kimi de sattırırsa işte onlar hüsrana uğramış kimselerdir. Yani o kimse saptıysa olmadan oldum dediyse, bilmeden bildim dediyse, kendi heva ve hevesini ilah edindiyse, kendi nefsinin doğrultusunda yürüyorsa, koşuyorsa onların kalpleri vardır fakat anlamazlar. Bakın kalpleri vardır anlamazlar. Ayet-ti kerime. Kalpleri vardır anlamazlar. Yani algılayacak olan, anlayacak olan kalp. Yani kalbi aklın çalışması gerekir. Kalbi aklın çalışmaz ise o kimsede o zaman o kalbi körlerden olur.
Fakat anlamazlar. Gözleri vardır görmezler. Kulakları vardır işitmezler. İşte onlar hayvan gibidir. Hatta daha sapıktırlar. O kimse kalbi körlük yaşıyor. O kimse kalbi eee perdeleri açılmamış. Hani bir kimse açılmamış. Kendince o müritlik yapma, mürit olma noktasında kendisinde böyle bir şeyin olmadığını biliyor. Bir üstat bulmuş. O üstada intisap etmiş. Ama intisap ettiği üstat kalbi kalbi var ama kalp kör, kalp perdelenmiş, kalp kararmış anlaması mümkün değil.
Çünkü sapkınlardan olmuş ve normalde gözleri var görmezler. Yani o kalbin de bir gözü var ama kalbin gözü kapalı. O kimsenin kalbi çalışmadığından dolayı manevi gözü kapalı. Kalbi çalışmadığından dolayı manevi kulağı da kapalı. Onun normalde manevi olarak da işitmesi mümkün değil. Hani bazen size anlatırken diyorum ya hani sen oturursun Zikrullah’a Allah’ı zikretmeye başlarsın işte sen onu mevcut kulağınla duydum zannedersin. Bir ıslık duyarsın. Bir ses duyarsın, bakınsın etrafa.
Onların kalpleri vardır anlamazlar, Hakkında
O senin manevi kulağının açılmaya yön tuttuğuna işaret. Ondan korkma. Veyahut da hani biz diyoruz ya o kimse hal gördü veya yakaza oldu. O kimse uyur uyanıklık arasında zikrullah yaparken gözünün önünde bir şeyler cereyan etti. Onun kalp gözü açılma safhasında. Bakın onun kalp gözü açılma safhasında o zaman kalpleri vardır onlar görmezler noktasından çıkıyor o derviş ve kulakları vardır duymazlar. O derviş o halden çıkıyor. Eğer kalbi mühürlendiyse, sapkınlardan olduysa, onda bu tip tecelliler yok.
Ve onlar hayvan gibi. Kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur. Ayet-i kerime bu. O kimse Allah’ı zikretmiyor. Allah’ı zikretmediği için kalbi mutmain olmuyor. Allah’ı zikretmediği için kalbine şeytan yerleşiyor. Kalbine şeytan oturuyor. Kalbi ihata eden şeytan. Böyle olunca o kalbi bir körlük yaşıyor. Kalbi bir körlük yaşayınca o kimsenin manevi gözü açılmıyor. O kimsenin manevi kulağı da açılmıyor. Ve o kimse bu halinden haberdar olsa oturacak iman edecek.
Hidayete ermesi için dua edecek. Allah’ı zikredecek. İbadet edecek. Bu noktada kalbi anlayışa açılacak. Kalbi perdesi kalkacak onun. Ama bunun da farkında değil. Böyle olmasına rağmen bir cemaatin başına geçmiş. Kendince şeyhlik yapıyor. Dervişleri ütüyor. Etrafına zarar veriyor. Etrafına faydalı olacağına etrafına zarar veriyor. İşte o sapkınlardan oldu ve hayvandan daha aşağı varlık. Ya düşünebiliyor musunuz? Herhangi bir Müslüman için de geçerli bu. O kimse Müslüman ama o kimsenin normalde kalbi aklı çalışmadı.
Kalbi idrakı yok. Kalbi feraseti açık değil. Onun kalbinde feraset nuru ihata etmemiş. Onda basiret olmamış. Bu sefer o kimsenin manevi gözü de kapalı. O kimsenin manevi kulağı da tıkalı. Allah muhafaza eylesin. O kimse heva ve hevesini ilah edinmiş. Heva ve hevesini ilah edindiği için o sapkınlardan oldu. Hayvandan daha aşağı bir varlık oldu. Bazen bu ayet-i kerimeyi okuduğumda Cenabı Hak’a sonsuz hamdediyorum. Sonsuz şükrediyorum. Bizi bir mürşid-i kamille buluşturmuş, tanıştırmış.
Onların kalpleri vardır anlamazlar, ve Önemi
bizi Zikrullah halakasında buluşturmuş, tanıştırmış ve Zikrullah halakasında bu seneye kadar bizi beni kendim için söyleyeyim Zikrullah halakasında devam ettirmiş. Bu sonsuz bir lütuf. Bu ikramı, bu ihsanı görmemek, bu Cenabı Hakk’ın lütfunu, ihsanını görmemek gerçekten körlüktür. Cenabı Hak’a hamdediyorum ki bizi hayvanlıktan kurtarmış. Diğerleri hayvan hatta daha sapıktırlar. Yani hayvandan daha sapık, hayvandan daha aşağı. İmandan haberi yok, hidayetten haberi yok, İslam’dan haberi yok, Kur’an’dan haberi yok.
Hatta düşman sapkın. Bu sefer hayvandan daha aşağı bir varlık. Veyahut da zikrullah’a düşman, tarikata düşman. Bilir bilmez o kimse zikrullah’a düşman. Hayvandan daha aşağı varlık. Bakın hayvan değil, hayvandan daha aşağı bir varlık. Ve insanlar bu hayvandan daha aşağı varlık olan insan görünümündeki sapkınlarla aynı toplumda yaşıyor. Bu normalde dünya olarak baktığımızda kabir azabı olarak bir müslümana bu yeter.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.