Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Nasihatler ·

Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve sırrın ötesinde kendine yaklaştırdıkça yaklaştırdı

Mustafa Özbağ Efendi'nin nasihat sohbeti: Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve sırrın ötesinde kendine…. Tasavvuf yolundakiler için mânevî nasihat ve ders.


İsra ve Miraç hem ruhen oldu hem de bedenen oldu. Ve Allah kulun Muhammed’ini akıldan uzak, ruhtan uzak, sırdan uzak, bizim binti dağırcımızdan uzak kendi karşısına aldı ve iki da miktara kadarlaştı ve ona sandı. Onu yüce onu yüceler yücesine çıkardı. Habiri cisim lütfetti, ikram etti, ihsan etti. Hazreti Muhammed Mustafa’ya varlığın bütün derecelerini gösterdi. Her şeyi ona, her şeyi Cebrail Aleyhisselam’a anlattırdı ve varlık dediğimiz sonuldu. Varlığın kokusu kanun olmazdı. Sol buahrın kokusu Hzreti Cebrail. Sol vahrın kokusu oydu. Yaratılmış varlıkların içerisinde son meraleyle ve Cebrail Aleyhisselam dedi ki, ” Muhammed, benim vazifem buraya kadardı. Hiçbir peygamberin varlık aleminde hiçbir şeyin ulaşılamayacağı noktaydı. Cebrail Aleyhisselam’ın geldiği o nokta. Benim vazifem bitti.” dedi. “Bundan sonra sen yalnız yürüyeceksin” dedi. Onun vazifesi bilen bildiklerini anlamaktı. Hazreti Muhammed Mustafa bilmiyor değildi onları ve varlık kokusu kalmadı.

Allah, kulu Muhammed’i aklın, ruhun ve sırrın ötesinde kendi Hakkında

Hazreti Muhammed Mustafa’nın da üzerinde Allahu ale varlık korusu kalmadı. Onu hiçlikle anlatamayacağım. Çünkü hiçin bir ismi var. Derler ya hiçliğe ulaşacaksın diye. yavrum sen daha hiçliğin heinden haberin yok. Sen isimsiz, mekansız, atsız bir hale ulaşan hani day diyemiyorum. Muhammed Mustafa’nın ümmeti ise hiçten bahsetme bize. Biz hiçliği çakmak cebimize bile koymadık. Hiçlik dediğin ne ki? Hiçlik de senin önünde para. Ama o garibi bir mürşid-i kamil bulamamış. Bir seybi sülük eden bir kimse bulamamış. Hiç büyük makam zannetmiş. Büyük bir yer zannetmiş. Hiç bulacaksın demiş. Geç mekansındığı makam sındığı bul.

ben o hali Cenabı Hak’la o yaklaşma halini, o yakınlaşma halini, Hazreti Muhammed Mustafa’nın halini anlatmak bize düşmez. Ben onu hiçlikle dahi tarif edemiyorum. O varlık kokusuyla dahi tarif edemiyorum. Orada varlığın kokusu da yok, varlığın tesi de yok. Veya hiçbir şey değilim biz. Cenabı Hak onu öylesine yaklaştırdı. Öylesine yaklaştırdı. Öylesine yaklaştırdı ki hiçbir kalmadı. Aslında dilimin ucuna kadar da söyleyemiyorum. Aslında kendisinden başka hiçbir kalmadı. O kadar yaklaştırdı onu. O kadar yaklaştırdı ki belki de aynanın en saf hali geldi. O da anlatmak mümkün değil. Onu da öyle tarif edemeyin. Neyle tarif edersem edeyim her tarifimden geri döneceğim. Ben sabaha kadar burada o yakınlaşmayı neyle tarif edersem vede hakkınızı helal edin.

Hepsinden ben geri dökeceğim. Onu tarif edemiyor çünkü kocaklaşm hani bazen böyle ders çekerken dua ederken içinizde bir sıcaklık olur böyle hissedersin bir ateş yanar böyle bir sıcaklık olur yaklaştığınızı hissedersiniz bir şeye yaklaşırsınız hani onu tarif edemez insan bakın biz onun küçücüğünü yaşıyoruz küçücü yaşarken tarif edemiyoruz artık bunun tarifin mümkün değil bazı der seülde bu yaklaşmayın böyle daha derimlemesine yaşarlar. Mesela şeyhine yaklaşıyorlar. Hani bu fenafi şeyhin ötesindedir aslında. Hani fenafi şeh olur. Eline bakar şeyhin yüzüne bakar şeyhini yüzü. Böyle şeyhinde fani olmak alem böyle e şeyh olmak da değil de o yakin derinlemesine yaşamaktır. Ve bir an öyle olurun. Bu musun şeyh böyle sen karıştırırsın bir tarafta birin felesen ne olur? Bir şey de diyemezsin. Bir şey de yapamazsın. O mu yapmadı bu mu yapmadı? O yakınlık böyle ilerliikçe ilerler. ilerledikçe ne şeyh kalır ne sen kalırsın. Bir bakarsın ki hazreti Muhammed Mustafa oradan hazreti Muhammed Mustafa dayanamaz o da yakınlaşma devam ederse yaklaştıkça yaklaşırsın yaklaşırça yaklaşırsın bunu anlatamazsın anlayamazsın kelimeye dökemezsin cümlelere dökemezsin bunu vallah kimse yoktur kimse kendi kendine yaşarsın da anlatırsın olmaz taşa anlatırsın olmaz ağaç Ç adams olmaz. Bir kalp şekilde olursun yalnızlık dera kula çatmaya başlarsın kim keselim.

Ben bunu çek onlar dönersin ki nasıl yaşıyorlar. O zaman Hazreti Muhammed Mustafa kesin dahi yılsın. O zaman İsrail anlarsın az bir . O zaman az bir , Miracı da anlarsın. O yalnızlığını çünkü senin götürecek. O yalnızlığını senin bilecek. Canınlardan hiç kimse yoktur etrafında. yaklaştıkça yaklaştık. Yaklaştıkça yaklaştık. Daha doğrusu yaklaştırdım. Onu kendine çektikçe çekti. Orada çünkü bir aklın olduğuna inanmıyorum. Orada bir kalbin olduğuna inanmıyorum. Orada bir ruhun olduğuna inanmıyorum. Orada bir sırrın olduğuna inanmıyorum. Orada herhangi bir şeyin olduğuna inanmıyorum.

Bir idrakin olduğuna inanmıyorum. O yaklaştırılmadan o Hazreti Muhammed Mustafa’nın da bir dahye olduğuna inanıyorum ben. Onu yaklaştırdığı için yaklaştırdı. Yaklaştırdıkça yaklaştırdık. Dedi ki iki yay mesafesi kadar dedi. yakinin de yakini, yakinin de yakini. Biz anlayalım diyeyin ki yaydan örnek verdi bize. Ne kadar yaklaştırdı bilmiyoruz ama il yay dedi ilgili göre demek ki bir sınır yok burada. Ve o kadar yaklaştı ve ona kendini gösterdi. Nasıl gösterdi ve o gördü gördüm ve gördüğün gönlü yalanlamadı. Çünkü tanıdıydı çünkü bildiydi. Çünkü aşinal olduydu. Tanımadığı, bilmediği olsaydı ahirette kalırdı zaten.” demiş. Şaşırırdı, şaşkınlaşırdı. O bizim gibi zay kullar içindir. Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem için hayrett kalmak yoktur. O hangi perdeye geçerse geçsin, hangi Yunus Yunus’un onun hayreti yoktur. O tanır, o bilir Allah’ın izniyle. Ve yaklaşınca yaklaş ve yaklaşınca yaklaştığı ve onu tanıdığı bildiği talibi de buna yalanlamadığı gönlü yanaı Hanım

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, İhsân, Şeyh, Mîrâc. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı