Düşmeden kemale ermez insan konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, düşmeden kemale ermez insan hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
Düşmeden kemale ermez insan Hakkında
Düşmeden kemale ermez insan konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Düşmeden kemale ermez insan hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Onun sıcağı hayatın ilkbaharıdır. Yani normalde onun sıcağı hayatın ilkbaharıdır. Sana böyle çok zormuş gibi gelebilir. Sıkıntılıymış gibi gelebilir. O sufilik yolu kolay değildir. Ama her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Ayet-i kerimeyi de unutmayalım. İnşirat suresi ayet 6.
Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. O yüzden bu yol zorlukları aşma yoludur. Nefisle mücadele etme yoludur. Ve o zorluğun yanında muhakkak kolaylık da vardır. Ve hayat da bundan ibarettir. Kah soğukla karşılaşacaksınız, kah sıcakla, kah iniş yaşayacaksınız, kah çıkış yaşayacaksınız. Kah düzü göreceksiniz. Düzde koşacaksınız. Aldancınız bir çukura basacak. Ayağınız düz diyeceksiniz. aldanıp yine bodozlama gideceksiniz. Kah yokuş çıkacaksınız. Hayatın zorlukları sizin önünüze gelecek.
Siz böyle nefes nefese kalacaksınız. Kah yokuş aşağı ineceksiniz. Diyeceksiniz ki yahu bir kolaylık oldu. Dervişlikle hayat da böyle bir şeydir. Dervişlikle hayat böyle farklı bir şey değildir. İnsan hayatı da böyledir. Kah zorluk yaşar insan hayatının bir döneminde kah kolaylık yaşar. Kah zorluk yaşadığı zaman da etrafındaki sahte eşler, dostlar, çocuklar kaybolur. Senin parana düşkün, senin makamına düşkün, senin mevkine bakan kimseler bir zorluya düşüncesen terk ederler seni.
Ciddi ciddi terk ederler. Sadece senin etrafında gerçek dostların kalır. Bunun insanın eşi de çocukları da dahildir. Bunun içine. Herkes için geçerlidir bu. O kah böyle güllük gülüstanlıktır ortalık. Herkes sana dost. Hiç sıkıntı yok. Sen merhaba desen binlerce merhaba sesi gelir. Düşünce gör derler ya. Aynı öyledir. Yolda da dervişlikte de öyledir. Senin böyle şaşalı günlerin olur. Herkes senin dostundur. Herkesin abisindir sen. O şaşallı günleri yaşarsın veya halin vaktin yerindedir.
3 be kişiye 3 be kuruş bir şeyler yapıyorsundur. Herkes alkışlar seni. Sen düşmeye gör. Düşünce gerçek dostların kalır etrafında. Düşünce eşin hakikisi kalır. Düşünce çocuğun hakikisi kalır yanında. Düşünce senin gerçek kardeşin kalır yanında. Öyle kandan anne baba bir kardeşi kastetmiyorum onda. Onlar da dağılır gider. O da kalmaz. Bakın o da kalmaz. İnsan düşmeye görsün çünkü. Ve düşmeden olgunlaşmaz bir kimse düşmeden kemale ermez bir kimse tasavvufi olarak düşmeden kemale ermez bir kimse o düşüşü yaşayacak.
İnsanlar ona kötü gözle bakacak. Kötü nazarlı yapacak. Küçümsecek. Horlayacak insanlar onu. İkinci sınıf vatandaş gibi muamelesi görecek. Hatta öyle ki o kimse evinde bile ikinci sınıf vatandaş muamelesi görür. Beyin gerisine eşinin de yerleşir. O ikinci sınıf vatandaştır. Kafası çalışmıyordur. Geri zekalıdır. Anlamıyordur. Bilmiyordur. Bu adamla neden evlendi ki o? Başka adam mı yoktu evlenmek için? Bu adam böyleymiş. Demek ki bunları yaşamayan bir kimse kemale ermez.
Yaşayacak, sabredecek, bekleyecek. Çünkü o zorluğun yanında kolaylığın da olduğuna iman edecek. O zoru yaşıyorsun ya ona iman edecek. Diyecek ki bunun kolaylığı da var. Ona iman edecek. Bu karanlık gecenin sabahı var. Ona iman edecek. Ona iman edecek. Bu darlığın genişliği var. Bu sıkıntının felahı, felaha erileceği zamanı var. Ona iman edecek ve içinden yazacak onu. Aptal olmayacak. Kim sıkıntılı zamanında onu terk etti. Yazak onu tek. Unutmayacak onu. Kim sıkıntılı zamanında ona ne dedi?
Bu yol aptallığı kaldırmaz. İnsanlık aptallığı kaldırmaz. Sen onu yazmasını bileceksin. Çünkü mümin odur ki aynı delikten bir daha ısırılmaz. Sen onu tanıcaksın, bileceksin. Ona ona göre muamelede bulunacaksın. Onu atmayacaksın, itmeyeceksin. Ama diyeceksin ki bu bir düdükte beni bırakır gider. Bunu biliyorum diyeceksin. Bu diyeceksin bir sıkıntıda bu terk eder gider. Bunu biliyorum diyeceksin. Bu benim eşim. Bir sıkıntıda bana bunu söyler mi? Söyler diyeceksin.
Düşmeden kemale ermez insan – Sohbet Notları
Bunu tespit edeceksin. Hayat dersidir bunlar. Hayat dersi. O yüzden Hazreti Pir diyor ki, “Soğuk da gelse sana, sıcak da gelse ve bütün kainat senin mürşidindir. Yaşadığın olaylar senin mürşidindir. Yaşadığın hadiseler senin mürşidindir. Yağ yağmur senin mürşidindir. Esen rüzgar senin mürşidindir. Denizin kenarında vuran dalga şak şak senin mürşidindir. Düşen yaprak senin mürşidindir. Her şey senin mürşidindir. Çünkü her şey sana bir şey öğretmek için tecelli eder.
Gerçek mürşit çünkü Allah’tır. Celle celalüu. Mürşidinin üstündeki mürşit Hazreti Muhammed Mustafa. Onun üstündeki mürşit de Hazreti Allah’tır. Ve doğanın bütün olayları, tabiatın bütün kanunları sana bir şey öğretir. O yüzden seni satan kimseye de bak. Onu da hor görme. De ki bu da bununla görevlendirilmiş. Beni bir daha satar mı? Çünkü o satmakla görevli insanların arasında. Ne yaptı İbrahim Aleyhisselam? Mısır’a göçtü. Urfa’dan Mısır’a göçtükten sonra Cenabı Hak ona yine eş verdi, evlat verdi.
Ona yeniden mal verdi, mülk verdi. Sayısız hayvanlar verdi. O hani Cebrail Aleyhisselam geldi ya imtihan etme. Bir sefer Allah dersen bütün malı mülkü veririm. İkinci seferde hani şu kadar veririm. Çüncü seferde ben sana köllü olurum deyince evet dedi. Bu senin dostunmuş ya Rabbi. Dedi Cebrail Aleyhisselam. Bunların hepsini de Mısır’da buldu İbrahim Aleyhisselam. Urfa’da değil. Mancılığının kesen kimse geldi bir gün kapıya. Bu bu kıssa çok hoşuma gider benim.
Bu kıssa benim çok hoşuma gider. Sebebi de şudur. Benim ipimi kesen bir gün benim önüme gelir. Çünkü hayatım boyunca bunu yaşamışımdır. Geldi kapıya İbrahim Aleyhisselam ona hizmet etti. Yedirdi, içirdi. Kıyafetlerini aldı, dikti, yıkadı. yeni kıyafet verdi kendisine. Bir gün, iki gün, 3 gün dayanamadı. Dedi, “İbrahim, beni tanıdın mı?” dedi. “Evet dedi.” “Ben kimim?” dedi. “Urfa’da benim kapı karşı komşumdun.” dedi. Mancılığımı kesen demedi. “İpimi kesensin demedi.
Terbiyeye bak.” dedi ki, “Kapı karşı komşumdun.” E dedi ki ben senin ipini kestim ya dedi. Çünkü Nemrut ateşi yaktırdı, mancılığı hazırlattı. Aylarca çevrede ne kadar odun, yanacak ne varsa topladılar. Kocaman bir çukur yaptılar. Dağ gibi odunları. Ondan sonra çer, çöp ne varsa topladılar. Mancılığı da hazırladılar. Nemrut bütün hepsini de topladı oraya. Herkesi, herkesi topladı oraya. Dedi ki, “Seyredin.” Hani İbrahim’i nasıl ateşe atıyorum? İlahk taslayacak ya.
O bölgelerin insanları bakın ilk kan Irak’ta, Kerbela tarafında döküldü. Hazreti Adem’in oğlu. Böyle o bölgede hep böyle peygamberler yaşamış ya. O peygamberlerin arkasında duranlar olmuş, durmayanlar olmuş. O bölge insanlığın başlangıç tarihi ya. Başladığı yer. Hep kargaşa yaşamışlar ve bütün nereye bir kimse büyük imparatorluk kurarsa kursun eğer Ortadoğu’ya hakim olmadıysa bütün herkesin imparatorluğu yıkılmış. Enteresan bir şeydir. Anadolu’ya ve Ortadoğu’ya hakim olan kim ise dünyanın imparatoru odur.
Kenara yazın. İbrahim Aleyhisselam demiş, “Kapık kararşı komşumdun.” demiş, “Ey İbrahim, senin” demiş, “ippini ben kestim ya.” böyle bakmış. “Allah izin vermeseydi sen onu da yapamazdın” demiş. Allah izin verdi de yaptın. İbrahim ahlaklı olmak. ipini keseni ipini kesti gibi görmeyeceksin ama yazacaksın İbrahim unutmadı onu.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 07.08.2025, KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022, Mesnevi Şerîf Şerhi (1507.Beyit) 31.12.2022 . Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.