TASAVVUF VAKFI 2025 - SOHBETLER

Mesnevi Okuması (2162. Beyitten) 03.05.2025

Mesnevi Okuması (2162. Beyitten) 03.05.2025 konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Okuması (2162. Beyitten) 03.05.2025 hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.

amin evet geçen hafta konu. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin elindeki taşların. Hzreti. Peygamber pardon. Ebu. Cehil’in elindeki taşların. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğini şehadet etmesiyile alakalıydı konu mana olarak bizim cansız olarak gördüğümüz bütün. varlık. Allah’ı tesbih ediyor tenzih ediyor ve cansız olarak gördüğümüz her aslında kendi lisanıyla. Allah’ı zikrediyor konu ana teması buydu. Hazret-i Pir o konuyu orada bırakıp diyor ki çalgıcı hikayesinin sonu ve.

Emirel. Mümininin. Ömer’in. Allah ondan razı olsun kendisine hatif söylediğini alıp ulaştırması konu başlığı bu bunu bırak da yine çalgıcının hikayesine kulak ver çalgıcı beklemekten bunalca. Ömer’e yine ses geldi çalgıcı neredeydi çalgıcı en sona işte kirişini aldı çalgı aletini aldı kirişi de kopuk artık yaşlandı sesi solu çıkmaz hale geldi çalgısını koltuğun altına aldı bir mezarlığa gitti artık dedi bundan sonra hep insanları eğlendirdim artık hep onlara söyledim dedi ki “Ya.

Rabbi bundan sonra ben sana anlatacağım ben bundan sonra da sana derdimi söyleyeceğim tabiri caizse sana. çalacağım sana oynayacağım” dedi çal gece böyle gitti mezarlığa mezarlıkta kendince ağladı efgan etti sızladı o mezarlıktaydı mezarlıkta böyle çalgıcı beklemekten bunalınca mezarlıkta bir işaret bekliyor kendisine bir manevi bir kapı bekliyor bir yol bekliyor kuruş yok para yok aç sefil o halde mezarlıkta o zaman. Emirel. Müminin de çalgıcı beklemekten bunalınca. Ömer’e yine ses geldi ey.

Ömer kulumuzu ihtiyaçtan kurtar has muhterem bir kulumuz var mezarlığa kadar gitmek zahmetini ihtiyar et ey. Ömer kalk beytül. Malden 700 dinar al hepsini de onun avucuna say hz ömer radıyallahu anh hazretlerine. Cenab-ı. Hak hitap etti hatırlayın daha önceki dersleri vahiyile alakalı uzun bir ders yapmıştık şura 51 allah bir insanla ancak vahiyle veya perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderir diye.

izniyle ona dilediğini vahyeder şüphesiz o yüceler yücesidir hüküm ve hikmet sahibidir bir insan karşısında bir insan var ona vahiyle konuşuyor yahut bir perdenin arkasından konuşuyor yahut ona bir elçi gönderiyor allah meleklere vahyeder allah arılara vahyeder allah dağa taşa vahyeder allah göklere vahyeder bu. Kur’an-ı. Kerim’den ayet-i kerime mealleri. Cenâb-ı. Hak her şeye vahyeder dağa taşa vahyeden göklere vahyeden arıya vahyeden. Meryem’e vahyeden. Musa’nın annesine vahyeden bunlar da ayetle sabit insana da vahyediyor sonuçta meryem de insan. Musa’nın annesi de insan. İbrahim’in annesi de insan onlara da vahy etti çünkü tabii bunu böyle söyleyince kınanmaktan korkanlar vahiyi sadece peygambere nitelendiriyorlar peygamberlere kitap indirileceği zaman elçi gönderiyor cebrail. Aleyhisselam kitapları o vahyediyor ama peygamberlere direkt vahyediyor. Cenâb-ı. Hak peygamberlere de.

vahyediyor bütün peygamberlere kitapla beraber hikmet verdik diyor bütün peygamberl kitap verilen peygamberlere aynı zamanda da hikmet verdi ve. Cenâb-ı. Hak insanlara da vahiyeder direkt kalbine tabii bunu bugünkü din algısı din anlayışı kabul etmiyor bu şu demek değil ona vahiy etti o peygamber olacak diye bir kaide yok çünkü bu rüya sahih rüya da bir vahiydir peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür kalbe gelen bir ses de doğru bir sese hani bunun üzerinde bir şekil şüphesi yoksa sahihse o da vahiydir ama cahil insanlar bu konuda bilgisiz insanlar avam bir hataya düşmesin diye peygamberlerin haricinde insanlara olan vahyi ulema ilham olarak nitelendirmiş veyahut da sezgi olarak nitelendirenler var ben kabul etmiyorum çünkü sezgi girince işin içerisine. Aristo da giriyor. Sokrat.

da giriyor ben o yüzden kabul etmiyorum burada ilhamı kabul edişimin sebebi de hani insanlar bu konuyu böyle öğrenmişler o yüzden evet ilham denilebilinir ama o da bir vahiy ayet-i kerimede bir insanla ancak vahiyle konuşur şimdi böyle olunca. Hazret-i Pir. Hazret-i Ömer radıyallahu anhu üzerinden üzerinden onun kıssasından bize bir mesaj veriyor mesajı şu: Nasıl. Ömer’e vahyettiyse. Ömer’e nasıl seslendiyse sana da seslenir sen kalbini buna açık tut sen kalbini tenvir et sen kalbini temizle kalbini. Allah’a yasla kalbini. Allah’a daya evet senin kalbine de ilham eder senin kalbine de seslenir sen halife olarak yaratıldın senin kalbinde bu tecelliyata açık senin kalbin de açık o yüzden kendi kendine benim kalbim buna kapalı deme biz buna ulaşabilir miyiz deme sen.

Allah’a yakin olursan. Allah’ı zikredersen senin kalbine de ne yapar ilham eder senin kalbine de hitap eder ve. Ömer’e dedi ki “Kalk bizim mezarlıkta yatan bir dostumuz var o yüzden baktığınız zaman biz şimdi hikayeyi biliyoruz ya hikayenin hikayede ne var ihtiyar bir çalgıcı var dışı çalgıcı elinde çalgı aleti var işte artık eskisi gibi insanları eğlendiremiyor dışı çalgıcı ama içi. Allah dostu o zaman nice dışı çalgıcı gibi görünen pejmürde görünen veyahut da itibar etmeyeceğiniz halde gibi görünen kimseler vardır ki onlar. Allah’a dost yakındır o zaman burada kulun görüntüsüyle görünüşüyle içi aynı olmadı nice dışı süslü olanlar vardır bakarsınız dışı öyle süslü öyle süslü ama içi bomboştur bu şuna benzer sahte altın takıları gibi baktığında dışarısı altın görüntüsü.

de altın altın suyuna bandırılmış çıkarılmış ama içi bakır veya gümüş gümüş olsa iyi içi bakır içi teneke nice süslü insanlar vardır içleri tenekedir nice dışlı teneke gibi görünenler vardır dış içi altındır. Hazret-i Pir çalgıcı üzerinden bize tabiri caizse ayrı bir ders veriyor insanların dışına göre hükmetmeyin görüntüsüne göre hükmetmeyin allah insanların içine bakar çünkü dışına bakaraktan. Cenâb-ı. Hak hükmetmez o kimsenin kalbine bakaraktan hükmeder yaptıklarına da bakmaz kalbine hükmeder onun dışı hizmet ediyor olabilir o esnada çorba dağıtıyordur o esnada insanlara çay dağıtıyordur ama o kimsenin içi fi sebilillah. Allah’ın işini yapmak değil de bak ne kadar hizmet ediyor görsünler beni bak ben ne işler yapıyorum bak ben bu işi yaptığım için de sen bana tabi olacaksın ona.

emrediyorsa ona tabiri caizse kaba bir terim hard hurt yapıyorsa o zaman onun içi başka dışı başka olmadı sufilik bunu kaldırmıyor o yüzden zahire bakıp hüküm vermemeyi öğretiyor bize tabii bu hikaye devam edecek daha o yüzden. Cenab-ı. Hak has kullarını. Cenâb-ı. Hak kendisine yakın olan kullarını ihtiyaç anında ama melekut aleminden ama alem-i zahirden ama alem-i batından onlara yardım eder onların ihtiyaçlarını görür hep zaman söylerim bir kimse. Allah’ın zikrine dalsa zikrullah’tan başka bir aklına kalbine bir gelmese hatta. Allah’ı zikirden dolayı ihtiyaçlarını dile getiremeyecek dahi olsa. Allah onun ihtiyaçlarını görür her şeyi onun ayağına getirir her lazım olan ilmi onun gönlüne verir lazım olan zahirde ne lazımsa onu da önüne getirir o yeter ki. Allah’a yakın olsun ve.

Cenâb-ı. Hak isterse onu manevi olarak da rızıklandırır onu manevi olarak ilimlendirir onu manevi olarak kalbine ilham eder kalp perdelerini açar kalbine. Cenab-ı. Hak onun adı konulmamış ilimleri gösterir bilinmeyen ilim deryasına onun kapılarını açar allah’ın ilminin başlangıcı ve sonu yoktur o yüzden. Allah’ın bilinmekliğinin de başlangıcı ve sonu yoktur böyle olunca bir kimse. Allah’a yakinliği arttıkça onun. Allah’a olan. Allah bilgisi onun genişler derinleşir ama normalde bazen. Cenab-ı. Hak o kimsenin direkt kalbine ilham eder bazen. Cenab-ı. Hak veli kullarını maşa gibi kullanır o veli kulları lazım olan şeyi lazım olan bilgi maddi manevi her ne ise o veli kulun üzerinden yürütür. Cenâb-ı. Hak kimisine direkt zat-ı uluhiyetinden verir kimisine direkt sıfatsal tecelliyatından verir kimisini bir veliyi sebep eder.

onun üzerinden verir kimisine bir hayvanın üzerinden verir bir ağacın üzerinden verir bir otun üzerinden verir yolda giden bir ihtiyardan verir yolda giden bir kimseden verir veyahut da ne bileyim herhangi bir varlığın herhangi bir şeyinden onun ihtiyacını görür ona lazım olanı verir o yüzden. Hazret-i Pir burada. Hz ömer efendimizden üzerinden diyor ki ona beytül malden ver beytül malden ver ümmetin parasından ver ümmete ait bir şeyden ver bu da normalde ben tabii o çalgıcıyı burada tarif ederken. Allah’ın bir velisi olarak tarif ediyorum dışa dışı çalgıcı ama içi veli o yüzden o veli olduğu için. Cenâb-ı. Hak. Hazret-i Ömer efendimize beytül malden ver diyor ona kendi cebinden de vermiyor çünkü o veli olduğundan dolayı kendinin de belki de.

farkında değil insanlara faydalı bir kimse şimdi veliler sınıf sınıftır bir sınıf vardır kendisinin velilini bilir insanlar da onun velilini bilir o insanlara faydalıdır o peygamber varisidir o mürşid-i kamildir bir kısım veli vardır kendi veliliğini bilir hiç kimse onun veli olduğunu bilmez bu da velidir bir kısım veliler vardır insanlar onun veli olduğunu bilir o kimse kendinden habersizdir kendisinin veli olduğunu bilmez şimdi bazen çok özür dilerim hakkınızı helal edin mecnun veliler vardır kendisinin farkında değildir ama insanlar onun veli olduğunu bilirler ben onlara mecnun diyorum hani bu kimse kendisinin veli olduğunun farkında değil bunlar 3 be en azından etrafındaki insanlara bütün veliler faydalıdır bunların içerisinde en yüksek derecede olan mürşid-i kamil olan velilerdir bunlar da 40 tanedir hadis-i.

şerifte öyle buyuruluyor o yüzden normalde her veli topluma faydalıdır insanlara faydalıdır bir kısım peygamberler gibi kimisinin birkaç tane ümmeti olmuş kimisinin hiç ümmeti olmamış hatta ben şöyle inanırım dünya üzerine ne kadar peygamber geldiyse o kadar veli vardır onların makamları boş kalmamıştır hiçbir peygamberin makamı boş kalmaz dünya üzerinde adem. Aleyhisselam’dan. Muhammed. Mustafa’ya kadar ne kadar peygamber geldiyse hepsinin makamında onun vazifesini yerine getiren bir veli vardır onlar o peygamberlerin ahlakı üzerinedir o peygamberlerin tabiri caizse vazifesi üzerinedir peygamber değillerdir aslında. Muhyeddin. İbn. Arabi bu bahis açılınca. Muhyiddin. İbn. Arabi veliliği nebilikten üstün olarak görür bu tabii kafa karıştırır insanlarda çünkü peygamberlik peygamber vefat ettiğince peygamberlik vazifesi biter velilik son bulmaz vazife olarak. Hzreet. Muhammed. Mustafa’nın peygamberlik vazifesi bitti.

veliliği bitmedi bugün dininizi tamam ettim din olarak size. İslam’ı seçtim din tamamlandı siz dine bir ayet artık katamazsınız bir ayet de çıkaramazsınız siz yeni bir hadis üretemezsiniz kim üretirse cehennemliktir bir hadisi de yok sayamazsınız reddedemezsiniz hadisse nasıl olmayan bir hadisi hadis olarak üretmek cehennemlikse olan bir hadisi de reddetmek de cehennemliktir allah muhafaza eylesin öyle olunca ama velilerin velilikleri devam eder o yüzden her peygamber bir velidir velilikleri devam eder velilik nurları onların kaybolmaz velilik nurları bir velilik nuru bir kimsenin üzerinde tecelli ettiyse o kaybolmaz oradan geri dönüş yoktur artık nefis meratipleri olarak emmare levvame mühlüme mutmenne radiye. Mardiye buralardan geri dönüş vardır mardiye’den de geri dönüş zordur çünkü o halifelik makamıdır oradan da geri dönüş zordur.

ama. Safiye’den veliliği tescillenmiş olan bir kimsenin oradan geri dönüşü yoktur biz ona kapı aralamaya çalışırız işte o da geri dönebilir o da o kapı da ona açıktır deriz ama gerçek manada yoktur sebep o veli çünkü bir peygamber varisidir peygamber varisi olduğu için gerçek manada veli ise o oradan geri dönüşü yoktur geri dönüşü olduysa o gerçek manada veli değildir o altın suyuna bandırılmış bakırdır insanlar onu altın zanneder kim zanneder sarraf olmayan kuyumcu olmayan bu işin ilmini bilmeyen bu işin normalde hakikatini bilmeyen altın suyuna bandırılmış tenekeye altın kabul eder ama yok bu işin hakikatini bilen kimse altın suyuna bandırılmış tenekeyi altın olarak kabul etmez o yüzden o altın suyuna bandırılmış olan o mücevher gibi görünen şeyin üzerine.

kazırsanız altından bakır çıkacak tunç çıkacak ne bileyim demir çıkacak ne bileyim işte ne madenden olduysa o çıkacak üzerini kazıyınca çıkacak veya ateşi görünce imtihanı görünce bir imtihana maruz kalınca onun gerçek altın olmadığı çıkacak meydana işte. Hazret-i Pir. Mevlânâ Celalettin. Rumu. Hazretleri bize bu kıssadan şunu anlatıyor diyor ki siz dış görünüşüne aldanmayın niceleri vardır ki bir veliyi yatağından kaldırır uyandırır bir velinin tabiri caizse ırgalar nice veliler vardır nice. Allah dostları vardır arşlayı ırgalar işte bu zat-ı kerim de çalgıcı gibi görünen zat. Hazret-i Emirel. Müminin olan. Ömer’i uyandırıyor. Cenâb-ı. Hak. Allah hitap ediyor diyor ki kalk ey. Ömer bizim filanca yerde bir dostumuz var git onun ihtiyacını gör şimdi bunu yaşamayan kimse bu hikayenin olmayacağını zanneder böyle.

bir şeyin olmayacağını zanneder bu fakir yaşadığı için böyle bir şeyin olacağını söylüyorum hatta bazen derviş arkadaşlara derim oh. Geylani. Hazretlerini görmek çok güzel zikrullah’a oturdun allah. Allah harika geylan hazretleri bütün haşmetiler şak geldi titretti ortalığı harika evde oturdun. Allah. Allah zikrediyorsun ş. Geylana. Hazretleri geldi filanca yerde filancaya yardım et dedi bunu gören gelsin bana evet hal o senin üzerinden. Cenâb-ı. Hak seni. Maşa gibi kullandı alet yaptı bir fukaraya gönderdi seni ya. Rabbi diyene gönderdi seni ya. Rabbi dedi o gecenin yarısında dedi bundan kimin haberi oldu evet. Hazret-i Ömer’in haberi oldu o parayı huzuruna götürüp o parayı huzuruna götürüp ey makbulümüz olan şimdilik bu kadarcığı al ve bizi mazur gör bu kadarcık para sana ancak ibrişim.

kiriş parasıdır harç et bitince yine buraya gel de bakın. Cenâb-ı. Hak orta yerde bırakmıyor onun ona ne söyleyeceğini de dikte ediyor hzreti. Ömer efendimizin çalgıcıya ne söyleyeceğini dikteiyor diyor ki o parayı huzuruna götürüp ey makbulümüz olan şimdilik bu kadarcığı al ve bizi mazur gör bu kadarcık para sana ancak ibrişim kiriş parasıdır harç et bitince yine buraya gel de. Hazret-i Allah. Ömer’e vahyediyor ne konuşacağını da vahyediyor ne diyeceğini de vahyediyor hani. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Hz ömer efendimizin oğlu. Abdullah’a bir şeyler gönderdi oğul. Abdullah dedi ki “Ya. Resulallah benim ihtiyacım yok ki.” Hani göndermişsin ona dedi ki “Ey evlat eğer sen istemeden sana bir geldiyse bu rabbinin lütfudur ikramıdır bunu reddetme bunu al ihtiyacın.

Mesnevi Okuması (2162. Beyitten) 03.05.2025 Hakkında

yoksa ihtiyaç olanlara dağıt.” Çünkü o. Cenab-ı. Hakk’ın lütfudur sana allah’ın keremidir allah’ın ihsanıdır sen bir talep etmedin talep etmediğin halde. Cenab-ı. Hak sana gönderdi senin ihtiyacını gönderdi sana ne lazımsa gönderdi sen. Allah’ın dostsan o. Cenâb-ı. Hak seni yolda bırakmayacak seni mahrum bırakmayacak bir şeyi vesile edecek veya vesilesiz gönderecek ama direkt vesilesiz gönderdi ama vesileli gönderdi bu. Allah’ın lütfu ikramı sana eş gönderebilir sana çocuk gönderir sana iş gönderir sana kazanç gönderir sana arkadaş gönderir sana dost gönderir seni bir mürşitle tanıştırır seni bir kendi dostuyla tanıştırır bu. Allah’ın lütfu ikramıdır bu. Allah’ın ihsanıdır onu geri çeviren kimse vefasızdır nankördür cenabı. Hakk’ın lütfuna ikramına ihsanına nankörlük yapıyor ona sırtını dönüyor o vefasızlara yazılır o nankörlere yazılır o bir.

daha. Cenabı. Hakk’ın lütuf ve ikramından uzak olur o. Allah’a küstahlık yapmıştır çünkü. Allah muhafaza eylesin hzreti. Ömer efendimize diyor ki “Git ona ey makbulümüz olan.” Bir de onu metettiriyor ey makbulümüz olan şimdilik bu kadarcığı al bizi mazur gör bu kadarcık para sana ancak bir ibrişim çalgının teli ibrişim dedi o veya eskiler kiriş derler veya işte kemanın teli öyle anlayın veyahut da işte ne çalıyor cümbüş çalıyor diyelim cümbüşün teli gibi bunu al onu harç et bitince yine buraya gel bunun üzerine hani bu hitabı aldı ya. Hazret-i Ömer efendimiz o hitap alınca yatak sana diken olur o hitabı alınca yastık sana taş terlersin tırnaklarına kadar o hitap alınca dünya sana dar gelir o hitabı alınca her sana.

dar sen ancak o hitabı yerine getirmekle tabiri caizse kamikaze gibi olursun hiçbir gözüne görünmez eştir çocuktur gece yarısıdır sabahtır gözüne görünmez hitap alınca sakın tembellik yapayım deme sabah giderim deme hitabı alınca yarın yaparım deme kaybeder nereden olursun ama rüyanda hitap edildi ama zikrullah esnasında hitap edildi ama yolda giderken hitap edildi sakın onu etme onu tehir edersen nankörlerden vefasızlardan olursun mana kapın kapanır bazıları vardır mana kapıları kapanır bir yerde bir edepsizlik eder bir yerde bir küstahlık yapar maneviyat olarak kapıları kapanır çok tövbe edecek o kimse çok zikredecek oruç tutacak tasadduk edecek allah’a çok yalvaracak yeniden açılması için bunun üzerine. Ömer sesin heybetinden sıçrayıp kalkarak bu hizmet için belini bağladı koltuğu altında para kesesi olduğu halde koşarak.

çalgıcıyı arayıp taramak için mezarlığa yüz tuttu mezarlığın etrafını bir hayli döndü dolaştı orada o ihtiyardan başka kimseyi göremedi cenabı. Hakk’ın öyle makbul kulları vardır siz onu böyle bir şeye benzetemezsiniz bir şeye benzemez herkes bir de hani bir şeyhi öyle tasavvur eder ki eder ya hani o kimse böyle kelleli kulaklı sarıklı cübbeli etrafında bir sürü korumalar çakarlı arabalar bilmem neler öyle tanınır ya insanlar öyledir ha işte ya bu şeyh dersin ya böyle kulaklıklar filan hayırdır dedim bu ne bir denk geldim öyle ben de. İstanbul’a sohbete gidiyorum ben de arabalı vapurdayım ulan kulaklıklı mulaklıklı böyle siyah elbiseli zatı tanıyorum televizyonlardan oradan buradan bir şeh hani şeyhlik yapıyor tencere tava da satıyor ama şeyhlik yapıyor dedim o kulaklık.

birisine hayırdır dedim hani bu kadar dedi bizim üstadı dedi. Mossat her an için vurabilir dedi lan kaldım ha mossat’ın işi gücü yok bu adamı vuracak öyle he dedim tamam. Mossat onu vurabilirmiş şimdi toplum bu tip insanlara böyle revaçta onlara prim verdiğinden hani işte. Yahudiler de geldiler baktılar böyle en kılık kıyafeti üzgün. Hzreti. Ebubekir efendimiz onlar dediler ki buranın emiri bu herhalde gittiler dediler ki ona buranın emiri sen misin buranın emiri kim o da dedi ki “Ahan” dedi “şu ümmete hizmet eden kim?” Hazret-i Resulullah kılığı kıyafeti. Hz ebubekir’den daha aşağı hz ebubekir efendimizin kılı kıyafeti daha düzgün böyle cübbesi sarığı takkesi böyle afilli cübbesi var onda. İngiliz düğmesi yoktur ama afilli cübbe filan ama böyle düzgün.

giyinmiş dediler bu. Mecnun ya hani bir şeyden haberi yok herhalde gittiler gerçekten su dağıtan birisi var ona gittiler o herkes gibi giyinmiş o da dedi ki sordular ona buranın emiri kim ümmetine hizmet eden dedi dediler ki bu da mecnun oysa frekansa bak. Hazret-i Ebubekir efendimiz onu gösteriyor ümmetine hizmet eden diyor o da aynı sözü söylüyor kalp karşı değil birbirinin içinde bizim dilimize böyle demişler kalp kalbe karşı kalp kalbe karşı değil iki kalp birleşmiş bir kalp olmuş vuslat olmuş fena olmuş peygamberde fena olmuş sallallahu aleyhi ve sellem peygamber de o faniliği kabul etmiş o onu sevmiş o da onu sevmiş onun söylediği sözü söylüyor işte. Hz ömer radıyallahu anh hazretleri de böyle birisini bekliyor hani bir.

biraz böyle kılığı kıyafeti düzgündür hani ama pecurde yaşlı çalgıcı ihtiyar birisi hatta bunu ben böyle kendi kendime tefekkür ederken bir iki tane dişi dökülmüş böyle ne bileyim işte yüzü kararmış kara sarı olmuş yaşlılık çökmüş böyle üzerinde düzgün kıyafeti de yok elinde kırık bir saz dolaşıyor öyle işte ne yapsın e tabii o. Hazret-i Ömer devlet başkanı. Emirel. Müminin o böyle umulmadık bir kılıkta bir kimse beklemiyor o da bakıyor orada bir ihtiyar birisi var bu değildir herhalde diyor dönüyor. Hazret-i Pir muhteşem bir ders veriyor bize dönüyor ve insanları kıyafetlerine göre yargılamanın insanı yanıltacağını gösteriyor bize. Hazret-i Pir o yüzden böyle bir o zata direkt yönelmiyor o zata yönelmediği için bir tur daha atacak bu para ibin parası.

dendiğinde aslında ve bu para da ibrişin parası basit bir para aslında gerçek değeri değil o zatın bunu gösteriyor. Hazret-i Pir bize o zatın önüne beytül mal hazinesi konsa azdır ona o zat-ı kerim öyle bir zat-ı kerim onun normalde dünyalık parayla ölçülmesi mümkün değil ve enteresan bir o kimse mezarlıkta ve mezarlık insanın dünya heve heva ve hevesinin bittiği kapı insanın nefsiyle mücadelesinin bittiği kapı ve insanın dünyalık olarak elini eteğini çektiğinin kapısı burada mezarlık bize farklı bir rumuz gösteriyor ya da ben öyle anlıyorum çünkü bir kimseyi mezara koydun öldü ama hadis-i şerifte de. Allah. Resulü bize buyuruyor ki ölmeden önce ölünüz o zaman ölmeden önce ölünce e sen yaşayan bir ölü gibi oldun hatta. Allah’ın velileri. Allah’ın.

dostları yaşayan ölüler gibidir o yüzden yaşayan ölüler bakın yaşı yaşayan ölülerin peşinden gidin onlar çünkü dünya heva ve hevesinden şataatından şatafatından kurtulmuş dünya sevgisinden kendilerini azat etmişlerdir o yüzden onlar takva kapısında dururlar onlar aşk kapısında dururlar onlar muhabbet kapısında dururlar onlar ahiret kapısında dururlar böyle olunca onların dünyayla fazla işleri iştigalleri yoktur sadece varmış gibi görünürler dünyayı terk etmemiş gibi görünürler ama gerçek manada onların dünya ile işleri bitmiştir eğer onların hala daha mal edinme sevdaları var ise hala daha onlarda mülk edinme sevdaları var ise o zaman onlar dünya ile bağlarını koparmamışlardır onlar dünya sevgisinden kurtulamamışlardır hatta hadis-i şerifte insan yaşlandıkça heva hevesine uyduysa onda mal sevgisi fazlalaşır mal sevgisi ihtiyarladında dahi fazlalaştıysa o evliyadan değildir o.

velilerden değildir o kimse velilerden ise yaşlandıkça dünya ile bağını kesmesi gerekir bu dünyayile bağını kesmesi dünyayı sevmemesiyile alakalıdır dünyaya aşık değildir o aman şurada benim villam olsun yok. Beykoz sırtlarında iyi bir villa almam lazım diye düşünmez yok işte deniz kenarında benim de hakkım değil mi bir yazlığım olsun benim de diye düşünmez ve böyle düşünüyorsa böyle yaşıyorsa o zaman dikkat etmek lazım bunlar. Hazret-i Muhammed. Mustafa’nın ölçüsünün dışında olan şeylerdir bir başkası. Müslüman kimse bir villa sahibi olabilir biz kimseyi kerih görmüyoruz yazlık da alabilir kerih görmüyoruz ama bir kimse mürşid-i kamil ise onun villada yatacak zamanı yoktur onun deniz kenarında tatil yapacak zamanı yoktur her şeyden önce dervişlerinden utanır der ki “Benim derviş kardeşlerim bunu yiyor mu.

benim derviş kardeşlerim bunu giyiyor mu benim derviş kardeşlerimin deniz kenarında villası mı var benim derviş kardeşlerim fukara-i. Sabir’in hangi yüzle gittin tatil yaptın hangi yüzle gittin normalde. Beytullah’a hac yapacağım deyip de bilmem hangi boynuzlu otelin bilmem hangi terasından namaza durdun bir mürşid-i kamil ise bir kimse bunları düşünür dervişler nerede aşağıda üstat nerede yukarıda nerede işte bilmem hangi otelin terasından namaza durmuş aşağıdan da dervişler üstada bakacağız diye uğraşıyor kim var orada dedim ben yıl 92 haçtayım kim var orada dedim nereye bakıyorsunuz üstadımız orada dediler orada çıkın yanına dedim benim yüzüme baktılar ya beni sevmedikleri kadar var insanların böyle baktılar beni deli görüyor beni ne deli görüyorsunuz dedim asıl deli sizsiniz dedim üstat orada siz burada buradan.

aşağıdan bakacağız diye uğraşıyorsunuz dedim gidin dedim onunla beraber namaz kılın ömrünüzde kaç sefer dedim şeyhinizle beraber hacca geleceksiniz gidin dedim orada siz de orada namaza durun gözümle şahit olduğum şeyi söylüyorum bir veli bir mürşid-i kamil dervişler için canını verir öyle bir yok sen onun dervişine dokun 100.000 ah işit sen o velinin o mürşid-i kamilin dervişine bir zarar ver dağda taş olamazsın dağ seni kabul etmez dağa taş olacaksın taşın bir özelliği olması lazım allah muhafaza eylesin amin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ümmetinden ayrı yiyip içmedi hani sahabenin biri geldi hendekte kulağına sı fısıldadı dedi ki “Sütten kesilmiş bir keçim vardı onu kestim.” dedi “ya. Resulallah.” dedi “Akşam yemeğine bize buyur gel.” Allah. Resulü dedi ki.

“Ey ashabım filanca kardeşiniz” dedi “kçi kesmiş bir koyun kesmiş bu akşam ona davetiz” dedi herkes aç çünkü sahabe diyor ki “Benim içim gitti onca insan nasıl doyuracağım diye.” Resulullah geldi diyor “Sallallahu aleyhi ve sellem okudu” diyor “Yiyeceğin üzerine biz tevhit çekiyoruz ya.” Her o tevhit onu nurlandırır onu bereketlendirir ondan herkes doyar telaş etme evet bunu böyle söyleyince benim. Efendi ve dervişlere ilk yemeğim ve verdiğim yemek aklıma geliyor ben. Bayındır’dayım o zaman fukara sabiriniz böyle hiçbir şeyimiz yok efendi böyle yalvar yakar dedim efendim böyle 5 10 kişi gelseniz bayındırda dedim bir yemek yesek orada bir ders olsa gelirik. Mustafa. Efendi dedi. Allah’ım dünyalar benim oldu anneme dedim ki efendi birkaç kişi daha gelecek dedim bu kuru.

fasulye bu da pirinç bize bir kuru fasulye bir pirinç yap dedim ne dedi adamlar mı gelecek dedi evet dedi ben dul kadınım dedi bir sürü adam ne işim var benim burada dedi aldı kız kardeşim gitti pirinçte fasulye elimde kaldı koşa koşa gittim bizim. Halil var. Bayınd’daki efelerden halil’in teyzesinin kocası o da ara sıra derslere geliyor ona gittim dedim bundan kuru fasulye yap bundan da bize pilav yap tencereye 10 kişi gelecekler ya bu kadar az bir bizim. Nuri kulakları çınlasın o böyle baklava getirdi biz da diyoruz böyle 2 kilo yoğurt alıyor bir de yoğurt getirdi iyi biz bekliyoruz şimdi efendi gelecek ondan sonra yemek yinecek han ben bir odada kalıyorum o zaman önce efendi geldi ardından.

bir minibüs geldi dolu ardından bir 302 geldi oktay var. Nuri var yanımda ikisine dedim telaş etmeyin herkese edecek birkaç tane sohra bezi var bizde bir iki sohra bezi kaşık çatal yaydık ekmek filan öyle devasa 10 tane filan ekmek yok 34 tane ekmek var para da yok ha bir tevhit okuduk biz arkada sofraları kurduk şeyh efendi bir zikrullah başlattı bildiğiniz tevhidi okutuyor la ilahe illallah yıkılıyor ortalık t. Binderan 5 10 arkadaş da geldi bizim bizim biz zaten bir zikrullah yapıyoruz daha o zikrullah’a ulaşamadım ben duvarlar ağlıyor o taş duvarlar çatlıyor biz zikrullah yaptığımızda şimdi bizim arkadaşlar şöyle yapıyor ben. Allah esmasını veriyorum ya allah. Allah böyle yapıyor allah. Allah beni duymuyor zannediyor her derste kendimi bastırıyorum.

mustafa. Özbağı. Zikrullah’la gelmeleri dahi bir lütuftur yapma yoksa tutacağım kulağından atacağım bizde öyle bir yok ayındır daha biz de öyle zikrullah yapıyoruz mezarlıkta. Zikrullah yaparken millet orada gaza basıp gidiyormuş ölüler kalktı buradan diye ilk kahveye gidiyorlarmış duydunuz mu ne oldu mezarlıktan ölüler kalkmış allah’ı zikrediyorlar diye biziz halbuki musallada biz böyle yapamıyoruz orada burada ders basılıyoruz masılıyoruz nereye gidelim bir gece bizim güllük mezarlığı var orada kaplıcalara giden kış günü kimse gidip gelmez diye oraya gittik musallayı da o taşının etrafında döndük verdik sıklaha bir ara esmaı kestim ben ne kadar börtü böcek köpek kurt tilki çakal varsa hepsi de uluyorlar bizimkiler böyle duydular bir böyle karanlık ya hissettim herkes birbirine baktı esmayı kesmiyorum allah esmasında bir başladım.

bitirdim zikrullah’ı hadi dedik şurada hemen yol ağzında ilerimizde bizim tariş var tarişin orada biraz çay içelim dedik orada kahve var içeri girdik kahveci dedi nereden geliyorsunuz dedi yoldan geliyoruz dedi duydunuz mu ölüler ayağa kalkmış dedi decem biziz o adam kütteek kalacak orada o ölü biziz ayağa kalktık şimdi yemekte bir zikrullah yaptırdı. Efendi biz dolduruyoruz içeriden boyna yiyen kalkıyor gidiyor yiyen gidiyor yiyen gidiyor oktay abi ne oluyor dedi oktay sus dedim sakın konuşma yiyen gitti yiyen gitti yiyen gitti hep bunu böyle anlatıyorum hakkınızı helal edin en son insanın hiç sevmediği burnunda bitermiş ya ayşe’nin bizim nişanlısı geldi enes burada mı he onun babası geldi ben evlenmelerini istemiyorum o zaman için allah’ım dedim adam geldi şimdi efendi.

de biliyor onun trede de gördü onu mustafa. Efendi oğlum damada da sofra kurun kurduk ona da sofra değil b tarikat böyle bir maneviyat böyle bir sen sev sevme sofrayı kurduk biz şimdi o da böyle enteresan bir kişilik şimdi en son tatlı da veriyoruz herkese ha o baklava da bitmiyor yoğurt da bitmiyor şimdi o baklava da koydum o şimdi çatalı batırıyor biz bir şeyhe yapamayız ya böyle bir şeyh efendinin ağzına şimdi baklavayı koyuyor şeyh efendi yemeyeceğim diyor olur mu mübarek ye diyor şimdi. Allah’ım boğacağım adamı biz çatlayacağız o da efendi de çatalı alıyor onun ağzına veriyor pat gömüyor zaten bir daha batırıyor çatalı bir daha. Şeyh efendiye veriyor allah’ım kaş göz ediyoruz anlamıyor yok diyorum içimden.

Mesnevi Okuması (2162. Beyitten) 03.05.2025 Sohbeti

diyorum ki bu. Mustafa. Özba bu senin imtihanın diyorum ben yoksa tutacağım atacağım dışarı ben onu içimdekini saklamıyor mu oğlu da burada allah rahmet eylesin şimdi. Allah’ım o da yedi mustafa. Efendi sofrayı kurun oğlum bakayım bir de siz yiyin dedi biz sofrayı kurduk biz birbirimize bakmaktan bu kerametten biz kendimizi alamıyoruz biz de yedik şeyh efendinin son sözü kapak mustafa. Efendi buyurun efendim kalanları da dedi anana ver dedi anan yesin dedi bunları da anana ver oğlum dedi anan yesin dedi emredersiniz efendim dedim ben sonra da söyledim dedim bunları da efendi size bıraktı dedim üstüne dedi bir dedi ilah yok dedim sana verdiğim kadar pişti dedim e dedi mahallel söyledi kaç otobos gelmiş dedi e geldi dedim ben.

hepsi onu mu yedi hepsi onu yedi dedim ben inanmıyor kadın haklı şimdi o yüzden veliler velilerin kerameti onu bakarsın şeyh efendiyi de bak bir şeye benzeteme benim ilk yanılgım ben onu rüyamda gördüm ama gerçekte gördüm böyle baktım kendimce öyle dedim benden boyu kısaymış dedim hani rüyada öyle görünmüyor ya içimden öyle dedim benden boyu kısaymış dedim böyle herkes de sarmaşa sarmaşa geldi tam benim önüme geldi böyle baktı bana ondan sonra. Bayındırlı hoş geldin dedi güm güm ciğerlerim dökülüyor zannettim böyle dedi mustafa. Özb sen ne yapgın içimden oturduk ilk karşılaşmadım size zahiren oturduk neyse o da gitti böyle halak halinde o da karşıya oturdu allah rahmet eylesin ilk dervişler bilir alian’ı tanır alian’ı tanıyanlar elini kaldırırsın evet.

güzel bir adamı tanıdınız allah rahmet eylesin alhisan o zaman. Alhisan tabii tanışınca artık yaptık öyle dervişlik öyle değil ateşiyorlar iki tane hal dervişi birisi diyor ki öbürküne şahidim buna ne o diyor yeni damatlar gibi diyor seten yorganların altında rahat batıyor herhalde rahat diyor batmıyor mu sana diyor gece diyor öyle kaldın diyor onu dinleyen öbürkü de diyor ne yapalım bizim çiçekli pijam yok ya diyor ne çiçeği lan dedim çiçekli pijaması var arkadaşın dedi bizim tabii o bölgede o zaman daha böyle çiçekli böcekli pijamalar yok hala daha yoktur zannetmiyorum on benim de hiç olmadı çiçekli böcekli bir pijamam on benim daha doğrusu pijamam da olmadı allah bizi affetsin o kültür yok bizde ondan sonra neyse böyle hal.

dervişleri onlar o zaman için neyse. Alisa’nın evindeydi zaten biz tanıştığımızda efendi oturdu böyle bir baktı mustafa. Efendi sen buraya gel dedi ismim ne önce. Bayındırlı sonra. Musta. Efendi ben şevikim atletikim gencim duvar tırmanıyorum ben hala da öyleyim de öyle değil miyim ismail. Mustafa. Efendi sen buraya gel dedi yanında. Zakir var genelde en kıdemli şeyhin sağına durur adap odur onun yanında da. Çorumlacı. Mustafa’den kalmaz var ona biraz böyle işaret etti sen kay diye beni yanına çağırdı ben kalkamadım yerimden söz şu: Mustafa. Efendi’ye yardım edin kaldırın dedi getirin buraya ben patates çuvalı gibi zayıf patates çuvalıma benim ayaklarım kalkmadı iki kişi beni böyle kollarımdan tuttu hiç unutmuyorum utanıyorum nasıl utanıyorum ulan yürü diyorum lan sen nasıl bir.

adamsın hani keramet bunlar gittim yanına oturdum. Cenâb-ı. Hak hamdolsun ölünceye kadar yanından. Cenâb-ı. Hak ayırmadı bizi hala daha ayrılmadık hamdolsun öyle ölüm ayırmaz insanı işte zahiren bir şeye benzetemediğiniz kimseler. Allah dostudur bilemeyiz o yüzden insanları kıyafetlerine göre yargılamayın cenab-ı. Hak’ın nice veli kulları vardır onlar böyle senin benim gibi görünür ama. Allah dostudur rabbim muhafaza eylesin amin bu olması gerek deyip bir kere ha bu olmasa gerek deyip bir daha koştu nihayet yoruldu fakat yine o ihtiyardan başkasını göremedi kendi kendisine hak bana dedi ki “Bizim saf makbul ve mübarek kulumuz var ihtiyar bir çalgıcı nasıl olur da. Allah haslarından olur ey gizli sır ne hoşsun ne hoş ve garip” dedi normalde bir çalgıcıdan. Allah dostu beklemiyor çünkü.

ama. Cenâb-ı. Hak ona vermiş. Cenâb-ı. Hak istediğini aziz eder istediğini de zelil eder aziz ettiğini kimse zelil edemez zelil ettiğini de kimse aziz edemez kulların bunda dahli varmış gibi görünür kulların dahli yoktur hani yine. Hazret. Abdullah’a diyor ya “Ey oğul sana bir söyleyeceğim iyi belli buyur ya. Resulallah sana bir belli edeceğim bir söyleyeceğim iyi belli buyur ya. Resulallah bak sana bir söyleyeceğim üçüncüsünde söylüyor iyi belle buyur ya. Resulallah bütün insanlar sana yardım etmeye çalışacak olsa. Allah müsaade etmedikçe hiç kimse sana yardım edemez bütün insanlar toplansa sana kötülük yapmak isteseler. Allah müsaade etmedikçe sana kötülük yapamazlar allah’ın azizetini insanlar zelil edemez allah’ın zelil ettiğini de insanlar aziz edemez hatta sen. Allah’ın aziz ettiğini bilemezsin onu zelil.

etmek için uğraşırsan sen zelil olursun sen perişan olursun allah muhafaza eylesin amin o yüzden. Allah dostları veliler herkesin beklediği kılık ve kıyafette değildir yere ve zamana göre millet ne bekler işte kocaman bir kavuğu olsun kocaman bir sarığı olsun kocaman bir cübbesi olsun yürürken etrafında avanesi olsun korumalar olsun araba son model olsun arabanın yanında lopır lopır koşanlar olsun a işte o büyük mürşit veya görüşemezsin birisi şeyh efendi öyle demişti efendim siz herkesle görüşüyorsunuz dedi sizin kıymetinizi bilmiyorlar ben de o meclisteyim böyle ben bir afalladım hani bu adam ne diyor aklını mı yitirdi diye dedi ki siz geldiğiniz zaman sizi dedi arkadaşların önüne çıkarmasak böyle dedi rahat görüşemeseler sizinle dedi o zaman dedi hani size hasret olurlar.

daha fazla böyle yansınlar yıkılsınlar kıymet bilinsin gibisine şeyh efendinin hareketi kafasını salladı böyle hayırlısı dedi ona hiçbir demedi o yanımızdan ayrıldı mustafa. Efendi ne diyorsun dedi estağfurullah efendim yok yok söyle dedi efendim bu sünnete aykırı dedi aferin oğlum dedi bunun sünnetten de haberi yok dedi aklın sıra dedi bizi dedi dervişlerden saklayacak gizleyecek kimseyi görüştürmeyecek kendisi şeyhlik yapacak demek şimdi dervişi dervişin önünde zakir nakip nügabba çavuş her neyse önünde duruyorsa görüştürmüyorsa o şeyhlik yapıyor veya kimi zakirleri duyduk önce beni seveceksiniz bende fani olacaksınız önce benden geçeceksiniz sonra şeyhe ulaşacaksınız onlar kendilerinin sonu olur allah muhafaza eylesin amin tirmizi hadis-i şerif nice saçı başı dağınık kapılardan kovulan kimseler vardır ki. Allah adına yemin etseler. Allah onların yeminini.

boşa çıkarmaz tirmizi. İbn. Mace ve. Hakim’de geçiyor demek ki nice saçı başı dağınık nice böyle kapılardan kovulan insanların yüzmediği herkesin sevmediği kimseler vardır ki o. Allah dostudur o. Allah’ın velesidir o yüzden insanlar genel olarak senin dışını görür allah ise senin içine bakar ehli maneviyat senin içine bakar veliler senin dışına bakmaz mürşid-i kamiller senin dışına bakmaz sen makam sahibi misin mevki sahibi misin sen zenginmişsin sen iyi geyiniyormuşsun sen böyle son model giyiniyormuşsun araban son modelmiş işte katın yatın katın villan varmış bir mürşid-i kamilin bunlarla işi yoktur o mürşid-i kamil senin içinle ilgilenir senin için onun yanında mı mi senin için onun canında mı değil mi. Hazret-i Pir der ki hani niceleri bizim yanımızda görünür ama gönül.

olarak. Yemendedir niceleri. Yemendedir fiziki olarak ama canları canımızdadır der o mürşid-i kamil senin kılına kıyafetine bakmaz senin dışına bakmaz senin parana puluna makamına bakmaz o senin içine bakar senin için ne alemde buna bakar o yüzden insanlar bu manada kendilerince hep dışa odaklıdır maneviyat ise içe odaklıdır o kalp alemin için kalp alemiyle ilgilenir o manayla ilgilenir bu dışı terk etmek değildir. Hazret-i Muhammed. Mustafa dışı terk etmemiştir ama asıl olan içtir o iç alemle ilgilenir bu dışı hiç başı boş bırakmak değildir yanlış anlaşılmasın o yüzden burada o kimse o. Allah’a dost olmuş kimse çalgıcı gibi görünse de o. Allah’a yakın o. Allah’a dost o yüzden nice böyle mecnun vari nice böyle divane vari zatlar vardır allah dostudur.

bilemezsin onu o yüzden dışına bakaraktan bir kimseye hükmetme dışına bakaraktan bir kimseyi reddetme dışına bakaraktan o kimseye hüküm verme sen onun iç alemini izle allah bizi onlardan eylesin amin o yüzden. Allah dostları veliler bir taraftan da imtihan hane gibidirler onlar kimse imtihan etmez ama velilerin üzerinden insanlar imtihan olur velilerin üzerinden müritler imtihan olur velilerin üzerinden mürit olmasa da dışarıdakınlar imtihan olur rabbim bizleri muhafaza eylesin amin bir kısa kısa yine efendiyle. Allah rahmet eylesin amin bizim bir derviş kardeşimiz oldu ciddede uçak mühendisi kulakları çınlasın hzreti. Ebubekir efendimizin torunu eski arkadaşlar biriler geldiler benle misafir oldular filan böyle eşiyle çok muhterem birisi böyle işte uçak ciddeden kalkacak böyle efendiye yalvardı yakardı hani biraz erken gelseniz sizi misafir.

etsem birkaç arkadaşla tanışırsak efendi bana döndü olur efendim dedim biz erken gittik arkadaşlardan önce gittik ciddiye bizi karşıladı allah razı olsun işte evine götürdü filan böyle işte bir tatlı ikram ettiler orası ayrı bir kıssa sonra dedi ki efendim dedi burada seyitlerden bir zat var ben o zaman çatpat anlıyorum böyle. Arapça şeyh efendi bana soruyor çünkü ne dedi diyor. Arapça birisi konuşuyor bana ne dedi diyor ben tercümanlık yapıyorum nereden yaptığımı da bilmiyorum zaten anladığımı anlatıyor mu tamam diyor o da tamam o dedi ki efendim bir şeyh varmış. Seyitmiş onu ziyaret edelim diyordu gidelim. Mustafa. Efendi biz gittik bir apartman dairesi böyle karşılıklı gerçekten dışarıdan bakınca bir şeye benzetemez bizim. Kabbaşı hazretlerinin böyle üzerinde böyle bir hani.

Kapaşide böyle bir yok bundan kıyafet yok onlar açık gömlek giyiyorlar ya bir de onun üzerinde böyle yine beyaz bir şal gibi bir şeysi yok aynı. Kabşi hazretleri gibi bizim hani. Kappaşi’ye de baksan dışarıdan bir şeye benzetemezsin zaten ama. Sudan’ın yarısı geliyor sudan’ın bütün şeyhleri elini öpmeye geliyor sudan’da tanımayan yok e. Erdoğan şahit o çevirmelerden nasıl bağırarak geçiyor çevirme oluyor böyle biraz birkaç böyle birkaç hani 10 saniye 20 saniye fazla olunca arkadan kafasını uzatıyor bir. Arapça bir konuşuyor askerlere askerler hemen bırakıyor bizi öyle bir de sert suyu öyle yok bize yumuşak ama böyle sert olması gerektiği yerde sert aynı zamanda aşırı derecede kıskanç bizi hiçbir yere bırakmıyor ben diyor karar vereceğim ben de alışkın değilim ya.

neyse bunun gibi bir zat girdik içeri böyle askı şerbet askısı gibi askıda bize kendisi şerbet getirdi böyle bütün herkese hizmet ediyor orada seyyit kendisi ve şeyh dervişlere hizmet ediyor gelene gidene hizmet ediyor böyle karşı daire var kadınlar da o tarafa geliyor onlara da şerbet götürüyor hiç durmuyor durduğu yerde gelen gidiyor gelen oluyor hemen onlara ikram getiriyor şimdi efendi bana soracak nasıl diye biliyorum ya başıma gelecek olanı ben boyunla rabıta üstüne rabıta yapıyorum bir de şimdi mühritlik böyle bir şeyhinle kıyaslıyorsun ben şimdi böyle rabıta ediyorum yapıyorum işte gördüğüme soruyorum bu nasıl bir zat hani cevap vereceğim çünkü biliyorum başa gelecek olanı neyse böyle hasta geliyor ona bir okuyor bir sırtına vuruyor bir öksürüyor tinsiriyor orada saatlerce.

dakikalarca adamın salliya burnundan ağzından bir şeyler akıyor böyle bir tuhaf bir durum tabii ben efendinin yanında edepte duruyorum ben hep rabıta ağacı gibi rabıtadayım döndü efendiye hacta buradasınız inşâallah dedi arapça böyle baktım haçta buradasınız diyor dedim böyle bir niyetimiz yok dedi hayırlısı kalktık daha arabaya giderken mustafa. Efendi ne diyorsun dedi bana efendim sizin seviyenizde değil dedim ne yaptı bir benzetemedin ama önce dedi evet efendim dedi şimdi bu tip şeyhe hayır demek onun analizine öyle değildi demek benim kitabımda yok çünkü doğru efendim dedim gerçekten de benzetmedim ilk etapta gördüğüm efendi o sene hacca geldi gitti. Hollanda’dan dervişler demişler ki biz senin buradan vizeni alırız efendim sizi hacca götürelim olur mu olmaz mı olur hollanda’dan beni aradı.

selamünaleyküm aleykümselam o şeyhin dedi kerameti tecelli ediyor dedi direkt hacca mı gidiyorsunuz efendim dedim evet.” dedi “buradan” dedi. Hollandalılar dediler ki dedi “Biz senin vizeni buradan alırız hep beraber hacca gidelim” dediler dedi “buradan hacca gidiyoruz dedi allah mübarek etsin dedim gidip şeyh efendi onu tekrar ziyaret etmiş sonra bir daha gittiğimizde vefat etmiş artık birkaç zaman sonra gittiğimizde vefat ettiğini duyduk allah rahmet eylesin amin şimdi bazıları alışıla gelmiş kıyafetlerin dışında olabilir kıyafetleri pejmurde olabilir yalnız bir de şu olmasın böyle her pejmürde kıyafetli olan dilenmeye kalkarsa ulan bu da şeyh midir deyip de bir demeyin veyliler. Allah’tan isterler veliler. Allah’a dayanırlar veliler kullardan dilencilik yapmazlar onlar. Allah’tan dilenirler ihtiyaçlarını. Allah’a arz ederler onlar ihtiyaçlarını insanlara arz etmezler.

bir çıt üstü bak bir çıt üstü onlar ihtiyaçlarını dillendirmezler. Allah’a da bir çıt üstü onlar bir şeyi ihtiyaç görmezler o yüzden kalplerinden de dillerinden de kendi atlarına bir istemezler onlar yaşayan ölü gibidir bir geldiğinde reddetmezler geleni haktan görürler gideni de haktan görürler gelir hak gönderdi gider hak aldı hak gönderdi ne gelene sevinirler ne de gidene üzülürler bu da en üstü çünkü gelen de haktır giden de haktır neymiş gelen de hakmış giden de bu ne olursa olsun ama bu ne olursa olsun dünya aleminde zahir aleminde veya batın aleminde ne olursa olsun gelen de haktır giden de haktır bu hale eriştiysen ne mutlu sana erişmediysen gayret et koştur mücadele et yol herkese açık elfatihama salavat amin.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Mesnevi Okuması (2162. Beyitten) 03.05.2025 konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mesnevi Okuması (2162. Beyitten) 03.05.2025 sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.