Bir şeyh, emanetindeki canı da malı da haysiyeti de korur konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Bir şeyh, emanetindeki canı da malı da haysiyeti de korur hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Sufi temelli ben şeyhim diyen, ben mürşid-i kamilim diyen birisinin mesuliyeti altındakilerin bu hak ve hürriyetlerini koruması vücubiyet ifade eder mi? >> Bunlar sonuçta nasihatle söylenecek şeyler. Başka yapacak bir kalmıyor burada. Bu vücubiyeti nasihatle onlara anlatacak. Onları korumaya çalışacak. Onları anlataraktan bunu yapacak. Başka alternatif yok. Çünkü bunu da anlatamıyorlar. >> Kendi nefsimle alakalı bir söyleyebilir miyim? Efendim? Benim pirim, şeyhim dinimi, aklımı, namusumu, canımı, malımı korudu. Bu zamana kadar kendini öne attı. >> Bu bireysel şeyler. Ben kardeşler için elimden gelen bir varsa ben aradıma koymam. Onu hesaplamam. Bunlar bireysel e hukuk. Ben bütün kardeşler için varsa yapılabilecek bir, elimden bir geliyorsa yaparım. E bu konuda da bir frenim yoktur benim. Allah beni affetsin. Böyle şataat vari böyle.
Bir şeyh, emanetindeki canı da malı da haysiyeti de korur Hakkında
olmasın ama benim arabayı yaparlarken el frenini unutmuşlar. O yüzden bende fren yok. Böyle bir söz konusu olan bir olursa, spontane gelişirse, benim önüme bir gelirse, ben bu konuda bireysel olarak elimden geleni ardıma koymam. >> Özür dilerim efendim. Kendimle yine ilişkilendirdiğim zaman kendi çerçevemde benim güvendiğim, dayandığım, iman ettiğim insan bunları korumuyorsa o zaman benim şeyhim değil diyebilir miyim ona? Ya da bu adam, bu insan şeyh değildir. Müridinin hakkını korumayan diyebilir miyiz? >> İyi öyle >> malına göz dikmiş, canına göz dikmiş, parasına göz dikmiş. >> Bir üstat bunu görüyorsa bile böyle bir yapıyorsa e öyle olmaması lazım. >> Az önce ifade buldunuz. Zekat cebelle lezze dediniz mesela. Hepsini cebelle lezze ediyor. >> Ben onu güç yetirmek olarak.
görmüyorum. Onu ben feda olmakla alakalı görüyorum. Bir kimsenin feda olması lazım. Nasıl feda olması lazım? O kimse derviş kardeşler için kendisini feda edebilme noktasında olması lazım. O noktaya geldiyse bir kimse bunda o zaman söylenecek bir laf olmaz. Ama öbür türlü bu noktaya gelmek bir kimsenin aldığı eğitimle alakalı, kültürüyle alakalı. >> Şahsi mi diyelim? >> şahsi diyelim. Normalde şimdi, e şimdi bir kimse mesela belli bir tarikata gitmiş olsa bu tip şeylerle karşılaşmış olsa bakmazlar bile adamın yüzüne ne olduysa oldu. Normalde işte biz onu yapamıyoruz. Hani bizim dervişlik hukuku burada hemen büyük bir çoğunluğuyla birebir. Şimdi buradan sıraladığımda bütün hepsinde dervişlik hukuku önü arkası hiç önemli değil. Burada baktığımda ben hemen büyük bir çoğunluğunu bilirim. Büyük bir.
Bir şeyh, emanetindeki canı da malı da haysiyeti de korur Sohbeti
çoğunluğunun ne derdi var ne sıkıntısı da bilirim. Bu dervişlik hukuku bizde biraz böyle birebir bir hukuk. Öyle olunca hani biz o kardeşlerle iç içeyiz. Büyük bir çoğunluğunu evlenmelerine ben sebep olmuşum. Evlenmelerinde ben bulunmuşum. Şimdi çocukları büyümüş. Çocuklarını evlendiriyorum. Şimdi yakında torunlarını evlendireceğim onların. Bunların hepsi de birebir hukukla alakalı. Aslında bazı sözlerim benim millet böyle boş konuştuğumu zannediyor. Ben kocaman aileyiz dedimde aile dediğinde bir insanın ailesi. Bir kimse ailesinin canını, malını, namusunu, şerefini, haysiyetini korur. Aile odur.
İlgili Sohbetler
- Ancak bir mürşid-i kamile bağlanırsan batıni ilimlerin sırlarına, hikmetlerine e
- İnsanı kamilliğin zirvesi Hz. Muhammed-i Mustafa’dır, ikincisi veraset sahibi z
- Mürşid Kur’an ve sünneti bugünün nefesiyle tevil edecek, dünün nefesi bayatladı
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Bir şeyh, emanetindeki canı da malı da haysiyeti de korur konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Bir şeyh, emanetindeki canı da malı da haysiyeti de korur sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.