Perşembe, 27 Ağustos 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Zikr ile Alâkalı Âyet ve Hadîsler

Zikrullâh ile alâkalı âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler bir arada derlenmiştir. Bölüm bölüm okunabilir; her maddenin kaynağı altında belirtilmiştir.

Âyet-i Kerîmeler

38 âyet-i kerîme

Ali İmran 41
Rabbini çokça zikret. Akşam sabah onu tesbih et."
Bakara 152
Öyleyse beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin ve bana nankörlük etmeyin.”
Ankebut 45
Ey Muhammed, sana vahyolunan kitabı oku. Namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz ki namaz, insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkoyar. Allah’ı zikretMEK elbette en büyük ibadettir. Allah, ne yaptığınızı çok iyi bilir.” Ahzab suresi 41- Ey iman edenler, Allah’ı çok zikredin. 42- Onu sabah akşam tesbih edin.-
Rad 28
Allah’a yönelenler, iman edip Allah’ı zikrederek kalpleri huzura kavuşanlardır. İyi bilinmelidir ki, kalpler Allah’ı zikretmekle huzura kavuşur.”
Zümer 45
Allah tek olarak zikredildiği zaman, âhirete iman etmeyenlerin kalpleri nefret eder, Allah’tan başkası zikredildiği zaman ise bakarsın yüzleri gülüverir.
Nisa 142
Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah onları aldatır. Onlar namaza kalktıkları vakit tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az zikrederler.
Haşr 19
Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar gerçekten yoldan çıkmışlardır.”
Münafıkun 9
Ey iman edenler, mallarınız ve çocuklarınız, sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır.
Kehf 28
Ey Muhammed, rabbinin rızasını ve cemalini isteyip sabah akşam ona ibadet edenlerle birlikte kendini tut. Sabret. Sakın dünya hayatının ziynetine kapılıp gözünü onlardan ayırma. Kalbini, bizi zikretmekten uzaklaştırdığımız, arzularına uyan, işi gücü haddi aşmak olan kimseye sakın uyma.”
İnsan 25
Sabah akşam Rabbinin ismini zikret.”
Nisa 103
Namazı kıldıktan sonra ayakta iken otururken ve yanlarınız üzerine yatarken Allah'ı zikredin.
Taha 124
Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, şüphesiz ki onun için meşakkatli zor bir hayat vardır. Kıyamet günü de biz onu kör olarak haşredeceğiz.
Taha 33
Ki seni çokça tesbih edelim. 34- Ve seni çokça zikredelim.
Zuhruf 36
Kim rahman olan Allah’ı zikretmekten yüz çevirirse, biz ona, bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan her zaman onun arkadaşıdır. 37- Şüphesiz ki bu şeytanlar, onları doğru yoldan alıkoyar. Onlar da kendilerinin hidayette olduğunu sanırlar.”
Müzemmil 8
Rabbinin adını zikret ve sadece ona yönel.”
Ali İmran 41
Zekeriyya: "Rabbim, o halde bana bir alâmet ver." dedi. Allah da "Senin alâmetin, insanlarla, işaretle anlaşman dışında, üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret. Akşam sabah onu tesbih et."
Zümer 22
Allah’ın, gönlünü İslam’a açtığı ve rabbinden bir nur üzere olan kimse, kalbi katılaşmış olan kimse gibi midir? Kalpleri Allah’ın zikrine karşı katılaşanların vay haline. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.”
Ahzab 21
Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”
Ahzab 35
Allah’ı çokça zikreden erkeklerle Allah’ı çokça zikreden kadınlara, şüphesiz ki Allah, mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.”
Necm 29
Ey Muhammed, zikrimizden yüz çeviren ve dünya hayatından başka hiçbir şey istemeyen kimseden sen de yüz çevir.”
Enfal 2
Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah zikredildiği zaman kalpleri ürperir. Allah'ın âyetleri onlara okunduğu zaman imanlarını artırır ve sadece rablerine güvenirler.” Al-i İmran-135- Onlar, bir hayasızlık yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı zikrederler ve hemen günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah’tan başka kim bağışlar? Yaptıkları kötülükte bile bile ısrar etmezler.
Cin 17
Kim rabbinin zikrinden yüz çevirirse rabbi onu, gittikçe artan bir azaba uğratır.”
Enbiya 42
Ey Muhammed de ki: "Gece ve gündüz, sizi rahman olan Allah'ın azabından kim koruyabilir? Hayır, onlar, rablerini zikretmekten bile yüz çeviriyorlar.”
Şuara 227
Ancak îman edip salih amel işleyenler, Allah'ı çok zikredenler ve haksızlığa uğratıldıktan sonra haklarını alanlar böyle değildir.”
Enfal 45
Bir toplulukla karşılaştığınız zaman, sebat edin ve Allah'ı çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz" Al-i İmran-191- Onlar, ayakta iken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler.
A’RAF 200
201 Eğer Şeytan tarafından sana bir vesvese gelirse Allah'a sığın. Şüphesiz ki Allah, her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi bilendir. Allah'tan korkanlara, Şeytan'dan bir vesvese dokununca Allah'ı zikrederler. Ve hemen gerçeği görürler.
Furkan 18
Seni zikretmeyi unuttular ve yok olmaya layık bir kavim oldular.”
Mücadele 19
Şeytan onları kaplamış ve Allah’ı zikretmeyi unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilinmelidir ki şeytanın taraftarları mutlaka hüsrandadırlar.”
Zâriyât 55
Sen yine de zikret (öğüt ver). Çünkü zikir (öğüt) müminlere fayda verir.
A’lâ 14
15 “Temizlenen, Rabbini zikredip O'na kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir.”
Tûr 29
(Resûlüm!) Sen zikret (öğüt ver). Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
Hac 35
Onlar öyle kimseler ki, Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.
Mü’min 13
Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası zikretmez." Seni en kolaya muvaffak kılacağız. O halde eğer zikir (öğüt) fayda verirse zikir öğüt (ver.) A’lâ / 9
Maide 91
Şüphesiz ki şeytan, kumar ve içki ile aranıza düşmanlık ve kin sokmayı, sizi Allah'ın zikrinden ve namazdan men etmeyi ister. Artık bunlardan vazgeçmez misiniz?”
Cuma 9
10 “Ey iman edenler, Cuma günü namaza çağırıldığınız zaman, hemen namaza koşun. Alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındıktan sonra dağılıp Allah’ın lûtfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çokça zikredin ki kurtuluşa eresiniz.”
Nur 36
Bu kandil, Allah'ın, imar edilip yükseltilmesine ve içlerinde adının zikredilmesine izin verdiği evlerdedir. Orada insanlar sabah akşam Allah ı zikrederler.
Bakara 198
Rabbinizin lütfundan rızık aramanızda bir günah yoktur. Arafat’tan sel gibi akıp inerken, Meş'arîl Haramda Allah'ı zikredin. Daha önce sapıklardan olduğunuz halde, size doğru yolu gösterdiği için onu zikredin.
Bakara 200
Hac ibadetlerinizi bitirince, atalarınızı andığınız gibi veya daha fazlasıyla Allah’ı zikredin. İnsanlardan bir kısmı: "Rabbimiz, (nimetlerini) bize dünyada ver." der. Bunların, âhirette hiçbir nasibi yoktur.”

Hadîs-i Şerîfler

52 hadîs-i şerîf ve rivâyet

Abdullah ibni Abbâs radıyallahu anhümadan rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle duâ ederdi:

“Lâilâhe illallâhül azîmül halîm. Lâilâhe illallâhü Rabbül arşil azîm.

Lâilâhe illallâhü Rabbüs semâvâti ve Rabbül ardı ve Rabbül arşil kerîm”

“Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli Arş’ın sahibi olan Allah’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve yüce Arş’ın Rabbinden başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur.”

Buhari-Müslim

Sahîh-i Müslim’deki rivâyete göre, Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem bu zikri sıkıntı hissettiği zaman yapardı.

Hadis-i şerifte Allah Rasulu sav "Serilmiş döşekler üzerinde, dünyada, Allahu Teâlâ'yı zikreden cemaati; Allahu Teâlâ muhakkak yüce derecelerine sokacaktır." buyrulmuştur.

Feyz-ul Kadir, Cilt-5, S. 286

İmam Mâlik'e ulaştığına göre, Hz. İsa İbn-u Meryem aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: "Allah'ın zikri dışında çok kelam etmeyin, kalpleriniz katılaşır. Çünkü katı kalp Allah'tan uzaktır, fakat bunu bilemezsiniz.” Muvatta

Ali (ra) rivayet ediyor. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuşlardır:

“Cebrail, bana Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu anlattı: ‘La ilahe illallah' Benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur."

Camiüssağir

Allah resulü sav buyurdu ki “Kıyamet gününde benim şefaatim sayesinde en mutlu olacak insan, kalbinden içtenlikle, Lâ ilâhe illallah diyendir.” Buhârî

Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet edilmiştir.

Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

Allah Teala buyurdu: Ben kulumun hakkımdaki zannı üzereyim. Beni zikrettiğinde onunla beraber olurum. O beni içinde zikrederse ben de onu içimde zikrederim. O beni bir toplulukta zikrederse, ben de onu onlardan daha hayırlı bir toplum içinde zikrederim. O bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim.

et-Tergib ve't-Terhîb

Suyuti; "Toplulukta zikir ancak sesli olur. Dolayısıyla hadis cehri zikrin caiz olduğuna işaret etmektedir" der.

"Her kim harflerinin hakkını vererek ve çekerek «La İlahe illallah» derse, büyük günahlardan 4000 günahı yıkılır." buyrulmuştur.

Ramuz-ül Ehadis

Câbir ibni Abdillah radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken dinledim:

“Zikrin en fazîletlisi lâilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yok’

sözüdür.” Tirmizî, İbni Mâce

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kavmine şöyle buyurdu:

“Ey kavmim! ‘La ilahe illallah’ deyin kurtuluşa erin!”

İbni Hibban

Ebû Hüreyre ile Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre,

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını sarar; Allah’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekînet iner ve Allah Teâlâ onları yanında bulunanlara över.”

Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbni Mâce

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu duayı çok yapardı:

"Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!"

Ben (bir gün kendisine):

"Ey Allah'ın resulü! biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dedim. Bana şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahmân'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir."

Tirmizi

İmâm Ahmed İbn Hanbel der ki: Bize Muhammed İbn Bekr… Enes İbn Mâlik'ten nakletti ki Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuş:

“Allah'ın rızâsından başka bir şeyi gözetmek ve beklemeksizin Allah'ı zikreden bir topluluğu gördüğünde, göklerden bir münâdî şöyle seslenir : Kalkın, hepiniz bağışlandınız. Kötülükleriniz iyiliklere çevrildi.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu:

– Âgâh ol, seni dünya ve âhiret hayrına ulaştıracak amellerin istinatgâhı, delilinin ne olduğunu haber vereyim mi?

– Ver Yâ Rasûlallah.

– Dünya ve âhiret hayrını sana verecek amellerin esası, zikir ehli ile oturmak, onların meclislerinde bulunmaktır.

Ebû Nuaym, el-Hilye, 1/366.

“Hiç bir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: “Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız” denilmesin.

(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777)

Muaz ibni Cebel'den (Radıyallahu Anh) meşhur hadîs olarak rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resülüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Kimin son sözü:

"Lâ ilahe illallah"

(Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur) cümlesi olursa, Cennet'e girer.”Ebu davud,Hakim

Muaz (r.a.) diyor ki: "Resûlullah'a (s.a.v.)'e, 'Amellerin efdali ve Allah'a en yaklaştıracak olanı hangisidir? Bana haber ver.' diye sordum. Buyurdu ki: 'Daima zikretmek, hatta ölürken bile; dilin zikrullaha devam edişinden yaş ve ıslak olarak ölmendir.' buyurdu."Kutsi hadis

Câbir ibni Abdillah radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken dinledim:

“Zikrin en fazîletlisi lâilâhe illallah. ‘Allah’tan başka ilâh yok’

sözüdür.”Tirmizi, İbni Mâce,Nevevi

"Toplantınızın hakkını eda ediniz. Şöyle ki: Meclisleriniz de Allah'ı çok zikrediniz, yolunu şaşırmışlara yol gösteriniz ve haram olan kadınlara bakmayınız." buyrulmuştur.

Râmuz-ul Ehadis

Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhümâdan rivâyet edildiğine göre,

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cennet bahçelerine uğradığınız zaman oradan faydalanmaya

bakın!” Ashâb-ı kirâm,

“Yâ Resûlallah! Cennet bahçeleri nedir, neresidir?” diye sordular.

Allah’ın Elçisi şöyle buyurdu:

“Cennet bahçeleri zikir meclislerdir. Allah Teâlâ’nın yeryüzünde dolaşıp zikir meclislerini araştıran melekleri vardır. Onlar zikir meclislerini buldukları zaman, zikredenlerin yanına varıp aralarına katılırlar.”

Tirmizi-Ebû Ya‘lâ-Heysemî

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah'ı zikreden bir cemaatle sabah namazı vaktinden güneş doğuncaya kadar birlikte oturmam, bana İsmâil'in oğullarından dört tanesini âzad etmemden daha sevgili gelir. Allah'ı zikreden bir cemaatle ikindi namazı vaktinden güneş batımına kadar oturmam dört kişi âzad etmemden daha sevgili gelir.” Ebû Dâvud

İbn Abbas'dan rivayet edilmiştir: "Allah Teala; Ey Âdemoğlu Beni tenhada zikredersen Ben de seni tenhada zikrederim. Beni bir topluluk içinde zikredersen Ben de seni Beni zikretTİĞİN o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içerisinde zikrederim, buyurdu.”Suyuti-Tergib ve't-Terhib

Şeddâd b. Evs anlatıyor:

Rasûlullah’ın yanındaydık. Bize: “Aranızda yabancı, yani Ehl-i Kitab’tan kimse var mı?” diye sordu. “Hayır yâ Rasûlallah” dedik. Kapının kapatılmasını emir buyurdu. Ve, “Ellerinizi kaldırın ve ‘Lâ ilâhe illallah’ deyiniz” dedi. Biz de ellerimizi bir süre kaldırdık. Sonra Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Ey Allah’ım! Sana hamd ederim ki, bu kelime-i tevhidi benimle tebliğ buyurdun. Onunla zikretmemi bana emrettin, karşılığında cenneti vaad ettin. Şüphesiz vaadinden dönmezsin.”

Ahmed, Taberânî, Heysemî

Taberanî'nin Muaz b. Enes'den rivayet ettiğine göre Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Allah Teala; "Bir kimse Beni kendi içinde anarsa Ben onu meleklerden bir topluluk içerisinde anarım. O Beni bir topluluk içerisin¬de anarsa Ben de onu mutlaka Mele-i Âlâ'da (Bana yakın melekler içinde) anarım" buyurdu. ‘Bazı rivayetlerde Refiku'l-Alâ" olarak geçmektedir.’

Tergib ve't-Terhib- Heysemî

Ebu Said el-Hudri (r.a)'den Peygamber (s.a.v)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Allah Teala kıyamet gününde; "Mahşer halkı bu gün lütuf ve ihsana kimin layık olduğunu bilecektir." buyurur. Bunun üzerine ya Rasulullah lütuf ve ihsan ehli kimdir denilince Rasulullah (s.a.v): "Bunlar, zikir meclislerinde bulunanlardır", buyurdu.

Ahmed b. Hanbel, Heysemi, İbn Hibban, Beyhaki

Enes b. Mâlik (r.a) anlatır. "Abdullah b. Ravaha Peygamberin ashabından biri ile karşılaşınca "Gel bir anlık da olsa Rabbimize iman edelim (Yani bir süre Rabbimizi zikredelim)" derdi.

Yine bir gün bir sahabeye aynı sözü söyleyince sahabe buna kızıp Hz. Peygambere geldi ve "İbn Ravaha'nın yaptığına bak. Senin imanından yüz çevirip bir anlık imana davet ediyor" deyince Peygamber (s.a.v); "Allah Teala İbn Ravaha'ya merhamet etsin. 0 meleklerin imrendiği zikir meclislerini seviyor." buyurdu.

Ahmed b. Hanbet, et-Tergib, Heysemi

Ebu Hureyre (r.a) ve Ebu Said {r.a) Rasulullah (s.a.v)'in şöyle dediğine şahid olmuşlardır: "Herhangi bir cemaat Allah'ı (cc) zikretmek için otururlarsa, mutlaka melekler onları kuşatır, rahmet kendilerini kaplar, üzerlerine huzur iner ve Allah (cc) onları katında bulunan meleklere zikreder.”

Ahmed b.Hanbel, Müslim, Tirmizî, îbn Mâce, İbn Ebu Şeybe ve Beyhakî'de rivayet etmişlerdir.

Amr b. Abese (r.a)'den; Rasulullah (s.a.v)'in şöyle dediğini işittim;

"Allah'ın lütuf ve rahmetine yaklaştırdığı -iki elini sağa yönelterek- bir takım kimseler vardır ki bunlar peygamberler de değildir, şehid de değildirler. Yüzlerinin parıltısı kendilerine bakanların gözlerini kamaştırır. Allah'a olan yakınlıklarından dolayı peygamberler ve şehidler kendilerine imrenirler.

Ey Allah'ın Rasulu, onlar kimlerdir?" denildi. Peygamberimiz: "Onlar çeşitli kabilelerden Allah'ı (c.c) zikretmek için toplanmış olan kimselerdir. Hurma yiyenin hurmanın iyisini seçtiği gibi, onlar da sözün güzellerini seçerler" buyurdu.

Heysemi, Taberani,Tergib Terhib

Ebu Hureyre (r.a) rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Allah Teala'nın zikir halkalarım arayan gezici melekleri vardır. Zikir halkalarına uğradıklarında birbirlerine hemen oturun derler. Cemaat dua ettiğinde dualarına bunlar da âmin derler, Peygamber'e (s.a.v) salavat getirdiklerinde onlarla beraber (melekler de) salavat getirirler. Bu durum cemaat ayrılıncaya kadar böyle devam eder. Cemaat ayrılırken melekler birbirlerine, "Müjdeler olsun, bunlar affedilmiş olarak dönüyorlar." derler.

Suyutî, Kenzu'l-Ummal

Abdurrahman b. Seni rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v) evinde iken "Nefsini, sabah akşam, rızasını isteyerek Rab'lerine yalvaranlarla beraber tut. (Onlarla beraber bulunmağa candan sabret) Kehf-87 ayeti nazil oldu. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) dışarı çıktı ve Allah'ı zikreden bir topluluk buldu. Onlarla beraber oturdu ve beni bunlarla beraber sabretmemi görevli kılan Allah'a hamd olsun" buyurdu.

Ibn Cerir ve Taberanî

Ebu Rezîn el-Ukaylî Rasulullah'ın (s.a.v) şöyle dediğini rivayet etmiştir. "Sana işin özünü, esasını göstereyim mi? Evet ey Allah'ın Rasulü deyince buyurdu ki "Zikir meclislerine devam et. Oradan ayrılıp boş kaldığın zaman da dilini Allah'ı zikretmek suretiyle hareket ettir.”

Asbahanî, Tergib ve't-Terhib; Kenzu'l-Ummal, Ahmed b. Hanbel, İbn Asakir,Ebu Nuaym

Abdullah b. Amr b. el-Âs (r.a)'den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Bir mecliste oturup da Allah'ı zikretmeyen bir topluluk yoktur ki kıyamet gününde hüsrana uğramasın.”

İbn Hambel-Müsned

Bize İsmail b. Ayyaş, Raşid b. Davud’dan bildirdi. O Ya'la b. Şeddad'dan şöyle dediğini nakletti: Babam Şeddad b. Evs -Ubade b. es-Samit de hazır bulunup onu tasdik ediyordu- tahdis edip dedi ki: Bizler Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ın huzurunda iken şöyle buyurdu: "Aranızda yabancı bir kimse kitap ehlinden bir kimse demek istiyor- var mı?" buyurdu. Bizler: Hayır ey Allah'ın Rasulü deyince, o kapının kilitlenmesini emredip buyurdu ki: "Ellerinizi kaldırarak la ilahe illallah deyiniz." Bizler bir süre ellerimizi kaldırdık. Sonra Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elini indirdi ve arkasından şöyle buyurdu: "Hamd Allah'a mahsustur. Allah'ım şüphesiz ki sen beni bu söz ile Peygamber olarak gönderdin. Onu bana emrettin ve ona karşılık bana cenneti vaat ettin. Şüphesiz ki sen vaadinden caymazsın." Sonra da: "Müjdeler olsun sizlere şüphesiz Allah size günahlarınızı bağışladı" buyurdu.

Hakim, İmam Ahmed,Heysemi

Ebu'd-Derda {r.a), Peygamber (s.a.v)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Allah Tela kıyamet gününde yüzleri nurlu bir takım kavimleri inciden minberler üzerinde diriltecektir. İnsanlar onlara imrenirler. Onlar peygamberler ve şehitler de değildirler."

Ebu'd-Derda dedi ki; bir bedevi diz çöküp: "Ey Allah'ın Rasulü onları bize açıkla da bilelim" deyince Rasulullah (s.a.v); "Onlar çeşitli kabile ve memleketlerden olup Allah için birbirlerini sevenler ve Allah'ı zikretmek için toplanıp, O'nu zikredenlerdir, buyurdu.

Tergib et-Terhip, Heysemî,Tabereni

"Şeytan insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler. Allah'ı zikredince siner, çekilir, gaflet etse vesvese verir." buyurmuştur.

Buhari.

Cabir (r.a) anlatıyor:

"Rasulullah (s.a.v) yanımıza çıkageldi ve bize "Ey insanlar Allah Teala'nın gezici melekleri vardır. Yeryüzüne iner ve zikir meclislerinde (zikredenlerle beraber) otururlar. Siz de cennet bahçelerinden otlanınız" buyurdu. Bunun üzerine sahabeler; cennet bahçeleri nerelerdir? deyince Rasulullah (s.a.v): "Zikir meclisleridir. Aman ha, sabah akşam Allah'ı zikre koşunuz." buyurdu.

Hâkim, Heysemi, Ebu Yâ'İâ, Bezzar,Taberanî, Tergib et-Terhip, İbn Ebu'd-Dünya

İbn-i Abbas (r.a)'dan rivayet edilmiştir. Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Münafıklar, size gösteriş için yapıyorsunuz (müra'isiniz) deyinceye kadar Allah'ı çokça zikrediniz.”

Heysemi

Suyutî, Neticetü'l-Fikr'de "Bu hadisteki durumun gerçekleşmesi ancak cehri zikirle mümkündür" demektedir.

"Münafıklar size mürâî deyinceye kadar Allah'ı çokça zikrediniz" buyrulmuştur.

Beyhaki,Heysemi,Suyuti

Rasulullah sav’e “Hangi amel daha faziletlidir?” diye sorulduğunda, Rasulullah: “Dilin Allah Allah derken ölmendir” buyurmuştur.

Terğib Ve Terhib, İbn Ebi’d-Dünya, İbn Hibban, Taberânî

“Yeryüzünde Allah Allah … denildikçe kıyamet kopmayacaktır.” Müslim, Tirmizî

İbn Cabir (r.a)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir "Ebu Müslim Havlanî çocuklarla beraber yüksek sesle çok tekbir getirir ve: "Cahiller size deli deyinceye kadar Allah'ı çokça zikrediniz" derdi.

Ebu Nuaym

Abdurrahman b. Seni rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v) evinde iken "Nefsini, sabah akşam, cemalini isteyerek Rab'lerine yalvaranlarla beraber tut. (Onlarla beraber bulunmağa candan sabret) Kehf-87 ayeti nazil oldu. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) dışarı çıktı ve Allah'ı zikreden bir topluluk buldu. Onlarla beraber oturdu ve beni bunlarla beraber sabretmemi görevli kılan Allah'a hamd olsun" buyurdu.

İbn Cerir,Taberanî

Allah resulü (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur:

“Kalbinizin katılaştığını hissettiğinizde, Allah'ı çokça zikredin. Zira kalp, Allah'ı zikretmekle yumuşar.”

Taberânî

Resulullah sav buyurdu ki "İmanın efdali Allah için sevmek ve Allah için buğuz etmekliğin ve dilini zikrullahta kullanmaklığın, nefsine sevdiğini diğer insanlara da sevmen ve nefsine hoşlanmadığın bir şeyi diğer insanlara da hoşlanmayışın ve hayır söylemen veyahut susmandır."

Ramuz-ül Ehadis

"Ashab-ı Kiram'dan kurulmuş bir zikir halkasına, Resûlullah (s.a.v.) çıkageldi de, 'Sizi buraya oturtan sebep nedir?' diye sordu. Ashab-ı Kiram da: 'Allah'ı zikretmek ve bizi İslâmiyet'e hidayet ettiğinden, diğer insanlar arasından bizi zikrine muvaffak eylediğinden dolayı, hamdetmek için toplanıp oturduk.' dediler. Tekrar Resûlullah (s.a.v.): 'Allah'a and veririm sizi buraya oturtan sebep ancak bu mudur?' diye sordu. Ashap da: 'Allah'a yemin ederiz ki, bizi buraya oturtan ancak zikretmektir.' dediklerinde, Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: 'Fakat ben size yemin vererek sormakla sizi suçlamıyor, itham etmiyorum, ancak bana Cibril geldi, haber verdi ki: Allahu Teâlâ sizinle meleklere karşı övünüyormuş, onun için fazlaca inceleyip tahkik ettim.' buyurdu."

Mişkat-ül Mesabih Şerhi Mirkat-ül Mefatih, Cilt-3, S. 17

"Dünya tarafını dinleri üzerine tercih etmedikleri müddetçe; «Lâ ilahe illallah» zikri, kulları Allahu Teâlâ'nın kızgınlığından korur, men eder, fakat dünya tarafını dinlerine tercih ederlerse ve ondan sonra «Lâ ilâhe illâllah» diye zikrederlerse, Allahu Teâlâ onları reddeder ve 'Yalan söylüyorsunuz.' diye buyurur." Ramuz e hadis

Ebû Saîd el-Hudri’den gelen rivayette Allah Resûlü (a.s.) şöyle buyurdu:

“Musa (a.s.) şöyle buyurdu:

“Ya Rabbi! Bana bir şey öğret, onunla seni zikredip sana dua edeyim.”

Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

“Ya Musa! Lâ İlâhe İllallah de.”

Musa: “Ya Rabbi! Senin bütün kulların bunu söylüyor.”

Allahu Teâlâ:

“Lâ ilâhe illallah de.”

Musa:

“Ya Rabbi! Senden başka ilah yoktur. Bana has bir şey istiyorum.”

Allah Teâlâ:

“Ya Musa! Eğer yedi kat sema ve (benden başka onları imar edenler) ile yedi kat yer bir kefede olsa ve Lâ İlâhe İllallah ayrı bir kefede olsa Lâ İlâhe İllallah kefesi daha ağır basar.”

Hakim- Müstedrek 1/206

İbn Kab’tan gelen rivayette: Musa (a.s.) şöyle dedi: “Ey Rabbim! Yakınsan sana münacat edeyim uzak isen sana nida edeyim.”

Allah: “Ya Musa! Beni zikredenin yanındayım.”

Musa: “Ya Rabbi! Bir halden diğer hale giriyoruz. Bir hal üzerinde iken Seni ululuyor ya da Seni yücelterek seni zikrediyoruz.”

Allah: “O hal nedir?”

Musa: “Cenabet ve tuvalette.”

Allah: “Ya Musa! Herhalde beni zikret.”

İbn Ebi Şeybe, Musannef, 2/66

“Allah Allah … diyen bulundukça kıyamet kopmaz.”

Müslim, Abdurrezzâk

Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:

“(Ahir zamanda) Elbisenin nakışının silinip gittiği gibi İslâm da silinip gider. Hattâ oruç nedir, namaz nedir, hac ve umre nedir, sadaka nedir bilinmez. Allah Teâlâ’nın Kitâb’ı (Kur’ân-ı Kerîm) bir gecede kaldırılıp götürülür, yeryüzünde ondan tek bir âyet bile kalmaz. Birtakım çok yaşlı erkekler ve kadınlar kalır ve:

Biz atalarımıza yetiştik, onlar; “Lâ ilâhe illâllah” cümlesini söylüyorlardı, biz de onu söylüyoruz!» diyeceklerdir.”

Huzeyfe İbnu'l-Yeman r.a bu hadîsi nakledince yanında bulunan Sıla r.a kendisine:

“–O yaşlılar, namaz nedir, oruç nedir, hac nedir, sadaka nedir bilmezken «Lâ ilâhe illâllah» cümlesi onlara bir fayda sağlar mı?” dedi. Huzeyfe (bu suâle) cevap vermedi. Ama Sıla bu sorusunu üç kere tekrarladı. Her seferinde Huzeyfe ondan yüz çevirdi. Sıla bir defa daha tekrar edince:

“–Ey Sıla, kelime-i tevhîd onları Cehennem’den kurtarır; kelime-i tevhîd onları Cehennem’den kurtarır; kelime-i tevhîd onları Cehennem’den kurtarır!” dedi.

İbnu Mâce

“Allah’ı zikretmeden geçen bir gün, ölü bir gün gibidir.” (Taberani)

“Kim Rabbini zikretmeden yatarsa, o gün ve gece ona yazık olur.” (Hakim)

Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular:

“-Demirin paslandığı gibi kalpler de paslanır.” Ashâb-ı kirâm:

“-Yâ Resûlâllah! Onun cilâsı nedir?” diye sorduklarında ise:

“-Allâh’ın Kitabı’nı çokça tilâvet etmek ve Allâh’ı çok çok zikretmektir.” cevabını vermiştir.

Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Allah-ü Teâlâ buyurur ki: Şüphesiz kullarım içinde benim velîlerim ve halk içinden seçtiğim dostlarım öyle kimselerdir ki, zâtım zikredilince onlar hatırlanır, onlar hatırlanınca da ben zikredilirim."

Ebû Nuaym, Hilyetü'l-Evliyâ, 1/6; Taberî, Câmiu'l-Beyân, 7/132.

Hz.Peygamberimiz sav hutbede buyurdu ki,

“Ey insanlar!

Ölmeden önce tevbe edin; fırsat elde iken sâlih ameller işlemeye bakın! Gizli-açık bolca sadaka vermek ve Allâh’ı çok çok zikretmekle Rabbinizle aranızı düzeltin! Böyle yaparsanız, rızıklandırılır, yardım görür ve kaçırmış olduğunuz şeyleri elde edersiniz."

İbn-i Hişâm, Beyhakî

Mâlikî ulemâsından ve Şâzelî meşâyihinden, müfessir İbn Acîbe (rh.a.), cehrî zikir hakkında şöyle bir delil naklediyor:

Hz. Ali (k.v.) bir gün Rasûlullah (s.a.v.)‘e gelerek buyurdu ki: “Ya Rasûlullah! Yolların en kolayı, Allah (C.c.)’a en yakın olanı, Allah (c.c.)’a en faziletlisi hangisidir?” diye sorunca, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular:

“Ya Ali! Devamlı zikre yapış!” dedi. Hz. Ali (k.v.) tekrardan:

“Ya Rasûlullah! Allah’ı nasıl zikredeyim?” diye sorunca, bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

“Gözlerini kapat, üç sefer benden dinle. Sonra aynısını tekrar et, dinleyeyim.” dedi.

Ve sonra gözlerini kapatarak üç defa “Lâ İlâhe İllallâh” dedi. Sonra Hz. Ali (k.v.) de tekrar etti.

Bu zikri, Hz. Ali (k.v.) öğrencisi Hasan-ı Basrî‘ye, O Habib-i Acemî‘ye, O Dâvûd-i Tâî‘ye, O Ma’ruf-i Kerhî‘ye, O Seri-i Sakatî‘ye, O Cüneyd-i Bağdâdî‘ye (Kaddesallâhu Esrârahum) telkin etti. Böylece silsile yoluyla tarîkat meşâyihine ulaştı.”

İbn Acîbe, Îkâzü’l-Himem fî Şerhi’l-Hikem, Sf: 119-120.

Şeddad ibn-i Evs (r.a.) diyor ki: "Bir gün Resûlullah (s.a.v.)'in yanında idik, bize: 'Ellerinizi kaldırınız ve «Lâ ilahe illallah» deyiniz.' dedi. Biz de emrini yaptık, sonra buyurdu ki: 'Allah'ım, muhakkak sen beni bu kelime ile ba's ettin (yani gönderdin) ve bunu söyleyene cennet vaat ettiğini de emreyledin, muhakkak ki sen sözünden hulf etmez, vadini yerine getirirsin.' dedikten sonra; bize döndü, 'Sizlere müjdeler olsun, Allahu Teâlâ sizleri mağfiret etti.' buyurdu."

Ramuz-ül Ehadis Şerhi, Cilt-1, S. 439

(Zikrin [Allah’ı anmanın] en faziletlisi La ilahe illallah demektir.) [Nesai]

(La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.) [Deylemi]

(Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür.) [Tirmizi]

(La ilahe illallah diyenin günahları silinir, yerine o kadar sevap yazılır.) [E.Ya’la]

(La ilahe illallah Cennetin anahtarıdır.) [İ.Ahmed]

(La ilahe illallah diyen, sözünde sadık ise, bütün günahları affedilir.) [İ.Gazali]

(Ölüm halindekilere La ilahe illallah söylemesini telkin edin, onları Cennetle de müjdeleyin. Şeytanın insana en yakın olduğu an bu vakittir.) [Ebu Nuaym]

(Ağır hastayı, La ilahe illallah demeye zorlamayın, sadece telkinde bulunun.) [Dare Kutni]

(Son sözü La ilahe illallah olanın, ruhu kolay çıkar ve o söz kıyamette ona nur olur.) [Hakim]

(Ahiret, dünyaya tercih edilince, La ilahe illallah sözü, Allah’ın gazabından korur. Dünya kârını, ahirete tercih eden, La ilahe illallah dediği zaman, Allahü teâlâ, "Yalan söylüyorsun, sözünde sadık değilsin" buyurur.) [Beyheki]

(La ilahe illallah diyene, işlediği günahlardan dolayı kâfir demeyiniz! Buna kâfir diyenin kendisi kâfir olur.) [Buhari]

(Günde yüz defa La ilahe illallah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar.) [Taberani]

(İhlasla La ilahe illallah diyen Cennete girer. İhlasla söylemek, söyleyeni haramlardan alıkoymasıdır.) [Taberani]

İbn-i Edra (r.a.)'ın rivayet ettiği hadiste: "Bir gece Resûlullah (s.a.v.) ile giderken mescide uğradık, bir kişi yüksek sesle zikir yapıyordu. Bunu görünce: "Ya Resûlullah bu belki bir müraidir, gösteriş yapıyor.' dedim. O zaman cevaben buyurdu ki: 'Hayır o evvahtır yani; Allah Âşık’ı, çok ah eden bir şahıstır.' buyurdu."

Ramuz-ül Ehadis

Allah resulü sallallahu vesselam hazretleri “Allah’ı zikretmek, ateşten kaçan bir adamın suya sığınması gibidir.” Buyurdu. Deylemî

Rivâyetin geçtiği kaynaklar:

-İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, Cilt: 8, Sf: 6.

-Ebû Nuâym, Hilyetü'l-Evliyâ ve't-Tabakâtü'l-Asfiyâ, Cilt: 1, Sf: 76.

-Kettânî, et-Terâtibü’l-İdâriyye, Cilt:2, Sf: 143.

İbn Ömer radıyallahu anhümâ "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu" dedi:

"Allah'ı anmaksızın çok konuşmayın. Allah'ın zikri dışında çok söz söylemek, kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise, Allah'dan en uzak kimseler olduğu kesindir."

Tirmizî, Zühd 62

Ebû Hureyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim demiştir:

“Uyanık olunuz! Şüphesiz dünya değersizdir. Dünyada olan mal mülk de kıymetsizdir. Ancak Allah Teâlâ’nın zikri ve O’na yaklaştıran şeylerle, öğretici ve öğrenici olmak müstesnadır.”

Tirmizî, Zühd 14. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 3

Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim bir yere oturur ve orada Allah'ı zikretmez (ve hiç zikretmeden kalkar) ise Allah'tan ona bir noksanlık vardır. Kim bir yere yatar, orada Allah'ı zikretmezse, ona Allah'tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnâda Allah'ı zikretmezse, Allah'tan ona bir noksanlık vardır." [Ebû Dâvud, Edeb 31, (4856), 107, (5059); Tirmizî

Ebû’d-Derdâ (r.a.) naklediyor,

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) sordu: "Size amellerinizin en hayırlısını, sizin derecenizi en çok artıracak, Melîkiniz nezdinde en temiz, sizin için altın ve gümüş bağışlamanızdan daha hayırlı, sizin için düşmanınızla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan, onların da sizin boyunlarınızı vurmalarından da hayırlı amelinizi haber vereyim mi?"

"Bu nedir ey Allah'ın Resûlü?" dediler.

"Allah'ı zikretmektir!" buyurdu."

Tirmizi, İbn Mâce, İmam Ahmed

Sahâbeden Hanzala el-Abşemî (r.a.) dedi ki:

"Yüce Allah'ı zikretmek için oturan bir topluluğa semadan bir münadi şöyle nida eder:

Kalkın, artık bağışlandınız. Kötülükleriniz de iyiliklere çevrildi.”

Münâvî, el-İthâfâtü's-Seniyye, Sf: 270.

Kudsî hadiste “Zikir meclislerinde

bulunanlar öyle kimselerdir ki onlarla birlikte oturanlar kötü kimseler olamaz.” Buhari

Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah(aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Dünya mel'undur, içindekiler de mel'undur, ancak zikrullah ve zikrullah'a yardımcı olanlarla âlim veya müteallim hâriç." Tirmizî, İbnu Mâce

Ubeyy radiyallahu anh'dan: "Gecenin üçte ikisi geçtiği zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kalkıp şöyle seslenirdi: 'Ey insanlar! Allah'ı zikredin! 'Sarsıcı' kesin gelecek; 'takipçi'de onun arkasından gelecektir. Ölüm ise içindeki bütün zorlukları ile kapımızı çalmaktadır.'

Tirmizî

İbn Abbas'tan rivayetle, Rasulullah (sas) buyurdu ki:

Hiçbir mümin kul yok ki onun günahı olmasın. Alışagelmiş olduğu bu günahı arada sırada dahi olsa işler ya da dünyadan ayrılana kadar günah onu terketmez. Mümin meftun(imtihanlara garkolmuş), tevbekar ve unutkan yaratılmıştır. Kendisine zikrettirin ki (hatırlatın ki) zikretsin (kendine gelsin).

Mecmau'z Zevâid, 10/24.

Rasûlullah(s.a.v) şöyle buyurdu:

‎“Allah Teâlâ’nın kuluna en yakın olduğu zaman, gecenin son saatleridir. Yapabiliyorsan, o saatte Allah’ı zikredenlerden ol!” (Nesâî, Mevâkîtü’s-Salât, 35)

"Kişi evine girdiği zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan (avenelerine): 'Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!' der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan (avenelerine): 'Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil.' der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken Allah'ı zikretmezse, şeytan (avanelerine): 'Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!' der."

Müslim, İbn Hanbel

Ebû Erâke anlatıyor:

Hz. Ali sabah namazını kıldı ve güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar oturduğu yerde kaldı. Sanki bir sıkıntısı vardı. Sonra şöyle dedi:

“Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashâbında öyle bir davranışlar gördüm ki, onlara benzeyen başka kimseyi görmedim. Onlar, toz toprak içinde sararmış solmuş bir şekilde sabah ederlerdi. Gözleri keçilerin dizi gibi şişmiş olurdu. Geceyi Allah’ın Kitabı’nı okuyarak, ayakları ile alınları arasında gidip gelerek geceyi geçirmiş olurlardı. Allah’ın adı anıldığında, ağacın rüzgârlı bir günde sallandığı gibi sallanırlardı. Vallahi elbiseleri ıslanıncaya kadar gözlerinden yaş sel olurdu. Vallahi insanlar sanki bundan gafil kaldılar.”

[İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, Cilt: 8, Sf: 6; Ebû Nuâym, Hilyetü'l-Evliyâ ve't-Tabakâtü'l-Asfiyâ, Cilt: 1, Sf: 76; Kettânî, et-Terâtibü’l-İdâriyye, Cilt:2, Sf: 143