Mesnevi Şerhi (2290. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2290. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftal zikr fennahu. La ilahe illallah. La ilahe illah. Allah ilahe illallah. >> Hak. Muhammedur. Resulullah. Cemi enbi vel mürselin. Velhamdülillahi rabbil alemin. >> Amin. Selâmün aleyküm.
>> Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. >> Amin. >> Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. >> Amin. >> Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti. Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. >> Amin. >> Hakkı hak bilip hakkı yaşayan ve haykıran, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin. >> Amin. Müslümanlara zulmeden, nerede.
Müslümanlara haksız, hukuksuz davranan, nerede. Müslümanların kanını, namusunu, şerefini, haysiyetini ayakları altına var ise, nerede. Müslümanların topraklarını işgal ediyorsa bunların hepsini de. Hak kahri perişan eylesin. >> Amin. >> Müslümanların intikamını alsın. >> İsrail’i. ve destekçilerini yerle ihsan eylesin. >> Amin. >> Doğu. Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. >> Amin.
>> Filistin’e özgürlük nasip eylesin. >> Amin. >> Zulüm altındaki bütün. Müslümanlara özgürlük nasip eylesin. >> Amin. >> Cümlemizin sıkıntılarını def eylesin. >> Amin. >> Müşkülatlarını hal eylesin. >> Amin. >> Dertlerimize derman eylesin. >> Amin. Hastalıklarımıza maddi manevi şifa nasip eylesin. >> Amin. >> Bermurat olanların muratlarını hal eylesin.
>> Amin. >> Ecm. Sel ister saf olsun ister bulanık. Madem ki baki değildir, ondan bahsetme. Bu alemde binlerce canlı sıkıntısız, hoş bir halde yaşamakta, geçinip gitmektedir. Üvey kuşu geceki rızkı henüz meydanda olmadığı halde ağaçta. Allah’a şükreder. Bülbül ey duaya icabet eden. Allah, rızık hususunda itimadımız sana diye. Allah’a hamdeyler. Doğan rızkını. padişahın elinden umduğundan doğan rızkını padişahın elinden umduğundan bütün pis şeylerden ümidini kesmiştir.
Hani geçen haftadan hatırlanacak ya işte o bedevi ne yaptı? Artık eşine nasihat etmeye başladı. Karısına sabret işte diyerekten onun normalde ona sabrı ve onun kendi bulunduğu halle barışmasını istiyordu ve buna devam ediyor. Yine o sohbetine, o eşine nasihatine devam ediyor. En son ne demişti? Akıllı kişi artı eksiye bakmaz demişti. Buradan devam ediyor ve normalde diyor ki sel ister saf olsun ister bulanık. Madem ki baki değildir, ondan bahsetme. Normalde baki olmayan sel vurur geçer ya yıkar geçer.
Baki değildir. O normalde bir deprem vurur geçer baki değildir. Veyahut da normalde bunları biz sıkıntılar olarak da ele alabiliriz veya nimetler olarak da ele alabiliriz. nimeti baki değildir. Hiçbir kimsenin zenginliği baki değildir. Hiçbir kimsenin fakirliği baki değildir. Hiçbir kimsenin hastalığı baki değildir. Bu dünyada baki olan. İnsanlar da bu dünyada baki değildir. Nasıl dedeniz, neneniz baki değilse, göçüp gittiyse, nasıl atalarınız, cdiniz göçüp gittiyse biz de göçüp gideceğiz.
Bizden sonrakiner de göçüp gidecek. Hiçbir baki değil. Baktığınız zaman baki olarak gördüğünüz hiçbir baki değil. Koca 500 yıllık, 600 yıllık. İmparatorluğu batmış gitmiş. İmparatorluğu batmış gitmiş. İmparatorluğu batmış gitmiş. İmparatorluğuu kurmuş. Dağılmış, batmış gitmiş. Baki olan bu dünyada ne insan, ne sistem, ne dert, ne gam, ne kasabet, ne de dünya nimetleri. Bakıyorsunuz sel gibi geçiyor gidiyor. Hayat dahi baktığınızda sel gibi. Ben bakıyorum hatta dün diyorum dün.
Bayındır’ın sokaklarında dolaşıyordun. Sel gibi geçip gidiyor. Bakıyorum ben. İsmail’e hani. İsmail diyorum daha dün heykel meydanında cirit atıyordu. Bakıyordu bana böyle ben ondan daha yakışıklıyım. Gıpta ediyordu. Dayanamıyordu benim yakışıklılığıma. Hala daha dayanamıyor. Bak kafasını sallıyor. Şimdi sel geçip gidiyor. Gençlik de sel gibi. O da geçip gidiyor. Sen ne kadar kendine gencim dersen de yaş olmuş 65. 65 olunca 70 de var. 45 yıla takılma. Sel gibi geçiyor gidiyor her.
O yüzden sel ne kadar temiz görünürse görünsün geçip gidecek. Sel ne kadar bulanık görünürse görünsün geçip gidecek. O zaman sel burada bir sembol. Bir burada sel normalde gelip geçici şeyler için bir sembol olarak kullanıyor. Sel bulanık değil ise dünya nimetleri dünyanın o kimseye. lütfu, ikramı, ihsanı. Hakk’ın üzerinden. Hani sel bulanıksa benim gibi işte bütün karman çorman karışık kuruşuk işler var. Sıkıntılar var. Bir sürü var. Sel bulanık ama temiz olan da sel temiz de olsa berrak da olsa geçip gidiyor.
Sel bulanık da olsa geçip gidiyor. O yüzden dünyanın saflığı da bulanıklığı da fani. Dünyanın güzelliği de çirkinliği de fani. Dünyanın içerisindeki güzellikler de çirkinlikler de fani. Dünya içerisinde zulmedenler de fani. Zalimler de fani. Hani dünün zalimleri yok. Aslılar bir sürü alimleri, bir sürü şeyhleri, bir sürü dervişleri. Dünya onlara kaldı mı? Göçüp gidiyor bütün her. Herkes hesap yerine koşuyor. Herkes mahşere. Hak bir de bunun baki olmadığını, dünya ve dünya hayatının geçici.
olduğunu ayetle de bize söylüyor. Kasas ayet 88. Her yok oluculuğu. Yok olucudur. Ancak onun zatı bak. O zaman gözünün gördüğü, görmediği, var olan, var edilen her ne var ise hepsi de yok olu. Hepsi de yok olacak. Melekler dahil buna. Her bir anda bir bakmışsınız yokluk deryasına gitmiş. Hepsi de baki olan. Allah’a sıkı yapış. Allah’a dostluk yap. Sendeki güzellik kimsede kalmayacak. Sende de kalmayacak. Bende de kalmayacak gençlik. Sende de bende de kalmayacak.
İsmail’in de saçı sakalı ağırdı. Y benimle tanıştığında kara zümrüt gibiydi. Saçları afralayıp tafralıp öyle çıkıyordu. Geydiğini ertesi gün giymiyordu. Her hala da aynı da performansı değişmedi değil mi? Değişmedi değil mi? Performansı yok. Takip ediyorum ben de onu. zaten ama gelip geçici her. O yüzden hani başka bir ayeti kerimede de dünya hayatı oyun ve oylanmadan ibaret. Ankovit 64 oyun oyunun ve oyalanmanın içindeyiz ama doğru şeyler yapmak zorundayız.
Doğru şeyler. Bu dünya hayatı ahiretin madem ki tarlası biz doğru şeyler yapalım. Biz doğru başarılar koyalım. Doğru bir çizgi çizelim. Arkamızdan doğru bir eser bırakalım. Doğru bir eser. En güzel eser ne? Hayırlı evlat. Hayırlı evlatlar yetiştirelim. En güzel eser ne? Hayırlı arkadaşlar, kardeşler bırakalım. En güzel eser. Sen arkana hoş bir seda bırak. En güzel eser bu. Allah bizi onlardan eylesin. >> Amin. >> Ve. Peygamber de sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de ne güzel söylemiş.
Dünyada garip ve yolcu gibi ol. Buhari’de geçiyor. bu dünyada garip ve yolcu ol. Bu bundan şunu çıkarmayın. Tembel olacaksınız, aymaz olacaksınız. Böyle hiçbir öyle bir yok. Ama bu dünyada garipsin. Bunu unutma. İman ettiysen garipsin. Kur’an sünnet diyorsan garipsin. Bu gariplik fakirlikle anlaşılmasın. Bu gariplik böyle hani kimisi böyle gariban insan ya filan der ya. Öyle değil bu. Baktığın zaman bu dünya mümin için bir zindan. O yüzden senin gibi düşünmeyecekler, senin gibi hissetmeyecekler, senin gibi yemeyecekler, senin gibi içmeyecekler.
Mümsin sen. İsraf edemezsin. Şatata düşemezsin. Şafata düşemezsin. Gösterişe düşemezsin. Şanşöhrete düşemezsin. Çünkü sen müminsin. Dünyaya bağlanamazsın. Dünyaya kazık çakamazsın. Garipsin bu dünyada. Bir bakıyorsun hani benim dedemin babası nerede? Hani benim dedem nerede? Hani benim babam nerede? Hani benim annem. Yarın öbür gün ben de yok olacağım. Hadi anneni babanı getir getiremiyorsun. Hadi dedeni neneni getir getiremiyorsun. Garipsin bu dünyada. Ve baktığın zaman evlisin, çoluğun var, çocuğun var.
Akrabaların var. Devasa etrafın var ama garipsin. Kur’an ve sünnet yolunda değil ise yapasın. Birçok akraban var. Ne büyük sülalesiniz. Kur’an sünnet diyen kaç kişi var içinde? Annemler yaşayan dört kız kardeş, üç oğlan kardeş, yedi kardeş. Düşünebiliyor musunuz? Her birinde en az olanda 3 çocuk var. 3 7 21 tane kuzen var. Garipsin sen. İman ehliysen garipsin. Kimse senin yüzüne bile bakmaz. Hayat farklı, yaşantı farklı, düşünce farklı, yol farklı. Mümin için dünya bir garipsin.
Bu dünyada yürüyüp gideceksin. Yürüyüp gideceksin ve. Kalıcı bir yok. Başka bir hadis-i şerifte diyor ki bir mümin için diyor dünya çölde yürüyüşe çıkan bir kimsenin gölgelik gölgelikte gölgelenmesi kadardır diyor. Gölgelenmesi kadar. O yüzden sel bulanık da olsa yürüyüp gidiyor. Nereye yürüyüp gidiyor? Denize gidiyor. Bulanık olmasa da temiz de olsa yürüyüp gidiyor. Nereye gidiyor? Denize koşuyor, okyanusa koşuyor. Bütün her ona döndürülecek. Her ona koşacak.
Kalıcı değilsin bu dünyada. Bu dünyadaki hiçbir şeyin de kalıcı değil. Allah beni affetsin. Böyle varlığımı söylemek için söylemiyorum. Bizim aynı böyle birbirine yakın sokakta 6 tane ev vardı. Altı tane ev. Son evi ben sattım geçenlerde. Nuri’ye dedim. Bakın mahallenin en zengini zenginiydik biz. Nerede kaldı? Ev bile kalmadı. Bayer’da başımı sokacak bir ev yok. Şimdi kaldım sokakta. Şimdi hani nerede onlar? Bak sel bulanık da olsa, temiz de olsa göçtü gitti, yürüdü gitti, eskidi gitti.
Kiremiti bile kalmadı. Ha demek ki bu dünya gelip geçiyor. O eskimiş evler gibi sen de eskiyorsun. Sen de eskiyorsun. Sen de göçüp gideceksin. O yüzden normalde suyun berraklığıyla gönül arzu eder ki o kimse o sel hani geçip giderken derviş öyle düşünmeli. Mümin öyle düşünmeli. Sufi öyle düşünmeli. Bulanık bir suda kaybolmasın. O sel yürüyüp gidecek. Berrak bir selde yürüsün gitsin. Tabii burada işin hakikat ehli bulanıklığına veyahut da berraklığına da bakmaz.
Der ki bu sel geçici. Bu sel geçici. Ne hastalık yaşarsan, ne güzellik yaşarsan yaşa, ne kötülük, ne iyilik yaşarsan yaşa. Bu sel geçici. Pir selle sle muhteşem bir metafor kurmuş burada. Rabbim bizi anlamayı nasip eylesin. >> Amin. >> Bu alemde binlerce canlı sıkıntısız, hoş bir halde yaşamakta, geçinip gitmektedir. Baktığın zaman bu alemde bütün canlılar, kurdundan, kuşundan, bitkisinden, ağacından, hayvanından, haşat haşatından, kafirinden, münafığından, mürtetinden, müminine kadar ata da tapan, puta da tapan nereye tapıyorsa tapsın, gönlünde heykelcik taşıyan, evine heykel diken, sokaklarına heykel de diksen, ne yapıyorsan yap.
Bütün kim ne yapıyorsa yapsın gidiyor ne yapıyor? İşte bir heykel var. Heykelin önüne muz bırakıyor, elma bırakıyor. Sonra yiyor. Ona soruyorlar. Hani neden böyle yaptın? Bu da diyor bize bunu tekrar hediye etti. Ben götürdüm diyor. Muzu koydum önüne. E ertesi gün geldi yedi. Bu da bana bunu hediye etti. Neden gülüyorsunuz gençler? Öyle inanıyorlar. Bizde de var öyle inananlar. Heykellerin etrafında tavaf eder gibi dönüyorlar. Hak onun da rızkını veriyor. Bütün kurdun da kuşun da rızkını veriyor.
Bu canavar da deyip de onu rızıksız bırakmıyor. Köpek balığı da balinada rızkını alıyor. Hamsi de rızkını alıyor. Daha küçük balıklar da var. Onlar da rızıklarını alıyor. Kocaman devasa balinalar var. Onlar da rızıklandırıyor. Bu sadece dünyada gördüklerimiz. Dünyanın dışında varlıklar var. Onları da rızıklandırıyor. Hayret edersin. İnsan desen insana benzemiyor. Hayvan desen hayvana benzemiyor. Cinni desen cinniye benzemiyor. Değişik yaratıklar. Onların da rızıklarını veriyor.
Meleklerin de rızıklarını veriyor. Cinni taifesinin de rızıklarını veriyor. Senin üzerindeki hücreleri de rızıklandırıyor. Bütün kainatı rızıklandıran o. Bütün bakın o. yüzden canlı cansız. Sen cansız görüyorsun da canlı hepsi de bütün varlığı rızıklandıran o. O güneşin içerisinde, güneşin içerisinde yaşayan, güneşin içerisinde yaşayan siz hücre deyin, bakteri deyin, ben varlık diyeyim onlara. Güneşin içerisinde yaşıyor. Güneşin içinde. Diyeceksiniz ki ya o güneşin içerisinde bir yaşar mı?
İlim ne zaman tespit eder bilemem. Sen kendi kendine şunu düşünme ya. O da mı rızkın? Ben iflas ettiğimde anlatıyorum ya bunu. Belgesel izliyorum. Dersten gelmişim saat gece saat 34. Hani benim uyumakla da alakalı problemim var ya hemen böyle yat uyu değil mi? Yok öyle bir de yok bende. İflas etmişim. Perişan bir vaziyetteyim. Belgesel izliyorum. Okyanusun dibinde tipik bir köpek balığı. Bunu hep anlatırım. Köpek balığının gözleri yok, kulakları da. Görmüyor ve duymuyor.
Okyanusun dibinde yaşıyor. Hisleriyle hareket ediyor. Böyle seyrediyor. Böyle ağzının dibine bir balık geliyor. Alıyor onu böyle. Ağzını da bir dolaştırıyor. Balık hoşuna gitmeyince buradan dodağının kenarına attırıyor onu. An durdum izledim. Özbağa dedim bu köpek balığı kadar inancın yok mu senin? Sen bu kadar da mı değilsin dedim ya. O an dedim. Allah okyanusun dibinde gözü görmeyen, kulağı olmayan bir köpek balığını dedim ağzına balığı veriyor. Bir de o köpek balığı beğenmiyor onu.
Dudağının kenarından atıyor. Kalk dedim lan yürü. Dedim bir köpek balığı kadar değil misin dedim ya bana bu böyle oradaki o belgesel bana bir işaret oldu. Bir nasihat oldu bana. O zaman rızık endişen yok. Bütün her şeye rızkını veren o. Ve rızkı a. Allah’a ait olmayan hiçbir yok. Senin üzerindeki kötü hücrelerin dahi rızkı onda. O kötü hücrelerin rızkını senden keserse sağlığına kavuşursun. O rızkı kesecek. O kötü hücreler, vücudundakin, kötü hücrelerin rızkını keserse vücudun sıhhat bulacak.
Kalbindeki kötü hücrelerin rızkını keserse kalbin sıhhat bulacak. Allah’tan maddi manevi afiyet dileyin. >> Amin. >> Cenabı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne diyor? Allah’tan afiyet dileyin. >> Afiyet dileyin ki. Hak afiyet versin. >> Amin. >> O yüzden hiçbir canlı hiçbir canlı rızkını kendi üzerinden taşımaz. O rızkını, onun rızkını. Allah verir. Allah’a aittir. Ve hiç kimse rızıksızlıktan ölmez.
Ve a onun rızkını kestiyse eceli gelmiştir zaten. Eceli geldiyse onun rızkı kesilir. Eceli gelmediyse onun rızkı kesilmez. O yüzden e ne güzel o. Çok hoşuma gider. Hadis-i şerif aldım buraya. Tirmizi geçer. Tirmizi bol okuyun hadis kitabını. Tirmizi sufi bir kimsedir. Tirmizi aşık bir insandır. Tirmizi’nin hadislerini kahle alın. Buhari’den sonra okuyacağınız hemen en ideal hadis kitaplarından birisidir. Sürgün yemiştir. Allah aşkından dolayı ve zamanın devlet başkanı ondan imza alır.
Aşktan bahsetmeyeceksin diye. Tirmizi imza verir. Aştan bahsetmeyeceğine dair ve. Tirmiziye, Tirmiz’e gelir yerleşir. Orada hadis üzerinde çalışmalar yapar. Onun naklettiği hadis, “Eğer siz. Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşlar gibi rızıklanırdınız. Kuşlar gibi tevekkül etseydiniz hakkıyla sabah aç çıkıp akşam tok dönen kuşlar gibi rızıklanırdınız. Kuşlar ne yapıyormuş? Sabah aç olarak çıkıyormuş. Yuvasında durmuyormuş.
Mesnevi Şerhi (2290. Beyitten) Hakkında
Tekrar burayı söyleyeyim. Sabah aç olarak çıkıyor. Ev bakan erkekler, sorumlulukluk alan yiğit delikanlılar. Evde vakit geçirmek yok. Evde yan gelip yatmak yok. Çalışın evde vakit geçirmeyin. Kuşlar gibi olun. Yuvayı terk edin. Sabah erkenden. Okulsa okul. Dost doğru okuluna git gel çalış. Derslerine çalış. Tembellik yapma. Aymazlık yapma. Cep telefonundan oynayacağım. Bilgisayarda oynayacağım. Oraya buraya takılacağım diye uğraşma. Okuyor musun? Yok cep telefonunda oyun oynayacak.
Yok oraya buraya takılacak. Yok bilgisayarda oyun oynayacak. Okuyorsan dost doğru oku. Sınıf tekrarı yapma. Okuyorsan dost doğru oku. Derslerini ver. Nerede okuyorsan oku. Ne senin işin okumak. Geriden ders takip ettirme. Geriden ders takip ettiriyorsan tembelsin sen. Geriden ders takip ediyorsan hayır sen. Allah’a karşı vazifeni yerine getirmedin. Ailene karşı. vazifeni yerine getirmedin. Sebep çalışmadın. Çünkü çalış. Allah’ın sana vermiş olduğu nimetlere nankörlük etme.
Ne yapacaksın ya? O zaman bırak okulu okuma. Ne yapacaksın? Çalışacaksın. Sabahlen erkenden kalk işine git. Kaç yaşında olursan ol. 64 yaşındayım ben. Sabah saat 800’de 9’da büroya gittiğim zaman utanıyorum. Ben utanıyorum büroya saat 800’de 9’da gidince ben gece saat 2’de 300’te sohbetten geliyorum. Yaptım diye söylemiyorum. Ben sabah namazından sonra bürodayım. Bakın benim paylaşımlarıma. Tembellik yok. Resulü kuşlardan örnek verirken bize hadis-i şerifi yanlış anlaşılmasın.
Kuşlar gibi diyor, “Yuvanızdan uçun gidin. Yuvadan uç, yuvadan uç. Sabah git dükkanını aç. Çarşı 10’da açılıyor. Sen 800’de aç. Sen malını düzen et. Tezgahını dizayn et. Temizliğini yap. Piyasa açılmıyor bizden. Bize bana söylenen laflar. Ya bende müşteri kuyrukta ya. Ben sabahin gidip açıyorum. Sabahın bereketini kaçırma. O zaman tevekkül. Ondan sonra tevekkül edeceksin. Evinden çıkacaksın. Evde oturmayacaksın. Evde oturacaksın bir iş mi yapacaksın sanki? Sabahin kalk erkenden eşini de kaldır.
En hayırlı eş eşini sabah namazına kaldıran eş. Hadis-i şerif. Kadın kalktıysa erkeği kaldıracak. Erkek kalktıysa kadını kaldıracak. En hayırlı eş o. Sabah namazına kaldıran. En hayırlı eş. Nerede sabah namazına kalkacaklar? Dükkanının altında karakol var. Karakolun karşında bir tane şeyci var. Poğçacı var. Böyle sabah yürüyüşü böyle bir dedim böyle bir yürüyeyim. Hani sabah namazdan sonra böyle dedim az bir yürüyüş yaptım yapayım diye bir gün sabah çıktım ilk defa gördüm o okul açıldı.
Oradaki okul. Meslek lisesi gibi bir okul açıldı oraya. Demirtaş meslek lisesi. Bu karakolun tam karşısında bir tane poğçacı aşmış. Gevre simit poğaça moğaça satıyor. Karşıdan bizim. Ali’nin dükkanı var orada. Ali’nin dükkanının üstünde. Oradan benzinin orada benzinin önünden seyrettim. Bakın bütün öğrenciler orada duruyor. Ya öğrenciler annesi veya babası arabadan indiriyor orada. Çocuk geriye dönüyor. Tekrar karşıya geçiyor. Oradan poğaça moğaça, börek mörek, simit mimit bir şeyler alıyor.
Elinde poşet. Böyle kendi kendime baktım. Dedim açan adam çok akıllı bir iş yapmış. Okulun karşısında böyle bir yer açmış. Hani orada araba park edecek bir yer yok. Duracak bir yer yok. Ama sırf öğrencilere çalışıyor. Ve o öğrencilerin annesi babası çocuğuna sabahen kahvaltı hazırlamıyor. Orada margarinli ne yağı belli olmayan, ne. mayası belli olmayan, hangi hijyenle yapıldığı belli olmayan gıdaları yediriyorlar çocuklarına. Ve o çocuklar elinde poğaça, elinde simit.
Bursalılar açma diyorlar. Yok tahinli oradan görüyorum ben. Baktım izledim 3 dakika, 5 dakika, 10 dakika üzüldüm çocuklara. Sonra aşağı doğru karakola doğru indim. Baktım daha da yakından gördüm. Çocuklar oradan alıyor okula giriyorlar. Ayakta yiye kimisi poşetle oraya giriyorlar. İçimden şunu dedim. Dedim bu anneler babalar çocuklarını sağlıksız yedirdiler. Ne yağı olduğu belli değil, nasıl olduğu belli değil. O çocuktan sonra sen hayır bekle. O çocuktan hayır bekle.
Sonra kendimizi düşündüm. Biz meslek lisesine gidiyorduk. Sabah saat 67 geçe biz otura diyoruz. Iki tane dizel motorlu. Ondan sonra tren 67 geçe. Bayinder istasyonundan kalkıyor. Biz 5.30’ta evden çıkıyoruz. Bir günden. bir güne soğuk börek yediğimi hatırlamıyorum ben. Soğuk bir hamur işi yediğimi hatırlamıyorum. Menü babamdan. Yarın sabah çocuklara ne yapayım? Şu böreği yap. Bu böreği yap. Kendi kendime düşündüm. Ulan ne babaymışım ben dedim. Babam öldü bitti. Sonra ne yersen ye oldu.
Baba yaptı onu. Annem yapıyordu. Baba yaptı. Baba babalığını gösterdi. Şimdi çocuklar öyle mi? O zaman tevekkülle uçacaksın. Sen sablen kalkacaksın. Evdekileri de kaldıracaksın. Bir ısık çaldan herkes kalkacak ayağa. Şimdi de uyudunuz da o yüzden ısır çaldım. Sabah kalkacaksın. Rızkına koşacaksın. Evde yatmak yok. Sen bakıyorsun siz hiç yatan karınca gördünüz mü? Hiç yatan balık gördünüz. Adam evde yatıyor. Emekli olmuş. Ana tek emekli sen misin? Çık dışarı yayan dolaş.
Yürüyüş yap. Evde yatıyor. 11’e kadar 12’ye kadar dervişler var. Evden dışarı çıkmayan, evden dışarı çıkmayan dervişler var ya. Evin içerisinde duruyor. Nasıl duruyor? Hayret ediyorum ben. Tırnak içerisinde erkek evde ne işin var kardeşim senin ya? Kaç yaşında olursan ol çalışmasın dahi yürüyüş yap. Git bir arkadaşını ziyaret et deya ben böyle emekliyim de böyle bir olursa böyle kapının önünde durmak gibi de ben kapının önünde dururum de iş yaparım de çalışırım de yapacak olduğum bir işi söyle ya şeyhimin bana nasihati.
Efendi gezen tilki yatan aslandan hayırlıdır oğlum gezen tilki yatan aslandan hayırlıdır. Sen evde oturma. Sen evde oturursan senden hayır gelmez. Adamın hası evde oturan değildir. Yok iş yok. göre iş yok. Ona göre iş yok. Kriz var, işler yok. Ne satıyorsun? Şunu 5 lira aşağı ver. 5 lira aşağı versen kar ediyor musun diyorum. Ediyorum ama az ediyorum. Lan ver 5 lira aşağı ver. Döndür değiştir. Yeni model çıkacak. Modeli koyarsın oraya. Gidersin alırsın yenisini koyarsın.
Her gelen aynı modeli görecek. Aynı modeli görmez. Satmaya bak. Kar ediyor musun? Az kar et ya. Dükkan çalışsın, sen çalış. Kafan çalışsın, kalbin çalışsın, dilin çalışsın. Git yeni modeller gör, yeni firmalar tanı, yeni insanlar tanı, yeni müşteriler gelecek sana. Onları tanı. Dünyaya hırsı yok, ahirete de hırsı yok. Bir insanın dünyaya hırsı yoksa ahirete hiç hırsı olmaz. Bir insan dünyayı sevmiyorsa. hiç sevmez. O kimse o eşini sevmiyor. Allah’ı da sevemez o.
Çocuğunu sevmiyor. Allah’ı da sevemez. O Genç delikanlı o sevgilisi var. Gel yavrum sen bendensin. Sen bir kızı sevdiysen. Allah’ı da seversin. Sen hanımını sevdiysen. Allah’ı da seversin. Sen hanımına yumruk attıysan sen. Allah’ı sevemezsin. Sen hanımı tekmelediysen. Allah’ı sevemezsin sen. Sen çocuğunu tekmelediysen. Allah’ı sevemezsin sen. Sen işine sahip çıkmıyorsan. Allah’ı sevemezsin sen. Hakk’ın sana verdiği lütuf. Allah sana bir ikram etmiş. Sana dükkan vermiş.
Sana iş vermiş, sana bir meslek vermiş. Ama memuriyet, ama ziraat, ama ticaret neyse bir işin var mı? Allah seni sevmiş, nimet vermiş sana. Sen ona muhabbet besle. Onu dört elle sarıl. Onu düzgün yap. Ne yapıyorsun? Allah sana nimet vermiş. Okulunu dost doğru oku. Dost doğru oku. Okulunu hızla bitir. Burada aranızda birisi var. Şimdi 4 yıllık üniversiteyi 3 yılda bitirmiş. Açıktan 4 yıllık üniversiteyi 3 yılda bitirmiş. Aranızda burada kaç yılda bitirdin dedim ben.
3 yıl mı dedi? 3,5 yıl mı ne dedi. Ses versin. Duydu şimdi. İçeride mi? İçeri ses gitmiyor. Hareket yok. Normalde bir kim çalışırsa olur bu. Çalışmazsa olmaz. O yüzden önündeki işine sahip çık. Okuyorsan okuluna sahip çık. Birden bitir okulunu. Ne iş yapıyorsun? Bir iş yapıyorsun. İşine disiplinini yap. O kuşlar gibi ol. Yuvadan uç. Kuş sabahtan akşama kadar yuvada durmuyor. Muhtar kaçta kalkıyorsun? 6.5’ta kalkıyor. Ha onu dışarıdan baksan adam ah ne kadar ya adam. Tamam işte ya bahçesi var şusu var 6.5ta kalkıyor.
İsterse kalkmasın. Siz kuşlar gibi olacaksınız. Mürit derviş kuşlar gibidir. Hem dünya hem uhrevi. Sen ne oturuyorsun evde kardeş? Evini zikre aç. Üç tane arkadaş topla. Allah’ı zikret evde. Haftanın 3 günü, 4 günü, 5 günü ders yap. Haftanın 3 günü, 4 günü, 5 günü ders yap. Ben şeyhimi çok seviyorum. Senin şeyhin haftada 5 ders çıkarıyor. Kaç ders çıkarıyorsun? Öyle şeyhi seviyorum demek yok. Kaç kişiyle ders yapıyorsun? Kaç gece ne harcıyorsun? Madde ayetlerle, hadislerle, ayetlerle, hadislerle gece saat 2, gece saat 3 o sohbet hazırlanacak.
Yok başını ağrıyor, yok griptin, yok hastaydın, yok dinsiriyordun, yok hapşırıyordun, yok öyle. Buraya oturacak mısın? Sen oturacaksın. O sohbeti hazırlayacaksın. Ha buraya çık. Ne yapıyorsunuz dedim o dervişe? Biz seydaya bakayız. Feyizlenirik. Ee o bize bak feyizlenerek. Hani onlar da şeyhe bakıyormuş feyizleniyormuş. Şeyh de onlara bakıyormuş feyizleniyormuş. Dedim bir sormuyoruz mu? Allah kurban sormuyorsun. O bize size bir söylemiyor mu? Vallahi o bize baki.
Allah’ım dedim ya. Ama millet ne güzel bir şeyh bulmuş. O şeyh de ne güzel bir mürit olmuş. O ona baki feyizleniyor. O ona baki feyizleniyor. Dedim nasıl yürüyor işler? Vallahi dedi. Ondan sonra her ay dedi biz para vereyik dedi. Oo dedim bizimkilerde hiç yok o zaman dedi. Vallahi kurban sizde yok mu dedi. Aman bizde yok ama bize gelme dedim. O paradan bıkmış biraz. Yetmezse telefon açıyorlarmış. Bu ay sen kaç. para gönderdin? O diyormuş ki 5.000 L gönderdim. Olmadı diyormuş.
Masraflar çok bir 5 daha gönder. Ne yapıyorsunuz dedim? Göndereyik dedi. Ulan hep safları başkaları kapmış bize kalmamış. Allah bizi affetsin. Cafer’den kaynaklıyor. Hüseyin üçlüsü olduğu müddetçe. Bir de onların etrafında var. Şudur budur, bunlar böyle bunlar. Bunlar bir. Bunlar benim etrafımda bir komite. O yüzden aşamıyoruz bunları. Bir araba alacağız. Cevdet’le lütfi aşamıyoruz. Tabii onların sınıfından geçecek bir de. Ya benim etrafımda böyle çeteler var, komiteler var.
Biz o çeteleri, komiteleri aşamıyoruz. Böyle dinledim adamları iki tane ikisi de şeyhlerine bakiyor. Onlar ona baki. Ama bizim öyle değil. Bu baktım yanaşıyorlar bana. Dedim bizden uzak durun. Dedim yok siz bizi bozarsınız. dedim ya biz böyle alışkın değiliz dedim. Allah bizi affetsin. >> Amin. >> Üvey kuşu geceki rızkı henüz meydanda olmadığı halde ağaç da. Allah’a şükreder. Bakın üvey kuşundan örnek veriyor şimdi. Ya üvey kuşu böyle güzel öten bir kuştur.
Eskiler ona hani üvek kuşu derler. Üvey gibi ötme dalımda. Özbağ şimdi arkasına getirecek bunun da boş ver. İsmail böyle baktı şimdi oradan dedi ki açma içini dedi. İyi açmayayım. O yüzden o böyle ötücü bir kuştur. Rızkını üvey kuşu gece de öter. Çünkü gece öten enteresan kuşlar vardır. Her kuş gece ötmez. Mesela bülbüller seherde öter. Onun için böyle gece yarısından sonra hafif ormanlık alanda böyle bir tarafı orman böyle bir tarafın ormanı olacak. Orada böyle tam dutlar.
çıkmadan da bülbüller şakımaya başlar. E o bülbüllerin şakımasında o sen sevgilinle baş başa kal artık. Bir tarafında bülbüller şakasın, bir tarafında sevgilin şakasın. Hayali bile güzel. Ne kadar böyle güzel böyle tatlı oldunuz bir anda değil mi? Ama seher vakti uyanık olmak var. He uyanık olup bir de. Uludağ’ın eteklerinde olmak var. O da bedava değil. Sen seher vakti bülbül dinleyeceksen gerçeği ne? Uludağın etekleri ne zaman? Dutlar çıkmazdan önce. Tam ara 10 gün, 15 gün bir öterler.
Gece de üveykler öter. Böyle gece yola çıktınız diyelim ki yoldan, sohbetten geliyorsunuz, dersten geliyorsun. Geliyorsunuz. Güzel ormanlık bir alan. Sessizce arabayı kenara çek. Kontağı kapat, dinle. Dinle muhakkak dinle derken sen ortamı dinle. Allah’ı zikret. Seni orada yalnız bırakmaz. Gece öten bir kuş gelir dalına konar seni. Onu dinler. Onunla beraber zikrullah senfonisini yakala. Hangi esmaya çekiyorsun? Sen hu çekerken bir gece öten kuş gelir. Seninle beraber başlar zikrullah etmeye.
Telefonu sessize almayı unutma ya da kapat. El mani şerfi tecelli etmesin. Dinle o zikrullah’ı. Sen başla, o sana karşılık verir. Sen söylersin, o karşılık verir. Sonra sen söylemeyi de bırak. Ondan sonra o karşılığını bulur. Sen iki zikredeni dinle. Ha saat problemin varsa nerede kaldın diye soracaklarsa sen bu hayali yaşayamazsın. Hele böyle ıssız bir yolda düştüysen hani bilemedin. Aslında bildiğin bir yoldan gidiyordun. Bir baktın ki farklı bir yoldasın.
Yollar karışmış. Sen mi karıştın? Yollar mı karıştı? Ne olduğu belli değil. Bir dağın tepesindesin. Ay vuruyor ne güzel. Yıldızlar parlak kuşlar cıvıl. Zikrullah’ın tadını çıkar. Gece kuşlarını dinle ya da evde en güzel namelerle bekleyen eşin var diyelim. Sen eve girdiğinde oy aşkım, canım, güzelim hoş geldin, yorgunsun. Baktı, “A sana ıhlamur lazım, ığlamur demledi.” Baktı sana çay lazım, çay demledi. Ya da geçe kuşun yok senin. Lan ne zaman gelirsen gel, geldiğinde yatsı var.
Yapacak bir yok. Sen yollardaki gece kuşlarına bak o zaman. O zaman senin yapacak bir şeyin yok. Sen o zaman gel eve sesleyeceğim. Kimseyi uyandırmadan pırt git yat. Bu da hayat. Sıkıntı yok. O zaman gece kuşları nasıl. Allah’ı zikrederler, şükrederler. Onlar gece rızık armaya gitmezler. Gece uçmazlar. Çünkü gece. uçan yarasalardır. Gece çünkü yarasalar uçar genelde. Gece uçan bazı kuşlar da var. Büyük kuşlar onlar. Ama gece bülbül gece uçmaz. Mesela örnek güvercinler uçmaz fazla ama üveykler öter.
Bülbüller de seherde öter. İşte o da rızkı daha henüz gelmeden. Allah’a şükrediyor. Allah’ı zikrediyor. Gece kuşu gibi ol. Kalk sen de gece. Allah’ı zikret. Kalk gece tövbe et. Gece kuşu gibi ol. Ve normalde şükredersen, hamdedersen merak etme nimetini arttıracak. İbrahim suresi ayet 7. Bu ayet benim dilime pelesenektir. Yine bir zaman rabbiniz size şunu bildirmişti. Yemin olsun ki şükrederseniz size olan nimetlerimi mutlaka arttırırım. Şayet nankörlük ederseniz şüphesiz ki azabım çok şiddetlidir.
Hak şükredenlere nimetlerini artırır. Her haline rabbine hamdet, şükret. Ama bu hem dil ile. hem de fiili olacak. Allah’a hamd etmek, Allah’a şükretmek hem dil ile olacak hem de fiili olacak. İsraf etmeyeceksin fiili. Bir şeyi atmayacaksın fiili. Bir şeyi son kullanma zamanına kadar kullanacaksın fiili. Bu peynir kokmuş gibi duruyor. Atmayacaksın. Allah’a hamdet. Bir evde bir kadın bir şeyi kokutuyorsa, küflendiriyorsa, kurtlandırıyorsa, böceklinin kadını değil.
O nankörlerden adam çalışmış, çabalamış. Hakk’ın lütfuyla, ikramıyla eve yiyecek getirmiş. O kadın evdeki yiyecek kurtlandırmış, böcekl, kokutmuş. O kad nankörlerden bir kadın. Bu kimin eşi olursa olsun, kimin karısı olursa o. Hakk’ın vermiş olduğu nimete saygı ve sevgili durmuyor. O nimete hamdetmiyor. O nimete şükretmiyor. Evde bulgurdur, fasulyedir, orur, budur, ne varsa böcekl, tereyağı var, şu var, bu var. Küflendirmiş. Yemek orada. durmuş dolapta. Bir gün, iki gün, 3 gün.
Ondan sonra bozuldu bu demiş. O kadın nankörlerden. O erkek o kadına gerekli olan nasihati etmiyorsa o erkek de nankörlerden. Hakk’ın vermiş olduğu nimete hainlik yapıyor. Doğru değil. Hamdedenlere, şükredenlere. Allah nimeti arttırır. Hamdetmezse, şükretmezse o zaman da diyor ki. Allah’ın azabı çok şiddetlidir. Allah nankörleri sevmez. Allah israfçıları sevmez. Allah gösteriş yapanları sevmez. Allah gösteriş yapan, israf edenleri sevmez. Allah bir şeyi kokutan, bozan, küflendireni sevmez.
Mesnevi Şerhi (2290. Beyitten) ve Önemi
O zaman hamdedeceksin. O zaman şükredeceksin. Bunun yerli yerinde kullanacaksın. Sonuna kadar kullanacaksın. Tamiri mümkün değil. O zaman yenisini alacaksın. Aldığında da. Allah’a hamdedeceksin. Bilgisayar bozuluncaya kadar kullanacaksın bunu. Bozmamak için de gayret göstereceksin. Bozmamak için gayret. göstereceksin. Allah’a hamdini fiili göstereceksin. Bu ne elbise? Kaç yıllık? 20 yıldan fazla. Onu temiz kullanacaksın. Allah’a hamdini öyle göstereceksin. Benimle kaç tane ömre yaptı?
Parasızlıktan mı değil? Hamdedeceksin. Kullanabildiğin yere kadar kullanacaksın. İsraf etmeyeceksin. Marka manyağı budalası olmayacaksın. Oldurmayacaksın da. Hamdedersen. Hak nimeti arttıracak. Şükredersen nimetini. Şükür nimeti arttırır. Sabır ise nimeti muhafaza eder. Şükür nimeti arttırır. Bir dergah bulmuşsun. Kur’an sünnet tarihesinde. Hamdet şükret disiplinli ol. Evlenmişsin. Allah sana bir eş vermiş. Hamdet, şükret, çizgini bozma. Allah sana evlat vermiş. Hamdet, şükret, çizgini bozma.
Allah sana evlat vermemiş. Hamdet, şükret, çizgini bozma. Hakk’ın vermiş olduklarını veya vermemiş olduklarını hamdet. Merak etme olumlu olumsuz her gelip geçecek. O yüzden normalde mümin,. mümin nimet gelmeden şükredendir. Mümin dert gelmeden şükredendir. Mümin sıkıntı gelmeden şükredendir. Mümin yokluk varlık gelmeden yokluktayken şükredendir. O yüzden hamdedersen, şükredersen. Allah nimetini arttırır. Rahatsızlığın var. Hamdet, şikayet etme, şükret. Hak sana lazım olan sağlığı verir.
Sağlık hapta, ilaçta, onda bunda değildir. Onlar vesiledir, sebeptir. Seni ayakta tutacak olan. Allah’a hamdet. Allah’a şükretsen tövbeyi, zikri, hamdi bırakma. Allah muhafaza eylesin. >> O yüzden nimetler değil, nimeti veren bakidir. Sen üzerindeki nimetleri baki görme. Sen o nimetleri bahşeden, nimetleri lütfeden. Allah’a hamdet. Gelip geçici bugün gözün görüyor yarın görmeyebilir. Annem 10 yıldan fazla ömrünün son 12 13 yılını sıfır görmeyle yaşadı.
Sıfır görme. Şeker hastasıydı. Vurdu gözlerine. Üç sefer ameliyat ettirdim açılmadı. O süreç durmadı. Şekeri mücadele. 15 yıla yakın sıfır görmeyle yaşadı. Sıfır görmüyor kadın. O nimet elindeyken. Allah’a hamdet. Aklın yerindeyken. Allah’a hamdet. İmanın yerindeyken. Allah’a hamdet. O nimet geçer gider. O bir şeyin olmaması geçer gider. Onsuz da yaşarsın. Bir şeysiz yaşarsın. Allah’a hamdet. Allah’ı hamdetmenin yolunu bul. Allah muhafaza eylesin. >> Amin.
>> İnsan suresi ayet 3. Bunlar böyle beni böyle derinden sarsan ayet ve hadislerdir bunlar. İnsan suresi ayet 3. Biz ona doğru yolu da eğri yolu da gösterdik. Artık isterse şükreder, doğru yolda gider. İsterse nankörlük edip ehli yollara sapar. Sana doğruyu gösterdi. Ben size bildiğim kadar doğruları anlattım. Bildiğim kadarıyla. Görebildiğim kadarıyla. Sen ister doğruları yaparsın ister sen nankörlük edip eğri yollara saparsın. Resulullah sana doğru yolu gösterdi.
Sana doğru yolu anlattı. Hakk’ın orta yerdeki nasihatçileri sana doğruyu anlattı. Kur’an belli, sünnet belli. Sen ister doğru yolda gider. Allah’a hamdedersin ya da sen eğri yolda gider. Allah’a nankörlük edip cehenneme doğru yol alırsın. Rabbim bizi doğru yolda yürüyenlerden eylesin. >> Amin. >> Sırat-ı müstakiminde olanlardan eylesin. >> Amin. >> Bülbül ey duaya icabet eden. Allah rızık hususunda itimatımız sana diye.
Allah’a hamler. >> Amin. >> Bülbül ne yaparmış? Bülbülün şakıması zikirdir. Bülbülün şakıması tövbedir. Bülbülün şakıması. Allah’a duadır, münacattır. Ah o bülbülü dinleyecek kulak. O bülbül her daim. Allah’ı zikreden bir hayvandır. Seher vakti dinlemenizi tavsiye ederim. Ama dediğim zaman da tam böyle baharda onların şakımasını bir izle, bir dinle. sen de bir onların şakımasına uygun bir esma seç. Allah’ı zikretmeye başla. Ve onlar sadece bülbül değil, bütün ağaçlar, bütün çiçekler, bütün böcekler, bütün hayvanat, bütün zerreler.
Allah’ı zikrederler. Pir burada hani bülbülün e zikrini metafor alarak almış ama bütün kainat onu zikreder. Yerdekiner, göktekiner onu zikreder. Hayvanlar, böcekler, hücreler onu zikreder. Ay, yıldızlar onu zikreder. Rüzgar onu zikreder. Güneş onu zikreder. Dağlar, ovalar onu zikreder. Sular, bulutlar onu zikreder. Onu zikretmeyen hiçbir varlık yoktur. Sen yeter ki kendince kendi kendini dinle. Ama çarşıda dolaşırken, ama yolda yürürken, ama yolculuk yaparken.
Allah’ı zikret ve o kainatın zikir senfonisine bilinçli olarak sen de katıl. Bütün kainatta bir zikir senfonisi var. Ama senin nefis meratibin olarak bir esman var. ise o esma üzerinden yürü. Şeyhin sana dediyse tevhide devam et. Tevhit esmasıyla devam et. Bütün kainatın tevhit çektiğini duy. Tevhit çektiğini gör. Bütün zerrelerin, bütün hayvanların, bütün varlıkların tevhit deryasında, tevhit senfonisinde olduğunu gör. O senfoniye sen de katıl. O zikrullah’a sen de katıl.
Sonra kendinden geçmişin. Bir kendine geldiğinde hay esmasını söylüyorsun. Bunda nefis yok. Bunda şataat yok. Şatafat yok. Kendiliğinden gelmiş. Sen o sarhoşlukla hak esmasına geçmişsin. Kayyum esmasına geçmişsin. Kahhar esmasına geçmişsin. Sen o sarhoşlukla cemal esma şerifine geçmişsin. O sarhoşlukla sen cemal perdesine geçmişsin. Farkında bile değilsin. O zikir senfonisiyle mümkün bu. Sen ister zikrullah alakasında ol, istersen tek başına zikrullah yap. İster dağda, ister ovada, ister yolda, ister çölde, ister iş yerinde, hangi.
iş üzerinde olursan ol, o zikrullah senfonisine kendini bırak. Daim zikrullah’ı yakala. O muhteşem senfoninin içinde ol. Kalbin, hücrelerin, bütün azaların o zikrullah senfonisinde gitsin. Eline gayri ihtiyar gözün iliştiğinde elin de hak desin, gözün de hak desin, dilin de hak desin, kalbin de hak desin, duvarlar da hak desin, direkler de hak desin. Bütün kainatın hak ismi şerifinde cem olduğunu gör. O zikrullah muhteşem bir. Pir burada bülbülden örnek vermiş ama bütün varlık onu zikreder.
Bütün varlık. Bülbül de o varlığın içerisinde ayrı bir güzel bir varlıktır. Allah’ı zikreder. İsra ayet 44. Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes onu tespih eder. Hiçbir yoktur ki onu hamd ile tespih etmesin. Bakın yedi gök yer ve bunlarda bulunan. Demek ki sadece dünyada insanlar yok. Herkes demek ki yedi gökte de değişik varlıklar var. Yerde değişik varlıklar var. Allah’ı zikreder. O zaman normalde hani ardından hadis-i şerif var. Beyhak’de geçiyor. Allah’ı zikreder.
Fakat siz onun onların zikrini anlamazsınız. Burada durma. Sen bunlardan olma. Sen ehli zikirsin. Sen ehli sufisin. Sen burada durma. Sana burada durmak yakışmaz. Allah’ı zikret. O kainatın muhteşem zikir senfonisine katıl. Çaya bak, zikrullah’ı duy. Suya bak, zikrullah’ı duy. Yemeğe bak, zikrullah’ı duy. O zikrullah sempfonisini muhakkak katıl. Halin şu olacak. Çünkü ey malikül mülk olan. Allah, benim ve benimle beraber her şeyin sahibi mülkü sensin. Beni zikrullah’ın nuruyla rızıklandır.
>> Amin. >> Cemalullah’ın nuruyla beni müjdelendir. >> Amin. >> Cennetin kokusuyla kokulandır. >> Amin. >> Habibinin kokusuyla kokulandır. >> Ya. Rabbi senin kokunla kokulandır. >> Amin. >> Doğan rızkını padişahın elinden umduğundan bütün pis şeylerden ümidini kesmiştir. Doğan kuşu sultanların kuşudur. Türk kaanları doğan beserlerdi. Onların doğanla alakalı böyle kollarında vardır.
Ava çıkarlar. Doğan padişahların kuşudur. Padişahların özel padişahlara yetişir ve padişahın kolunda durur doğan. Bizim böyle ırkçılık gibi algılanmasın. Asya’dan itibaren bütün kağanların, bütün uluların doğan kuşları vardır. Bu gelenek. Anadolu’da devam eder. Bazıları doğan besler mesela. O yüzden hiçbir zaman yemez. Bu benim kendi nefsime olsun. Mustafa, sen bir doğan kuşu ol da o padişahın kolunda konakla. >> Amin. >> O padişahın kolunda konaklarsan lehş yemek zorunda kalmazsın.
Necis yemek. zorunda kalmazsın. O padişahın kolunda sen nimetlerin sana olan nimetlerin böyle akıl dahi yetmez. Sen o doğanın o sen o padişahın kolunda doğan olmaya bak. O zaman leşlere gözünü dikme. O zaman necislere gözünü dikme. Sen sufisin. Sen doğan kuşusun. Ne işin var necasetle? Sen sufisin, padişahın kolundasın. Ne işin var senin ateşek ölüsüyle? Sen sufisin. O zaman sufice yaşa da sufice yaşa. Padişahın koluna layık ol. Karga gibi olma, akbaba gibi olma, solucan gibi olma, sırtlan gibi olma.
Olacaksan aslan ol. Senin artığını sırtlanlar yesin. Olacaksan doğan kış ol. Padişahın koluna layık ol. Karga olma, akbaba olma. Doğan ol o zaman. O yüzden doğansan pis lokmalara gözünü dikme. Doğansan kalkıp da başkasının artığıyla uğraşma. Leşlerle uğraşma. Yaka ya sen. sufisen sende doğan tabiat olması lazım. Sen sufisen sende aslan tabiat olması lazım. Hem sufi hem çakal tabiatı olmadı. Hem sufi hem karga tabiatlı olmadı. Kendini değiştirmemiş, geliştirmemiş.
Allah muhafaza eylesin. >> Amin. >> O yüzden sen sufisen halkın elindekilerin eline bakma. Halkın elindekiler senin için. Başkasının elindekine bakma. Sen gözünü o başkasına verene dik. Hakka göz gözün dik. Halktan bir umma. O bize bakır feyizleniriz. Biz ona bak feyizleniriz. 5.000 L yetmedi. 5.000 L daha gönder. Sen padişahsan padişahlığını göster. Sen doğansan doğanlığını göster. Sen aslansan aslanlığını yaşa. Aslanlığını yaşa. Allah’a dayan.
Allah’a yaslan. Allah her şeye kafidir. Allah’a tevekkül et. Allah’a tevekkül edersen. Allah sana kafidir. Allah’a iman ettiysen senin başka. bir yere tevekkül etmene gerek yok. Allah’a iman ettiysen seni başka bir yere dayanma, başka bir yere güvenmen söz konusu olmaz. Allah’a yaslan. Allah’a dayan. Muhakkak ki. Allah seni naçar bırakmayacak. O yüzden sufisin, sufinin hakikati doğan kuşu gibidir. Rızkını padişahtan bekler. Hatta rızkını avdan bakmaz. Avladığına bakmaz.
Doğan kuşu. Asil olan doğan kuşu avladından bir pança kalmaz. Avladını alır getirir padişahın eline koyar. Padişahın önüne koyar ve padişah da onu nimetlendirir, rızıklandırır, hediyesini verir onun. O yüzden doğan kuşu padişahın gözüne bakar. Padişahın eline de bakmaz. O zaman sen gerçekten sufisen doğan kış kuşu gibi ol. O padişaha gözünü dik. Allah bizi onlardan eylesin. >> Amin. >> O yüzden kimse, sufi bir kimse başkasının elindekini, başkasının evindekine gözünü.
Başkasının eşine gözünü dikmez. Bir başkasının malına, parasına, puluna, makamına gözünü dikmez. Sufi, sufi doğan kuşu gibidir. Padişaha bakar. Allah bizi bizleri onlardan eylesin. >> Amin. >> O yüzden en başa geçtik. Sel ister bulanık olsun ister bulanık olmasın gelip geçicidir. Rabbim bizi gelip geçici şeylerle sınanıp onların gelip geçicilerini baki zannedip nefsini oyup sınıfta kalanlardan eylemesin. >> Amin. >> Haklarınızı helal edin.
>> Helal olsun. >> Bizden yana da helal olsun. Misafirimiz var. Dağıstan’dan. İnşallah bize küçük bir selamlama lütfetsin inşallah. Innalhamdelah nahmeduhu ve neşkuruhu ve nestğfiruhu ve nestinuh ve neuz billahi minfusina veyati men ye yahdiillahu f mille leh ve yudlil feddiye leh ve eşhedü ve eşhedü en la ilahe illallah eşhedü enne muhammeden abduhu ve. Allahm veim veik alâyidina ve nebiyina ve habibina. Muhammedin ve alâ alihi ve asih emselamüaleyküm ve rahmetullahi ve berekatü.
>> Ve aleykümselam >> muhterem cemaat. Allah’tan sizden selamlar olsun. Bu safara geldik biz ziyaretlara bizim şeyhlerimize. İstanbul’da var bizim şeyhlerimiz güney koöyde var. Onlara geldik ziyarata. Bu ziyarata gelen zaman bizim oradaki arkadaşları bir çok salamlar yetiştir diye beni amanet etti. Ben de size yetiştiriyorum. Beni selamlarım. Selâmün aleyküm ve rahmetullah. Allah’a hamd şükrü olsun kardeşlerim, arkadaşlarım biz nin imanını nimetini verdi.
Allah bizge. Allah’a hamd şükrü olsun bize. İslam’ın nimetini verdi. >> Bize ham şukurlar olsun. Kur’an’ın nimetini verdi. >> Biz hamd şukr olsun. Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam’ı ümmetinden etti. Allah’a hamd şukurlar olsun. Allah bize bu verin. nimetlara bu nimetler üstündedir bizim saadetimiz kardeşlerim. Olanı kim kamil kuyde yürütse iman, İslam, sünnet. Kur’an buladın kim yürütse kim yapsa buradadır saadetlik. Teâlâ bizi saadet kullarından etsin ya.
>> Amin. >> Bu saadatlık inşallah kardeşlerim bu saadetini bize dünyada biz. Teâlâ verdi. Bu saadetli bizden. Teâlâ almasın ya. >> İman bulan bu dünyada da. Allah razı ol olan halde. Allah razı ol amallarını eduk biz. Teâlâ bu dünyada da biz hayatımızın versin ya rabbel alemin. >> İmam olanlar bu dünyadan bizi çıkarsın senin. Tarikat kardeşlerim tarikatli şartları var. Birinci şartı tarikat ne? Tavatun nasuhdır.
Mümin murit kasatan geçe gün ertin akşam tövbada olmak lazımdır. Biz bile bilmeyde bizden hatalar düşer. bile bilmey olar bizden. Kilimizden olsun, gözlerden olsun, kulaklardan olsun, ellerimizden olsun, hatta yürek fikrden olsun bize bizden çok hatalar düşer. O sebeple bize daim tövbe lazımdır. Daiman daim estağfirullah diye tövbanın uzunu şartlarınla bilip tövbe etmaktır. İkinci şartı tarikat ne? İtikad sahih. İtikad sahihtir. İtikad sahih. O da nedir? İtikadı ehli sünneti vel cema.
Ehlu sünneti vel cemaat ne itikadinde olmaktır. Allah bize bu itikadın sahih itikadı ehli sünneti ve cemaatte olmaya. Allah nasip eylesin. >> Amin. >> Üçüncüsü de attaslimu diğer bizim imamlarımız taslim uzunu şeyhine verilip şeyhin emrusun nahusun yürütmaktır. Teâlâ bu nimetleri de bize verin. Her şam hamd şükrular olsun >> ya rabbel alemin siz de. Allah’a amanet olunuz ya. Allah bize de dualarda gelin. Teâlâ sizden.
Allah razı olsun bizden de hepsimizden. Allah razı olsun aleyküm ve rahmetullahi ve berekatü >> aleykümselam elfatiha selamat. Allah razı olsun. Haklarınızı helal edin. Helal olsun.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.