Seyr-i süluk

Allah’ın yarattıklarını sevmek demek, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı her şeye karşı muhabbet beslemektir

Şimdi Allah’ın her yarattığını sevmek denilince bizim ülkemizde bilhassa çok istismar edilen bir söz tırnak içerisinde hani Yunus’un da bir bu manada sözü var ya yaradılanı severiz yaradandan ötürü diye. Bu benim söyleyeceklerimin hepsi de benim kendi şahsi görüşüm, kendi şahsi algılayışım, anlayışım. Kimse herhangi bir sataşmada bulunmaz değil.

Allah’ın her yarattığını sevmek ve yaradılanı severiz yaradandan ötürü sözünü kendimce ben analiz ediyorum. Bugün piyasadan dinlediğiniz veya kendisini sufi olarak gösteren veyahut da işte böyle çok sevgi eee ağacıymış gibi gösterenlerin gördüğü noktadan görmediğimi söyleyeyim. Öyle görmüyorum. Baştan ne diyeceğimi söyleyeyim.

Çünkü evet biz yaradılanı severiz yaradandan ötürü ama biz bu manada insanlarla olan ilişkide veyahut da insani meselede farklı düşünürüm ben. Benim için Allah’ın yarattıklarını sevmek demek Cenabı Hakk’ın yarattığı her şeye karşı her şeye karşı. muhabbet beslemektir. Şimdi insanı insan eden en önemli duygulardan birisi sevgidir, muhabbettir. Bu bütün varlığa yayılmış vaziyettedir.

Cenâb-ı Hak hatta Allah’ın sevgisi 100 ise bunun bir tanesini mahlukatın üzerine dağıtmıştır. 99’u tabiri caizse kendi uhesinde kalmıştır. Bizim o sevgi hissiyle, duygusuyla biz insani hayatımızı devam ettiririz. O sevgi duyusuyla, hissiyle anne babamızı severiz. Eşimizi severiz, çocuklarımızı severiz. Arkadaşları, dostlarımızı severiz. Komşularımızı severiz. Akrabalarımızı severiz. İnsani olarak bir de dini olarak Allah’ı severiz.

Peygamberimizi severiz. Sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini üstadımızı severiz. Müminleri severiz. Bakın bu az önceki sıraladığım insani anne, baba, eş, çocuk, akraba, arkadaş, kardeş. Hatta bunun bir de mal boyutu var. Adam arabası, evi, barkı, tarlası, takkası, işi. Bunları da sever insan. Bu da işin ayrı bir dünya ile alakalı kısmı. Bir de dini kısmı var. dini kısmı ne? Başta Allah’ı severiz.

Allah’ın yarattıklarını sevmek demek, Hakkında

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini severiz. Üstadımızı severiz. Varsa müminleri severiz. Biz böylece de dini olarak da bu sevginin içerisinde yoğruluruz. Kendimizce milli olan duygularımız vardır. Onları severiz. Bu nedir? kendi vatanını sevmek gibi, kendi şehrini sevmek gibi, kendi mahalleni sevmek gibi, kendi sülaleni sevmek gibi.

Bunların hepsi de fıtr o sevgiyi bizim içimize işlerken, koyarken, yaratılışta bu sevgiyi de koymuş bizim içimize. Normal bir insan bu sevgi yumağının içindedir ve bunları sever. Ve bu sevgi yaratanın senin üzerindeki en büyük mucizelerinden birisidir. Sen bir yaratıcı arıyorsan sen kendi üzerindeki o sevgi yumağına bak. O sevgi yumağı senin üzerinde yaratıcının ne kadar ince detaylarla uğraştığının göstergesidir.

Şimdi tabii bir yaratıcı var, bir de yaratılan var. Yaratılan deyince bizim hemen aklımıza insan gelir. Yaratılanı sev, yaradandan ötürü hemen insan geldi. Değil. Benim durduğum yer burası değil. Ben yaratılan denilince bütün varlık alemi benim aklıma gelen. İnsanı ayrı yere koydum. İnsanı ayrı yere koydum. Biz şimdi yaratılan denilince Cenabı Hakk’ün ol dediğinden itibaren yarattığı her ne var ise gözümüzün gördüğü görmedi.

Kulağımızın hissettiği hissetmedi. Bir de kalbimizin gördüğü hissettiği yaradılanlar var. Biz sadece gördüklerimizden, duyduklarımızdan, bildiklerimizden sorumluyuz. Yaratılanların hepsini görmemiz mümkün mü? Değil. O zaman gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu, kalbimizin gördüklerinden sorumluyuz. Yaradılanı sevmede. Burada insanı kenara koyuyorum. Çünkü Cenabı Hakk’ın sonsuz yaratmış olduğu varlık düzlemi var.

Ve onun üzerinde sayısız mahlukatlar var. Bize Kur’an’dan bildirilen cinni taifası var, kafiri var, mümini var, münafığı var, şeytan taifesi var. Ayrı melekler var. Meleklerin içerisinde büyük melekler var, küçük melekler var. ismi anılmayan melekler var. Adem’den itibaren gelen peygamberler var. Ve Cenâb-ı Hak 7 kat göğü yaratmış, yeri yaratmış, saman yolunu yaratmış. Adına biz samolu koymuşuz.

Allah’ın yarattıklarını sevmek demek, ve Önemi

Kainat sonsuz yaratmış, sonsuz yaratmış olduğu o kainatta varlıklar var. Tanış, tanışma. Cennet var, cehennem var, arşala var, kürsü var, lefhuz var. Bunların hepsi de Cenabı Hakk’ın yarattığı kalem var, akıl Yani o kalem aynı zamanda akıl ya. O yüzden diyorum. E şimdi böyle olunca yaratılanı saymak mümkün değil. E şimdi biz bir sufi topluluğuz. Biz yaratılan denilince sadece insanı düşünürsek biz yayan kalırız.

O zaman sufi topluluksak biz seyir süluk. He benim şunu da ben altını çizerekten söyleyeyim. Ben öyle görürüm. Bir kimse bir mürşid-i kamilden dersi aldı mı seyri sülükü başlamıştır onun. Ben öyle görürüm. Eğer onun şeyhi, mürşid-i kamil ise onun seyri süluku başlamıştır. O zaman seyri süluku başlayan bir derviş değişik perdelerde değişik yaratıklarla karşılaşacak. Değişik varlıklarla karşılaşacak ve bu varlıkları daha önce görmüş olmayacak.

Görmediği için zaten hayrete düşecek. veyahut da ilk defa gördüğünde kendince tiksinmeyecek. Onu kerih görmeyecek. Bu yaratılanı sevmek bu insanla alakalı değil. İnsan senin hemcinsin zaten. Bunda bir sıkıntı yok ki. Asıl sıkıntı hemcinsin olmayanlarla çok değişik yaratılışta varlıklarla karşılaştığında tiksinmemek. Çok değişik varlıklarla karşılaştığında onu kerih görmemek, onu eksik görmemek, onu itici görmemek. Allah muhafaza eylesin.

>> Amin. >> O yüzden gökyüzü olarak nitelendirsek veyahut da değişik yaratılış perdeleri olarak da nitelendirsek o ister gökyüzü olarak nitelendirelim ister değişik yaratılış perdeleri olarak nitelendirelim o perdelerde yaşayan varlıklar var. Öyle olunca bir sufi seyri süluku devam ederken bu varlıklarla karşılaşacak. Onlara aşina olacak.

Onlarla karşılaştığında, onlarla aşina olduğunda o zaman o kimse o varlıklara karşı eksik görme, noksan görme, sevmeme, itme noktasında E şimdi bunu sadece insana yorumlamışlar.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.