Âşûrâ, Kur'ânı Kerîm'de açık bir isim olarak geçmese de Hz. Mûsâ'nın firavundan kurtuluşu kıssası ve Muharrem ayının haram aylar içinde yer alması ile dolaylı tezahürleri vardır. Bu sohbette âşûrânın Kur'ânî bağlamı, hadis külliyatındaki yeri, şûben'leri ve mü'minin bu günü nasıl idrâk etmesi gerektiği çerçevesinde ele alınmaktadır.
Âşûrâ Kelimesinin Kur'ânî Bağlamı
Âşûrâ lafzı, Arapçada onuncu manasına gelen aşeretun kökünden türemiştir ve Muharrem ayının onuncu gününü ifade eder. Kur'ânı Kerîm'de açıkça «âşûrâ» olarak bir âyet geçmez; ancak Muharrem ayı haram aylar (Tevbe 9/36) içine girdiği gibi, Mûsâ aleyhisselamın firavundan kurtuluşu olayı da bir çok sûrede tasvir edilir. Bu kıssayla ilgili âyetler âşûrâya manevi atıf zinciri oluşturur. Allah Tealâ Yûnus 90-92, Bakara 49-50, Şüarâ 52-66, Tâ-hâ 77-79 gibi çok sayıda yerde firavunun helâki ve Mûsâ'nın kurtuluşunu zikretmiştir. Bu âyetler âşûrâ gününü tarihî bir gün olmaktan çıkarıp evrensel bir kurtuluş ve tevhid gününe dönüştürmektedir.
Hadisi Şerîflerde Âşûrâ
Hadis külliyatında âşûrâ günü ve oruçu ile ilgili pek çok rivayet vardır. Buhârî ve Müslim ittifâk ettikleri rivayette Hz. Resulullah Medine'ye hicret ettiğinde Yahûdîlerin oruçlu olduklarını gördü ve sebebini sordu; onlar «Bu Allah'ın Mûsâ'yı firavundan kurtardığı gündür, Mûsâ bu gün oruç tutmuştur, biz de onun sünnetine uyarız» dediler. Bunun üzerine Hz. Resulullah, «Biz Mûsâ'ya sizden daha layıkız» buyurdu ve oruç tutulmasını emretti. Daha sonra Yahûdîlere benzememek için dokuzuncu veya onbirinci günü de oruçla birlikte tutulması tavsiyesinde bulundu. Bu rivayet, âşûrâ oruçunun şerî mesnedini oluşturur ve günün manevi anlamını çizer.
Muharrem Ayının Fazîleti
Hz. Resulullah, «Ramazan'dan sonra en faziletli oruç Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur» (Müslim, Sıyâm, 202) buyurarak bu ayın hususi mertebesini belirtmiştir. Muharrem dininin başı, ümmetin hîcri yılbaşıdır ve Yeni bir manevi yıla girişin sembolüdür. Tasavvuf büyükleri bu ayda nefs muhasebesi yapmayı, geçmiş yılın hesabını verip yeni yılda azimli bir yola girmeyi tavsiye etmişlerdir. Muharrem yalnız bir tarih dilimi değil, manevi bir mertebenin başlangıcıdır; mü'min bu ayda Hakk'ın affına sığınır, geçmiş günahlarından tövbe eder, gelecek yıla istikâmet üzere niyet eder.
Âşûrâ Oruçu ve Manevi Tezahürleri
Âşûrâ oruçunun keffâret değeri büyüktür. Hz. Resulullah, «Âşûrâ oruçu geçmiş yılın günahlarına keffârettir» (Müslim, Sıyâm, 197) buyurmuştur. Bu rivayetten anlaşılır ki bir günlük oruç bir yılın günah birikimine karşı manevi bir cezbe vesilesi yapılmıştır. Tabii bu, «büyük günahlar» müstesnadır; büyük günahlar için özel tövbe ve istiğfâr gerekir. Küçük günahlar için âşûrâ oruçu manevi bir arınma vesilesidir. Mü'min bu günde sadece aç ve susuz kalmakla yetinmemeli, kalbini de firavunî arzulardan, dilini de gıybetten, gözünü de haramdan tutmalıdır; oruç böylece tam olur.
Âşûrâ Günü ve Toplumsal Hâtıralar
Âşûrâ günü tarih boyunca sadece Mûsâ'nın kurtuluşu olarak değil, daha sonraki Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'daki şehadeti olarak da hatîratta yer etmiştir. Müslüman toplumlar bu günü hem oruçla, hem aile fertleri arasında geçmiş peygamberlerin kıssalarını anmakla, hem de yardımlaşma ve infakla geceleyebilirler. Geleneksel olarak ev hanımlarının pişirdiği «âşûrâ tatlısı» bu günün toplumsal sembolü haline gelmiştir; rivayete göre Nûh aleyhisselamın gemisinde kalan erzakla bu yemek pişirilmiştir. Bu yönüyle âşûrâ, bireyin manevi muhasebesi yanı sıra, toplumun ümmet bilincini diri tuttuğu bir gündür.
Dolaylı Tezahür ve Mü'minin Yönü
Kur'ânı Kerîm'de bir kelimenin açık olarak geçmemesi, o şeyin manevi bir gerekliliğinin yokluğunu göstermez. Allah'ın kelamı kıssalarda, prensiplerle, sembollerle ve manevi atıflarla yol gösterir. Âşûrâ günü Mûsâ kıssasıyla, Muharrem ayı haram aylar âyetiyle, oruçla zaten bağlantılı olarak Kur'ân'da yer eder. Hz. Resulullah'ın hadisleri ve uygulaması bu bağlantıları somutlaştırmıştır. Mü'min âşûrâyı, kalbinden firavunun ve nemrudun arzularını çıkarıp tevhid bayrağını dikme günü olarak idrâk etmeli; geçmiş peygamberlerin imtihan ve zaferlerinden ders çıkararak kendi imtihân yolunda istikâmet üzere yürümektedir. Bu yönüyle âşûrâ, sadece tarihî bir gün değil, manevi bir mertebedir.
Bibliyografya
- Kur'ânı Kerîm, Tevbe 9/36; Bakara 2/49-50; Yûnus 10/90-92; Şüarâ 26/52-66; Tâ-hâ 20/77-79.
- Buhârî, Sav'm, 69; Ebû Dâvûd, Sav'm, 64.
- Müslim, Sıyâm, 127, 197, 202.
- Tirmizî, Sav'm, 47-50; Nesâ'î, Sıyâm, 56-58.
- İbn Mâce, Sıyâm, 31-32.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, Mûsâ kıssaları babları.
- Fâhreddin Râzî, Mefâtihu'l-Gayb, oruç bahisleri.
- Suyûtî, ed-Dürru'l-Mensûr, âşûrâ rivayetleri.
- İmâm Gâzalî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, Esrâru's-Sav'm bölümü.
- İmâm Nevevî, el-Ezkâr, Muharrem ayı duaları.
- Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu'l-Kulûb, oruç ve manevi arınma.
- İbn Hacâr el-Askalânî, Fethu'l-Bâri, âşûrâ oruçu şerhi.
- İmâm Sehavi, el-Mekâsıdu'l-Hasene, âşûrâ rivayetlerinin değerlendirilmesi.
- Mevlânâ, Mesnevii Şerîf, c. III (firavun ve kurtuluş türevî konuları).
- Mahmud Sami Ramazanoğlu, Mübârek Gün ve Geceler, âşûrâ bahsi.
- Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, âşûrâ ve oruç faziletleri.
- Bediuzzaman Said Nursî, Mektubat, âşûrâ mektubu.
- Mevlânâ Hâlid Bağdadi, Mektûbâtı Şerîfe, şükür ve sabır bahisleri.
- İmâm Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Esmâ-ı Hüsnâ, Mûsâ ve firavun bahsi.
- Mustafa Özbâğ, Sohbetler, âşûrâ ve Muharrem fasılları.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, âşûrânın Kur'ânî bağlamını, hadis külliyatındaki yerini, Muharrem ayının fazîletini ve oruçla manevi tezahürlerini bütünlük içinde sunmaktadır. Mü'min için âşûrâ, sadece tarihî bir gün değil, manevi bir mertebe ve tövbeistikâmet fırsatı olarak sunulmuştur. Âşûrâ-Kerbelâ serisinde Kur'ânî mesnedi açıklayan açıklayıcı sohbet niteliğindedir.
Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Video: YouTube | Seri: Âşûrâ-Kerbelâ