Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Veliler ·

Hiçbir gerçek veli ben veliyim iddiasında değildir

O velilerin kerametleri de hem kitapla hem sünnetle hem imamdan işte hatlarıyla sabittir kerameti inkar eden. İslam dünyasının içersinde. Mucizeler bir tek kerameti inkar ederler. Bir de bidat ehli. N...


Hiçbir Gerçek Velî «Ben Velîyim» İddiâsında Değildir

Velîlerin kerâmetleri hem Kitâb, hem Sünnet, hem de imâmların icmâıyla sâbittir. Kerâmeti inkâr edenler bid’at ehlidir. Mu’cizeler peygamberlere; kerâmetler ise Allâh dostlarına — velîlere — âittir. Ama hiçbir gerçek velî «Ben velîyim» iddiâsında değildir. Çünkü velînin asıl alâmeti tevâzudur; iddiâda bulunmamaktır.

Velîlik Allâh ile Kul Arasındaki Bir Sırdır

Velîlik, Allâh ile kul arasındaki gizli bir bağdır. Allâh seçtiği kulunu velî yapar; ama o kul, kendisinin velî olduğunu bile bilmeyebilir. Birçok velî hayâtı boyunca «ben velîyim» dememiştir. Çünkü bunu demek, velîliğin kendisine zıt bir şeydir. Velî ne kadar büyük olursa, o kadar küçük gösterir kendini. Bayezid Bistâmî hazretleri buyurmuştur: «Yıllarca dünyâda büyük bir vazîfe gördüm zannettim; sonradan anladım ki ben Allâh’ın bir köpek gölgesi bile değilim.»

Velî İddiâsında Bulunanlar — Sahtekârlar

«Ben velîyim, ben şeyhim, ben mürşidim» diyenler genellikle sahtekârlardır. Çünkü gerçek velî bunu demez. Eğer biri açıkça «ben velîyim» diyorsa, onun nefsi konuşuyordur; rûhu değil. Gerçek velînin sözleri «hâl»inden anlaşılır; iddiâsından değil. Modern çağda bu sahtekârlar çoğalmıştır; internetten para topluyorlar, gösterişle çevre topluyorlar, mucize satıyorlar. Hepsi sahte. Gerçek velî bunlardan uzaktır.

Kerâmet İnkârı — Bid’at Ehliyetinin Alâmeti

Kerâmeti inkâr edenler bid’at ehlidir. Çünkü kerâmet hem Kur’ân’da hem hadîste hem icmâda sâbittir. Kur’ân’da Hz. Meryem’in mihrâbına gelen rızıklar — kerâmet. Hz. Süleymân’ın askeri Asaf bin Berhiyâ’nın Belkıs’ın tahtını uzaktan getirmesi — kerâmet. Ashâb-ı Kehf’in mağarada yatması — kerâmet. Bunları inkâr eden, Kur’ân’ı inkâr etmiş olur. Bu yüzden modern Vahabîler ve bâzı modernistler kerâmeti inkâr ettiklerinde, ehl-i sünnet dâiresinden çıkarlar.

Velînin Tevâzu Ölçüsü — En Aşağıda Görmek

Velînin tevâzusunun ölçüsü, kendisini herkesten aşağıda görmektir. Bir velîye sorulmuş: «Sen ne yaptın?» Cevap: «Ben hiç. Allâh’ın yapanlarına bakıyorum.» Başka bir velîye sorulmuş: «Sen velî misin?» Cevap: «Bilmiyorum; Allâh bilir. Ben günâhkârım.» Bu cevaplar, gerçek velîliğin alâmetidir. Kim «evet, ben velîyim» diyorsa, ona inanma; velî değildir.

Sünnet Üzere Yaşamak — Velîliğin İlk Şartı

Velîliğin ilk şartı sünnet üzere yaşamaktır. Sünnete uymayan bir kimse, ne kadar kerâmet gösterse de velî değildir. Çünkü velâyet, sünnetin meyvesidir. Sünnetsiz velâyet olmaz. Bu yüzden bir kimseyi velî diye kabûl etmeden önce, onun sünnete bağlılığına bak. Namâzı düzenli mi? Orucu tam mı? Harâmdan kaçıyor mu? Edep ehli mi? Eğer bu temel şartlar yoksa, gerisi sahtekârlıktır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi sünnet ehli velîlerin etrafında yaşatsın.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Velâyet, Sünnet, Tevâzu. → Tasavvuf Sözlüğü