Mustafa yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem için söylüyor bir Hemdem elde etmek için geldi kimini ya Hümeyra dedi Hemdem farisice bir kelime Faris cedden bize geçmiş birlikte zaman geçirilen dost arkadaş halde dildeş bu Normalde Hemdem denilince arkadaşı dostu dild taşı halde şi bütün hepsini içine alıyor bizim dilimizde genelde dost diyoruz ya o bu Ben mesela arkadaştan daha derin dost bu Normalde Bizim dilimizde dost olarak geçmiş ama hani farisice de baktığımızda daha geniş muhtevalı bir nokta dost dediğimizde de aynı işte Normalde Eee konuşmak kelime de iki kişinin anlaşabilmesi Biz insanız ya hani insanla alakalı Eskiler nefsi natıka yani konuşan bir varlık olarak nitelendirmiştir ben ona katıl Yani bizi Eee hayvandan ayıran sadece konuşmak değil yani e insanı tanımlamaya kalktığımızda bunu fiziksel olarak değil manevi olarak tanımlamaya kalktığımızda yani Konuşma yetisi Eee insanı anlatabilecek kelime konuşmayla insanı tanımlamaya kalkmak insanı tanımamak insanı tanıyan bir kimse sadece konuşmakla insanı tanımlayamama insan Haşa Allah hariç Allah’tan sonra en mükemmel varlığın birisi varlık Allah’ın yarattığı en mükemmel varlık Hani insan Cenabı Hak ahseni takvim üzerine yarattım diyor ya ahseni takvim mükemmel her şeyle mükemmel yaratılmış bir varlık ve biz onu sadece konuşmakla nitelendirirsiniz Adem’i yarattıktan sonra ruhumdan üfledim bu ayet-i kerimesi koyabilecek bir yer yok Öyle olunca insan Cenabı Hakk’ın ruhundan üfledim dediği bir varlık başka bir varlık yok ruhumdan üfledim dediği melekler yok diğer Eee canlı var lar var bizce bütün her şey canlı da ama insan değil Melek de değil Örneğin cinni taifesi var Şeytan taifesi var veyahut da Eee semanın değişik katmanlarında yaşayan varlıklar var Cenabı Hak hiçbir varlığa ruhumdan üfledim dememiş insan için diyor ki ruhumdan üfledim öyle denilince insanı sadece konuşan bir varlık olarak tanımlamak eksik yetmez buna işte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Hani Adem cihana sığmaz o manevi derinliklerden o manevi tecelliyât lardan eee bir an için kurtulmak demeyelim de biz bunu E bir vazifesi var peygamberlik vazifesi var Ağır bir vazife o vazifeyi hakkıyla yapabilmesi için o manevi tecelliyât lardan bir an için çıkması gerekiyor ki çıkaraktır me Allah’ı anlatmak gibi yüce bir vazifesi var O yüce vazifesini hakkıyla yerine getirebilmesi için o manevi tecelli hatların bir an için dışına çıkması lazım Öyle olunca Eee Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Ayşe annemize benimle konuş Ey Hümeyra diyor benimle konuş yani benimle konuş ki ben bu manevi tecelliyât lardan bir an olsun sıyrıl bunlardan çıkayım ki benim peygamberlik vazifesi gibi Ulvi bir vazifem var o vazifeyi yerine getirmem lazım diyerekten o Eee Hümeyra biliyorsunuz böyle Eee pembeye çalan renk eee Eee hani tabiri caizse Türkçedeki Eee karşılığı elma yanaklı gibi veyahut da pembemsi bir cilde sahip Hazreti Ayşe annemiz Eee yani şimdi farklı bir cenaha gidecek ve sellem Hazretlerinin cildi Arap değil esmer değil Yani biz böyle hani Arap deyince bize böyle hani Arap bir ırkın adı rengin adı değil hani biz Arap denilince bizde kapkara bir şeymiş gibi oluşuyor Kafamızda Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri böyle esmer de değil daha açık tenli Hazret Ayşe annemizin teni daha da açık Biz haz Ayşe annemizin e Hümeyra lakabını Hazret-i peygamber öyle dediği için ne manaya geldi bunu baktığımızda işte bazıları elma renginde teni bazıları böyle daha Kızıla çalan bazıları daha kırmızıya çalan bir renk olarak tarif etmişler o yüzden Normalde İşte bu tip tecelliyât ağır geldiğinde konuş benimle ya Hümeyra diyerekten o tecelliyât çıkmak istiyor ama bazen de bunun zıttı olarak mesela bilal-i habeşiye de ezan okutuyor diyor ki bizi ruhumuzu bizim güzelleştir rahatla ştır veyahut da bazı sahabeler güzel kur’an-ı Kerim okuyan sahabeler var onlara da kur’an-ı Kerim okutuyor Mesela bu da Normalde manevi tecelliyât vara geri dönüyor tekrar bunun gibi o yüzden o sufilerin üzerinde seyri süluk zamanında da olur Bu bazen Eee küstahça olmazsa bazen çünkü Derviş böyle büyüklük taslar ay rüya görmek istemiyorum artık yok hal me istemiyorum Bu küstahlık bu edepsizliktir bu Cenabı Hakk’ın vermiş olduğu nimeti nimete küfr andır kapatı verirler insana Allah muhafaza eylesin bu normalde Çünkü Eee Seyr Sülü esnasında Cenabı Hakk’ın zati ve sıfatsız böyle bir Eee bıkmak demeyelim de onun yorgunluğu olur şimdi o yorgunluktan yorgun olur insan şimdi o tecelliyâtı yaşamayan bir kimse o yorgunluğu bilmez öyle bir zamanlarda o kimse mesela hiç dünyaya Dönmek İstemez Örneğin bir işti aştı eşti çocuktu Dönmek İstemez bunlara orada kalmak ister E bir vazifesi var ise vazifesinden dolayı dönmek zorundadır o zaman da o kimse böyle farklı kendince Yollar arar yani bir sufi bir Veli bir mürşid-i Kamil peygamber değil hani konuş Benim diyecek birisini o kadar hani şey olacak ama Herkesin kendince manevi kendisine Ağır gelen tarafları vardır yani bu böyle Eee x derecedeki bir kimseye işte 50 ton geliyorsa Öbürüne de 1 ton gelir ama bir ton ona ağır gelir Örneğin ona 50 ton ağır gelmez öbürüne bir ton ağır gelir ağırlık gelir ona O da Normalde bu tecelliyât vara Mazhar olduğunda Eee bu ağırlığın altında ezilir ama Sufi böyle gelişir Sufi böyle derinleşir o normalde işte Allah’ı zikrederken veya bir şey yaparken bir tecelliye TEM massar olduğunda korkar çekinir ağırlık gelir ağır gelir o esnada o halden çıkmak ister ama onun Tadı da onda Kalır O tekrar geriye dönmek ister aynı hali yakalayayım diye aynı hali yakalayamaz bunlar böyle seyri süluk esnasında yaşanan şeylerdir.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.