Gazali’den Sorular 2 konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Gazali’den Sorular 2 hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftali zikir fennahu ilahe illallah. La ilahe illallah. Allah ilah illallah hak. Muhammedur. Resulullah cemiel enbiya vel mürselin vhamdülillahi rabbil alemin >> amin selamünaleyküm >> ve aleykümselam >> Allah gecenizi hayırlı eylesin >> amin >> ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. >> Cümlemizi ve cümle ümmeti. Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. >> Amin. >> Hakkı hak bilip hakkı yaşayan, hakkı anlatan, tebliğ eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin. >> Amin. Nerede. Müslümanlara haksız, hukuksuz, kanunsuz davranılıyorsa, nerede. Müslümanların namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına, canlarına tecavüz ediliyorsa. Cenâb-ı. Hak bunları yapanları kahrı perişan eylesin. >> Amin. >> İsrail ve destekçilerini dağıtsın. Amin. >> Onları kahrı perişan eylesin. >> Amin. >> Batıyı kahrı.
perişan eylesin. >> Amin. >> Müslümanlara kim zulmediyorsa zulmedenleri kahrı perişan eylesin. >> Amin. >> Ecmail. Malum geçen hafta. Gazâlî başladık konuşmaya. Bizim. Hakan kardeş. Gazâlî’yi konuşalım dedi. Gazâlî ile alakalı analizler getirdi. Geçen hafta bir gizirgah yaptıydık., şimdi bu akşam hani din devletin ikiz kardeşidir. Maverdiin sözü. Buradan devam edeceğiz tabii biz buna da. Ama bu tabii. Maverdiden önce bu söz. Verdi bunu teknik bir noktaya getirmiş. Ama ve lakin tabii bu söz. İslam dünyasında normalde. Abbasilerin son döneminde. Selçuklula yer bulmuş, oturmuş, Osmanlı’da devam etmiş. Bu sözün tecelliyatı. O yüzden maver diye bakarken farklı bir açıdan bakmamız lazım gibi geliyor bana. Bu işin tabii teknik konuları. Ama bu sohbetin devamında bunlara girmeyeceğim diye bir kaydı yok. Allah’ın izniyle.
madem ki. Gazâlî’yi konuşacağız etraflı bir şekilde konuşmamız lazım. Tabii. Gazâlî’yi konuşmazdan önce. Maverdiy’yi konuşmamanız lazım. Çünkü. Maverdiden sonradır. Gazâlî söz şu. Din devletin ikiz kardeşidir. Şimdi din devletin ikiz kardeşidir denilince burada hemen ben yaştaki olanlar ve benden küçükler zaten dahil. Ben yaştan büyük olanlar için, ben yaştaklar için de bu söz kabul edilebilir, kaldırılabilir bir söz değil. Devlet dış görünüşü itibariyle de bunu kabul etmesi mümkün değil. Din devletin ikiz kardeşidir deyince e ikiz kardeş denince ne akla gelir? İkisi de aynı anda doğmuştur. Birbirinin ardına önce doğan büyüktür, sonra gelen küçüktür. Öyle değil midir? İkiz kardeş odur. Aynı kökten gelirler. Anneleri babaları aynıdır. Anneleri babaları aynıdır. Ayrı varlıklardır ama birdirler. Ayrı varlıklardır. Birdir. Şimdi böyle olunca ikiz.
kardeş dediğimizde farklı bir metafor giriyor işin içerisine. Din ve din devletin ikiz kardeşidir deyince farklı bir geliyor. Din ve devlet ikisi de ikiz kardeşler. E din devletin ikisi kardeşidir deyince dini öne aldığına göre din büyük o zaman. Eğer devleti öne almış olsaydı devlet din ikiz kardeştir deseydi devleti büyük olarak alacaktık biz. Ama. Maverdi din devletin ikiz kardeşidir deyince biz dini öne almış oldu. Biz tabii bunu normalde din devletin ikizidir, ikiz kardeşidir sözü. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde yok. Hzreti. Ebubekir radıyallahu anh hazretlerinin zamanında yok. Hzreti. Ömer zamanında yok. Radıyallahu anh hazretleri. Hz. Osman efendimizin zamanında yok. Haz. Ali efendimizin zamanında yok. 6 aylık dönem ama. Haz. Hasan efendimizin zamanında da böyle bir söz.
yok. Buraya bir kenara not alın. Bir beş halife. İslam toplumunda dört halife derler. Beş halife. Neden beş halife? Hz. Hasan efendimizin 6 aylık bir halifelik dönemi var. Alt halife. Bunlar normalde. Kur’an sünnet dairesinde seçilmiş halifeler. Beş halife. E şimdi bunların zamanında böyle bir kullanılmamış. Böyle bir ifadeye ihtiyaç duyulmamış. Böyle bir de gereksiz görülmüş. Din devletin ikiz kardeşidir. Hani bu metafor, bu nazariye e o beş halife döneminde. Hz. Peygamber efendimizin zamanında dahil. Buna böyle bir yok. Hani bir kısım böyle teyz üretiyorlar ya. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hani devlet kurmadı gibisinden. Bu doğru değil. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri direkt bir. İslam devleti kurdu. Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Haz. Hasan bunu devam.
ettirdiler. Ve. Müslümanların bir. İslam devleti vardı. Bakın. İslam devleti diyorum. Bir. Medine devleti değil. O bir. Medine sözleşmesi var. O ilk etapta. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin. Medine’ye hicret ettiği zamanki hani onu bizim önümüze koymaya çalışıyorlar. Şimdi değil. O Medine sözleşmesi olarak bizim önümüze koymayın. Onu koysanız da önemli değil de ama bir. İslam devleti var bu beş halifenin. Şimdi normalde bunu bu açıdan baktığımızda hani din devletin ikiz kardeşidir. Ya sünnet-i seniyede böyle bir yok dendiğinde bir kimseye kardeş o zaman buna ihtiyaç yoktu zaten. Bunun söylemine ihtiyaç yoktu. Hz. Ebubekir efendimizin ilk savaşı kime? Zekat vermeyeceğim diyenlere. İkinci savaşı kime? Sahte peygambere. Müseyellemetül kezzaba. Demek ki din devlet içe. Ya siz zekat vermezseniz vermeyin. Öyle.
bir yok. Devlet gücü girdi içine. Devlet gücü girerekten dinin hükmünün yaşanmasına devlet güç kullandı. Dedi ki bu dinin hükmü peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde neyi nasıl yapıyorsanız öyle yapacaksınız. Yoksa dedi savaş ilan etti onlara. Zekata baş kaldıranlara. Demek ki dini bir hukukun işlenmesi için savaş ilanı oldu. Öbürküsü ne? Sahte peygamber. Müsellemetül. Kezzaba savaş açtı. İslam devleti bakın. Müseyellemetül. Kezzab’a savaş açtı. İslam devleti dedi ki peygamberlik son buldu. Son peygamber. Muhammed. Mustafa ve sallallahu aleyhi ve sellem. Ondan sonra da peygamber gelmeyecek. Peygamberlik iddia eden kimseye savaş ilan etti. Bunun altını çiziyorum. Şimdi hani böyle peygamberlik ilan edenler var ya tabii bir din devleti veyahut da dinin devletsel kuvveti olmadığı için dünya üzerinde bunlar yaşanıyor. Şimdi.
bakın dinin devletsel gücü olmadığı için bu dünya üzerinde bunlar yaşanıyor. Mesela bugün. Gazze’de bunlar yaşanıyorsa dinin devletler bazında bir temsiliyeti yok, bir gücü yok. Çin’de, Doğu. Türkistan’da. Müslümanlar zulme uğruyorsa, Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Gazze’de, Mısır’da, Tunus’ta, Fas’ta, Cezayir’de, Afrika ülkelerinde, normalde. Türkiye. Cumhuriyetlerinde, dünyanın herhangi bir yerinde. Müslümanlara zulm ediliyorsa, Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti ayaklar altına alınıyorsa burada dünya üzerinde devletler der muvazenesinde. İslam devletinin olmayışındandır. Olmayışındandır. Eğer böyle bir, din, devletin ikizi noktasında bir devlet olmuş olsa o zaman bu zulmü kimse yapamaz. Yürüyoruz. Şimdi. Sasani kralı mesela siyasi ve sosyal tehditlerle karşı karşıya kaldığında bu ifadeye başvurmuşlar. Hani tarihte okuyanlar. Sasane. İmparatorluğu bilir. Normalde bu. Maverdi’den öncedir bu. Sasaniler. Demek ki böyle bir hani. Sasaniler böyle.
bir tehlikeye düşünce onlar da din ve devlet ikiz kardeştir tabirini kullanmışlar. Ama mesela. Hzreti. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve halifelerin döneminde devlet herhangi bir tehlikeyle karşı karşıya kalmamıştır. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Haz. Hasan radıyallahu anh hazretleri zamanında devlet herhangi bir tehlikeyle karşı karşıya değil. O yüzden devlet karşı karşıya bir tehlikeyle değil. Bir de o zaman için din bu beş halife döneminde araç değil, amaç. Buranın altını çizelim. Buradaki bugün konuştuklarımın büyük bir çoğunluğu. Mustafa. Özbağ analizi. Kabul edilir edilmez tarihi meselelerdir. Reddedebilirler. Bu analizler. Mustafa. Özbağ’a ait. Ben alıntılar da var. Alıntıları söyleyeceğim zaten. Alıntı olmayan yerler söylediklerim. Mustafa. Özbağ analizi. Şimdi. İslam’ın ilk çağı dediğimiz bu.
altın çağda ondan sonra normalde böyle bir devletin tehlikeye düşme, devletin tehlikeye düşme yönleri yok. Evet. Hz. Ebubekir efendimiz normalde halifeler şehit edilmişler genelde hepsi de ama veelakin devlet tehlikede değil. Hz. Osman efendimizi muhasara altında alıyorlar, şehit ediyorlar. Devlet ama tehlikede değil. Ve normalde sonraki zamanlarda ben onu bir istisna olarak ayırıyorum. Kimi? Ömer bin. Abdülaziz’i ben sonraki devirlerde. Ömer bin. Abdülaziz’i ayırırım devlet başkanlarından. Allah beni affetsin. Geri kalanını ayırmam. Hani iyilikleri, kötülükleri. Allah hesap. Allah’a hesaplarını verecekler. Bu istisna haricinde normalde hani. Ömer bin. Abdülaziz hariç, hadi bazıları da daha başka hariç olsun. Emeviler ve. Abbasiler döneminde din amaç olmaktan çıkmış, araç haline gelmiş. Bunun altını tekrar çizeyim. 5 halifeyi kenara koyun. 6 halife olarak da net.
Ömer bin. Abdülaziz’i kenara koyun. Hadi içinde birkaç kişi daha vardır. Hepsinde toptancılık yapmayalım. Geri kalanın hemen büyük bir çoğunluğu. Emevilerde ve. Abbasilerde din amaç olmaktan çıkmış. Araçsallaşmış. Bugünkü dünya üzerinde bütün devletlerin yaptığı gibi. Onun da altını çizeyim. Dünya üzerindeki bütün devletlerin hangi dine tabi olursa olsun dini araçsallaştırdıkları gibi dünya üzerindeki şu anda ben la ilahe illallah muhammeden. Resulullah dedim. Müslümanım.” diyenlerin de büyük birçoğunu dini araçsallaştırmıştır. Siyasetçiler ve bürokratlarda zaten bu %99’dur. Dini araçsallaştırmak. Siz şimdi. Gazâlî’yi okurken, Gazâlî’yi dinlerken siz böyle benim arada böyle bir füze atmalarımı da dinleyeceksiniz. Arada bir füze atacağım ben. Çünkü arada füze atmazsam içimdeki benim o kabargınlık geçmeyecek. Dini kadar, dini araçsallaştıranlar kadar dine büyük ihanet eden bir başkası yoktur. Gavur.
dediniz kimse o kadar zarar vermez. Dini araçsallaştıranlar kadar bakın gavur dediğiniz kimse sufiliği araçsallaştıranlar kadar zarar veremez. Gavur dediğiniz kimse mezhepleri, meşrepleri araçsallaştırdığı kadar zarar veremez. Gavur dediğiniz kimse. İslammış gibi görünen siyasetçilerin, devlet başkanlarının dini araçsallaştırdıklarından dolayı vermiş olduğu zarar kafirler veremez. Veremez. İslam dünyasını yıkan, içeriden dini kendi emellerini araçsallaştıran insanlardır. Mezheplerin içerisinde, meşreplerin içerisinde, tarikatların içerisinde, siyasetin içerisinde, bürokratın içerisinde. Bunu böyle. Allah beni affetsin. Ben kelayak kuşu gibiyim. Belki de hani bunları kimse dile getiremiyor ama dini araçsallaştıranlar kadar. İslam dinine, Müslümanlara zarar veren başka bir kimse yoktur. Buna. Emevilerin büyük bir kısmı, Abbasilerin büyük bir kısmı bundan bunun. Şia bunun içerisine dahildir. Vahabiler bunun içerisine dahildir. Hariciler bunun içerisine dahildir. Şiaın bir tek ben.
Şia dediğimde şunun altını çizin. İmam. Caferi. Sadık’la. Caferileri ayırın kenara. Şiadan kastım. İmam-ı. Cafer değildir. Cafer-i. Sadık ve o onun temiz soyu da değildir. Şianın içerisinde o kadar çok çünkü fırka var ki hepsi de. Şia izliyor. Büyük bir çoğunluğu. Şia değildir onların. Şimdi böyle olunca hani bunların hepsi de büyük birçoğunu dini aressallaştırmışlar. İşte bu arasallaştırmanın içerisinden çıkmıştır. Maverdi ölümü 1058. Şu anda 2026’dayız. 1025 yıl önce ölmüş. 1000 yıl önce. Ve ben hep şuna inanırım. İnsanların suretleri değişir, insanlar değişir, devletler değişir. Hani dokuma tezgahı gibi. O çözgünün, atkının rengi değişir ama tezgah aynı tezgahtır. Tezgah aynı tezgahtır. Renk ve dizgi bile değişmez. İnsanlar aynıdır. Üç aşağı beş yukarı. Bazen insanlar ya geçmişte şöyleydi. Yok canım kardeşim.
şimdi de öyle. Geçmişte şöyle ihlaslı insanlar vardı. Şimdi de var. Sen görmüyorsun. Geçmişte şöyle ilerdi. Şimdi de var. Sen görmüyorsun. Sen yaşamıyorsun. Bazen dervişler de biz şöyle yapardık. Şimdi de yapıyoruz biz. Biz 20 yıl önce neysek, ne yapıyorsak şimdi de yapıyoruz. Hatta daha ilerisini yapıyoruz. Sen bizi ayak uyduramadın. Sen tembel kaldın. Sen uyudun kaldın. Sen iplikçiler gibi geri gittin. O bizim derdimiz değil. Cenâb-ı. Hak’a hamd olsun. Biz koşmaya devam ediyoruz. Sen koşamıyorsun. Şimdi böyle olunca işte. Maverdi. Abbasilerin en zayıf döneminde yaşamış ve. Abbasilere baktığınızda fiili olarak iktidar. Müveyhilerin ve. Selçukluklar. Selçukluların elinde. Bir böyle bir. Abbasi devleti var ama fiili olarak orada hani kuvvetli olan. Selçuklular var ve. Müveyhiler var. Ve halifelik, o zaman da.
halifelik var. Halifelik sembol olarak kalmış. Şimdi bazen hani kuruluş neydi? Osman ondan önce neydi? Diriliş. Ertuğrul, >> Diriliş. Ertuğrul filan. Onlar da hani böyle işte halifeden izin almak, halifeyle görüşmek filan böyle o sahneler var ya. Tabii neyse onlar birer dizi sonuçta. Biz kalkıp da oradan tarih dersi çıkaracak değiliz. Dizi milleti gaza getirmek için, galana getirmek için güzel bir. Hatta birisi paylaşmış ya adam bir tane kalpak, bir tane kılıç orada dizi oynuyor. O da kendince hıh mıh yapıyor böyle. Milleti gaza getirmeyi iyi biliyoruz biz. Hamdolsun. Şimdi bu normalde bu ortamda meşrutiyeti korumak ve meşrutiyeti yeniden kurmak. Şimdi böyle olunca meşrutiyeti korumak denince şimdi bir füze daha geliyor. Amerikan başkanı ne dedi? Cumhurbaşkanımıza biz ona meşrutiyet verdik.
dedi. O manada söyledi değil mi? Ne dedi? Söz nasıldı? Meşrutiyet verdik. O zaman bir meşrutiyet problemi var. O meşrutiyeti yeniden kurmak. Sen bir senin hakkın mı sen? Hani o meşru musun sen? Bir kimse bir makamda oturuyor. O makam bir meşru mu? İkincisi makamda oturan meşru. Hani bir o makam meşru mu? İki o makamda oturan meşru mu? Şimdi bunları istediğiniz yere çekin. Şimdi bir şeyh vefat etti. Doğru mu? Doğru. Şimdi şeyh bir kimseye zakirlik. Şeyh verdi. Şeyh meşru mu? Meşruysa zakirlik makamı meşru mu? Meşru. Birini oraya zakir tayin etti mi? Etti. Bak o zakir meşru. Onun bir meşrutiyet problemi yok. Makam meşru ne zakir? Makam meşru ne nakip. Makam meşru ne nakiba? Makam meşru ne çavuş.
Peki onu atayan kim? Şeh. Şeyh onu atadı. Onun atadığı da meşru mu? Meşru. Bir meşrutiyet problemi var mı? Yok. Şeyh vefat etti. Onu atayan kimse vefat etti. O atanan kimsenin meşruluğu kaldı mı? Kalmadı. Neden? Ate vefat etti. Çünkü dergahlar da devlet gibidir. O zaman ne lazım? Oraya bir tane şeyh lazım. O şeyh onu yeniden görevlendirirse meşru olacak yine. Ama o şeyh onu oraya görevlendirmezse onun meşruiyeti bitti. Şimdi. Bursa’da valilik makamı var mı? Var. Meşru mu? Meşru. Valiyi kim atıyor? Cumhurbaşkanı veya içişleri bakanı. Kim atıyor şimdi? Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı atayan kim? Cumhurbaşkanı. Valii cumhurbaşkanı atadı. Valilik makamı meşru mu? Evet. Vali atandı. Cumhurbaşkanı atadı. Vali de meşru mu? Vali de meşru. Bakın bir meşrutiyet problemi yok. Şimdi.
o zaman cumhurbaşkanı cumhurbaşkanını atayan kim? Şimdi cumhurbaşkanı seçimle geldiyse seçimle geldi. Meşru mu? Meşru. Kanuna, anayasaya göre. Ama yok. Cumhurbaşkanı farklı yollardan geldiyse o da. İmam-ı. Azam’ın fetvası var. İmam-ı. Şafii, İmam. Malik, İmamı. Hanbel’in fetvaları var. İslam düzeni olarak konuşuyoruz bunu. O zaman onun meşrutiyeti sorgulanacak mı? Evet. Şimdi işte. Abbasilerin son döneminde meşrutiyet problemi var. Sultan meşru mu? Hz. Hüseyin efendimizin. Şimdi geriye doğru sarayım biraz. Hz. Hüseyin efendimiz küfe halkı gel devlet başkanı olarak sana biat edeceğiz diyor. Devlet başkanı olarak sana biat edeceğiz. Hz. Hüseyin efendimiz yola çıkıyor şimdi. Ama öbür tarafta kim var? Yezit var. Şimdi. Yezit kimin ataması? Muaviye’nin ataması. Ve. İslam hukukuna göre, o güne kadar olan. İslam hukukuna göre. Yezid’in, krallığı.
veyahut da başkanlığı meşru değil. Bakın meşru değil, meşrutiyet problemi var. Buraları iyi anlayacağız ki geri kalanını iyi anlayalım. Yezit meşru değil. Yezit’ten sonrakiler de meşru değil. Emevileri söylüyorum. Meşru değil. Ardından. Emeviler devrildi. İmam-ı. Azam’ın fetvasıyla. Abbasiler kuruldu. Abbasilerde de meşrutiyet problemi var. Meşru değil. Ve. Maverdi bu son dönemin alimi. Maverdiyi sadece biz alim, alim olarak da göremeyiz. Maver de aynı zamanda siyasetçi, Maverde aynı zamanda akaitçi, Maverde aynı zamanda iyi hadisçi. Maverde aynı zamanda normalde iyi bir. Kur’an tefsircisi. Maverdi biz sadece siyasetnamesine bakaraktan eğer konuşursak yine yayan kalırız. Maverdi dolu bir kimse. O yüzden normalde hani burada din devletin ikiz kardeşidir dediğimizde bu meşrutiyeti yeniden kurmak, meşrutiyeti yeniden sağlamak bunun için bu din devletin ikiz kardeşidir.
meselesi böyle bir sadece felsefik bir teori değil. Veya böyle bir metafizik doğaşlama da değil bu. Bu böyle. Allah beni affetsin böyle fiili bir önerme. Bu fiili bir metafor bu fiili bunun çünkü altı üstü sağı solu belli. Bu noktada yok. O yüzden hani din dediğimizde din, din ve hangi din olursa olsun bu bundan sadece. İslam’ı çıkarmayın. Bakın hangi din olursa olsun ister. Hristiyan olsun ister. Yahudi olsun. Musevi olsun ister. İslam olsun ister. İbrahimi olsun ister. Hind olsun ister. Ta olsun uzak doğuya gidin ister. Yunan felsefesine gelin. Sokrat’a gelin. Eflatun’a gelin sıkıntı yok bunda. Din tırnak içerisinde normları koyan, hukuku koyan, kanunu koyandır. Din, din sadece ibadet değildir. Çünkü biz dini sadece ibadet açısından bakıyoruz. Sıkıntımız burada.
Bizi öyle bir hale getirdiler ki biz din denilince biz sadece ibadet aklımıza geliyor. Din sadece ibadet değil. Emirleri var, yasakları var, ekonomisi var, dünya sistemi var, devlet sistemi var, kurumları var. Biz din deyince haramları var, helalları var. Senin hayvanı nasıl keseceğini dahi söylüyor dinikahlanacağını, nasıl boşanacağını söylüyor. Ticareti nasıl yapacağını söylüyor. Din gümrüğü söylüyor sana. Vergileri söylüyor sana. Din sosyal adaleti konuşuyor sana. Dün parayı, din parayı konuşuyor. Paranın kimlerin elinde gerektiğini söylüyor din sana. Faizi konuşuyor. Her konuşuyor. Din sizin dininiz. İslam konuşuyor bunu. Bunu normalde. Hristiyan. İsviler de konuşuyor. Bunu. Museviler de konuşuyor. Şimdi bozuk. Hristiyanlık diye atfedilen. Hristiyanlarda da karışıyor her. Musevilerde de karışıyor. Anadolu’ya karışmıyor bir tek bize karışmıyor din. Bize karışan farklı bir.
Gazali’den Sorular 2 Hakkında
din. İslam karışmıyor bize. Şimdi öyleyince din aslında normları koyan bir bütündür. Çünkü dinin bir tarafı eksik kalırsa mesela ekonomisi eksik kalırsa, hukuku olmazsa olmadı. Yine sıkıntı var. O zaman din normları koyar ve din meşrutiyet, meşruiyet üretir. Bir şeyin, bir insanın, bir olgunun, bir fiiliyat, bir fikrin meşru olup olmadığına hükmeder. Çünkü bir meşrutiyet sağlayacaksa meşruiyet sağlayacaksa o kimse meşruiyet. Meşruiyetle karıştırıyorum ben bazen. Meşruiyet ikisinin manası ayrı. Meşruiyet sağlar. Din üretir bunu. Örnekliyorum. Bir din bunu sağlamlaştırır. Bir kimse sabah kalktığında ben şeyh oldum diyemez. Meşru değildir. O beş kişi toplanıp sen bizim şeyhimiz ol. O şeyh tasavvufi manada, sufi manada meşru değildir. Bunları da öğrenin. Bir şeyh vefat etti. Yerine gider gitmezden önce, ölmezden önce birisine bir.
vesika yazdı mı? Yazmadı. İlan etti mi? Etmedi. Bir başkasının ben buranın şeyhiyim demesi meşru değildir. Bunlar. Şeyh. Efendiden’en sonra yaşanan şeyler. Kardeş. Şeyh. Efendi senin şehlini ilan etti mi? Hayır. İki kişiyi ilan etti. Ahmet. Duran, Gümüş. Mustafa. Özba üçüncüsünü ilan etti mi? Etmedi. Üçüncüsü çıktığında meşru değildir. O bir devlet başkanı seçilmiş veyahut da kılıç zoruyla gelmiş. Devlet başkanı mı? Evet. Bakın başka bir kimse ona baş kaldırır. Ben devlet başkanıyım derse meşru değildir. Onun öldürülmesi. Bakın öldürülmesi şarttır. Bği hükmündedir o. Eğer. İmam-ı. Azam’a göre o kimse devlet başkanlığını ele geçirir, devlet başkanını kılıçdoruyla alır ise darbeyle gelen o devlet başkanı din ona bir meşruiyet veriyorsa. Kur’an ve sünnet dairesindeyse o devlet başkanı meşrudur. Din çünkü o.
kimseye meşruiyet verir. Din verir ona. Peki. Trump seçildi geçenlerde değil mi? Neyin üzerine yemin etti? İncilin üzerine yemin etti değil mi? Meşruiyetini nereden aldı? İncil’den aldı. Kraliçe öldü. Çok üzüldüler kraliçenin evlatları koşa cenazesine gittiler. Peki kraliçe öldükten sonra yerini oğlu kral olarak geçti. Öyle değil mi? Yemin töreninde neyin üzerine yemin etti? İncilin kral aynı zamanda. İngiltere’de nedir? Kilisenin başıdır. Kilisenin başı papa değildir. Orada papaz değildir. Kimdir? Kraldır. Din ona meşruiyet verdi, sağladı. Trump açıklama yapıyor. Kendisini. Mesih görüyor değil mi? Millet de alay ediyor hesapta. Onu değil mi? Kendini. Mesih zannediyor da kendini dini bir vazifeli görüyor. Evet. Doğru. Çünkü din ona din meşruiyet verir. Size bunları kimse böyle anlatamaz. Size bunu kimse anlatamaz. Ne oluyor?
Fransa devlet başkanı seçiliyor değil mi? Neyin üzerine yemin ediyor? İncilin din ona meşruiyet sağlıyor. O zaman din ne yapıyor? Meşruiyet üretiyor. Din ne yapıyor bir de? Din ne yapıyor? Bir de dinin vazifelerinden birisi ne? Birisi de ahlaki çerçeveyi belirliyor. Çok önemli. Din ahlaki çerçeveyi size ne yapıyor? Belirliyor. Hani. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisleri var ya. Ne diyor? Hani diyor bir çobanın sınırları vardır diyor. Koyunlarını o sınırlar içerisinde hani besler. Dinin sınırları vardır. Din size ahlaki sınırları çizer. Der ki, “Rüşvet almayacaksınız. Der ki, fakire, fukaraya zulmetmeyeceksiniz. Der ki, parayı, zenginliği belli ailelerin, belli kimselerin arasında döndürmeyeceksiniz. Parayı adaletli bir şekilde tevaya dağıtacaksınız der. Din emreder bunu. Faizi yasaklar din size. Bakın ne yaptı?
Ahlaki çerçeveyi belirledi. Biz ahlaki çerçeve deyince hemen aklımıza uçkur geliyor. İnsanların uçkurunun bozulmasının yegane sebebi ekonomidir. Din sizin ekonominize de karıştır. Ki parayı ve gücü belli ailelerde ve belli kimselerin arasında dolaştırmayın der. Bir ülkede 50 tane zengin oluşturmayın der. Zenginliği paylaştırın. Zenginliği dağıtın der. Bir kısmını 19.000 lirayile geçindireceğim derken bir kısmı bir yemekte 50.000 L öderken orada din. Tekrar söyleyeyim mi? Orada din yoktur. Bir kısmı normalde emekli maaşı 20.000 L alırken öbür tarafta birisi akşam yemeğine. Paris’e gidiyorsa orada din yoktur. Orada din yoktur. O zaman din dediğimizde. İslam olarak görüş konuştuğumuzda o sonsuz güç ve kudret. Allah’a aittir. Orada devlete ait değildir. Ve. Allah peygamberlerinin üzerinden insanlara ilahi kanunlarını ulaştırır peygamberlerinin üzerinden. Siz o yüzden.
peygamberleri reddedemezsiniz. Peygamberlerin getirdiklerini de reddedemezsiniz. Ve birileri peygamberin getirdiklerini, peygamberin hadislerini reddediyorsa. Bakın o dinden çıkmıştır. O meşruiyetini kaybetmiştir. O meşru meşruiyet sahibi değildir. O dinlenilmez. Aslında. İslam hukuku olmuş olsa komple hadisleri reddeden kimse peygamberi de reddetmiştir. Katli vacip olur onun. Kafirdir. Meşruiyeti kaybolmuştur onun. Şimdi böyle olunca o din ilahi kanunlar manzumesi. Siz onun birisini inkar edemezsiniz. Birisini reddedemezsiniz. E peki devlet nedir? Devlet dinin koymuş olduğu normları uygulayan aygıttır, sistemdir. Din normları belirler, kanunları belirler, din çerçeveyi çizer. Devlet de o kanunları, o normları uygular. Devlet böylece o normları, o kanunları uygularken düzeni de sağlar ve aynı zamanda da devlet bunları düzeni sağlarken cezalandırma gücünü kullanır. Din bir şeye ceza keser. O cezayı uygulayan devlettir. Ve.
eğer birisi bu noktada eksik kalırsa diğeri de eksik kalır. Din noktasında bir eksik kalırsa hem bakın hem fikriyatta hem fiiliyatta bu eksiklik devlete de yansır. Devletin de fikriyatında ve fiiliyatında eksiklik olur. Düzen bozulur, anarşi çıkar. O yüzden dinin koymuş olduğu normları, kaideleri, kuralları, kanunları, ceza sistemini devlet uygulamak zorundadır. Eğer devlet bunları uygulamaz ise o zaman. TEBAD’da anarşi çıkar. O zaman tebanın hakkı hukuku korunmamış olur. İşte. Maverdi’nin. Ahkamü. Sultaniye adlı eserinde bu o bu o eserden alınma. Şimdi. Kur’an ve sünnete dayanan bir siyaset teorisi geliştirmeye çalışırken hani o biraz baktım o. Ahmam-ı. Sultaniye. Kur’an ve sünnete dayanan bir siyasi teori geliştirirken. İslami hayatın içerisine girmiş olan, hani. İslami hayatın içerisine girmiş olan müesseseleri mesela vakıflar gibi.
İslami hayatın içerisine girmiş olan işte tüccar bugünkü dernekleri gibi, odalar gibi var ya şimdi bir sürü oda moda. Bunların hepsini de. İslami prensipler üzerinden yeniden yorumlamaya başlar, yorumlar ve bunları ahlaki denetim altına almaya, bununla alakalı fikir üretir. Bununla alakalı anlayış koyar ortaya ve bu hani daha birkaç tane daha eseri var. Zamanı gelince onların normalde isimlerini zikredeceğiz. Bunlara baktığımızda o devlet anlayışı ve hukuk anlayışında, devlet anlayışı ve. İslami çerçeve ve. İslami hukuk. Bakın çok önemli bir belirleyicidir. Maverdi bunlara bakarken veya bunların üzerinde fikir üretirken vardığı hükümler. Kur’an ve sünnete uygun ve. İslam hukuku çerçevesinde delillendirilmiş kanunlar, nizamnameler, düzenler hepsi de. Kur’an ve sünnet çerçevesi. Edir. Biraz buna böyle inceleyen kafa yoran normalde bu teorinin teori olarak.
alacak olursa reel fiiliyata geçirildiğini görür. Bakın reel fiiliyata geçirildiğini görür. Bir başarı söz konusudur. Maverdide. E şimdi. Maverdide bu yerleşir. Maverdi bu yerleşince bu. Maverdi şimdi ırkçılık gibi algılanmasın. En üstün ırk. Türk’ün ırkıdır. Böyle bir değil. Hani. Maverdi bunları konuşurken oranın coğrafi yapısı bellidir ama aynı zamanda da ırki yapısı dediğimiz ırklar da bellidir. Maverdi bunlar. Abbasiler zamanında. Abbasilerin son döneminde o bölgede hani. Bağdat. Basra o bölgede genel olarak bir. Araplar vardır. Türkler vardır. 3. Persler vardır. İraniler vardır. 4. Saklı gizli meydanda. Yahudiler vardır. Dört ana unsur vardır. Burada. Kürtleri yok saymak değil. Bu da yanlış anlaşılmasın. Kürtler boşnaklar gibi, pomaklar gibi örnekliyorum işte kıpçaklar gibi, Oğuzlar gibi bir. Türk boyudur. O İngilizlerin oyunudur o. Kürtlerin.
işte. Türk olmadığını iddia edip ayrılık şarkılar çaldırttıran. İngilizlerin oyunudur. Yahudilerin oyunudur o. Kürtler tarih boyunca. Türktürler. Boşnaklar ne kadar. Türkse, Arnavutlar ne kadar. Türkse. Kürtler de o kadar. Türktür. Oğuzlar ne kadar. Türkçe, Kıpçaklar ne kadar. Türkse, Kırgızlar ne kadar. Türk ise, Çeçenler ne kadar. Türk ise. Kürtler de o kadar. Türktür. Burada o bölgeyi konuşurken hani bunu da bir kenara not alın. Benim analizim kabul edilir edilmez etmeyenler kendileri bilirler. Ben ilgilendiriyorum. Böyle olunca oradaki. İslam dünyası dediğimiz dünya oradakinden din ve devlet kardeştir nazariyesinin var olduğu bu nazeriye ile alakalı bir sürü siyasetname yazmışlar. Bir sürü nasihatnameler yazmışlar. Bunları devlet başkanlarına sunmuşlar. Maverdi gibi, Gazâlî gibi, Nizamül. Mülk gibi. Onların bunlardan. Maverdi’den öncesi de var ya. Normalde.
bunları kaleme almışlar devlet başkanlarına nasihat etmek için. Hatta bir kısmı gitmiş bu kaleme aldıkları eserleri devlet başkanlarına okumuşlar, tebliğ etmişler, kitapları vermişler. Öyle korku yok. Nasıl devlet yönetilir? Teba nasıl. Hastalıklar nelerdir? Bu hastalıkların tedavileri nelerdir? Bunları birer tespit etmişler. Okusanız, Allah bizi affetsin. İnceleseniz ne kadar bu zamanla ne kadar benzeştiğini görürsünüz. Hani ben bazen zaman diyorum ya normalde siyasetçilerin hepsinde maverdiyi okuması lazım. Bürokratların hepsini de maver diye okuması lazım. Evet. Ve bu toplum. Anadolu insanı. Maverdi’nin ölçülerini okusa siyasetçilerin ne olduğunu görür. Bürokratların ne olduğunu görür. Devletin ne olduğunu görür. Evet. O yüzden bu yazılan eserler o dönemde siyasi, dini, fikri, iktisadi ve içtimai özelliklerini aksettirmesi bakımından önemli eserler. Çok önemli ama tabii bunları siyasetçiler, bürokratlar.
ne kadar okuyordur bilmem. Askeriye ne kadar. Bu siyaset ve nasihatnamelerde yöneticilerin devletin olası bir tehlikeyle karşılaştığında neler yapması gerektiğine dair konular vardır, fikirler vardır, öneriler vardır, nasihatler vardır. Ve normalde bu insanlar bunlar böyle. Allah beni affetsin biraz belki de bana kızacaklar ama bu. Nizamül. Mülk. Ondan önce. Maverdi, Maverdi’den sonra. Nizamül. Mülk, Nizamül. Mülk’ten sonra. Gazâlî., din ve devlet ikiz kardeştir nazariyesini ve fikrini fiilliyata geçirmiş ve dinin devlete burasının altını çizin dinin devlete, devletin de dine muhtaç olduğunu söylemişler. Biri olmazsa diğeri eksik kalır demişler. Şimdi şöyle diyebilirsiniz. Din devlete muhtaç olur mu? Din devletsiz yaşansaydı. Hz. Peygamber devlet kurmazdı. Din devletsiz yaşansaydı. Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hz. Hasan devletin başına oturmazdı. Demek ki. İslam dini.
devletsiz yaşanmaz. Şimdi biri olmazsa diğeri eksik kalır ya. O zaman hem bireysel hem de sosyal düzenin ikisi bir arada olursa sağlanabileceğini ifade etmişler. Hem birey olarak birey hakları ve bireyin hayat anlayışı tarzı, yaşantısı ve aynı zamanda toplum olarak toplumun yapısı, yaşantısı bunların her ikisinde belirleyen olgu din ve devlet kardeşliğiyle mümkün. Çünkü hani sohbetin başında din ne yapıyordu? Norları koruyordu. Çerçeveyi çiziyordu ve ahlaki önermeler koyuyordu insanların önüne. Devlet de ne yapıyordu? Bu normları uyguluyor. Bu cezalandırmayı yerine getiriyordu. Kumar oynamak haram. Bu din bu çerçeveyi koymuş. Devlet tebasına kumarı yasaklayıp oynayanları cezalandırıyor. Din kural koyuyor çünkü. Din diyor ki sen bilmem ne evleri açamazsın. Devlet bu normu uyguluyor. Din diyor ki sen faizle insanları ütemezsin. Devlet bu.
normu koruyor. O yüzden din dışarıdan baktığımızda sanki sadece bireysel hayatı dizayn ediyormuş gibi görünür. Hatta bize ne diyorlar? Bu senin vicdanınla alakalı. Dini bizim vicdanımızın içine hapsediyorlar. Din senin vicdanına seslenecek. Senin sosyal hayatını, ekonomik hayatını, aile hayatını, çocuk anne baba ilişkini, iki eş arasındaki ilişkiyi senin ticaretinin nasıl yapılması gerektiğine karışmayacak. Ya din vicdani bir olgu. Içinde saklayacaksın. Dışına aksettirmeyeceksin. Bir de ne diyorlar? Din seninle. Allah arasında. Araya kimse giremez. Tabii ya. Din seninle. Allah arasında. Araya kim girecek ki? Sana kimse karışamaz. Hayır, din karışıyor. İslam dini karışıyor. Hristiyanlara da karışıyor. Yahudilere de karışıyor. Hinduya da karışıyor. Taoya da karışıyor. Konfüsü de karışıyor. Evet. Ama. Anadolu’da karışmayacak. Din sizin sosyal hayatınıza, aile hayatınıza, çocuklarla olan ilişkinize,.
ticaret ilişkilerinize, şehirlerinize, köylerinize, hayvanlarınıza, ne yiyeceğinize, ne içeceğinize, suyunuza karışmayacak. Evet. Karışmayacak. Karışırsa laikliğe aykırı karışırsa bu din çok özür dilerim haşa kaka karışamaz sana. Anadolu’daki bir insanın din eşcinselliğine karışamaz. Anadolu’daki bir insanın sapkınlığına karışamaz din. İçkisine, kumarına, fuhuşuna, çıplaklığına karışamaz. Hiçbir şeyine karışamaz. Faizine karışamaz, aldatmasına karışamaz. Karışamaz hiçbir şeye. Karışırsa anayasaya aykırı bir iş yapmış olur. Diyanet bir 40 yılın başında doğru bir hutbe okudu. Laikliğe aykırı diye kıyamet koptu. Karışamaz ama o yüzden hani din sadece bireysel hayatı dizayn etmez. Din. Allah’la senin vicdanın arasında değildir. Din dünyaya da hükmeter, ahirete de. Din hatta daha ileri otope de hükmeder. Sen çöpü meydana çıkaramazsın. Din ona da hükmeter. Çöpü gömeceksin. Din ona da hükmeder. Sen çevreye.
zarar veremezsin. Din ona hükmeder. Sen otoçöpe zarar veremezsin. Din ona da hükmeder. Bak din hükmeder ona. Allah bizi affetsin. O yüzden normalde evet bir kimse kendi bireysel hayatını kendisi yönlendirir, dizayn eder, düzenler ama devlet bu konuda etkindir. Aynı zamanda devlet toplumsal hayatı da düzenler. Devlet toplumsal hayata karışmaz diyemeyiz. Toplumsal hayata da karışır. E böyle olunca normalde hani din ve devlet birbirini tamamlamış olur ve normalde tamamlarken de din de devlet de toplumun ahlaklı olmasını belirli kurallara uymasını ve normalde devletin bütün toplumu mutlu etmek için bütün toplumu müreffeh bir hale getirmesi için çaba gösterir. Ve devlet başkanı bu manada tırnak içerisini. İslami olarak devlet başkanı iktidar gücünü gerektiğinde dini amaçlar için de kullanır. Ama dini. Maverdiye’ye göre,.
Gazâlî’ye göre, Nizamül. Mülke göre siyasi amaçları ve emelleri için kullanamaz. Dini devlet başkanları ve bürokratlar siyasi ticari amaçları için dini araçsallaştıramazlar, kullanamazlar. Bu konuda. Maverdi’den başlayarak. Nizamül. Mülk ve. Gazâlî çok hassas bir noktada dururlar. Ve devlet başkanı dini korumakla mükelleftir. Çünkü devlet onunla meşruiyet kazanmış olur. Geçen haftadan hatırlayın devletin beş asli vazifesi vardı. Bir tebanın dinini korumak. 2. Tebanın aklını korumak. 3. Tebanın canını korumak. 4. Tebanın namusunu, zürriyetini korumak. 5. Tebanın malını korumak. Bu beş ana unsuru devlet korumakla mükellefti. Geçen haftadan hatırlayın veyahut da. İslam’da siyaset olarak oradan da hatırlayın. Öyle olunca çünkü devletin meşruiyet kazanması ancak bu dini olarak beş unsurun korunmasıyla mümkün. Eğer bu beş unsuru devlet korumuyorsa. İslami olarak devletin meşruiyeti yoktur.
Bu çok keskin ama devletin meşruiyeti bu beş şeyle mümkündür. Öbür türlü o devlet meşruiyet sahibi bir devlet değildir. O yüzden din ve devlet kardeştir hükmü ben o artık onu şimdi bir felsefe veyahut da ütopya olarak görmüyorum. Bu yaşandı çünkü. Selçuklula yaşandı. Osmanlıların bir kısmında yaşandı. Selçukluların bir kısmı yaşandı. Bu. Türk. İslam devletlerinde özellikle bunu ayırt edeyim. Türk. İslam devletlerinde bu devlet ve din kardeştir nazariyesi her daim ama eksiklikleriyle ama yanlışlıklarıyla biz siz bunun adına ne derseniz deyin hep böyle bu ilke korunmuştur zaten. Bu ülkenin dışına çıkınca hani din devlet kardeştir hükmünün dışına çıktığınızda otomatikman sekülerizm girer işin içerisine. Otomatikman din ve devlet kardeştir naziresi çıkınca otomatik hiç beklemeden sekülerizm araya girer. Dünyevileşme dinin normlarının ve.
kurallarının rafa kaldırılması girer. Orada ne başlar bu sefer? Ahmed’in. Mehmed’in aklı, Hasan’ın, Hüseyin’in kılıcı. Onun bunun fikriyatı girer ortaya. Çünkü din o devletten elini ayağını çekti. Veyahut da devleti yönetenler dini dışladılar. Dini hükümleri ve hukukları dışladılar. Dışlayınca ne kaldı? Sekülerizm kaldı. Bugünkü dille. Dinsizlik kaldı. Devletin dini dinsizlik oldu veyahut da devletin dini değişti. Hani cumhuriyet yeni kurulduğunda devletin dini neydi? İslam’dı. Sonra ne oldu? Kaldırıldı. Sonra ne oldu? Laiklik geldi. Laiklik geldi. Laikliği hala daha anayasada tarifi yoktur. Türkiye. Cumhuriyeti. Devleti’nin anayasasında devlet demokratik insan haklarına dayalı laik hukuk devletidir. 3 yaş 5 şıkır böyle değil mi? Laikliğin tanımı yoktur anayasada. Malum laiklik. Fransa’dan alınmadır. Bu toprakların ürünü değildir. Hukuk derken de sizin hukukunuz da bu toprakların.
hukuku değildir. İlk etapta. Avrupa’da ne kadar. İsviçre’den medeni kanunu komple. Türkçeye çevirmişler almışlar. Almanya’dan bilmem ne hukukunu al. Türkçe çevirmişler, almışlar. Fransa’dan bilmem ne hukuku çevirmişler, almışlar. İşte şeyden ne o. İtalya’dan bilmem ne hukukunu çevirmişler, almışlar. Hala da onunla da idare ediliyorsunuz siz. Tatil günleriniz. Avrupa’ya göre ayarlanmış. Ya bir. Yahudiyi cumartesi günü siz çalıştıramazsınız. Kutsal günleridir. Cumartesilerin. Yahudilerin pazar günü. Hristiyanların kutsal günüdür. Pazar gün muhakkak kiliseye gitmeniz gerekir. İyi bir. Hristiyansanız, iyi bir. Yahudiyseniz muhakkak cumartesi gün havra gitmek zorundasınız. Müslümanların cuması kutsal değildir. Hadis-i şerif cuma müminlerin bayramıdır. Müminlerin bayramıdır. Anadolu. Müslümanlarının değil. Nasıl bas? Yahudilere tatildir kutsal günleri. Hristiyanlara tatildir kutsal günleri. Müslümanların cuması tatil değildir. Devlet memuru olabilirsiniz, esnaf olabilirsiniz, fabrikada çalışabilirsiniz. Cumaya.
gidemezsiniz. Cumaya gidebilmeniz için resmi tatil olması lazım. Resmi tatilde yoktur zaten. Ama siz bir. Yahudiyi cumartesi çalıştıramazsınız. Siz iyi bir. Hristiyanı pazar günü çalıştıramazsınız. Böyle olunca hani din ortadan çıkınca sekülerizm kalıyor. Dinsizlik kalıyor veyahut da. Türkiye olarak düşünürsek. Orta yerde layık kalıyor. Tabii aslında hani bu din devletin ikiz kardeşidir dediğimizde sonradan burası biraz olmuş, istismar edilmiş. Dini devlete tabi kılmak için değildir. Bu tehlikeli konu var. Din devlete tabi olmaz hiçbir zaman. Siz dini devlete tabi edemezsiniz. Din büyük kardeştir. Normları koyandır. Çünkü hukuku koyan, kanunu koyan o olunca devlet ona tabi olmaz. Çünkü devlet meşruiyetini dinden alır. Devlet meşruiyetini dinden aldığı için din devlete tabi olmaz hiçbir zaman. Din tabiri caizse üst kurul hükmündedir. Din ne.
devlete tabi olur, ne devlet başkanına tabi olur, ne de bir kurum veya kuruluşa tabi olur. Din bu noktada bağımsızdır. Siz dini bir yere bağlayamazsınız. Siz. İngiliz kraliyetindeki gibi oradaki. İngiliz kiliseleri krala bağlıdır. Sizin camileriniz krala bağlı olamaz. Veyahut da. Amerika’da kiliseler. Bush’a bağlıdır. Bush’a bağlı olamaz. Veyahut ne trumpa. Trumpa, turpa bağlı olamaz. Din hiçbir zaman hiçbir zaman devlete tabi değildir. E şimdi dindarlar, dindarlar, din değil, devletin olmasına muhtaçtır. Bir. Müslüman, bir mümin tırnak içerisinde. İslami bir devlete muhtaçtır. Zaruridir. Bireyin dini haklarını, dini hukukunu, sosyal hayatını dizayn etmesinde tırnak içerisinde. İslami bir devlete muhtaçtır bir. Müslüman. Yoksa dinini yaşayamaz o kimse dininin kural ve kuramlarını da yaşayamaz. Siz istediğiniz kadar dinin yasaklarını anlatın bu insanlara. Dinin.
Gazali’den Sorular 2 Sohbeti
yasakladığı her devlet tarafından yasak değilse, serbestse siz bu insanlara ne anlatırsanız anlatın önüne geçemezsiniz. Çünkü dinin koymuş olduğu normları ayakta tutacak, sağlayacak bir devlet mekanizması yok. Ha din sabahtan akşama kadar fuhuşu yasak etsin. Fuhuş dediğimiz nedir? Parayla olan muhabbettir. Sizin topraklarınızda bir genel evi patron ilçesi onca zenginin içerisinden yıllarda yıllarca vergi rekortmeni olup devletin maliye bakanından veya başbakanından şilt alıyorsa siz sabahtan akşama kadar dinin fuhuşu yasak ettiğini anlatın. Olmadı. Hani ayırdım ya. Abd. Ömer bin. Abdülaziz’i az önce. Ömer bin. Abdülaziz’i neden ayırdım. Emevilerin ve. Abbasilerin içerisinden biliyor musunuz? Ömer bin. Abdülaziz devlet başkanı olmak istemez ama kurul halinde, heyet halinde gelirler. Derler ki, “Ne olursun sen bize devlet başkanı ol.” Ömer bin. Abdülaziz’in devlet başkanı.
olmak gibi bir düşüncesi yoktur. Ömer bin. Abdülaziz devlet başkanı olurken 2.000 dirhem parası vardır. Devlet başkanlığından ayrıldığında bir rivayette 100 dirhem, bir rivayette 200 dirhem parası kalmıştır. Devlet başkanlığı yapıp fakirleşen kimsedir. Ömer bin. Abdülaziz. Bakın, devlet başkanını yapıp fakirleşen kimsedir. Ömer bin. Abdülaziz. Şimdi öyle olunca hani bizim dindar dediğimiz devlet başkanı, devlet başkanı olduktan sonra fakirleşmesi lazım. Bizim milletvekilleri, belediye başkanları belediye başkanı olduktan sonra, milletvekili olduktan sonra fakirleşmesi lazım. Yok zenginleşiyorlarsa, o zaman onlar dini araç kullandı. Devleti de araç kullandılar. Kendi şahsi amelleri üzerine yürüdüler. Dini ve devleti kendi şahsi amaçları üzerinden yürüttüler ve sömürdüler. Baktığımızda. Muaviye’nin. Yezid’in yüklü bir mirası vardı. Emevi sultanlarının yüklü bir mirasları vardı. Abbasi sultanlarının yüklü bir mirasları vardı. Buradan.
Ömer bin. Abdülaziz’i çıkarıyorum. E o zaman normalde bu din ve devlet kardeştir dediğimizde zaman içerisinde bozulan bu din devlet kardeşinin bozulma sebeplerinden birisi devleti yöneten sultanların ve bürokratların bu çerçeveyi düzgün oturtamaması kendi ve etraflarının zengin olması ama tebanın fakirleşmesi söz konusu. Gazâlî’ye gelecek olursak şimdi buradan. Maverdi’den, Gazâlî’ye geldiğimizde. Maverdi’nin kurduğu bu çerçeveyi. Maverdi bu hani bir ana kaideleri belirlemiş. Hani inşaatı oturtturmuş, temeli atmış. Tabiri caizse bu binanın ana kolonlarını atmış, üstünü kapatmış, tamamlamış. Gazâlî bu çerçeveyi ahlakileştirir. Bu çerçeveyi ahlakileştirir. Ve mesela. Gazâlî örnekliyorum onu. İtaati fitneden üstün tutar. Düzeni kaostan evla görür. Hani kaos yaşanacağının düzen olsun der. Sonuç olarak hani. Maverdiye baktığımızda bir siyasi norm vardır. Kanunlar, kurallar vardır. Gazâlî’de ise ahlaki içselleştirme vardır.
Bunda. Gazâlî bu siyasi normları, siyasi kanunları, kaideleri içselleştirir. Ahlakileştirir, yaşanır hale getirir. Bu ikisi de birleşince hem ahlakileştirme, içselleştirme hem siyasi kanunlar, normlar, kaideler ikisi birleşince güçlü bir güçlü bir din ve devlet anlayışı çıkar ortaya. Ve bu anlayış güçlü bir din ve devlet anlayışı devleti ve insanları sekülerizmden kurtarır, korur. O yüzden. Anadolu. Müslümanları. Gazâlî’nin bir tek ihyasını okur. Gazâlî’nin siyasetnamesini, Maverdi’nin siyasetnamesini okumaz. Okutturulmaz da. Bize sadece. Gazâlî’nin ahlakiliğini okuttururlar. Maverdiin siyasi normlarını değil. Şimdi böyle olunca ikisi birleşince devletin hukukunun ve çalışmasının keyfileşmesini önler ikisi birleşince ve devlet mutlak güç hükmünde değildir. Maverdi’in siyasi normlarıyla. Gazâlî’nin bu siyasi normları ahlakileştirmesini birleştirince şu çıkar ortaya. Hukuk keyfileşmez. Buna dini hukuk. Devletin hukuku da dahil. Keyfileşmez. Aynı zamanda.
devlet mutlak güç değildir. İkisi birleşince. Şimdi buna örneklemek gerekirse hani dini hukuk keyfileşmez diyorum ya. Dini hukuk nasıl keyfileşiyor? Örnekliyorum işte birisi çıkıyor diyor ki. TOKİ’nin faizi faiz değildir diyor. Birisi fetva veriyor. Kadın 10 tane erkek de dolaşsa nikahı durur diyor. Fetva veriyor o kimse. Bunun nereden alındığı söylenmiyor. Kur’an, sünnet burada aranmıyor. Celalettin. Afgani’nin. İngiliz masonudur. 33 dereceli kraliyet ailesinin masonudur. Enflasyon miktarı kadar faiz caizdir. Alır getirir buraya. Keyfileşiyor veya devlet bir kanun çıkarırken keyfileşiyor. O esnada. Esen rüzgara göre bir kanun çıkarıyor. Ama. Mahverdi ve. Gazâlî’nin o birisinin siyasi normlarını ve hukuklarını öbürkü de ahlakileştirince, içselleştirince bunlar ortadan kalkıyor ve devlet mutlak güç olmayınca normal kabul edilebilir bir sınır çiziliyor devlete. Kabul edilebilir bir sınır.
çiziliyor devlete. E böyle olunca ama hani devlet her şeyi yapamaz. Devlet elindeki devlet gücünü kendi tebasına zulüm noktasında kullanamaz. Tebanın hakkına, hukukuna riayet etmeli hükmü çıkıyor. E ama zaman içerisinde hani. Maverdi’den ve. Gazâlî’den uzaklaşınca devletler o zaman devlet mutlak güç haline geliyor. Devlet mutlak güç gelince o mutlak gücün yapmış olduğu yanlışlıkları siz muhalefet ederseniz siz fitneci oluyorsunuz. Veyahut da o mutlak gücün yaptıklarında. Kur’an ve sünnete şurada aykırılıklar var deyince böyle bir eleştiri getirince siz düzen bozucu oluyorsunuz. Ensenizde boza pişiriliyor. Diliniz sivri olmuş. Bu bozguncu oluyor. Ne şeyhiya bozguncunun teki o. Fitnecinin başı o. Fitnenin başı. Neden? Mutlak gücün keyfiliğini bozacak. Kur’an sünnet dairesinde bir hukuk koyarsanız o zaman siz taka ilan ediliyorsunuz. Ve bu handikaplardan.
birisi itahat, itaat anlayışının bozulması. Hani şimdi. İslam’da siyasete atıfta bulunayım. İtaat neydi? Mahruftaydı. İtaat neydi? Kur’an ve sünnetteydi. Maruftaydı. Iyilikte itaat vardı. Ama normalde yanlışa itaat etmek bozulunca, tersine dönünce yanlışa itaat etmek dini erdemlilik sağılığı. Acı olan bu zaten. Hani bir yanlış diyorsun buna. Ona o yanlışa itaat etmeyince siz bozguncu oluyorsunuz. Yanlışa itaat eden de hani böyle koyun gibi olmak, ne derlerse eyvallah paşam güzelim demek. O zaman da o itaat ne yazık ki dini erdemlilik gibi görünüyor. Yaşanan en büyük handikaplardan birisi bu. Bu da toplum içerisinde bu da toplum içerisinde siyasi bir donukluk, siyasi bir e durahanlık, siyasi bir körlük, siyasi bir algı bozukluğu oluşuyor toplumda ve toplumun un ihtiyaçlarını görememe, görürse bile çözüm üretememe.
yanında getiriyor. Bu söylediğim o hani fitneci görülmek, bozguncu görülmek, yanlış itaati dini erdemlilik gibi görünmek. Bu üç benim tespit ettiğim bu ana unsur daha bunu 4 5 6 7 yapmak mümkün, sıralamak mümkün. Hani benim böyle kendimce acil olarak tespit ettiğim şeyler. Bunlar acı şeyler. İşin bir de işin ilginç tarafı şu. Bunlar benim konuşamadıklarım. Bunlar benim içimde taşıdığım şeyler. İçimi yıkan, içimi yakan, içimi tırmalayan şeyler bunlar. Ülkem adına, milletim adına, bu topraklar adına, gelecek zürriyetlerimiz adına, çocuklarımız, torunlarımız adına bunun acısını yaşayan insanım. Nasıl bir çocuklarımıza ülke bırakacağız? Nasıl çocuklarımıza bir toplum bırakacağız? Nasıl bir aile sistemi kuracağız? Nasıl bir aile bırakacağız çocuklarımıza? Paramız olabilir, arabamız olabilir, katımız yatımız olabilir. Biz gelecek zürriyetlerimize ne bırakacağız? Bu devlet,.
bu millet bu toprakları gelecekte ne bekliyor? Benim her iki dedem de vatanı, milleti için canını feda eden insanlar. Biz vatan, millet, Sakarya deyip 14 yaşından beri sokaklarda yürüyen insanız. Vatanı kurtarmak için duvarlara yazı yazmak dendi. Yazı yazdık. Vatanı kurtarmak için yollara yazı yazmak dendi. Yazı yazdık. Komünizm, komünizmden ve komünistlerden kurtaracağız diye taş taşa, başa yaralanmayı göze aldık. Kimimizin çenesi yarıldı, kimimizin göğsü kırıldı, kimisi öldü, kimisi kurşunlandı, kimisi cezaevlerinde asıldı, kimisi hanımının, çoluğunun, çocuğunun önünde işkenceye tabi tutuldu. İşkenceye tabi tutulduktan sonra hanımının yüzüne bakamadı. Bir daha annesinin, babasının yüzüne bakamadı. Nereye gittiği belli değil. Gencecik delikanlıların, gencecik çocuklarının hem solcu hem sağcı hem ülkücü ne derseniz deyin vatanı koruma, vatanı muhafaza etme adına candan geçtiği zamanlardan.
geçtik. Evet. Benim bir tarafım acı ve bunca yıldan sonra baktığımda evet. Allah beni affetsin. Ekonomik hiyerarşi sorgulandığında siz düzen düzeni bozucu oluyorsunuz. Sermayenin belirli ellerde toplanmasını sorgulayınca, bu eleştiriyi koyunca senin ne şehlin kalıyor, ne dervişliğin kalıyor, ne insanlığın kalıyor. Hakaret edilmedik bir yanın kalmıyor senin. Siz bu topraklarda makul bir hukuku savunca sizin hiçbir şeyiniz kalmıyor kardeş. Devlet mutlak güç değil. Devlet benim alacağım olan çeklerime ceza yasasını kaldırınca bir tane çek ödenmedi. Benim derdim para değil. Devlet benim adıma nasıl çeklerin cezasını kaldırır da benim param orta yerde yok olur? Bunu sorgulayınca, bu eleştirel bir konuşunca sizin elinizden tekkeyi dalıyorlar, medreseyi dalıyorlar, her şeyi alıyorlar. Diliniz sivri oluyor. Siz itaati, yanlışa olan itaati dini erdemlilik gibi algılayacaksınız.
Siz bir fetva vermişler. Ne fetva veriyor? Diyor ki. TOKİn’nin satışları soruyorlar ya dervişler diyorlar ki. TOKİ’nin satışları caiz mi? Ben de diyorum ki alışverişin caiz olması için bu ürün ürünü meydanda olacak. Evet. Adedi belli olacak. Evet. Fiyatı belli. Fiyatı belli olacak. Eğer normalde ürünün fiyatı belli değil, alışveriş caiz değil. Bu ürün kimin? Benim tapusu nerede? Tapusu bende yok. O ürün senin değil. Y bunu caiz değil deyince seni tefe koyuyorlar. Seni hiç kimseyor. Sebep sen ekonomik hiyerarşiye, karşı geldin. Sen bunu 10 tane şirketin vergilerini affedince benimkini neden affetmiyorsun? Benimkini de affet. Toplumunkini da affet. Herkesinkini affet. Neden 10 tane şirketin vergisini affettin? Neden 10 tane, 20 tane şirkete sen ayrıcalıklık tanıdın? Bunları konuşunca o şeyh her.
türlü hakareti hak ediyor. Burada. İslam dünyasında en büyük handikap bu. Yanlışa itaat dini erdemlilik gibi görünüyor. Yanlışa itaat. Siz. Kabe’de, Kabe’de. Allah’ın evi denilen yerde siz. Filistin’e dua edemezsiniz. Orada. Siz. Filistin poşusuyla poşu bez. Kabe’ye giremezsiniz. Siz yanlışa itaat dini erdenlilik çünkü. Evet. O yüzden siz hani bu din devlet kardeştir ama bu din devlet kardeşliği devletin mutlak güç olarak devleti idare edenlerin de mutlak güç olarak kendilerini tanımlaması. Maverdi. Gazâlî çizgisinden dışarı çıkması bu sefer devlet ve devleti idare edenleri zalim noktasına getiriyor. Sebep sen tebanın hakkına hukukuna riayet etmedin ki. Rüşvet aldı götürdü kendini. Kayırmacılık aldı götürdü kendini. O partiden olursa ona 8 kat veriliyor. Ne o? Ruhsat. Öbürkün olursa adam 4 kat. Yan yana. O.
neden 8 kat? Bu neden 4 kat? Onun partiden tanıdığı var. O gitmiş özel bir çıkarmış. 8 kat, 18 kat almış. Öbürkü bir çıkaramamış. Garibim o dört katta kalmış. Öbürkü bir kocaman fabrika yapmış. Kaçak. Öbürkü oraya bir tane gecekondu yapmış. Gece kondu da değil. Bir tane oraya ne diyorlar? Prefabrik bir oturturmuş oraya. Bulduzerler gelip yıkıyor onu. [kahkaha] Evet. Adam kocaman fabrika yapmış. Kaçak elektriğini vermiş, suyunu vermiş. Her şeyini vermiş. Adam başını sokacak bir yer yapmış. Kaçak yapmış. Kanunsuz. Doğru. Sen bütün kaçak inşaatları neden yıkmıyorsun o zaman? Sadece fukaranınkını yıkıyorsun. Neden siyasetle ilgilenenler hızla zengin oluyor? Ne iş yaptı diyorum ben? Ne ticaret yaptı? Ne yaptı? Nasıl? Baskya ya. Kardeş sen filanca. İnegöl’den buraya geldiğinde senin. Bursa’da.
villan var mıydı? Yoktu. Senin işin kocaman mıydı? Değildi. Nasıl kocaman iş sahibi oldun? Bir sürü villa sahibi oldun. Kimse sorgulamıyor. E Mustafa. Özbağa sorguluyor da ne oluyor? Ensesini de boza pişiriyorlar. Oldun fitneci. Mustafa. Özbağa. Evet. O yüzden normalde bu sadece ekonomik alanda değil. Bu normalde fikri alanda, düşünce alanında o. Maverdi. Gazâlî çizgisinin dışına çıkılınca fikri alan, düşünce alan, felsefe alan, bunların hepsi de donukluk. Hepsi de durağanlığa giriyor. O kimse bir üretemiyor. Çünkü cezalar var. Anayasaya karşı olmak var. Anayasayı bozmak, düzeni bozmak var işin içerisinde. Kanunları istediğin gibi yorumlamak var. Kanunları istediğin gibi yorumlayınca o zaman o üretken beyinler üretmiyor. Üretmiyor. Bu sefer devlet hantallaşıyor, donuklaşıyor. Devletin organları hantallaşıyor, donuklaşıyor. Her taraf hantallaşıyor, donuklaşıyor ve donuklaştıkça.
da zalimleşiyor. Donuklaştıkça da mutlak güç haline geliyor. Ve devlet şimdi cihadı düşünmediğinden dolayı bir tek içerideki kendisini eleştiren muhalif gruplara karşı silahlanmış gibi oluyor. Evet. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hz. Hasan radıyallahu anh hazretlerinin devletin en önemli görevlerinden birisi dini korumak ve cihat etmektir. Cihat etmek, bakın cihat etmektir. İlk dönem. İslam’a bakarsanız devletin varoluşu cihadın üzerine kuruludur. Devletin varoluşu cihadın üzerine kuruludur. Dinin üzerine kuruludur. Din cihat, devlet iç içedir. O yüzden devlet din ikiz kardeşimi yok yandan kardeşimi, önden kardeşim diye sorgulanmaz. Öyle olunca din, devlet, cihat içine girmiştir. Bütün kurumlar, kuruluşlar, şahıslar, bireyler, toplum bir tek cihadı düşünür. Başka bir düşünmez. Çünkü din. Allah’ın oluncaya kadar cihat etmekte.
emrolunmuştur. Müslümanlar. O yüzden. Müslümanlar cihadı düşünür sadece. İslam. Müslümanları sadece cihadı düşündürür. Allah’ın dinini, hukukunu, hükmünü yeryüzünde galip etmeye, yeryüzünde hakim etmeyi düşünür. Başka bir düşünmez. Ama bu çizgiden ayrılınca o zaman ortalık bozuluyor, ifsat oluyor. Ve din ile devlet ikiz kardeştir formülü. Maverdi ve. Gazâlî’de devletin krizden çıkma, toplumun krizden çıkma, devletin ve toplumun meşruiyetini yeniden sağlamada en büyük fikri ve fiili bir hareket oluyor. Ve bu süreçte bu. Maverdide bir teori gibi dursa bir müddet sonra o teorinin fiiliyata geçecek. Gazâlî’de bilhassa ve. Nizamül. Mülkle. Nizam-ı. Mülk. Gazâlî ile bu fiiliyata geçtiğinde. Selçuklu derleniyor, toparlanıyor ve asıl düşman olan haçlı ordularına karşı güçlü bir devlet, millet, din kaynaşması meydana geliyor. Bakın bunun son saat çünkü 10.30 oldu.
Ben yine son nokta olarak şunu söyleyeyim. Eğer bu üçlü kaynaşma, din, devlet, millet, bu üçlü kaynaşma haçlıya karşı hem fiili hem fikri, fikri dediğimde aka noktasında, mezhep noktasında, meşrep noktasında, fiili dediğim askeri noktada, siyasi. İslam düşüncesinin ve. Müslümanların ların, Müslümanların kurtarıcısı oluyor. Eğer bu üçlü bir kaynaşma olmamış olsaydı bu benim böyle sondan söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Eğer bu olmamış olsaydı. İslam dünyası diye bir dünya kalmazdı. Altını tekrar çizeyim ben. İslam dünyası diye bir dünya kalmazdı. Haçlılar, haçlılar. İslam dünyasını tabiri caizse buldozer gibi ezmekle kalmaz. Bir öğütme makinesi gibi komple öğütürdü. Şunu düşünmeyin. Yok ya bu kadar da değil. Siz bu kadar da değil derken. Bosna’ya bakın. Bu kadar da değil derken. Afganistan’a bakın. Bu kadar da.
değil derken. Irak’a bakın. Suriye’ye bakın. Bu kadar da değil derken. Yemen’e bakın. Lübnan’a bakın. Bu kadar da değil derken. Mısır, Fas, Tunus. Cezayir’e bakın. Bu kadar da değil derken. Sudan’a bakın. Afrika’ya. Müslüman topl topluluklara bakın. Bu kadar da değil derken ve tırnak içerisinde söyleyeyim. Müslümanlar dünya üzerinde şu anda dünyanın köleleridir. Müslümanlar köle hükmündedir dünyada. Şu anda köle. Düne kadar belli bir şimdi 3üncü nesil. Avrupa’ya gidenler, eğitilenler, eğitim görenler 3üncü nesil böyle kendilerince e doğru yerlerde çalışıyorlar. Birinci nesil. Avrupa’ya gitti. Avrupa’nın en pis işlerini yaptılar. Onlar psikolojik olarak kafalarına birer tane tüy koydular. Öyle geldiler ama. Avrupa’nın en pis işlerini yaptılar. Afrikalılar. Amerika’nın, Kanada’nın en pis işlerini yaptılar. Afrikalıların bir kısmı. Avrupa’nın en pis işlerini yaptılar.
Hala da aynıdır. Ve. Müslümanın canının malının, canının malının namusunun kıymeti yoktur. Değersizdir. Değersizdir. Bir tane. Yahudi öldürülürse bütün dünya açıklama yapar. Yıllardır, 100 yıldır, 150 yıldır. Yahudiler. Filistinlileri katleder. Hiç kimsenin gıkı çıkmaz. Afganistan’a atılan bombaların adli hesabı yoktur. Kimsenin gıkı çıkmaz. Suriye’ye, Irak’a, Libya’ya, Lübnan’a, Yemen’e atılan bombaların haddi hesabı yoktur. Kimsenin gıgı çıkmaz. Bosna’da katledilenlerin, şehit edilenlerin adedi belli değildir. Hala daha kayıpları vardır. Bosnalıların. Hala daha her sene toplu mezarlar çıkarılır. Bütün dünya seyreder onu. Gıgı çıkmaz. O yüzden o din, devlet, millet kaynaşması bozulunca. Müslümanlar sahipsiz kalmıştır. Şimdi olduğumuz gibi paramızın değeri yoktur. Canımızın değeri yoktur. Malımızın değeri yoktur. Yoktur. Namusumuzun değeri yoktur. Kimliğimizin, kişiliğimizin değeri yoktur. Ve acı bir bu artık yerleşmiştir. Bir müslümana.
bir başkası istediği gibi hakaret edebilir. İstediği gibi küfredebilir. Örtüsüne, bilmem nesine, osuna, busuna laf söyleyebilir. Cesaretlidirler. Şimdi geriye döndüğümüzde o ma verdi. Nizamül. Mülk. Medreseler ve. Gazâlî haçlı seferlerini önleyici en önemli etkenlerden birisidir. Ve yine. Müslümanlar haçlı seferlerine maruzdur. Bunu. Amerikan başkanı çok açıkça söyledi. Bu bir haçlı seferidir dedi. Amerikan başkanı açıkça söyledi. Yine. Müslümanlar. Haçlı seferlerine marruzdur 300 yıldan beri. Ve kurtuluş benim nazarımda yine. Maverdi. Gazâlî çizgisindedir. Benim anlayışım bu. Allah bizi affetsin. >> Amin. >> Şimdi önümüzdeki hafta aslında şeyden geleceğiz. Devam edeceğiz. Yine geldik aynı yere. Bir alıntı daha yapalım diye. Oradan devam edeceğiz. Allah izin verirse inşallah. Haklarınızı helal edin. >> Sürçil ihsan ettiysek affola. Buradaki normalde sohbetin büyük bir kısmı bu.
fakire ait., değişik yerlerden okumalar yaptım muhakkak. O okumalardan almış olduğum notların neticesi ve aynı zamanda da kendimce gördüklerimi yazmaya, anlatmaya çalıştım. Ha belki de çok ilmi bulunabil bulunmayabilinir veya çok teknik bulunmayabilinir. Bu konuda da herhangi bir iddiamız yok. Böyle bir iddia sahibi değiliz. Rabbim bizleri samimi bir şekilde. Kur’an ve sünnet seni yaşama ve yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin. >> Amin. >> Haklarınızı helal edin. >> Helal edin. >> Elfatihama salavat. >> Amin. Paragrafı bitirmek istedim. Belki de sıkıldınız ama o yüzden ama o paragrafı yarım da bırakmak istemedim. Heyecanlıyım ya bir de ondan kaynaklanıyorum. Evet. Malum perşembe gün hem üç ayların başlangıcı kandili kutlayacağız. Hem de aynı zamanda da. Şebaruzu ikisini bir günde yapacağız inşallah. Rabbim cümlemize nasip.
eylesin. >> Amin. Kardeşlerden birisi dedi böyle dedi siz dedi telefonun dedi kablosunu dedi özenle sarıyorsunuz dedi. İmreniyorum dedi. Nasıl böyle dedi hani disiplinli oluyorsunuz her seferinde böyle dedi. Ben hiç fark etmedim dedim ben de ona. Vallahi dedim herhalde biraz ben disiplinliyim böyle dedim. Ona dedi hayran oluyorum dedi. Her sohbetten dedi bakıyorum dedi. Siz her şeyi kendi elinizle böyle dedi derleyip toparlıyorsunuz dedi. Dedim ki ya benim dedim eşyam dedim kıymetlidir. Ben titiz kullanırım dedim. Ona birisi dokunsun istemem dedim. Benim dedim özenle sardığım gibi sarmıyorlar çünkü dedim özenle benim çantaya koyduğum gibi koymuyorlar dedim. İnsanlarda bir özensizlik var. İkili ilişkilerde, eşyayla olan ilişkide, anne baba çocuk ilişkilerinde, arkadaş ilişkilerinde, karı koca özensizlik var. Özensizlik sevgisizlikten kaynaklanır. Bir.
kimse sevmiyorsa özenmez. Az seviyorsa az özener. Çok seviyorsa çok özener. Eşyaya karşı eşyaya değer vermek. Allah’ın sana vermiş olduğu nimete değer vermektir. Eşyaya değer vermek. Allah’ın sana vermiş olduğu nimete değer vermektir. O nimete hamd değer vermekten geçer. Siz bu kalemi yazmak için kullanırsınız. Kalemi birine atmak için değil. Bu yazmak içindir. Siz işi bitince onu yerli yerine koyacaksınız. Sufiler kendilerini ilgilendiren her şeye değer verirler. Selamünaleyküm. >> Aleykümselam.
İlgili Sohbetler
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Gazali’den Sorular 2 konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Gazali’den Sorular 2 sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.