1. Bölüm
Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Ağabeyn. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Ağabeyn. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Ağabeyn. Hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan, hakkı tebliğ eden, batılı, batıl bilip, batılı karşı cihâd eden kullarından eylesin. Ağabeyn. Nerede ümmeti Muhammed’e zulmediliyorsa, haksız, hukuksuz davranılıyorsa, nerede ümmeti Muhammed’in kanı, namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları, ayakları altında alınıyorsa, bunları yapanlardan Cenâb-ı Hak intikamımızı alsın. Ağabeyn. Hepsini yerli yeksan eylesin. Ağabeyn. İsrail’i yerli yeksan eylesin. Ağabeyn. Hepsini yerli yeksan eylesin. Ağabeyn. Çin’i yerli yeksan eylesin.
Ağabeyn. Rusya’yı, İngiltere’yi, Batı’yı yerli yeksan eylesin. Ağabeyn. Ümmeti Muhammed’e birlik ve beraberlik nasip eylesin. Ağabeyn. Ejmeyin. Sohbet hazırladım. İnşâAllah o gelinceye kadar soruya cevap verelim hemen. Aylık ödemelerim ve bazı işlerim için banka hesabımda miktarı değişkenlik gösteren para bulundurmam gerekiyor. Darül Harp’de mü’minin kâfir ile arasında faize müsaade edildiği fetva doğrultusunda. Bu parayı faiz işletmek ve gelirini dağıtmak istiyorum. Tedbirin tahmini kazancın bir miktar fazlasını vermek istiyorum. Fark etmeden ana paramı faiz bulaşırsa haram işlemiş olur muyum? Normalde İmam-ı Azam’ın bu konuda kesin fetvası var. İmam Muhammed de bu fetvayı devam ettirmiş. Serahsi de devam ettirmiş.
Hanefi fıkhının en önemli şahsiyetleri bunlar. O yüzden Hz. Mekkul hadisin üzerinden yürüyerekten Darül Harp’de harbi ile mü’minin arasında faiz yoktur demiş. O yüzden esnaflar, banka ile iş yapanlar bankada bir miktar para bulunduruyorlar. çek ödemesi için, senet ödemesi için, havale yapmak için. Bunlarla alakalı faiz işleterekten koyacaklar. Bakın kendileri koyacaklar. Dicekler ki bu para boşta durmayacak. Bu günlük faizse günlük faiz işletilecek diyecekler ki banka oradan çok fazla kar etmesin. Öbür türlü banka daha fazla kar ediyor. Banka daha fazla kar edince siz faiz sistemini desteklemiş oluyorsunuz. Mesela diyelim ki ay sonu çekleri var o kimsenin 5 milyar ödemesi var. 5 milyar ödemeye 2-3 gün içinde 3-4 gün içinde çekler tahsilli odulacak.
Oldukça o kimse çeklerin karşılığı ile nakit orada bulunduruyor. Normalde günlük faiz işletirseniz ona. Bu böyle fetva veren olmayabilir size. Bunu böyle konuşan da olmaz. Eğer o günlük işletmezseniz o sistem sizin paranızı çünkü faizle satıyor. Sizin paranızı faizle satınca normalde daha fazla bir kar etmiş oluyor. Ve ülkede normalde ülkede genel olarak en fazla kar eden işletmelerin başında bankalar geliyor. O yüzden orada olan paralarınıza faiz çalıştıracaksınız. Allâh’ım hayır versin inşâAllah. Bu tabi Darül Harp fıkhına göre. O yüzden Türkiye’nin Darül Harp olduğuna dair fetvayı da normalde Süleyman Demir ağa bile verdi. Türkiye’nin Darül Harp olduğuna dair. O yüzden birisi de Darül İslam diyemez zaten.
2. Bölüm
Darül İslam derse suç işlemiş olur. Allâh’a hayır versin inşâAllah. Yine zikir sohbetlerine devam ediyoruz inşâAllah. Bu akşamki nasihatimiz Allâh izin verirse inşâAllah Taha Suresi 33 ve 34. Ama sen 29’dan itibaren oku. Destûr. Allâh’a emanet olun. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Âmîn. 50. Nasihat Taha Suresi 29’dan 35’e kadar. Ama asıl konumuz 33. ve 34. Âyet. 29. Âyet. Musa Aleyhisselamın peygamberlik vazifesiyle alakalı Cenâb-ı Hak Musa Aleyhisselâm’a peygamberlik vazifesini tebliğ edince Musa Aleyhisselamın Cenâb-ı Hak’tan dua ediyor. Bir isteği var. İsteği şu. Bir de ailemden birini bana vizir yap. Kardeşim Harun’u. Onunla beni güçlendir. Vazifemde onu bana ortak et. Ki seni çokça tesbih edelim.
Ve seni çokça zikredelim. Şüphesiz ki sen bizi çok iyi görüyorsun. 29. Ayetten önce de Hz. Musa Aleyhisselâm’ın dili biraz pertekimsi. Ondan önce de benim dilime aç diye şey var. Ne o? Duası var. Şimdi tabi burada aslında bu âyet-i kerimelere farklı yönlerden bakıp farklı şeyler de çıkarmak mümkün. Musa Aleyhisselâm’ın kendisine bir yardımcı kardeşinin yardımcı tayin edilmesi peygamberliğinin zayıflığından değil peygamberlik vazifesine leke de değil. Veyahut da aynı şekilde Hz. Peygamber Salullah Aleyhissalam Hazretlerinin dini tebliğ etmek için Kureyşler topladığında kim benim halifem olacak? Kim benim naibim olacak? Dediğinde normalde herkesin susması Hz. Ali Efendimizin o zaman henüz daha 13-14 yaşlarında çocuk yaşta onun kalkıp ben Ya Resulallah demesi bir peygamberin peygamberliğine bu onun bir leke değil bir zayıflık değil herhangi bir noksanlık değil o yüzden mesela bir bunlar böyle dinin içerisinde oturmuş yerleşmiş şeyler o yüzden bir üstadın da bir velinin de bir şeyhin de bir mürşid-i kâminin de etrafında kendisine bu çalışmalar noktasında yardımcı olacak kimleri seçmesi gibi bu da gayet normal doğal ve onunla beni güçlendir Harun’u istiyor Harun’la beni güçlendir diyor ve benim vazifemde onu ortak et bu vazifede ben yalnız kalmayayım ki seni çokça tespih edelim ve seni çokça zikredelim şüphesiz ki sen bizi iyi görüyorsun Musa aleyhisselâm tabi çok böyle şedid bir sınavın içinde imtihanın içerisinde çünkü karşısında ilahlık besleyen bir firavun var karşısında ilahlık besleyen bir firavun olunca Hz.
Musa o çünkü bela, müsibet, sıkıntı veya oradaki düşman çok güçlü güçlü kocaman bir firavuni bir sistem var ve o firavuni sistem yeni bir sistem değil kemikleşmiş, kırtaşmış yılların içerisinde dayanan bir sistem ve Musa aleyhisselâm o sistemle mücadele edecek o sistemle yakapaça olacak o yüzden diyor ki benim dilimi aç dilimi kuvvetlendir Harun’la bana güç ver ondan sonra diyor ki ve de onu da ortak et onun da üzerine bir sorumluluk var velakin Musa aleyhisselâm’ın duasını Cenâb-ı Hak kabul ediyor Harun’u da ne yapıyor peygamber olarak görevlendiriyor burada en bizi ilgilendiren tabi bütün ayetleri ilgilendiriyor da bu gecenin konusuyla alakalı böylece seni bol bol tesbih edelim böyle bakınca tabi normalde bu üç duanın sonucu üç tane dua var değil ondan sonra kardeşi Harun normalde bu üç tane dua bir de onu diyor normalde aileninden birisini vazifeli et bir de onu ortak kıl böyle olunca üç dua kabul edilmiş oluyor ve normalde bu neticesinde Musa aleyhisselâm’ın söylediği şey şu ki seni layık olmadığın tesbih çünkü o seni layık olmadığın fiillerden ve sıfatlardan tenzih edelim ki bu fiil ve sıfatlarının arasında çünkü Firavunun ilahlık iddiası var asıl en büyük sıkıntı bu Firavunun ilahlık iddiası var bakın bütün peygamberler Firavunluk iddiası Firavunların üzerine Nemrutların üzerine ilahlık iddiasında bulunanların üzerine karşısına peygamberler gelmiştir çünkü bir sistem var o sistem ilahlık teslimini ilahlık iddia ediyor o ilahlık iddia eden sistemin karşılığında peygamberler gönderiliyor ve düşünebiliyor musunuz 360 kusur tane put var kâvenin içerisinde 360 kusur put var her kabiliyenin kendince bir putu var kâvenin içerisinde bu ne demek biliyor musunuz 360 tane din var 360 tane dinin 360 tane putu var kâvenin içerisinde ve 360 din sahibi Kabe’ye gelip tavaf ediyorlar Kabe’ye gelip ibadet ediyorlar bakın 360 tane yaklaşık şu anda araştırmacılara göre dünya üzerinde 4000’in üzerinde din var bu birleşmiş milletlerin ineskonun araştırması enteresan bir şey 4000’in üzerinde din var dünya üzerinde 4000’in üzerinde şimdi dünden beri böyle haberleri izliyorum yılbaşı dünya dinini kurdular şeytan dünya ortak dininin ortak ibadet ve bayram günü yılbaşı bu çünkü hristiyanlıkla yahudilikle alakalı değil müslümanlıkla da alakalı değil bu bir gidiyorsunuz uzak doğuya uzak doğu ne Müslüman ne hristiyan ne yahudi kimisi budist kimisi ilahlı kimisi ilahsız kimisi hindu kimisi ineği tapıyor kimisi budaya tapıyor kimisi çin mesela şey yok dinsiz ama var dünya dini her taraf hakim oldu firavunu dünya bir dünya üzerinde firavunu bir sistem var o firavunu sistemin bayramı yılbaşı oldu hristiyanı da yahudisi de müslümanı da nerede olursa olsun bir bakıyorsunuz şam şamda yılbaşı kutlanıyor mısırda yılbaşı kutlanıyor ürdün de mesela yılbaşı kutlamak harandır demiş birisi tutuklamışlar suud arabistan da yılbaşı kutlanıyor bütün afrika ülkelerinde yılbaşı kutlanıyor yılbaşı kutlanmayan ülke kalmadı her yerde bir yılbaşı kutlaması var bu dünya global sistemin dini nin bayramı bu bu böyle artık hristiyanlıktan da çıktı bu iş hristiyanlar normalde ayın 25.26 sında noel yapıyorlar ne diyorlardır kristmis mi diyorlar değil mi öyle bir şey diyorlar 25.26 sında yılbaşı ayrı mesela bu ayrı şimdi o zaman karşıda kocaman bir firavuni bir güç var onun karşısına çıkacak olan musa aleyhisselâm çok güçlü bir düşmanla karşı karşıya çıkacak canabbaktan dua ediyor üç tane üç şey istiyor ki biz diyor seni dost doğru tesbih edelim ve aynı zamanda da zikirle alakalı çok çok kesiren kesiren kesire diyor çok çok zikredelim şimdi böyle olunca normalde tabi bir zorba bir yönetim zorba bir sistem var o zorba yönetimle zorba sistemle savaşacak musa ama bütün peygamberler böyle zorba yönetimlerle zorba sistemlerle savaşmışlardır mücadele etmişlardır ve o zorba yönetimlerin zorba sistemlerin dayattıkları bir de din vardır o dayattıkları dinle mücadele etmişler bu tabi böyle kolay bir şey değil tabi musa aleyhisselâm o zorluğun farkında o zorluğun farkında olduğu için dilinin açılmasını istiyor kalbinin genişlemesini istiyor Harun’un bu noktada kendisine yardımcı olmasını istiyor ki normalde seni daha iyi tesbih edelim diyor o zaman tesbihi bize hep şey olarak anlatıyorlar değil mi Allâh’ı yüceltmek olarak anlatıyorlar biz tesbih’e baktığımızda normal klasik din öğreticileri bize diyorlar ki tesbih Allâh’ı yüceltmek yüksekte tutmak aslında normalde Allâh’ı yüceltmekten önce asıl tesbih Allâh’ı eksikliklerden noksan sıfatlardan bu noktada tenzih etmektir bu tesbihi biz yaparız bizde Allâh’la alakalı bizde bir algı mevcuttur o aklımızın algısıdır o zaman tesbih bizdeki bizim algımızdaki Allâh üzerindeki noksan sıfatlardan temizlememiz lazımdır bu akılla alakalıdır bu noksan sıfatlar bizdeki çarpık öğretiyle alakalıdır noksan sıfatlar o zaman tesbihin özü Cenâb-ı Hak’ı noksan sıfatlardan tenzih etmektir asıl yüceltmek o zaman başta eğer biz noksan sıfatlardan Cenâb-ı Hak’ı tenzih edersek kendi dünyamızda kendi aklımızı bu konuda temizlersek o zaman tenzih noktasına ermiş oluruz tenzih ile teşbih böyle kol kola yan yana veya saatin o sallanın ki gibi tenzih teşbih onu tarif ederim ya o normalde o zaman bizim algı dünyamızdaki Allâh’la alakalı her türlü teşbihi Allâh’la alakalı her türlü noksan sıfatları bizim akıl dairemizde aklı temizleyerekten bunu halletmemiz lazım öyle olunca normalde Cenâb-ı Hak’a yakıştırmış olduğumuz her türlü yanlış tasavvurdan eskiler bunu tasavvur der düşünce demezler eskiler tasavvur der tasavvurun içerisinde düşünce de vardır düşüncenin içerisinde tasavvur yoktur tasavvur daha geniş bir dairedir ama onu Türkçe’ye çevirince biz düşünce olarak nitelendiriyoruz biz onu hadi öyle nitelendirelim yine o zaman normalde Cenâb-ı Hak’a ne kadar bizim üzerinde yakıştırdığımız yanlışlık yanlış ve eksik düşünce var ise aklımızı önce bunlardan temizlememiz lazım Allâh ile alakalı bizim aklımızın ürettiği bütün tasavvurları kenara itmemiz gerekiyor ve normalde bunu tesbihi bu manada aklın arınması olarak görelim çünkü önce Âyet-i Kerime’de tesbih edelim diyor zikredelim demiyor Âyet-i Kerime sıralamasında tesbihten sonra zikir var o zaman siz önce bir akıl temizliği tasavvur temizliğini halledeceğiz bizim Allâh üzerinde kendimizce kendi heva ve hevesimizden kendi nefsimizden veyahut da bizim çarpık fikrimizden ilmimizden dolayı Allâh üzerindeki eksik noksan yanlış tasavvurlardan kurtulacağız ve böyle olunca o zaman biz tesbihten tesbihten tevhide geçeceğiz zikrullahın özu olan zikrullahın hası olan o zaman tevhide geçeceğiz şimdi sübhanallah demek mizanı doldurur sübhanallah ne hadîs-i şerif bu sübhanallah ne demek Cenâb-ı Hak’ı her türlü noksan sıfatlardan arındırmaktır dikkat edin sübhanallah demek Allâh’ı yüceltmek değildir Allahu Ekber demek Allâh’ı yüceltmektir ama sübhanallah demek Allâh’ı eksikliklerden ve noksanlıklardan bizim kendi dairemizde arındırmaktır bizim akıl olarak,fikir olarak,düşünce olarak bunlardan arındırmamızdır yoksa sübhanallah’ı biz eğer dil ile söylemiş olsak evet dil ile sübhanallah dedik ve sübhanallah demek mizanı doldurur hadiste sabit eyvallâh çok güzel ama normalde bu dilin sübhanallah demesi oldu o zaman biz aklımızla da sübhanallah diyeceğiz ki bütün eksik ve noksanlıklardan Cenâb-ı Hak’ı tenzih edelim bu akıl temizliğini bizim bu noktada işletmemiz lazım devreye sokmamız lazım bütün teşbihi kafamızdan silip atmamız lazım zaman zaman dervişler belli bir noktada yürürlerken bu teşbih düşebilirler ben bunu böyle aktarırken hep derim ki teşbih’e düştüğün anda tenzihi koy ortaya neden? hiçbir sıfat senin tasavvur ettiğin gibi değildir hiçbir sıfat bir sıfatın nasıl nerede ne şekilde tecelli edeceği Allâh’a ettir sen o esnandaki tecelliyatı görebilirsin o esnandaki tecelliyatı vakıf olabilirsin ama şu sıfata münhasır olduğu demen o sende kalıcı kalır bu aklının kirlenmesi olur Allâh muhafaza eylesin o yüzden o kimse o kimse teşbih etmeye ulaştığında artık kendi heva ve hevesinin kendi nefsinin dayatmalarından veyahut da etraftan aldığı kirli bilgilerden kurtulmuş olur çünkü etraftan aldığı domatik bilgiler etraftan aldığı Allâh ile alakalı dayatılan bilgiler o kimseyi ne yazık ki saf temiz bir tehvide ulaştırmaz o kimse Allâh’ı zikreder Allâh’ı zikreder ama o temiz bir noktada değildir çünkü daha onun aklı nedir?
Aklı kirlidir Allâh muhafaza eylesin o tezbihten sonra o tenzihten sonra o kimsenin zikrullahı gelir ki artık ortalık temizlenmiştir ortalık ayrıklardan ayıklanmıştır ortalık temiz bir hale gelmiştir o temiz bir hale gelince o kimse Allâh’ı çok çok zikretmeye başlar ki o temiz bir hale gelince öbür ayeti kerimede tecelli edecek kim Allâh’ı zikrederse Allâh da onu zikreder makara da geçen o tecelli edecek öyle olunca seni çokça zikrederim o zaman o zikrullah artık o kimsenin dil ile olan zikrullah çıkmış olacak çünkü kalp onun her türlü noksanlıklardan eksikliklerden akıl olarak normalde temizlendi artık kalbin üzerinde zikrullah tecelli edecek ve normalde artık kalp unutulacak onu zikrullah çünkü unutmaya mütealliktir unutursa hatırlar o kimse ama o zikrullah dilden kalbe yerleşirse artık o kimse Allâh’ı unutmaz hale gelir ki kalbi zikrullah budur o yüzden bu noktada artık öyle bir noktaya gelir ki hatta kul her daim alışverişi kul her daim Allâh’ı zikirle haşır neşir olur bu da kendisinden görmez bir derviş bir sûfî der ki o beni unutmuyor hiç o beni zikrettiği için ben onu zikrediyorum der öyle olunca normalde tabi bir de ayeti kerimede çokça vurgusu var kesiren kesiren çok çok Allâh’ı zikredin neden bir sefer söylemiyor çokça halbuki tenzih de çokça demedi bakın tenzih de çokça demedi zikrullah da çokça dedi çünkü tenzih o kimse aklı temizledi görev bitti ardından çokça zikrullah edecek o yüzden normalde tesbih bilgi bir açıdan baktığımızda o yüzden ama normalde çokça zikir bir hal bakın tesbih bilgi aklın temizlenmesi ama çokça zikir dediğinizde o hale geliyor zikir dilde olunca söz olduğu zikir kalbe tecelli etti sözden hale geçti kalpten sıra doğru yürüdü zikrullah sır oldu haller değişti ruha tecelli etti zikrullah hayret oldu bu kalbi kalbi tecelli dilde kaldı söz oldu kalbe indi hal oldu sırra ulaştı zikrullah sır oldu e ruha ulaştı hayret oldu o kimse artık hayretten hayrete geçti çokça zikir bakın çokça tenzih değil çokça teşbih değil çokça zikir öyle olunca o artık böyle o zaman meseleyi toparlayacak olursak tesbih aklı temizlemek ve Cenabı Noksans sıfatlardan tenzih etmek zikir kalbi uyandırmak ve aynı zamanda zikir Allâh’a yakınlık beyda etmek zikrin o kimsedeki tecelliyatıyla tenzihin tecelliyatı farklı bazen tenzih etmekte zikir derler eyvallâh ama zikir tenzih etmek değildir tenzih zikrin içindedir ama zikir tenzihin içerisine girmez o yüzden tenzih öyle bir noktaya gelir o kimsede Cenabı Hak kalbi olarak bir yakınlık olur ardından o kalpte öyle durmaz o zaman zikrullah sırra geçer onun yakınlığı sır olur orasını ayrı bir zamanda açacağım inşâAllah sır halini o normalde sırdan ruhun noktasına geçer zikrullah ruhi olur ruhi olunca da o kimsede hayret olur o her daim o zaman hayretten hayrete hayret perdesinden hayret perdesine geçer ki artık o kimdeki o mesele o kimsede oturmuştur yelleşmiştir bu o hale gelen bir kimse artık her anda her den de herkesde farklı tecelli edebilir burası o artık tabiri caizse ben sensiz olamam noktasına getirir insanı dervişi sûfî Allâh biz onlardan eylesin bunun tenzih bir kimsede ve zikir ikisi birleşmesi gerekir ikisi birleşince o kimsede normalde Allâh bizi affetsin hem artık o kimse haddini biliyordur hem de o kimse artık manevi olarak gideceği yolu biliyordur o kimsede ikisi de birleşti artık hem tenzih hem de zikir veya tesbih bu noktada birleşti birleşince o kimse yolunu buldu yürüyor o yüzden normalde Allâh’ı zikreden bir kimsenin artık kendince kendi benliği de kalmaz ve normalde onun her haline biraz tabirimi hoş görün buraya yazdığım gibi söyleyeyim her haline hak yerleşir onun bu artık zirveye doğru yürüyüştür o zikrullah artık o kimsede iyice yerleşir ve normalde burada zikirsiz durmaz demeyeceğim de sanki bu sefer zikir ayrı bir perde olmuş olur o kimse artık Allâh’tan öyle bir yakınlık ister ki bir perde dahi incecik bir perde dahi olsa ona hasret düşer o kadar o uzaklığı dahi kaldıramaz ama bazı dervişlerde sufilerde bakın Allâh’ı zikretmek bazı dervişlerde ayrı bir perde oluşturabilir Allâh muhafaza eylesin buradaki amaç Allâh’a yakınlığı istemektir zikir o yakınlığı sağlayan bir hakaret dinleyip sağlayan bir haldir ibadettir amaç Allâh’a yakınlıktır Allâh bizi onlardan eylesin bir hadîs-i şerifle sohbeti sonlandırıyorum Abdullah bin Büşür rivayet edildiğine göre ondan rivayet edilmiş bir adam ey Allâh’ın Resulü İslam’ın nafile ibadetleri bana çok fazla geldi bana öyle bir şey söyleyip ona sımsıkı sarılayım dedi Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin cevabı şu dilinin daima Allâh’ı zikretmekle ıslak kalmasına devam et Rabbim bizi onlardan eylesin o yüzden normalde Allâh’ı dil ile çokça zikretmek,tesbih,tahmih tehlil,tekbîr bütün hepsini de içine alır Rabbim bizi o hal ile hallene Allâh’ı zikretmek için onlardan eylesin Cenâb-ı Hak her daim bizi zikredenlerden eylesin her daim teyzih eden kullarından eylesin Rabbim her daim tövbe eden kullarından eylesin tövbeleri kabul edilen kullarından eylesin maddi manevi sıkıntılarımızı def eylesin maddi manevi müşkülatlarımızı hal eylesin maddi manevi zorluklarımızı kolay çevirsin maddi manevi her türlü bela,müsbet,sıkıntı,dert gam ve kasavetten bizleri uzak eylesin maddi manevi ümmet-i Muhammed’e yardım eylesin ümmet-i Muhammed’e ikram eylesin ümmet-i Muhammed’i muhafaza eylesin ecmeyin üç ihlas bir Fatiha-i Şerife Âmîn Cihari Yâri Güzin Efendilerimiz, Ebu Bekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnûreyn, Ali Ali Murtaza R.A. hazretlerinin ruhlarına Aşere-i Mübeşşere’nin evlâdı Rasûlullah, zevce-i Rasûlullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin 72 şühedânın, şehid-i kerbelanın, bütün şühedânın tüm ashabı Rasûlullah hazretlerinin ruhlarına İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hamel ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediyeledik.
Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Feyzatlarını himmetlenin, şefaatlenin, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Âmîn. Ya Mâni Kermin Kermin Adim, Estağfirullah El Azim Estağfirullah Aman Ya Rabbi, Min külli zen min tövbe Ya Rabbi Estağfirullah Aman Ya Rabbi, Min külli zen min tövbe Ya Rabbi Estağfirullah Aman Ya Rabbi, Min külli zen min tövbe Ya Rabbi Estağfirullah Tübdi ilallah, ve neheytu kalbi anmasin vallah Estağfirullah Tübdi ilallah, ve neheytu kalbi anmasin vallah Estağfirullah Tübdi ilallah, ve neheytu kalbi anmasin vallah Estağfirullah Tübdi ilallah, ve neheytu kalbi anmasin vallah Estağfirullah Tübdi ilallah, ve neheytu kalbi anmasin vallah Estağfirullah Tübdi ilallah, ve neheytu kalbi anmasin vallah Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Allâh Ya Subhan, Ya Sultan, Ya Allâh, Ya Deyyan, Ya Burhan, Ya Allâh Ya Hannan, Ya Mannan, Ya Allâh Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allâh Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allâh Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammedin nabiyyin ümmiyyin Vallah, alihim ve sahbihim ve sellim Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammedin nabiyyin ümmiyyin Vallah, alihim ve sahbihim ve sellim Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammedin nabiyyin ümmiyyin Vallah, alihim ve sahbihim ve sellim Euzu billahi minash-şeytanirracim Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Eftal zikir fa’lemannahu Lâ ilâhe illâllah Al-Fatiha ma salawat Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammedin nabiyyin ümmiyyin Âmîn
Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar
- Kur’ân-ı Kerîm: Taha, Muhammed, Rahman, Fatiha sûrelerinden referanslar; geçen âyet-i kerîmelerin tefsîr ve siyâkı sohbet içinde tafsîlâtlı işlenmiştir.
- Akâid ve Fıkıh: Hanefi mezhebi/mezhepleri usûlü çerçevesinde hükümler ve ahkâm beyânı.
- Tasavvufî Istılâh: tecelli, şeyh, derviş, sûfî, sufi, zikrullah, tevhid, heva, şeytan, ruh, kalb, sır, âyet, ayet, hadîs kavramları ve bu kavramların kalbî-zâhirî tecellîyâtı.
- Silsile-i Meşâyih (Mustafa Özbağ Efendi’nin yolu): Hacı Ebû Bekr Baba → Çorumlu Mustafa Anaç Efendi → Nevşehirli Hacı Abdullâh Gürbüz Efendi → Mustafa Özbağ Efendi
- Hadîs-i Şerîfler: Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî, Sünen-i İbn-i Mâce ve Müsned-i Ahmed bin Hanbel’den iktibâslar.
Sohbetin Tasnîfi ve Bağlamı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin Darü'l harpte, harbiyle müminin arasında faiz yoktur başlıklı sohbetinin tam transkriptinin Karabaş Tekkesi düzeltme ve telîf standartlarına göre hazırlanmış uzun-format hâlidir. Sohbette geçen âyet, hadîs, pîr menkıbeleri ve tasavvufî ıstılâhlar yukarıda zikredilmiş olup, sohbetin esas metni paragraflar boyunca tafsîlâtlı sûrette serpiştirilerek aktarılmıştır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Darü'l harpte, harbiyle müminin arasında faiz yoktur | Video: YouTube | Seri: Dergâh Sohbetleri Serisi
Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri Serisi
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Kalb, Şeyh, Silsile, Hayret, Tesbîh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı