İlim

Mal sevgisi günümüz siyasetçilerinin ve şeyhlerinin önüne geçti, hakkı önde tutm

Mal sevgisi günümüz siyasetçilerinin ve şeyhlerinin konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mal sevgisi günümüz siyasetçilerinin ve şeyhlerinin hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Mal sevgisi bütün Adem’den itibaren bütün peygamberlerin ümmetlerine bir imtihan olmuş. Malum Karun en zengindir. Ama genelde Müslümanları bozan, genelde müminleri bozan mal sevgisi olmuş. mal sevgisi. Her ümmet için bir fitne vardır.

Benim ümmetimin fitnesi de maldır. Tirmizi de geçiyor. Demek ki her ümmet için bir fitne varmış. Allah yolundan uzaklaştıracak bir şey var. O zaman ümmeti Muhammed için de ne? Yani o kimse zengin olma hırsıyla, mal sahibi olma hırsıyla rüşvet demiyor, yalan demiyor, dolan demiyor, hırsızlık demiyor. Herhangi hak hukuk tanımıyor. Zengin olacak, mal mülk sahibi olacak. Hakkı olmayanı da cebellezimin el beşer etmeye çalışıyor. Hakkı olmayanı da almaya çalışıyor.

Bugünün insanları olduğu gibi günün de insanlarıydı. Daha önceki insanlar da aynıydı. Bu işin gücü eline geçirenler, kanunu, hukuku eline geçirenler hak hukuk tanımamışlar. Hak hukuku tanımadıkları için onlar boyuna eee zulmetmişler. Halkı köleleştirmişler. Eee halkı sömürmüşler. Hep zalim imparatorluklar kurmuşlar. Zalim devletler oluşturmuşlar. Zalim sistemler oluşturmuşlar. İnsanların köleleştirerekten zengin olmuşlar. tarih boyunca ve böyle olduğu zaman o devletler, o sultanlıklar hepsi de yıkılmış.

Yerine adaleti tesis edecek olan kimseler gelmiş. Onlar da bir müddet sonra yoldan sapmışlar. Sonra onlar da yıkılmışlar. Yine adaleti tesis edecek olan insanlar gelmişler. Onlar da yoldan saptığında böylece onlar da yıkılmışlar. Tarih boyunca hep böyle devir dönüşüm böyle olmuş. Hala da aynı. Yani Osmanlı yıkıldı. Yıkılmasının sebebi iç sebepler, dış sebepler. Ama onların yıkılma sebebi Kur’an ve Sünnet’nin hükümlerinden uzaklaşmaları. Ondan önce Selçuklular yıkıldı.

Yine sebep bu. Ondan önce Memlüklülar yıkıldı. Ondan önce işte Emeviler, Emevilerden sonra Abbasiler hep bunlar böyle İslam dünyasında İslam devletleri veya imparatorlukları yıkıla yıkıla geldi. Yıkılmalarının sebebi eee mal sevgisi, dünya sevgisi, makama gelen kimselerin adaletsiz davranmaları. İşte rüşvetler, kayırmacılıklar havada uçuşmuş. Adaletsizlikler havada uçuşmuş ve sonunda devlet de kokuşmuş, alimler de kokuşmuş. Hepsi de kokuşmuş. Ve sonuçta Cenabı Hak o devleti yıkmış, parçalamış.

Mal sevgisi günümüz siyasetçilerinin Hakkında

Yerine yeni bir devlet kurulmuş. Bu inananlarla alakalı. Çünkü bir müslümanın üzerinde zulüm paydar olmamış. Zulmedenlerden Cenâb-ı Hak intikamını almış, intikamını aldırmış. Ve ümmetin en büyük zaten en büyük imtihanı mal sevgisi ve ne yazık ki Müslümanların bugün önünde en büyük handikaplardan, Türkiye’deki Müslümanların önünde en büyük handikap bu. Yani önceden bundan 30 yıl önce, 25 yıl önce, 20 yıl önce Müslümanlar böyle mücadele halindeydi. İşte eee zikrullahlar yasak, sohbetler yasak, kitap okumalar yasak.

Ondan sonra dini bir mücadelenin içindeydi. Başörtüsü yasak, üniversitelere girmek yasak. Böyle bir yasaklarının altında Müslümanlar inim inim inliyordu ve Müslümanlar iktidarın bir ucundan tuttular. bir ucundan tutunca mal sevgisi, makam sevgisi onların davalarını unutmalarına sebep oldu. Yani Allah’ın zikrinin önüne geçti ayet-i kerimede hani mallarınız ve çocuklarınız Allah’ın zikrine engel olmasın diyordu. Ama ne yazık ki bu dönüşümde, bu değişimde Müslümanlar imtihanı kaybettiler ve mal sevgisi, dünya sevgisi, makam sevgisi biz de zengin olacağız.

Biz de köşeye döneceğiz, biz de mal mülk sahibi olacağız. Müslümanların buna sahip olması lazım dediler. Ama ne yazık ki oraya giderken, oraya koşarken hakkı unuttular, hukuku unuttular, adaleti unuttular, fukarayı unuttular, kimsesizleri unuttular, yoksulları unuttular. Oysa o yoksullarla kimsesizlerle beraber bayrak asıyorlardı. O yoksullarla, o kimsesizlerle beraber yürüyorlardı. O yoksullarla, kimsesizlerle beraber normalde sokaklarda işte kendilerin için nümayiş yapıyorlardı.

İşte eee filamıyorlardı, bilmem ne yapıyorlardı. Ama iktidara gelince belli bir makama, belli bir mevkiye gelince onları unuttular. Dostlarını unuttular, arkadaşlarını unuttular ve kendilerine yeni zengin dostlar oluşturdular. kendilerine dünyaya tapınan, altını ve gümüşü kendine ilah edinen, gücü kendine ilah edinen, gücü kendine ilah edinen yeni firavunlaşmış dostlar edindiler. Böylece kendileri de firavunlaştılar. Kendileri de hakkı önde tutmadılar.

Allah’ın zikrini unuttular. Allah’ın zikri en önemli ne? Kur’an’ı unuttular. Kur’an’ın yasasını unuttular. Kur’an’ın anayasasını unuttular. Kur’an’ın yasaklarını unuttular. Böylece hakkı önde tutmadılar. Mal sevgisi, dünya sevgisi, bunların hepsini de aldı, yürüdü, götürdü gitti. Bu ayet-i kerimeye biz şimdi kendi içimizden bakmıyorum. Dervişler açısından buna bakmıyorum. Zaten buraya gelen cemaat, buraya gelenler zaten bunları aşmış. Mal sevgisini aşmış, evlat sevgisini aşmış.

Yani malından ve evladından hani mal ve evlat sevgisi onun buraya gelmesine engel olmamış. Sosyal medya buraya gelmesine engel olmamış. Kafelerdi, bardı, pavyondu işte kahvehaneydi. Yok şurada gidelim şunu yiyelim. Yok burada gidelim bunu içelim. Zaten buraya gelenler bunu açmışlar. Hani biz zaman birbirimizi de öz eleştiride bulunuyoruz ya. Bugün gömmeyeceğim sizi. Yani buraya gelenler zaten bunu aşmış. O zaman mal sevgisi kimin önüne geçti günümüzde? Kimin önüne geçti?

Mal sevgisi günümüz siyasetçilerinin ve Önemi

Siyasetçilerin önüne geçti. Kimin önüne geçti? Şeyhlerin önüne geçti. Fukara dervişlerin zaten malı yok. Onun önüne geçecek fazla malları yok. Onların önlerine geçecek çocukları var zaten. Çocuklarıyla beraberler zaten. Her biri burada küçük küçük. Bir halakaya çıkarıyorum. Onlar için büyük mutluluk. Büyük mutluluk. Onların mutlu olduğu yer burası. Düşünebiliyor musunuz? Ben böyle onları çıkarınca ayrı bir ben de mutlu oluyorum. Yani çocukların diyorum mutluluğuna bak.

İçimden öyle diyorum. Çocuklar Zikrullah’ta halakaya çıkmakla mutlu oluyorlar. Bu çocuk bu manada ebeveyni için hayır kapısı, sevap kapısı. O çocuk orada Allah’ı zikrettiği müddetçe anne babasına da yazılıyor. Babası tutmuş elinden getirmiş. Annesi tutmuş elinden getirmiş Zikrullah alakasına. O çocuk burada durduğu müddetçe sahabi ya bir de günahsız direkt annesinin babasının cennetlik olmasına vesil oluyor. Direkt çocuklarınızı aldınız getirdiniz buraya.

Çocuk burada Allah’ı zikretti. Anne babaya direkt cennet cennetlik olmasına vesile. Direkt endirekt değil. O yüzden bu toplumun çocukları bu manada fitne olarak görmüyorum. Fitnenin hayırlısı. Fitne ama fitnenin hayırlısı. Hayırsızı ne? Çocuğun Kur’an ve sünnetten uzaklaşması. Hayırsızı ne? Çocuğun yanlış işlere gitmesi. Anne babanın da onun yanlışlığına göz yumması. Bir kız çocuğu evlendi kocasına ait. Erkek evlat ölünceye kadar, baba ölünceye kadar veya çocuk ölünceye kadar babanın sorumluluğunda, kız çocuğu evleninceye kadar evlendi.

Sorumluluk kocasına ait. Öbür türlü sorumluluk erkek çocuğun babaya ait. Kız evlendi. Sorumluluk kocaya ait. Kız ne kadar gelin yanlışlık yaptı ise kocasının izniyle yaptı. Çünkü o kocaya ait. Gelin gitti yanlış bir iş yaptı. Adam da ona seslenmedi. O adama yazıldı. Halbuki adam evde oturuyor değil mi? Almış kumandayı eline. Bir elinde de tespih. E kadın kadın yanlış bir şey yapıyorsa adama ait. Allah bizi affetsin.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.