İlim

Ne niyetle hicret ediyorsa o kimse hicret ettiği niyeti bulur

Yolda kalmış bir kimse, karanlıkta kalmış bir kimse bir kimseyi şeyh, alim, önder olarak gördü. İhlaslı ve samimi bir şekilde onun peşinden gitti. Yani belki de zamanı ziyan oldu ama o kimse ihlas ve samimiyetinden dolayı sevap aldı ve o kimse elindeki imkanlarla, bilgisiyle yola çıktı. Çünkü ben o yola çıkmayı tabiri caizse üstada intisap edip yola çıkmayı kendimce hicret olarak düşünürüm. Bağdaştırırım onu. Ve Nisa ayet 100. Kim Allah yolunda hicret etmek üzere evinden çıkar da sonra da ölüm ona yetişirse artık onun mükafatı Allah’a aittir.

O kimse Allah için yola çıktı. Çünkü o kimse Allah için yola çıktı. Allah için yürüyor. O kimse Allah için konuşuyor. Allah için sohbet ediyor. Allah için koşuyor. Bir mürşide intisap etti. Allah için intisap etti. Bir cemaat, bir tarikat, bir oluşum. O normalde önüne geldi. Allah için ona bağlandı. Allah için orada yol yürüyor. O zaman o kimse niyeti samimi, ihlaslı, temiz. Farklı bir amacı yok. Farklı bir amacı yoksa o hicret ettiği şeyi bulacak. Hani hadis-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri neye hicret ederseniz onu bulursunuz dedi.

Devam ettirdi hadis-i şerifte. Yani kadına hicret eden kadını bulur. Dünyaya hicret eden dünyayı bulur. Allah için hicret eden de Allah’ı bulur. O zaman bu mesele de ne içindi? Mekke’den Medine’ye hicret edilirken bir müşrik erkek de hicret etti. Bir Müslüman kadına aşıktı. Bir Müslüman kadına aşık olunca o da hicret etti. O hicret edince sahabe dedi ki, “Ya Resulallah hani biz Allah için hicret ettik. O” dedi, “Kadın için hicret etti.” dedi ki, “Kadın için hicret eden kadını bulur.” Sonra Müslüman oldu.

Gerçekten o kadınla evlendi. Dedi ki, “Dünya için hicret eden dünyayı bulur.” Ben hep derim ki hani dışarı mal satmaya gidenler var ya mal satmaya gidiyor, tahsilata gidiyor, ürün pazarlamaya gidiyor, hicret ediyor. Evinden, eşinden, çoluğundan, çocuğundan ayrılıyor. O kimsenin ticareti düzelir ama almaya gidiyor ama satmaya gidiyor. Şeyh Efendinin meşhur bir sözü vardı. Bana söylerdi. Musta Efendi, “Gezen tilki yatan aslandan hayırlıdır oğlum.” diyordu.

Gezen tilki yatan aslandan hayırlıdır. Hicret etmek. Yani o kimse dünya için hicret ediyor. Mal alacak, mal satacak. Başka bir beldeden, başka bir şehirden gerçekten çok bereket bulur. Gerçekten iyi iş yapar. Tembel insan oradan alıp oradan satacağım diye uğraşır. Oradan aldığın yeri herkes biliyor. Gider oradan alır. Sen ondan kar edemezsin. Sen hicret edeceksin. Başka şehirden bir mal alıp kendi şehrinde satacaksın. Hicret edeceksin. Başka bir ülkeden mal alıp ülkende satacaksın.

Ne niyetle hicret ediyorsa Hakkında

Ya da hicret edeceksin. Ülkende yetişen bir ürünü başka bir ülkeye satacaksın. Hicret edeceksin. Allah için hicret edeceksin. Bir yandaki evi davet edeceksin ya da sen ona gideceksin. Dolaşacaksın. Allah’ı anlatacaksın. Resulullah’ı anlatacaksın. Üstadımın yoluydu. Gezerdi, dolaşırdı, anlatırdı insanlara. Herkes zannederdi ki oh ne kadar keyifli bir iş. Ben içimden derdim ki gelin bir dolaşın bakalım. Bir 15 gün evinizden uzak durun. Bir yerde de değil. 3 günden fazla bir yerde kalmaz.

Daha oranın havasına alışamadan 3 gün sonra başka yere gidiyorsun. 3 gün sonra başka yere gidiyorsun. 3 gün sonra başka yere gidiyorsun. Çıkıyoruz Kayseri’de duruyoruz. Kayseri’den Sivas’a geçiyoruz. Sivas’tan Tokat’a geçiyoruz. Tokat’tan Ankara’ya geçiyoruz. Bazen Ankara’dan İstanbul’a geçiyoruz. Hadi gel yap. Yaşın 60’ın üstünde olsun. Bir de gittiğin yerde de durmak yok. Gecesine sohbet var, gündüzüne bayan sohbeti var. Ertesi gün sabah kahvaltıda sohbet var.

Çünkü bitireceksin orayı. Mesela Kayseri. Kayseri gündüz sohbet, akşam sohbet. Bazen kalmayız, gece yola çıkarız. Sivas’ta ertesi gün gündüz sohbet. Akşamın erkek sohbet. Ertesi gün gündüz büyük kadın sohbeti. Ertesi gün akşam gece erkek sohbeti. Ertesi gün Tokat. Tokat’ta gece gündüz sohbet. Ardından Ankara. Ankara’da gece gündüz sohbet. Ardından İstanbul’a dönerdik. Hicret Allah için hicret. Bana vasiyeti de oldu. Mustafa Efendi, “Oğlum ben vefat ettikten sonra devam et.” dedi.

Dervişleri boş bırakma. Emredersiniz efendim. “Oğlum” dedi, “erkirler giderler de kadınlar” dedi gelip gidemezler. Kocaları izin vermez, paraları olmaz. Çocukları olur, soğuk olur, sıcak olur. Kaynanaları, kayın pederleri bırakmaz. Nereye gidiyorsunuz? Oğlum sen boşlama iyi mi? Seyahat et, dolaş onları. Emredersiniz efendim. Hatta şunu derdi. Bir derviş en fazla 45 gün üstadını görmeden durabilir. Ayda bir üstadını görmesi lazım. Onun sohbetine, onun zikrine katılması lazım derdi.

O yüzden oğlum dervişlerin parası olur, parasızlığı olur. Genelde dervişler fukara olur. Onun sözüydü o. O yüzden Mustafa Efendi sen gitmeye çalış. Emredersiniz efendim bu Allah için hicret eden Allah’ı bulur. Bunu unutmayın hiç. Evinde yatan insandan mürşid-i kamil olmaz. Onun hicreti olacak. Hicretsiz bir mürşid-i kamil olmaz. Üstadımın sözü. O bile hicret etti. Konya’da bir yıl durdu. Öyle olmasına rağmen, dolaşmasına rağmen Konya’ya da hicret etti. Mustafa Efendi, “Bu da bizim hicretimiz oğlum.” dedi.

Ne niyetle hicret ediyorsa ve Önemi

O zaman Allah için hicret eden Allah’ı bulur. Dünya için hicret eden dünyayı bulur. Kadın için hicret eden kadını bulur. Erkek için hicret eden erkeği bulur. Ne niyetle hicret ediyorsa o kimse hicret ettiği niyeti bulur. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin söylediği söz haktır. O heva ve hevesinden hiç konuşmadı. O yüzden de Nisa ayet 100’de de kim Allah yolunda hicret etmek üzere evinden çıkar da o kimse Allah yoluna hicret etmek için evinden çıktı.

Sohbete gidiyor, zikrullah’a gidiyor, tebliğe gidiyor, bir yere gidiyor. Allah için Allah yolunda hicret etmek üzere yola çıktı. Sonra ölüm ona yetişirse artık onun Yolda öldü. Mükafat ona ait. Hicrete çıkan kimse şehit hükmünde. Çünkü ben şehit olayım. Bas gaza 180’le gidilecek olan yerde 240’la git. Viraja da öyle gir. Yok öyle değil. Sen sebepler dairesinde olması gerektiği bir şekilde yürü. Yolda ölüm geldi sana. Şehit oldun veya Allah için hicret ettin.

Merak etme niyetin samimiyse, niyetin ihlaslıysa yola çıktığın anda, yola çıktığın anda bir bakmışsın ki şeyhin arabada, bir bakmışsın ki pirın üstüne oturmuş. Sen yalnız gittiğini zannediyorsun. Bir bakıyorsun ki arkada üstadın oturmuş. Bir bakıyorsun ki arkada pirmuş. Bir bakıyorsun ki oo sahabeler arkada oturuyorlar. Yalnız değilsin. Bu navigasyondaki konuşan atın değil. Sağa da sola da değil. yalnız değilsin. O yüzden bir üstatla yolculuğa çıktıysan fazla kelam konuşma.

Soru sorma yolda. Allah’ı zikret, rabıtanı kur. O boş bir yolculuk değil. Allah için yola çıkılmış çünkü.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.