Mesnevi Okuması (1788.Beyit) 02.12.2023 konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Okuması (1788.Beyit) 02.12.2023 hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Her nerede bir Müslüman azul mediliyorsa Allah intikamını as. Ejime. Kaldığımız yerden devam edeceğiz ama önce şunu söyleyeyim. Osmanlı da havali odası olunca mahkemeleri ara veriyorlarmış. Lodası esince insanların işte fazla duygu sal olur. Allah’ın sana alınkanı olur. Verdikleri karar normenden çıkar diye o yüzden Osmanlı böyle bir uygulamı başlatmış. Kendizamanda. Malum bir kaç haftadır Lodası iyi. O yüzden söylediklerinden sorunu değil. Ya bu böyle nereden konuştu oradan mı konuştu?
Burada mı konuştu? Baştan söyleyeyim hani deniz kenarında karar denizde bir alim mi? Risale yazmış. İstanbul’a göndenmiş. Ondan sonra şeymiş ama demiş götür. Ne oldu? Çok kale almayacak. Ona deki demiş. Ömründe hiç balık yemene. Neyse, talebesi götürmüş. Şeyh list ama Risale’yi. Nemiş ki ya? Karadenizler demiş yani çok balık yer.
O yüzden hani sıkıntılıdır. Hemence affermiş talebe. Demiş efendim. Üst adımız dedi ki şöyle böyle söyledinde hiç balık yemedi dedi. Böyle bir latife var. Bizimki de onun gibi o yüzden biraz gündüz sohbeti biraz şimdi söylediklerimizden sorumma değiliz. O yüzden diliyen doğru kabul eder. Dileni en doğru kabul etmez. Gitar inceler bakar eder. Daha doğrusu bugüne kadar söylediklerimizin hiçbirisinden sorumma değiliz. Güzel bir şey var. Hani imam gazale o kadar kitap yazmış.
Bir sürü Risaleler yazmış. Sonra iki yıl eme bir cevesinde kendisini minarellini içerisinde izinva edecek. Tası ofla sohfirlik de tanışmış. Sohfirlik de tanışınca izinva sohfirlik. iki yıl izvah ediyor. Çıktıktan sonra dükküm. Bugüne kadar yazdıkların hepsini reddetdim. Bugüne kadar ne yazdıysam? Hepsi de reddetdim. Hepsi ne atmışken. Bizimki de o yüzden.
Akıllı lalde, şimdi z yok. Kendimizde çok da akıllı bir sedeyiz. Evet. Talya kan beytlere devam ediyoruz. Geçen hafta malum diyorduk ki ben biz karman çorma ne oldu? Kendi kendine huzur tavlası oynamak. İçin bu ben bizi vücuda getirdim. Bu su redde ben ve senler umumiyet de bir can haline gelirler. Sonunda da sevgiliye müstarak olurla. Tabi burada en güzel benim çok hoşuma giden şey. Kendi kendine huzur tavlası oynamak için mi? Bu benler bizler. Burası beni alıp götürdü ben hala da oradayım. Oradan çıkmadım da. Kendimce tefek üretiklerim. Kendimce kendi içinde bunların düşündüklerimi sizlere aktaramıyor. Cebriyeye düşersiniz diye. O yüzden ama aynı tehlikeler devam ediyor. Ben biz ben ve bizim varlıkların varlığı ve yokluğu. Hülasa söylediklerimin hepsi vardır vakidir.
Teş bir teyze hepsi de bir yerde. Ben biz ve bizim. Ben biz ben ve bizim. Varlıkların varlığı yani bir varlık var onun varlığı. Ve yokluğu. Yani varlığı ve yokluğu. Söylediklerimin hepsi vardır vakidir. Yani ben biz varsınız aynı zamanda da yoksunuz. Ben biz ben bizim her ne var ise. Varlık bu konuda varlığı. Bürünmüş olan mezneler eşyalar var. Aynı zamanda da yokluğu da var. Yani yok. Bu söylediklerimin hepsi de vake yani bu söylediklerimin hepsi de doğru.
İşin içinden çıkabiliyorsanız çıkın. Hem varsınız hem yoksunuz. Hem ben var hem biz var. Hem de bizim var ama ben bizim hepsi de hem var hem yok. Tabii yine biz buradan yürüceğimiz yer geçen haftadan devam edeceğiz. Arabi ekolünden başka bir yerden bunun işin içinden ben çıkmasını bilmiyorum.
O yüzden benim çıkacağım yer yine işin içinden çıkacağım. Çıkabilecek oldum yer orası. Şimdi ben sen o varmış gibi görünmen varlıklarız biz. Varmış gibi görünmen varlıklarsa ve hepimizde geçeceğiz. Geçeci olunca hepsi de bir şekilde yok olacak. Yani biz doğarken ölümü doğduk. Biz varmış gibi görünmeniz. Ama aslında yokuz sonuçeti bariyle biz yine yokulucularız. Sonra da yine var oluculardan olacağız. Yine ne yapacak bizi varlık sağlasına sürecek. Nerede işte kıyamette ve mahşerde yeniden ne yapacak?
Varlık sağdesine yeniden sürecek. Şimdi böyle olunca aslında varmış gibi görünmen şey. Bir mütte sonra yok olacaksa senin onu varmış gibi görmen senin hatan. Yani ay doluna ya dönecek ama baştan hiler ve baştan hilerini gördüğünde sen kendince diyorsun ki bu hiler ama arkası doluğunun sonra ne oldu?
Doluna yoldu. Doluna isonadan tekrar hilerle döndü. Görüş olarak baktığınızda hilerden doluna ya dolunlardan tekrar hilerle indirgendi. Yani yokluktan varlığı birindü varlıktan tekrar yokluya birindü. Teşbihte hata olmazsa ve ota biz önceden insanlar olarak veya bütün varlık olarak önceden yoktuk. Sonra Cenâb-ı Hak bizi var etti. Sonra tekrar yok edecek bizi. Biz tekrar yok olacağız. Sonra tekrar var edecek. O zaman burada ki varlığımız bir hayalim varlık gibi bir şey.
Yani sonuç itibarıyla biz aslında yokluya koşuyoruz. Biz yokluya koşunca bizim varlığımızın esamesi yok. Çünkü bizim için zaman seksen yıl yetmiş yıl bu varlık perdesinde var gibi görünmemiz. Allah atmış yıl yetmiş yıl. Sonuçta görünmeyeceksek ki görünmeyeceğiz. O zaman varlığımızın bir hakikati yok varlığımız fahane yani geçici bir varlığımız hakikat noktasında değil.
Kendince hakikat noktasında ama hakikat noktasında değil. Böyle olunca o zaman bütün her şey yok olucu her şey bir taraftan bir tarafa gidece. Kasağız ayağı etsek sen sekiz Allah ile beraber başka birini ilah edinme. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Hüküm sadece onun dur. Ona döndürmeyeceksiniz. Şimdi Allah ilahımız Rabbimiz başka bir şey. Allah’tan başka bir şeyi ilah edindiniz. Herhangi bir şey. Bu at olur, put olur. Bu ne olursa olsun.
Bu insan olur. Neyi ilah edinirsen edin. Bakın neyi ilah edinirse edin. O yok olucu. Gidece kalucu değil. Yani eski dille, fahane. Biz bu dili çok hana aşina yaz ya. Fahane dünya. Yani geçici bir dünya. Fahane dünya hayatı. Yani geçici bir dünya hayatı. O zaman normalde var gibi gördüğümüz nesnellerin.
Var gibi gördüğümüz eşyalar. Geçici. Yani bir mütdet sonra yok. Ben kendime çekendime soruyorum. Nerede babam yok. Zahiren görünüyor mu? Hayır. Riyanda görürsen. Manada görürsen görcen. Peki o varlığı var mı? Elletutuyor musun? Hayır. Ne? Bir su red görüyorsun? Riyanda veya halinde. Peki o su redin kendince. Varlık değerlendirmesi var mı? Yok. Matematiksel bir değeri var mı? Yok. Yok. Ocağım matematiksel bir değeri var mı gördüğünüz riyadaki nesnellerin. Yok. Ocağım da zaten benden bir sürü matematik şeyler alıyor.
Ocağım sıfırlarını çoğattım. Amin. Hani her denemde sıfırlar çoğalıyor. Bugün mape toldu. En son altı sıfıra kadar mı gittirdi? Siyim matematikçela kaç sıfıra etti? Efendim? Bir an kızım. On üzer eksik kırkırsana yani virgüden sonra kırkış basamak gitmek gerekiyor. Daha doğrusu kırkışlarını sıfırç var mı?
Börmek gerekiyor. Evet. Ben ilk şeye varlığı şeye gittim bugün de. Sohbet etsin aslında. Dedim ki ona sıfır yetişmez dedim. İlk hani ruhumda ve nurundan bir şey yarattım. Bence hani la taay yünden taay yüne taay yünden bir şey yarattım ya. Zaman namaz yok bunun dedi. Fizikte tanımdolanda dosu evrende tanımdolanda en küçük zaman saniyini. Bir sere kırk üç sefer ona bölmek gerekiyor. Yani demek istediğim bir saniye ona bölüyoruz.
Çıkar sonucu ona bölüyoruz. Çıkar sonucu ona bölüyoruz. Bunu kırk üç sefer yapıyoruz. Tanım olan tek zaman bu. Yani bu daha altına indiğimiz zaman. Zaman tanımını yitiriyorum. Fizikse laç adam. Evet zaten zaman tanımını normal tanımlama açısından bitirmesi lazım. Yani zaman kesikli oluyor. Sürekliyle olmuyor. Ama sizin dedinizi tanımlayamıyorlar. Duymadım da alıyorsun.
Evet. Çünkü orada hani varlığın üzerindeki zaman tanımlaması. Cenâb-ı Hak’ın yaratıma da hani ilk bir şey yarattım dediğinde bu zaman tanımlamasının hesaplanamaması gerekiyor. Burası çünkü hesaplanabilir olduğu anda Cenâb-ı Hak’ın o bir şey yarattım. Yani daha daha yünden yani bilinmezlikten bilinir diye geçmesi ve bir şey yarattıması o böyle bütün zaman birimlerinin hesaplanabilir. Zaman birimlerinden daha kısa böyle hani an meselesi falan değil yani bu. Çok çok kısa olması gerekiyor.
Matematiksel bir hesabının hesabı olmuyor. En son nokta hayal oluyor çünkü. O zaman bir var gibi görünmen bütün her şey de hayal üzerinden hesaplayıyoruz. O zaman var gibi görünmesin. Böyle olunca da zaten var gibi görünmenlerini hepsinde hayal üzerinden görüttüğünüzde o zaman ortaya da bir eşya ve insan yok ki onu ilah edinesin.
O zaman bir tek var olan Allah kalıyor. Var olan Allah kalıyor. Allah da zahat olarak değil. Sufatsal olarak tabi zahatıyla sıfatı burada ayırd etmiyoruz. Zahatıyla sıfatını ayırd edersek yine ayamız yere sağlam basmaz. O zaman zahat ve sıfat noktasını tecelliyatta ayırıyoruz. Bakın tecelliyatta o zaman Allah tam başka ilah edinmemı ayeti kerimesini normalde ne olursa bakın dikkat edin. Ne olursa hani illa ki bir putolup onu ilah edinmek değil ve altını bilim.
İnsan ilah edinmek değil ve ate başka bir şey. Her ne olursa olsun Allah’ın yerine veya yanına koydunuz her şey. Her şey ama bir gün yok olacak ve hatta çizonu yok göreceksiniz. Ve hepsi de ona döndürülcek. Hepsi de ona döndürülcek demek hiçbir şey kalmayacak. Hiç bir şey.
O zaman normalde senin bir şey ibadet ettiyse o da seninle beraber yok olacak. Ve hatta bir şey kendince ilah edindeyse o da yok olacak. O zaman yok olmuyor olacak olan hiçbir şey yok hani ve şuraya israfıyla selam suru üflemesi. İşte birinci sürü üflenecek kıyamet kopça herkes öletenimliyelim. Ardından ikinci sürü üflenecek bütün mele kut alemi ve azıra ili döyecek. Onlar sonra Cenâb-ı Hak üçüncü sürü üflenecek yeni dönderecek ama bu ikiyle üçüncü sürü üfleme arasında Allah her şeyi her şey nefeslerin alınca hepsi de ölünce hepsi de tabiricayese yok olunca.
Cenâb-ı Hak soracak bugün Malıkül mülk kim? Sorduğu soruya kendisi cevap verecek, hadi şerif böyle bugün Malıkül mülk olan azı iz olan Allah’tır. O zaman her şey yok olduğu bu ailemde ben de biz de oydu hem sıfat sal tecelliyatlar hem de zaten tecelliyatlar.
O zaman da görünen yani varlığa görünen her ne var ise yok olucu. Varlığa büründü yerleri seydik birinci tayin bilimmezdik. İkinci tayin Allah’ım Allah’ım olarak bilimmezdi. Üçüncü tayin yani derece olarak ayağını sabiteydi. Demek ki ayağını sabite de varlıklar bilinirliği geçti. Sonra dördüncüsün eti ruhlar alemeti o zaman dördüncü de hepsi deniye. vücuda büründü. Bakın ayağını sabite de bilinir olduğu ruhular aleminde görünür oldu. Göründü. O zaman geriye doğru rüciyet temizde görünürlükten de kayboldu.
Nereye dönüş oldu o zaman tekrar ayağını sabiteye dönüş oldu. Yani görünürlüğü kalmadı varlık ve eşyalın. Bakın görünürlüğü kalmadı. Göründürlüğü kalmayınca Cenâb-ı Hak sordu bugün malü gün mülk olan kim cevap verecek hiçbir şey yok. Allah dedi ki kudret ve kuvveti elinde tutan Allah. Kendisi sordu kendisi cevap verdi.
Çünkü cevap verecek. Göründürde hiçbir şey yok. Bilinir de nerede var? Ayağını sabite de var. Bakın bunu tekrar arahabi ekolinden ceva biliyoruz. Anlamaya çalışıyoruz. Bilinirlik de var. Görünürlük de yok. Şimdi ayağını sabite de bilinirlik de var olan şey tekrar görünürlüğü çıkarmı evet. Ayağ etikermeden ediyor. Sizi daha önce var eden tekrar sizi var edemez mi? Bu şikteri söylüyor bunu. Sizi daha önce var eden. Yani sizi daha önce varlık sahnesine tan?
Sizi daha önce sahneye çıkarmı. Sahne de size can veren, size hareket ettiren daha sonra aynı şekilde sizi var edemez mi diyor? Evet, var eden. O zaman normalde sen bir gün yok olacaksan şimdi de bakın. Şimdi de sen kendini var hükmünde görme. O yüzden burada Hazret-i Pirdiyo ki yani ben biz bizler her neyse bütün söylediklerim.
Her vardır varlığı vakidir. Görünür. Hem de yoktur. Neden yoktur? Çünkü bir gün çünkü bir gün o bu görünürlüğünü kaybetsek. Görünürlüğünü kaybetsek. Ne kalacak? O kalacak bir tek. Ey gün emri. Ey gelden mektan ve söz söylemekten münesi Allah sen gel. Kün emri dedi yani bir şey oldu de her şey oldu. Yasin seksen iki. Bir şey muradettiği zaman onun emri sadece onu oldu mektir. O da olur. Bunlar mı ad edemek ki?
Ey gün emri dediğinde burada yalnız Cenâb-ı Hak’ın zahatına söylemiyor bunu. Ey kün emri dediğince Allah’ın oldemesine söylüyor. Oldemesine. Ey gelden mektan ve söz söylemekten münesi olan Allah. E şimdi aslında Allah bir şey oldu mektan demine zehtir. Biz tabi bunu ayet kelimi ucu bince hani kün nafsı.
Oldedi olduğu bu müteşabi bir mesevede. Teşbehtir. Bizim anlamımızı içindir bu. Yoksa Cenâb-ı Hak bir şey’e oldemes o bundan da münesi ettir. O bir kelime konuşmaktan da münesi ettir. Cumine kurmaktan da münesi ettir. O bir şey’in murad etmekten demine zehtir. Biz ona desek küşünün muradetti o murad etmekten demine zehtir. Bunların hepsi de bizim anlamamız için birer teşbihtir. Birer örnektir. O yüzden kim ona geldicek? Birine geldi mek emir vakirliktir.
Emir vakirlik. Ben şimdi birisine salime salim geldiceğim buraya bu emir vakirliktir. Salime gelir misin diyeceğim. Bu icadır. Lütfen gelir misin diyeceğim. Bu yalvaraştır. Allah için bunların hiçbirisinde konuşulmasım mümkün değildir. O hepsinden de münesi ettir çünkü bizim ona söz söylemekten de münesi ettir. Söz de söyleyemeyiz. Bunların ama hepsi de birer nedir?
Teşbihtir. Teşbih ve müteş abihtir. Teşbih benzetmedir. Biz bir şeye benzetiriz. Ama o benzetimiz değildir. Allah’ın zahatı ve sıfatları hiç bir şeye benzemez. Allah’ın zahatı ve sıfatları bir şeye de benzetirmez. O yüzden imam azamaz deteri. Fıkı ekberinde Allah’ın görmesi insanların görmesi gibi değildir. Bakın burada bir o teşbihede ay müsaade etmez. Öyle bir teşbih daya koymaz. O zaman bütün bu konuşulanların hepsi de kurulan cümnelerin hepsi de birer teşbihten ibaretdir.
Ayeti kermeler de dahil buna. Allah bir şey kündemekten de münesi ettir. Dikkat edin buraya. Çünkü eğer onu kündemeye Allah’ı kündemeye, kündeme, kündeme noktasında değerlendirirseniz. Onu sınırlandırmış olursunuz. Allah her türlü sınırdan da münesi ettir. Bakın her türlü sınırdan da münesi ettir. Biz Allah’ı tanımlamada ve bilmede sıkıntı yaşayan müslümanlarız.
Yani Allah durdu bir şey künd olduğu ve bir şey murad etti. Biz bunları böyle söylerken insanı imasiflarla bunları algılıyoruz ve söylüyoruz. İnsan imasiflarla Allah bundan da münesi ettir. O yüzden diyorum. Allah kün haneye onun üzerinde cümne kurmak, onun üzerinden bir emir vaki bir şey söylemek, onu sınırlandırmaktır. Allah hiç bir sınırı koymanız mümkün değildir. Bu gizli şirk olur. Bakın bu gizli şirk olur. Her türlü sınırlama, her türlü hadkoyuma, onu bizi küfre götürür. Allah muhafaza elensin. Ama tabii normalde hane, ol dediğinde her şey oluyor. Şeri atnoltasında baktığımızda hane hadici kutsu var ya, eyi kullanırım. Benim affettiklerim dışında hepinizde günah karsınız. Öyleyse benden mafretliğin de sizi boyuşlayayım. Benim zengin kıldığından başka hepiniz fakirsiniz. Muhakkak ben cümendim, bol veririm.
Mesnevi Okuması (1788.Beyit) 02.12.2023 Hakkında
Dile değil mi yaparım. Benim vergin bir söz dür. Azabın bir söz dür. Bir şey istediğim zaman, ona sadece ol dedim, ol dedim, o da olu verir. Bakın burada benim vergin bir söz dür. Azabın da bir söz dür. Allah sözden de bine zettir. Ama burada Cenâb-ı Hak teşbi ediyor. Benzetiyor. Kulları Allah’ı tanısınlar bir sınır diye teşbi hediyor. Tanısınlar diye teşbi hediyor. Yoksa Allah’ın teşbi he de ihtiyacı yoktur.
O her türlü teşbihten de uzaktır. Her türlü benzetmeden de uzaktır. Yoksa biz Allah’ı tanmanasıyla anlayamazdık teşbi olmasaydı. Teşbi olacak ki biz Allah’ı tanımlayalım, biz Allah’ı bilelim. O zaman baktığımızda o bütün varlık da alakalı şeyler, büler teşbi sanatı. Hepsinde tezbi edilmesi gerekir. Cisim, cisim olarak görebilirsin. Ten gözü seni görebilir mi?
Senin gondanman neşelenip gülmen hayale gelir mi? Yani sen bir cisimsin ona bakarken cisim olarak bakıyorsun. Çünkü mana gözün açık değil, mana gözün açık olmuş olsaydı sen onu cisim olarak görmeyecektim. Ve ten gözüyle seni görebilir mi? Dedi şey bu cisim nalakalı. Sizi tabii, hemen şimdi bütün İslam dünyasının büyük bir çolunu en amyuz üçüncü yüz üçüncü ayatı keremi söylüyor. Gözler onu göremez. Dün akşam meallara baktım. Büyük bir çolunu en amyuz üçü öyle mealli olarak vermişler.
Gözler onu göremez. O ise bütün gözleri görür. Meallara baktığınızda meallarda öyle yazıyor. Dedim ki hayır bu böyle olamaz. Yani bu ayeti keremi böyle değildir. Bunun özü bu değildir. Düşüngesiyle o da hakkın elalesin gece arası bizim meryem karada oceği aradım. Dedim ki en amyuz üçü bana söyle.
Dedim buradaki meallarda gözler onu göremez diyor. O ise Allah gönendir. Zahir ismişerifiyle gönendir. Bunun dedim bana harf harf, harf, kelime kelime tekrar bunun söyle. Allah razı olsun. O da bu konuda açıklama yaptığı Allah ilmini artırsın inşâallah. Bu ayeti keremi. Türkçe çevirmeye kalkarsak gözler onu idrak edemez. Gözler onu ihata edemez. Oradaki kelime bu dedi. Bu ama dedi. Hani Allah gönmez diyenler. Türkçede de çok yapınlar. Allah gönmez. Ataböyle Allah cehengumu’na şede de.
Ne o? Ahirete de gönmez diyenler var. Allah gönür denilence sanki ellerinden bir şe gidecek bunların. Yani bir sürü benim başımda da yaygara kopardılar. Yatene keçaldılar. Buradan geri dönelim diye yok geri dönmedim. Evet Allah gönür. Burada en am ayet yüz üçe isterseniz bakın. Aklısınız telefonlarımızdan oradaki meallerem büyük bir çoğunu gözler onu göremez olarak söylüyor.
Ama yok öyle değil. Mana o değil. Mana şu gözler onu idrak edemez. Yani onu kavrayamaz. Sen ten gözün ne? Ten gözün ne? Onu kavraman mümkün değildir. Bunun bir alt avancası. Daha doğrusu kafir cesi gisim olarak görürsün. Allah’ı ne yaptılar. Puta çevirdiler. Put olunca gisim olarak gördüler. Çünkü onlar matte peresler. Kendilerince görmedikleri Allah’a görmedikleri Allah’ı kabul etmiyorlar. Ama bunun bir çıtırstü ne? A işte diyorlar ki gözler onu göremez.
Ama bunun hakikatine gözler onu idrak edemez. Şimdi o zaman ten gözün ne? Senin bunu idrak etmen mümkün değil. Yani ten gözüyle onu göremezsin. O zaman hiç bir yere sevmadım mümkün mümkün, kalbine sevdim. O zaman kalp gözüyle onun sıfat sal tecelliyatlarını görebilir misin? Evet. Şimdi sadece gisimler ve maddeler aleminde dolaşan insanlar için Allah’ı bir gisime benzetmek.
Allah’ı bir maddeye benzetmek. O yüzden bu böyle bunlar var mı? Evet. Bunlar mağnadan habersiz olanlar. Bunu avan Müslümanlar da bir şey benzetebilirler mi? Evet. Hani Allah Resulü Sallullahi W-S. A. A. A. A. A. A. A. Sormuştu. Allah nerede dedi? Yukarıda göktedidi. Bakın Allah nerede deyince yukarıda göktedeyince ona büyücelik atvetti. Allah Resulü onu Müslümanlarsın ofına koydu. Neden yücelik atvetti? Allah göktemi ki hayır. Ama orada yücelik atvettiği için Hazret-i Peygamber onu Müslümanlarsın ofına koydu.
Yani Avam’dı Avam olduğu için Allah’a bir mekan belirledi. Allah gökterdedirdi. Allah gökterdedir deyince aslında mekan’dan müneze ama yücelik kasreti için Hazret-i Peygamber onun küfürünü hükmetmedi. Çünkü orada ki niye diye yücelik kasretmekte işte insanlar da Hazret-i Allah’ın kallandığını üzüldüğünü sevindini. Yani hatta üzüldüğüne sevindiğine dayırdı.
Hatişereler var mı var? Bakın bunlardan müteşabi. Allah üzüldüğüden uzaktır. Allah sevişten uzaktır. Hüzünlemek sevindmek kullara ait sıfatlardır. Bakın kullara aitır. Biz Allah’ın hüzünlendi veya Allah tövbedenleri görünce sevindi. Bu teşbihle alakaladır. Onun o sevindmekten de üzülmekten de neşelenmekten de müneze ettir. Ama teşbih ile biz onun ne yaparız onu tanımlamak, onu bilinmesine arttırmak için böyle söyleriz. Ve o ten gözü onun görebilir mi? Hazret-i bir bunu derken yani o ten gözüyle, ten gözüyle zahir olanı görünürsünüz.
Sıfatların tecelliatını görürsünüz. Ama manaya gelince onu ten gözüyle görmeniz mümkün değil. Ya onu kalp gözüyle görürsünüz. Ve hatta onu yalnız da görürsünüz. Görüneceğini söyleyen hati şerifler var mı? Evet çok hati şerif var mesela işte hati şerifim bir işinde diyor ki ben Rabbim’i gördüm.
Bakın direkt hati şerifim metlim bu ben Rabbim’i gördüm. Bunu Hazret-i abbasın oğlu Abdullah nakit ediyor bu hadis şerifi mesela Hazret-i A işanlemiş kim Muhammed Allah’ı gördü derse o yalan söylüyorlar. Allah’ın görünmeyeceğini iddia edenler Hazret-i A işanlemiş bu sözünü arkasında bu sözünü delil olarak geterirler. Ama bu sözü Hazret-i abbasın oğlu yani Rabbim’i abbas Hazret-i abdulla kendimiz Hazret-i A işanle imizin bu sözüne karşı bir hadis şerif koyar. Bu da hadis şerifdir bu hadis şerifdir de Allah Resil O Sanlı’nda’la ve Selam Hazretidir.
Bunu imam hambel nakit ediyor. Hani zamanda imam malikti de geçmesi lazım. Tirmizi de buna geldi. Bunu benzer yine böyle bir hadis şerif var. Ben Rabbim’i gördüm diyor Cenâb-ı Hak Bakın burada ben Rüyam’da gördüm hadislerinin dışında bu tekrar söylüyorum.
Ben Rüyam’da gördüm hadislerinin dışında Hazret-i Peygamber Sanlı’la ve Selam Hazretleri ben Rabbim’i gördüm diyor. Başka bir hadis şerifte mesela. Yine Allah Resil O Sanlı’nda ve Selam Hazretleri burada Rüyadan bahsetmiyor. Bu gece Rabbim’i en güzel surette gördüm diyor. Tirmizi. Bakın Rüyada dediğinde Rüyayla Lakal’da dışarı farb. Rabbim Rüyada bir delikanlı suretinde gördüm. Bak burada delikanlı suretine bölündü. Bu da tabaranın de geçiyor. Bu hadis şerif. Ama Öbür ilk söylediğim hadis şeriflerde Rüyayla alakalı bir incelik yok.
Rüyayla alakalı. bir şarkı yok. Riyay yok. Ben Rabbim’i gördüm. Bir de ne diyor? Bir de ne göreyim? Yani, bir de ne göreyim dediğinde, aniden tecelleden bir şey. Aniden görünmem bir şey. Yani burada biraz hayret var. Bir de ne göreyim? Yani normalde, bir de ne göreyim?
Rabbim’i en güzel şekilde olduğu halde gördüm. Demek ki, Hazret-i Peygamber, sanırlar ve selamaz edelim. Bir Rabbini uyanık kendine gördü. İki Rabbini rüyada da gördü. Üç Rabbini miraj da gördü. Üç görünme hal oldu. Üç görünme halin. Bir Cenâb-ı Hak’ı Rabbis’ini dağdurusu burada Rabbim’i diyor. Bir kadedin. Allah kelimesi yok. Rabb kelimesi var. Yani sıfat iyi boyutta söylüyor. Ve bütün hemen hemen hadiş şeritlerim büyük bir çoğunluğunu incelediniz de. Baya Allah’a afesim.
Ben inceledim de her hadiş şeriftlerde büyük bir çoğunluğuna Rabb’i ismini söylüyor. Ben Rabbim’i gördüm. Ben Rabbim’i en güzel surette gördüm. Ben Rabbim’i rüyanda delikanlı suretinde gördüm. Genç delikanlı suretinde gördüm. Onu o sana yine mesela bir enterasana dişerit daha var. Onu da söyleyeyim. Rabbini firdef cennetinden bir aluda bir delikanlı suretinde gördüm.
Bakın firdef cennetinde bir aluda delikanlı suretinde gördüm. Yani bu seferde mesela başka bir boyutta geçti. Hazret-i Peygamber Salullar’ı ve Selam Hazretleri firdef cennetinde aluda aluda delikanlı suretinde gördüm dedi. Bakın burada aynı zamanda da işin içerisine cennette girdi. Şimdi bir Hazret-i Peygamber Salullar ve Selam Hazretleri Rüya olmak sizin Rabbini gördü. İki Hazret-i Peygamber burada bir benzetme yok Bakın. Ben Rabbim’i gördüm dediğinde ben Rabbim’i gördüm dediğinde delikanlı sureti de yok burada. Ben Rabbim’i gördüm dediğinde bir suret yok. Suret hep görünmüş bir hal değil. Suret siz. Şimdi ben Rabbim’i delikanlı suretinde gördüm dediğinde bir teşabi var burada. Teşbih var. Delikanlı sureti dedi. Teşbihe girdi. Ama ben Rabbim’i gördüm dediğinde burada teşbihe girdi. Burada direkt Rabbim’i gördüm sözü var.
Bunu Allah’ın tanınmasını istemeyenler istedikleri gibi itiraz edebirlerler. Varsa bu konuda tartışacak atışacak olan bu adişerilerin metinleriyle beraber nerede hangi eserlerde geçmiş onlarla beraber getirebilirim. Hoş ismir deki ilahi yatçılar kavirlileştiğimiz sohbete gelmediler. Rüyetullah lalakalı. Orada çok attılar tutular. Dedim bir daha kaptar Rüyetullah. Ne deliniz var? Sanın getirindedim. Beklediler bekledim. Gelmediler. İlahi’yat fakül teslin’in öğretim üyesi. Profesirler. İtiraz ettiler. Allah’ın görünmesi ilalakalı. Gelindedim. Ben getireyim. Bir daha ki ay sohbete delirlilerimi sizde alın gelin.
beraber orada bu konuyu konuşalım. Bir tanesi gelmedi. Gelemezderdi çünkü. Bakın gelemezdirdi. Sebeb ne zahiri ilimleri yeterdi? Ne de manevi ilimleri yeterdi? Zahiri de manevi de ilimleri yok çünkü. Papan gibi. Papan gibi. Boyuna tekrarlıyorlar. Papanlar oturuyorlar. Kendi ezberlerinin konuşuyorlar. Kalbi ilimleri diyor. Kalbi ilimleri diyor.
Bir isine de de ise bu doğru mu değil mi diye bakmıyorlar? Onun üzerine inmiyorlar. Onun hakikatine inmiyorlar. Türkiye’deki şehlerin büyük bir çoğunu da böyle. Meselerinin hakikatinden uzaklar. Meselerinin hakikatinden uzaklar. Çünkü kalbi ilimleri yok. İddaya diyorum buradan. Kalbi ilimleri yok. Şey olabilirler. Ama mürşidi kamil değiller. Şeyh olabilirler. Birileri onları şehtemiştir. Nereden dediler. Soğla billiller. Ama kalbi ilimleri yok. Büyük bir çoğunun yok. Çok acı bir şey bu. Kimse böyle hani ateş etme noktasında değilim.
Acı halimiz bu. Çünkü bir kısmının dergallarını İngilizler kurdu. O yüzden yetişmiyor. Huzisi yetiştirilmiş şehirler tarafından devam ettiriliyor. Huzisi yetiştirilmiş şehirlerine İngilizlerin koyduğu şehirler. Soğradan mosat girdiği için içerisinde siyahaya girdi. Başlangıç kimden İngilizlerden. Başlangıç İngilizlerden. İngilizlerden sonra işin içerisinde siyahaya girdi. İşin içerisinde mosat girdi.
Zaman zaman kagebeye çalışan kagebeyeyle ortak hareket eden Türkiye’de tarikatlar da var. Mosatında tarikat ları var. Masonlar bir mosat tarikatıdır. Örneğin. Mason olan şehirler var. Mason olan mason olan İlahi akçılar var. Bunlar ne bişiden mosat ajanıdır. Bunlar hakikatin görülmesini istemezler. Bu ülkede hepsi de var. O yüzden tarikat lar kapatılsın teren ennisi okununca hemen TV’ten e yazıyorum. Diorum ki evet bütün tarikatlar kapatılsın. Mosatın kurmuş olduğu tarikatlar da kapatılsın. Mason tarikatlar da kapatılsın. Siyah Yunus tarikatlar da kapatılsın. Kabalacı tarikatlar da kapatılsın. Kagebeye’nin kurdu tarikatlar da kapatılsın. Evet var. İngiliz kralet ailesinin tarikatlarım ve cemaatları var. Kapatılsın. Ben hepsinde kapatılmasını istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devlete’nin Millisi para teşkilatı var. Eğer o millisi para teşkilatı gerçekten milli ise içinde siyahye yosmalarını.
Mosat bozmalarını. İngiliz fae işelerini. İçilerini de dolaştırmıyorlarsa incelesinler. Ülkede ne kadar yabancı, unsurlarla, alakalı, topluluklar varsa hepsinde kapasından hepsinde fesetsinler. Buyursunlar. Hiç sıkıntı yok. Bunlar kapatılır ülke özgürleşecek çünkü. Bunlar kapatılırsa din de özgürleşecek. Dinlerler de özgürleşecek. Bunların kapatılması lazım. Bu kapitaliz sistemin uçaklarının kurmuş olduğu cemaatlar, tarikatlar. Ne kadar oluşumlar varsa bu emperyalistlerin emrindolananlar. Ne hepsinde kapatılması lazım. Evet. Hatta bazen zaman zaman böyle coşuyom kendi kendimi, diyorum ki bir direkçe yazıyım.
Cumhuriyet Savcılığında mürajatta bulnayım. Ülkede kim? Mason topluluklar. Liyonların Liyon eslerin. Neler yaptığına dahil araştırılması. Nereye bağlı bunlar? Birliyon esler. Liyon esler. Nereye bağlı? Araştırılsın. Birlen tecavit. Mason do. Birlen tecavit. Mason bir başba kanımızı oldu. Nere nim masonuydu? İngiltere nim masonuydu? Bakalım araştırılsın. Ve hatta bugüne kadar devlet bakanlarına niçersinde başba kanlık yapmış.
Bakanlık yapmış. Mason tarikatına tabi bakanlarımız ve başba kanlarımız oldu. Şimdi var mı yok mu? Araştırılsın. Milliyisi para teşkilatın niçersinde Yahudim mason tarikatına müntesi bir insanlar var mı yok mu? Araştırılsın. Hadi bizim işimiz su fili tasavut tarikat gelin araştırın kardeşin. Bu ülkede ne kadar masonic yapılı tarikat varsa kapatın. Kökyü İngiliz kralet ailesine bağlı ne kadar oluşum var ise kapatın. Merkezi Londra da. Kimin merkezi Londra daysa. Merkezi Londra dolan. Vakıvlar kimlerine ailsin. Kapatınsın. Hakkında soruşturma açılsın. Vakfın merkezi Londra da. Sen nesın burada? Çelebeyim diye geziniyorsun. Sen ne yaptın? Dedengi bir İngiliz ajanı mısın? Nesın sen? Araştırılsın. Çünkü su fili de dolayışanların hakikaten haberi yok. Şeyhim de dolayışanların hakikaten haberi yok. Dihanet ilahiyatta profesörüm diyenler hakikaten haberi yok.
Ayet keremi gözleri görmüyor. Ya da kasıldı kör. Ayet keremi gözler onu ihat edemez diyor. Gözler ihat edemez. Dışarı çıktığın şimdi. Birisi dışarı çıksa gööğe baksa desen ki onu ne gördün? Göğü gördüm der. Öyle değil mi? Desen ki ne gördün? Gökte yıldızları gördüm da. Peki sen göğü tam olarak görebildin mi? Hayır. Sen bütün yıldızları görebildin mi? Hayır. Gözlünün alabildi yere gördüm. Senin gözlün bütün yıldızları ihatah etti mi?
Etmedi. İşte diyor ki gözler onu ihatah edemez. Sen onu görürsün ama göz onu ihatah edemez. Gözler onu ihatah edemez. Tamamını göremezsin. Bakın tamamını göremezsin. Şimdi bir seri sülükte bir kimse şehilik yapabilmesi için o kimsenin Cenâb-ı Hak’ın gemalısı fattında fahane olması gerekir. Eğer Cemal Sifatında fahane olmadığıysa o kimseni mürşeli kamil değildir.
Bu sözümü çala bilirler, bu sözümler alaydayda edebilirler, hiç umrunda değil. Çala bilirler diyorum. Aynı hala anlatırlarsa bilin ki çalmışlar. Çalın teyamlatıyor. Çünkü Cenâb-ı Hak hiçbir zaman aynı şekilde teceli etmez. Sifatları da aynı şekilde teceli ettirmez. Her fena da ayırı bir tecelli at olur. Her fena da. Yani bir fena yaşarsın Cemal’de ama bir dakika fena da aynı şey yaşamazsın. Aynı şey yaşıyorum dediğinde sen onu hayırlemişindir. O hakikat değildir.
Halde de aynıdır bu. Burayı bütün herkes iyi dinlesin. Bu Kemal’ı atın son noktalarıdır. Kemal’ı atın son noktalarında o derviş Allah’ın Cemal’in de fahane olur. Fena’ya giderken, fena’ya giderken bazen o cemal sıfatı ile tecelli ederken önce şeyhini görürsün. Şeyhinin cemalinde Cem olur yok olursun fena olursun. Sonra Hazret-i Muhammed Mustafa’nın cemalinde fena olursun.
Bu ama onun arkasından eğer sen Kemal’e doğru yürüyen bir derviysen önce şeyhinin cemalinde fahane olur. Fena olur. Sonra bilden şeyhinin cemalide kalmaz. Senin cemal zaten şeyhinin cemaline giderken kalmaz. Bir anda şeyhinin cemalini seyrederken kendi cemalinin de görürsün, kendi cemalin şeyhinin cemalinde fahane olur. Bunları iyi dinleyin. Bu şeyhinde fena olmaktır. O yüzden diyorum şeyhinde daha fahane olay yok diye. Bu gitseniz Türkiye’de dergat dergat tarikat tarikat dolaşsanız bu sohbeti dinleyemezsiniz.
Çünkü hiç birisinin böyle bir fena hali yok. Edebi atını yaparlar. Bir çıpta söyleyeyim de bu mesele dayanlaşılsın. Rumuzun da söyleyeyim. Oraya geçiş çok sırlı bir kapıdan olur. Altın revaklı öyle görünür. Ve atapırıl parlar o kapı açılır. O kapı açılınca karşında direkt şeyhinin cemalini görürsün. Ve sen kendi cemalin onun cemalinde fahane olur.
Şeyh’de fahaneliğin son marte besedir bu. Eee ölüp gitsen iyi dinleyin bunları. Bu Şeyh’de fahane’nin son var halezidir. Öyle şeyhize vüyorum da bekle sevilmez. Fena’nın son halidır bu. Artık sen şeyh’de fahane olmuşundur. O Şeyh’in er gerçekten mürçedik hamilize şeyh’de fahane budur. Ve Şeyh’in mürçid olup olmadı. Şeyh’in cemal olup olmadı da burada meydana gelin. Abdullah efendim’nin cemalinden alav söyleyenler mahşarda şeye fendiyle helallaşvert var. Zoru işleri. Bunun ikinci merhalesi.
Yadınlara ardından yaşardarmış ya da bunları zaman içinde yaşar. Zaman içinde yaşarsa ardından Hazret-i Muhammed’i Mustafa’nın cemalinde o kimse fahane olur. Bu da yine Şeyh’in cemalinden geçer. Artık o Şeyh’in de fahane Şeyh’in mürçedik hamil. O bir delildir. Şeyh’in suretinde Şeyh’in suretinde kendi sureti yok olur. Ananda Hazret-i Muhammed Mustafa’nın suretine geçer.
Mesnevi Okuması (1788.Beyit) 02.12.2023 Sohbeti
Hazret-i Muhammed Mustafa’nın suretini görür. O surette de fahane olur. Yine kendisi kalmaz. Dikkat edin yine kendisi kalmaz. Bir fena’da yaşar. Ardından Cenâb-ı Hak’ın cemaline geçer gelen gelirse ha. Hazret-i Allah’ın tabiricayese böyle niteler ediyorum. Rabbinin cemalinden fahane olur. Rabbinin cemalinden fahane olunca artık kendisi yoktur. Bu da onun tabiricayese son duradır. Ondan sonra bekaya geçer. Yada kimisi burada fena’da kalır. Fena’da kalınca’da o kimse velidir. Mürşili kamildir. Pirine yıldır.
Pir olması için bekaya geçmesi gerekir. Şimdi gözler onu iğata edemez. Bu esna’da bu gözler onu iğata edemez. Aya tikkerimesini. Bir kimsenin hali yoksa bu konuda sevir sülük yoksa der ki gözler onu göremez. Seri sülük uvarsa böyle bir şey yaşadığıysa o zaman der ki bunu söyleyen yalan söylüyor. Gözler onu göremez dedi.
Bu mealli yalanlar. Bu mealli doğru değildir. Neden? Evet. Gözler onu görür. Ama ten gözü görmez. O fena’yı yaşayan kimse der ki bu ayeti keremelme halinde sıkıntı var. Ayeti keremini meallinde sıkıntı var. Neden? Allah’ın cemal sıfatında fena olmak var. Allah’ın cemal sıfatında faniye olan bir kimse bu ayeti keremenin böyle mealli kabullenmesi mümkün değildir. O zaman evet. Gözler onu iğata edemez. Ne bu gücüt gözü. Gücüt gözüyle siz gözünüzün alabildiği ilminize sıfatların tecelliyatını görürsünüz.
Sıfatların tecelliyatını. kalp gözüyle ise siz farklı bir iyi farklı bir görüş alırsınız ama yine de bakın o Cemal de Faniy’u olsanız dahi o dahi teşbihdir. Bunu yaşasanız dahi o teşbihdir. Orada kalırsanız orada kalırsanız bir şeye benzetmen noktasında durursunuz yine küfür olur. O hiç bir şeye benzetmez.
Zaten o Cemal’de Faniy’liy’i fenal’ı yaşayınca yaşayınca bir mütde çok böyle hocam dediği eksik kaçtı hocam kaç? Onları üzerine eksik hırk üç. O böyle öyle bir zaman bir midir ki yani dediğim gibi o kadar çok böyle zaman bir mini hesablanmanız mümkün değil. O böyle hulu de değildir. O Cemal’in de Faniy’u olmak hulu değildir. Bakın tekrar söylüyorum. Orada hululuk yoktur. Bir anda mesela işte bir anda şeyinin cehmalinde Faniy’a bir anda Hazret-i Resulullah’da bir anda Cenâb-ı Hak’ın Cemal’sıfatında Faniy’a yok oluş.
Hiç bir şey görmezsiniz. Bakın hiç bir şey görmezsiniz. Faniy’a olduğunuzu bilirseniz hiç bir şey görmezsiniz. Böyle bunların hepsi de müteşâbih. Böyle bir aynı gibi bir şey dedim. Karşıda ağanın da oluşunlar oluyor. Görüyorsunuz onu. Kendiniz de görüyorsunuz orada.
Yok oluşunuz da görüyorsunuz. Yani fena oluşunuz da görüyorsunuz. Öyle ancak idrak ediyorsunuz zaten. Kalibi olarak öyle idrak ediyorsunuz. Bu kalbi idrak bu. Bu normalde aklımı idrak ki beiz zaten. O zaman bunun delili Cenâb-ı Hak’ın Peygamber sanullahi ve Selamazreti diyor ki. Rabbim’i gördüm. Burada ki hangi sıfat salmoyutta gördü. Bunun nasıl bunun bir teşbih etti mi? Benzetmedi. Burada bir benzetiş yok. Ben Rabbim’i rüyamda genç bir delikanlı olarak gördüm.
Burada bir teşbih var. Bu teşbihle yaptığı. Bir şey daha söyledi. Firdefs’i genletin dedi. genç bir delikanlı olarak gördüm. Bu redatlamayı burası dönemli. Neden burası önemli? Ben Rabbim’in Firdefs’i genletinle genç bir delikanlı gir. Surretinde gördüm dedi. Burası neden önemli? Burası sevrüsü lükta önemli. O yüzden bu hadis- şerifi buraya aldım.
Neden bir sevrüsü lükta bu önemli? Beşince esmanın sonuna doğru. Yani en marilevame mülümem mutmanine radiye. Beşince esmanın sonuna doğru sevrüsü lükta o suci kendisini rüyasında genlette görüşürüz. Halde demiyorum. Rüyasında genlette görüşürüz. Rüyasında genlette gördüğünde Cenâb-ı Hak ona hitab eder. Allah’ın hitabına masar olur. Bu beşince esmadır. Emmar-elevame mülümem mutmanine radiye. Radiye’nin sonuna doğru o kimse kendisini genlette görür ama görürkende oradadır rüyumuzlar vardır. Hakikat müdeil mi noktasında kendisini genlette görür ve Cenâb-ı Hak orada ona hitab eder.
Bunun zita çalsınlar önemli değil, ilim olarak kalsın. Hitabetinde ses bir cihayetten gelmez. Bütün vücud kulak olur. Bütün vücud kulak olur. Sesi bir cihetten duyarsan doğru değil. Aldanma. Bir cihetten duyarsan. Bütün vücud önden arkadan yerden yukardan. Zaten öyle bir rüyada böyle dünya bir obişede göremesin orada.
Senin manevi durumun doğradan çıkar. Cennete nerede hitabama sar oldun. Kaçıncı kat cennete masar oldun. Masar oldun yerde o bize olarak nintelendirelim bugün gidildi ve aç bahçe ne saray ne oradaki nere o esna’da onlar da önemli der. Bakın onlar dönemnidir. O hitaba masar oldunda alo alem Cenâb-ı Hak’ın izniyle onun yolu vardır. O hitaba masar oldunda zaten esim ayaları esmanında oturmuştur. O beşinci makamın sonuna gelmiştir artık. Oradan altıya geçecektir.
Bu onun seri sülükte yol yüreceğinin işaret edir. Seri sülükte onun artık cemaile doğru gideceğinin işaret edir. Doğrusun Allah bilir. Evet müminler cennettikler. Rabblerini görecekler. Cennete görecekler müminler. Ben tabii oradaki çıplak gözede görecekler Rabbler. Ama orada da gözler onu ihata edemeyecek. Çünkü bu şunu hanem bir kimse böyle bunu söylerse ihata ettim planlerse cehirlindendir.
Çünkü hiçbir şey ne Allah’ın zahatını ne de sıfatını ihata edemez. Hiçbir şey. Bakın hiçbir şey. Hiçbir kimse ve hiçbir şey. Hiçbir kimse ve hiçbir şey. Allah’ın zahatını ihata etmesi mümkün değilim. Kıvırdır bu. Bir kimse Allah’ın cemaiz sıfatında fena olur. Ama cemaiz sıfatını ihata edemez. Bu mümkün değil. Cemaiz sıfatında kendisinin fani o fena olduğunu görür. Kendisi ile alakalı zere imiktar kadar bir şey kalmadığını görür. Tekrar söylüyorum. Cenâb-ı Hak’ın cemaiz sıfatında fena olan bir kimse böyle toplayının ucu kadar kendisi ile alakalı bir şey kalmaz.
Fena olur. Kendisinden bir leke kendisinden bir boya kendisinden küçük bir şey daha iyi kalmaz. Bu fena’nın zirvesidir. Kendisinden hiçbir şey kalmanı da kalmadığını da kendisi görür. Hiç lik burasıdır. Bir kimse ben hiçim diyecekse bu hali yaşayacak bu türlü yalan söylüyor.
edebiyat yapıyor. Biz bir hiçiz ya. Otur. Söz. edebiyat yapma. Ayağına basayım da göreyim seni. Hiçmiş. Herkese oturmuş. Biz bir hiçiz. Basayım ayağına da gör. Sen hiçsin kaynanın şikayet ediyon. Kayimpeden nişikayet ediyon. Hiçsin. Koca nişikayet ediyon. Kızınız şikayet ediyon. Oğlunu şikayet ediyon. Hiçsin. Allah madın veremedim. Yatam yapamadım. Edem edim. Çatamadım. Hiçsin. Neye yüz yıldın. Hiçsin. Neye kalmlandın. Hiçsin. Neye ne çelendin. Hiçsin ya. Bu hallerine sen de o zaman. Ben hiçim demem. Ben hiçim demem. Hiç olanlara kahret ediyorsun. Onların hakkına nasıl giriyorsun? Tekrar söylüyorum. Bir kimse ben hiçim demem demem rusatını alması için cemaat sıfatında kendisi ile alakalı zerre zerre bir şey görmeyecek. On adıcaz ki bu hiç olmuş. Ben hiçim diyor. Benim param diyor. Oğlum hiçsin.
Nereden senin param? Ben hiçim diyor. Benim malın diyor. Nereden senin malın? Hiçsin. Ben hiçim zahakir vana yan baktı. Ben ben hiç oldun. Kolay mı öyle hiç olmak? Allah bizi affesi. Evet. Cenâb-ı Hak görülmek sıfatıyla tecelledirken Allah görülmek sıfatıyla görülmek sıfatıyla tecelledirken hiç bir kimse ve hiç bir şey in görmesi onu tam olarak ihat edemez. Hiç bir kimse dedim insanlar. Hiç bir şey dediğimde şunu diyanlayayım. Diğer varlıklar var.
Cidni Tayyip Ese gibi. Başka perdelerdeki yaşayan varlıklar gibi. On varlık. Onları ben böyle bir şey olarak mı iltrelendiriyorum. Ben bu sözümünlere gittiğini bilmiş olayım. Ya eşya yeni telendirmiyorum. Masihini telendirmiyorum. Başka perdelerde değişik varlıklar var. İsimlendirmek onları ışsimlendirmekte zorluk çekilen. Çünkü böyle perdet geçip gidiyorlar. Kimsin nesin bile diyemiyorsun?
Bakın başı yollar tavaf etmeye Allah’a zikretmeye. Hani o kimsin nesin demen noktasında olmuyorsun? Böyle tecelliyatlar olur. Böyle bir kısmı insana benziyor. Bir kısmı insana benzemiyor. Değişik değişik varlıklar. Onları ben hiçbir şey olarak ditelendiriyorum. Hiç bir şey. Evet. Allah görülmek de kendisini vasıflandırırken hiçbir kimse ve hiçbir şey görmen noktasında onu tam olarak ihata etmesin mümkün değildir. Bu arada derse arada çok konuşuyoruz. Yabbi bilmekle bilinmekle alakalı. Hani Allah ne dedi?
Ben bilinmekle. İstediğim bilinmekle sevdim dedi ya. Özür dilerim. Ne yaptığısa bu lıyodustan da o heyhonda. Bizim Yunus’ta lıyodusun olmasına seviniyor. Dedim lıyodus muhale getirdi. Elhamdü Allah’a dedi. Evet. Bilinmekle alakalı daha ne? Allah bilinmezdi bilinmekle istedi. Burada bilinmekle istedi. Dedimiz de bilinmekle de hiçbir kimse ve hiçbir şey tam olarak ihata edemez.
Şimdi bilinmekle de ihata edemedi. Gorunmekle dedi. Gorunmekle buraya çektik. Şimdi normalde. Gorunmekle bilinmekle çektik. Bilinmeklik de tam olarak ihata edemez. Mümkün değil. Çünkü bilinmekle ihata ettim. Dedim de Allah’a sınır çildi. Bilinmeklikle alakalı. Neden? Kendi sınırıyla sınırlandırdı onu. Allah yaratmış oldu. Hiçbir şeyin sınırıyla sınırlanmaz. Bumün gündeyim. Bilinmeklikle dalakalı. Allah hiç kimsenin bilgisiyle de sınırla değildir. Onun neyse kabı onun o kadardır. Onun bildiği. Neyse ilmi o kadardır. Ve hani ne kadar sateceliyatı o kadardır. O yüzden ne zahiri ilmi izle. Ne kalbi ilmi izle. Yani manevi ilmi izle. Biz Allah’ı bilme ve görme noktasında ihata edemeyiz. Koblesine irişemeyiz. Ancak fena oluruz orta. O da bizim fenaımızdır. O da müteşâbettir. Gama neşeye merbut olan gönüle. Onun görme herla yıktır.
Deben. Keder ve neşeye bağlanmış olan bu iki ariyet vasıflayaşa. Günlük hayatının içerisinde yaşadığım, gama, keder, sevinç, neşe, hüzün, sinirlenme, relax olmaya. Gevişe mi? Bunların nefside insanlar için gelip keçicidir. Kalıcı değildir. Bu yaşanan haler de gelip keçicidir. Yani fanidir. Dün hüzün deriyasında dolaşırsın. Bugün neşe deriyasını dağlarsın. Bir gönü kalmınırsın, gannı ikan bir kardeşin arkadaşın gelir. Bir iki sohbet edersin. Gaman geçer, sevince gar kolur. Neşeye gar kolursun. Bu gelip geçici halerla haşır neşir olan.
Bunları hakikat birşki bir gören. Ve bunlara hakikat birşki bir garip de. Onda bağlı kalan orada kalan bir kimse Allah’ın cemaillinde fena oldu. Fena olur. Onu görebilir denilmez. Yok. Hazret-i perdiyor ki. Bu gelip geçici halerla bağlı olan. Bu gelip geçici halerla yaşaya. Hayatını bunların üzerinde idametiren.
Anne, sorma bugün ne oldu? Ne oldu? Kör olmaya sıca adam yaptım. Kavaltı beğenmedi de. Çekte gitti. Çok üzgünüm. O Allah’ı göremez. Anne, senin pişirden kuru faseli gibi pişiremiyon bu kadın ya. Doğsları bir kuru faseliye yemiyorum anne ya. O Allah’ı göremez. Bir hücünlendi, bir hücünlendi, bir hücünlendi. Ordu hücünde kaldı. O Allah’ı göremez. Gelip geçici halerla bağlı kalan Allah’ı göremez. Ve hatta bir çıptı çıkar çıktı ki. Sufilerle alakalı.
Zikullat’a bir haligörde orada kalma. Tevam ne halgörüyor sıkıntı yok. Her zikullatı halgörüyor. Hatta Allah’ı zikretmeye başladında bile halgörüyor. Daha ileresi bir çitiliriş yok. Halgörüyor. Yaz, her gün yazıyor. Yazar, dervişlerin büyük bir çoğunu görüyor. Evet güzel bir şey. Harika ileri ona bağlı kalıyor. Bakın, ona bağlı kalıyor. Ona bağlı kalanda göremez.
Bir makama bağlı kalan, ona demişler ki sen zakirsin, ona bağlı kalmış. kendinci kurtuluşerdim zannediyor. Ona çavuşsun demiş, ona işte zakinsin, narkipsindemmiş makama bağlı kalmış. Orada duruyor, o da göremez. Ve hatta o hu esmansın ağmış. O ne güzel, canlı rahat etti. hu esmansın, almak demek, canlenti kolmakdır. Orada kalmış ama oraya bağlanmış, orada ubağı tutmuş onu. O da göremez. O da göremez, onlar da göremeye layet değildir. Yürü yolun var da asla. Sen, solsuz bir yola giren yolcu gibisin. Senin yolunun sonu yok. Senin yolunun sonu yok. Bir durakta durdun aldandın. Bir durakta kaldın aldandın. Hele indiysen, tırhenden seni bir daha tırhını bilmen de çok zor. Son vagona denk gelirden at kendimi içine. O yüzden kedere, neşe, üzüntüye, gama.
Bu tip şeylere geçici bu özelliklere geçici hallere bağlanan kimse de ne yapar? O da onu göremez. Allah bizi onlardan eğlenmesin. Halbuki yemeşil, açbanın sonu ucu bucağı yoktur. Orada, gandan ve neşeden başka ne meyvalar var? Aşıklı, bu iki halden daha yüksek tırh. Baharsız, hazansız, tırh tazedir. O zaman bu aşıklık yolu o yola girdiysen, bunu sonu, bunun ucu bucağı yoktur. Bu yolda ki bütün insanlar o aşıklık yolundadır. Ben öyle inanırım, bütün insanlar o aşıklık yolundadır.
Ama kim, kimisi, kan, vakonunda, hapiz kalır, kimisi neşe vakonunda kalır? İleri doğru gitmez. Ama aşıklık yolundadır. O yüzden derviçleri su fileri aşıklık yolundan dışında tutmadım gibi. Bütün müminleri müstümanları o aşıklık yolunda görüyorum. Ama herkesin derecesi katagöresi aynı değil. Ama bu aşıklık yolu senin geçici yaşamış olduğum bütün hallerden, zeklerden, neşelerden, kederlerden, gannarda, yücedir, yüksekdir.
Burlarda takılık almaman lazım. Ve bu böyle bu yolda sadece gann ve neşe yoktur. Aşıklık yolunda insanların akıllarının düşünemeyeceği, bilgilerinin yetmeyeceği, ölesine nimetler, ölesine tezahörler vardır ki, bu haşıklık yolundan içindedir. O yüzden bu yolda bir yerde takılmak, bir yerde kalmak seni zarara götürür. Hiçbir zaman benim kardeşlere anlattığım yolda, Ruslat olduğum dediğin anda olmadığın anlaşılır. Çünkü ister, cemalde fena ol ki bu fena’nın en yüksek derecesi mertebesidir. Bakın fena’nın en yüksek mertebesi cedercesi, cemalde fena olmaktır.
Sen cemalde fena olsan dahi sen yolun sonuna gelmeden aldanma. Aşıklık yolu sonu olmayan bir yoldur. Aşıklık yolu başı da olmayan bir yoldur. Nasıl bas be? Allah’ın aşıkları kendi zatı ilahiyesinde seçilmiş kimse vardır. Tabir mu hoşgörün, ayağını sabit eden de öncedir. O ilmi ilahiydendir.
Ilmi ilahiyden olan bir şeyin başı da yoktur, sonu da yoktur. O yüzden yedikat cema da aşk türküleri söyler. Yedikat arz da aşk türküleri söyler. Sen ne tarafa döner sen döneyi dinler sen dinle, sen aşk ne amelerine dinlersin. O yüzden bir kimse aşıklık yoluna girdiyse ve hüsisim ana da aşıklık yolunda yürme gayretinde ise onun başı da sonu da yoktur. Varlıya bürünmenin başı vardır, bütün varlıklar için, varlıya bürünmenin başı vardır.
Ama aşkın başı yoktur, aşklığında başı yoktur. Aşkın ve aşıklığın başı olmadığı gibi, aşkın ve aşıklığında sonu yoktur. O yüzden bu aşıklık yolunda hüslat hep başka baharatır. Hüslat’a erdim diyen ermemiş olur. Bu aşıklık yolu öyle bir yoldur ki daha daha zahediye mi anladın? O yüzden bir mencile vardım diyen kendince sona erdim diye düşünmesin.
Aşıklık yolu öyle bir yoldur ki bu yola bir son düşünlemez, mümkün değildir. İnsan beni bunu tasavur etmekten bunu şekillendirmekten uzaktır. Aklın aşkı ihata edemez çünkü. Aklın aşkı ihata edemedi için ona bir son da tasavur etmesi mümkün değildir. Aşıklık öyle bir şeydir ki henüz daha iki cihanda yaratımazdan önce aşığım nakşığı vurulmuştur. Olacek olan âlemlere o yüzden aşıklık dünyada başlamaz. O yüzden aşıklık anne karını da da başlamaz. Aşıklık bu manada ilmi illahidenler.
Ne zaman başladığını bilemeyiz. Nasıl Allah’ın zahat noktasında sifat noktasında başlangıcı yoksa aşıklığında manay tipareyle baş yoktur. Aşıklığın sonu tasavur edilemediği gibi, aşıklığın kenarı dibi yüksekliği de tasavur edilemez. Bir şeye son tasavur edemezseniz siz onun yanını kıyısını derinini yüksekliğin de tasavur edemezseniz. Bunu böyle söyleyenlerin hepsi de ya anlaşılsın diye müteşabi ederler ya da cahilliklerine ortaya koyarlar.
Aşıklı ve aşıklı açtan ve aşıklı tam uzaktırlar. Aştan ve aşıklı tam uzak olduklarından dolayı aşka bir kıyıl. Aşka bir derinlik aşka bir yükseklik birçiyorlarsa onların aştan da aşıklı tam da haberleri yoktur. Aşık her gördüğü kimseyi ve şeyi aşıklık yolunun yolcu solarak görürs. O yüzden kim sarhoştur kim değildir? Kim aşıktır? Kim değildir? Aşık onun farkında bile değildir. Her gördüğünü aşıklık yolcu solarak nintelerindirir. Aşıklı ki yolcu solarak nintelerindirdiği içinde taşdanır.
Aşıklı tam bahsedenler. Aşıklı ki yolundan olduğunu söyleyenler, ne yazık ki her zaman bunu söylüyorum. Aşıklıktan artıkça kendi bahşetleri da artar, kendi deşetleri da artar. Aşıklı kadar bahşetin içerisinde, aşıklı kadar deşetin içerisinde, aşıklı kadar hayretini çindedir. Vahşet’e artıkça feryadarlar, feryadar artıkça artar. Hani hazeti birdediye ben feryadetmiş gibi görünüyorumlar.
Feryadının ilacı yine açtır. Aşık feryadettirir. Kah seni çöle düşürür, çöle düştüğünde ne açarlıktan feryad eder. Kah seni neşeye düşürür, on neşeden kurtulmak için feryad edersin. Kah seni hüzne düşürür, hüzne düştünden feryad edersin. Senin hüznün alır, sevince çövüşürür, bu sever de, sevişten kurtulmak için feryad edersin. Aşın feryadı bitmez, feryadını feryadetlenir. Onun feryadına gene aşık yetişir. Onun feryadının ilacı yine açtır. O yüzden aşk, her feryadettirir, her feryadına ilaç gibidir. Allah cümlemizi aşıklardan eğmesin. Hatlarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Gecenin sayır olsun. Aşıklı dosun. Elfa atayama salamat.
İlgili Sohbetler
- Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 23.11.2023
- Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 21.12.2023
- HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Mesnevi Okuması (1788.Beyit) 02.12.2023 konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mesnevi Okuması (1788.Beyit) 02.12.2023 sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.