Nefsin karanlıklarından kurtulup kalbin aydınlık deryasın… konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Nefsin karanlıklarından kurtulup kalbin aydınlık deryasın… hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Yüce güneş can vere gelmiştir. Her nefeste boşaldıkça doldururlar. Ey manevi güneş, can ver de eski cihana yenilik göster. İnsanın vücuduna akıl ve ruh gayp aleminden akar su gibi gelmekte. Her nefeste sen nefesini boşalttıkça yeni bir nefesle o seni doldurur. Bu işin zahir tarafı. O ölü toprağa hayat verir. Fusulet ayet 39. Sen bir ölü topraksın. O ölü toprağa can veren. Cenâb-ı. Hak. Nasıl güneş bütün dünyaya can verir? Bitkiler, hayvanlar, insanlar o güneşin ışığından, ısısından faydalanır. O güneş dünyanın hayat bulmasına sebep olur. Buradaki. Hz. Pir yüce güneş diyor. Yüce güneş deyince ben bunu. Allah’ın zatı tecellisi olarak algıladım. Bir başkası bir başka şekilde algılayabilir. O yüzden ister sen ona zati tecelli de, istersen ona. Muhammed. Mustafa’nın nuraniyeti.
Nefsin karanlıklarından kurtulup kalbin aydınlık deryasın… Hakkında
de, isterse sen onu mürşid-i kamilin nuraniyeti de, aslında baktığında. Hz. Mevlânâ’ya göre bunların birbirlerinden farkı yoktur der. Hz. Pir öyle söyler. Çünkü. Hz. Bir vahde-i vücudun adını anmaz ama söylemleriyle onu anlatır ve hikayelerle meseleyi oraya getirir. O yüzden buradaki can vermek biyolojik değil. Buradaki can vermek manevidir. O bir kimsenin gönlünü uyandırmak, bir kimsenin gönlünü ihya etmek. Nefsin karanlıklarından ona nefes verip ona zikrullah verip onu aydınlığa çıkarmaktır. Bunu mürşit üzerinden tecelli etse de asıl ona can veren. Allah’tır. Bunu bir peygamber üzerinden tecelli etse de manevi bu manada asıl canı veren yine. Allah’tır. Avam yeni derviş onu mürşidin üzerinden görür. Onu peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerinden görür. Nur. Allah’a aittir. İlim. Allah’a aittir. Hidayet. Allah’a aittir.
Rahman olan. Allah’tır. Rahim olan. Allah’tır. Bütün tecelliyat. Allah’ındır. Bütün fiiliyat. Allah’ındır. Maddi manevi ona can veren. Allah’tır. İnsanı nefsin karanlıklarından aydınlığa çıkaran. Allah’tır. Dünyanın karanlığından onu aydınlığa çeken. Allah’tır. Onun önüne perdeleri açan. Allah’tır. Ona fiiliyatları gösteren. Allah’tır. Ona esma-i sıfatlarının tecelliyatına mazhar eden. Allah’tır. Mürşit de. Allah’ın maşası hükmündedir. Allah’ın maşasıdır. O yüzden normalde o manada baktığında hani. Hz. Pir ister o mumdan yan ister bu mumdan yan der. Çünkü hepsi de bir mumdan yanmıştır. O yüzden o gönlü uyandırmak, o nefsi uyandırmak, her nefes alışverişte o kimse zat-ı ilahinin tecelliyatına mazar olması. Cenab-ı. Hakk’ın o kimsenin üzerinde lütufudur, ihsanıdır, ikramıdır. Çünkü her nefes alışverişte onunla alışveriş olur. Bazen biz dervişlere çift esma veririz. Hu esması, hay esması.
Nefsin karanlıklarından kurtulup kalbin aydınlık deryasın… Sohbeti
çift okunur. Yaptığında hem esmayı dışarı verirken hu der. Hem de esmayı içeri alırken de hu der. Hem esmayı dışarı verirken hey der. Esmayı böylece ikili okur ki hem esmayı dışarı verirken hay der hem de esmayı içeri alırken hay der. Bu sefer o derviş hem nefesi verirken de doludur. Nefesi alırken de doludur. O hu verir, hu alır. Hay verir, hay alır. Kayyum verir, kayyum alır. Alışveriş onunladır. Alışveriş onunladır. O gönlün uyanıklığını veren, o nefesin uyanıklığını veren. Allah’tır. Celle celalüu. İster bir velinin üzerinden versin, ister bir çöpün üzerinden versin, ister bir kayanın üzerinden versin, ister bir karıncanın üzerinden versin, isterse o bir denizin dalgasından versin, isterse denizin kenarında karanlıkların içerisinde denizden diye ses versin, o onundur. Onu.
iki görme. Nereden gelirse gelsin esma sana. Esma ondan gelir. Sen zakir esmayı böyle verdi dersin. Değil ikiliktir o. Zakirin üzerinden esmayı veren de odur. Sen dersin ki şeyh efendi esmayı böyle verdi. Zahirde görünen odur. Ehmayı veren odur. Esmayı alan da odur. Kim. Allah’ı zikrederse. Allah da onu zikreder. Bu ayet-i kerimenin tefekkürüne ne akıl yeter ne kalp yeter. Etmez. Bu her şeyin üstünde bir şeydir. Yetmez. O yüzden o her verişte ve alışta o doldurur, o boşaltır. Dolan da odur, boşalan da odur. O her an bir iştedir. Her an zikredeni zikretmektedir. Öyle olunca o ölüye hayat verir. O diriden ölü çıkarır. Ölüden diri çıkarır. O istediğine istediği tecelliyatı yaşadır. O yüzden o nefsin karanlıklarından kurtulup, nefsin karanlıklarından.
kurtulup kalbin aydınlık deryasına, denizine o kimsenin kendisini atması gerekir. Bu kibirle olmaz. Bu gösteriş de olmaz. Bu heva heves de olmaz. Bu neme lazımla olmaz. Bu illaki aşıklıkla olur. İllaki zikirle olur. Illaki gönül vermekle.
İlgili Sohbetler
- Ümmet-i Muhammedin en büyük sıkıntısı nefsini terbiye etmemek 1
- Nefesimiz varken iyilik yapmaya gayret edelim. #mustafaözbağ #Tasavvuf #Zikir #S
- Nefsin kontrolü ve heva heveseten kurtulma
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Nefsin karanlıklarından kurtulup kalbin aydınlık deryasın… konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Nefsin karanlıklarından kurtulup kalbin aydınlık deryasın… sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.