Mübârek Ramazan günleri tövbe ile, zikir ile geçirmeli, dilimize de sahıp çıkmalıyız. Bu sohbette Ramazan’ın manevi muhtevası, oruçlü iken dilimize sahıp çıkmanın önemi, gıbet ve dedikodudan kaçınmanın manevi tezahürü ve Ramazan’da zikir manevi muhabbetinin yeri ele alınmaktadır.
Ramazan Ayının Manevi Muhtevası
Ramazan ayı, ümmetin manevi mertebesini en yüksek hudutlara çıkaran bir manevi vesiledir. Cenâbı Hak Bakara sûresi 185’te, «Ramazan ayı, ki onda Kur’ân indirilip insanlara hidayet rehberi kılınınıştir» buyurmuştur. Bu ay mü’min için bir manevi mekteptir; oruç ile bedensel arınma, teravıh ile manevi yükseliş, fidiye ve sadaka ile mali fesaddan kurtulma, Kur’ân okuma ile manevi feyz alma tezahürlerine kapı açar. Mü’min bu ayı bir çerçeve içinde gestirmelidir; ayın her günü manevi olarak bir kazança dönüşmelidir.
Oruç ve Dilin Korunması
Hz. Resulullah, «Kim yalan söylemekten ve onunla amel etmekten vazgeçmezse, Allah’ın onun aç ve susuz kalmasına ihtiyaci yoktur» (Buhârî, Savm, 8) buyurmuştur. Bu rivayet, oruçun sadece aç-susuz kalmadan ibaret olmadiğini, dil ve diğer organların da oruç tutması gerektiğini sergiler. Dilin oruç tutması, gıbet, dedikodu, yalan, iftira, küfür, alay gibi dil ile yapılan günahları terk etmektir. Mü’min Ramazan’da diline özel bir dikkat göstermelidir; sadece iyi söz söylemeli, kötü sözlerden uzak durmalıdır. Aksi hâlde oruç sadece bedensel bir uyguşmüş olarak kalır, manevi semeresi tezahür etmez.
Gıbet ve Dedikodunin Manevi Tezahürü
Gıbet, bir müslümanın gıyabında onun hoşuna gitmeyecek bir sözü söylemektir; büyük günahlar arasındadır. Cenâbı Hak Hücurât sûresi 12’de, «Birbirinizin gıbetini yapmayın; biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mi? Bunu çirkin gördünüz. Allah’tan kirkiniz; şüphesiz Allah Tevvâbdir ve Rahım’dir» buyurmuştur. Bu âyet, gıbetin ölü kardeş eti yemeke benzetildiğini sergiler; manevi olarak en çirkin tezahürleri ifade eder. Ramazan’da gıbetten kaçınmak, dilin oruçunu ifa etmektir.
Ramazan’da Tövbe Tezahürü
Ramazan ayı, tövbe için en uygün bir manevi mevsimdir. Bu ayda manevi atmosfer mü’min’e tövbeye yönelmesine yardım eder. Hz. Resulullah, «Ramazan ayında oruç tutan kimsenin geçmiş günahları affedilir» (Buhârî, Savm, 6; Müslim, Sıyâm, 175) buyurmuştur. Bu rivayet, Ramazan’ın tövbe ve mağfiret için en yüksek manevi vesile olduğunu sergiler. Mü’min bu ayda geçmiş günahlarının hesabını vermeli, tövbei nasûhla yönelmeli, geleceke azim ile bağlanmalıdır. Ayın son on gününde Kadir gecesi bulunacağından, özel olarak bu günlerde tövbe ve istikâmete dikkat edilmelidir.
Zikrullâh ve Manevi Yükseliş
Ramazan’da zikrullâh, manevi yükselişe en yüksek mertebede bir vesiledir. Mü’min gün boyunca dilini Allah’ın isimlerini anmakla meyşgül etmeli, kalbını manevi olarak Allah ile birleştirmelidir. Cenâbı Hak Ahzâb sûresi 41’de, «Ey iman edenler! Allah’ı çokça anın» buyurmuştur. Ramazan, bu emrin en yüksek mertebede ifa edildiği bir aydir. Mü’min günde bin defa «Estaifirullâh», «Subhanallâh», «Elhamdülillâh», «Allâhu Ekber», «Lâ ilâhe illallâh» gibi zikirlerle dilini meyşgül etmelidir. Bu zikrler manevi olarak mü’min’in kalbıne nur akıtır, manevi yükselişe vesile olur, diğer ibadetlerin manevi semeresini arttırır.
Ramazan Günlerinin Yönü
Ramazan günleri sadece aç-susuz kalma günleri değil; manevi olarak en yüksek mertebede yaşanmaya vesile olan günlerdir. Mü’min sabahtan iftara kadar Allah’ın huzurunda olduğunu hissetmeli, dil ve kalbini Allah ile meyşgül etmeli, geçmiş günahlardan tövbe etmeli ve geleceke azim ile bağlanmalıdır. Akşam iftarda şükür ile yemek yemeli, gece teravıh ile manevi yükselişe devam etmeli, sabah sahurda yine şükür ile yemek yemelidir. Bu döngü bir ay boyunca devam eder ve mü’min Ramazan’ın bitiminde manevi olarak farklı bir mertebede bulunur. Bu manevi yükselişin korunması için Ramazan sonrasında da mü’min ibadetlerini, tövbesini, zikrini, şükrünü devam ettirmelidir.
Bibliyografya
- Kur’ânı Kerîm, Bakara 2/183-187; Ahzâb 33/41; Zâriyât 51/55.
- Hücurât 49/12; Araf 7/55; Zümer 39/53.
- Buhârî, Savm, 6, 8, 9; Tevhid, 35.
- Müslim, Sıyâm, 175, 197; Zühd, 22.
- Tirmizî, Savm, 60-66; Ebû Dâvûd, Savm, 26-27.
- Nesâî, Sıyâm, 73; İbn Mâce, Sıyâm, 14.
- İbn Kesîr, Tefsirul-Kur’âni’l-Azım, Ramazan âyetleri tefsiri.
- İmâm Gâzâlî, İhyâu Ulûmid-Din, Esrârus-Savm bölümü.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Zâdul-Meâd, Ramazan ve sıyâm bahisleri.
- İbn Hacâr el-Askalânı, Fethul-Bâri, sıyâm hadisleri şerhi.
- Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtul-Kulûb, sıyâm bahisleri.
- Küşeyrî, Risâlei Küşeyriyye, oruç ve susma babları.
- İmâm Nevevi, Riyâzus-Sâlihîn, sıyâm bölümü.
- İbn Atâullah, Hikemi Ataiyye, tövbe ve zikr hikmetleri.
- Mevlânâ, Mesnevii Şerîf, c. III-V (Ramazan ve manevi yükseliş türevi konuları).
- Yûnus Emre Divanı, Ramazan şühudu.
- İmâm R&abbacirc;ni, Mektûbâtı Şerîfe, Ramazan mektupları.
- Mahmud Sami Ramazanoğlu, Ramazan Sohbetleri.
- Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, Ramazan ve oruç faslı.
- Mustafa Özbâğ, Sohbetler, Ramazan-İnfak serisi.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, mübârek Ramazan günlerinin nasıl tövbe ve zikir ile geçirilmesi gerektiğini, oruçlü iken dilin korunmasının önemini, gıbet ve dedikodunin manevi tezahürünü ve zikrullâhın manevi yükseliş vesilesi olduğunu bütünlük içinde sunmaktadır. Ramazaninfak serisinde manevi yükseliş boyutunu vurgulayan ana sohbet niteliğindedir.
Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Video: YouTube | Seri: Ramazan-İnfak