Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nden Mânevî İcâzetle Gelen Silsileyle Düşmân Olanlar Mağlûb Düşer
Onlara düşmân olanların cânları sırf cisimdir; o düşmân, tavla oyununda kırılmış zar gibidir; fâidesizdir; ancak bir addan ibârettir. İşte o temiz olan, içi de dışı da temizlenmiş, nefsi de cân gibi pırıl olmuş mürşid-i kâmiller, o velîler — Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri’nden mânevî icâzetle gelen silsilenin halkalarıdır. Onlara düşmân olan, kendisini helâk eder.
Silsile — Hz. Peygamber’e Bağlı Bir Zincir
Silsile, mânevî bir zincirdir. Bu zincirin başı Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’dir. O Hz. Ali kerremallâhu vechehu’ya icâzet vermiştir; Hz. Ali Hasan-ı Basrî hazretleri’ne; o Habîb-i Acemî’ye; o Dâvûd-ı Tâî’ye; ondan günümüze kadar uzanan büyük velîler zinciri. Her mürşid bir öncekine bağlıdır; ve her birinin yetkisi sonunda Hz. Peygamber’e dayanır. Bu zincire «silsile» denir.
İcâzet — Mânevî Yetkilendirme
İcâzet, mânevî bir yetkilendirmedir. Bir mürşid, mürîdine «sen artık irşâda hâzırsın; benim adıma talebe yetiştirebilirsin» dediğinde icâzet vermiş olur. Bu icâzet, sıradan bir diploma değildir; mânevî bir mîrâs intikâlidir. İcâzet alan kişi, mürşidinin mânevî mîrâsını taşır; ve silsilenin halkası olur. İcâzetsiz şeyhler, sahtekârdır. Çünkü silsilenin halkası olamamışlardır.
Mürşid-i Kâmil — İçi Dışı Temizlenmiş Velî
Mürşid-i kâmil, içi dışı temizlenmiş velîdir. İçi temiz — kalbi mâsivâdan ârî, sâdece Allâh’ı sevmiş, Allâh’ı düşünmüş; dışı temiz — fizîken pak, hareketleri sünnete uygun, ahlâkı Peygamber ahlâkı. Bu temizliği başarmak kolay değildir. Yıllarca seyr u sülûk gerektirir; nefs mücâhedesi gerektirir; sebât gerektirir. Mürşid-i kâmiller bu yolu yaşamış olanlardır.
Düşmân Olanların Hâli — Kırık Zar Gibi
Silsile ehli velîlere düşmân olanların hâli nedir? Sözlerinde derin bir mecâz: «Cânları sırf cisimdir; tavla oyununda kırılmış zar gibidir.» Yâ’nî onların artık mânevî bir hayâtı yoktur; sâdece cisimleri yaşıyor. Tavla oyununda kırık zar fâideli midir? Oyunu bozar; atılır. Aynı şekilde velîye düşmân olan da mânevî oyunda fâidesiz hâle gelir. Sâdece bir addan ibâret; mânâdan boş.
Mağlûbiyetin Sebebi — Allâh’ın Korumasından Mahrûmiyet
Velîye düşmân olan niçin mağlûb düşer? Çünkü Allâh’ın korumasından mahrûm olur. Velî, Allâh’ın sevgili kuludur; ve Allâh sevgili kulunun düşmânını himâye etmez. Hadîs-i kudsîde buyurulmuştur: «Kim benim velîme düşmân olursa, ben ona harp ilân ederim.» Bu harp ilânı, mağlûbiyetin sebebidir. Allâh’a karşı harp eden, kim olursa olsun, mağlûb düşer. Allâh muhâfaza eylesin; bizi velîlerin dostluğunda yaşatsın.
Dervîş — Silsileye Bağlı Mürîd
Dervîş, silsileye bağlı mürîddir. Bir mürşide intisâb etmiş; ondan zikir almış; nefsini terbiye etmeye gayret eden mü’mindir. Dervîş kelimesi Farsçadır; «kapıda duran» mânâsına gelir. Yâ’nî dervîş, Allâh’ın kapısında durur; ve mürşidinin kapısında durur. Bu duruş, edebin ve teslîmiyetin alâmetidir. Dervîşin nefsinin tezkiyesi, hep bu duruştan başlar. Allâh muhâfaza eylesin; bizi dervîşliğin kemâline ulaştırsın.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Silsile, İcâzet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü