İlim

Kendi acziyetini gören, asıl aciz olmayanı tanır

Kendi acziyetini gören, asıl aciz olmayanı tanır konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Kendi acziyetini gören, asıl aciz olmayanı tanır hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Kimseden medet yok. Yalnız ve ancak bana benden yakın olandan medet var. Çünkü bana bu varlık her an ondan gelmekte. Varlığım mahvolunca da ancak onu görürüm. Başkasını değil. Artık fena hali bu aslında. Fena halinin de üstünde bu.

Biraz böyle vahde-i vücut kokuyor burası. Burada hani Arabi ekolünden vahde-i vücut kokusu var burada. Çünkü varlığım mahvolunca ancak onu görürüm. Başkasını değil. Bu artık fenadan bekaya geçiş. Fenada kendisinin yok olduğunu gördü. kendisini hiçleştirdi. Fenada yok oldu. Her daim nereye bakarsa baksın onda fena oldu. Kendisini görmedi. Kendisinden geçti. Yani bir gören var, bir de görülen var. Artık beka halinde dedi ki varlığı mahvoldu. Yani hiçliğe ulaştı.

Hiçliğe ulaşınca artık sadece onu görüyor. Başkasını değil. Bu cemalullah’ta beka bulmak. Cemalullah’ta fena oldu. Her yerde onu gördü. Ardından Cemalullah’ta bekaya ulaştı. Bekaya ulaşınca artık kendi varlığından geçti. Artık kendisini de görmüyor. Kendisini görmeyince sadece onu görüyor. Bu Muhyiddin İbn Arabi Hazretlerinin eee kendisi vahde-i vücut demez. Onun söylediği sözden daha ileri bir sözdür. Artık varlığı mahvoldu. Ancak onu görüyor. Başka bir şey görmüyor.

Kendi acziyetini gören, asıl Hakkında

Eşyada, varlıkta komple onun cemalini seyrediyor. Artık onun için Ahmet’tti, Mehmet’tti. Onun için artık Harun yok. Onun için her baktığı yerde o var. Ne tarafa dönerseniz dönün Allah’ın vecihi oradadır. Ayet-i kerime. Artık acziyetini, kendi acziyetini gördü. Kendisinin kudretinin olmadığını gördü. Kendisini kudretli görmeyen acizdir. O zaman kudretli olanı tanır. Kendisinde ilmi görmeyen asıl ilim sahibini görür. O kendisini alim görüyorsa asıl ilim sahibini görmüyor.

O kendisini mürşit sanıyorsa asıl mürşidi görmüyor. Kendisini fıkıh alimi görüyorsa asıl fıkıh sahibini görmüyor. Kendisini mürit zannediyorsa asıl mridi görmüyor. kendisini iyi bir derviş görüyorsa asıl iyi bir dervişi görmedi. Kendisini mümin görüyorsa asıl mümini tanımadı. Asıl mümini tanımadı. O yüzden o kimse aciziyeti yakaladı. O çalgıcı Cenabı Hakk’ın ona olan lütfunu, ikramını, ihsanını, fena halini yakaladı. onu yakalayınca artık fenadan bekaya geçti ve dedi ki ben kendimi hiçliğe verince her yerde onu görüyorum.

Yani ihsana ulaştı. İhsan neydi? Görüyormuşçasına yaşamaktı. O ihsana ulaştı. Allahu alem. O yüzden artık ona ondan daha yakın olan var. Biz insana şah damarından daha yakınız. Ondan ona geçti. O hale ulaştı. Varlığı mahvoldu. Varlığın mahvolması demek hiçliği yakaladı. Her şey çünkü helak olacak. Her şey yalnız Allah baki kalacak. Bunu o kimse dünya hayatında yaşayacak. Zaten kıyamet kopulunca mecburi istikamet. Herkes onu yaşayacak. Ama kıyameti o kimsenin bu dünyada yaşadığı ve bu dünyada o ayet-i kerime onun üzerinde tecelli etti.

Her şey helak oldu. Yani kendi üzerinde her ne var ise nefsine ait hepsi de helak oldu ve kendi üzerinde baki olan Allah kaldı. kendi üzerinde zaten öyleydi ama öyle olduğunu idrak etmiyordu. Ne zaman ki cemalullah’ta fena ve beka halini yaşadı, Cemalullah’ta fena ve beka halini yaşayınca kendi üzerinde kendisininmiş gibi gördüğü bütün sıfatlar helak oldu ve kendi üzerinde var olan bütün sıfatların gerçek sahibinin Allah olduğunu iyice idrak etti. Ve kendisine de baktığında sadece ve sadece onun sıfatsal tecelliyâtını seyretti.

Kendi acziyetini gören, asıl ve Önemi

O yüzden o hadis-i kutsi onda tecelli etti. Onunla görür, onunla duyar, onunla konuşur, onunla tutar, onunla düşünür, onunla fikreder, onunla zikreder. Artık kendisine ait hiçbir şey onda kalmadı. Bu seyri süluk sonu. Eğitimi bitti. Bundan sonra devam edecek mi? Ama onun eğitimi bitti. Burada artık yürüyüşü onunla, duyuşu onunla, konuşması onunla, görmesi onunla, fikretmesi onunla, zikretmesi onunla, şükretmesi onunla, hamdetmesi onunla, her şey artık onunla.

kendi cüzzi iradesini oraya bağladı ve idrak etti. Göklerin ve yerin nuru Allah’tır. İdrak etti. Artık asıl sevilmesi gereken o idrak etti. Her şeyi kudret ve kuvveti altında tutan o. Ve dedi ki azziyet halinde ben bir hiçim, ben bir yokum dedi. O yüzden o kimse artık eee Cenabı Hakk’ın sıfatlarının tecelligahı oldu, ayna oldu.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.