Hadis-i şerif Müslim’den. Kul bu benim malım der. Halbuki ondan gerçekten ona ait olan sadece şunlardır. Bak kul benim malım dermiş. Hadis-i şerif. Yiyip tükettiği, giyip eksittiği, Allah yolunda verip sevabını kazandığı onunmuş. Malın neymiş senin? giyip eksittin, yiyip tükettin. Bir de Allah yolunda harcadığın senin malın. Allah yolunda harcadığın üç şey. Bakın üç şey senin malın. Üç şey. Dördüncüsü yok. Hadis-i şerifte Allah yolunda harcadığın, giyip eskittiğin, giyip tükettiğin geri kalanını dünyada bırakıp gideceksin. Çünkü bırakacaksın. Geri kalanını dünyada bırakıp gideceksin. Bırakıp gitmek kötü mü? Değil. Hadis-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sahabeye diyor ki, “Sen çocuklarının arkandan dua etmesini istemez misin? ” O zaman çocuklarına biraz diyor, mal bırak. Hani sahabeden bir kimse diyor ya, “Ben malımın tamamını infak etmek istiyorum. ” Olmaz diyor. Yarısını diyor. Olmaz diyor. Üçte birini olmaz diyor. Ondan sonra dörte birini deyince bu da bile fazla diyor. Bu bile fazla ama diyor sen çocuklarının arkandan dua edecek bir mal bırakmak istemez misin diyor. O zaman bir ölçü var. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tabiri caizse şöyle diyor. Ben senin malının tamamını istemiyorum. Malının tamamı ne zaman verilecekti? O büyük savaşta verilecekti. Rumlar gelirken Hzreti Ebubekir efendimiz malının tamamını getirdi. Onu reddetmedi. O zaman Hz. Ömer efendimiz yarısını getirdi. Onu reddetmedi. Bakın onları reddetmedi. Çünkü Rumlarla büyük bir savaşa hazırlanılıyordu. Ama o savaş geçti. Sahabe diyor ki ben diyor malımın tamamını infak etmek istiyorum. O diyor ki hayır olmaz. O zaman burada infakın ölçüsü çıktı. Sen malının tamamını Allah yolunda harcayacağım diye uğraşma. Hani birisi de çıktı öyle dedi ya televizyonlarda. Neydi o? Eli açık mıydı neydi? Evet.
Kulun, yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve Allah yolunda har Hakkında
İhsan eli açık. Ne diyor? Zekat olarak sana neyi vereceklerini söylüyorlar. Zekat demiyor. Halbuki orada da ayeti kerimede de. Neyse öyle desin. Malının tamamını diyor. İhtiyacınızdan fazlasını diyor. Allah Resulü burada ölçüyü koymuş. tamamı değil. Mesela ticaret mallarından, altından, gümüşten, kırta bir. Bunu vermekle mükellefsin. Onu verirken de Allah yolunda koşanlara, Allah yolunda harcayanlara vereceksin. Allah yolunda vereceksin ve Allah için vereceksin. Öyle kendince, kendi kafandan, heva hevesinden içki içine, kumar oynayana bir gitmiş pavyona, batırmış. Pavyonda batıranı çıkaracağım diye uğraşıyor. Kimi çıkarıyorsun sen? gitmiş cırt cırt cırt cırt olur olmaz kredi kartına borçlanmış. İşte benim filancam var. Kredi kartına borçlanmış. Neye borçlandı? Kredi kartına nereye borçlandı? Ne aldı? Ne sattı? Ne yaptı? Hesabını kitabını bilmedi. Eline bir tane plastik geçirdi. Var yok her yere cırtlattı. E hayır ona değil. Gitti kumardı kaybetti. Ona değil. Gitti içki içti. Ona değil gitti huardalık yaptı. Ona değil gitti Allah düşmanlarıyla beraber yedi, içti. Ona değil. Aldı ama Allah düşmanı ona vereceğim diye uğraşıyor. Ona değil. Ona değil. Türkiye’deki Müslümanlar gerçek manada Allah yolunda koşan, Allah için fakir fukara olan onlara normalde zekatlarını tam anlamıyla vermiş olsalar Türkiye’deki Müslümanlar güçlenir. Ha Türkiye’deki ne yazık ki fukara Müslümanlar da şunu yapıyorlar. Ona 1000 lira veriyorsun. kadınsa gidip boya alıyor kendine. Karnını doyurmayı düşünmüyor. Çoluğunu çocuğunu doyurmayı düşünmüyor. Yani şimdi yaptım diye söylemiyorum bunu. Ders olsun diye söylüyorum. Kadıncağızı götürdüm. Akkurun içine bıraktım.
Dedim al ne alacaksan buradan dedim. Bizati yaşadığım şeyi söylüyorum. Bu gidiyor oradan bisküvit alıyor. Gidiyor oradan çikolata alıyor. Gidiyor oradan atıştırmalıklardan alıyor. Hadi canı istemiştir. Hani onları alabilir dedim. Yani yokluktan dolayı almamıştır. Hani pirince şekere fasulyeye ne zaman sıra gelecek diye bakıyorum ya. Pirinç, fasulye, un, şeker bunları almıyor kadın. gitti kolu aldı, gitti gazoz aldı, gitti bisküvi aldı, gitti çikolata aldı. Bakıyorum hala daha böyle uzaktan seyrediyorum ne alacak diye. Bunları alıyor. Dedim, “Senin iki tane çocuğun yok mu? ” “Var dedim, “Kardeşim sen” dedim tencereye girecek olanı alsana önce dedim. Bu kaldı şimdi oranın çocuklar komple o neydi adı? Fethi miydi? Ferit. Ferit. Şimdi onlar samimiyiz. O ara bütün erzakları filan onlara yaptırıyoruz. Her şeyi onlara yaptırıyoruz. Şeyimiz iyi. Diyaloğumuz iyi. İşte ayıp söylemesi yapıyorum diye değil. Şimdi hani bir yere bir şey lazım oluyor. Gidin alın hesabıma yazdırın. Benim diyorum. Diyalog iyi. Baktım olmuyor. Çocuklardan birine dedim bir araba getirin bana oradan. Getirdiler. Kadını aldım yanıma. Şimdi diyorum önce tencereye girecek olanı al. İşte ayıp söylemesi. Nohuttur. Fasulye, pirinç, bulgur, makarna, salça, yağ, peynir, çay, şeker. Kadın bakıyor. Diyorum kızım önce diyorum tencereye girecek olana bak sen. Bunlar diyorum bunları da al. Sıkıntı değil. Bunları da al. Ama sen önce farzı yerine getir. Karnını doyur önce. Bizdeki sıkıntı da bu. Yani ne fukara iyi güzel veriyorsun 2. 000 L gidiyor liralık manto alıyor. Eskisini söylüyorum.
Şimdi zaten mantoları 1500 liradır herhalde. 1000 liradır, 1500 liradır. Bilmiyorum da. Kaç? 5. 000 L. Manto. Bismillahirrahman. Bir laf söyleyeceğim şimdi. Uçacak ortalık. Sustum. Sustum ama içim böyle patla diyor. Böyle coş diyor. Susayım mı? 5. 000 L. Allah muhafaza etsin. >> Ben eskide kalmışım o zaman. Üstümdeki gömlek 16990 ya geride kalmış. Benim giydiğim pantolon 499. 90. Manto 5. 000 L. Söyleyecek laf yok. Biz manto da yaptıralım bari matbaha. Ya onlar alt üst takımı kaça satıyorlar? 00 lira. Matbahta? 1. 00 lira. Evet. Neyse toparlayayım ben şimdi yani. İşte 5. 000 liramış ya o kimseye bak. 5. 000 L. Asgari ücretin 1örte biri kaç para asgari ücret 22 mi? 1örte biri gidip mantaya veriyorsa o kadının hesabı kitabı bilmiyordur. Allah muhafaza eylesin. Cümleyi korusun. >> Amin. >> Derviş kardeşlerimizi korusun. >> Amin. >> Bu bu normal değil. Bu bana normal gelmedi. Şimdi toparlayayım şimdi o kimseye sen 2. 000 L 3. 000 L veriyorsun o zaman için yani işte ihtiyacı var 2.
000 L vermişiz gitmiş 00 liralık mantı almış yapma ya yapma. Veyahut da bir derviş kardeşe bir para veriyorsun. Açık açık konuşuyorum bunları. A bir duyuyorum 3 be arkadaşını dağa et yemeye götürmüş. Ulan biz sana onu evine çoluğuna, çocuğuna yidiresin diye verdik. Bunlar tecrübe tabii. Ondan sonra velat dalin amin. Ne? Kimin evinde yiyecek yoksa bana telefon atsın. Hiç önemli değil. Gece gece, gündüz gündüz hiç önemli değil. Bakın bunu açık konuşuyorum. Bunu açık ve net söylüyorum. Bütün kardeşlere söylüyorum. Kimin evinde yiyecek yoksa Allah rızası için bana söylesin. Söylemezse sorumluluğu ona ait. Ben onun hesabını ahirette vereceğim diye uğraşamam. Bunu açık bir şekilde söylüyorum. Bir kimsenin yiyeceği, içeceği yok. Ondan sorumluluk hissediyorum kendimde. Ben ondan sorumluyum. Ben onun lüksünden sorumlu değilim. Ben onun boyasından, dayasından sorumlu değilim. Ben onun işte israfından sorumlu değilim. Komşusu açken tok yatan bizden değil demiş. Bizden değil demiş. Bu çok net. Bu çok net. Hani hadis-i şerifte de Allah Resulü diyor ya, “Ben hepinizin de babası mesabesindeyim. Kimin neye ihtiyacı varsa bana söyleyecek diyor. Bir kimse, bir üstat sorumludur bundan. Kendisini bundan sorumsuz kılamaz. Bir kimse dergahın başında sorumluysa, o dergahın başındaysa, bu benim kendi inanışım. O bundan sorumludur. Bir dervişin birisi aç yatarsa o şeyh bundan sorumludur. Onu aç yatırmayacak. Yoksa gitsin dağda taş olsun. dağı kabul ederse bakın tekrar bunun altını çiziyorum. Öyle posta oturmak değil bu iş. Böyle bir şey yok. Sen ondan sorumlusun. Nerede olursa olsun. İsterse Fizanda’da olsun. Fizandan’daki dervişin aç yatamaz. Sen ondan madden manen de sorumlusun. Lüksünden sorumlu değilim. Mantosundan, boyasından, dayasından, ayakkabısından sorumlu değilim. Kim aç yatarsa ondan sorumluyum.
O yüzden bu konuda da bize söylemeyen kendi kendisinin hesabını verir. Ben bunu açık bir şekilde söylüyorum. sohbetlerde sorumluyum bundan.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: İhsân, Şeyh, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı