Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 783-790. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 783-790. Beyitler Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 3 • 14/46

Mesnevî-i Şerîf 783-790. Beyitler Şerhi Hakkında

783-790. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“ O Yahudi padişahının küçük bir çocukla bir kadını getirip o çocuğu

ateşe atması, çocuğun dile gelerek halkı ateşe atılmaya teşvik eylemesi.”

Bu, konu başlığı buydu.

“O Yahudi, bir kadını çocuğuyla putun önüne getirdi. Ateş yalımlanmıştı. Çocuğu anasından alıp ateşe attı. Kadın korkup gönlünü imandan ayırdı. Kadın put önünde secde etmek isteyince, çocuk ateşin içinde ‘ben ölmedim’ diye haykırdı. ‘Ana gel. Gerçi zahirde ateş içinde isem de ben burda iyiyim, hoşum”

Dedi. Malum, bu Yahudi tarihi kayıtlarda Zinuas olarak geçiyor. Tabii bu Zünuasın tarihi kayıtlarda kimisi Yahudi olarak kimisi putperestlikten yahudiliğe geçmiş olarak tanımlanıyor. Bu Himyerililerin son Yahudi kralı. islamiyetten önce Güney Arabistan’da kurulan Himyeri Devleti’nin, milattan önce 155 ile 525 arasında yaşamışlar, son hükümdarı. Arap yarımadasının diğer Yahudilerin de olduğu gibi Yahudi kaynaklarında bahsi geçmez. Bu ortalığa zulmeden, bu zalim Yahudilerin Kralları ile alakalı padişahları ile alakalı, Yahudi kaynaklarında bunlar geçmiyor. Bununla alakalı kaynaklar Süryani kaynaklarda var Anadolu’da. Hristiyan kaynaklarda mevcut bu. Normalde Yahudi kaynaklarda bunlar söz konusu değil. Ona dair bilgiler Habeş, Süryani, Bizans ve Arap kaynakları ile kitabelere dayanır. Kral, o günkü kral, yol kavşaklarına çukurlar kazılmasını emretti. Çukurlar kazıldı. Kral onların içine ateş yaktırdı. Dininden dönmeyenleri oraya atıp yakın dedi yahut da onlara haydi kendini hendeğe at denildi. Onlar da bunu yaptılar. Nihayet bir kadın geldi, kucağında çocuğu vardı. Kendisini ateşe

atmaktan çekindi. Çocuk annesine anneciğim sabret çünkü sen hak üzeresin dedi. Şuara ayetinde geçiyor: ‘Sakın Allah’ın yanında bir başka ilah edinme, yoksa azaba uğrayanlardan olursun.’ Ayeti kerime. Tabii bu hendek kazma ve hendeğin içerisine ateş doldurup yakma Yahudi padişahların sistemidir.

Ondan önce ateşte cezalandırma ve ateşe atma Nemrut’a aitda. Nemrut da ibrahim Aleyhisselam için devasa bir ateş yaktırmış ve o ateşe mancınıkla ibrahim Aleyhisselam’ı attırmıştı ve var mı ibrahim’in dinine, diye haykırınca Sare annemiz o zaman daha genç bir kız, o da kendini ben ibrahim’in dinine ve ibrahim’in peygamberliğine iman ettim deyince onu da attırdı içine. Sonra Sare hakkında da böyle rivayetler var. Sare annesine seslendi içerden, ‘anneciğim gel dışarıdan ateş gibi görünen yer serin ve selamet.’ Hani ibrahim Aleyhisselam hakkında da ayeti kerime geldi ya: ‘Ey ateş, serin ve selamet ol.’ Serin ve selamet ol. Serin olursa üşütür sonunda, selametlik de var. Yani üşütücü olma, soğuk da olma, üşütüp dondurma da. Orta düzeyde dursun. Şimdi ibrahim aleyhisselamdan sonra biliyorsunuz şeyler Yahudiler, ishak Aleyhisselam’ın soyundan gelir. Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.) de ismail soyundan gelir. Normalde şimdi ismail(a.s.) böylece, Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin soyudur. ishak ise ondan Yahudi peygamberler gelir ve o Yahudi peygamberler bu ateşte yakma, ateşle cezalandırmayı kendilerine ölçü edinmişlerdir. Pardon Yahudiler ve Hıristiyan halka, Hristiyan olanlara, tarih boyunca zulmetmişlerdir. Ta ne zamana kadar? Ta Bizans’ın, Bizans’ın, hatta batı Bizans’ın, Hristiyanlığı resmi din olarak kabul edinceye kadardır. Hatta bazı tarihi kaynaklar vardı, hatta Hz. Mevlana Celaleddini Rumi hazretleri Mesnevisinde de biraz ona dokunur, isim vermez ama Pavlos’un bir Hıristiyan din bilimcisidir, Hristiyanlığın içerisine girip, Hristiyanlığı bozduğuna dair emareler vardır Mesnevi’de, Pavlosvaridir çünkü o Hristiyan normalde daha bundan önce hani Hristiyan bir yine bir topluluk vardı. Yahudi padişah bir kendi halifesi ile anlaşıp da böyle yapmıştı ya, bunu anlatır. Şimdi bu Zinuas sa yine bir Yahudi kraldır. Bu Yahudi kral, o günkü Hristiyanları kendi dininden döndürmek ister. Tarihi kayıtlarda bunu normalde bütün Hristiyan kaynaklarında var, daha teferruatlı anlatmışlar bunu. Ben buraya kısa kısa aldım vaktimizi fazla almasın diye.

Şehrin göbeğine kocaman bir tane put diktiği ve o puta secde edenlerin ateşten kurtulacağını, puta secde etmezlerse, o ateşten kurtulamayıp hepsini de hendeklere ateşlere atacağını söyler ve başlar ben iman ettim diyenleri ateşe atmaya. Bununla alakalı da ayeti kerime vardır. Ateşin onları yakmadığını, ateşin acısını onların almadığını. Hatta ayeti kerime der ya sen gördün mü hani böyle böyle yapanları. Onları ateş yakmamıştı diye ayet-i

kerime de vardır. Hz. Mevlana Celalettin Rumi hazretleri, o ayet-i kerimeye de atıfta bulunur. işte Zinuas, böyle bir zalim bir hükümdar idi. Bu zalim hükümdar, etrafını böyle talan eder, çok gaddar, çok gaddar, kendi tebasına kadar kendi tebaasına gaddar, düşmanlarına gaddar, girdiği yeri yakıp yıkan, katleden, çok zalim bir hükümdardır. Bununla alakalı farklı rivayetler de var. Bunun normalde işte içki içip bunları böyle ince ince not düşeyim, sonra başka bir yerde okursanız vay buraya eksik söylemiş demezsiniz ama aklınızda bulunsun, bu zalim hükümdar işte biraz böyle alkol alıp içince kendi kız kardeşiyle yatıp kalkmaya başlıyor. Onunla yatıp kalkmaya başlayınca o hamile oluyor. Hamile kalınca bu sefer diyor ki kendi kız kardeşine beni temizle şimdi. Beni nasıl temizleyeceksen temizle. Bu sefer o günkü alimleri topluyor, buna hüküm çıkarmaya çalışıyorlar. Bir türlü hüküm vermiyor. Ateşler yakıyorlar, bu sefer sizleri diyor bu ateşlerin içerisine atarım diyor ve ateşlerin içerisine atmaya başlıyor. Bir de böyle bir rivayet var ama burdaki söz konusu olan şey inananlara yapılan zulüm.

Tarih boyunca gerçekten inanan topluluklara mevcut deccalist sistemler, imansız sistemler onlara zulmetmişlerdir. Bunun ister Yahudi olsun, ister Hristiyan olsun, ister Müslüman olsun, deyişmemiştir. Müslümanların zulüm görmediği, Müslümanların zulüm görmediği, altın devir dediğimiz Hz. Peygamber ve ashabının devri vardır. Müslümanların zulüm görmediği ve o Müslümanlar o zaman için Allah’a olan imanları, Resulullah’a sallallahu aleyhi ve sellem e olan bağlılıkları o kadar kuvvetliydi ki o bir avuç Müslüman, o zaman için bölgenin en önemli gücü haline geldiler. Düşünebiliyor musunuz? iimdi Müslümanlar o kadar çok kalabalık ama dünya sahnesinde ezilen, yıkılan, yakılan, parçalanan, ahlaki seviyesi düşük, ekonomik seviyesi düşük askeri, askeri seviyesi düşük, her türlü seviyesi düşük bir topluluk halindeler. Bakın her türlü seviyesi düşük topluluk halindeler ve ne yazık ki 250 yıldan beri kendilerini burdan kurtaramıyorlar. Çünkü Allah’a olan bağlılıkları ve imanları Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bağlılık ve imanları kamil noktada değil. Hepimiz elhamdülillah müslümanız ama gücümüzün yettiği yere kadar haksız, gücümüzün yettiği yere kadar hırsız, gücümüzün yettiği yere kadar da zalimlik yapan bir topluluğuz. Bu acı bir şey.

Şeyhim söylerdi bir dervişe hacca gittiğimde ben. Ben gittim, ikinci gündü. Onun ismiyle zikretti, işte filanca! Buyurun efendim. Ciddi bir şekilde ‘hacı kime denir?’ dedi. Gücü yettiğince haksız, gücü yettiğince hırsıza hacı denir efendim dedi. Duydun mu Mustafa efendi duydum efendim, dedim. Bunlardan olma oğlum dedi. Pardon, gücü yettiğince hırsız, gücü yettiğince haksız, gücü yettiğince yalancıya hacı denir ve buna gözlerimle

şahit oldum. Bir riyal, iki riyal o şıp şıp terlikler, adam o terliği çalıyor. Peyniri görüyor, peyniri alıp götürüyor. Anlatıyor, dünyayı o kurtarmış. Gücü yettiğince yalancı, gücü yettiğince haksız. Beytullah’ta kavga ediyor hacı. Beytullah’ta yumruklaşıyor hacı. Küfürleşiyor Beytullah’ta. Beytullah’ta kadınların peşinde koşuyor hacı. Acı şeyler. Biz, Allah’a, Allah’a imanı kemale ermemiş müslümanlardanız. Biz, Hz. Muhammed i Mustafa’ya sımsıkı yapışan, bağlanan, onun sünneti seniyyesini yerine getiren Müslümanlardan değiliz. Çok özür dilerim ama ne yazık ki böyleyiz. O yüzden de islam aleminin iki yakası bir araya gelmiyor. Yeraltı zenginliklerini deccallar yiyor, yer üstü zenginliklerini deccallar yiyor. insan kaynaklarını deccallar yiyor. Ne kadar maden varsa, petrol, doğalgaz, şu bu, hepsi de deccallar yiyor. Alıyorlar petrolu veriyorlar beyaz kağıdı, o beyaz kağıdı da alıyorlar, bir tane başka bir kağıt veriyorlar. Öyledir, canları sıkılırsa ondan sonra diyorlar ki siz teröre destek verdiniz. Sizin mal varlıklarınıza el koyduk diyorlar. Ondan sonra gidiyor o koca koca kral veyahut da ne o, kral değil mi onlar, kral, koca koca krallar gidiyorlar, prensler gidiyorlar, deccalların elini, eteğini, ayağını öpüyorlar. O haldeyiz. Allah bizi affetsin.

işte o kadın tam puta secde edecekti, çocuk içerden haykırdı yapma

anne, ben ölmedim.

“Bu ateş perde olarak zahirde bir göz bağıdır. Fakat hakikatte mana

yakasından baş çıkarmış, zuhur etmiş bir rahmettir.”

Sen imanından dolayı, islamından dolayı, Kur’an ve sünnete bağlılığından dolayı zorluklar çekebilirsin. Hem birey olarak, hem topluluk olarak, sıkıntıların içerisine girebilirsiniz. Siz iman ettiğinizden dolayı hem şahıs olarak, hem topluluk olarak, sizin üzerinizde çeşitli oyunlar oynayabilirler, değişik tezgahlar tezgahlayabilirler. Sizi zorluklara atabilirler. Sıkıntılara atabilirler. Bu ateş gibi görünür. Bundan gözünüz yılmasın. Bundan geri adım atmayın. Bundan korkmayın. O ateş zahirde bir göz bağıdır. O sıkıntılar, o dertler, o problemler, zahirde bir gözbağıdır. Çekmiş olduğun veya gösterilmiş olan acılar zahirde bir perdedir. Göz bağıdır onlar, dışardan bakan kimseler, onları normalde acı çektiklerini sıkıntı çektiklerini veyahut da bunu yapan kimseler onlara acı verdiğini, sıkıntı verdiğini, problem verdiğini, onlara meşakkat çektirdiklerini zannederler. Oysa o göz bağından başka bir şey değildir. O bir perdedir. O hastalık bir perdedir. O sıkıntı bir perdedir. O sistemin veyahut da o kralın veya Zinuas’ların veya Zinuascıkların, Zinuaslar bitmez. Her dönemin kendine ait bir Firavun’u, kendine ait bir Nemrud’u, her dönemin kendine ait bir Zinuas’ı vardır. Her topluluğun kendine ait bir deccalı vardır. Her topluluğun kendine ait bir Mehdisi vardır. Her topluluğun kendine ait bir Firavun’u olduğu gibi karşısında da

Musası vardır. Her toplumun bir Ebu Cehil’i vardır. Karşısında da Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in halifesi vardır. Bunlar eksilmezler.

Adem’den beri eksilmedi. Adem’in çocuklarından birisi Kabil, Habil’i katletti. Cenab ı Hak Şit’i verdi. Şitle Habil’in intikamını aldırdı Allah. Şit’i gönderdi, Şit’de Kabil’in kurmuş olduğu zulüm iktidarını yerle bir etti. Şit yaptı ve Adem Aleyhisselam Şit Aleyhisselam’ı böyle yetiştirdi, yetiştirirken de. Çünkü Kabil, o zulümle şehirler kurmuştu. Muhteşem şehirler kurdular. Muhteşem saraylar kurdular, muhteşem evler kurdular, her peygamberin karşısında her hak ve hakikatin karşısında askeri gücü, ekonomik gücü, siyasi gücü, medya gücü elinde tutan zalimler olmuştur. Bunlar ellerindeki bu güçle, hak ve hakikat yolunda giden insanlarla mücadele etmiştir, savaşmışlardır. Nuh Aleyhisselam gibi Hud Aleyhisselam gibi Musa aleyhisselam gibi ibrahim gibi bütün peygamberler tarih boyunca, insanlara hak ve hakikati anlatmış, onlara doğru yolu anlatmıştır ve hak ve hakikatin karşısında olan Zünüas vari, Firavun vari, Nemrut vari, Ebu Cehil vari sistemler, kimlikler, kişilikler, hak ve hakikate koşan, hak ve hakikati anlatan kimselere karşı hep savaş açmıştır. Yakın tarih isa(a.s.)’dır. isa(a.s.) din anlatınca sürgün yemiş, mücadele etmiş, sahaberler sürgün yemiş, o kadar sıkıntılar çekmiş ve işin daha da enteresanı isa Aleyhisselam’ı satan, yanındaki haberiun olmuş. işin bir de bu tarafı var çünkü can korkusu, mal korkusu, dünya korkusu, çocuk korkusu, kadın korkusu, korku korku korku…insanları dininden, imanından etmiştir.

işte Zinuas da tarihi kaynaklara göre gerçek bir putperest ama putperestliğini Yahudilikle saklayan ve Yahudilik dinini kendine kalkan eden, Yahudilik dinini kendi için saklanılacak bir perde gören ve dinden kendisini güçlendiren bir kimse. Şimdi Fransa’da bir kimse örneğin işte siyasi gücünü nerden alıyor? Hristiyan kimliğinden alıyor. Bunu dile getirmiyorlar mı? Dile getiriyorlar. Yoksa gerçekten Hristiyan olduklarından mı? Değil. Geçenlerde Yunan başbakanı geldi. Ne yaptı? Burda bir sürü dini törenlere katıldı. Öyle değil mi ama o Yunan başbakanı gerçekte ateist mi? Evet. Hristiyan değil, Müslüman değil, Yahudi değil, kendisinin ateist olduğunu da ne yaptı? ilan etti ama geldi burda Hristiyan merkezlerini gezip ziyaret edip ordaki hainlere katıldı. Dini bir mesaj verdi. Dini bir mesaj verdi. Ateist halbu ki kendisi ama ne yaptı? Hristiyan tebaasına bakın dedi, ben aslında gerçekte hristiyanım ve sizin dini değerlerinize saygı duyuyorum. işte Zinuas da böyle bir kimse. Tarih boyunca bu krallıklarını, krallıklarını ayakta tutmak isteyenler, kendilerine dini perde olarak seçerler. Bugünkü suud kralları gibi, örnek. Adamın kimle düşüp kalktığına bakın, adamların

kimlerle düşüp kalktığına bakın. Adamların kimlerle düşüp kalktığına bakınca adamın gerçek kimliğini görüyorsunuz.

işte bu tip zalim hükümranlıklar, zalim devletler, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin peygamberliğini ilan ettiği Kureyş devleti gibi. Devletler, o inanan tebaaya zulmederler. işte zulmettikleri için de Hz. Mevlana diyor ki o ateş perdesi zahirde bir göz bağıdır. O zorluğu, o sıkıntıyı sen zorluk ve sıkıntılık olarak görme. Fakat hakikatte mana yakasından baş çıkarmış, zuhur etmiş bir rahmettir. Hakikatte o sıkıntılarla o belalarla, o müsibetlerle, o baskıyla mücadele etmen, ona karşı göğüs germen, o haksızlıklarla, o kötülüklerle mücadele etmen, yaka paça olman, hakikatte de diyor rahmettir. ‘insanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı, dirençli davranıp müslümanca yaşayan kimse, avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır.’ (Tırmizi, Ebu Davud) Öyle bir zaman gelecek ki insanlar inandıkları dini yaşayabilmeleri için yaşayabilmeleri için ellerinde avuçlarında ateş tutacaklar. Dini yaşamak, dini yaşamak, bu kadar zor olacak. Neden zor olacak? Çünkü dinini yaşamaya çalışırsa, etraftan baskı görecek, horlanacak, kötülenecek, iteklenecek, köteklenecek, yanlış anlaşılacak, etraf ona farklı bakacak. Dini yaşamak, dini yaşamak ateşten kor gibi tutacak.

Başka bir hadis-i şerifte de der ki ‘ahir zamanda iman etmek, ateşten kor gibi olacak.’ imanı tutanın eli yanacak diyor. Tutanın eli yanacak. Elinden atan da dinden imandan olacak. Allah muhafaza eylesin. Elinden atan ne olmuş oldu? Dinden imandan oldu. E dini yaşamak da ateş oldu, kor oldu. Ateş oldu, kor oldu. Gerçekten iman ettiyse bir kimse, gerçekten Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayak izlerini takip ediyorsa yazın bir kenara, o öz yurdunda garip değildir, o kendi evinde bile gariptir. Bırakın yurdu, kendi evinde bile gariptir. Bir kimse Kur’an ve sünneti azı dişleri ile sıkı sıkı tutsun. Büyük bir çoğunluğun eşi, çocukları, osu, busu her şeyi düşman olur ona. Neden? Çünkü insanlar iman abidesi gibi duran bir kimseden rahatsızlık duyuyorlar. Evet. Onların inandığı gibi inanan bir kimse istiyor. Diyor ki benim inandığım gibi inansın. Gevşek olsun biraz. Yani gah iki kadeh atsın ya, gevşek olsun. Gah biraz haram işlesin ya, gevşek olsun, gah biraz sütü bozukluk yapsın, kanı bozukluk yapsın, yapsın biraz. Gevşek olsun. Ya bu kadar da olur mu ya! Biraz birilerini kayırsın, biraz birilerine bir şeyler göndersin, bir şeyler yapsın yani o. Yapmazsa eğer, o böyle iman ehli olarak durursa, ondan insanlar hiçbir şey yapmazla, hiçbir şey. Rahatsız olurlar ondan. Neden? Çünkü insanların, gerçekten iman etmiş, Allah ve Resulüne sıkı sıkı yapışmış bir kimse nefislerine ağır geliyor. Yok ya, bu kadar da olmaz ya! Nefse ağır geliyor. Allah muhafaza eylesin.

“Ana, gel de Allah’ın burhanı gör ki bu suretle Hak haslarının zevk ve işaretini de göresin. Ana, hakikatte ateş olan fakat zahiren suya benzeyen bir alemden çık, bu ateşe gir de ateşe benzeyen suyu gör.”

Ana gel, bu ateş gibi görünen Kur’an ve sünnetin içerisinde Allah’ın delillerini gör. Anne gel, iman etmeyen, imanı zayıf olan insanların Kur’an ve sünneti yaşamayı ateş gibi görürlerken sen içine gir de içine girdiğinde Allah’ı rahmet deryasına dal. Dışardan ateş görünenin gerçekte rahmet deryası olduğunu gör. Oruç tutmak, dışardan sıkıntı içinde rahmet deryası. Namaz kılmak, dışarda sıkıntı içinde rahmet deryası. Kur’an ve sünnetin herhangi bir helalını veya ibadetini yapmak, dışardan ateş gibi içi rahmet deryası. Ebedi mutluluk, ebedi kurtuluş ve hem dünyada o kurtuluşun tadı hem de ahirette o kurtuluşun muhteşem bir sonu var ama gel gör ki insanlar öyle değil.

“Ateşe gir de ateş içinde gül ve yasemin bulan İbrahim’in sırlarını gör.”

Anne ateşe gir o zalim hükümdarın, o zalim sistemin putunun önünde eğilme. O Lat’a, o Uzza’ya, o Menat’a secde etme. Güce, paraya, ekonomiye dünya sevgisine eğilme. Makama,mevkiye, paraya, pula, haramiyete eğilme. Sımsıkı dur. Dimdik dur. Sımsıkı dur, dimdik dur. Sen o Zünuas putunun önünde eğilme, o Zünüas putunun önünde secde etme, o Zünüas putunun felsefesini kabul etme. Burda önemli olan Zinuas’ın felsefesidir. Önemli olan Zinuas’ın felsefesine kendini kaptırmaktır. Zinuas felsefesi nedir? Gücü elinde tutup inananları ezmektir. Bakın hiçbir putun Kur’an’da geçmez ismi. Üç tane putun Kur’an’da ismi geçer. Üç tane putun Kur’an’da ismi geçer. Lat, Uzza, Menat. Kur’an’da geçer bu üç putun ismi. Cenabı Hak putun ismini Kur’anına alır mı? Almış Kur’an’ına. Nedir bu? Güç. Nedir bu, menat, para. Nedir bu, yönetme, yönetme! Ve batı bize üçlü testis inancı ile gelir. Her şeyi üçtür onların. Lat, Menat, Uzza’dır. Her şeyi. Ne derler? Demokrasi, insan hakları, serbest ekonomi. Öyle diyerekten bizi yıllardır sömürmediler mi? Batının demokrasisi neymiş? istemedikleri bir insan seçilirse darbe ile indirmekmiş. Venezuella gibi. Hani demokrasi vardı? Seçimle iş başına gelen seçimle işbaşına gidecekti? Batının insan hakları neymiş? Irak ve Suriye’de binlerce sivil cana kıyacaksın, Afganistan’da binlerce sivil cana kıyacaksın. Nerde insan hakları? Neydi üçüncü putları? Serbest ekonomi. Öyle değil mi? Hani nerde serbest ekonomi? Neden ambargo koyuyorlar her tarafa? Hani serbest ekonomi olacaktı? Kimse kimseye ambargo koymayacaktı? Amerika neden ambargo koyuyor her tarafa veya neden şimdi set çekiyor? Neden demiri bizden ithal etmiyor? Neden kota koydu? Hani serbest ekonomiydi? Değil. Lat, Uzza, Menat. Nedir bu? Güç, askeri güç, yönetim gücü, para, şehvet. Onların istediği budur. Başka bir şey değildir. işte diyor ki sen

dışardan ateş gibi görünür anne, sen iman edersen, o ibrahim’in sırlarına erişirsin. Sen gerçekten kamil bir mümin olursan, sana peygamberlerin sırları açılır. Allah bizi onlardan eylesin. Cenabı Hak cümlemizi inşallah öyle iman eden kullarından eylesin. Rabbim Ümmeti Muhammed’in imanını kemale erdirsin. Ümmeti Muhammed’i kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmayı nasip eylesin. Nefislerimizde, evlerimizde, her türlü işimizde Kur’an ve sünnete sımsıkı bağlı yaşayan, kullarından eylesin inşallah. ‘Senden doğarken ölümü görüyorum, senden ayrılmaktan pek korkuyordum. Halbuki senden doğunca havası hoş, rengi güzel bir aleme gelip, dar bir zindandan kurtuldum.’ Burdan devam edeceğiz inşallah.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 3 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-6-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Halife. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı