Tasavvufta yaşanan hâl, makam ve tecelliyatı yazıya dökmek güçtür; bu güçlüğü peşinen kabul etmek gerekir. Seyr ü sülûkte yaşanan şeyler, yaşayanın kendisine aittir. Birinin tecrübesi diğeri için ölçü değildir.
Sufilikte yaşanan hal, makam ve tecelliyat, kişiye, zamana v Hakkında
Kimisi rüyayla yol alır, kimisi hâl ile; kimisi ne rüya görür ne hâl yaşar, ama yine de yolda ilerler. Hatta kimisi gözünü yummadan, uyumaya gerek kalmadan, yolda giderken uyanık hâlde görür. Kimisi sabahtan akşama hâl görür ama bir makama erişemez; kimisi hiç hâl görmez ama yüksek makamlara ulaşır. Bu yolun ölçüsü zâhirî belirtilerle ölçülmez.
Letaifler de kişiye göre değişir. Birisi yetimin başını okşayınca arşa ulaşır; bir diğeri bir açı doyurunca. Bunları duyan üçüncü kişi hemen çıkar; “ben de yetim arayacağım, ben de aç arayacağım” der. Oysa o amel ona has değildi. Bu yolda başkasının tecelliyatını kopyalamak, kendi yolunu bırakıp başkasının izini takip etmektir.
Her dönemin velîliği, üstâdlığı ve dervişliği birbirinden farklıdır. Bundan iki yüz yıl önce farklı, bugün farklı yaşanır. Şu anda pek çok dergâh, tarikat, cemaat ve şeyh mevcuttur; herkesin yaşantısı kendisine aittir ve her biri Allah’a hizmet etmeye çalışmaktadır.
Bu sohbetler kişisel tecrübenin aktarımıdır. Burada anlatılanlar benim hâllerim, benim yaşadıklarım, benim çektiklerim ve sevinçlerimdir. Başkası için ölçü olmak iddiasında değilim. Eskilerin dediği gibi: sır, adı üstünde sırdır; ne kadar konuşulsa da tam olarak aktarılamaz.
Kaynakça
- “Allah kimi dilerse doğru yola iletir.” — Kasas Sûresi, 56. âyet
- “Kim Allah’a yönelirse, O ona yeter.” — Talâk Sûresi, 3. âyet
- Hadîs-i şerîf: “Bir açı doyuran, sanki Rabbine kavuşmuştur.” — İbn Hibbân; Ahmed b. Hanbel
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Şeyh, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı