Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Namaz ·

Mümin yalnız Allahtan korkar.Namazında huşu içindedir.

Bu daha önce gelip geçen o peygamberler. Allah'ın vahiy ilahilerini tebliğ eden. Allah'tan korkan başka hiç kimseden korkmuyorum kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. Mümin. Allah'tan korkar. ...


Mü’min Yalnız Allâh’tan Korkar — Namazında Huşû İçindedir

Daha önce gelip geçen peygamberler, Allâh’ın vahyini ve ilâhî emirlerini tebliğ eden, yalnızca Allâh’tan korkan, ve başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. «Hesâb görücü olarak Allâh yeter» (Ahzâb 39). Mü’min de bu yolu izler: Yalnızca Allâh’tan korkar. İnsanlardan, dünyâdan, kınamadan korkmaz. Çünkü Allâh kâfîdir. Bu îmân, mü’minin namazında da yansır: Huşû içindedir. Allâh’ın huzûrunda olduğunun bilinciyle namaz kılar.

Peygamberlerin Yolu — Sâdece Allâh’tan Korkmak

Bütün peygamberler aynı yolda yürümüştür: Sâdece Allâh’tan korkmak. Hz. İbrâhîm aleyhisselâm putperestlerden korkmadan onların putlarını kırdı; Hz. Mûsâ aleyhisselâm Firavun’a karşı çıktı; Hz. Îsâ aleyhisselâm Romalılardan korkmadan Hak’kı söyledi; Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke müşriklerine karşı tek başına Hak’kı tebliğ etti. Hepsi yalnızca Allâh’tan korktular. Ümmet de bu örneği izler.

«Hesâb Görücü Olarak Allâh Yeter» — Mü’minin Şiarı

«Hesâb görücü olarak Allâh yeter» (Ahzâb 39) — bu âyet mü’minin şiarıdır. Yâ’nî Allâh’tan başkasına hesâb verecek değiliz; başka kimseden onay almak gerekmiyor. Bu îmân, mü’mini hür kılar. Dünyâ kınasa da, övse de fark etmez. Önemli olan Allâh’ın rızâsıdır. Bu îmâna sâhip olan kimse, gerçek hürriyeti yaşar; başkalarına köle olmaz.

Mü’minin Namazda Huşûsu — Korku ve Sevgi Birlikte

Mü’minin namazda huşûsu, korku ve sevginin birleşmesinden doğar. Allâh’tan korkar — çünkü O Celîl’dir, Kahhâr’dır, hesâba çekendir. Allâh’ı sever — çünkü O Rahmân’dır, Rahîm’dir, Kerîm’dir. Bu iki duygu kalbe birden gelirse, huşû doğar. Sırf korku huşû değildir; sırf sevgi de değildir. İkisi birlikte gelmelidir. Mü’min Allâh’tan «havf ve recâ» (korku ve umut) arasında olur.

Tecellî — Allâh’ın Kalbe Yansıması

Tecellî, Allâh’ın isim ve sıfatlarının kalbe yansımasıdır. Huşû ile namaz kılan kulda tecellî zuhûr eder. Allâh’ın Celâl tecellîsi gelirse, kul gözyaşı dökmeye, titremeye başlar. Allâh’ın Cemâl tecellîsi gelirse, kul mest olur, derin bir huzûra erer. Bu tecellîler, mü’minin namazda yaşayabileceği en kıymetli hâllerdir. Sâdece huşûlu kullar bu tecellîleri yaşayabilir.

İnsan Korkusundan Kurtulmak — Mü’minin Hürriyeti

İnsan korkusundan kurtulmak mü’minin gerçek hürriyetidir. «O adam ne der», «şu kişi nasıl bakar», «bu cemiyet beni kınar mı» gibi düşünceler mü’mini esir eder. Mü’min sâdece Allâh’ın bakışına önem vermelidir. Allâh nasıl bakıyor — odur asıl mes’ele. İnsanlar geçici; Allâh ebedîdir. Geçicilerden korkmak akılsızlıktır. Mü’min bu hürriyeti kazanmalı; ve sâdece Allâh’a kul olmalıdır.

Niyâz — Sâdece Allâh Korkusu İçin

Niyâz: «Yâ Rab, beni sâdece Senden korkan kullarından eyle. İnsan korkusundan, dünyâ kınamasından beni koru. Namazımı huşû içinde, Senin huzûrunda olduğumun bilinciyle kılmayı nasîb et. Tecellîlerinden istifâde etmemi sağla. Beni hür mü’min eyle; Senden başkasına kul olmamı önle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi sâdece Kendisinden korkan, namazında huşû içinde olan kullardan eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Huşû, Havf, Tecellî. → Tasavvuf Sözlüğü