiş kaygısı dervişi tabiri caizse Müslümanı içinde kurt gibi yer bitirir. O yüzden Sûfî geçmişine tövbe eder, bir daha o işlere bulaşmaz. Tövbenin hakikati odur ve bir de Zikrullah halakasına oturduysa der ki benim geçmişimle alakalı bir işim kalmadı. Sûfî asıl Müslümanları bugün eriyip bitiren en önemli şey genel olarak çoğunluk gelecek kaygısıdır.

Ülkede de bu pompalanır. İslam ülkelerinde bir gelecek kaygısı vardır. Bizim ülkemizde bu daha fazladır. normalde belli bir kesimin altında yaşayanlar gelecekte nasıl bir hayat kurulacaklar, bunun kaygısını yaşarlar. Dervişler de bundan etkilenirler. En az etkilenmesi gereken dervişler olmasına rağmen en fazla Müslümanlar ve dervişler etkilenir. Kendince kendi kendisini bu ticaret yapanlar da daha fazladır. Normalde memurda, amürde çok yoktur. Memur çünkü memurdur, aylık maaşını bilir, ay sonu geldiğinde maaşımı alacağım der. Ama esnaflarda gelecek kaygısı daha fazladır. Çünkü esnaf kendince düşünür, iş yapamazsam, iş olmazsa, yanlış yere bir mal verirsem, orada para kaptırırsam, çek kaptırırsam, şu şöyle olursa, bu böyle olursa, dükkan kirasını ödeyemezsem, evin kirasını ödeyemezsem bu gelecek kaygısı esnafta daha fazla olur.


2. Bölüm

O yüzden derviş anı yaşar. Bu gelecek kaygısı eşler arasında olur. Bu adam beni yarın öbür gün boşar. Bu kadın beni yarın öbür gün boşar. Bu çocuklar beni gelecekte bakmazlar. Yüzüme de bakmazlar. Şöyle de olmaz, böyle de olmaz. Gelecek kaygısı insanı perperişan eder. Şeytanın vesvesesidir. O yüzden derviş anı yaşar. kendince şöyle kurgular ya insanlar, kendince kurgular. Örnekleyeceğim şimdi. Yarın öbür gün atla şunu şöyle yapabilir. Ben şimdiden önlemimi alayım. Gelecek kaygısı bu. Şimdi bizim önceki zakirlerin bir kısmında bunu gördüm ben. Normalde birisine yetki vermiyor. Ona sorumluluk vermiyor. Kendince diyor ki bu gelecekte zakirlik yapar şimdi bana. Ve hatta bu bir zakir olursa veya zakirlik yapmaya kalkarsa diye gelecek kaygısı güderlerdi kendince.

Ben de diyordum ki ellemeyin. Millet hizmet etsin. Herkesi çavuş edin. Koştursun herkes. Ne olacak bundan dediğimde birisi bana öyle dedi. Dedim Mustafa kardeş sen dediği Bursa’da herkese çavuştuk veriyorsun. Yarın öbür gün bunlar sana zakirlik yapar dedi. Yetişsinler de şeyhlik yapsınlar dedim ben de. Yetişsinler şeyhlik yapsınlar. Biz de onlara müritlik yaparız. Bizim böyle bir derdimiz yok çünkü. bu yetkiyi kullanmıyor. Bu tarikattaki veya sûfî yolunda gelecek kaygısı. Birisi yetişirse benim makamıma oturursa. Birisi güzel Kur’ân-ı Kerim okursa. O Kur’ân-ı Kerim okumasını başkasına verirse. Birisi şunu şöyle yapar da benim tahtım sallanırsa. Bu dervişlikteki gelecek kaygısıdır. Allâh muhafaza eylesin.

Âmin. Aşırı narsist biriyim. Sürekli her konuda kendimi haklı görüyorum. Bu durumda annemi çok üzüyorum. Bana dua eder misiniz? İkimize de Allâh yardım etsin. Âmin. Bende böyle narsist bir kişiliğim var. Hep ben haklıyım. Bende de bu narsizmden var. Bende yok değil. Hatta ben haklılığımı Kur’ân’a, Sünnet’e, imamların iştahadına hele birisi karşımda haklıyım desin. Ben böyle felsefesini çıkarırım o işin. O yüzden sakın benim karşımda birisi ben haklıyım demesin. Asıl narsist kişilik burada oturuyor. Tam narsistim. Bu gariplerim çekiyorlar beni 35 yıldan beri. Allâh bizi affetsin. Bu normalde bir kimse hakkı ve hakikati biliyorsa hakkı ve hakikati söylemesi, hak ve hakikatte direnmesi, hak ve hakikatte inat etmesi cihattır.

Ama yok bu hak ve hakikat değil de heva ve hevesinde inat ediyorsa heva ve hevesinde bu böyle illa ki ben haklıyım noktasında duruyorsa o zaman gerçekten cehennemliktir. Bunun içerisinde kibir vardır çünkü bunun içerisinde kibir vardır. O kibir insanı cehenneme götürür. Bu eşler arasında erkekler de daha fazla görülür genelde. erkek ben haklıyım der böyle diretir bir şey de haklı değildir halbuki narsist kişiliktendir o. Narsist kişiliklerin arkasında özgüvensiz kimlikler vardır, cehalet vardır. Onun başka bir gediği başka bir açığı vardır. Başka bir gediğinin açığını narsistlikten kapatmaya çalışır. Tabiri caizse onun arkasında kocaman bir delik vardır. O kocaman deliği narsistlikten kapatır.


3. Bölüm

Kadınlarda da erkeklerde de vardır bu. Onun böyle tedavi edilmeyecek bir açığı vardır. Narsist kişiliklerin arkasında. Onlar o tedavi edilmeyecek olan açığını başka şeyle böyle narsizimle kapatırlar. Allâh muhafaza eylesin. Oysa Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin terbiyesi farklıdır. Onun terbiyesinde der ki haklı olsa dahi bir kimse tartışmayı terk ederse o ehli cennettir der. Haklı olduğu halde tartışmayı terk etti değil mi? Bu sûfî ahlakıdır. Tartışmayı terk etti eşi çocukları derviş kardeşleri, arkadaşları öyle ya. Haklı bir konu daha. Ama tartışmak istemiyor, geri çekiliyor. Karşısında kafir yok, münafık yok, mürtet yok. Karşısında din düşmanı yok. Bunlara karşı ise direnilir.

Hak ve hakikati anlatmak için. Hak ve hakikati ezdirmemek için. Ya eşin, eşine karşı neden öyle illaki haklıyım deyip de daha bastıracağım uğraşıyorsun. Cübbeli diyor ya kadın ne uğraşıyorsun diyor. Eninde sonunda o haklı olacak diyor. İşin ona düşecek diyor. Tartışma diyor. Doğru bir yöntem. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem bile tartışmamış. Dama çıkmış. Üç gün damda yaşamış. Dördüncü gün Hazretleri Hazreti Öbübekür, Ömer, Osman hepsi de geliyorlar. ne yapılması gerekiyorsa yapalım diye. En son da âyet-i kerime iniyor da eşleri o zaman izah ediyor. Ey Habibim istersen hepsini de boşa Allâh sana daha yenisini ve daha cedidini verecektir diye. Hazreti Ayşe annemiz de diyor Allâh diyor Muhammed’i diyor oldukça fazla sevindiriyor diyor her şeyinle.

E şimdi eşler arasında gerek yok ben haklıyım diye diretmeye ve hatta çocuk anne babasına diretiyor anne baba çocuğa diretiyor. Haklı ya illaki. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden narsizim insanın üzerinde var ise gerçekten psikolojik tedaviye ihtiyacı var o kimsenin. Bakın onun psikolojik psikolojik tedaviye ihtiyacı var. o eşine karşı çocuklarına karşı hep o haklı. Vardır ya böyle despottu eski tabirde bunun adı. Despot bir kimlik. O hiç hata yapmıyor. Hep haklı. Allâh muhafaza eylesin. Allâh’ın cemali ve Allâh’ın vecih arasındaki fark nedir? Allâh’ın cemaliyle cemalleşmek ne demek? Allâh’ı görmek mi demek? normalde fark gören kimse farkta kalmıştır. Fark ehli olmuştur. Biz ben farklı görmüyorum bunların hiçbirisini.

Bir kimse farklı görebilir ama benim için bir kimse farklı görebilir. Bir kimse farklı görebilir ama benim için farklı yok. Cemalleşmek ne demek? Görmek mi diyor? Normalde Cenâb-ı Hak’ın cemal sıfatına mazhar olmak ya da cemal sıfatında fena olmak ya da cema sıfatında beka olmak ve hatta cema sıfatında ehadiyeti ulaşmak. Biz bu İsrail’e beddua etmekle yanlış mı yapıyoruz? İsrail’in bu korkak Müslümanları ortadan kaldırılması için dua etsen daha mı iyi olur? Sen tecdit iman tecdit nikah tazele bu soruyu soran kimse. Allâh muhafaza eylesin. Bir kimse böyle bir dua edemez, böyle bir şeyi isteyemez böyle bir şeyi düşünemez bile. Cehalet bu. Rabbim korusun inşâAllah. Yakın bir zamanda ev dersleri için isteyen istediğiyle birlikte ders yapabilir ama Perşembe ve Cumartesi günleri hariç o günler derviş kardeşler üstadın dersini takip etsinler demiştiniz.


4. Bölüm

Fakat Cumartesi akşamı ev dersi yapan kardeşler izninize tabi olarak derslerine devam ediyorlar. Şimdi normalde ben bunu söylüyorum. Perşembe ve Cumartesi günlerine ders koymayın. Arkadaşları serbest bırakın diyorum. Bazen normalde kadınlardan erkeklerden telefon açanlar oluyor. biz başka bir gün toplanamıyoruz. O gün ders yapabilir miyiz? Zikir yapabilir miyiz? Şimdi bir kimseye ben kendi nefsimden söyleyeyim. Biz burada toplanıyoruz. Zikir yapabilir miyiz? Ben ona yapmayın diyemem. Allâh’ın zikrini yasaklayanlardan daha zalim kim olabilir? Hayat-i Kerime. Şimdi bazı şeyleri normalde arkadaşlar, derviş kardeşler veya yeni eski önemli değil. normalde ben onlar böyle kendilerince böyle bir zikir yapabilir miyiz?

Yapabilirsiniz. Bunu yasaklamak çünkü o şey değil benim yapabileceğim bir şey değil. Şimdi bir de Allâh rahmet eylesin Şeyh Efendi Hazretleri beni zakirlik noktasında çok serbest bıraktı. eski arkadaşlar şahittir buna. Hiç işimize karışmazdı bizim. Bursa’ya münhasırdı bu. Veya ben Bayındırdakan da karışmıyordu. Ben ödemişteyken de karışmıyordu. Ben Bursa’ya götürdü kendisi beni. Bursa’da da karışmıyordu. Ve hatta benim gittiğim yerler vardı. Onlara, orlara da karışmıyordu. Ben oradaysam. ben özgür bir şekilde tabiri caizse zakirlik yaptım. Bana neden bunu böyle yaptın? Böyle enderdir söylediği şeyler. öyle, o da böyle sorgulamak maksadıyla değil, öğrenmek maksadıyla. Hatta bir ara eski arkadaşlar hatırlarlar.

Ben İsmail Akgür Bursa ve de hepiniz de çavuşsunuz dedim. Ders yaptırın, koşun, çalışın Allâh yolunda. Bu manada söyledim. Bunu hemen Şeyh Efendi’ye yetiştirmişler. Burada bulunan herkesi çavuş yaptı. olur mı böyle diye. Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi Bursa’ya geldiğinde böyle hafif tebessümlü bir şekilde. Mustafa Efendi, oğlum o gece herkesi dedi, çavuş etmişin dedi, ettim efendim dedim. Ben de saklamıyorum. Çalışsınlar, koştursunlar efendim dedim. Hizmet etsinler dedim. Her mahallede zikrullah olsun, her evde zikrullah olsun dedim. Âlâ oğlum, doğru düşünmüşsün dedi. Şimdi benim icazetim oradan geliyor. Koşun kardeşler. Herkes evini, barkını, zikrullahı açsın. 3 kişi, 5 kişi, 10 kişi. Toplayın arkadaşlarınız.

Ama böyle dervişleri toplayacağım diye uğraşmayın. Mesela geçenlerde bizim Adnan geldi bayramda. Bizim evde ders yapılmışlığını yasaklamışsınız diye. Bir üzüldüm, bir üzüldüm ona ben. Ya ben nasıl bir dersi yasaklarım? Kim benim adımdan böyle yalan söylüyor bunu? Çok üzüldüm. ben Adnan’ın evinde yapılan dersi zikrullahı yasaklayacağım. Yemin ediyorum çok üzüldüm. Bir de bir kimse bunu böyle söylerken şeyhin ağzında yalan mı söylenir ya? Allâh muhafaza eylesin. Doğru değil bunlar. Ben bazılarının dersini alırım dersini aldığım halde derim ki sen zikrullaha devam et. Enderdir benim buraya gelişini yasakladığım insanlar. Bakın enderdir. Bir insanı zikrullahdan yasaklamak demek, zikrullahı bıraktırmasına sebep olmak demek çok büyük bir facia benim için.


5. Bölüm

Ben o yüzden derim sakın birinin zikrine engel olmayın. Birinin buraya gelmesine engel olmayın. Siz bir yanlış davranışta bulunursunuz. Adam zikrullaha gelmez. Bunun vebali çok ağır. Veya o kimsenin günahını yüzüne çarpmak eksikliğini yüzüne çarpmak onun yüzüne çarparsın sen o esnada o kendi kendine şöyle düşünür. Ben şimdi akşama oraya gideceğim onunla yine yüz yüze kalacağım. Ben nasıl onun yüzüne bakacağım der gelmez dersin hepsini uyar. O yüzden sakın ben bu konuda birisi bana dese ki bugün Perşembe değil mi burada ders var. Sûfî adabınca bizim adabımızca ana ders var. Bir kimse bana dese ki biz Perşembe günleri toplanacağız burada ders yapacağız. Kardeş dergahın adabını aykırı ama siz yapacaksanız yapın derim.

Sebep ben o kimselerinin zikrularını yasaklayamam. Yok. O yüzden bana da sorarlar biz cumartesileri burada toplanıyoruz. Allâh mübarek etsin. Devam edin kardeşim. Orada bir kişi Allâh dese sebep olacaksınız. Yasaklasam ne olacak? Kaç kişi toplanıyor orada? On kişi toplanıyor. Tamam on kişi toplanıyorlar. On kişi Allâh’ı zikrediyorlar. Gönül arzu eder ki başka gün toplansınlar. ola ki birkaç tanesi der ki ya şeyhin sohbetine gideyim veya üstadın sohbetini dinleyeyim. Bundan da böyle onu da oradan ayağını kesmek de vebal. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden asla ve asla ben normalde hiç kimsenin zikrini engel olmam. Yanlış bir şey olmadı müddetçe de oradaki zikrullahı iptal etmem. şimdi bu soru böyle gelince Adnan aklıma geldi.

Allâh razı olsun. O bayramda geldi dedi böyle söylemişler dedi. Çok üzüldüm. Lütfen Allâh rızası için. Mesela kız alışverişlerinde düğündü, nişandı, istemeydi bunlar da benim adımı kullanıyorlar. Ben bilsem de bilmesem de buna alışığım ben yıllardan beri. geliyor bana derler filancanın kızına bakmaya gideceğiz. Gidin bakın Allâh muharek etsin derim. O öyle demez. Efendinin şeyi var, hükmü var. biz bu kızı alacağız. Halbuki benle bana derler tamam gidin bakın anlaşın görüşün. Benim bir hükmüm olmaz mesela bunu açık açıkça söyleyeyim ben. Ben hiçbir bayan arkadaşa bir şeyde hükmetmem. Evlenin demem. Bakın anlaşın görüşün. birbirinize uyuyorsa evlenin. Bu kadar basit. Allâh bizi affetsin. O yüzden zikrullah’a da karşı gelemem.

Rabbim muhafaza eylesin. Dergahtaki bazı kardeşler sizin âyet hükmünce zikre engel olmamak için izin vermiş olabileceğinizi bu sebeple üstadımızın hükmünün geçerli olabileceğini söylüyorlar. Her ki görüşte de niyetlerin halis olduğu bir zıtlık var gibi görünüyor. Ameller niyetlere göredir. Ama ben tekrar söyleyeyim ben hiç kimsenin zikrullahını yasaklamam. O yüzden yasaklamadığım için kardeşler bana şimdi mesela birisi telefon açsa, biz cumartesileri toplanıyoruz, zikrullah yapıyoruz dese Allâh muharek etsin derim. Tekrar söylüyorum bunu. Bu konuda yasak koymam. Soru bir, her ne kadar hizmet güzel olsa da dervişin önceliği üstadına hizmet, üstadının hükmüne itaat değil midir? Evet. Normalde bir kimse ne yaparsa yapsın üstadıyla alakalı, üstadın Adaf ve Erkan ile üstadın hükmüne itaat olacak.


6. Bölüm

Soru iki, bir taraf hükmünüze bir taraf izninize tabi oluyor. Doğrusu nedir? İkisi de doğru. Normalde şimdi tekrar bu konuda aynı şeyi devam ettireceğim. Benim hükmüm meydanda. Buna rağmen normalde bir kimse bu konuda benden izin istiyorsa ben hayır demem. Alınan izinler sadece kişileri mi bağlar bütün dervişleri mi bağlar? Yok. Normalde o kimse kendince üç beş arkadaş evde toplanıyorlar. Herhangi bir bay bayan. Onlar normalde o kimsede evine dersi açan kimse telefon açıyor bana. Diyor ki böyle böyle biz burada ondan sonra toplanıp ders yapacağız. Arkadaşlar kimisi çalışıyor diyor mesela örnek. Çalışan bayanlar var. Onların gündüz derslerini takip etmeleri zor oluyor. Bu sefer gece toplanıyorlar.

Veyahut da cumartesi, pazar toplanıyorlar. Çalışan erkekler var. Onlar hafta içinde gidemiyorlar. Bu sefer hafta sonlarında toplanıyorlar. Bunun gibi. Ha bu konuda tekrar söyleyeceğim adab bu ama bir kimse bana telefon açar söylerse ben hayır demem. Gürsu Mahallesi’nde ders yaptırma yetkisi hangi çavuşadır? Edeben hangi çavuşun ders yaptırması uygundur? Oranın ilk çavuşu Murtaza. Murtaza derslere gidiyorsun değil mi oraya? Murtaza orada olduğu müddetçe Murtaza dersi yaptırır orada. Murtazanın olmadığı zamanlarda nerede şey? Evet. Direğin arkasında kalmış. Murtaza uğruna ilk çavuşu. İlk özarımız. Çavuş mahalle dersinde dervişleri devrana çıkarabilir mi? Yok. Devran zikri sadece üstade ve halifeye aittir.

Kredi kartıyla kurban kesilir mi? Kesilir. Neden kesilmesin? Gusül abdesti almadan önce namaz abdesti almak neden sünnet? Sünnet Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri öyle yapmış. Zikirde devrana çıkmanın yararı veya artısı var mıdır, varsa nedir? Devran ayrı bir zikrullah ritüeli. O yüzden büyük pirefendiler bu zikrullahı böyle yapmışlar. Biz de öyle yapıyoruz. Büyük bir heyecan duyuyorum ben böyle kendimce devranda. O yüzden arkadaşların da devranda heyecan duyduklarını hissediyorum. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki İslam dininden ithidaat eden erkeği yeniden İslamiyete davet edin. Tövbe ederse kabul edin. Etmezse boynunu vurun. İslam dininden ayrılan kadını da yeniden İslamiyete davet edin.

Kabul eder. Müslüman olursa ne güzel. Aksi halde onu cariye olarak esir alın buyrulmuştur. Hadîs-i şerif’in manasını açıklayabilir misiniz? Hadîs-i şerif açık. Normalde çünkü dinden çıkan bir kimse cariye hükmüne girer İslam’da. Kadını öldürmüyor. Erkeği öldürüyor, kadını öldürmüyor. Pozitif ayrımcılık yapıyor. Gerçekten İslam dini normalde pozitif ayrımcıdır kadınlara karşı. Herkes erkeklerinin pozitif ayrımcı olduğunu düşünür. Asıl pozitif ayrımcılık İslam’da kadınadır. Birçok hüküm vardır böyle. Kadın bu konuda öldürülmez, erkek öldürülür. Bu şeyde de aynı. Dinden ithidaat edenler için de aynı. Erkekler öldürürler, kadınlar cariye hükmüne girer. normalde öldürülmez kadın. Geçmişte yaşadığım bazı diyalogları unutamıyorum.


7. Bölüm

Hakkıma girildiğini düşünüyorum. Gidip konuşmalı mıyım? Yoksa zamanla önemsizleşmesini mi beklemeliyim? Geçmiş geçmiştir ya. Boş ver yürü git. Anı yaşa. Geçmişe takılma. Allâh muhafaza eylesin. Büyük günahtan kurtulmak için ne tavsiye dersiniz? Terk et. Şöyle bir şey, bir günah ya biz şimdi o günahtan kendi kendimize, bundan nasıl kurtulacağız diye, kendi kendimize harap ediyoruz. Bunun özel bir şeysi yok. Bıraktım diyeceğim, bıraktın. Bu kadar basit. Bu kadar basit mi? Çok basit. Bundan sonra yapmayacağım diyeceğim, bırakacaksın. Bırakamıyorsun, kendine ceza kes. Mesela ben bu günahı işledim de 5000 lira tasa tüketeceğim. İnsanların en çok vurulduğu yer şimdi. Nasıl basmaya? Yetmedi, gene işledin, 5000 liraya bastırdın işledin, 10.000 lirada.

Bu zamanda Müslümanların canını acıtan para çünkü. Cavit çağlar gibi yapmayın o normalde zamanın başbakanına yavşak dediydi. Onun para cezası verdiler. Para cezası verince dedi ki, tekrar yavşak diyorum dedi, alın parayı dedi. Alın, bu para değil mi dedi. Böyle de yapmayın. Sonra o gitti başbakan da onun elini öptü zaten demek ki adam doğru söylemiş. Bir de şimdi o tarafı var. Hadîs-i şerifte Allâh-u Teala’nın başınıza getirdiği amir ve hükümdarlara itaat etmenizi emrederim buyuruyor. Bu hadisi açıklayabilir misiniz? Başka bir hadîs-i şerifte de Müslümanların itaat edeceği emir, iman iman ehli. Kur’ân ve sünnete tabi olması gerekiyor. Kur’ân ve sünnete tabi olmayan bir emir Müslümanların emiri kabul edilmiyor.

Kur’ân’ı kendisine kitap, sünnet ise neydi? Kendisine rehber Hz. Muhammed Mustafa’yı kendisine peygamber olarak o kimse buna iman edecek. Din gününe ahiret gününe iman edecek. Kadere iman edecek. İmani meselelere iman edecek ve bununla alakalı amel de edecek. Böyle olursa o kimse Müslümanların emiri hükmüne giriyor. Eğer böyle değil ise o kimse Müslümanların emiri hükmünde değil. Kur’ân ve sünnette hükmederse Müslümanların emiri. Kur’ân ve sünnete göre hükmetmezse o Müslümanların emiri sayılmıyor. Aileden sadece babanın kazancı var ise, babanın malı varsa, her aile efrada için her senede bir kurban ve bir atire kesmek lazımdır hadisini. Nasıl anlamalıyız? Normalde o zaman böyle bir şey var. Eş ve çocukların malı mülkü yok.

O zaman hanefiye göre kim zekat veriyor? Baba. Eğer baba da zekata dahil değil ise bir kurban kesilecek. O zaman hane halkına niyet ederekten bir kurban kesilir. Bu da hadiste mevcut. Peygamber efendimiz şöyle buyurdular. Kimin kesecek kurbanı varsa zili çayının hilali girince kurbanını kesince kadar saçından ve tırnaklarından hiçbir şey kesmesin. Hadiste tam ne anlatılmak istemiştir? Hanefiler buna çok, bunu böyle uygulamamışlar. Evet malikiler, hambeliler bunu uygulamışlar. Kurban kesecek olan kimseler son on gün normalde tırnak kesmemişler. koltuk ve kasık arası tıraş etmemişler. Saçlarını, sakallarını kesmemişler. Böyle bir bu hadîs-i şerife binaen doğru. Böyle bir hadîs-i şerif de var. Ama hanefiler bunu uygulanma noktasında çok şey yapmamışlar.

Sıkı durmamışlar. Bu hadîs-i şerife Allâh affetsin. Ben çok öncesinden bilirim. Ben de bu hadîs-i şerifin üzerine çok sıkı duranlardan değilim. Ondan sonra bir de insanın kendince bu zilhicce’nin son on günü de olsa, başka günlerde olsa daha kuvvetli bir sünnet var ise insanlar o kuvvetli sünneti icra etmeye çalışırlar. Mesela benim için daha kuvvetli sünnettir bu. Ben toplum içindeyim. İnsanlara bir İslam’ı dilimin döncünü de anlatmaya çalışıyorum. Bu noktada normalde bir Müslümanın bakımlı olması daha kuvvetli bir sünnet. Saçının, sakalının derli toplu olması, tırnaklarının kesilip temiz olması, vücudunun temiz olup gereksiz kokuların olmaması. Çünkü yaz mesela örneğin on gün koltuk altınızı tıraş etmediniz.

Örneğin on gün etek tıraşı olmadınız. evlisiniz. bir erkek erkek için veya bir kadın içinde bunlar önemli temizlikler. Kuvvetli sünnet bunlar. Bakın kuvvetli sünnet. Mesela en az hiç olmazsa haftada bir gün cumaya koltuk altı ve kasık tıraşını olarak cumayı kılmak ve cumaya giderken gusletmek, kokulanmak, temiz elbiseler giymek, temiz bir şekilde cumaya gitmek kuvvetli sünnet. Şimdi burada ders yapıyoruz kuvvetli sünnet. Örnekliyorum, burada birisinin üzerinde farklı kokular olmaması lazım. başında o kimse senin kokundan tiksinmemesi lazım. Veya sohbet ediyorsunuz, sarmaşıyorsunuz birisiyle siz farklı kokular sizin üzerinizde olmaması lazım. farklı vücut kokuları olmaması lazım. hoş olmayacak vücut kokuları, hoş olmayacak ağız kokusunun olmaması lazım. ekşi ekşi, küflü küflü kokmamak lazım.

Bu daha kuvvetli bir sünnet. Okulda hocamız meleklerin hiçbirisinin cinsiyeti yoktur dedi. Dershanede kocamız dört büyük melek erkek kalan tüm melekler kadındır dedi. Meleklerin hiçbirisinde cinsiyeti yoktur. O dershanede kocaydı Allâh hidayet eylesin. Meleklerin üzerinde cinsiyet atfedilmez çünkü. Melekler cinsiyetsizdir. Rabbim bizleri affeylesen. Açıldım. Cenab-ı Hakk’a elhamdülillah. Duvanızla Cenab-ı Hakk’ın merhametiyle, lütfuyla elhamdülillah açıldım. Şimdi sabaha kadar sohbet edebiliriz. Allâh’ın izniyle sabaha kadar ders yapabiliriz. Sonra ne olacak bilemeyiz. Eftali zikir Lâ ilâhe illâllah el-Fâtiha ma salavatah. Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammedin ala âlim Muhammed Âmîn ecmain Destûr


Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar

  • Kur’ân-ı Kerîm: Muhammed, Fâtiha sûrelerinden referanslar; geçen âyet-i kerîmelerin tefsîr ve siyâkı sohbet içinde tafsîlâtlı işlenmiştir.
  • Tasavvufî Istılâh: tarikat, icazet, şeyh, derviş, sûfî, sufi, zikrullah, halaka, heva, şeytan, melek, cin, sır, âyet, ayet kavramları ve bu kavramların kalbî-zâhirî tecellîyâtı.
  • Silsile-i Meşâyih (Mustafa Özbağ Efendi’nin yolu): Hacı Ebû Bekr Baba → Çorumlu Mustafa Anaç Efendi → Nevşehirli Hacı Abdullâh Gürbüz Efendi → Mustafa Özbağ Efendi
  • Hadîs-i Şerîfler: Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî, Sünen-i İbn-i Mâce ve Müsned-i Ahmed bin Hanbel’den iktibâslar.

Sohbetin Tasnîfi ve Bağlamı

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin Sufi ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından kaygıya düşer başlıklı sohbetinin tam transkriptinin Karabaş Tekkesi düzeltme ve telîf standartlarına göre hazırlanmış uzun-format hâlidir. Sohbette geçen âyet, hadîs, pîr menkıbeleri ve tasavvufî ıstılâhlar yukarıda zikredilmiş olup, sohbetin esas metni paragraflar boyunca tafsîlâtlı sûrette serpiştirilerek aktarılmıştır.


Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sufi ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer ne de geleceğin karanlığından kaygıya düşer | Seri: Dergâh Sohbetleri Serisi

Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri Serisi

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, İcâzet, Silsile, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı