İmam-ı Azam Hazretleri bununla alakalı çok güzel bir orta yol bulmuş. Daha doğrusu orta yol demeyelim ilmin hakikatini bulmuş. Demiş ki iman artmaz veya eksilmez. İman bir bütündür. Bunu anlatırken ben derim ki arkadaşlara bir elma düşünün. Elmayı bir bütün olarak alın. Ama ben oraya bir şerh daha düşerim kendimce. Derim ki bu elmanın bir ham olanı var. Bir de olgunlaşmış olanı var. İman kemale erer mi? İman o kimsenin üzerinde kemalattan noksanlık olur mu?
Yani bir kimse eee kemaliyetini arttırırken kemaliyetini düşürebilir mi de evet. O zaman o kimsenin imanı eksilmez. kemalatında geriye gidiş olur. Yani normalde olgunlaştı, harika, kıp kırmızı bir elma oldu. Ama sen öyle hatalar, öyle yanlışlıklar yaptın. Kırmızılığını kaybetmeye başladı. Alacalı olmaya başladı. Kalp pırıl pırıl, tertemiz oldu ama tıp bir leke düştü oraya. Kirlilik düştü. O kirlilik sen hemen temizlemedin onu. Hemen onu böyle tövbeyle temizlemeyince kirlilik artmaya başladı.
Çoğalmaya başladı. Ortalığı fesada çeviriyor, kirlendiriyor. Ama o kalpte biriklik var mı? Orada kirleniyor. O kemalyat geriye dönüyor. Aslında kemale ermişti. Kalp pırım pırım, pas parlak olmuştu. Tertemiz olduydu. Sen günah kebale kalbe kirlilik düşürdün. Sevgisizlikle kalbe kirlilik düşürdün. Her an gözünün önündeydi ibadet ettiğin Rab. Ama küstahlık yaptın, terbiyesizlik yaptın, nankörlük yaptın, düştün oradan geri. Oradan geri düşünce sen her an ibadet ettiğin Rabbi göremez hale geldin.
Bu senin imanının kemaliyetten geriye düşmesi başladı. Önceden aşıktın, seviyordun. Şimdi aşık değilsin. Aşktan geri döndün. Nankörlük ettin. Şımarıklık yaptın. Terbiyesizlik yaptın. Edepsizlik yaptın. Sen onu düşürdün. Sen onu düşürdün. Artık sende geriye dönüş başladı. Ne yapman lazım? Hızla tövbe edip, hızla zikredip yeniden kendini ileri doğru götürmen lazım. Sen ne yazık ki şımaranlardan oldun. Bu imanın eksikliği değil. Kemaliyeti kaybetmen, olgunluğu kaybetmen.
İman bir bütündür, artmaz Hakkında
Olgunluk kayboldu, kemaliyet kayboldu. Sen öyle bir şey yaptın ki kemalat kayboldu. Asap öndeydi ama onlar savaşa katılmakta, cihata katılmakta gevşeklik gösterdiler. Gevşeklik gösterince Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, “Onlarla selamı sabahı kesin.” Madem ki o ne söylediyse heva ve hevesinden söylemedi. Onu söyleten de Cenabı Hak ondan selamı sabahaı kesettirdi. Çünkü cihattan gevşeyip geri dönenlerden oldu. O zaman o geri dönenle hiç geri dönmeyen bir olur mu?
Hiç gevşeyenle gevşemeyen biri olur mu? Onlar hurmalarını düşündüler. Bakın onlar hurmalıklarını düşündüler. Ve Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ashap olmalarına rağmen dedi ki selamı sabahı kesin. Bunun gibi. O zaman o olgunluktan, kemalattan geri dönüyor o kimse. Bu neye benzetiyorum ben bunu biliyor musunuz? Hani Musa’nın kavmine her gün cennetten sofra iniyordu. Musa’nın kavmine her gün cennetten sofra inerken Musa’nın kavmi hacsizlik etti.
edepsizlik etti, terbiyesizlik etti, nankörlük etti. Dedi ki Musa’ya, “Biz soğan sarımsak yemek istiyoruz.” Hazreti Mevlânâ da Mesnevi de bundan bahseder ya. Soğan, sarımsak yemek istiyor. Bu ne demek? Bu manadan maddeye geçti. Bu aşağı düştü. Cennet nimetinden vazgeçti. O dünya nimetine döndü. Dünya onun gözünü boyadı. Şeytan dünyayı ona süslü gösterdi. O zikrullah alakasındaydı. Cayır cayır cennet bahçesinde dolaşıyordu. Zikrullah alakasına sırtını döndü. Sırtını dönünce de cennet bahçesine sırtını döndü.
O nankörlerden oldu, o vefasızlardan oldu. O haddi aşanlardan oldu. Bakın o haddi aşanlardan oldu. Sebep sen zikrullah halakasının kıymetini bilmedin. Sen cennet bahçesinde dolaşırken sen gittin dünya bahçesinde dolaşmaya başladın. Sen Allah’ın vermiş olduğu nimeti görmedin veyahut da gördüğün halde gözlerini kapattın. tabiri caizse böyle açık ve net konuşacağım. Sen nankörlerden oldun. Geri dön, tekrar otur zikrullah alakasına. O yüzden bu kemalata erme ne zamana kadar?
O son beka noktasına gelinceye kadar herkesin geri dönüş kapısı açıktır. Herkesin nefse güven yoktur. Sen beka kapısına varıncaya kadar nefsine uyup sen al aşağı inebilirsin. Bu kapının kapalı olduğu hiç kimse yoktur. Ancak beka kapısından içeri girdiğinde bu yol sana kapalıdır. Onu da diyemezsin bu yol bana kapalı diye. O da küstahlık olur. Bakın o da küstahlık olur. Ama madem ki veliler, mürşid-i kamiller Muhammed Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin varisidirler, onlar oradan kolay kolay geriye dönmezler.
İman bir bütündür, artmaz ve Önemi
Geriye döndürülmezler. Çünkü hüccettir, delildir. Delil bozulmaz. O yüzden bazılarının eceli hemen anında gelmiştir. Biz onları kerameti ishar etti o yüzden öldü deriz. Cenâb-ı Hak onu o esnada delil bozulduğu anda onun nefesini alır. delil bozulmasın diye. Çünkü o Allah’ın sırrıdır. O kimse daha da haddi aşarsa, daha da haddi aşarsa o nefesini verir. Allah sırrını bozmaz. Bakın bunu hiçbir zaman unutmayın. Allah sırrını bozmaz. Nasıl peygamberlerini muhafaza ettiyse peygamberliğinden itibaren bekaya ulaşan mürşid-i kamilini de muhafaza eder.
Peygamber değildir ama delildir. Delil demek Allah’ın sırrı demektir. Allah onu bozmaz. Bozacak olan da zaten o hale getirmez. Ama oradan geri döneni ben biliyor muyum? Ama o kapıyı kapatamayız. peygamberle eş değerde olur. O zaman Allah muhafaza eylesin. O da küfür olur. O da yanlış olur. O yüzden kemalattan geri döner. Olgunluğunu kaybedebilir. Olgunluğunu kaybeder. Her derviş de bunu yaşar. Birisi de kendi kendine ben yaşamayacağım demesin. Sen kalkarsın şeyhine dersin ki senin gözün kara.
Oradan bile yaşarsın onu. Onu yaşamayan derviş görmedim ben. Bu derviş için muhaldir bunlar. Düşer, kalkar, yan yatar, çamura batar. Yolda durduğu müddetçe bir sıkıntı yok. Toparlanır. Ama hiç kimse de öyle kendini devasında görüp yani biz düşmeyiz diye düşünmesinler. düşünen anında düşer. Onu düşündüğü anda düşmüştür. O bu aczi mahvi. Asla elden bırakmayacak.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.