karabasi-sohbetler-2023

HZ. MEVLANA’NIN VUSLATININ 750. YILI SEMA COŞKUSU-AÇILIŞ KONUŞMALARI VE SOHBET

Hz. Mevlana’nın Vuslatının 750. Yılı Sema Coşkusu konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Hz. Mevlana’nın Vuslatının 750. Yılı Sema Coşkusu hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.

Hakkı hak bilip hakça yaşayıp hakça mücadele denlerden batılı batılbı ile batılı karşı mücadele den kullarından eylesin. Hakk sırsızlıklar karşısında susup haksız diye boyun bir kenardan değil. Hakk sırsızlıklara karşı bütün her şeyyle her şeyini siper edip haksız dittarla mücadele eden kullarından eylesin. Tarih haksız lıklarla mücadele edenleri yazar. Tarih zalimlerin önünde boyun bir ken zalimlerin önünde çeket dümesi ilikleyen zalimlere payan dalık edenleri yazmaz. Onlar tarihin kirli çöplüğüne gümülürler giderler belki de o zalimler o duduğu yadan göçüp giderlerken yalakalarını ve yardakçılların da yalnız bırakırlar öylece göçüp giderler ama hak ve hakik hiti savunanlar hak ve hakikat yolunda ilerleyen Hazret-i Mevlânâ gibi hacı bektaş vele gibi Yunus Emre gibi tatbı babak gibi o ana dolu erenleri orasından gelip ana dolu ve balkanları toyla ransıyla İslam’ın güler yüzüğüle tatlı yüzüğüle yumuşak yüzüğüle anlatan ve yaşadıkları toplumlarda zulme zalime karşı gözlerini siper eden o hak erenleri her daim iyilikle güzellikle tatlılıkla anılmış ve her daim onlar insanların önünde sevgi yorca olmuşlar ve her daim insanlığın önüne uşit saçmışlar insanlığın önünde birer ay ışığı gibi karanlığın en dip noktasında yol göstermişler o yüzden ana doluyu sevgisiyle muhabbetiyle tolaran sıyla insanlığı ile insanlığa bakış açısıyla yoran üç büyük bir acı bektaş vele hazretim evlana Yunus Emre ve sorradan gelen acı bayramu vele gibi bursamızdaki iftadaz detere gibi büyük saatler insanı insan gözüyle bakıp önce insan olduğunu önce insan olmak gerekteni söyleyeyim ondan sonra dini kaydeleri koymuşlar çünkü din insan içindir insan dinler için değildir ama ne yazık ki sorradan oluşan dini algı ve sorradan oluşturulan dini anlayışlar sanki insanlar din için yaratılmış gibi algılanıp ne yazık ki din adına zulümler din adına haksızdıklar din adına ursuzluklar din adına hırsızlıklar din adına her türlü necaset her türlü zulüm din adına yapılmış bu acıyı en iyi ana dolu insanı çekmiş ve en iyi hala da çeken ana dolu insanı ve o ana dolu insanı din adına bütün her şey katlanmış bütün her şey çekmiş hala da katlanmak da hala da çekmekte ve sadece ana dolu değil ne yazık ki bütün İslam dünyası bu acıyı çekmekte bütün İslam dünyası işte daha dar da heri de kendi ülkemizde alakalı bizi bu İslam’ın yumuşak yüzüyle tolaran sığla tanıştıran önce insan diye önce insan diye önce Allahı ilahi bir aşkla korkmadan sevmiyor zaten bu topraklarda bu toprakları sevgiyle aşkla muhabbetle yoran Hazret-i Mevlan’ın yedi yüz elliğimci şey bu arrozunu kurtlamak için toplandık hepinizde hoş geldiniz sefalar geterdiniz bu çebo arroz etkinliğimizde bizi yalnız bırakmayan lütfen ekram edip İslam edip ziyaretimize gelen chp bursa büyük şehir belediye başkan adayı Mustafa boz ve arkadaşımıza kardeşimize de ayrıca teşekkür ediyoruz aynı zamanda chp bursa il başkanı kardeşimize de ayrıya tenteşekkür ediyoruz.

Hacı bekler şöyle Hazretler’nin bir çocuk vardır. Hacı bekler şüphel Hazretler ki eğer yetmiş iki buçuk millet de barışık değil sen Kemal’a ermeden daha henüzler. Tekrar altını çizerekten söylüyorum. Bizim piyrimiz olur. O yüzden bizim piyrimiz olduğu için biz çok taşlanmışızdır. Hani herkes şöyle düşünür. Türkiye’de şöyle bir algı vardır. Bekta aşiler işte haşa din dışı bir topluluk otur. Şimdi bizim acı bekler şüpheli Hazretleri de piyrimiz olduğu için biz ehli beyti de çok severiz.

Hazret-i alıyor Radılla hu’an Hazretler. Ne Hazret-i Hasan Efendimiz. Ühüseyin Efendimiz. Ühüseyin Efendimiz. İşeyi diker ve la ve ondan sonra kullan. Ehli beycisi de çok severiz. Bu böyle sanki bir sünni oluşum. Sanki ehli beyti sevmez gibi. Ve o da Hacı bekler şüpheli Hazretler. Ne sevmez gibi bir anlayış vardır.

Biz tabii normalde böyle özür dilerim. Bu akşam siyasi hiçbir şey konuşmayacağım. Kendi kendine sözlerdim. Bu rei gelirken dedin ki siyasi konuşmayacağım bugün. Yoksa yapılanları dökülendirip bir sayfaya yazdığı de maddeler halinde dedim ki bugün Hazret-i’i mevlanadan konuşacağım o yüzden başka bir şey konuşmayacağım dedim. O sözümde kendi kendimi tutmak için dilimi ısırırız yasını susuyorum şimdi. Şimdi Hacı bekler şüpheliyle alakalı anmapırıranları yapıyorduk biz daha önce rahatsız oğulular. Hacı bekler şüpheli Hazretlerinin anmapırır amlarından. Sanki bu toprakların insanı değil. Alışıl alıştırılmış yaz biz bize dışarıdan gelecek. Din de dışarıdan gelecek. Bakın din de dışarıdan gelecek bize. Nereden gelecek mesela selifi akımı olacak. Nereden gelecek? Bu habi akımı olacak. Nereden gelecek? Da iş olacak. Nereden gelecek? Yani anadolu’nun barında yaşamış. Yaşarmış.

Büyümüş. Büyük çınar haline gelmiş. Anadolu’dan bütün dünyaya nefesi ışığı aşkı muhabbeti gitmiş olan Hazret-i’i mevlan’a gibi Hacı bektaş veli gibi Yunus Emre gibi büyük saatleri bize unutturmuşlar. Bize bunlara hatırlatmamışlar. Ve bize unutturdukları için biz de Hacı bektaş veli de ince böyle bir titremi halin alıyor. Benim pihirim olur. Bizim komple hepimizin pihir olur. O diyor ki yetmiş iki buçuk millet de barışık değilsen Kemal’e ermedin. O zaman bu müthiş bir yaklaşım.

Yani Hazret-i’i mevlan’a celeri tırrum Hazretlerine atfedilen ne olursan ol gel. Sözünün ayrı bir versiyon oluyor. O zaman biz yetmiş iki buçuk millet de barışık olacağız. Töle ranslı olacağız. Onlara yürmet ve hizmet peçez. O yüzden Hazret-i’i mevlan’a yı bir gruh insan eleştirir küfrüne fethvavir. Hacı bektaş veli Hazretlerini bir gruh insan insan değilimiz yine onlara eleştirirler.

Küfrüne fethvavirler. Yunus Emre’yi tanımaz bir şiirini okumamıştır. Yunus bin nefesini tanımaz. Onun küfrüne fethvavir müşter. Balam Sultan gibi ve ota düşüne biliyor musunuz bakanlara getenれた sarı soltuk gibi tanımayan kimseler küfürlerine fethavirler. Ve ne acı bir şey bizim ülkemizin dini yapısı da bunlara teslim olur. Birisi de kalkıp dur kardeşim ya siz ne diyorsunuz? Bu ülkenin değerleri dır. Hacı bektaş veli. Bu toprakların değeridir. Hazret-i mevlan acalar ettin Rumi.

Bu toprakların değeridir. Yunus Emre. Bu toprakların değeridir. Sarı saltık. Balım Sultan. Bu topraklar nedir? Bütün Allah den Resul diyen vatan diyen millet den herkes. Bu toprakların değeridir. Sen kimsin? Sen ne oluyorsun? Sen nereden geldiğinde bu insanların küfürüne fethvavirdin? Sen de İslam terbiyesi yok. Sen de İslam terbiyesi o saydı.

Lailah-i Lala Muhammed’ın Resulullah diyen bir kimseye küfürleyi tam etmezsin. küfürleyi tam ettiğinde sen kendin kafir olacağını bilirdin. Ama biz de öyle bir şey yok. Ondan sen müminsin. Ondan değil sen kafir sen böyle bir anlayışlar. Allah muhafaza elesin. O yüzden her iki sayın başkanı huzurlanızına teşekkür ediyorum. Yeni ben. Biz Sufi’yiz. Sufi’lerin kapısı da göndü da çıktır. Sufi’ler kan katil düşmanı olsa kapıya gelse hürmet eder hizmet eder. Bu Sufi’lerin ademden beri geleni göreni örfi edebilir.

Ademden beri. İlk Sufi ademdir. İlk Sufi ademdir. O yüzden bir sahafir. Bizim için başımızın tacık göndüğümüzün sol tanıdır. Hepinizde misafirimseniz. Hepinizde başımı tacık göndüğümüz sol tanısınız. Allah hepinizden razı olsun. Ben yaşadığım sürecek huranun kölesiyim. Muhammed Mustafa’nın yolunun tozuyum. Kim benden bunun dışında bir şey söylerse o sözden de o sözü söyleyenden de şikâyetçi imdiyen.

Hazret-i Mevlânâ celalidir. Rumah Hazretlerin’in yedi yüz ellinci şey bu arızının kutlamak için toplandık. Allah hepinizden de razı olsun hepinizde teşekkür ediyorum. Arka tartı bir sıkışıklık oldu. Böyle mümkünse erkek arkadaşlar tabiyle geriye doğru gidebilirler. Biraz sandalilir önüne doğru sıkıştırın. Ben buraya bir bu kadar da insan aldırırım. Merak etmeyin. Burada kısa bir programumuz olacak. Az bir sıkışıklık olabilir. Aynı şekilde burası için de geçerli. Biraz daha ön tarafı gelin birinci sırada değil.

Birinci sırallar siz yerlerinizi koruyun. Normalde dışarıda kalan arkadaşlar buradan arka tartan dışarı doğru bu arka tarafı da dolusunlar. Evet, kapının önü yülmolmasın. Allah razı olsun hepinizden teşekkür ederim. Arka tartıka sandalilirler de oturan erkek arkadaşlar lütfen bayan kardeşlere yer versinler. Aynı şekilde burada da görevliler arkadaşlar arka tartan arka tarafı erkek arkadaşları nakletsinler.

Ben askerde çoğmuştum o yüzden böyle bir nakilleri iyi bilirim. İyi bu konuda şey yaparım. Sesim de gördüğü askerdeken taburu ben üretiyordum. Murtaza benim namımı duymuşundur da o ve ister. Demişlerdir. Burada İzmir’le bir düş postavarda şöyle ydi böyleydi diye. Murtaza benim çömesin. Ben de sonu da o benste gelmiş. Ben gözlerinizdeki heyecanı görmek istediğimden herkese içeri alıyor. En haz göz tepeli İzmir’in göz tepeli ise hoş geldiniz. Senin yarım ben de çok farklı.

Nener de sen burada göz göz tepedeyi var ziyoruz var. Tamam mı? Evet. Yavaş yavaş inşâallah. Bugün daha hoş konuşmalar yapabilirdeki. Yapacağız da ama önce bir resim çözüm mekist edem. Düşüne biliyor musunuz? Gazede’de yirmi binye yakın insan ne yazık. şehid oldu can verdi. Tabi biz gazzeye bakarken içinde uyguruları görmezden geliyoruz.

İşin içerisinde siyasi devletsel problemler giriyor. Uyguru unuttuk unutturuldu. Ama gazze de yirmi bin insan şehid oldu. Çin de uygur da cincam bölgesinde ne azıki Müslüman Türkler hepsi de zulüm altında, Suriye, Kanakyo, Irak, Kanakyo, Libya, Kanakyo, Lebanon, Kanakyo. Ve dünyanın değişik merkezlerinde ne azıki bu Müslüman kanı harıl harıl akıtılmakta. Ve ne azıki dünya buna kör ama asıl biz Müslümanız diyen ülkelerin başındaki liderler kör. Ne yazık ki Müslüman Dünya’nın başındaki liderler, ne yazık dünya medyası ve o dünya üzerindeki kurum ve kuruluşlar bu siyonist kat yama kör ve sorular. Ben böyle zaman zaman söylüyorum ya. Biz de düşen şu oluyor. Sanki çok matahip bir şey yapmışız gibi çok özür dilerim hepinizden de biz bir yabicen azen amazları kalıyoruz.

Biz gidiyoruz kahve yerlerine basıyoruz kahveler de kahve içenlere kızıyoruz. Yani çok onlarla bir şey elde edilecek müşkemi bir veya çok önemliymiş gibi ve altta metingler düzenliyoruz. Hani o metinglerle bir yere varılacak muş gibi. Hani kendi kendimize aslında bizim gazımız alınıyor. Diyorlar ki biz sizin biraz gazınıza alalım. Siz oturun oturdunuz yerde. Sakin bir hareket yapmayın. Sakin bir şey diye yapmayın. Siz koyun olmayı devam edin. Bu koyunluya devam ettiğiniz müteçe sıkıntı yok deniliyor.

Türkçesi bu ya da benim anladın bu. Ve ne yazık ki müslümanların İstanbulce oraya fesinde kanı akıtılırken Avruf ve da ve Amerika da baskı altında tutulurken biz bir şey bu arus kutliyoruz. Bunu es geçerekten şey bu arusza girmeyi vicdanın gönlüm razı olmadı. Yani bu acının içerisinde bu sancının içerisinde bir şey bu arus kutliyoruz.

Bu acının ve bu sancının içerisinde. Evet, eğer dünya üzerindeki müslümanların kanı akıtılırken dünya üzerindeki bütün insanlığı emperyaliz mümkün pençesinde enim inim inerken ve dünya insanlığı dünya insanlar. Emperyaliz mümkün pençesi altında ütülürken kanın namusu şerefi hajsiye de bütün dünya insanlığının iki paralık edilirken biz bunları es geçip bunları görmemezden gelip şey varus kutlama noktasında değiliz. Ama bunun kurtuluşu bunun kurtuluşu. Müslümanlar için gerçek hakiki, gerçek hakiki Allah ve Resulunun indirdiği dini örünü o merkezde düşünüp onlar kezde yaşamakla alakalı.

Eğer biz hala da başkalarının dinini alıp da bunu din gibi algılıyorsak ve hata başkalarının din anlayışını kendimize din anlayışı olarak aldığımız mütteçe biz uyanamayacağız. Ne zaman ki biz gerçek köklerimize gerçek dini, manevi, köklerimize iner biz onlardan dini öğrenirse o zaman uyanacağız.

O zaman anlayacağız. Ben bunu ilk İslam oldukta sonra benim söylüyorum ya sohbetlerde ilk okudum kitap meslevi diye. Ben o zaman anladığım bunu. Ben ilk bu harayı okudumdanladığım sokaktaki din ile bize dayatılan öğretilme yaşatmaya çalışırılan din ile kitaplardaki din aynı değil. Bu haride kehadislere baktığınızda ve hata eski tefsirlerine baktığınızda o din ile bugün dihanetin ilahiyatın bize dayattığı din farklı. Belki de bu farkı açık üretik de kendimce gür bir seda ile ben bunu söyledimden ensem de boza pişiriyorlar.

Ama bu beden bu beden de bu can var olduğumü teçe ben bildiğim hak ve hakikati hikırmaya devam edeceğim. Çünkü hakkın sesi en gürsesdir. Az bir topluluk olabilirsiniz. Ama erke sesiniz hakkın sesi decalı örgalar şeytanı örgalar fira bunu örgalar ne murutu örgalar ne murutu tahtından eden ibrahim aleyhisselam’da.

Etrafında çok insan yoktu. Ama ne murutu tahtından etti. Muzaile selam bir avuçtu. Fira bunu tahtından etti. Fira bunu tahtından etti. O zaman sizin azlanız çoklunuz önemli değildir. Ya sizin hak ve hakikati konuşmanız önemli der. Hazret-i muhammedi Mustafa bir avuçtu, bir avuçtu. Hak ve hakikati söyledinden dolayı mekke fetoldu kurayış teslim oldu. Hak ve hakikati konuştundan o zaman sizin çoklukla işiniz yoktur. Sizin neyle işiniz vardır. Hak ve hakikati doğru bildiğinizi haykırmakla işiniz vardır.

O hak ve hakikati siz hikırırsanız sizin azınız çok eder. Hani hendekte azdılar ama çok olan düşmanı galip geldi. Azdılar ama çok olan düşmana galip geldi. Demek ki azlıkta çoklukla alakalı değil. O yüzden Müslüman ülkellerin devlet başkanlarının siyonuz bin pençesinde esir olduğunu gördükten sonra İslam dünyasının bunu tekrar gözden geçirip yeniden yeniden dirilmeye ihtiyacı vardır.

Avrupa da biz hristiyan olarak nitelerindirdiğimiz veya başka dinlere mensupl olarak nitelerindirdiğimiz toplumlar dünyazındaki katliamlara ses çıkarırken İslam dünyasının başındaki devlet başkanları böyle cilız açıklamalarla meselesi geçiştirdiklerini o zaman normalde sizin önünüzde servekten vazifemi yaptığıma inanıyorum. Bu şartlar altında biz bu mücadeleden hak ve hakikate haykırmaktan geri mi duracağız? Hayır. Daha da ümidimize arttırıp daha da çalışmalarımızı fazla aştırarak ten hayatımıza devam edeceğiz. Nerede bir zulüm varsa zulme karşı mücadeletmek, nerede bir haksızlık arsızlık orsuzluk var ise ona karşı durmak insanı imazifeimiz.

Ama bu güç bu vazifeyi nasıl yerine getireceğiz? Kendimizi yenile yeniden Bismillah diyerekten her gün yola çıkaraktan. Bu yeniden Bismillah diyelim. Deyip önce biz su filer kendi hayatımıza çekedüzem verip ve onun sona etrafımızı ve ülkemizi ve dünyayı değiştirmem ve dönüştürme ülkümüz ve hedefimiz olduğu müddetçe biz doğru yolda oluruz.

Bir Müslümanın bir suvinin hedefi önce kendisini değiştirmek ve dönüştürmek sonra etrafını değiştirmek ve dönüştürmek sonra yaşadığı toprakları değiştirmek ve dönüştürmek sonra da bütün insanlık âlemini değiştirmek ve dönüştürmek de mükellefleri. Nasıl Hazret-i Mevlânâ yedi yüz elli yıldan beri nefesi tükenmediyse nasıl hacı bektaşı vela Hazret-i tırnın yedi yüz elli yıldan beri nefesi tükenmediyse nasıl Yunus emrinin nefesi yedi yüz elli yıldan beri hacı bektaşı velinin Yunus emrinin balım sultanın sarı saltukun nasıl nefesleri yedi yüz elli yıldır sekiz yüz yıldır.

Hiç tükenmediyse onların bağlı bulunduğu bağlı bulunduğu nefes aldığı yer Allah aşkıdır. Onlar Allah aşkına bezenmiş Allah’ın boyası ile boyanmış Allah’ın boyası ile boyanmış ve Allah’ın boyası ile boyanlıklarından dolayı o kutlu nuru o kutlu feyze almışlar ve üzerinden yedi yüz elli yılda sekiz yüz yıldır.

Bin yılda geçmesine rağmen nefesleri tükenmemiş. Çünkü ilahi kelamda Cenâb-ı Hak müminleri tarif ederken o müminler ki Allah’ı şedit bir sevgi. Yüksek bir sevgi ile severler bu yorur. O zaman müminin en yüksek en ahali derecede sevdiği Allah’tır. Mümin Allah’ı sevmenin önüne hiçbir şeyi koymaz. Ne sizin şahiniz? Ne sizin piriniz? Ne sizin siyasi liderleriniz? Ne de sizin hocalarınız hacılarınız? Ne de sizin herhangi bir peygamberiniz? Allah sevgisini önüne geçmez.

Önce Allah sevilir ve Allah sevilirken en yüksek derecede sevilir. En ahali derecede sevilir. En ahali derecede sevilir. Onun önüne geçecek olan hiç bir sevgi yoktur. Sufiler Allah’ı sevdikleri gibi bir çıta altı Hazret-i peygamberi severler. Bir çıta altı da işte büyük zahattarı severler. Sufiler onları da severler. Sufiler eşlerinde severler.

Çocuklarını da severler. Akrabalında severler. Konçularında severler. Ülkelerinde severler. Ülkelerinde yaşayan insanları severler. İnsanlığı da severler. Sufiler bunları derin bir sevgiyle severler. Sufiler taşı topra otuda severler. Hayvanlar da severler. Sufiler varlığı tamameye de severler. Çünkü varlık tamameye de aşkın peceli atadır. Sevginin peceli atadır. Sufiler severler. Sevdikçe severler. Sevdikçe severler. Sevdikçe Kemal’e ererler. Sevdikçe olgunlaşırlar. Sevdikçe insan olmanın hususiyetlerine varırlar. Ancak seven insan insan olur. İnsan sevmi olsa sevmiyorsa Haşa Hazret-i Mevlânâ’nın sözü öyledir. Aştan nasibi olmayanın eşekten farkı yoktur der. Bana bu okudum da ilk önce ağır geldiydi. Ama sonradan baktığım ki dedim ki ya kocapıyor. Gerçekten dedim ya sen edeblesi ölenmiş. Yani bu daha uğrusu ölenecek bir sözümüz. Sebeb. Çünkü insanı insan eden insanı Kemal’e teğerdiren sevgidir.

Bir kimseni sevgisi yok ise gerçekli onun taştan farkı yoktur. O yüzden seven bir insandan korkmayın. Aşık bir insandan korkmayın. Hatta seveni sevini sevin. Ne dedi? Allah Resulü Salullahi ve Selam Hazretleri Dağutan Söylede. Dedik yorabbi seni seven’i seni sevdireni. Senin sevgini seni seven’i ve sevdireni bana sevdir dedi. Başka bir rivayetlede. Ne dedi? Bana çöldür susuz kalmış. Bir kimseyi soğuk şerbeti soğuk şerbeti sevgili kıldın gibi bana da sevgili kıldadı.

Demek ki bütün ağlın. Bütün varlık sevgi ile yaratılmıştır. Sevgisiz değil ve e-trafınızda sevgisiz insanlar var ise onlara sevgi aşılayın. Bu mıyım? Usan mıyım? Onlara sevgi aşılayın. Sebeb. Eğer o sevmi öğrenmezse kötülün üzerine zehrini yine bize akacak. Kötülünü zehrine gene e-trafına kacak. Biz su filar fedakar olalım. E-trafımızda sevgiden nasibi olmayanları dai severekten sevgi ile onları terbiye edelim.

İşte Hazret-i Pür. Böyle bir sevginin. Böyle bir sevginin. İçinde böyle bir sevginin yolunda biz attır. O yüzden onun o sevgiyüz erine aşk üzerine kurmuş olduğu doktirin o yüzden ayaktadır. O sevgi doktirini. O sevgi yolu ayaktadırmasının sebebi insanların bağıtınına dokunduğu için kalbine dokunduğu için de ve o sevgi yolunun muhteşem insanı muhteşem insanı. Hayatını Allah sevgisene Resulullah sevgisine insan sevgisini adamış ve öyle adanmış ki sevgiden başka bir şey konuşmamış ve her şeyi sevgi üzerinde yolunlaştırmış.

Demiş ki bir aşk bir aşk yüzünden el bir sesi yırtılan kırstan ayıptan adam akıllı temizlendi. Ey bizim sevdası güzel aşkımız şadol. Ey bütün hastalıklarımızın hekimi. Ey bizim kibir ve azametimizin ilacı. Ey bizim efla atınımız. Ey bizim kalinusumuz. diyerek ilahi aşkı varan kişinin gırstan tamahtan kesileceğini maddi manevi bütün hastalıklarının ilacını bulacağını ve bu ilacında bu ilacında Allah veresulunu her şeyden fazla severek ilahi aşkı vararaktan oluşacağını bize söylüyor.

Eğer o kimse ilahi aşk şerebetini. Yani manzur şaravını dudaklarına sürmediyse kırstan tamahtan maddi manevi marazlardan hiçbir zaman kurtulamayacaktır. Ne zaman ki manzur şaravını dudaklarına damlatıldı. Ne zaman ki o Allah’ın Cemal’i sıfatıyla fena olup Cemal’e ulaştı o zaman işte kötü alışkanlıklardan ve kötü sıfatlardan hepsinden kurtulmuş olacak. Eğer ki o Cemal’u lahta fena olmasa ne yazık ki o kötü hüylardan o kötü nefsi problemlerden kurtulamayacak. Yine Hazret-i piyrefendimiz toprak beden aştan göttere çıktı.

Dal oynamaya başladı çevrikleşti. Ey aşık, aşk turunca ne oldu, tur sarhoş, muzada düşüp bayılmış. Evet Hazret-i piyrefendimiz bir kimsenin ilahi aşkla uruca gerekten bu toprak bedenden sırılacağını bu toprak bedenden sırılacağını ve uruca edeceğini yükseleceğini bu ilahi aşkla yürüye bileceğini öteleri doğru kanat çırpa canı söyler.

Ve der ki ey aşık, aşk turunca ne oldu? Buradaki aştan kasıp Cenâb-ı Hak’ın zahatıdır. O yüzden turunca ne oldu der, tur nedir, tur isinadır. Muzahalele selamın Allah’la görüşme yaptığı konuşma yaptığı yer ve o görüşürken konuşurken ben seni göremez miyim dediğinde ey Muzah daha bak dediğinde daha tecelledince Muzah’nın bayılması kendinden geçmesi eder. Ama biz Muha’nın mediller için tur usina ya ihtiyacımız yok. Bizim oturdumuz seyde seyda demiz, tur isinamız, duamız, tur isinamız, aşkımız, ahşıklığımız, tur isinamız, eğer sen gerçekten Cenâb-ı Hak’a ahşık ile yürür onu sever, ona ahşık olursan işte sen tur isinadasın.

İşte o zaman sen Cemal perdesinde sen ve Cemal perdesinden ayılmadan hep o sarhoşlukla. Yani Mansur sarhoşlu ulla hayatına devam edeceksin. Bu Mansur sarhoşlu kendinden geçmek değildir.

Mansur sarhoşlu her dem Allah’ı her an tecelliyet noktasında sıfat salılarak o tecelliyet’a masar olduğunun uyanıklığını yaşamaktır. Ve bu varlık ailemi onun sıfatlı. ticeli atıdır. Sen varlık alemindeki bütün her şey. Onun sıfatsalt ticeli atları olarak görür, onun sıfatsalt ticeli atları olarak sen bunu rahmute eder. Bu düşünürsen o zaman işte sen ne tarafa yüzünü döndürün sen döndür. Allah ve çesi o taraftadırın sırrına ermiş olursun. O zaman sen yetmiş iki buçuk milletle, dağılada taşla da o da da barışık olursun çünkü varlığın bütün üzerinde tecelleden Allah’ın sıfatlarından başka bir şey değildir.

Ve seni sevmediğinin üzerinde dayı Allah’ın sıfatsalt tecelliyatı vardır. Senin sevmemen senin gönül eksikli indendir. Kemal’a ermedin dendir. Sen sevmekle desin. Sen sev Allah’ın yarattıklarını Allah yarattığı için sev.

Hz. Mevlana’nın Vuslatının 750. Yılı Sema Coşkusu Hakkında

Taşı da sev toprağılda sev, bitki desee, hayvanı da sev. İnsanı da sev, kocaını da sev, karını da sev. Çocuğunu da sev. Anne babanı da sev. Sen selamünaleyküm diyene sev. Hatta sen sana selam vermeye ne bile sev. Hatta sana düşmanlık edeni desee. Hatta sana kötülük edeni desee. Eğer ki sen Kemal’a ermek istiyorsan hazretim muhammedim bu Safaya uyu. Ne dedi? Sen selam vermeye ne selam ver. Ne dedi? Sana gelmeyen’e sen gitti.

Tevazu gösterdi. Alçak gönüllü gösterdi. Demek ki sevme eni sevmek erkişinin işidir. Herkes ne yapar, kendisini sevmeyeni sevmez. Hanım ve şuraya sev seni aslı şöyle olsa da sevmez eni sevmene ne? Mısır sırsıl mısır aslultan asla da yok. Biz mısır sultanın da severiz. Aslı kim olur sonun, onun da severiz.

Değil mi ki insan olarak o yaratıldığı. Değil mi ki Allah ona kendin ruhundan ruhu flede. Kendinden ruhu flede. Hangisini sevmezsiniz? Kimi orharkır görürsünüz. Gerçek manada orharkır gördünüz. Allah’ın kendir ruhundan ruhu frede kimse. Sen kendi perdende ayırırsın. Bu mümin de bu kavvirde, bu hristiyandı, bu yavvirde, bu atatapıyordu, bu tutatapıyordu. Bu eşe atapıyordu, bu inaat atapıyordu. Şuna atapıyordu, bunu tapıyordu. Ama Hazret-i Muhihti’nin arabaz eder ki bütün tapınışlar onadır.

Neden tapındığı cisimide yaratan o cisimin üzerinde de sıfat sal tecelleti yaratan odur. İşte Hazret-i Bir diyor ki, biz er. Her şey maaşuk dur. Öyle teyabakın. Her şey maaşuk dur. Maaşuk nedir? Sevilen. Maaşuk sevilen. Her şey maaşuk dur. Aşık bir perdedir. Yaşaya maaşuk dur. Aşık bir ölüdür. Kimin aşka meyli yoksa o kanatız bir kuş gibi de.

Vahlar ona. Aşk özür dilerim. Sevgilerinin nuru önde artta olmadıkça ben nasıl ölü sonu idrak edebilirim. Aşk bu sözün dışarı çıkıp yazılmasını ister. Aynı gambaz olmaz da ne olur. Aynı bilir misin neden gambaz değil? Yüzünden tozu pasıl silinmemişte ondan. İşte Hazret-i Bir kendi silsilesinden gelen zahattardan daha ileri bir şey söyler. Ben o yüzden dedim. Muhihti’nin ifna arabaz zetleri ve o ekon bazı şeyleri keskince söyler ama Hazret-i Mevlan’a celeriten rumaz zetleri en keskin en grift bir meseleyi yumuşak bir tatılık la söyler.

Därke her şey maaşuk dur. Hazret-i Bir yolundan gidiyorsak o zaman her şey maaşuk dur. Sakın ha etrafındaki herhangi bir şey tem gözle bakma. Sakın ha etrafındaki herhangi bir şey kırma. Dökme. Üzme. Sakın ha sebep etrafındaki her şey maaşuksa kırdığında maaşukun gönlünü kırdığında.

Hana Hazret-i Peygamber Salullahi ve Selamaz’de teri buyur diyor. Dedeki eğer ki birine teşekkür ederseniz bu Allah’a teşekkür dur. Bakın bir şeye teşekkür ettin. Allah’a teşekkür ettin. O zaman senin teşekkür ettin. Nesneye bakma. Sufiler ne için yorgana teşekkür ederler. Yorgana ürtünürlerken derler ki mevle bir sufiyle. Yorgana derler ki teşekkür ederim. Sen olmasaydın ben bir şirdim. Kıyafet giyerlerken kıyafet teşekkür ederler. Deller ki sen olmazaydın örtünemezdim. Yahtıya başını koyacaklarız zaman yahtıya teşekkür ederler.

Deller ki yahtıya sana teşekkür ederim. Sen olmasaydın boynum arıldı. Belli mardı. Yahtıya teşekkür ederler. Deller ki sen olmasaydın ben yarhane sen de yahtıya’nın daş altım çamur üstüm yağmur olarak yatarım. Ama Erzurun’la aşık onan edemiş yine de göndüm bir hoş ededemiş. Neydi Turkey? Dün gece yarhanesinde yahtıya’nın bir daşıydı.

Altım çamur üstüm yağmur yine göndüm. Hoş edey. Bizim bu toprakların ahşıkları insanı can evinden muruyor. Can evinden. O zaman yarhanesine gittiğimizde öyle bu yatakta mı yatacağım. Bu yorgan da mı? Dizen ki. Dün gece yarhanesinde yahtıya’nın bir daşıydı. Dün gece yarhanesinde yahtıya’nın bir daşıydı. Altım yağmur üstüm çamur yine göndüm. Hoş edey. Altım çamur üstüm yağmur yine göndüm. Hoş edey. Şikâyet yok. Yağmur da olsa çamur da olsa yazdığın daş da olsa ondan razı ol.

Şikâyet yok. Ondan razı ol. Siz bunu Türkiye olarak dinlediniz. Ben bunu bir aşığı nefes olarak söylüyorum. O aşık ne güzel razı olmuş bir aşık ki. Yarhanesinde. Yahtıya’nın daşıydı. Ama gönlüm Hoş edeyo. Yahtıya’nın daşıydı. Ama gönlüm Hoş edey. Bakın razılıkta zirve yapmış. Razılıkta zirve yapmış.

Bu Müslümanlar Hazret-i Peygamber Sallullahi ve Selamazretlerinin toprağın üzerine seyze ettiğini unuttu. Unuttuği için bu hale geldi. Bu Müslümanlar Hazret-i Muhammed Mustafa’nın bir ramazan gönünde itikafa girdiğinde çamura seyze yaptığını unuttu. Unuttuği için bu hale geldi. Bizim şimdi mesjitlerimiz ulturalüks kocaman camilerimiz var. Hangi paradan yapıldığı belediye? O yüzden duası kabul değil Müslümanların. O yüzden hedder olmuş. Eğer kenesaman ne zaman? Tamur’un üstünden namaz kılmayı göz aldınız. Ne zaman kittaşı yastık etmeye göz aldınız.

Ne zaman kıyamur, çamur dinlemeden, hakt ve hakikat yolunda yürüme azmettiniz ve yürüdünüz o zaman kurtuluşa erdeniz. Öbür türlü esirseniz. Mağnevi mağnada. O esaretten kurtulamazsınız. Yastığın esiri, yatığın esiri, yorganın esiri, kıyafetin esiri, arabanın esiri, koltuğun esiri yemenin esiri, içmenin esiri, modanın esiri, paranın esiri, makamın esiri, paranın esiri, makamın esiri ve giyini düşünmezsiniz.

Esaretiniz devam eder. Güç ne tarafta otarafa yönelirsiniz. Rüzgar ne tarafa eser otarafa yönelirsiniz. Hak ve hakikat sizden çekilir. Hak ve hakikat öyle o yolun yolcu sonunda durmaz. İşte Hazret-i Türkiye. Hazret-i Türkiye. Siz o ilahi aşka. O ilahi aşka ererseniz evet. Siz o zaman her şey maaşı olur görürsünüz. O fenadolu sanız. Siz o zaman bütün varlı abaktığınızda varlığın üzerinde tek tecelli eden Allah ve sıfatlarının olduğunu görürsünüz. O zaman normalde o sırra erişirsiniz.

O sırra erişmenizin yolu ancak oradan gider ve hani Hazret-i Türkiye’ye o sevgilenin nuru olmadıkça ben önümü ardımı göremem ki neden o sevgilenin nuru size ışık saçar. Yol gösterir. O sevgilenin nuruna ulaşmak için de Allah’ı her şeyden fazla sevmek. Çünkü Allah hayat keremede yerlerin ve göklerin nurudurlar.

O zaman gerlerin ve göklerin nuru Allah ise onun içerisinde kullan bütün varlığı senin için ne oldu maaşı oldu. Eğer o maaşık olma yolunda görmezsen ve insanlara yirde dersen eşya yirde dersen. Allah’ın sıfatlarının tecelli de bir şahız bir kimse ve hatta bir oluşum olarak görmezsen o zaman sen gönlün o müjdeği almamış o sırlara erişmemiş olur. Çünkü Hazret-i Türkiye’ye diyor ki önünde ardımda onu göremesem o zaman diyor benim aynam tozlanmış o yüzden aynam haber vermez.

Aynadan kasıt ne o kimsenin gönlün? Gönlün tozlanmış. Gönlün insanın neden tozlanır? Neden kirlenir? Neden pislenir? Gün ay kebalerden kirlenir pislenir. Heva hevesten kirlenir pislenir. Günahlara dalar sanız. Heva hevese koşarsanız nefsinizle uyarsanız sizin gönlünüz size bir şey söylemez. Yani ne ararsan kendinde aradığın Yunusun siz sözüne de kulak asmamış olursunuz.

Çünkü Allah bütün insanların gönlüne tecelledendir. O gönlün parlatırsanız sizin de gönlünüz tecelledir. Peki gönlün neyle parlatırız biz gönlünleri parlatan şey Allah’ın zikirdir. İman ederiz. İbadetleri ederiz. Ama ama en önemli şey Allah’ı zikrederiz. Allah’ı zikredmek anko bit ayağıt kırt beş. En büyük iştir. Bu Allah’ı zikretmeyi normalde bize sonradan başka türlüye döndürdüler. Hani böyle kötü örnekleri koydular bizim önümüzde. Bu 28 döneminde Ali Kalkanci gibi bazı böyle çizgü dışı kimseleri bizim önümüzde koydular ve hatta böyle yol kaç kının yol kaç kını derler su filar ölesine. Yol azgın olan kimseleri bizim önümüz de koydular. Allah’ı zikredenler Cenâb-ı Hak münafıklık alâmeti olarak söylüyor bize. Diyor ki münafıklar Allah’ı az zikrederler. Dünya sistemi bizim çok zikretmemizi istemiyorum. Sebeb ne biliyor musunuz?

Hakikati göreceğiz. Çok zikredersek kalbimiz aydınlanacak ve biz hakikati göreceğiz. Ne ne olduğunu öğrenacağız? Neyin ne olduğunu bilacağız? Çünkü öyle zikredersek Allah hakikati bizim göndümüze tecellet tıracak. Öyle seversek Cenâb-ı Hak doğruyu bizim göndümüze tecellet tıracak. Bakın Yunus’emre Yunus’emre hafız değildir. Yunus’emre Kurankursu talevesi değildir. Yunus’emre medresi talevesi de değildir. Hacı bekler şüpheli hazretleri medresi talevesi değildir. Hacı bekler şüpheli hazretiz hazretleri hafız da değildir. Üçlerliğini Hazret-i mevlanam medresi talevesi edir. Ama onu irşa adeden onu aşk yolunda cez besliyle çeken şemsetini tebrizi ne medresi alemidir ne medresi hocasıdır. Şemsetlerini tebrizi onun manevi hocasıdır hatta riva etedilir ya. Hem bütün kütüp annesini alır devrini atıverir şeyin içine. Havzun içine. Hazret-i mevlanı çok üzülür. Darki, yani yüzün onun yüzün tüsünü görür.

Darki neden yüzürdün. Darki babalın hediyesi vardı içinde dörtçelt, avara filmi arif. Bunun için müzülünden. Evet. Bismillah rahmanünün der. Havzun içersini eline sokar, dörtçelt avara filmi arif elinde. Bunlar mı der? Verir. Hazret-i mevlanaya. Hazret-i mevranıcelerleri ruman zetleri çok da o esna da şehitir Hazret-i mevlanı. İcaz etti bir şehitir. Darki, ahı vardır kürsüsü vardır. Ama aşk kanadı yoktur. Aşk kanadını kim takar, Allah’ın izinlen şemsetini tebrizi takar. Şemsetini tebriziye baktığınızda ha tarişesinde tariçe hayatında hafızlı yok.

Bir medresede talim görmüştü yok. Bir medresede düştü yok. İlim öğrenmesi de yok. Ama o ilim deryası olan Hazret-i mevlanacelerleri ruman zetlerine düştüren ilahi aşk var. O ilahi aşkın biri o yüzden o birin önünde o düştük yok. Bakın Hazret-i mevlanı alim. Hazret-i mevlanı mevlanı medresa alim.

Talhebelleri var. Devletin arkasında desteği var. Karıştırma indevletleri. Devletin arkasında desteği var. O alim zahat babasının kitablarını eline sokup da huzdan çıkaramıyor. Aşk, ehi, ehi. Aşk, ehi. O’nun eli Allah’ın eli olmuş. Han ediyor ya hadisi kutsu de benimle görür. Benimle duyar. Benimle söyler. Benimle tutar. Benimle yürür. O sırla sırlamış. Albı kitapları Hazret-i mevlan ederek bunlar mı? Evet dedi. Kim Hazret-i Şems? Hazret-i mevlan o yüzdenleri canım şems. Günüm şems.

Değilim şems, imanım şems. Sen olmasaydım. Ne Allah’ı tanır. Bilirdim. Ne deres olur mu? Bilirdim dedi. Söyleyelim kim? Büyük ahlim. Hazret-i mevlanı. Demek ki Allah aşkı, Allah aşkı, böyle bir şey. O aşkı her işen kimse. O aşkla buluşan kimsenin Cenâb-ı Hak, gören gözü, duyan kulları, tutan eli yürüyen ayah oluyor.

Onunla görüyor. Onunla konuşuyor. Onunla duyuyor. Onunla tutuyor. O, onda faniy olmuş. Allah onu öyle bir cenz beyle kendine çekmiş. Onu kendine çekmiş. Ben onu tarif eder ken böyle diye çeker ya bir şey. Allah kullunu öyle çekmiş. Öyle çekince kendisinde faniyiyetmiş onu. Kendisinde faniyetmiş. Bu Allah’ın lütfı ikramı isanı. Bu Cenâb-ı Hak’ın ötelerden bir seçmesi, bunda yapacak iş bir şey yok. Allah Resul’da o yüzden kalbe, cilave verecek olan şey Allah’ın zikirdirde.

O zikirlen. Bakın bütün kardeşlere söylüyorum. Bütün ümmetimi ammede söylüyorum. Allah’ın zikretmek için herhangi bir şey ihtiyacınız yok. Ne şey he ihtiyacınız var? Ne mühürüden mühürsüde? Ne hacıya ne hocaya? Ne kitaba? Hiç bir şey ihtiyacınız yok. Arkadaşlar kıymeti dostlar. L-e-e-e illallah zikrim en büyüğü ve en eftar edir.

Herkes çok rahat yapabilir. Hatca mağıpta zikir muhteşem bir şey. Hadisi şerritte imam Muhammed Hazret-i’in nakretli Hadisi şerritte diyor ki, oradan af olmuş olarak kalkınız. Nereden cemaat olan zikrullah’dan hatta imam Muhammed’de ilaveşi var. diyor ki, geçmiş günahları geçmiş günahları. Hayra çevirilmiş olarak kalkınız. Hatta başka bir hadisi kutsuyla diyor ya. Hani o kimsa oraya gitmişti, seretmek için gitmişti. Meraklar, oradan bir topluluk dedik ki, yarap bir buraya, seretmek için gelmişti.

Cenâb-ı Hak cevap veriyor. Allah’ı zikreden meclisi için. O meclisi öyle bir meclisi, tırki, orada bulunanlar ayırmak Allah’ı şahane yakışmaz. O yüzden hepsini affettim diyor. Bu cemaat olan zikrullah’ın fazileti. Demek ki cemaat olan zikrullah, daha fazileti. Hatta hadisi kutsuyla diyor ya. Kim beni bir cemaat içinde, anarsa ben onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım.

Kim beni kendinefsinde anarsa, ben onu kendinefsim de anarım. Demek ki cemaat olan zikrullah en faziletesi. Evet, Rabbim bizi onlardan eğlesin. Ağşı’nın hastalığı bütün hastalıklardan ayrıdır. Bir de ağşıkların hastalıkları var. Yani güzellik tıranlandık için hastalıkların anlatmayalım mı? Ağşık Allah sırrlarının usturabıdır. Ağşıklık, burla ve dikkat edin. Öğrendiğiniz dinlerden farklı bu sanki. Size öğretilenlerden farklı bu. Diyor ki, Ağşıklık, ister o cihetten olsun, ister bu cihetten. Ağakı ve bizim için o tarafa kılavuz dur.

Yani senin ağşıklığı neye olursa olsun. İster bu tarafa olsun, ister o tarafa olsun. Sana kılavuz dur bu. Sen yeter ki ağşık o. Sen yeter ki bir şeye ağşık o. Bir şeye ağşık o. Geçenlerde kürşe yere gittim. Orada genç talevelerden birisi dedik ki, işte sevmek haran mı dedi bana?

Ne zamanından bir sevmek haram olmuş dedim. Şok oldu herkes durdu bir anla. Han düşüne biliyor musunuz? Yani biz çocuklarımıza sevmeyi haranla öğretmişiz. Ya sev sev, sevmek haran değil. Babanı sev, anneni sev, eşini sev, çocuğun sev. Sev ya sev sevmekten korkma. Neden sevmekten korkarsın? Neden ağşık olmaktan korkarsın? Korkma sev sevse ve bildiğin kadar. Zara redmezsin merak etme. Sevmekten kimse zarar redmez. Ağşık olmaktan kimse zarar redmez. Ağşıklıktan korkmayın.

Evet ağşıya dışarıdan baktığınızla bir vahşet gibi görünabilir. Çünkü biraz müslümden olsun. Ağşının gözükür kulağısa ırdır ya. Aslında o hadi şeref metni. Bakın hadi şeref metni, biz müslümden dinleyince sevdik. O iso hadi şeref, hadi şeref, hadi şeref tallar resulü. Sallallahu aleyhi veselim azetleri. Ağşıkın gözükür kulağısa ırdır da. Hadi şeref bu.

Müslüm bizim toprakların müslümü. Ne yapalım? Atalım mı kendine? Biraz arabesi yanımız da var. Ee birazdan fazla tabi de. Ne diyor Ağşın gözükür kulağısa ırdır. Evet ağşık maaşından başka bir şey görmez. Ondan başka bir şey duymaz. Neyi görse maaşı bu bilir onu. Neyi görse hani bizim olan meclin. Çünkü çok meclin var. Tatsümlerle bile meclin var. Sümerlerinde meclin var. Demek ki her dönem Ağşıklar var. Her dönemin meclin arı var.

İşte o bizim meclin. Böyle bir çok haf edersiniz. Merkebe bakarken böyle Ağşıklı tannası bulmuyor muyum? Bir kimse demiş ki ya fıat bu merkepte ne gördün ki demiş. Neden böyle bakıyorsun? Demiş gözlerine bakıyorum. Gözleri nasıl Leyla’nın gözüne benziyor. Ağşık, ondan başka bir şey görmez. Hani meslevi de geçer ya hikaye.

Nasıl mebelül daha nenin abisi? Kim o zamanın kralı çağırır meclin. No, der ki bu fıat. Kima aşk oldu böyle pardon Leyla’yı çağırır. An Leyla’yı deder açıncağımların perdelerini açarlar bakar Leyla karakuru bir şey. İçinden der ki ya bu numru sevdi bizim fıat. Karakuru bir kimse. Tabi der ki bir konuşturayım bakayım. Darkı sen o Leyla’nın Leyla tam Leyla muhteşem. Leyla muhteşem. Darkı ben o Leyla imam’a sen meştin değilsin.

Sen de kükür meştin ön gözü değil. Leyla’lar kıymetli o zaman bütün bayanlar birer Leyla gerçekten. Bayanlara baktığınızda sizin Leyla’nın zorsun. Leyla hani havva yaptı ya adem geldi de ne havvaysa adem tıpıştıpış gitti. Yededi, hapur şufur geldi. Tebrik ki dünya Leyla’ların üzerine kurula. Sakın kendi kendinizde yok. Ben adamım ben herifim ben öyle bir şey yok büyük konuşmayın.

Hele su ufiler için her şey Leyla’nın emrinde. Leyla gel, önünü zirikleyin. Buyurun o krali çemdeyi. Keçin beni yolu bizim. Bizim orhanacarı gördüm az önce. Orhanacarı elini kaldır. Şimdi ametecerin ağabeyse vardı. İstanacer, Allah rahmet eylesin. Orhanacarı nefem kayınç olsa ametecer. Hani neyinde hem dayı olup aşkı? Bazen düğünde denlekti soruyorum. Bu bu kimine birkaç anlatıyorlar. Diyorum tamamı. Yüzeli gramatlım var. Burada bırakın diyorum ben. Hep böyle çapraslama gidiyorlar onlar da. Onun alaramı teylesin. İnsan ağabeyse vardı. Bana diyorduk ya hocam. Adamın aklılası evde hanımla yegeçinir. Köyde muhtarla yegeçinir. Adamın aklılası. Ben evde hanımla yegeçinmeye becerdim. Muhtarlar geçinmeye becerim edin. Onun becerim edin. O yürüyüşüm sakatlı efendim. O yüzden onu becerim edin. Allah bizi affesin. İşte aşıklık nereden olursa olsun.

Hazret-i mevlanandı yok. Bize kılabuzdır o. Bize yoldur. Yani aşkın mecazı varsa hakikati devardır. Sen mecazı bir aşkat tutulmuş. Allah bilirsin o hakikatın var olduğunu. İlahi aşkın var olduğunu gösterir. O yüzden sen ağaşıklıktan korkma. Günah farklı bir şeydir. Ağaşıklıktık farklı bir şeydir. Ağaşıklı günah sayma. Sevmeyi günah sayma. Allah ilk yarattığını sevdi. Ondan hoşlandı. Ondan razı oldu. Allah’ın onu sevmesi. Onun da Allah’ı sevmesi Allah’a tatlı geldi. Hoş geldi. O yüzden mükevanatı yarattı. Onu sevdi ilk yarattığını. Sevinci o da onu sevdi. O yüzden sevgi büyükten küçük yedirde. Ya hadi şerif var. Büyükne Allah Allah yarattığını sevdi. Yarattığını sevince o da onu sevdi. Büyükten küçükler, o zaman büyükler babalar. Anne eş ve çocuklarınızı sevin. Büyükler elinizin altında kimleri sevin.

Sevgi büyükten küçük yedim ki. Eğer siz büyük dolarak anne sen çocuklarını sev. Çocuklarını kanadının altına onlara zulmetme. İllaki benim dedim gibi olacak diye dretme. Kanadının altına alt çocuklarını sev. Babalar eş ve çocuklarınızı sevin. Kadınlar eş ve çocuklarınızı sevin. Elinizin altında kimleri sevin. Amirler memurlar yüksek makam sahipleri. Elinizin altında kimleri sevin. Sevgi büyükten küçük yedirde. Sevgi’yi küçükler büyüklerinden öğrenir. Evden nefret rüzgarları dolaşıyorsa. Evde nefret söylenleri devam ediyorsa.

O aile dolur. Ailelerinizi mahallelerinizi kendimizi sevgiyle sevgiyle ihya edin. Yollarınız çok düzgün olsa. Harika binalarınız olsa. Her şeyirleşmeniz tam teşekkürler olsa. İçinde sevgi yoksa orası yıkılmaya mahkundur. Bir ülkede sevgi hakim deyize o ülkede olmayan mahkundur. Bir mahallet bir topluluk bir aile küçük yuk bir bireyi dayı içinde sevgi yok ise o kimse dolmaya mahkundur.

Bir e olarak içinde sevgi yoksa dolmaya mahkumsun. Sevcanım kardeşim sev. Sen nefret söylemlerine bakma. Sen sevgisizlerin sözüne bakma. Sen sevgisizlik dolmaya kendine bakma. Sen eşini sevgik ocağını sev. Çocuklarını sev. Sen evini sev. Tabağını sev. Canını sev. Sev sev. Sevmezsen mutlu olmasın. Sevmezsen barışmasın. Sevmediğiniz bir kimseyi la barışabilir misiniz? Barışamazsınız. Ben aileler tanıdım 35 yıl bir film evde kıyıs olarak yaşayan. Birisi bir odada birisi bir odada. Kızıyla konuştum.

Dadın dedim nasıl bir ailesiniz siz? Vallahi ocağım dedi 35 yıldır dedi. Benim annemle babam küs birisi bir odada iyi bir çiyor. Birisi bir odada iyi bir çiyor dedi. Hani boşanmak söylenmez ama ya dedim söylüyorlar o boşansınlar. Bir daha evlensinler mutlu olsunlar. Sevsinler boşanmıyorlar da. Boşanmamışlar da. İki tane kızları var evlendirmişler ikisinde İstanbul’a.

Dedim siz yapmayayım böyle. Biz yapmıyorsunuz ocağım dedi. Ama benizde de hani annemin babamın üzerinde büyüğüm var şu mu var onu öğrenme dedim ben büyüğücü değilim ki nereden bile imkanım kardeşim. Benim bu işlerle işim yok. Ama dedim sen onlar otur ikisinde de söyle birbirilerine sevmeye alıştın yok. Adam alıp geliyormuş. Praseye yarım köle prase kendine yarım kıl yok arasına. Yarım köle praseye kendi pişire yarım köle prase hanım bu pişiriyor.

Allah iyi birinizi var senin hiç kimse dedim. Sevgiden bahsetmemizde. Vallahi bahsetmedi dedi. Bende de internetten gördüğüm size internetten tanıtım dedi. Han demiş ki ya bu demiş bu hocaye bir tanışayım. Hani bunun nasıl bir şey diye. Dedim ya bu nasıl bir şey otuz beş yıl nasıl sürdürdüler bunu dedim ya.

Hz. Mevlana’nın Vuslatının 750. Yılı Sema Coşkusu Sohbeti

Vallahi otuz beş yıldır böyle. Siz ne yapıyorsunuz dedim ben? Biz gidiyoruz dedi. Evet yarım köle onun prasızını pişiriyoruz yarım köle onun prasızını pişiriyoruz. Siz de iyi yalnız dedim ben. Bir az ondan yaz biraz ondan yazıksa karalıyorlar dedi. Ya bu toplum müthli zaman ne zaman bu hale geldi. Kafayı iyice ginsana Allah bizi affesin. Siz sevin. Sufiler toplulu o olarak size zarar verine de sevin. Merak etmeyin, karlı çıkacaksınız.

Bir gün bakacaksınız, size zarar verene karşılaşacaksınız bir yerde. Evet. Siz de zarar vermiş. Siz onun gözün içine bakabileceksiniz. O bakamayacak. Neden zarar verdi o? Ama sen zarar verdi için sevdin ya. Zarar verdi için sevdiğinden dolayı sen mutlusun. Sen güyüksün. Sen kuvvetlisin. Sen çünkü Allah için unu sevmiş. Neydi en önemli distur Allah için sevmekte.

Üç şey bir insanın üzerinde var ise mükemmel bir insan. Bir Allah ve Resulunu her şeyden fazla sevmek. Eki sevdiğinin Allah için sevmek. Sevdiğinin Allah için sevmek. Ümmedin muhafmedin unuttu, kural bu. Sevdiğinin Allah için sevmek. Ya ben Mehmet Eminmeye iyi bakayım. Avukat yaşımda. Yarın öbür gün bir işim olursa benim işime koşturur ya. Allah için sevmedi. Mehmet Emin Bey’in Avukat’dan’a sevdi. Yok ya ben bir Yusuf oceği ben sevim. Bakarsanız üniversite de bir işim olur. Yusuf oce benim işim varl eder. Allah için sevmedi. Ya ben Mustafa Bos Bey’e biraz yaa çekelim şimdi. Böyle bir güzel sevgi. Ondan sonra bu kuvvetler hazırlayayım. Yani büyük şerberi de başkan olduğunda aman başkanım. Beni tanıdın mı? Ha nerede? Ya beni tanıdın mı?

Hani beraber programdaydı ki. He. Ya şu işimiz vardı daha ne? Bu işimizi bir halleseydin. He o belediye bak. Büyük şerbile de başkanı oğlan. Düşüncesi sen de oluşmuş o yüzden parenden atıyorsun. Allah için sevmedi. Biz başkanı Allah için sevdik. Sevmiş, görmet etmiş gelmiş. Başımız gözümüzü üstüne. Biz başkanı Allah için sevdik. Gelmiş başımız gözümüzü üstüne. Başkanım, sakına inşâallah belediye başkanı olduğunuzda kapınıza gelmeyeceğiz. Allah mu var keylesin. Bizim öyle bir aflaşkanımız yok.

Allah razı olsun. Şimdi tabunu da teyledi o zaman neden? Allah için birbirimizi sevdiğimizi gösterelim. Biz bir nikah, törününde tanışıp, nikah törününde beraberdik. O yüzden nikah törününde tüvaren öyle çok bir araya gelemedik ama dolayı olarak kardeşler selam getirip selam götürüyorlar. Allah razı olsun. Bizim de çok zamanımızı olmuyor böyle bu tip işlerle iştigale edelim.

Ama o kimse İsmail Gönül hoşuldum ama. Eyvallah. Sevvedim seni kara gözüm. Evet şimdi normalde sevdiğimi Allah için sevmem. Bir de nedenli o kimse korkak geçmişe. Yani şirket düşmekten korktuğu zaman diyor. O kimse Kemaleler. Bakın o kimsenin İyman’ın Kemaleler ediyor. İyman’ın Kemalelermesi için üç hald. Bir Allah veresini her şeyden fazla sevmek. Bakın sevmekten geçti. Çok namaz kılmak değil, çok oruç tutmak değil. Kafana sarıksarıp gübet takıp sakalı da göbeğene kadar bırakmak değil.

Allah veresini her şeyden fazla sevmek. İkinci annan unsur ne? Hadi şerif azet peygamber salullar ve selam söylüyor. İkinci anası anonsu sevdiğini Allah için sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek. Ben oranacara baktım da ya bana bir kereste lazım olursa oranacara kereste fabrikazından. Bana birşe bir kalmium kereste gönderir diye sevmeyeceğim.

Ya Allah için sevmeyeceğim. Deşem ki oranacar bizim kardeşimiz İstanbul’daki ilk başkanımız bizim. Başkanlık devam ediyor değil mi? Ay vah başkan bıraktın mı? Ha vurasın diye anete geçti değil mi? Evet. Hayırlısı olsun. Ben dilimi tutayım değil mi? Evet. Sevdiğini Allah için sevme. Sevdiğini Allah için seversen bakın bunda fiysebirliyle. Hani başka bir hadisi kutside vardı ya. Hani hiç bir bölgenin bulunmadı. Yer de mahşerde Allah’ın gölgesinde gölgelenecek olanlar vardı.

Onlar kimdi onlar birbirleriyle akrabah olmadıkları halleder. Birbirleriyle alışları şapmadıkları. Mevfatları olmadıkları al da birbirlerini Allah için sevenler. Toplandıklarında da Allah’ı zikredenler. Hiçbir bölgenin bulunmadı. Mahşerde Allah’ın gölgesi altında gölgelenecekler. Müjdeye bakın. Ama bunun için ne lazım Allah için sevmek. Ne lazım ben Fahatsiz sevmek. Kardeşler buradan çıkarken hiçbirimize ücret ödemeceğiz.

Benim o kadar paramponum yok. Bir de sizden de ücret istemeyeceğiz. Yolumuzun kayidesi yolumuzun şi arı suvi dilenci değildir. Yolumuzun şi arıdır. Hiç kimse de hiçbir şey istemeyiz. Talep etmeyiz. Andırmayız. Hiç bir makam sahibinin önünde kendin nefsimiz için elmeyiz. Hiç kimsenin önüne elimize çıpt şeyen illa bebeiz. Toplulumuzun içerisinde zekat memuru tayin edip zekat toplatmayız. Toplulumuzun içerisinde yok cami yapıyoruz. Yok medrese yapıyoruz. Yok teke yapıyoruz. Yok şunu yapıyoruz.

Yok bunu yapıyoruz. Değip de para toplamayız ve toplatmayız. Hiç bir devlet kurumunun önünde önümüzü ilikteyi onlardan hiç bir şey istemeyiz. Hatta gölge etmesinler. Başka insanı istemeyiz diyenlerdeniz. gölge etmesinler. Başka insan istemez. Böyle olduğumuz için aşırı dağıtacağımız zamanı altı üstüne polisi kapımıza indirirler. Böyle olduğumuz için kendi mülküm olan, kendi kiraladım yerin, etrafına büyük şeriden Osman gaziden iş makinallarına getirip aşırı dağıtacağın bir yerde iş makinallarıyla çatövül etip altı üstüne de emlet getirip aşırı dağıtmayı engellerler.

Ababa yine buradayım musafırızma yine burda, yine burda. Taç gibi daracına assalar. Allah’c gibi etimizin yine benime etseler. Kanımızı, canımızı, kıybabak nasından geçirip, dişdeya, fırata assalar. Yir hala artılarında, dişse kartsam bu sabahızma, dünyanın eşesini sanıyorsun. Tani sediklere kadar dağıva asınlar. Uydurutani sediklere kadar cumhurasyoncularını peşme taksınlar. Uydurutat telefonlarımı dinlesinler, kapımın ödünde peyze ziyare tekanan bacımızın, kardeşimizi, arkadaşımızın, gazaltı ne asınlar. Ağılak polisi gazaltına asın, yirapruza değil, diyaktayız burada. O diyane ettenilang ayak aldırsınlar, o diyane ettenilang kurulum, kur diyane ettenilang kurum.

Otursun kadınları isis var ediyor diye. Cumhurasyoncularını suçluyursun da bulunsan, ağılak polisi beni çağırsın. Orada sorguyasın, yine yıldıramazlar, yine yıldıramazlar. Müftüsü ile hocası ile, ağılabilize alimıyla, herşeyle, topu ile tufe ile, siyasetçisi ile, ayakçısıyla, yardakçısıyla, ayakçısıyla, ayakçısıyla, ayakçısıyla, ayakçısıyla, hepsi de toplansın, tekrar tekrar gelmesinler.

Hep beraber gelsinler. Biz darağacını, hakikat noktasında ilmeği boyunumuzla kendimiz geçirmişiz. Başkasının geçirmesine gerek yok. Biz burada is. Biz burada is. Şu bayindir da, bursa da, bayindir aklıma almış bak. Hocnun, oradan çengen bir taktık. Bursa da, seksen tane, taksici söyledi. Seksen tane dedi, gece kulübü var. Onca gece halim var. Sen hepsini bırakacaksın. Mustafa Özbâmbül olsun’ın kapısınlarına, yedi yerim bir dört, ahlak polisindik çeksin. Yedi yerim bir dört, izlet çeksin. Yedi yerim bir de telefonunu dinlet çeksin. Diyane et denilen, hiyane et kuruma, baskı yapacaksın. Kadınları tâciz ediyor diye, daha maaştıracaksın. Ondan sonra, elde delil yok, kocaman bir iftira, o iftira adam da, özür dilemeyeceksin. Adine bunun, diyane et. Adine bunun, diyane et. Ve Mustafa Özbâmbül’a ahlak polisindik, götüreceksin.

Mustafa Özbâmbül’e orada ifadesine alacaksın. Ne deliliniz var dedim? Bir şikâyet var mı hakkımda? Var mı şikâyet yok dedi. Ne ama çağırdınız beni dedim? Beni ne ama çağırdınız o zaman. Ama gel görün ki, tırçiye gibi bir yerde, diyane ettiğinden kurumsize bir iftira atıyor. Siz mahkemeye kazanıyorsunuz. Ve onları mahkemeye veremiyorsunuz. Onları dağıva edemiyorsunuz. Doğru mu Mehmet Emin Bey? Ama yılmak yok. Ama yılmak yok. Ama deri adım atmak yok.

Ama sarsılmak yok. Ama ümidini yitirmek yok. Ümitsizlik yok. Ben tivi tırda paylaşıyorum. Ne gün nereye gideceğimi? Yola tuzaklar kurun. Kurun tuzaklarınızı. Her yola çıktığında çevirin. İnlemecı birbirine araştırın. İndirin arabadan defallarca arabayı darayın. Hiç önemli değil. Hiç önemli değil. Mustafa Özbâda’da hada güçlendiriz. Mustafa Özbâda’da ömnüklendiriz. Mustafa Özbâda’da hadiri tutar.

Mustafa Özbâda’da onların üflemesi ile söncek bir kimse değil. Mustafa Özbâda’da birisi zorlayın öptürme kalkarsa öpmez. Öpmedi bugün arkadaşlar. Ben bir tek şey yemin elini öptüm. Ben başka bir el öpmedi. İnsan oğluna bir camil el öpmek yeter. Camil elü öp düysen o dudaklar zalim elü öpmez. O zaman o camil eli senden şikayet çolur. Sen bir camil elini öpdün. O dudana zalim elini nasıl kirletirsinler. O yüzden bu dudaklar bir camil elü öpdün.

Bu yanak bir camil yanana yüz sürdü. Bu gönüllü bir camil gönlüne demurdu. Bu gönüllü bir camil isevdi. Ona aşık olduğu başka bir şey aşık olmak. O camil gönlüne ihanettir. Bu göz bir camili gördü. Ona bu statvurdu dem oldu. Onunla dizde durtu zikrullah burada. Onunla el ele verdi.

Anad olunun bağırını adım adım Allah’ın idansını duyurdu. O gönüll, başka bir gönle dönmez. Başka bir yöne evililmez. Bilmeyenler bir sin bu gönül zalimi sevmez. Bu gönül hayin sevmez. Bu gönül, heva hevese dönmez. Bu gönül şeytan’a yürümez. Bu gönül nefse paye vermez. Bu gönül zalimin önünde ihilmez. Ona el bence durmaz. Siz altı yüz polis değil. Biz altı yüz polis getirseniz de o dicenden vazgeçmez. O yolundan da geri dönmez.

Siz davah üstüne davah açsanız da hakkın nefesi olmaya devam ederiz. Hakkın sesi olmaya hakkın gül şeytası olmaya devam ederiz. Siz emir verirseniz. Büyük şerri belediye başkanın salını vermez. Paramız da tuttuğumuz. Parasını yatırdığımız. Salını itali eder. Parasımızı hesabımıza yada eder. Merlunuzda şevarız yapmamızı öner. Bir gizler, merlunuzda kirasını yatırız.

Şevarız yapacağız diye. O gizden bir talimat gönderiz. Merlunuzda şevarız yapmamızı öner. Mahkemeye veriniz. Mahkemeye Mustafa Özbaycın yirmi beş sayfa. Gaydırıgu partan, bir sürü şeyler yazar, altı yok, üstü yok. Boş, enterazan bir şey. Gogul’dan kes kopyalaya piştir yapıp gönderiler. Sonuçta mahkemeye kaybederler. Kaybedikleri içinde ki bir avidesi der. Bir özür dayi dilemezler. Senesine bir daha çirallarız. Bu sefer de büyük şey yapımansınız der. Mustafa Özbaycın dediği kovluca yerine kadar kovlar.

Bir daha deriz. Bu sefer ki merlunuzun müdürü der ki, işte burada kardeşimiz. Ben yaptırmıyorlar. Geri adımattık. Hayır. Geldik bu salını kiraladık. Salının sahibinden Allah razı olsun. Cenâb-ı Hak onun işlerini hakkın eylesin. Allah ona sıkıntı yüzü göstermesin. Rabbim nerede derdi varsa derdine derman olsun. Hastalıklarına müşkilatlarına Cenâb-ı Hak veki olsun.

Çünkü kim bilir, ona da nevçim baskı yaptılar da o baskıların altında bu salını bize devamını kiralıyor. Böyle arasıyla bazı şeyler oluyor. Hasan hoş geldin. Bazen arasıyla bir şeyler oluyor ama yani o da diktiriyor. Bak salını kiralayan kimse ona bu haka kullanım bir şeyler üflü odur. Üflemeden durmazlar. Ama ne oldu? Biz yine şevarusu yapıyor. Yapıyoruz. Yapmaya devam edeceğiz. Ayin on ikisinde rekaip kandili. Kandilde de buradayız. Kandilde buradayız. Şimdi de ilan ediyorum. Herkes duysun görsün, bilsin. Kandili burada kutluacağız. inşâallah. İftarı buradayacağız. Perşem be gini. Yılmak yok. Geri dönmek yok. Kırılıp incini dokulup yolda dalmak yok. Her türlü sıkıntı. Her türlü problem. Her türlü kan kasabet bizim için ne şefainadır. Biz güle güle yoruyoruz. Biz halacın peşinden gideniz.

Sepayat tebesi mederek gideriz. Sepayat tebesi mederek gidenlerin yolundayız. Biz daraacına asılanların yolundan gidenleriz. Biz imam azam gibi işkenceğiyle öldürlenderin yolundan gideniz. Biz imamın serasik gibi kuyuya hapsedilendiren yolundan gideniz. Biz seyip ne sevgi bir deresini yüzülenlerin yolundan gideniz. Biz pilafendilerin yolundan gideniz. Onlar ne zorluklar yaşadığıysa biz orluk o zorluklara güleerek tebesi mederek gidenler deniz. Onlar zannederler ki baskıyla tacizler. Onlar zannederler ki karakolla mahkemeyle yıldıracaklarını zannederler. Değil. Mustafa Yüzba babası onaltı yaşında ölmüş.

Onaltı yaşından beri mücadele etmiş bir insan. Öyle o onla bundan yılacak bir kimse değil. İsterseniz etine kıymamak yınasından geçeril bir güzel kavurum. Aileme savurum. Benden kurtulamazsınız yine. Ne sevennimiz kurtulur? Ne de sevennimiz? Sevennimiz de mahşer yerinde kol kalayız. Biriz beraberiz. Sövennimiz de kendine yolasın.

Ne yapalım? Yapacak bir şeyimiz yok ona da. Allah ona da tövbe nasib eylesin. Cenâb-ı Hak onlara da hidayet eylesin. Ama Allah Resul’u bize müjdeyi verdi. Kişi sevdiğiyle dedi. O yüzden biz Allah dostlarını severiz. Allah için sevenleri de severiz. Allah için bize bakanlara bakarız. Allah için yaşar, Allah için ölür. Allah için nefes alırız. Rabbim, cümnenizden razı olsun. Cenâb-ı Hak cümnen bizi bir beraber eylesin. Rabbim mahşerde de bizleri beraber eylesin.

Cenâb-ı Hak her türlü zorluya sıkıntıya göz genip, hak ve hakikati anlayıp, haikran kullarından eylesin. Eyzmayın. Çok vaktinizi aldım. Şimdi birazdan sevma olacak. Bizim sevmamız biraz özell. Bu konuyu da biraz değiniyelim. Biz çünkü. dini, ibadetlerimizi ve hüküellerimizi. ücret karşılığı yapmayanlardanız. Bizim hiçbir dini fâliyetimiz bir ücrete tabi değildir.

Yani öyle boy boy reklamları görüyorsunuz ya. Şebo arroz işte bir gün bir gece..a işte sanatçık’ım, ahmet insan, ne alacak, ne kadar iki bin yedi yüz elli veren. Ne kadar, ne kadar da? iki bin dört yüz elli veren, ne şebo arroz programı. Kim var, ahmet arasın ama o attı bana da haber veren bir kil bir şey. arastırıp sorum yok. Allah razı olsun, o da atmış. Ahmet arasın olursa şebo arroz, iki bin dört yüz kaystara.

iki bin dört yüz elliyle. Bizim sevmazen kardeşler, Allah, Allah diye sevmediyorlar. Kaç parak, kaç parak, kaç parak diye değil. Hepsi de gönüllülü kezası, bunların hepsi de gönüllülü kezası. Ve iş yapıyordun, ve dost sojısın. Ne iş yapıyordun? Yazılınca sen, ticaretle uğraşın sen, gemi imalatı, umum, domumma mıdırsın, mâşâallah sen, teksiyeli sen, lastik otalastik sen, servis çöferi sen, tam biricisin.

Sen, neyi eğitmeni sen, önüne asa bücü sen, önüne asa bücü sen, makine mühendese. Hepsi de üclesiz. Ben emekleyim. Ben bakır enekleyim. Benim geçibim sizden değil. Benim geçibim dinden değil. Ben ticaretle yapıyorum, bilerin arkadaşlar biliyorlar. Benim geçibim, ticaret de indiğin değil. Benim geçibim su filik değil. Ne iş yapıyorsun? Ben bakır enekleyim, ticaret de vam ediyorum. Biz kendi işimiz deyiz. Gerçek su filik budur. Horasan da başlayan su filik budur. Öğrendimiz su filik budur. Dinden geçinenler, kadar dinle zarar veren başka bir gürü yoktur. Dinisi asetine ahlet eden, dini makamına mevkisine ahlet eden, dini ticaretine ahlet eden, ama ben namaz kılarken görünmeyin de beni şef yaparlar, müdür yaparlar. Diyenlerin hepsi de hepsi de dineniz ve din darlara zarar verirler.

Bugün üstam dünyasının çektiğe sıkıntı budur. Din ne zaman geçim aracı olur, o zaman dinlerların yüzüğü eğilir, boynu bir kölür. Benim boynumun dükolmasının sebebe budur. Benim geçimün belediye başkanların önünde parındatıp üç kuruş almak değil. Benim işim devlet erkanının önünde parındatıp, parı devşirmek değil. Benim işim bilmem hangi partinin il başkanının önünde parındatıp, üç beş kuruş bize verirler de bakan değil. O yüzden dümdük ayak değil, burdayım. Kendi çalıştığımı yiyorum, kendi alın terimi yiyorum. Kendi alın terimi yiyorum. Bir yere sohbete gidiyorsam da kendi paranına gidiyorum. Şeförün yok, korumam yok. Hizmetciğim yok. Tek başıma gider, tek başıma dönerim. Öyle kullandı da böyle şey, ne o? Böyle sanki çok önemli bir şey oluyor. Bir dinlemarraşları filan böyle takım elbisele. Ne oldu?

Hayırdır kim bu? Kim olduğunu biliyor musun? Hayırdır kim bu? Gemi de karşılaştık, ben de gemi de İstanbul’a sohbete gidiyon. Benim de araba vopuruna sohbete gidiyon. Kulaklıklıklar böyle gözüklerceğimiz pont gibi kim olduğunu biliyor musun? Dedim hayırdır, hani ne oldu? Üstahadığımızı dedi, mosat her an için öldürebilir. Tı Allah cezanı versen senin. Mosat öldürecek, insan bulam olmuş, onu öldürecek. O sat, operesen yapacak kimse bulamumiş onu operesen yapacak. O satın operesen yapmasına gerek yok.

Senin siyasi kadronu eline alır, hepsinin de siyidilerini çeker, hepsini elinde oynadır. Begerize kalı. Senin üç kuruştuk, şeyhinle, ne uğrasınmasa? Ne uğrasın? Ama yok. Bu Allah. Hem yetli gösterecekler ya onu. Önemli gösterecekler ya. Böyle ondan önce gitmeler filan Allah Resil öyle dalaşmadı. Allah Resil’e çadır çadır, bildiğiniz çadır.

Çadırın kapısını açtı. İki tane Türk, onu korumak için duruyordu. Devi ki, bakın işinize, ayeti kerime indi, Allah seni koruyacaktır diye. Ne dedi, azete peygamber, Hazret-i Ömer Efendimiz’in, Hazret-i Ebu Bekir Efendimiz’in oğlu Abdullah’a. Deli ki, ey Altullah, iyiydi’ne, buyur, iyiydi’ne, buyur, buyur, bütün insanlara sana zarar vermek istese, Allah izin vermediği çe-sana zarar veremez. Bütün insanlara sana iyilik yapmak istese, Allah onu müsaade etmeyecekçe iyilik yapamazı. Biz Allah’a teslim olduk, zararımızı ondan olur, keremiz de ondan olur.

Korun namız da ondan olur, korun namız da ondan olur. Ona tesimiz ondan razı yız. Canımız meydanda yolumuz belli izimiz belli, adresimiz belli. Herhangi bir Allah’tan başka çekintimiz yok. O yüzden sevma başacak. Bizim teman eden kardeşler, Allah’a Allah diye sevmeyecekler. Ondan sonra, dua, ondan sonra purururumuz, sonra.

Allah razı olsun hepinizden de Cenâb-ı Hak mu’yı’niniz olsun, sabırla beni dinlediğiniz için Allah razı olsun, haklarınızı helal edin, haklarınızı helal edin, bizden yana da helal olsun. Birbirilerinize de haklarınızı helal edin, birbirilerinize de haklarınızı helal edin, birbirilerinize de haklarınızı helal edin, helal etmeniniz var mı içinizden, bana helal etmeniniz var mı içinizden, üzerinden silindir gibi geçeyim burada. Yok Allah razı olsun. Allah Resil’ü böyle helallaştırırdı herkese ki, o böyle önemli olan ibadette, kimsenin manivi birbirine takıntısı olmasın.

Kemaat halinde urujetsinler, yükselsinler diye. Allah hepinizden razı olsun, Selamünaleyküm. Elfa atayama selavat. Amin, sevmada buluşcalı inşâallah. Başkanım başka bir prorumuzu varsa var mı? Estağfurullah. Allah razı çok memnun olduk, çok mutlu olduk. helal olsun, siz bize hakkınız helal edin, sabırla sizin vaktiniz aldık.

Allah razı olsun, çok teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun, görüşürüz inşâallah. Başkanım Allah’a emanet olun. Allah razı olsun, Allah yardımcınız olsun. Estağfurullah. Allah razı olsun, teşekkür ediyoruz, ayaklarınızla zahalı geçen. Allah’a emanet olun. Allah razı olsun, teşekkür ediyoruz.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Hz. Mevlana’nın Vuslatının 750. Yılı Sema Coşkusu konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Hz. Mevlana’nın Vuslatının 750. Yılı Sema Coşkusu sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.