Malum böyle şebu aruzla. Burada arkatarata boşer ve bir kısmınızı bu tarafı geliyor. Böyle cümmanın son namazı vahviliyinde cümayı kılıp hemen böyle sıvışacak cümmati benzemeyim. Var ya onlar ön Safa geçti, adamı hırkına diyor geçti. Yani oyun Safa gelmişek erkekler daha eviliyormuş. O ön Safa gitmek, sen ki böyle bir cehennem azıha vahiliyip oradan çıkmak zor ya ben, fardıklık çekecekler değil mi? Harun acıvla yapıyorlar değil mi? Harun acıamız da malum, bayindirde imam. Babası değilim, anında mâşâallah su vanlıla bizi
severdi, biz zorunu severdi. Var mı dışarıda arkadaşlar? Yoksa ben geleceğim tekette kere içerik adacağım şimdi. İbrahim, sen misin orada? Gözüklü olan İbrahim sen değil misin? Tamam var mı dışarıda arkadaş? İçeri hepsinde gönder. Ben buraya genişetirim da Allah’ın izinler. Şeyba aruz da regayip kandili böyle bir hafta olunca arası. Bizim acıcafardı dedik ki birleştirelim ve dedim birleştir. Hani hiç olmasa dedim, insanlar her hafta taşınmasınlar. İkisini birleştirdik güzel oldu. Ben zaten karıştırmayı birleştirmeyi çok severim. Şeyh’im dedardım. Mustafa, ben
de çok seviyorum. Karıştırmayı derdi. Ham dosun, böyle karıştırmayı çevirmeyi, evi birmeyi seviyoruz. Mevlana’yı Anma – Regaib Kandili Sohbeti – 25.12.2025 Hakkında Elhamdila, böylece birleştirdik. Ve regayip kandiliyle, şey bu arası bir lekte yaşamak anmak. Hem rahmet kapısının açılışını, hem de bu statkece seni aynı sofra da aynı mecliste buluşturmak gibi oldu. Bu tabirim mi hoşgörün istemekle, bu stat arasında ki yol gibi oldu. O yüzden ben bu geceki sohbetimi inşa ve süresinin 5, 6, 7 ve 8, 9’ince ayetleriyle
başlamak istiyorum. Bunlar da bir adı, dünyanın değişik merkezerine Müslümanların kanı harıl harıl akıtılmakta. Denile bilinir ki yar yüzünde bütün yaşayan Müslümanların can mal, akıl, din, namus ve mal güvenlik kalmamakta. Ve İslam dünyası bilinçli bir şekilde. Ümüt siz diye bilinçli bir şekilde yenilmiş diye. Bilinçli bir şekilde çaresiz diye sürüklenmekte. Ve ümmet ne yazık ki o ümüt sizlikten umuda o çaresizlikten silkilenip çaraya. O derman sizlikten silkelenip dermana ulaşmayı kendisinde görmümekte. Ve o acıl yenilgi iki yüz yıldanları kabullenmiş
haksızdığı hukuk sudu, kanun sudu, kabullenmiş, istaman hukukundan ahlakından. İslamın kendi kurallarından uzaklaşmayı kabullenmiş ve o kabullenişte ne yazık ki bir silkelenme bir dirilme, bir kendine gelme, modunu kaybetmiş. Raga’yı be bakarken o istemeyi, o kurtulmayı, o ümid etmeyi, o dirilme yoluna girmek olarak bakıyorum ve çok acı bir şey. Ben o tu sekiz yıldan beri sohbet ediyorum. Böyle bir zamanlarda en sıkıntılı en sancılığı zamanlar yaşadık. Onu kevrlül, onu kevrliden sonra ve 28 yübat ve 28 yübatdan sonra günden
günlüğe 29 yübatdan sonra günden günü bilhasa ülkemizden sonra söylüyorum. Müslümanlar adım adım geri adım maktan, Hazret-i Piyrin de imi ile iplikçiler gibi geri geri gitmekte ve bütün ne yazık ki camatlar, cemiyetler, tarikatlar İslam’ın yaşama ve yaşatma mücadelesi vermen noktasında duranlar hızda dünyaya bileşme, hızda sekülerleşme, hızda kuram ve sünnet seneye’den ayırılma, kuram ve sünnet seneye’nin hukukundan ahlakından hızda uzaklaşmak dalar. Öyle bir haregeldi ki, haramlar sanki helalmış gibi, Allah’a isyan sanki normalmiş gibi, hadi siz şerifleri inkar etmek
bir erdenlikmiş gibi ve mesepleri inkar etmek büyük bir devrimmiş gibi. Sanki çok önemli bir fikirmiş gibi hatta ve hatta küsahlıta ve hatta ki bir lirikte çok özüriler mamak küfür de o kadar ileri saf hayag edildi ki ümmetin içinden bizdenmiş gibi görünnen siyasiler bir okrahtar kuranik herimin bir kısım ayetlerinin değiştirilmesini konuşmakta. Ve gözümüzün içine bakabaka gözümüzün içine bakabaka, bin dört yüz yon önceki hukukun uygulanamayacağını gözümüzün içine bakabaka bazı ahayetlerin değiştirilmesi gerektiğini söyleyip geçenlerde açıklama yapam bir Yahudi,
Amerika’daki Yahudi bir hamin Müslümanlara cihayta etlerinin kötülüğünü anlatmamız ezberletmemiz lazım. Fikrini bizdenmiş gibi görünmü bir okrahtar ve siyasetçiler o Yahudi hamin ağzıyla konuşmakta ve ne acı ki ümmetim hâmet buna karşı bir tepki göstermemekte, ümmet Muhammed Sanki dünyaya vilestikçe uyutulmakta uyutuldukça da sömürülmekte, sömürülldükçe de ne azeki kendisinde baş kaldıracak kendisinde hayır diyecek. Bu böyle olmaması lazım diyecek nefesi ve takati kalmamakta nefesiz, takat siziz bu konuda bilincimiz ve şihurumuz satın alınmış vaziyette biz de bunu kabul etmişiz. Biz
birincimizin satılmasını imanımızın satılmasını, bir şekilde kabul etmişiz. Aman bizim kazançlarımıza zarar gelmesinde, aman bizim memuriyetimize biz zarar gelmesin. Aman bizim başımıza bir şey geler bakarsınız, öyle ya bakarsınız tutuklarını veririz biz, içeratı veriller bizi o zaman içeratılınca biz ne yaparız ve ota ne üçüp bir düzenimiz var sistemimiz var. Hali arız satıyoruz para kazanıyoruz, hayatımız yerinde ne güzel tatillere gidiyoruz, deniz kenarlarında çıpıl diyoruz, bizim müslümanların da hakkı bu, lükş evler lükş füllularlar lükş arabalar olmasını, bizim müslümanların da
hakkları bu, lükş yemekler yemeyelim mi, yani gitmeyelim mi lükş restoranlara, kocaman tabani içerisinde iki lokma bifte 20 bin dolar vermiyelim mi, yani bir füllistinde açlık var, tüh, çok üzülüyoruz füllistine ama bu yemek tabana 20 bin dolar verilir parisi de. Onun sonra da füllistin yürüyüşüne katılabiliriz hiç sıkıntı yok, hatca gidebiliriz en lükş paralarla en lükş bir şekilde. Füllistin gazze, doğut hürküstan, suurya, ırak afganistan, faztunuz, ceza, ırmısır, tüh, ve tüh tücümure etlerde ben müslümanım diyenlerle hirli ile muhammetle
resulullah diyenlerin en sesinde boza pişiriliyormuş. Ya bunlar da radical İslam Ciza’ın funda malete isbunlar. Bunlar düzenine ayak huydurmayan insanlar, o yüzden bu düzenine ayak huydurmayan kimseler yok edilmeleri, legerekir, başlarının ezilmeleri gerekir. Biz bunu da satın almışız. Bunda kabullenmişiz. Ya arın Mustafaız bu atı tüklü asalar, belli idolunlulu o cadranı, milleri geri konuşmasaydı o da. Hani meşhur ya burası adam çeşme yaptırmış. Yadım, müslümanlar içemez diye gitmişler, patişaha şikâyet etmişler. Bunu hepiniz biliyorsunuzlar da çok hoşuma gidiyor bu benim.
Patişaha şikâyet etmişler demişler ki, müslüman memleketinde, bundan sebişe, müslümanlar mısından içemez, patişaha demiş ki oza, efendim müsaade dinlemiş benim de demiyor, göreceksiniz. Burası da ki katolik cemaatının papazını dardes etmişler. Tutuklamışlar, bütün katolikler saraya gelmişler olmaz demişler. Ne suç var? Biz onsuz, nikahlanamayız, onsuz, boşanamayız. Çocuklarımızı vaktis edemez. Biz onsuz dinimizi yaşayamayız. Rütfen, neyse, bedeli öde elim, bizim papazımızı bıraktım işte. Ozaat demiş ki, arifi billahi, rica lülgaltlardan işte. O demiş ki, patişahım, bak amacında ulaştı, bırak şimdi demiş,
papazı. Artesi gün Yahudilerin hahan başına almışlar. Dardeşsetmişler, bütün Yahudiler gelmişler. Demişler evlenemeyiz, boşanamayız. Çocuklarımızı onsuz, isim, konmaz. Biz demişler. Etbile giyemeyiz. Hahan başı o et, mağul dur, uygun dur, diyecek. Ona göre fetav verecek. Bizim etimizi daha biz öyle yeriz. Neyse, diyet ödeyelim. Bizim hahan başımızı bırakın demişler. Neyse, bırakmış. Artesi gün demiş ki, burası müftesini vazesnasında kürsiden alıp göterim. Burası müftesini o vaz ederken, derde setmişler götürmüşler. Cemaat demiş ki, bunun beyle olacağı belli edin. Beldeye zaten yani
işte. Bir kişi gidip de padişaha dememiş. Padişahım, bizim müftüm, bizim ne suçu vardı. Bizim kadın mısın, ne suçu vardı? Neden onaldınız? Biz o olmazsa dinimizi yaşayamayız. O olmazsa bir şu olmaz, bu olmaz. Bir kişi dememiş. Padişah şaşkın o arif zahattemiş ki sevgili padişahım demiş. İşte müstümanların durumu bu demiş. Kendin bir imamlarına daha sahip çıkmazlar. O yüzden demiş yazdım çeşme. Buradan müstümanlar su içemez diye. E tabi üzerinden yıllar geçmiş değişen bir şey yok İslam dünyasında. Bu vaz
eden vayanta bir cemaat ve abitari katın başında kikimsi alıp götürseler. Kimse peşinden gitmez. Bu ümit siz değil ki umutsuzluk bu ne yazık ki müstümanların da olmuşlarına gösteriyor. Ve acımişe o yenil giymüsüm anlar kabul etmiş. Ben sizleri temizli ediyorum. Sizleri temizli etmeyin. Sebebi, sizin böyle nefsinizle ki birinizde susar mekteyim. Kasbel kadar ben ne beraber otusak izilden bir kuşan ne yazık ki nerede, noriye de de. Nuriye birisi gelmiştik, dedeceğim demiş. Mesleme o kıyorlarmış. Tamam dedim dergandedeisi yoktu. Sen
de dergandedeisi ol dedim. Oktayla uğraşacak artık. Ondan sonra ben karışmıyorum. Otus sekiz yıldan verivene beraber hep beraber. Buradaki ne abdabı beraber. Kuşuşturuyoruz. Allah razı olsun. Derdimizde dertlandınız yolumuzla yollandınız. Kederimizde kederlendiniz. Aşkımızla aşıklandınız. Sizlere Cenâb-ı Hak’ın ozurunda hepinizde ayrı ayrı teşek ürediyorum. Burakıp gitmiyorum merak etme. Bende bırakıp gitmek yok. Rabbimiz de onlardan eğlemesin. Rekayıp bu manada rabet kökünden geliyor. Bol ve derli bir baş. Rikafat, sevap, fazilet ve amel olarak anlıyorum. Yani yönelmek, ona yönelmek, Allah’a yönelmek. İstemek,
Allah’tan İstemek, Allah’a yalvarmak. Kali bir Cenâb-ı Hak’ın yoluna ve kapısına çevirmek. Ve bu gece günahkarların danebelirmeyim. Acaba kapı bana açılır mı diye sorduğu gece umutsuzların übitsizlerin kendilerinde übüt ve umut ışı göremeyenlerin hala kapı açık mıdır? Kapı açık mıdır ki diye sorduğu gece? Oysa Cenâb-ı Hak’ın keremi de buyuruyor ki Allah kullarına karşı çok lütfen gördünüz. O kullarına karşı hep lütfen gördünüz. Kullarına karşı hep merhametli kullarına karşı hep kucak açıkçaya. Tövbe ederlerse tövbelerine kabul edecedir. O yüzden ragaayip
bana şunu söyler. İstemek ayıp değildir. İstememek, gaflettir, küsahlıktır, kibirliliktir. O yüzden bir kimse Cenâb-ı Hak’tan ne istiyorsa bu fakirin tabireyle annenizden babanızdan, kocanızdan eşinizden çocuklarınızdan rahat isteyemezsiniz ama Allah’tan rahat bir şekilde. Penerekmek ister gibi isteyibirlersiniz. O yüzden de gayip Allah’tan istemek Allah’tan Allah’a ümiyid etmek, umut beslemek. Yağruna karşı direnç göstermek. Her türlü sıkıntı ya, her türlü belamüsü bederde, her türlü olumsuz eğer karşı gözünü gelip boyunu Allah’a büyük mektir. Ve bütün… Şeytanı sistemler ve şeytanlaşmış insanlar sizin
boynumuzu kendisine büyükmenizi beklerken sizin boynumuzu Allah’a büyükmenizi de re gayip o yüzden bu gece ve hatta bundan önceki gece ve abından sonra ki geceler müminin suvinin boynumuz sadece ve sadece Allah’a habük mesidir o Allah ki kullarının hem tövvesini hem durasını kabul eden Allah’tır. Hani Cenâb-ı Hak ademi yarattı da adem edemişteki işte şu bölgeye yaklaşma ve aşağı acayaklaşma ve aşı bitkiye yaklaşma burası çok önemli değil benim için Cenâb-ı Hak bir emir vermişti onlara bir sınır çizmişti Allah
kullarına sınır çizler çünkü adem edesinur çizmişti. Bunu böyle illakya ağaştı yok meyvaydı yok daldı çecekti bu daftı yok bir yerde olarak görmüyün. Cenâb-ı Hak sınır çizdi ademe dedeki bu sınırdan öteye geçme. Aynı şekilde mumsaya da sınır çizmişti. Cumartesileri dedeki ablanmayın. Sınır çizler Allah kullarına imtanın sırı budur. Sınır çizler. Müslümanlara der ki fayiz de işte galetmeyin. Sınır çizler. Mimdire der ki hul işte işte galetmeyin. Sınır çizler. Mimdire der ki içkiden uzaktorun. Sarhoş edeceği yerlerden uzaktorun. Sınır çizler.
Müminlere der ki şirkten uzaktorun. Sınır çizler. Bakın sınır çizler. O yüzden adem ededeki eee adem. Havva ile beraber bu sınırı aşmayı. Onlar sınırı açtılar. Bakara ayağı ato tuz yedi. Adem Rabbinden kelimeler aldı. Günahının bağışlanmasını istedi. Allah ta tövvesini kabul etti. Şüphesiz kallâ, tövbeleri çok çakabüllerendir. Merhamet sahibidir. Ve adem ile Havva Cenâb-ı Hak’ın lütuhu ikramı ihsanı öğretmesi ile. Araf süresi ayet yirmi üçdeki duayi yaptılar. Tövbeyi yaptılar. Ey Rabbimiz biz kendimize zulmettik. Eğer bizi boyuşlamaz ve bize acımazsan
mutlaka ziyâne denlerden oluruz dediler. Ve Cenâb-ı Hak kendi katından kendil lütfından kendi ihsanından ikramından adem ve Havva’nın bu duansını bu tövbe seni kabul etti ve adem aff olduğu. Havva aff olduğu. Ey inanam müslümanlar. Allah’tan üvidinize kesmeyin. Hangi günahı işlediği seniz işlediniz? Hangi suçu işlediği seniz işledi işlediniz? Cenâb-ı Hak rücü edin. Ona tövbedin. Ondan af dileyin muhakkak ya Allah gafuru rahindir. Günahlarınızı affedecektir. Bakar elidot. Bir zaman muhsa kalmine şöyle demişti. Bu zahı yiyor ilah edinmekte şu pesiz
kendinizi zulmettiniz. O halde var. Yaratanınızı tövbedin ve birbirinizi öldürün. Yaratanınız katında bu sizin için daha hayırlıdır. Allah tövbenizi kabul etmiştir. Çünkü o tövbelleri çok çakabüleden ve çok çakmer hametli olandır. Bu ayetik heri mellari sizden saklanan ayetik heri mellardır. Hani muhsa ales alan turrisi inayet çıkmıştı. O tuz gün çıkmıştı Cenâb-ı Hak ongunda elah ve tıkırk gün. Suvüler buna erba inderler. Kırk gün bir yere kapınıp Allah’ın zikretmek ve Allah’a ibadet etmeyi erba inderler ayetik heri mellari etsabitdir. İşte
muhsa ales alan o gün için turrisi inayet çıkıp Allah Allah konuşurken maalum sevmuremiydi ismi. Evet, o kimse böyle altından bir buzay yapmıştı ve altından buzayet tapanlar olmuştu. Cenâb-ı Hak muhsa alın kalmine şunu emretti. Dedeki bu putat tapanlar var ya, putat tapından var ya, evet tapın meyanlar o tapındanların öldürecek o zaman Allah’ınlara affet çek dedi. Dikad edin. Putat tapındanları, putat tapın meyanlar bu sahnın kalmışın söylüyor. Öldürecekler Allah o zaman onların tövbelini kabul edeceğim dedi ve Cenâb-ı Hak
tövbeleri çok çak kabul eden ve çok merhametli olandır. Bakara yüz atmış ancak tövbedip kendilerini dizaten ve Allah’ın indirdiğini açıklayanlar müstesna tövbedip kendilerini dizetten ve Allah’ın kitabını Allah’ın kitabını. Eğmeden, bütmeden ayetik heri mellari düzgün yerli yerinde açıklayanlar müstesna yani ayetik heri mellari saklamayan ilmi saklamayan ve ayetik heri mellari Cenâb-ı Hak’ın indirdiği şekilde tebule eden. Zamanı göre güce göre, esen rüzgar’a göre değil. Allah’ın indirdiği hükme, tabi olup, öylece onu tavsiye eden, öylece onların asyat edenler müstesna, işte onların
tövbellerini kabul edelim. Ben tövbeleri çok kabul eden ve çok merhamet edelim. Bu da nedir? Bu da alimlerle alakaladır. Ahmirlerle alakaladır. Şeyhim Mürşidim diye dolaşanlarla alakaladır. İlahi açılarlarlakaladır. Dihanetçilerlerle alakaladır. Allah’ın kitabını düzgün bir şekilde Cenâb-ı Hak’ın indirdiği bir şekilde. Ama açıklayosunuz yoksa, trampa göre mi, makroma göre mi? Neden yoğuya göre mi? Açıklayosunuz ve uyguluyorsunuz. İpiniz kimine elinde? Nefsiniz kimine elinde? Siz İpinizli elinde tutanların istediği gibi maerleri anlatıyorsunuz. Yoksa birisizin bir tarafınızdan yakaladı da onların istediği şekilde maer
anlatıyorsunuz. Ümmeti nasıl saptıracağınızı şaşırmışınız? Aytlerin nasıl inkar edip nasıl küfredüşürlür bunun yolunu aramaktasınız? Gelin ey ümmet Muhammed’in alimleri, alim gibi görünenleri. Gelin ümmetim Mehmet’in şeh gibi mürşid gibi görünenleri. Gelin ümmet Muhammed’in önünde kendisini kurtaricığı, himen gibi göreniz. Sağ ol Allah’a. Tövvedin Allah’a. Nefesiniz varken. Nefesiniz varken. Tövvedin kapısı açıkken. Bir de ümmet Muhammed’in önünde tövvedin. Deyin ki biz Ayt keremeleri çarpıttık. Bir profesör diyor ki, geçen izledim, paylaştım da Kur’an da yediği üst tane Ayt var diyor. Zikirlen
Lakalı. Bunun söylüyen de profesör zikirlen Aylakalı. Yedi yüz Ayt var diyor. Yedi yüz Ayt. Gelin ümmet Muhammed’in önünde düşünde. O kendi Hava ve Hvesinizden yorumladığımız Hava ve Hvesini uydunuz. O ümakla Ayt keremeleri çarpıttıklarınızdan özür dileyin. Bir maaşa kurban olmayın. Biz zakata kurban olmayın. Biz sadaka ya kurban olmayın. Bir makama kurban olmayın. Hayat dediğiniz şey. Gözdeçim kapatınca kadar biten bir şey. Bir bakıyorum ben arkaya atmış beş yıl geçmiş. Bir bakıyorum ben arkama derviş olalı otuz sekiz yıl
olmuş. Sanki dünki gibi, sanki hiç yaşamamışım gibi. Sanki önümde hönüz daha kocaman bir hayat varmış gibi. Dün insanın önünde küçük kalıyor. Gelecek insanın önünde büyüdükçe büyüyü o oysa öyle değil. O yüzden bu sözüm alimlere şehlere dihaneçilere ilah yatçıları gelin çarpıttığınız Aytikeremeleri bu insanların içerisinde düzeltinde Rabbim sizleri affetsin. Yoksa o bakara yüz atmış bir deki tecelleyecek. Inkara edenler ve kafir olarak ölenler var ya şu pesiz ki Allah’ın meleklerin ve bütün insanları laneti işte bunların üzerindedir. Aytikeremeleri çarpıttanlar,
hadis şeritleri inkara edenler, Aytikeremeleri vahdis şeritleri kendi hava ve veslerine göre yorumluyenler. Allah’ın dinini de iştirmeye çalışanlar. Kur’anı indirildiği gibi değil. Kur’anı Hazret-i Peygamber salallu al vesella mazretlerin anladığı ve yaşadığı gibi değil. Kendi hava ve heveslerine uygun yaşayanlar. Uygun anlatanlar yol yakınken nefesiniz var iken tövbedin geri dönün. Yoksa bu dünyadan inkara etmiş ve kafir olarak küçük gideceksiniz. Allah ve melekler ve insanlar insanlar bakın mümünler demiyor. İnsanlar size la net edecekler Rabbim korusun. Bakara iküz yirmi iki
şu pasiz Allah tövbedenleri sever temizdenenleri de sever. Bu aytikeremenin başı kadınlarla kalıdırmalum kadınların mağayan günleriyle alakalıdır. Ama ve laken aytikeremini sonu bütün müslümanları bütün mümünleri ilgilendirir. Allah tövbe edenleri ve temizdenenleri sever. Temizdeken zahirdir hem batındır. Zahirdemizlik maalum dur. Müslüman temizdir. Müslüman kokmaz. Müslümanın saçı sakalı temizdir. Müslüman kadının örtüysin mantası temizdir. Müslüman kadın erkek çocuk temizdirler. Evleri temizdir. Hepsi de de herlili topludur. Müslüman kadının evi dağlığını değildir. Çorabı bir tarafta, kazabı tarafta böyle bir müslüman kadın evi
düşünlemez. Müslüman bir genç kız. Müslüman bir genç kız derli topludur. Eşansını oraya buraya atıp annem toplasın diye bakmaz. Kendisi toplar. Kendisi dizahine de müslüman bir erkek genç yaşlı önemli değil. Tertiplidir. Düzennidir. Gömneğin hiç kardında asar, kirli ise götürür, kirli sepetine böyle atmaz. Katlar da koyar. Kirlisi daymıştumanın tertiplidir. Kirlisini de ayatmaz. O su, fiyse kirlisini de ay katlar düzenler öyle bırakır. Yatağına dağını bırakmaz bir müslüman. Yatağını kendisi derler toparlan. Sünnet bunlar. Sünnet yorganını toplar koyarsın kenara. Ben
adamım, yorganı böyle bırakır gider. Sen su fiysin. Sen her şeyin tertipli düzenli umalı. Evet Müslümanlar o yüzden temizdirler. Allah temiz olanları sever. Bu zahiri temizlik ya bir de içsel temizlik var. O zaman içsel temizlik ne var? Bir şeriyata göre var. Bir tarika taköre var. İki o zaman marifete göre var. Bir de hakikate göre var. Şeriyata göre içsel temizlik nedir? O kimseneğin günahlarına toöbe etmesi dır. Bu şeriyatın emlidir. Şeriyatın bir kimse günahlarına toöbe de. Tarika taköre okum
senin tövbesi. O bir pişmanlıkdır. O bir daha o günah girmemek için çabak göstereceğiz. Marifete göre artık o günahı yaklaşmen bir kimseler. Hakikate göre tövbe de bir kimselin geçmiş günahları hayra çevreler. Hakikat tövbesi geçmiş günahların hayra çevirilmesidır. Nahil yüze on dokuz. Sonra şüphesiz kirabbin bilmeden günah işleyip ardından tövbe de ve kendilerini düzentenleri bağlıçlar. Bunlardan sonra Rabbin çok bağlıçlıyan çok merhamet edendir. Bilerek veya bilmere günah işledim üstüm am. Bilerek veya bilmere günah işledi. O günahtan tövbe den o
günahtan geri dönenleri Cenâb-ı Hak’ın abart onların tövbelerini kabul eder. Hicir kırtoguz elli. Eyi peygamber, kullarıma benim son derece boğuşte ece. Ve merhamet de olduğumu. Azabımında gerçekten can yakıcı bir azab olduğunuz söyle. Eyi muhammet, ey peygamber, salvallı ve sellem. Kullarıma söyle. Ben son derece boğuşte ece ve merhamet değil. Tövbe ederlerse tövbelerini kabul edelim. O yüzden kullar Allah’tan ümitlerini kesmesinler. Ben tövbe temtövbe’nin kabul olduğumu olmadımı diye şeytanın ve sesine kanmasınlar. Çünkü adı şerta Allah Reserva salvallı ve sellem
buyurdu ki tövbe den hiç günah işlemem iş gibidir. Tövbe yüzonyi ki bunlar yani mühünler. Günah nahlaran tövbe edenler. Allah’a yibade edenler. Onu hamte denler. Onun yolunda seyahat edenler. Rükü edenler, sejde edenler. İliye emredip kötülüğü yasaklıyanlar ve Allah’ın koyduğusunulları koryanlardır. Mümilleri mühdele. Demek ki o mühümünler, öyle kimselerdir ki bunlar günahlarına tövbe derler. Daha mı diyor ayetiklerime. Allah’a yibade tederler. Ancak Allah’a yibade derler. Ancak Allah’a deri yibade. Ibadet şeyh edeydir, alim edeydir. Ibadet herhangi bir siyasetçiye bir okra
tad değildir. Ibadet anneye babaya değildir. Bütün imaadetler Allah’ı hazır. Bütün imaadetler. Bak ben siz ehli tasa olfalafsöyle enlere. Evet bir kısmı belki de yoldan çıkmış olabilir ama suvular gerçekmanada Allah’a ibadet ederler. Üstak bize sadece Allah’a ibadet etmeyi yöğretir. Nefis’den mücadele yöğretir. Nerede nefsimiz o ümadet bize onu öğretir. Bize zikrullahın ellerini öğretir. Bize maanevi hallere öğretir. En maade ne yaşanır levamede mülimede mutmanede. Radiede, mardiede, safiede neler yaşanır. Nefsin hallere nelerdir. Kalbin hallere nelerdir. Bu nefis merati plerinde
nefsin zikrilerine nelerdir. Hangi makamda, hangi esma, hangi kalbi makamda, hangi tefek yur, hangi esma üstat bunların söylen öğretmendir. Üstat Allah değildir. Üstat Allah’ın alifhezide değildir. Üstat Allah’ın yerine konuşandad değildir. Bunlar sapkın nittir. Allah’a diceğini demiştir, ayet bellidir. Hazreti Peygamber diceğini demiştir, hadiş şerifler bellidir. Üstat sadece bu zamanı görev eder, üçlere göre eğitim ve öğretim büklerir. Üfreda bellidir. Üfredat kuran sünnet imanların iştadadır. Üfredat başka bir şey değildir. Üfredat kuran o yuyumak sünneti seni yayuyumak imanların iştadın o
yuyumak suvillikse ilk suvillerin yoluna imaktır. Muhasibye o imaktır. Kuşehriye o imaktır. Suvillik tendi heva ve hevesine o imakt değildir. Suvillik birilerinin heva ve hevesine o imakta değildir. O yüzden tarih boyunca gerçekten ne da suviller, hem hem evliler de hem abbasiler de tabirca ise enselerinde boza pişirilmiştir. Sonra da zaman zaman, salçukruldarda da o Osmanlılar da gerçekten mağına da suviller zorluklar yaşamışlardır. Gerçek mağına da suviller. Bu ne hacı bayramın ve ne hacı bektağı için bu ne hazretim evlana
jelerletin rumi buna yüftahadazleteri, buna mağımı da hidayazleteri, buna niyazimiz razleteri, buna bunları yaşamışlardır. Şahitdir bunlar buna. Koca imam ağzam şehit edilmiştir. Kim tarafından, apa siler tarafından. Serahsi şehit edilmiştir. Kim tarafından, apa siler tarafından. Allah cümansur şehit edilmiştir. Onları şehit edenler de Müslümanlar. Evet, şehit nasimi şehit edilmiştir. Onu şehirde de Müslümanlar, o yüzden gerçek manada su filar çileyi çekenlerdir. Tabirca ise boyunun da ilmeyi taşıyanlardır. Su filar çünkü Allah’a bağladır. Resulullah bağladır. Su filar, kur anvesi netaba aladır.
Su filar’ın başka bir yere bağımlulu yoktur. Kur anvesi net söz konusuysa tabi olurlar. Kur anvesi net söz konusu değil ise hayattarı, pağısına da olsa tabi olmazlar. O yüzden su filar’ı zahalim yöneticiler sevmez. Su filar’ı kafirler sevmez. Su filar’ı minafuk yöneticiler istemiş Müslümanmış gibi gibi görünen insanlar da sevmez. Su filar’ın seveni azdır. Su filar’ın seveni azdır. Su filar ama bu manada gerçekten su fili geçiyorsa gerçekten gerçekten iyi man sahi deders. O yüzden ayet terime çok azınız iman
etti der. Bunlar bir ahuç sufi toplulu odur. Bunlar yüzgara göre yönbicmezler. Parmanın statıprüzgar nereden etsiyo şuradan ben do taraftanım. Demezler Su filar ebuzer’i gefar’ı gibi kur anvasın netesim sıkı yapışıkdır. Ebuzer’i gefar’ı Hazret-i Peygamber’den sonra garip yaşadı. Sevemedi hiç kimse ebuzer’i gefar’ı. Sevemedi neden cünkü kitabın ortasından konuşuyordu. Hazret-i Osman Efendi’iz bile onu şama gönderdi. Medin eden. Şama gitti durdu mu? Çok hoşuma gider. Çok yüzünlendirir beni. Çok icim acıtır. Çok icim acıtır. Zamanın eşkiyasıdır. Ebuzer’i gefar’ı. Bir çanından
kandan ne hanı. Kılıcından kandan ne han kimseler. Hiç kimse ebuzer’i gefar’ı karşısında duramaz. Ama Hazret-i Peygamber ve Fade’din ge, Ebuzer’i gefar’ı ne azeki hiçbir yere seyummaz. Hiçbir yere seyudurmazlar onu. Şama gider. Şamda da muhavi’ye onu istemez. Çünkü kitabın tam ortasından konuşuyor. Kitabın tam ortasından konuştuği için muhavi’ye ondan rahatsız olur. Bektü pez arhatsa tozmana. Şama geri istiyorsan ebuzer’i buradan aldar. Ve ebuzer bir emrini amayla medinye gelir. Artık o medinye de küskündür. Gider medinin kenarında, kurma dağlarından bir
çadır kurar tek başına yaşar ve tek başına röldür. Hazret-i Peygamber’in de onun üzerinde söyledi. Sen tek başına garip bir şekilde öldürsünler. O da tek başına garip bir şekilde öldür. İşte su filerin, gerçek manede su filerin, mehmanlara ebuzer’i gefar edir. Ekmeğini devletten beklemeyen suyunu herhangi bir kimseden istemeyen. Kendi kendine yettiği kadar yetebirler. Hiç kim şey, şey en illah demeden yaşayanle bizleri gefar edir. Hiç kimseden hiç bir şey istemez. Muhaviye keselerce altın götürür. Muhaviye’nin onun yüzün muhavi’nin yüzünü
atmak yüzüne atmak okeseleri. Her babayı de narcide değildir. Muhavi yüzün atıverir keseleri. Hatta tekrar muhaviye birkaç adamıyla ona kese gönderir yine. Adamına der ki benim ihtiyacım yok. Şamda ihtiyaç dolan, çok insan var. Siz bunları odlara götüründer. Enuzleri gifari, şamın dışına kendisine medresi yapmayı düşünmez. Bu keselerle kendime teki yapayım diye düşünmez. Bu keselerle rahat yaşarım diye düşünmez. Benim istem olduğunda beni ciherimden vuransaha ben niye gane teki otur. E buzeri gifaredir. Günün eşkiyasıdır, sonra günün rica lülgahı bitir.
Allah dostludur. Allah on velisidir. Tek başına yaşar. Tek başına ölür. Onun bunun benden hikahesini çok teccinin diyeceksiniz. İçim acıtıyo çünkü yanında bir tek hizmetçisi, kefendi onu bir iki dalı birleştirir ortasına bir çaput koyar. Ona der ki ben ölünce ne buluyorsan onunla kefendi. Yolun ağzına kadar götürder. Muhakkaki Allah’ın dostları gelir. Benim cenaze namazımı kıllardır. Onun cenaze namazında gidin mesut kıldırır. Yanında talebeleriyle ve imni mesut Vedin emine verede hadislersi yapamaz. Hadislersi yapamadığı için talebelerini alıp Medinin’in endişinde yollarda
yürüyen yürüyen hadislersi yapar. Daha haynüz Peygamber salurla ve selamaz etteri ve vah detinde evli yıl bile geçmemişler daha. İslam ve Müslümanlar garipdir. Eğer ahaliimler, havave heveslerine uyarlar, akça kendilerini kaptırlarsa ahmirler bozulur, ahmirler bozulunca hafbosulur. Yaşardımız bozun tonu sebebe budur. Çünkü ahaliim gibi görünenlerimiz akça din arabası oldu. Ahaliim gibi görünmenler evlerine çekildi evlerinde ahali münik yapıyorlar. Rabbim cumlamizi hediye etteyelim. Haydi ahete elisin. Ancak tövbeden imanında samimi kalıp salihamalışlayan bunun dışındadır. İşte Allah onların kötülüklerini iliklere çevirir. Allah
çok affeden ve çok merhamet ederdir. Bu ayet kerimeye buraya almamızın bir sebebi de şu. Bazen Allah’a zikir meclislerinde zikir hala kalarında. Kim cemaat halinde Allah’ı zikreder. Salla onun geçmiş günahlarını hayra çevirir. Hadid şerifini çokça söylelim. Bazı kimseler bu Hadid sişeriften rahatsız oluyorlar. Ya biz kurana tabi, diyenler var ya. İşte kurana tabi olanlar. Ve Hadid şerifleri inkar eden zavallılar. Bu benim o söyledi maddiş şerifi inkar eden kimselere sözüm. Hurkan ayet yetmiş. Ancak tövbeden imanında samimi kalıp, salihamalışlayan
bunun dışındadır. İşte Allah onların kötülüklerini iliklere çevirir. Allah çok affeden ve çok merhamet edendir. Demek ki Cenâb-ı Hak samimi bir şekilde tövbedip samimi bir şekilde iyi amaller işleyenlerin Cenâb-ı Hak kötülüklerini hayra çeviriyor. Şimdi bazen zaman zaman dervişlik hayatım boyunca şunlara şahid olmuşum. Yeni bir kimse ders alır dersi gelir. İlk zikrullah hakatılır. Kendinden geçer böyle. Ve zikrullah bitinder. Hemen şunu söyler. Ben beygamber salılalı ve selamı gördüm. Şimdi bir kısımı hemen ona defans yapar. Hani o, bu gün
geldi nasıl görür? Ben içimden derin ki nasıl bir tövbediyse Cenâb-ı Hak onun cikatı içini dışını. Ve o kimsenin gönül perdesini araladı. Mane apardesini araladı. Ve onu ilk zikrullah hala kasında Peygamber ile tanıştırdı. Bu muhteşem bir şeydir. Bakın bu muhteşem bir şeydir. Ve bir kimse gerçekten gerçek manada tövbederse Allah’a samimi bir yönelişte yönelirse Cenâb-ı Hak onun geçmiş günahlarımı affeden Allah’la kim yarışacak ki. Hemen diyeceksiniz ki Allah lokuluğuna arasına kim segremez. İyi gülmiyoruz zaten. İnsanlar Allah’a davet ediyoruz.
Allah’a davetindiyoruz. Ve o kimset tovvedip zikrullah hala kasında Peygamber salılalı ve selamaz etenine görünce kendisi görmüyor ya. Körlerden ya. Oğulmaz böyle bir şey diyor. Çünkü örtüler sakradılar. Kur’an da yedi yüz tane ayet ki izikirlerle kalayetik herimeyi sakladılar. Şimdi ümmetü muhammedin önünde elinde birer tane mealli. Meallardan Kur’an öğrencesi devur açıyor. Şimdi bunu konuşmak istemiyordum. Bir çalışmamız var. Kur’an da zikir ayetleriyle alakalı. Hayrette kalıyoruz. Yani o zikir ayetlerini Kur’an’ın kereminin aslında zikir olarak geçiyor. Kimi sonu öüt kimi
sonu kitap, kimi sonun nasihat, kim orada bilmem ne? Hem şimdi de nasıl bunu zikir keremesinden uzaklaştırız diye çırpınmışlar. Çırpınmışlar. Yedi yüz tane ayet keremayı örtmüşler Kur’an da. Yedi yüz tane zikir ayetini örtmüşler. Altı bin altı yüz altmış altı ya. Yüzde onu zikirle alakalı. İlahi ya da diyaneti hüyanete el bir lüketmiş hepsi de. El bir lüketmiş. Zikirle ağlakalı yedi yüz ayetikeremayı örtmüşler. Ve Allah muhafaza elesin. Bu insanları Allah’ı zikirden uzaklaştırmışlar. Allah’tan docaklaştırmışlar. Ben bugünün müslümanların uçuştan biyorum
hiç. Hiç kimseye suçtan diyorum. Benim suçtadım kimseler, ahliğim müslıfatıyla dolaşan, ilahiyetçiler, diyan etçiler, biz ahliğimiz diyen din adamları. Ücünetliyse din adamıdır o çünkü. Evet, ücretti, din adamı. Bir yerden uçluya taliyormuşsun, aliyorsun imamazlamamadı, sen aliyorsun bir daha nefiyim mi diyorsun? İman muhafmet almadı, sen aliyorsun, hanefiyim mi imdiyorsun? İman serahsi almadı, sen aliyorsun, hanefiymişsin. Hazreti Mevlânâ uçluya tammadı, sen nesin, mevlevi imdiyorsun. Kimden uçluya taliyorsun, kültür bakanlarından. Kültür bakanından aliyorsun parayı yan Allah denallatıyorsun. İdik iyile iki ilahi söylüyorsun,
paralar cıkka, tav ve bir deyye, kanun çıkarıyorsun e, senayın sadece onlar müsaade çek. Yani sen kendi kendine sen mademesin ya, hanın kon ya da müsaade, tabi ya, kon ya da müsaade yoksa sen mademesin. Allah Allah, tavi. Sebeb, gitsen onlara temanına etken, sen kim, sen mağaya gelir misiniz? O talparası yol parası yemek parası, anasının gözü parası, gezme parası, bide yemek kirası, diş kirası, hayretten bir de harçlık vereceksin. Kon ya da şu anda buraya bir sevma ekibinin gelmesi
en aşadan bilmiyorlar. Yani bittiriliyor yani. Evet, otellerin ormanı olmayacak. Yemeklerin ormanı olmayacak. Sebeb, kapısı demek, para kapısı demek olmuş. Tabi, gidin kon ya, bir iştene yapçanın sebağırıza katılcınız bir fiyatı belli. Gidinin İstanbul’daki mevlevanelerine hepsi duycette, hepsi de ucdetli. Neden bizim pekge elimizden aldılar? Ücresiz çünkü. Canları sıkıldı. Bize neden canları sıkılıyor? Bu ne çıldırıyor her gez zaten? Derviçlerin yakınlarda çıldırıyor. Yok canım, onları da öyle bir şey. Ama kapışalıyordur ya. Mağa kalk, bir şey vardır arkasında ya. Hem
bir ara benim arkamda İran vardı. Bunu annemin akrabaları söyledi. Soru tutmadı. Bunu sonra başkaları da söyledi. Baktırlar ki ben öyle değilim. Ardından suyu da rafistan oldu. Baktılar gene ben öyle değilim. Ardından deliler ki hükümet bunlar kazında. Lan hükümet bizim esemizde boza pişiriyor. Baktılar o da öyle değil. Şimdi kim var arkamızda belli değil. Yakında onda bir şey bulurlar arkasında işi vardı ya. Allah muhafaza eylesin. Ebu huray’e reddirlaha o an Hazretleri naklediyor. Resulullah salallahu aleyhi ve sellem Hazretleri
bir hadisi kutsu de Rabbinden nakle bu yoradaki bu yine benim hadisi kutsu. Hakkım zelal edin. Bu gece bana çalışıyor her şey. Beni böyle can evinden vuran aiyetler hadisler bunlar. Biraz da böyle beni anlatıyor. Ben biraz sarkaşım ya. O yüzden bir kul günah işledi ve yarağı bir günahımı affetleri. Var mı günah işlemeyen aranızda? Ne güzel mükemmel. Tabi olur mu olur. Birisi kafaya kırfı işte. Ben işlemedim. Birisi de rahat çekti mi bunun dışarı? Sen bizi bozarsın bir şeytim
ya. Biz günahkar bir topluluğu olsun. Biz günahsız bir topluluk değiliz. Biz günahımızı inkar etmiyoruz. Günahını inkar eden şeytandır. Bir kimse ben günah işlemedim. Bir günahada bugünah değil diyor. O şeytanın çocuğu olur. O adamın çocuğu değildir. Ancak şeytan ve onun çocukları günahı inkar eder. Ben günahı istemediim der. Ancak adem ve onun çocukları günahlarına itrafe eder. Ben günahkarım yara bir beni affeyle der. O yüzden yara bir günahımı affet dedi. Cenab-ı takta. Kulun bir günahiş dedi. Arkadan bildi ki
günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıram bira bir rapî vardır. Burası çok ince mesela. Günahiş dedi. O kimse günahını kendince idrak etti. Ve dedi beni affedecek olan rapîm var. Bu kuluğun zirveşidir aslında. Kıymeti kardeşler. Benin affedecek olan rapîm. Mustafa ve evsba affedecek olan rapîmdir. Hiç kimse de erbir kulun hakkına tecavcettiysen bir kimse yanlış Yunus çarpık bir şey yaptıysa onu tazmin eder. Ondan helallık isterim. Ama ültürlü günahında benim kusurum da benim. Hatam da benim yanlışım da benim. Eksikliğim
de benim evriliğim de benim. Yarra bir hatamla kusurumla eksikliğimle. Yanlışımla evriliğimle. Senden kapına geldim. Başka işkim senin kapasına değil. Beni affedecek olan sensin. Beni affeyle. Bizleri affeyle. Biz başka bir kapı tanımadık. Biz başka bir kapı bilmedik. Bizi affedecek olan başka bir makam mevk bilmedik. Biz sadece seni bildik. Bizi affeyle. Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve e-ra-bim. Günahımı affetler. Cenâb-ı Hakaz’ı deri deder ki kulun bir günah işleri ve bildi ki günahı affeden veya günah sebebiyle cezallandıram
bir rap bir vardır. Affetim der. Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve e-ra-bim beni affeyle der. Bu benim gibi serkeş bir kul. Beni affeyle diyor. O da affettim diyor. Sonra onun gözünün içine bakabaka yine günah iş diyor. Ama diyor ki sen benim rap bir sin. Senden başka ilahum yok. Senden başka Allah’ım yok. Senden başka elimden tutacak olan yok. Senden başka beni kendine çevirecek olan yok. Senden başka bana kapısını aralacak olan diyor. Ben yetimin ben göre bin
ben kimsesizim. Ben yalnızlar un içersim de yalnızım. Senden başka kimim kimsen yok. Beni affeyle. Allah cevap verir. Kolun günah işleri ve bildi ki günahı affeden veya günah sebebiyle muhaz’a eden bir rap bir olduğunu bildi. Dile deyeni yap ben seni affettim dedi. Bu son var ya son cumle. Benim bütün din algımı, bütün Allah algımı, bütün hayat. Memaatımı her şeyimi alt üst eden yardır. Hadis’in sonunda geçen diredini yap ibarresinin muhane ası. Günah işlemeye devam edip arkadan da tövbe
et bitti. Sen ha affederim demektir. Ben kendini hepsi mi çin söyleyim? Ben sarkeşlikten gelme sarkeş bir insanım. Biraz daha haddim hududumu bilmem. Günah işleye veririm. Bilirim ki Rabbim var. Bilirim ki Allah var. Bilirim ki otöbeleri kabul edenler. Bilirim ki o aff edendir. Ben her zikrullah hala kısından sonra annemden doğdum gün gibi tertemiz olduğuma inanarım. Her tövbe ettimden sonra hani var ya su hana Allah’a hüve bir hamdihi su hana Allah’a ilazim ve bir hamdihi stafırlığa lazim kim
gün de bunu yüzkes yaparsa deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder. Hadis işe elifini kendimi ölçe edin arım. Öderim ki evet ben ne kadar günah işlersem iştiyim Rabbim beni affederdirim. Bir hadisi kutsi daha tirmiziden. Eee adem oğlu. Sen bana dua edip affımı ümid ettikçe ben senden ne sadır olursa olsun aldırmam ben seni affederdim. Eee adem oğlu senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa sonra bana dönüp istiği faresen çok oluşuna bakmam seni affederim. Eee adem oğlu
bana arız dolusu hata ile gelsen sonunda hiçbir şirk koşmak sizin bana kavuşursan seni arız dolusu maafıretimle karşılarım. Rabbim bizlere affetli kullanılan eylesin ve Hazret-i Peygamber salallu alı ve sellem azetleri her üç aylar geldiğinde dua asını arttırır tövbesine arttırır zikrin arttırıdı hata çok tövbe ettiğinden Hazret-i aşağınle biz derdeki yarresi Allah seni gelmiş geçmiş günahların affolmadım ki ona derdeki yaa işte ben Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı derdi. O yüzden üç aylar geldiğinde Recep geldiğinde dua ederdi. Allah’ım
Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl bizi Ramazana ulaştır. Ecim ayim şimdi tabii böyle her üç aylar geldiğinde bir kısım kendisini profesyonun manlı hoca ünmanlı kimselerin hani medyada dolaşıyor ya işte hatta birisi alay ediyor üç ayların mübarek olsun olmasın diyor. Eyi senin kolmasın. Senin kolmasın hadisleri inkar eden soy tarılar sizin kimler olmasın. Biz hadisleri inkar etmiyoruz. Saeh değilmiş biz hadis kitapladığında geçen bütün hadisleri sahi olarak görüyoruz. Sen benim Allah’ın mısın peygamberim misin? Neyimsın sen dedim? Hiç bir
şey misin? Benim gibi bir damno sudan yaratıldım. Ebin uç kurum başkasının elinde onun istediği gibi konuşan maymunun tekisim başka bir şey değilsin. Maymunlara hakaret olur. Biz hadis kitapladığında geçen bütün hadisleri kabul ettik. Ve Cenabı Peygamber’in bu duası. Regay bir sonuç değil. Regay bir yorla girişin kapısı. Bugün regayet kandili. Biz onun o yorunun kapısındayız. Yani affın mafretin. Yani rahatbet etmenin. Yani güzelliklerin hoşlukların. Yani bizim Allah’a ustad kapımızdır regayip. O yüzden naseti peygamber sanullahi vesella mazretleri regayet de
orucunu arttırırdı. Zikrin arttırdı. Şükrü’n’e arttırdı. Oruçlarla kalı bir çok adişleri var. Üç dört annesini. Bu rea aldım. Anmavelakin saat merfumunu kaybettimden dolayı olurlar. Şimdi okumuyum burada. Ama normalde kabaraneden bir hadis işerif. Ebu hürelere naklediyor. Allah Resil’u. Salullahi vesella’m Ramazan Ayından sonra Regay Play Şaban’dan Başka hiç bir aynın orucunu tamam tutmamıştır. Hatta başka bir hadislerde idna abbas naklediyor bunu. Diyor bir sahabe soruyor. Diyor ki azeti peygamber Recep’de Şaban’da ne yapardı. İbna abbas naklediyor. İbna abbasın oğlu dulah
naklediyor. Dört abdullahtan birisi. Sahabe’nin içerisinde dört ana ağlıyım. Vazın bütün her şeyle Kemaller. Müşdört abdullahtan birisi. Hazreti abbasın oğlu abdulla Kur’an-i Kerimi en iyi peygamberden sonra Salullahi vesella’m’den soru en iyi anlayan. Çünkü o rap yarımadısında rap biline en fazla vakılf olan kimse Hazreti abbasın ola Abdullah. Diyor ki Hazreti peygamber öyle oruç tutar da ki Recep’de Şaban’da bizdardaki hiç iftar etmeyecek. Bazen de bırakırdı derdik ki herhalde hiç oruç tutmayacak. Çünkü bir uzun bir adış şeritteni diyor 15
gün oruç tutanlar için gaktan bir minadî melek. Seste net geçmiş günahlarınız başlandı derdiyor. Ece bain de 15 gün oruç tutanlar için. Hadesinkarciler istedikler kadar inkar esinler. Evet bu gece tabi bir de aynı zamanda şey varızı kutluyoruz. Şey varız da istemenin duanın sonu. Zikrin sonu. Gayret etmenin koşuşturmanın uzlatın gecesi şevarız. Mustafa Dark’e. Şevarız ölüm değil bu bir son değil ayrılık hiç değil. Uzlatın ebedilleştiği düğün gecesi. Kul Rabbine kavuşur. Seven sevdiği ne varır? Ayrılık, ayrılık türküleri susar. Hazret
değili çözülür. Beklime kartıksan bulur. Ne geldikler kalırın? Ne belki der? Belkiler ne acaba lar? Seher vaktini kullanmak yok. Kapıda durup içeri bakmak yok. Zaktan seyretmeler bir terz. Anzızın bırakıp gitme laryo kartık. Gidilecek yer mekanızlık, mekan yok. Yol bir terz. Yolcu susar bu an. Saadize var olan o kalır. El açmak yok. El tutunmuştur ona. Sormak yok. Cevap bulundmuştur ona. Ben nik son gömleğini çıkarız. İsimler düşer oğumuzlardan. Yükler topra aye mağnete delir. Geriye bir tek oğu kalır. Bir
veda değildir. Bu bir kavuşmadır. Bu bir susuş değildir. Bu hakikatin konuşmasadır. Ölüm dedikleri velvela seven içim perdedir Saadize. Perde kalkıp alem duruluyunca düğün başlar ona gölüneceğim. Hazreti bir Mevlânâ ölünüz. Ölünüz görülüm südük bir can kazan ısınız. Bu topraktan kesilip temballarından kurtulun ki elini semalları ulaşsın der. Hazreti bir ölüm günü benim matemim değil düğün gecendir der. Bu yüzden azlete bir öldüğünü alamaz. Tabi ümeder. Hazreti bir der ki istemek senin işindir vermek onun. Regayip istemeyi zikri tövbeyi ümüde
etmeye öğretir. Şebu arıza testimi eti ikisi birleşince kul hann ister hem raz olur. Raz olunca da ayeti kerime etecel eder. Ey huzur’a ermiş olan nefis Rabbine dren, O senden razı, senimdan razı bu yürü o gelir ötelerden. Bu ayet bir bakıma regaybin duasıdır bir veçeden bakarsanız da şebu arısun cevabıdır. Bu iki gece birleşti bu gece regayipler ki ne olursa ne olur sen ol gel tövbe zikret uyan kendine gel. Şebu arızlar ki olduğun gibi ona gel onunla ol.
Mustafa der ki tövbe kulluk dur. İlahlıktayım. Zikir saymak değil hiç olmaktır. Duaa pazarlık değildir. Sessizce kapıda beklemektir. İbadet alışverişte değildir. Sejde de benni yeni bırakmaktır. Sema dans değildir, rahs değildir. Sema hakikate el açmaktır. Aşk hesap sızma şükunu sevmektir. Aşk Mustafa gibi kırık döke kalbile yürümektir. Aşk el siz ayak sız kimlik siz koşmaktır. Aşk her an herzoluk da yolda kalmaktır. Aşk dilsiz dudaksız konuşmaktır. Aşk harcların susup hakikatin konuşmasıdır. Aşk maaşukunu sahiplemek değil. Aşk ona teslim olmakdir. Aşk
neden nicin sormamaktırız. Aşk nereden nasıl aram omaktır? Aşk evlediğide olsa kapıda kalmaya razı olmakdir. Aşk kapı açılırsa şükür. Kapı açılmazsa sabırdır. O yüzden Aşk da hesap kitap yoktur. Aşta sadece ve talf sadece teslimiyet vardır. O yüzden regayip kalbin Allah’a yönelmesidır. Şebo arız kalbin Allah’ta yok olmasıdır. Regayip tebbibin kabul eyle. Beni boyuşta beni emanına alda mektir. Şebo arız ise artık aynı lük yok. Hazret yok. Ben artık seninle varım demektir. Aşk Hazreti piyiriz gibi son sözlerini söyleyip bu
dünyadan geçip gitmektir. Öldüğüm gün toplum götürürken bende bu dünyada verdiği var sanma. Benim için Allah’ıma yazık. Vah, vah, deme. Şeytanın tuzana düşersen o zaman ay vah demenin sırasıdır. Cenâh-ı Hak ve gömdüğün zaman ayırılık. Ayırılık deme benim kavuşmam. Benim buluşmam. İşte o zamandır. Beni toprağa verdikleriz aman el veda, el vada, deme, kalkışma. Mezar, cennet topluluğunun perdesidir. Batmayı gördün değil mi? Dolmayı da sayret. Güneşte ayakoruhtan hiç zarar gelir mi? Yerah hangi toğum ekildi de bitmedi. İnsan tohumu bitmeyecekti
şüphelerini yormusun. Toprağa konulduğunu zannediyorsun değil mi? Ayamın altında bu yedi kat, gak vardır. Güneş, ömrünüz, nefesleriniz bu ailezikirle aşkla gelsin. Bana haklarınızı eğlâledin. Rabbim cümle vezi kendi yolunda kendisinden razı olacağı, kendi yolunda koşup, onu bu stat olacağı kullarından elhesi. İnşallah semada buluşacağız. Selâmün aleyküm. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 25.12.2025 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler