Mustafa Özbağ Efendi bu Hâl Sohbeti'nde Asr sûresinin sûfî tefsîrini tafsîl eder: «Velasr! İnne'linsâne lefî husr; illellezîne âmenû ve amilu'ssâlihâti ve tevâsav bi'l-Hakkı ve tevâsav bi'ssabr» (Asr 103/1-3). Sûfîler her nefes hüsrânın olduğunu söylemişlerdir: her nefeste dünyâ yenilenir; bütün insânlar hüsrândadır — bu noktada hiç kimsenin makāmımevkiihâliahvâli ayrılmaz. Yalnız îmân edip iyi amel işleyen ve sâlihlerle berâber olup hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnâdır. Hakkı tavsiye etmek: insânları hakîkat yoluna, Kur'ân-Sünnet çizgisine dâvet etmek. Eğer üzerinizde bu yok ise hüsrândır; çünki dîn içe yönelik bir dîn değildir — İslâm hem zâhirini hem bâtınını ilgilendirir; öyle dîni kapalı kapılar ardında, evimizdecâmidetekkede yaşayalım, dışı bizi ilgilendirmesin diyemeyiz. Bütün Müslümânlara hakkı ve sabrı tavsiye etmek farzdır: önce kendi nefsine, sonra eşineçocuklarınamahallesineakrabalarınasokaktaçarşıdabacadadevlet kademelerindememur kademelerinde her yerde Kur'ân ve Sünnetin dışında bir şey var ise Müslümân onu tebliğ eder, onunla mücâdele eder. Rüşvetekayırmacılığaadâletsizliğe-Kur'ân ve Sünnet dışındaki hâl ve hareketlere karşı çıkmazsanız kendinizi kurtaramazsınız hüsrândan. «Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın» Müslümânın felsefesi değildir; yılan yılandır, zehirli ise görüldüğü yerde başı ezilir. Bu sohbet Asr sûresinin nefes nefes hüsrân olduğu, dünyânın her nefes yenilendiği, hakkı ve sabrı tavsiye etmenin Müslümâna farz oluşu, ve dîni kapalı kapılar ardında hapsetmenin İslâm'a aykırı oluşu bahisleri ile tafsîl olunur.
Asr Sûresi: Her Nefes Hüsrândır
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tefsîr kâidesini tafsîl eder: her nefeste dünyâ yenilenir, ve her nefeste dünyâ yenilenir. O yüzden Vel-Asr sûresini tefsîr eden sûfîler her nefes hüsrânın demişler. Vel-Asr'ı tefsîr eden sûfîler «Bismillâhirrahmânirrahîm. Velasr! İnne'linsâne lefî husr; illâ'llezîne âmenû ve amilu'ssâlihâti ve tevâsav bi'l-Hakkı ve tevâsav bi'ssabr.» Bütün insânlar hüsrândadır — ayırmam bakın burada, hiç kimsenin makāmımevkiihâliahvâli ayrılmıyor. Dikkat edin âyeti kerîme «Bütün insânlar hüsrândadır.» Yok «Ben belediye başkanıydım» yok «Ben milletvekiliyim» yok «Ben cumhûrbaşkanıydım» yok «Ben komutandım» yok «Ben Emniyet âmiriyim» yok «Ben şeyhim» yok «Ben hocaydım» yok «Ben hâfızdım» yok «Ben işte ilâhiyâtçıydım» yok «Ben Diyânetçiydim» yok «Benim dedem şeyhti» yok «Benim dedemin dedesinin dedesinin şeyhti» yok «Benim nenem şeyhti, nenemin nenesi ders yaptırırdı». Câ'nım kardeşim Allâh hepsini de Âlî eylesin, âmîn; sen kendi nefesine bak, her nefes hüsrânda.
Hüsrândan Kurtulanlar: Îmân + Amel + Sâlihlerle + Hakkı ve Sabrı Tavsiye
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tefsîr kâidesini tafsîl eder: her nefes kimler hüsrânda değil? Îmân edip iyi amel işleyenler. Îmân etti, iyi amel işleyecek, sonra hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnâ — sâlihlerle berâber olacak. Âyeti kerîmede var: îmân edecek, iyi amel işleyecek, sâlihlerle berâber olacak, hakkı ve sabrı tavsiye edecek. Bakın îmân etti, iyi amel işledi, sâlihlerle berâber oldu, yetmedi hakkı ve sabrı tavsiye edecek. Hakkı tavsiye etmek ne demek? İnsânları hakîkat yoluna dâvet etmek, insânları Kur'ân ve Sünnet çizgisine dâvet etmek, insânlara Kur'ân ve Sünneti tebliğ etmek, insânlara Allâh'ın indirmiş olduğu dîni tebliğ etmek. Eğer sizin üzerinizde bu yok ise hüsrândır.
İslâm İçe Yönelik Bir Dîn Değildir: Tekkeye Hapsedilmez
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: dîn içe yönelik bir dîn değildir; İslâm içe yönelik bir dîn değildir. İslâm hem içi hem dışı ilgilendirir, hem zâhiri hem bâtını ilgilendirir. Öyle dîni kapalı kapılar ardında yaşayalım, evimizde yaşayalım, «Size bir şey diyen mi var?», evinizde Allâh'ı zikredin, «Size bir şey diyen mi var câmiden eve, evden câmiye gidin?» başka ne lâzım ki? Değil! Câ'nım kardeşim, İslâm dîni câminin içine hapsedilecek bir dîn değil; İslâm dîni evinin içine hapsedilecek bir dîn değil; İslâm dîni tekkenin içine hapsedilebilir bir dîn değildir. Hakkı ve sabrı tavsiye edecek — bütün Müslümânlara farz: önce kendi nefsine, sonra eşineçocuklarınamahallesineakrabalarına, sokaktaçarşıdabacada, devlet kademelerinde, memur kademelerinde, her yerde nerede Kur'ân ve Sünnetin dışında bir şey var Müslümân onu tebliğ eder, Müslümân onunla mücâdele eder.
Rüşvet-Kayırmacılık-Adâletsizlik: Kendinizi Kurtaramazsınız
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir nasîhati tafsîl eder: siz rüşvete karşı çıkmazsanız, kayırmacılığa karşı çıkmazsanız, adâletsizliğe karşı çıkmazsanız, Kur'ân ve Sünnetin dışındaki hâl ve hareketlere karşı çıkmazsanız kendinizi kurtaramazsınız hüsrândan. «Bu bizim dergâhtan, bu bizim tarîkatten, bu bizim cemâ'atten, bu bizim akrabamız, bu bizim hemşerimiz, bu bizden, bu sizden» ya, ne yapalım, ya bu zamânda da böyle geçer kardeşim — hüsrânın! Hüsrânın, Kur'ân ve Sünnetin dışında bir şeye tebliğ etmiyorsan hüsrânın. «Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın» Müslümânın felsefesi değil. Yılan yılandır, zehirli ise görüldüğü yerde başı ezilir; neden? Müslümânları korursun. Nasıl yırtıcıvahşî bir hayvan bütün tarlayı tâlân ederse, yırtıcıvahşî bir insân da bütün İslâm âlemini tâlân eder.
Edebsiz Kendini Yakmakla Kalmaz Âlemi de Yakar
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir terbiye kâidesini tafsîl eder: Hazreti Mevlânâ Celâleddîni Rûmî hazretleri buyurur ya: «Edebsiz kendini yakmakla kalmaz, âlemi cihânı ateşe verir.» O yüzden her nefes dünyâ yenilenirken, sen de yenileniyorsun: harâm olarakharâm işlemiş olarak mı döndün, helâl işlemiş olarak mı döndün? Senin görüntün, senin görüntün o esnâda fiiliyât olarak harâm üzerine miydihelâl üzerine miydi? Düşünebiliyor musunuz, zamânın en küçük biriminde yeniliyor Cenâbı Hak her şeyi; fakat biz dünyâyı öylece durur gördüğümüzden bu yenilenmeden haberdâr değiliz; biz öylece görüyoruz.
Çiçek Açan Tomurcuk: Göz Yenilenmeyi Görmez
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir misâli tafsîl eder: ya, ama 3 gün sonra bakıyorsunuz bir bitki çiçek açmış; 3 gün sonra. Oysa siz onu izlemeye alsanız her an o tomurcuk çiçeğe doğru gidiyor; her an o tomurcuk çiçeğe doğru giderken göz yanılıyor, onu takip edemiyor. Oysa iki gün sonra bakıyorsunuz: a, bitkiler çiçeğe dönmüşler. İki gün sonra bakıyorsun o çiçekler bizim Bayındır diliyle «Tohur olmuş» ya'nî küçücük meyve olmuş, atmış çiçekleri, küçücük küçücük meyveleri çıkmış; iyice incelediğinde bakıyorsun küçücük meyveler oluşmuş. Ben kendi kumkatlarımı anlatıyorum şimdi size: terasta kumkat var ya, bir bakıyorum 2-3 gün çıkmazsam, 2 gün sonra bir çıkıyorum — aa çiçeğe vurmuş hepsi de; birkaç gün sonra bir daha çıkıyorum, a hepsi de meyveye dönmüş. Oysa o göz yanılıyor — her dâim o meyveye dönüyor ama biz onu görmüyoruz, hissetmiyoruz, onu göz o kadar bu ince detaylara alışkın değil. Allâh bizi affetsin.
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Asr sûresinin tefsîri ile her nefes hüsrân olduğunu, hüsrândan kurtuluşun îmânamelsâlihler ile berâberlikhakkı ve sabrı tavsiye dörtlüsü ile mümkün oluşunu, dînin içe yönelik olmadığını, İslâm'ın câmiyeevetekkeye hapsedilemeyeceğini, rüşvetkayırmacılıkadâletsizlik-Kur'ân ve Sünnet dışındaki hâle karşı çıkmamanın hüsrân alâmeti oluşunu, «Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın» felsefesinin Müslümânlığa aykırı olduğunu, ve her nefes dünyânın yenilendiği gerçeğini idrâk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Asr 103/1-3 (velasrhüsrân-îmânamel-Hak ve sabr tavsiyesi); Âli İmrân 3/110 (en hayırlı ümmet); Mâide 5/2 (birr ve takvâda yardımlaşın); Tevbe 9/71 (mü'mîn erkekkadın velileridir).
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İlm; Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân.
- İmâm Mâlik, Muvatta; İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Şâfi'î (Asr sûresinin yeterliliği üzerine).
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Emri bi'l-Ma'rûf bahisleri.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- Hazreti Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Şerîf (edebsiz âlemi yakar beyti).
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Hâl Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu Hâl Sohbeti Asr sûresinin tefsîrini, her nefes hüsrânın olduğunu, hüsrândan kurtulanların dört vasıfını (îmâniyi amelsâlihlerle berâberlikhakkı ve sabrı tavsiye), dînin içe yönelik olmadığını, İslâm'ın câmiyeevetekkeye hapsedilemeyeceğini, rüşvetkayırmacılıkadâletsizlik-Kur'ân ve Sünnet dışındaki hâle karşı çıkmamanın hüsrân alâmeti oluşunu, «Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın» felsefesinin Müslümâna yakışmadığını, edebsizin kendini yakmakla kalmayıp âlemi de yakmasını, ve göz yanılması ile her nefes dünyânın yenilendiği gerçeğini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Hâl Sohbetleri