İlim

Kur’an-sünnet deyip yola çıkan, makama, paraya bozulan siyasetçiler, alimler hüs

Kur’an sünnet deyip yola çıkan, makama, konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Kur’an sünnet deyip yola çıkan, makama, hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Bu mal kime kötü manada fitne oldu? Allah yolunda cihadını engelledi. Senin senin Allah yolunda yürümeni engelledi. Sen önceden baldırı çıplak bir şekilde sokak sokak bayrak asıyordun. Sokak sokak sen afiş asıyordun. Sokak sokak yürüyordun. Sen bir siyasette belli bir yere geldin.

Belli bir yere gelince sokak sokak yalın ayak yürüdüğün insanları da unuttun, yürüdüğünü de unuttun. Şimdi artık sen villalarda yaşıyorsan ve villalarda yaşarken din ahkamı kesmeye çalışıyorsan sen yalancının dik alasısın ve senin normalde Allah yolunda bir işin yok. Sen o yolu istismar etmişsin. Zengin olmak için yola çıkmışsın. Sen makam sahibi olmak için yola çıkmışsın. Ve oradaki fakirin, fukaranın hakkına, hukukuna girmişsin. Ve onların omuzlarına, başına, başlarına basaraktan bir yere gelmişsin.

Şimdi onları sen tanımıyorsun. Sen zalimin tat kendisin. Zalimsin sen. Hainsin sen. Yol hainisin. Kur’an sünnet hainisin sen. Senin iki yakan da bir araya gelmeyecek. Gelmesin de zaten. Sizin yönünüz, sizin yüzünüzden bütün cemaatler, bütün tarikatlar, bütün İslami hareketler yara gördü sizin yüzünüzden. Sizler çünkü südü bozuk insanlarsınız. Sizler kanı bozuk insanlarsınız. Sizler fikri bozuk insanlarsınız. Sizler şeytana tapan insanlarsınız. Siz malı ilahlaştıran insanlarsınız.

Siz heva ve hevesinizi ilahlaştıran insanlarsınız. Siz çünkü malınız, makamınız Allah’ın zikrinin önüne geçti ve siz bunu fark edemeyecek kadar şeytanla dost olmuş, şeytanın kucağına oturmuşsunuz. Ve siz hüsrana uğrayanlardan olacaksınız. Allah sizi hüsrana uğratacak. Eğer bir topluluk İslam deyip yola çıktıysa ama yolda mala tapındıysa, güce tapındıysa, İslam deyip, Kur’an deyip, tasavvuf deyip, tarikat deyip yola çıktıysa ve yolda tekrar söylüyorum bunu, yolda paraya tapındıysa, mala tapındıysa, güce tapındıysa o topluluk ve o topluluğun başındaki kimseler hüsrana uğramak mecburiyetinde ve hüsran ana uğuracaklar.

Ayet-i kerime öyle diyor. Onlar hüsrana uğrarlar. Onlar hüsrana uğrarlar. Sonunda ne vardır? Hüsran vardır. Sen çünkü yola çıkarken Kur’an sünnet demişsin. Yola çıkarken sen maneviyat demişsin. Yola çık yola çıkarken sen tasavvuf demişsin. Yola çıkarken sen Kur’an sünnet yolunda bir tasavvuf demişsin. Ama yolda paraya bozulmuşsun. Yolda mala bozulmuşsun. Yolda makama bozulmuşsun. Ve ümmeti Muhammed’in önüne sen mala, makama, paraya bozulmuş olarak çıkmışsın. Sen hüsrana uğrayanlardan olacaksın.

Kur’an-sünnet deyip yola çıkan, Hakkında

Allah yalan söylemez. Ayet-ti kerimede mal ve çocuk Allah’ın zikrinden seni alıkkoyuyorsa onlar hüsrana uğrarlar diyor. Bunu bireysel olarak düşündüğümüzde bireysel olarak düşünüyoruz. Bir sufi, bir Müslüman malından ve çocuğundan dolayı, eşinden dolayı çocuk. Çünkü burada sadece çocuk değil insanın eşi de var. Senin zikirden, senin namazdan, abdesten, oruçtan, haçtan, zekattan, zikirden, Kur’an’ı yaşamaktan, Kur’an okumaktan, Kur’an ve sünnet-i senenin yaşama ve yaşatılması mücadelesi vermekten alıkoyuyorsa sen de hüsrana uğrayanlardan olacaksın.

Bireysel olarak sen hüsrana uğrayanlardan olacaksın. Kaçınılmaz son. Bakın bu kaçınılmaz son. Birey topluluk aldık. Bu topluluk tasavvuf vakfı topluluğu. Yola çıkarken para dememiş, pul dememiş, makam dememiş, mevki dememiş. Yola çıkmış. Ama Bayındır’da, ama Ödemiş’te, ama Bursa’da ama şimdi ülkenin değişik il ve ilçelerinde, mahallelerinde bu dis durundan taviz vermiş, mal peşine düşmüş, para peşine düşmüş, insanların makam ve mevkilerini kullanmaya çalışmış.

O zaman hüsrana uğrayanlardan bir topluluk olacaksınız. Hüsrana vuracaksınız. Birey olarak yaptıysanız birey olarak hüsrana uğrayacaksınız. Çünkü yolun özüne aykırı hareket ettiniz. Çünkü yolun manevi özüne aykırı davrandınız. O zaman birey olarak hüsrana uğrayanlardan olacaksınız. Yolunuzu istismar ediyorsanız, yolunuzu istismar ediyorsanız manevi olarak hüsrana olacaksınız. Topluluk olarak, daha büyük bir topluluk olarak en önce önce kendi ülkemizden sorumluyuz.

Türkiye’deki Müslümanlar olarak, Türkiye’deki cemaatler, tarikatlar, dini oluşumlar olarak yola çıktığınızda Kur’an, sünnet, vatan, millet dediniz. Ezan susmaz, bayrak inmez dediniz. Ama yola çıktığınızda, yola çıktığınızda belirli bir güce yetişince ezan susmaz, bayrak inmez, lafta kaldı. Cepleri doldurmak işin realitesi oldu. Makamları peşkeş çekmek rüşvet. Villalar, arabalar, katlar, yatlar. İşin realitesi oldu. İşin realitesi o olunca evet siz yoldan sapanlar oldunuz ve hüsrana uğuracaksınız.

Kur’an-sünnet deyip yola çıkan, ve Önemi

Bu dünyada da öte dünyada da hüsrana vuracaksınız ve asla iki yakanız bir araya gelmeyecek ve asla kendinize bir şefaatçi bulmayacaksınız. Asla kendinizi destekleyecek Allah önünde bir şefaatçi bulmayacaksınız. Çünkü siz yolu istismar ettiniz. Çünkü siz Müslümanları istismar ettiniz. Çünkü siz Allah Resulünün sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin pak yolunu istismar ettiniz. Sizin asla ve asla elinizden tutan olmayacak. Siz çünkü yolda yolunuzu sattınız.

Küçük ve büyük paralara sattınız. Yolunuzu sattınız. Makama, mevkiye sattınız. Yolunuzu sattınız. Adaletsizliğe, hukuksuzluğa koştunuz. Bu ayet-i kerimeye göre siz hüsrana uğrayacaksınız. Beş vakit namaz kılardınız. Bir mevkiye gelince namazı astınız. Oysa o mevkiye sizi gelirken millet sizi namaz kılıyor diye getirmişti. Siz Kur’an okuyorsunuz diye millet o mevkiye getirmişti sizi. Siz müslümansınız diye size oy vermişti. Müslümansınız diye sizi de desteklemişti.

Siz çünkü İslam’ın, Müslümanların bu ülkede çekmiş olduğu çileği görüyordunuz ve bu çileğe son verme vaadiyle yürümüştünüz. Ama ne yazık ki Müslümanlara çile oldunuz şimdi. Ne yazık ki Müslümanlara fitne oldunuz. Ne yazık ki Müslümanların önünde engel oldunuz şimdi. Ve Müslümanların bu manada önüne engel olduğunuz için hüsrana uğrayacaksınız ve Allah tövbeleri kabul edendir. Senin bireysel bir suçun olur. Bireysel olarak senin tövbeni kabul eder. Ama ümmeti Muhammed’in hakkına girdiysen, ümmeti Muhammed’in hukukunu çiğnediysen, senin işin biraz zor.

Tüyü bitmemiş, yetimin hakkına girdiysen işin biraz zor. Kamunun malını, devletin parasını, pulunu içettiysen işin biraz zor. Adalet mekanizmasında adaletsizlik yaptırdıysan işin biraz zor. Birazdan fazla zor. Birazdan fazla zor. O yüzden ayet-i kerime mallarınız ve çocuklarınız, aile efradınınız Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Böyle olanlar hüsrana uğrarlar.”.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.