Bektaşi Nefesleri - Hacı Bektaşive Veli Makalatından

Bektaşi Nefesleri – Hacı Bektaşi Veli Makalatından


Hacı Bektâş-ı Velî ve Bektaşîlik Hakkında

Bu sohbet, Bektaşî Nefesleri ve Semâ programı kapsamında, Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri’ni daha iyi tanıtmak amacıyla yapılmış bir konferanstır. Mustafa Özbağ Efendi, Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri’nin Makâlât’ı üzerinden, Bektaşîliğin hakîkî yüzünü ortaya koymakta ve Türkiye’deki yanlış algıları düzeltmeye çalışmaktadır.

Alevilik ve Bektaşîlik Ayrımı

Türkiye’de Bektaşîlik denilince Alevilik ve Bektaşîlik iç içe anlatılır; sanki her Alevî’nin Bektaşî olması şartmış gibi gösterilir. Hâlbuki İran’daki, Irak’taki, Suriye’deki, Yemen’deki Alevîler Bektaşî değildir. Bütün İslâm ülkelerinde Hazret-i Ali Efendimizi sevmek îmândan olduğundan dolayı Alevîler vardır; ancak hepsi Bektaşî değildir. Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri; Hazret-i Mevlânâ, Abdülkâdir Geylânî, Hacı Bayrâm-ı Velî gibi bir tasavvufî ekol, derin bir mutasavvıf şahsiyettir.

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat düşüncesine sahip olan insanlar olarak Hazret-i Ali Efendimizi sevmekten, Ehl-i Beyt’i sevmekten gurur duyulmalıdır. Hazret-i Ali Efendimizi sevmek ve Ehl-i Beyt’i sevmek hadîs-i şerîfle sabittir. Hazret-i Hüseyin Efendimiz, Resûlullâh (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazretleri’nin birinci torunu, Ashâb-ı Abâ’nın en küçük ferdi, gönüllerin sultanı ve başların tacıdır.

Kaynaklar: Tirmizî, “Menâkıb”, 20 (Ehl-i Beyt sevgisi); Müslim, “Fedâilü’s-Sahâbe”, 36 (Ashâb-ı Abâ hadîsi).


Makâlât’ın Şerîat Kapısı

Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri’nin Makâlât’ının üçüncü emri, şerîat kapısının üçüncü makamıdır: namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, gücü yeterse hacca gitmek, kazâ etmek ve gusül etmek. Makâlât’ın şerîat kapısının 10 hükmü vardır: faiz haramdır, haramlar haram kılınmıştır, helâller helâl kılınmıştır. Makâlât’ın hiçbir kısmında içki helâldir diye bir şey bulamazsınız. Hiçbir kısmında “bizim namazımız gönül namazıdır, namaz kılmadığımıza bakmayın” diye bir şey yoktur. Doğrudan, noktasal olarak: namaz kılacaksın, oruç tutacaksın, hacca gideceksin, cihâd edeceksin.

Gelin Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri’nin Makâlât’ında buluşalım: namazımızı kılalım, Ramazan’da 30 gün oruç tutalım, Muharrem’de de oruçlarımızı tutalım, haccımızı yapalım, helâl yiyelim, helâl kazanalım.

Kaynaklar: Hacı Bektâş-ı Velî, “Makâlât” (Şerîat Kapısı, 10 makam); el-Bakara 2/43 (namaz ve zekât emri); el-Bakara 2/183 (oruç farziyyeti); Âl-i İmrân 3/97 (hac farziyyeti).


Makâlât’ın Tarîkat Kapısı

Tarîkat kapısında bir mürşide gidip teslim olmak vardır. Mürşitten kasıt, öğreticidir. Neyi öğretecek? İlim, namaz, abdest, oruç, terbiye, edep, hayâ; Resûlullâh (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazretleri’nin sünnetini ve insan olmayı öğretecek. O mürşidin dibinde duracak, öğütlerini dinleyecek, kendine ayna yapacak; bakacak “benim şuram eksik, benim şuram fazla, benim şuram yanlış” diyecek. Kime bakacak? Mürşide bakacak; mürşide bakarak kendini görecek.


Makâlât’ın Mârifet Kapısı: Edep, Perhiz, Sabır, Cömertlik

Edep: Edep, ahlâkın başıdır. Edepsiz olan hiçbir şeye sahip değildir. Edep; haramını terk etmek, şüphelileri terk etmek, dilini tutmak, elini tutmak, kalbini tutmak, kötü düşünmemek, korkmak ve utanmaktır. Allah’tan korkan günah işlemez; ayrılıktan korkar; “Bana bakmaz, bana göz sürmez, bana ‘Gel’ demezse ne yaparım?” diye korkar.

Perhiz: Az yemek, az içmek, az giymek, isrâf etmemek. Hayatın her alanında perhiz etmek. Suyu bile fazla kullanmamak. Her fazladan yediğiniz, içtiğiniz, giydiğiniz deccâliyyete kuruş olarak gitmektedir. Gelin Hacı Bektâş-ı Velî Hazretleri’ne uyalım, isrâf etmeyelim.

Sabır ve Kanaat: Hayatınızın tamâmını sabra yönlendirin. Çocuklarınıza sabredin, anne babalarınıza sabredin, hastalığınıza sabredin, size yapılan yanlışlıklara sabredin. Başınıza gelen belâ, musîbet, sıkıntı; her ne varsa sevgiliden gelir; sizi sınamak, kendinizi tanımanız için verilmiştir. Kanaat en büyük hazînedir. Bugün bir lokman var, kanaat et; Allah yarın iki de verir, beş de verir.

Cömertlik: Cömertliğin en üst makamı, birisinin ihtiyacının var olduğunu görüp, istenmeden o ihtiyacı karşılamaktır. Bir alt makamı ise istendiğinde vermektir. Hakîkat kısmında ise senin cebinde yok; başkasından borç alıp o ihtiyacı karşılıyorsun. Bu kimin ahlâkıdır? Muhammed Mustafa’nın ahlâkı, Hazret-i Ali Efendimizin ahlâkıdır. Cömertlik sadece malla, parayla değildir. Bilginizi paylaşın, sanatınızı paylaşın, dinî ilimlerinizi paylaşın.

Utanmak: İnsanlardan utanmak Allah’tan utanmak gibidir. İnsanlardan utanmayı kaldırdılar ki, istedikleri fuhşiyyâtı ve ahlâksızlığı insanlar rahatça işlesin. Gelin utanma duygusunu içimizde hissedelim, edep ve hayâ bizi terbiye etsin.

Miskinlik: Gösterişsiz yaşamak. Evin çok gösterişli olmayacak, kıyafetlerin şatafatlı olmayacak. Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn Hazretleri, hanımı iki çeşit yemek yapınca “Bugün Soframız Firavun Sofrası gibi oldu” demiştir. Gösteriş insanları batırıyor; ticâret batıyor, mânen batıyor.

Kendi Özünü Bilmek: Mârifetin en önemlisi kendi özünü bilmektir. Özünü bilirsen, hakîkat kapısına doğru yol alacaksın. Senin özünde Yaratıcı’nın ruhu ve nûru vardır. Onu bil, özünü tanı. Özünü tanıyabilmen için muhakkak bu kapılardan geç, bu yollardan yürü.

Kaynaklar: Hacı Bektâş-ı Velî, “Makâlât” (Mârifet Kapısı, 10 makam); Müslim, “Zekât”, 98 (“Kanaat en büyük hazînedir”); Buhârî, “Edeb”, 72 (utanma hadîsi: “Utanmıyorsan dilediğini yap”); el-İsrâ 17/26-27 (isrâf yasağı).


Makâlât’ın Hakîkat Kapısı

Hakîkat kapısının başlangıcı toprak gibi olmaktır. Artık o, özünü tanımıştır; ne olduğunu bilmektedir. Makâlât’a göre hakîkat kapısının makamları: 72 milleti bir görmek, elinden gelen yardımı kimseden esirgemek, her iş için yalnız Allah’tan yardım ve başarı dilemek, sohbet etmek ve sohbette hakîkatin sırlarını söylemek, zülfikâr sahibi olmak (kendinden sâdır olan kerâmetleri sır tutmak), münâcât etmek (Allah’a yalvarmak) ve müşâhede (Allah’a ulaşmak). Eğer bu kapılardan geçmezsen, Allah’a vuslat yoktur.


Yûnus Emre’nin 40 Makam Şiiri

Sohbetin sonunda Yûnus Emre’nin 40 makamla ilgili şiiri okunmuştur:

“Bir suâlim var sana ey dervişler göçesi,
Meşâyıh buyurdu, ne buyurur yol haberi nicesi?
Evvel kapı şerîat, emr ü nehiy bildirir,
Güyâ günahlarına her bir Kur’ân hecesi.
İkincisi tarîkat, kulluğa bel bağlaya,
Yolu doğru varanın yaraya hocası.
Üçüncüsü mârifet, can gönül gözün açar,
Bak mânâ sarâyına, Arş’ın küncesi.
Dördüncüsü hakîkat, ere eksik bakmaya,
Bayram ola gündüzü, Kadir ola gecesi.”

Hakîkat kapısına eren kimse için her gündüz bayram, her gece Kadir Gecesi’dir. Çünkü o, sevgilisiyle göz göze, diz dize, gönül gönüledir. Onun aşkı köpürmeden durmaz; onunla sohbet ettiği her gece Kadir Gecesi’dir.

Kaynaklar: Hacı Bektâş-ı Velî, “Makâlât” (Dört Kapı Kırk Makam); Yûnus Emre, “Dîvân” (40 makam şiiri); el-Kadr 97/1-5 (Kadir Gecesi hk.).


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin Bektaşî Nefesleri programında yaptığı konuşmanın kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.