Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Nefis ve heva ·

Nefsimize uyup sarhoş olsak bunu da yaratan Allah 31.12.22

Lut Aleyhisselam'ın peygamber olarak gönderildiği o kavim Tabiri caizse şehvet sarhoş oldu şimdi Bazen zaman zaman dünya insanlığının ve Müslümanların da o şehvet sarhoşluğu altında olduğunu düşünüyor...


«Nefsimize Uyup Sarhoş Olsak Bunu da Yaratan Allâh» Düşüncesi — Cebriyye Sapması

«Nefsimize uyup sarhoş olsak bunu da yaratan Allâh» düşüncesi cebriyye sapmasıdır. Yâ’nî bâzıları derler ki: «Madem Allâh herşeyi yaratıyorsa, benim sarhoşluğumu da O yarattı; benim suçum yok.» Bu düşünce yanlıştır. Allâh kullarına irâde vermiştir; kul kendi seçimini yapar. Sarhoşluğu seçen kul Allâh’a karşı sorumludur. «Allâh yarattı, ben sorumlu değilim» mantığı insanı her günâhtan kurtaracak; bu adâletsiz olur. Mü’min cebriyye sapmasına düşmemelidir.

Cebriyye — Cebir Sapması

Cebriyye, İslâm tarihinde bir sapık fırkadır. Allâh’ın kuluna mutlak cebir yapıldığını iddiâ ederler; yâ’nî kulun hiç irâdesi yoktur. Halbuki Kur’ân ve sünnet kulun irâdesinden bahseder. Mü’min cebriyyenin görüşünü reddetmelidir. Ehl-i Sünnet akîdesi: Allâh yaratır, kul kazanır (kesb eder). Yâ’nî Allâh kulun seçimini yaratır; ama seçim yine kulundur.

Mu’tezile — Diğer Aşırılık

Mu’tezile diğer aşırılığıdır. Mu’tezile kulun mutlak özgürlüğünü savunur; «kul kendi fiilini yaratır» derler. Bu da yanlıştır. Çünkü Allâh herşeyin yaratıcısıdır; kul yaratıcı değildir. Ehl-i Sünnet bu iki aşırılığın ortasındadır: Allâh yaratır, kul kazanır. Bu denge önemlidir.

İrâde-i Cüz’iyye — Kulun İrâdesi

İrâde-i Cüz’iyye — kulun küçük irâdesidir. Allâh kula bu irâdeyi vermiştir; kul ile bunu kullanır. Sarhoş olmayı isterse, içkiyi içer; iste mezse, içmez. Bu seçim kuluna aittir. Allâh kulun seçimini yaratır; ama seçimi yapan kuldur. Bu yüzden kul sorumludur. «Allâh yaratıyor» bahanesi geçersizdir.

«Allâh Yaratıyor» Bahanesi — Şeytanî

«Allâh yaratıyor, ben sorumlu değilim» bahanesi şeytanî bir savunmadır. Şeytan Hz. Âdem’e secde etmediğinde Allâh’a karşı bu mantığı kullandı: «Sen beni saptırdın.» Suçu Allâh’a attı. Bu, şeytanın yolu. Mü’min farklı olmalı. Hz. Âdem aleyhisselâm hatasını kabûl etti; «Rabbenâ zalemnâ enfusenâ» dedi. Hata kendi nefsineydi. Mü’min Hz. Âdem’in yolunda olmalı.

Sorumluluk ve Kader — Denge

Sorumluluk ve kader arasında denge vardır. Allâh kaderi yazmıştır; ama bu kul’un irâdesini kaldırmaz. Kul ne yapacağını bilir; yapar; ve sorumludur. Allâh’ın kaderi bilmesi, kul’un seçimini ortadan kaldırmaz. Bu, derin bir akîde meselesidir; ve Ehl-i Sünnet âlimleri uzun açıklamalar yapmışlardır. Önemli olan: Kul sorumludur.

Kader Bahanesi — Sıkça Yanlış Kullanılır

Kader bahanesi sıkça yanlış kullanılır. «Kader böyleymiş, ben ne yapayım» diyenler hatalıdır. Çünkü kader gerçekleştikten sonra söylenir; öncesinde değil. Hz. Ömer ibnü’l-Hattâb radıyallâhu anh bir defasında salgın olan bir bölgeye girmek isteyince başka sahâbe «kaderden mi kaçıyorsun?» dedi. Hz. Ömer «Allâh’ın kaderinden Allâh’ın kaderine kaçıyorum» dedi. Yâ’nî her iki seçim de kaderdir; tedbîr almak yanlış değildir.

Niyâz — Sapık Düşüncelerden Korunmak

Niyâz: «Yâ Rab, beni cebriyye ve mu’tezile gibi sapık fırkaların düşüncelerinden koru. Ehl-i Sünnet akîdesi üzere yaşamamı nasîb et. Sorumluluğumu kendi üzerime almamı nasîb et. Allâh’ın yarattığını bahane ederek günâhtan kaçmamayı nasîb et. Beni doğru akîde sahibi bir mü’min eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat üzere yaşayan kullardan eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Kader, İrâde, Cebriyye. → Tasavvuf Sözlüğü