Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Aşure Günü ·

Bir aşure gününde Müslümanların firavunlaşmış sistemlerin zulmünden kurtulacağına inanıyorum

Bakarken ben sizlere böyle sizi gaza getirmek için söylemiyorum. Aynen Medine-i Münevvere'de ashab-ı Resulullah'ın hali aklıma geliyor. Ashap işte Kureyş'tendi, Harzeç kabilesindendi, Medineli, Evs ka...

Âşûrâ günü Cenâbı Hakk'ın Mûsâ aleyhisselama firavunlüğe karşı zafer ihsân ettiği ulvi bir tarihtir; bütün peygamber kıssalarında benzer kurtuluşlar tezahur etmiştir. Bu sohbette firavun zihniyetinin tarih boyu nasıl tekrarlandığı, mü'minin firavuni sistemler karşısında imanın gereği duruşu ve Kerbelâ kanlı sayfasındaki tevhid çizgisi ele alınmaktadır.


Âşûrâ Gününün Mânâsı ve Tarihî Tezahürleri

Âşûrâ günü Muharrem ayının onuncu günüdür ve İslâm kültüründe küllî bir kurtuluş günü olarak yer eder. Hadisi şerîflerde nakledildiğine göre, Cenâbı Hak Hz. Mûsâ'yı ve İsrâiloğullarını firavunun zulümlerinden bu günde kurtarmıştır; deniz yarılmış, Hakk'ın taraftarları sahile selametle ulaşmış, küfür ve istibdâdın temsilcisi suda boğulmuştur. Hz. Resulullah Medine'ye hicret ettiğinde Yahûdîlerin bu günü oruçla idrâk ettiklerini görmüş, «Biz Mûsâ'ya sizden daha yakınız» buyurarak mü'minlere de oruç tutmayı tavsiye etmiştir. Bu gün yalnız Mûsâ aleyhisselamın değil; Nûh'un gemisinin Cûdî'ye oturduğu, Yunus'un balıktan çıktığı, Eyyûb'a şifâ verildiği, Yûsuf'un kuyudan kurtarıldığı ve nice peygamberin imtihanlarının zaferle bittiği bir gün olarak rivayetlere konu olmuştur. Tasavvufi telakkide her bir kıssa ferdî ve içtimâî bir hakikate işaret eder.

Firavuni Zihniyetin Tarih Boyu Tekrarlanması

Kur'ânı Kerîm firavun isminin yanında, onun temsil ettiği zihniyeti ortaya koyar: Allah'a karşı büyüklenme, kendini rab olarak görme, halkın uçurumda kalmasına seyirci durma, hak ehlini istibdâdla bastırma. Bu zihniyet bir tarihte donup kalmamış, çağdan çağa farklı surelerde yeniden tezahür etmiştir. Asrımızda da firavuni düzenler, baskıcı rejimler, halkın iradesini elinden alıp kendi mutlak gücünü ilan eden yönetimler bu mertebenin güncellenmiş süretidir. Mü'min âşûrâ gününü sadece Mûsâ aleyhisselamın zaferi olarak değil, kendi içindeki ve kendi etrafındaki firavuni unsurlardan kurtulma günü olarak da içselleştirmelidir. Aksi hâlde rivayet bilgisi tarihi bir bilgi olarak kalır, hayata ışık tutamaz; oysa Kur'ân her kıssayı ibret olsun diye bildirmiştir.

Mü'minin Zalim Sistemler Karşısında Duruşu

İmân yalnız kalp ile tasdik değil, hayatı tevhid esası üzere yürütme görevidir. Zulüm karşısında mü'min ne sukut etmeye ne de zulümle ortak olmaya razı olur. Hz. Resulullah'ın Mekke'deki direnişi, Hz. Mûsâ'nın firavuna kelimesi tatlı dille tebliği, Hz. İbrâhim'in Nemrut karşısındaki dimdik duruşu, Hz. Muhammed'in Tail'de taşlandığı ânda bile zalimlere beddûa etmemesi, mü'minin nasıl tavır alacağının örnekleridir. Tevhid bayrağını taşımak, hak sözü söylemek ve bunu hikmetle yapmak; fitneye ve fesâdâ kapı açmamak ana ilkedir. Şehid kültürümüz bu duruşu en yüksek mertebede tasvir eder; Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'daki kanı, âşûrâ gününe yeni bir hatîrat eklemiştir.

Nûh'un Gemisi Sembolu ve Hakk'ın Tarafına Dûhul

Âşûrâ rivayetleri arasında Nûh aleyhisselamın geminin Cûdî dağına oturduğu da yer alır. Tasavvufi telakkide gemi tevhid kal'ası, deniz dünyâ imâsıdır; tufan ise nefsin bayağı arzularıyla taşan küfür dalgalarıdır. Gemiye binmek, mukaddes ehli tevhid topluluğuna intisâb etmektir; gemiden kopmak ise selâmete eremeyişin alametidir. Hz. Resulullah, «Benim ehli beytim Nûh'un gemisi gibidir; ona binen kurtulur, ondan kalan boğulur» mealindeki sözüyle bu sembolü ferdî haya'ta indirir. Tarikatı âliyye, sahabeden, ehli beytten, evliyâullâhtan ulaşan silsilei tevhid'in günümüzdeki gemisi gibidir; ona intisâb eden bayağı arzuların tufanından selametle çıkmayı umar.

Âşûrâ'nın Manevi Boyutu ve Oruç

Âşûrâ oruçu, nâfile ibadetler arasında en faziletlilerinden sayılır. Hz. Resulullah, «Âşûrâ oruçu geçmiş yılın günahlarına keffâret olur» mealindeki rivayetiyle bu günün manevi boyutuna işaret etmiştir. Yahûdîlerden farklılaşmak için onuncu güne ek olarak dokuzuncu veya onbirinci günle birlikte oruç tutmak müstehab kabul edilmiştir. Bu oruç sadece bedenin perhîzi değil, kalbin firavunî arzulardan, nefsin bayağı isteklerden, dilin gıybetten arınma niyetidir. Cenâbı Hak, «Oruç benim içindir, mükâfâtını ben veririm» buyurarak bu ibadetin hususi makamına işaret etmiştir; mü'min âşûrâda bu sırrı arar.

Kerbelâ ve Tevhidin Diri Tutulması

Âşûrâ günü aynı zamanda Hz. Hüseyin efendimizin Kerbelâ'da şehîd edildiği gündür. Bu acı hadise, ümmetin ortak hatîratında derin iz bırakmıştır. Hz. Hüseyin yetmiş iki kişiyle Yezid'in zulmüne karşı durdu; bu duruşun sâfî mahsulü emevî-yezidî istibdâdın meşrûiyetini sarsmasıdır. Hz. Hüseyin'in kanı, tevhid bayrağına can verdi, âşûrâ gününü iki katlı bir manaya büründürdü: Mûsâ'nın firavundan kurtuluşu ve Hüseyin'in zalim örnek karşısındaki şehadeti. Mü'min bu günü matemle değil, dirilik ve sorumlulukla idrâk eder; nûn Nûh'un gemisi tarz nesline ve Resulullah'ın ehli beyti şerîfine yönünü donanır.


Bibliyografya

  • Kur'ânı Kerîm, Bakara 2/49-50; Yûnus 10/90-92; Şüarâ 26/52-66; Ahzâb 33/33; Tâ-hâ 20/77-78.
  • Buhârî, Sav'm, 69; Müslim, Sıyâm, 127-130; Ebû Dâvûd, Sav'm, 64.
  • Tirmizî, Sav'm, 47; Nesâ'î, Sıyâm, 58.
  • İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, Mûsâ ve Firavun kıssaları babları.
  • Taberî, Târihu'r-Rusul ve'l-Mülûk, Kerbelâ bölümü.
  • İbn Sâd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ, Hz. Hüseyin maddesi.
  • İmâm Gâzalî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, Şahâdet ve imân bahisleri.
  • İbn Arabî, Füsûsu'l-Hikem, Mûsevi Hikmet bölümü.
  • Mevlânâ, Mesnevii Şerîf, c. III-IV (firavun ve nefs türevî konuları).
  • Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu'l-Kulûb, oruç ve şehadet bahisleri.
  • İmâm Suyûtî, ed-Dürru'l-Mensûr, âşûrâ rivayetleri.
  • İmâm Râbazî, et-Tezkire, peygamber kıssaları.
  • Yâkût el-Hamevî, Mucemu'l-Buldân, Kerbelâ maddesi.
  • Fârabi, el-Medînetü'l-Fazîla, zalim yönetim mukabeleleri.
  • Mahmud Sami Ramazanoğlu, Mûsâ aleyhisselam ve Hz. Hüseyin sohbetleri.
  • Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, âşûrâ ve şahâdet fasılları.
  • Bediuzzaman Said Nursî, Mektubat, âşûrâ mektubu.
  • Mevlânâ Hâlid Bağdadi, Mektûbâtı Şerîfe, tâifei tevhid bahisleri.
  • İmâm Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Esmâ-ı Hüsnâ, isimlerin manevi tezahürleri.
  • Mustafa Özbâğ, Sohbetler, âşûrâ, Kerbelâ ve firavunî sistemler bahisleri.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, âşûrâ gününün manevi ve tarihî boyutlarını, Mûsâ aleyhisselamın firavundan kurtuluş kıssasıyla başlayıp Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'daki şehadetine ulaşan bir çerçevede tezahür ettirir. Firavuni zihniyetin asırlar boyu yeniden üremesi, mü'minin zulüm karşısındaki duruşu, Nûh'un gemisi sembolünde tevhid kal'asına intisâb ve oruçla arınma boyutları bir bütünün parçaları olarak sunulmaktadır. Âşûrâ-Kerbelâ serisinde tevhidin diri tutulması ana izleğine köşe taşı niteliğindedir.


Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Video: YouTube | Seri: Âşûrâ-Kerbelâ