Dervişlik, Sufilik

Bir mürşid-i kamile intisap ettiysen biliyorum deme


O velilerin öğütleri, o mürşid-i kamillerin öğütleri, o velilerin sözleri sert de olsa, yumuşak da olsa rahmettir, berekettir, lütuftur, ikramdır, ihsandır, hidayettir, hikmettir. Hikmet. Sen ona vücudunu dahi aşacaksın. İtiraz kapısını kapatacaksın. Kapat bütün itiraz kapılarını. Sen bir mürşid-i kamile intisap etmişsin. Bütün itiraz kapat. Bütün şerh kapılarını kapat. Şer de düşme. Kapat. Nefis sana yaptırır onu. Şerh bile düşme. Allah rahmet eylesin. Yaptım diye söylemiyorum. Daha yeni tanıştık. Yeni dervişiz. Böyle. Efendi. Hazretleri oğlanlara ayakkabı alıyor. Ben ayakkabı satışında pirim o zaman için. Ben kadının ayağına bakarım. 37 giyiyor bu derim. 39 numara ayakkabıyı bile satarım canım ister ayakkabı yırıyor böyle. Oradaki esnaflar da satılmayan böyle modası geçmiş olanları şeye efendiye veriyorlar. Bir parti aldık gönderdik. İçim yanıyor. Üstadına.

bilginçlik taslamayacaksın. Ben bunu biliyorum demeyeceksin. İkinci parti alıyoruz. Yine aynı. Ben hesaplara bakıyorum. Hesaplar doğru değil. 3ün partiye geldi. Bir de senet imzalıyor efendi. Mallar alıyor, senet imzalıyor. O zamanlar için senetler var. Mustafa. Efendi, “Sen biliyorsun değil mi bu işi?” dedi. “Estağfurullah efendim” dedim. Ben de dedim çalıştığım dükkanın malını alır, senedini imzalar. Böyle çalışırdık dedim. Nasıl dedi. Bas efendim dedim. O annemin uzaktan akrabası beni de çok sever. Bana da çok inanır. Dükkana gelmez dedi. Dedim parasız kalınca gelir dükkandan. Hasılat alır gider, para alır gider. Ben dükkanı çalıştıran bendim dedi. E sen dedi bunları biliyorsun o zaman dedi. Biliyorum efendim. Az bir dedi. E dedi hadi senin de dedi bir hani şeyin olsun. Bir dedi hani.

bir kasa mal da sen yaptın olur. Efendim dedim. Şimdi. Allah rahmet eylesin. Şeyh efendi. Nevşehir’de bunlar. Hacı. Baba bunlar. Nevşehir’de gitmez diyorlar. Böyle tabiri caizse anne ayakkabıları veriyorlar hep ona. Şimdi ayakkabıda bir anne ayakkabılardır var. Vardır. Baba ayakkabıları vardır. Biraz böyle hani bayan ayakkabı da biraz böyle popüler ayakkabılar böyle işte yüksek topuntur biraz dekoltedir onlar böyle şeydir. Ben gittim çağ ça ayırdım böyle sırf dekolte. Böyle efendi baktı. Oğlum bunlar. Nevşehrimizde satılır mı dedi. Satılmazsa bir dakikay oradan çocuklar efendim yapsınlar, ambara versinler. Dedim satılmazsa iade alacaksın ona göre dedim adama direkt böyle baktı. Yok almayacağım diyorsan ben. Nevzat. Kundur’a gideceğim. Şuna gideceğim buna gideceğim. Ben firmaları sıraladım. Tamam alırız dedi. 34 tane baba firma sıraladım. O.

zaman. Nevzat. Nevzat. Köselez ne yapıyor? He. Koy şeye vitrine biblodaya millete göster. Ayakkabı diye değil. Ayırdım. Ayırdım. Bütün bir kasa kendim kasalattım başında durdum. Hepsinde başında duruyor tabii. İş hesaba geldi. Efendim müsaade ederseniz dedim hesaba bir bakabilir. Bak. Mustafa dedim. Bakıyorum ayakkabı kaç para? Biz 7 lira demiş 8 lira yazmış oraya. 9 lira demiş 10 lira yazmış. Ya dedim bunlar böyle yazmışsınız. E hep öyle yazıyoruz dedi. E 7 lira dediniz dedim ben. 7 lira dediniz. Neden 8 yazdın buraya kardeş dedim ben. İş sertleşecek biraz. Döndüm efendim müsaade eder misiniz ben bu konuyu konuşayım dedim. Tabii. Mustafendi konuş dedi. Döndüm birader hayırdır dedim. 7 olan şeyi nasıl 8 yazdın dedim. Ben tak tarz değiştirdim. Dervişliği bıraktım.

Bir mürşid-i kamile intisap ettiysen biliyorum deme Hakkında

orada. Hayırdır dedim. Biz öyle yazıyoruz. Ne demek öyle yazıyoruz dedim ya. Siz ne yapıyorsunuz dedim. Şimdi isim zikredeceğim artık. Fethullah hocanın cemaatinden dedi ki bu biner lirayı dedi cemaate yazıyoruz. Nereden biliyoruz kardeşim? Ben o cemaate versem ne olacak vermesem ne olacak dedim. Ben vermek istemiyorum. Ne yapacaksın dedim. Dök dedim bütün hesabı. Kaş çit ayakkabı alınmış. Hepsini dök dedim aşağı. Böyle bir durdu. Şeyh efendi. Sonra sohbetlerde söyledi bunu. Şeyh efendi. Böyle 7 lira malı 8 lira yazmak caiz değildir, haramdır diye. Adam bir tutuştu. Dedim ya sen dedim gel dedim yanaş. Yıllardır ütmüşsünüz dedim. Neyse bir hesap kitap gördük. Alacak çok çıkıyor dedim. Alacak çok çıkıyor. Bütün hesabı dökünce dedim. Neyse sonra onunla alışverişi kestik tabii. Sonra.

benim gittiğim yerlere gittim. Bak ben biliyorum demiyorum hiç ona. Sonra bir daha geldi. Mustafa. Efendi bütün malı sen al dedi. Emredersiniz efendim dedi. Ben tabii götürdüm benim bildiğim tanıdığım yerler. O Bayındırla hoş geldin birader. Hoş geldin. Ne oldu? Sahaara döndün mü yine? Döndüm diyorum ben. Ondan sonra ayırıyorum. Neyse vadesini konuşuyorum, fiyatını konuşuyorum. İşte o diyor ki. Efendinin 8 liraya aldığı aynı ayakkabı. Hani kalite olarak kaç para diyorum ya. 6 lira birader sana diyor. Diyorum arsa mı satıyorsun ya? Efendi sırtını dönüyor. Ben böyle konuşuyorum ya. Hani ben hani göz göze geliriz de böyle o bu performansım düşer diye herhalde düşünüyor. Böyle uzaklara gidiyor, elini cebine koyuyor. Bir mağazanın içinde öbür taraflar gidiyor. Ben böyle yanaşıyorum diyorum.

dostları fiyat söyle şuna. Kaç ay olacak bir de diyor 3 ay olmaz diyorum. 3 ay. Sen kendine gel. Unuttun mu beni yoksa diyorum ya. Diyor. Seni unutmadım ama diyor senin bu halini diyor hiç aklımdan çıkaramıyorum. Neyse yazıyorum ben tabii. 8 liralık olan ayakkabıyı an geldi 4 liraya aldık, 5 liraya aldık. Onları bir güzel paketlediyorum. Senetleri yazdırıyorum. Şeyh efendi. Allah için kendisi imzalıyor senetleri. Ondan sonra tabii mal gidiyor. Bir ay içinde satılıyor. Hepsi de önce götürmüşler. Ya baba kim aldı bunları demişler. Ya hani bun gider mi? Hani bizim dükkanda oğlum. Mustafa abiniz aldı demiş. Hani ben ona dedim hayır diye yapmışlar. İlk önce onlar satılmış. Sen bir mürşide-i kamile intisap ettiysen biliyorum deme. Bekle. Bazen bizim.

eski arkadaşlar ben şeyh efendinin yanında böyle duruyorum ya. Onlar diyorlarmış ki ya nasıl duruyor bunun yanında böyle? Hani onların tabiriyle süt dökmüş kedi gibi duruyor yanında. Mustafa abi bu değil hani ya abi sen bu değilsin oğlum. Siz ona zahiren bakıyorsunuz. Ben onun ne olduğunu rüyamda, halimde görüyorum. O sizin diyor. O sizin gördüğünüz gibi değil. O senin gördüğün gibi değil. Ben de ona ilk baktım. Dedim ya hani rüyamda böyle daha baba yiğit gördüydüm dedim ya hani. Allah beni affetsin hani boyu benden kısa ya biraz hani dedim ya boyu benden kısaymış filan ilk daha karşılaştık böyle herkese selamlaşıyor böyle ayağına getirmiyor herkes ayakta herkes de tek böyle selamlaşıyor bana geldi sıra böyle vakt. Baktı. Bayındırlı hoş geldin.

Bir mürşid-i kamile intisap ettiysen biliyorum deme Sohbeti

dedi. İlk vuruş bana. Beni kimse tanımıyor orada çünkü treden sırtımdan g gün. Lan dedim ciğerlerim dökülüyor herhalde. Ben o kadar kavga gürültü yaşadım ciğerlerim yerinden oynamadı. İki böyle elense çeker gibi ciğerlerime dedim eyvah ciğerler dökülüyor bizim burada. Ciğerleri bıraktık dedim biz burada içimden. Tabii herkes oturdu. Ben de yerim oturdum direkt. Hle bu kimdi değil. Mustafa. Efendi sen şuraya yanıma gel bakayım dedi. Dakika bir gol 1. Ben. Atikim. Şevikim. Çok özür dilerim. 70 kiloyum. Duvara değil dağa tırmanıyorum. Öyle atikim, öyle şevikim. Kalkamadım ben yerimden. Yardım edin. Mustafendi’ye kaldırın getirin buraya dedi. Vallahi ama üsttenci bir tavır böyle değil. Kaldırın. Mustafa’yi. Alın getirin buraya yanıma dedi. Hayatımın utancını yaşıyorum. Mustafa. Özba kilolarca içki içmiş. Kimseye dayanmamış, yaslanmamış.

Kalkamıyorum dememiş. Dememiş. Kavgalar yaşamış, görüntüler yaşamış. Hayatında görmediği kalmamış. Birinin elini tutmamış. Kibir deryası. Mustafa. Özbağ. İki kişi koltuğumun altından girdi. Zor ben adımlarım gitmiyor benim. Benim değil sanki. Çok affedersiniz patates çuvalı gibi yanına koyuverdiler beni. Dedim. Mustafa. Özbağ kibir deryasındasın başka bir değil içimden. Cenâb-ı. Hak hamd olsun. 18 yıl onun sağında başında geçti. O gün anladım. Hiçbir göründüğü gibi değildir. O gün anladım. Senin kerih gördüğün padişahtır. O gün anladım. Senin eksik gördüğün tamdır. O gün anladım. Büyük ders oldu bana. Bir daha asla ve asla canında hiç kalbimi bozmadım desem yeri var. Dinledim, sustum. Hiç bilgi taslamadım. At dedi attım. Tut dedi tuttum. Git dedi gittim. Gel dedi geldim. Millet arnımdan olanca dedikoduyu yaptı. Ben.

şeyhimin ağzına baktım. Buradan yürüyeceksin dedi. Yürüdüm. Umruma katmadım. Millet arkamdan davul çaldı. Allah dilediğine hikmet verir. Hikmet verdiğine de ilm ledden gönlüne indirir. Senin beğenmediğin maneviyatta sultandır. Senin kerih gördüğün alemleri seyran ediyordur. Bilemez. Rabbim bizi onlardan eylesin.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir mürşid-i kamile intisap ettiysen biliyorum deme konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Bir mürşid-i kamile intisap ettiysen biliyorum deme sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.