Kur’an’ın Mücadele Suresi 18-19. ayetleri bize açık bir gerçek gösteriyor. Bu ayetlerde Allah, kendilerini hakikat üzere sanıp aldanan, oysa yalan söyleyen insanlardan söz ediyor. Şeytan bu insanları tamamen istila etmiş, onları Allah’ı anmayı bile unutturmuştur. İşte bu sebeple onlar şeytan taraftarıdırlar ve asıl kayba uğrayanlar da bunlardır.
Bozuk Müslümanlar eğer ki gerçek bir mürşid-i kamile intisab Hakkında
Hırsızlık ve yalancılık birlikte gider. Hırsız insan aynı zamanda yalancıdır; yalancı insan da aynı anda hırsızlık yapar. Bu iki kusur kolay kolay ayrılmaz. Bozuk müslümanlar ise kendilerinde hakikat konusunda bir şey olduğu zannında yaşarlar, halbuki onlar tamamen aldanmışlardır ve yalan söylemektedirler.
Eğer biri seni Kur’an ve sünnet yoluna davet ediyorsa, bu doğru yoldur. Ancak eğer sana Kur’an ve sünneti nasihat etmeyip, kendi heva ve hevesini Kur’an sünnet olarak sunuyorsa, seni saptırıyorsa bu tamamen yanlıştır. Bugün İslam’ın hukuku yaşanmıyor denilir. Faiz yasaklanmıyor, fuhuş yasaklanıyor, halkın eğlence mekanları serbest bırakılıyor. Bu durumda din reformu yapılması gerektiği söyleniyor. Hadislerin sahih olup olmadığı belirsiz deniliyor, hepsinin reddedilmesi gerektiği iddia ediliyor. Aklı ilah sayan insanlar, ayetleri akıllarına aykırı bulunca reddetmek istiyorlar.
Peygamberlerin mucizelerini inkâr ediyorlar. Musa’nın denizi yarması, peygamber mucizelerinin anlatılması hikayelere indirgenmiştir. Bunlar sapkındırlar ve reformist görünümü altında dini değiştirmeye çalışmaktadırlar. Tatlı ve yumuşak söylemlerle insanları sapkınlığa davet ediyorlar.
Kur’an ve sünnet-i seniye ile yaşamayı savunan birine ise radikal İslamcı diyorlar. Kur’an ve sünnetin hukumlarıyla hüküm olmesini isteyen insanlar mürşid olamaz, tasavvuf ehli olamaz deniliyor. Çünkü o yöneticilere göre dinin yumuşatılması, değiştirilmesi gerekmektedir. Kur’an ve sünnet demek, doğru hukuku istenmek suç sayılıyor ve anayasayı yıkma davası açılıyor.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı