İlim

Allah’ın verdiği nimetleri Allah düşmanlarının yoluna harcadıysan sen ondan bir

Allah’ın verdiği nimetleri Allah düşmanlarının yoluna konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Allah’ın verdiği nimetleri Allah düşmanlarının yoluna hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. >> O yüzden onu normalde Allah yolundaymış gibi görünen o Allah beni affetsin dini geçim aracı yapan veyahut da dini söylem yapmış ama fiiliyatta bir şey yok. Sen onlara yardım ediyorsun. Telefon açtılar bana.

Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Mustafa hocam seni aramızda görmek isteriz. Estağfurullah. Buyurun işte filanca. Ben açık daha açık konuşayım ya. Erbakan hocamız iftara geliyor. Kervansaray’da iftar programımız var. Allah razı olsun. Teşekkür ederim. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağ olsaydı Kervan Saray’da iftara katılır mıydı dedim. Bana telefon açan da eski dervişlerden. O ilk önce oradaki iftar bir de paralıymış. O ya dedi, “Yanlış anlama hocam” dedi.

“Senin ücretini biz ödeyeceğiz.” dedim. “Dur” dedi. “Ben başka bir şey söylüyorum. Sen başka bir şey söylüyorsun dedim. Ya ben kervansarayda yemek yemek istersem benim param var dedim. Gider ben kervansarayda yemek yerim dedim. İftar da ederim dedim. Dur dedim dur. Ben başka bir şey söylüyorum sen başka bir şey söylüyorsun dedim. Ben diyorum ki dedim Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sağ olsaydı kervan sarayda iftar eder miydi? kaldı bana telefon açı.

Dedim özür dilerim hakkını helal et. Ben dedim bu programa katılamam. Dedi ki bana senin için dedi hocamızın masasında yer ayıracaktık. Allah razı olsun. Teşekkür ederim Bursa’nın herhangi bir varoş mahallesinde dedim sokaklara dedim sofraları kursaydınız. Muhterem hocamız da oraya gelseydi dedim orada bir iftar olsaydı. Öyle hendekten örnek vereyim. Birisi geldi Hazreti Peygamberin kulağına. Dedi ki, “Ya Resulallah, sütten ve doğurmaktan kesilmiş bir koyunum vardı.

Allah’ın verdiği nimetleri Allah Hakkında

Onu kestim.” dedi. “Akşama bize gel.” Allah Resulü kafasını kaldırdı. Sallallahu aleyhi ve sellem, “Ey ashabım, filanca kardeşiniz” dedi, “Bir koyunu varmış, geçmiş. Akşama hepiniz oraya davetlisiniz dedi. Sahabe yok ya bir şeysi kendi kendine düşündü. Nasıl doyuracağım diye. Hendek kazasında ne kadar varsa erkek kadın o akşam o sahabenin evine gitti. Hepsi de bir koyundan doydu. Hazreti Peygamberin mucizelerinden birisi. Şimdi bazı eee kara cahiller, bazı zır cahiller Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizelerine de inanmıyorlar.

Bunlar imam hatipte öğretmen, bunlar ilahiyatta öğretim üyesi, bunlar diyanette görevli. Allah bunların ciğerlerini kanatacak. >> Amin. >> Kanatsın zaten. >> Bunlar Hazreti Peygambere savaş açmış insanlar. Aynı şey yine Hendek’ten bir size destantene bir tas süt getirdi. Sahabeden bir kimse dedi ki ya Resulallah keçiden sağadım. Keçimden bir tas, bir avuç. Ebu Hureyre naklediyor bunu da. Ben diyor süte baktım. Ben diyor ağzıma bir lokma girmemişti.

Bana ne kadar verecek diye bekledim diyor. Hazreti peygamber bismillahirrahmanirrahim dedi diyor. İçti bana kalmayacak diyor diyor. İçim sızladı aldı diyor bir daha içti. Besmele çekti. Bir yudum daha içti. İçimden dedim ki diyor bitiyor. Bismillâhirrahmânirrahîm dedi diyor. Bir tane daha içti. Ondan sonra dedi ki diyor ya Ebu Hüreyre Allah’ı zikret besmele çek sen de. Ben bismillahirrahmanirrahim dedim diyor. Ben burası bana ait. Lak lak işte. Şimdi dedi arkadaşlarına götür.

Hendek kazan bütün sahabeler o sütten karnını doyurdu. Allah Resulüne geldi. Yine tas besmele çekti. Bir yudum daha içti. Ben gözümün önüne geleni söyleyeyim mi size? Orada eee hadis-i şerifte bir yudum daha içti diyor. O yudumu aldı. Bereket olsun diye geri bıraktı. uyudum gitmedi midesine. Artsın bereket olsun diye o yudumu tekrar tasa bıraktı. Ebu Hüreyre naklederken diyor ki o bir yudum daha içti. Geri bıraktığını ona dahi göstermedi. Dedi ki şimdi kadınlara götür.

Allah’ın verdiği nimetleri Allah ve Önemi

Çünkü Hazret-i Ayşe annemizin mescidi var orada. O da çadırını kurdu geldi. Kadınlar var. Onlar da geldiler. Savaşta yaralananlara bakmak için. Arkada bayanlar var çünkü cephe gerisinde. Onlara da Ebu Hüreyre teker teker hepsini dolaştı. hepsinin karnını doyurdu, içirdi. Geldi Hzreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tekrar verdi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir yudum daha aldı. Yine bıraktı onu. Dedi ki, “İç ya Ebu Hyreyra.” Ben diyor aldım besmeleyi çektim kana içtim.

Dedi ki diyor bir daha iç. Ben bir daha içtim. Dedi ki, “Bir daha iç.” Ben bir daha içtim. Bir daha söyleyince diyor, “Doydum ya Resulallah” dedim. Şimdi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ashabının dışında bir şey yiyip içmezdi. Ey alimler, şeyhler, siyasetçiler, bürokratlar, kendilerini din önderi görenler, beş boynuzu otellerde mi iftar ediyorsunuz? Tebanızın giremeyeceği bir otele nasıl giriyorsunuz? Tebanızın yiyemediği yemeği nasıl yiyorsunuz?

Siz dergahta kaynayan çorbaya kaşık atıyor musunuz? Atmıyor musunuz? Dergahta kaynayan çorbaya sen kaşık atmıyorsun da sana orada özel bir yemek geliyorsa sen o topluluğun hiçbir şeysisin. Senin yolun Muhammedi değil. Sen kardeşlerinle beraber sofraya oturup kardeşlerin ne yiyorsa yemiyorsan senin yolun Muhammedi değil. Sen oranın şeyhi değilsin. Sen kendi nefsinin şeyhisin. Sen oranın hocası değilsin. Sen nefsinin hocasısın.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.