Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Hak Muhammad’a nasıl ölürler? Cemiyen en milyar yuvan murserin ve hamdülullah, hep hep alamin. Selâmün aleyküm. Allah gece bizi hayırlı eylesin. Ayyim uzun yolumuzu ömrümüzü hayırlı eylesin Rabbeğim cümlemizi ve cümle ümmetü, Muhammadi Hakk Hakbaatıl Bâtıl Bâtıl Bâtıl Bâtıl büler nereden eylesin Hakkı Hakk’ı Hakk’ı yaşayan ve haykıran Bâtıl Bâtıl Bâtıl’a karşı can eden kullarından eylesin Nerde Müslümanlara yokuz davrananlar var ise arayasın. Nerede Müslümanların kanından namusuna şerefine haiseyetine tecavcı ediliyorsa topraklarına tecavc ediliyorsa
Cenâb-ı Hak bu tecavcüzü zahâlimlerden Rabbim Müslümanların intikamını aldırsan. Tecavcedenlerin güçlerini yerle eksaneylesin. Haksız ve hukuk sız davranların davrananların güçlerini yerle eksaneylesin. Bu siyanesi istraydevletini yerle eksaneylesin. Onların destekçilerin de yerle yerle eksaneylesin. Doğut hürk üstüne ve tüm Müslümanlara özgürlük nasi veylesin. Mevlid Kandili Sohbeti Hakkında Cenâb-ı Hak Cummünümüzü bu gecenin sonunda başında ortasında affetti kullarından eylesin. Cummünümüzü ve Cummün ümmetim mühamdü emanena aldıklarından eylesin. Bu müvlüt kandilini kutlayan müvlüt kandilini seven Hz. Muhammed Mustafa Ayesheven her ne kadar hümet
mühammet var ise hepsinde kendi katında misafir eylesin. Bugün mevlüt kandili. Aslında niysan ayında baharda doğmuştur Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazetleri tabiricay ise baharç şey gibi bir. Ama ve lakin hiciri yıllı takip etimizden dolayı. Ejri her yıl on gün değişerekten gidiyor. O yüzden değişerek gittiği için müvlüt kandilide böyle değişerekten gidiyor. Aslında Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazetleri bir niysan yağmurlarından yada zamanda doğmuştur. O yüzden bu gece yani Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazetleri dünyayı teşif ettiği gece mevlüt gecesedenmiş.
O yüzden bu geceye Cenâb-ı Hak getiştirdi için Hamdu Sen’le aydıyoruz. Peygamber Salullahi ve Selamazetlerini doğumuna sevinirse onun doğumuna sevinip de onun o sevinciyle herhangi bir şey yapsa amellok tasında Cenâb-ı Hak onu emanın alır. Cenâb-ı Hak onu kurtuluşun alır. Cenâb-ı Hak onu affuma afret eder. Çünkü Peygamber in doğduuna sevimek Peygamberi sevmekle alakaladır. O yüzden bir kimse bir kimseye seversen onun doğduğuna sevinir. Tabii o doğum günü kutlaması Avrupa’da kınlar gibi İslam dünyasında pek bu böyle bir adet gelişmemiş.
Ama vela kim Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazetleri kendi sağlığında kendisinin doğduğu gece olan olan üstü olayları o doğduğu gece anarken sahabeleri anlatırdı. Yani bakmayın bu yeni tip vahavü selafi selafilerine hani mevlüt kandeli yok diye bir teren nenin tuttuğruyorlar ya. Bebekir Efendimiz de Halifeli döneminde Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazetlerinin doğum gününde hayır hasen et yapar insanları toplanar sahabeleri Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazetlerinin Peygamberliği ile alakalı, mucizeleri ile alakalı. Aynı zamanda o doğduğu gece olan olan üstü Halleri
anlatırdı. Bu ta emevilleri gelince kadar bu böyle devam etti. Sonra emeviller ne yazık ki bu tüp geceleri yasaklamaya başladılar. Bunları yok etmeye çalıştılar. Sonra ta selatin ehyubinin den önceki Sultan’a kadar böyle devam etti. Selatin ehyubinin şimdi ismi artıma gelmedi de o yüzden onun ondan önceki Sultan olarak bahsediyorum. Ondan önceki Sultan büyük yemekler verdi. Peygamber Salullahi ve Selamazetlerinin doğum günüyle alakalı. Biraz da böyle o gününe kadar hani bu böyle çok önem sizleştirildiği için o tekrar bir öden
katlı ta biricay ise binlerce hayvan kesti pilavlar yaptılar. Aşı yüreler yaptılar, tatlılar yaptılar ve Hz. Muhammed Mustafa’nın dünyayı şereflendirdiği günü, o mahan üstü bir şekilde andılar, yağ detteler. Mevlütler okudular. Mevlüt okudular. Ve Kur’an-i Kerimler okudular. Peygamber Salullahi ve Selamazetlerinin mucizelleri ile alakalı, hadis şişerifleri okudular. Ve böylece bu topraklar da yukarı meza potom ya da yine Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazetlerinin doğum günü belki de tam mahan asıyla olmasa da yakışır bir vaziyette çünkü hiçbir şey ne yaparsanız
yapın Hz. Muhammed Mustafa’ya yakıştı denilenmez o heb zaman için her şeyin en iyisini ve en üstünlerle ayıktır. Ama böyle kutlanmaya başladı ve bu yukarım meza potom ya müslümanları. Yani biraz böyle tabiricay ise tabirim hoş görün. Yukarım meza potom ya de ince Türkler gelir. Aklı, Türkler gelir. Aklı, bu topraklar insanları tekrar Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazetlerinin doğum gününü kutlamaya başlarılar. Tabii bu son denem vahabiler bundan rahatsız çünkü o vahabiler Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazet inin kabrinin de
yukacaklardı. Sahabelerinin kabirlerin yıktıkları gibi onların mezardaşlarını yok ettim, kırdıkları gibi hatta bir tane Sahabe mezara bırakmadılar. Bir tane Sahabe mezara’nın kaşını bırakmadılar. Peygamber Salullahi ve Selamazet inin kabrinin, kabrinin, şerefine geldiği sıra bu vahabiler oraya de yıkacaklardı. Da bütün müslümanlar, galeyana gelir. Bizim devletimiz iyi kalar de kurtular bundan vazgeçtiler. O yüzden şimdi aynı o vahabi zeyniyeti kandilleri yoksa immeye çalışıyorlar ve kandilleri bir dattı, kestir patıyorlar. Ne bileymişte kandil kutlayanlara değişik böyle tabiricayız hakaret varik onuşıyorlar. Rabbim hepsini
de hidayeti mümkün ise hidayete elisin. Hidayeti mümkün de ise hepsini de kahraperişe an elesin. O yüzden Hz. Peygamber Salullahi ve Selamazetlerinin mübarek mevlit kandilini. Yani doğum gününü ve diğer kandilleri. Allah izin verirse Cenâb-ı Hak sağlık hafiyet verdiği mütece biz o günleri kutlamaya devam edeceğiz. Zaten daha önce sözlermiştiniz bu konuda bir daha sizden sözlalmama gerek yok. İnsan hounutursa hounutulur. O yüzden hounutanlardan oğumuyalım. Peygamber Salullahi ve Selamazetleri böyle bir gizdir gaktan sonra devam edeyim. Ama ve lakin bizim
malum kandillerimiz bayramlarımız. Bir tarafımız. Bir tarafımız hüzün oluyor. Hüzün olmasının sebebini de anlatmadan söylemeden geçemeyeceğim. Malum gazede son yüzyılındayım. Belki de son iki bin yılın en büyük soy kırılmıyor. Ve katli amaya oluyor. Ve ne yazık ki Müslümanlar sıra ile devriliyorlar. Önce Bosna sonra afganistan sonra Irak Suriye lümnan libya ve aynı zamanda da filestin. Aynı zamanda doğu Türküsten ve böylece Müslümanlar dünyanın neresi önünde olur. Soğuzun kanları namusları şerefleri, hajsiyetleri, toprakları. Ne yazık ki zulmediliyor, işgal ediliyor, kanlara
kıtılıyor. Ve ne evleri bırakılıyor. Ne Bartları? Ne çocukları bırakılıyor. Ne kadınları? Ve ne yazık ki siyoniz bin o tabiricayese kolları bütün dünyada devletlerini ve bütün dünyada devletlerini devlet başkanlarını ve bir okrasisini sarmış vaziyette. Ve bütün hiçbirisini ayırdıtmıyorum dünyada devletleri bu katli ama karşı sesis aynı Bosna da sesis kaldıkları gibi afganistan da sesis kaldıkları gibi doğu Türküsten da sesis kaldıkları gibi beni israil siyoniz yahü dilerinin de yahü dilerine de sesis dilerini koruyorlar. Sanki hep beraber bir düğüm
eden yönetiliyor muş gibi dünyada devletleri ve birleşmiş binletler denilen aldatma cebir topluluk. Bu tün hepsi de gözlerinin yumuşlar ve Müslümanlar katledilerken Müslümanların namusları şerefteri hayşe etteri ayaklar altını alınırken hepsi de kınamaktan başka bir şey yapmıyorlar. Hatta ben bazen kalleşirken onları ama çok şiddetlik nemayın başınıza bir işgeleri diyorum. Evet çok şiddetli bir kınamaya parlarsa olurum olur. Onların bu yahu hüdi, mosat, siyonistlerinin elinde ne belgeler var ise nasıl bir ellerinde karanlık senarıyorlar. Karanlık bilgi ve belgeler var ise
dünyada devletlerinin başındaki devlet başkanları büyük bir çoğunlu ve bir okrasinin büyük bir çoğunlu basın yayın denilen o çok özür dilerim ama şeytan iyi de celist kurum gözlerini kapatmış Müslümanların soy karımı’na büyük bir zevkleyiz ya ve dünyaya bir avuç isra ile siyonistin üzerine gidemiyor ve dünyadaki ve hatta Müslüman ülkelerin elindeki silahlar kimin için o silah endüsürllerine verilen paralar kimin için belli değil acaba o İslam devleti gibi görünen devletler Müslüman haltların devleti gibi görünen devletler bunca silahlanma yıl
kendi vatandaşları için mi yaptı yani o halkı müslüman olan ülkeler kendilerince İslam’i bir devlet sistemi isterler İslam’i bir düzen kurmak isterlerse o devletler kendi tevalarını kurşundan geçirmek için onları katletmek için misilahlandılar bu soruyu kendime sormaya başladım çünkü elin yavur amerikalısından o kadar uçak ol o kadar silahlan o kadar paravar petro dolarları yatır ama ve lak insan İsrail’e bir kurşunday bırak bir laf daisyeleme ve Müslümanlar orada açlıktan ölürken bakın dünyatağrı inde bunlar ender görülen şeyler açlıktan ölmek
bugün gazede filistinde doğu tırk üstünde Müslümanlar açlıktan ölürken bildiğiniz açlıktan ölürken birleşmiş milletlermiş devukrasimiş insan aktarıyımış yok kokumuş yok kokumuş yok işte devlet sistemiymiş yok işte devletinde bir aklı varmış yok o devletinde böyle bir şey varmış işte en yüksek dereceden kınayalım demek ki o halkı Müslüman olan devletlerin silahları kendi tevalarına karşı düşmana karşı değil ve o halkı Müslüman olanla yani bizler ne yazık ki dünyanın herhangi bir yerinde Müslümanların kandarın namusları şerefleri, haysiye ettere ayaklar altına alınırken
biz ne yazık ki onlara karşı duyarsızız ne yazık ki bizim günlük devlet de böyümüzün içerisinde dünyaya hayatımızın içerisinde çok az bir şekilde zamanımız oluyor ve Müslümanlar ne yazık ki yine kendi heva ve hevesinde o inaşıptırırlar yine yarın ne geces yarın neyeceğiz yarın nasıl bir arabaya binces yarın nerede tatil yapacağız yarın nerede kahve işces yarın nerede nargülü öpürdeceğiz en güzel nargülü nerede var en güzel tatil yeri nerede var şurada hiç müsaher görünmeden bir yat kira alasakta bir
yatla dolaştak bir kimsenin görürmedik oylarda bir girsek orada bir çıpüldesek orada da hatta daha da ileri gissek nasıl saksam yok kadın erkek çıbuldak çıbuldak bir şekilde orada sulara girsek ve ürhyam bir şekilde girsek onun o sonan yine örtülü bir şekilde yatta dolaşmaya devam ederiz ve ne yazık ki çıbuld çok acıgını söylerken Müslümanlar başlarına gelen felaketlerden başlarına gelen sıkıntılardan dersini almomakta yani Müslümanlar savaşlardan defremlerden yandımlardan ne bileymişte bereket sizdikten afiyet sizdikten kendilerine düşen payı almamakta ve Müslümanlar
ne yazık ki ne yazık ki daha da daha da daha da hat diye aşeraktan nereye doğru evrildiğini nereye doğru evrildiğimizi görmümekte ve düşünebiliyor musunuz Türkiye gibi ana dolu da Müslümanlığın kendince yaşanma noktasında ileri derizide gören bizim ülkemizde ceza evlenme yatanların yüzde otuzucu otuz dördü uyuşturucu’dan yüzde otuzucu otuz dördü hırsızlıkten yatmakta ve bu ülkenin ahlakı o kadar yerlerde sürümmüş ki normalde ülkede sekiz kişiden iki kişisi fıvışta iştikaletmekte oradan para kazanmakta sekiz kişiden iki kişisi bu dünyanın üzerinde
yedi de birken bizim ülkemizde sekizde iki bizim ülkemiz sözde İslam muhuyyaşamaya çalışan Müslüman halkı Müslüman olan bir ülke ama ne yazık ki biz elimizden geldiğince hatsiz hudutsuz fıvışatya çıplaklıya fıvışa kumara içkiye uyuşturucu dalmış vaziyetiniz ve ne yazık ki annesi babası çarşaflı sakalı ama çocukların uyuşturucu uyuşturucu bataklığım içine düşmüş annesi babası ehli tarikat ama kızı veya oğlu ne yazık ki haramiyetin içerisinde bulanıyor haramiyetin içerisinde düşmüş ve anne babalar çarresiz ortam çarresiz ve utan şarından anne babalar kafalarının
nereye sokacaklarını bilmiyorlar ve her gün günden güne biz istami duyalılığımızı imani duyalılığımızı milli duyalılığımızı kaybetmekteys ve kaybettimizin de farkındayız ama ne yazık ki bu konuda yapabileceğimiz herhangi bir şey elimizden gelmez deyip evlerimizin köşesinde oturuyoruz. Ben yeni İslam olduğum da bundan otuz yıkılacak otuz sekiz yıl önce yangın var. Dedim kendi içimden bu yangının söndürülmesi lazım dedim. Ben karınca değilim karınca gibi ağzımda su taşıyayım. Ben insanım Cenâb-ı Hak beni insan olarak yaratmış. Bunun gayretini, bunun savaşını bunun mücadelesini
vermeliyim diye. Cenâb-ı Hak lütüyle ikramıyla issana ile öyle düşündüydüm ve yılları yılları arattı yılları arattı, ne yazık ki ateş o ateş hepimizin evini hepimizin sokaklarını hepimizin cattelerini şehirlerini ve ülkesini ateş çepe çevrelevde. Artık bunu çok özürlelerim kendimi metetmek için söylemeyeceğim. Seksen 6-6-6 sen seksen yedi yılıydı. Orman işletme müdürlüğünün işçilerinin sendika toplantısı vardı. Ananvatanla bakanlar o toplantının seçim vardı toplantının en önünde sırallarındaydı. Meşçür önceden mehebel olan son anamatına geçen bir bakanlık yapam bir kimse vardı. Ülkücüler adına
bir şey bakanaydı. O sonra maalaya bakanı işçilerden sorununu bakan o yaşarok yandıya’nın başka bir tane daha vardı. Onun ol, neyse 4-5 tane bakan vardı. Herkes ekonomiden konuşuyordu. Ben salona çıktım konuşmaya için ilaki bana da darkın strara ettiler. Benim de sektirdim sendikanın başkanada ededeki bir konuşma yaptı. Benim ne konuşanlıyor? Allah’ta ve Cenâb-ı Haklı’yı tette ikram etti. Ben çıktım konuşma salona yaklaşık 4-5-5-5 kişi var. Hiç unutmıyorum. Bakanların yüzüne söyledim. Dedim ki bir gün sizin dedim torunlarınız. Dede ben
eş içinsel olduğum. Dede ben uyuşturucu kullanıyorum. Diyecek dedim. O eski mehepele olan böyle buyunanın altından kız kızgırdı. Namu Kemal dedi. Namu Kemal’i o seydi bu azınız kardım. Yaşarok ya an olsaydı da aynısını yapardım. Temelli giydirdim. O oldu ikisi değil ikisini biliyorum. Başka verirse. Dedim gülme. Ben gülüncek bir şey söylemiyorum. Neden sırıtıyorsun sendedim? Tabii orada günlerin hepsi de benim eskül gücü mübiliyor. Benim destek dedim sendik da o da ülkücü mücocuk. Genç adanalı. Yıllar sonra bakın. O 2009
geçti ve ne yazık ki bunlar adım adım adım adım ülkede yaşanıyor ve anneler var şimdi siz bunları bilmez sınız. Oğlunun dönmezden önce fotoğrafıyla oğlunun döndükten sonraki fotoğrafını atıyor bana. Diyor ki hocam bana bir şey söyle. Diyor ki bana bir şey anlam bana bir şey de. Olumundur daha önce 15-16 yaşındaki fotoğrafı bu şimdi o oğlum 20 yaşında. Şimdi ki fotoğrafı bu. Ve bunun fethvasını istiyor benden bir anne. Telefonda hem alıyor. Hem nasıl alıyor? Hem dediyor ki bir
insan kendi evladını öldürebilir mi? Ben şehir şehirde olayşıyorum utancımdan. Duydum diyor siz bu konuda iştahad edebilecek bir kimse imişiniz. Ben oğlumu öldürebilir miyim diyor? Ben duyuldu ya her yerde ben de kayıtlı olmayan telefonlara cevap vermediğimi hussisi mesaj yazdı bana. Dedeki benim telefonumu açın lütfen. Benim adım şu sanım şu filan yerden arıyorum diye. Kimin etti dostlar. Evet bugün mevlut kandırindeyi kuttuceğiz. Ama benim gönlüm hiç iyi değil. Ben hiç iyi değilim. Bunu açık böyle bir sizlerle dertleşme olarak
görün. Gerçekten ben iyi değilim ve yazılanlardan bana soru olarak yazılanlardan sizlere bahsetsen dersiniz ki nasıl ayakta duruyorsun. Bu dünyayı nasıl yaşıyorsun dersiniz ve bu toprakların insanlarını ne yazık ki bu hale getirdiler. Düşünebiliyor musunuz? Bu topraklarda bir kimse eşcinsel olması için bedava devlet bunun bütün ilaçlarını ve bütün ameliat masaflarını karşılıyor. Sonra siyaseti delinen çaklıbanlar düzen bazılar yalancılar çok yüzdüler. Dünyanın kirini üzerinde alan ve maşeri düşünmeyen maşeri düşünmeyen esen rüzgar gargöt göre dönen ne yazık ki umurgası olmayan
umurgasızlar bizim önümüzde çıkıp eşcinsellikle savaştıklarını söylüyorlar ve o umurgasızlık bütün her yere sirağıya tediyor ve genceci kızlarımız bu kızlarımız bizim bunlar bunların nefretle baktığımız anlattı. Bu genceci kızlarımız bizim bu toprak derin çocukları. Neymiş gözlerinin açma özgürlükleri varmış gözlerin açıp İstanbul’da yürüyüş yapıyor. İstedikleri gibi kıyafet giymözgürlükleri varmış. Üzlerlerinde kıyafet yok sokak larda öyle dolaşıyorlar. Onların annelerine üzülüyorum. Onların babalarına üzülüyorum. Onların dedelerine nelerine üzülüyorum. O çocuklara da üzülüyorum. O çocuklara birisi bir şey anlatmamış. Onlara bir şey söylememişler.
Onlara birisi birini birilerinin kulaklarından birileri bir şeyler anlatmamış. Anlatanlar da çarpık çırpık anlatmışlar. Ve sokaklarda yürüyan dolaşan arkaklar var. Ne yazık ki bunlara erkeklerde katıldılar. Erkeğen ayanda kısacak bir tane don. Üstünde bol bir tane gömnek. Onunda göbek delini kadar açmış. Onunda babası oğlum oldu. Değil ki tane kurban kesmiş. Gözünde bir tane kıltuy yok. Kadınlar gibi yoldurmuş. Sankikece gerdeye girecek. Bık yummövlet kandili. Ben kendi kendime sohbeti hazırlarken senin yüzüne nasıl bakacağız yarresi olacaktı. Biz onun yüzüne nasıl
bakacağız? Ben kendime efsim için söylüyorum. Biz emaneti yerine getirmedik diye düşünüyorum. Üzerimize düşen vazifeyizi vazifeyimden kendi nefsim için söylüyorum. Yapmadığımızı düşünüyorum. Nefsimize uyup gecemizi gündümüzümüzde katıp biz o peygamberin yolunu ihya etmen odasında. Ben kendinefsim için söylüyorum. Gerek de olan çalışmayı yapmadığımı düşünüyorum. Oysa enbiyah ayet yüz yedide ve aynı zamanda da Ali İmran yüze atmıştır’ta Cenâb-ı Hak bize başka bir şey söylüyor. Bismillah yirrahman yirrahim. Bismillah yirrahman yirrahim. Bismillah yirrahman yirrahim. Son okunan ayet kerme en mıyah ayet
yüz zedi, biz seni alemlere rahmet olarak gönderdi ki. Ondan önce okunan ayet kerme alem, rancı atmış dört. And olsun ki Allah mümkünlere büyük bir lütüftabılınmış dört. Çünkü içlerinden onlara Allah’ın ayetlerini okayan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmet öğreten bir peygamber göndermiştir. Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdi ki. Hazreti Muhammed Mustafa, kendisinden önce gelen peygamberleri, Nazaran en üstün seviyede en fazil etti derecede yaratılmış, ve bütün alemlere rahmet olarak yer yüzüne fizik olarak gönderilmiştir. Ama ondan öncesinde, Cenâb-ı
Hak, warlığın tamamında ilk yaratı, kendi ruhundan ve nurundan, Hazreti Muhammed Mustafa’nın ruhaneye tini ve nuraneye tini yaratmış. Ve oruhaneye temen nuraneye tene, bütün varlık alemini yaratmış. Bütün varlık, Hazreti Muhammed Mustafa’nın ruhaneye tinden ve nuraneye tinden yaratılmış. Ve alemlere rahmet olarak yaratılmış. Eğer o alemlere rahmet olmasaydı, cennet, cennet olmaz, lefimafız, lefimafız olmaz. Kürsi, kürsi olmazdı. Ve dünya, ve melekler ve cini tayfesi, bütün varlık rahmet olarak yaratılmış. Hazreti Muhammed Mustafa, sadece Müslümanlara, müminlere değil, sadece dünya ya değil,
bütün alemlere rahmet olarak yaratılmıştır. O yüzden Muhammed Mustafa’nın hem cismaniyeti, hem ruhaneye tinde, hem de maneviatı, bütün alemlere rahmetdir. Kim Muhammed Mustafa’yı severse, onun peygamberline iman ederse, Allah’a iman etmiştir. Ve onu severse, gerçek hakikatta Allah’ı sevmiş olur. Çünkü Hazreti peygamber salıla, ve selamaz ederi, bütün varlığa, rahmetdir, bereketdir, lütuftur, ekrandır. Ben sohbeti böyle hazırlarken kafirler aklıma geldi. Kafirler aklıma gelince kalbime gelen şu oldu. Hazreti Muhammed Mustafa, kendisine iman etmeyen, kendisinin peygamberlini kabul etmeyen, kafirleri bile rahmet peygamber
eder. Delilim şudur. Önceden lütungalmi eşçinsel ilişkilerden dolayı, helak edilmişti. Helakı uğramışlarla. Ve dünyada şu anda eşçinsellik o kadar pompalanıyor. Ve hükümetler, ve devletler, vesibil kuruluşlar dillerinden neydi belirsiz kuruluşlar. Eşçinselli, ne yazık ki, ayı kaç karıyorlar ve eşçinselli alkaştamak onu kabul etmek insan akı demokrasi hakkı ne bileymişte hukukçu evrensel ahlakçı kesiliyorlar başımıza. Ve ademden itibaren Allah’ın lanetlediği meleklerin lanetlediği peygamberlerin, peygamberlerin lanetlediği fiyilatı işleyenler ve işletenler aslında lutun kami gibi helak olması gerekirken Cenâb-ı Hak Muhammed Mustafa’nın yüzü
sürmete ahlevlere rahmet olarak gönderilmiş olmasından dolayı onlar böyle bir helak yaşamıyorlar. Ve geçmiş ümmetler yapmış olduğu yanlışlıkları yapmış olduğu aramlardan dolayı. Ama bir aysel ama kavimsel ama bölgesel helaklar yaşarlarken şu anda gayirmüslim un surlar. Kaafirler böyle bir helakiyet yaşamıyorlar. Muhammed Mustafa’nın ahlemleri rahmet olarak gönderilmişsinin sebebi. O ahlemleri rahmet o yüzden kafirlerede rahmet. Yoksa o kafirler nuhunduğa ettiği gibi hani öyle tuayetmiş ya son kafirde helak olunca kadar sen bütün kafirler helak hehle demiş. Cenâb-ı Hak’ta onunduğa son
kabül etmiş ve büyük tufano olmuş. Ve kafirler helak olmuşlar. Yani şu anda kafirler helak olmuyorsa evet Muhammed Mustafa’nın ahlemleri rahmet olarak gönderilmesinden dün ya hiçbir zaman bakide bu kadar çirkinleşmedi. Hiçbir zaman bu kadar çirkefleşmedi. Hiçbir zaman bu kadar aşağı alıkçasına bir hayat sergilemediler. Sergilenmedi. Ama şu anda dün ya ne yazık ki bütün çirkeflerini ve çirkinlerini bütün bataklığını bizim önümüzde serdi halde Cenâb-ı Hak bizi helak etmeyorsa Cenâb-ı Hak burada gazede Türkiye’de harhangi bir yerde Müslümanlara haksız hukuksuz
davranılırken o haksız davranılız halemleri helak etmeyorsa Muhammed Mustafa’nın halimleri rahmet olarak gönderilmesinden dün. Çocuğunu kendi elıyla pazarlıyan satan kendi kısıyorcunun kendi elıyla pazarlıyan satan erkekleri peşkeş çeken bir anne baba helakı uğramıyorsa kendi hanımını çocuklarının annesini silahla tehdit edip öldürmekle tehdit edip onun tennini her gece o yır açça zahalimlerin elinin altına bıraktığı alde. O, erki helakı uğramıyorsa ve içkiler ve kumarlar ve uyuşturucular solar sallar gibi akıtılıp bu topra zehirliyorsa ve o zehirliyenler karakolların bir kapısından gürüp öbür
kapısından çıkıyorlarsa o zahalimler, o hainler, o namusuzlar o alçaklar, gerekli olan cezayı görmüyorlar. Ve bu toplumun içerisinde bu milletin içerisinde bu milleti şehirlerinin arasında bizden daha başları diktoluşuyorlar küsdahca evet, Hz. Muhammed Mustafa’nın şefatinden der. Sözlerimi bayanlar, bölüştasınlar ülkede, genç kızlar, kızlıklarını, on iki onun çeşinde, henüz daha ortakula giderken bakir eliklerini kaybediyorlarsa ve bunu önem sizleştiriyorlarsa ve bu önem sizleştirmenin sonucunda insanlar ne yaşadının farkında olmadan savrulup nereye gideceği belli olmadan yaşıyorlarsa onların anlileri babaları, onların kendileri, helak
olmuyorsa Muhammed’ımı Safan’ın halimleri rahmet oluşundan deriz. Ve ülkenin güzde cezaylarında yatan güzde o tüzüçü, uyuç türücüden yatıyorsa ve iki bin on bir ünesko açıklaması, iki bin yediden iki bin üşden, iki bin on bir akadar, iki bin on bir akadar sadece uyuşturucu, dan tedavi, almak isteyenler, yüzde bin sekiz yüz artıysa, o uyuşturucu, satanlar, getrenler, pazarlayanlar, helak olmuyorsa, onu destekliyenler, helak olmuyorsa evet, alemlere rahmet olan peygamberden deriz salurla aliveselem. O yüzden onun alemlere rahmet oluşur, sadece müminlere ait
değildir. Cidni tayfesini de meleklerede diğer varlıklar da rahmet peygamber edir. Andı olsun ki Allah müminlere büyük bir lütüfta bulunmuştur. Çünkü içilerinden onlara Allah’ın ayetlerini okyan, onlara rindiram, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermiştir. Cenâb-ı Hak müminlere özelliği bir lütüfta bulunmuş. Inananlara özelliği bir ikram da bulunmuş o Hz Muhammed Musafay’ı göndermiş. Ve o Hz Muhammed Musafay’a iman edenler, onun peygamberlerini kabul edenler, cennetlemiş denenmiş ve büyük manibi lütüftlara ve ikramlara masar olmuşlar. Ve o peygamber ki cennabakın
ayetlerini ümmetine şerhetmiş. Onu tefsir etmiş. Dikad edin, başlangıçta ayetlerini okyanlar o ayetleri okyan demek varlığın tamamıyla alakaladır ve Hz Muhammed Musafay’a hala daha ayetleri okuyup anlamak isteyenlere manen, manen o ayetleri hala da tefsir etmekte hala da ayetlerin içsel manasını anlatmaktah hala da o dünyaya ve hatta bütün alemlerde var olan hakikati o müminderin gönüllerini akıtmaktah ve Allah’ın ayetlerini yanında Allah’ın kitabıllı hane anlatmaktah ve kitabıllı haneşilmeyen kitabıllı hata derinleşmek isteyen Müslümanlara ve müminder’e manevi olarak kanatlarını indirmekte ve
onlara anlayacağı dilden anlatmaya devam etmekte değil ve Hz Muhammed Musafay kitabla beraber şikmetle gönderilmiş ulu lazim peygamberdir ve o kitabın yanında insanları hikmette öğretmekte hikmet ki bu fakirin düşüncesine ve inanışına göre bütün hadisi şerifler ve sünneti seniye ve Cenabı Peygamber bütün sünneti seniyesiyle diptiri sünneti seniyesiyle ayakta her ne kadar şom ağzılar kafir ağzılar şeytan ağzılar de calliyet ağzılar onun nurunu söndürmek için uğraşsada o Cenâb-ı Hakk’ın hüsisi koruması ve muhafaza sıyla ne kitabın nurunu ne peygamber Muhammed
Musafanın nurunu ne de Cenâb-ı Hakk’ın nurunu söndüremeyecekler derin ve Hz Muhammed Musafa bu mahanada öyle değildir, saldır, diridir ve Muhammed Musafa ümmetinin başındadır ki bir başı sarılacaksa başını sarmakta ki bir kulu kırıldıysa kulu’nu tamir etmekte ki bin gönlünü kırıldıysa onun gönlünü tamir etmektedir ve o öyle bir gönül peygamberidir ki kırıp gönlüllerin mahsun gönlüllerin peygamberidir ve o mümünler ki peygamber de çok güzel örnekler görüp onun sünnetlisi nyesini yaşa ma ve yaşatma mücadelesi verenlerin önünde ardındadır tabiricay ise
o Muhammed Musafa eteyine belline bağlamış, ibrişimi belline bağlamış, gayret kuşanı belline bağlamış nere de ümmet Muhammed’in biz orlu varsa nere de ümmet Muhammed’in biz sıkıntısı varsa can hıraş ne gece ne gündüz görüp can hıraşma nevui olarak ne yapılması gerekiyorsa yapmakta ve zannetme enki Muhammed Musafa ümmetme enki Muhammed Musafa ümmetme enki Muhammed Musafa ümgörevi bitti Muhammed Musafa ümmetme ne görevi bitti ne de o ümmetme o hala da ve hala da peygamberlik vazifesini bir tamam yerine getirmekte ama
ümmet Muhammed ne yazık ki benim gibi kör gözüllerin elinde kalmış körbe oynamakta ve Muhammed Mustafa’nın sağlığından dirilinden haversiz bir şekilde onun getirmiş olduğu hikmeti yani sünneti seniya savaş açmaktalar ve ona tabi o utan uzaktalar tünki de jaliyet abileri de jaliyet ilahları de jaliyet sultanları de jaliyet siyasetçileri de jaliyet devlet başkanları ve bir oklattarı Hz Muhammed Musafa isusturmak onun sünnet seniyesinin ihya edilmesini yasaklamak ve onun peşinden gitmeyi engellemek için şeytan nabera ulu var güçleriyle savaşı devam etmekteler
ve Müslümanların karşısında de jaliyet şeytaniyet ve ruhunu kalbini de jaliyet ve şeytaniyet hesatan siyasetçiler bir oklattar devlet başkanları bunların hepsi de Müslümanların düşmanı hepsi de Müslümanları ezmek için Müslümanların kandarını namuslarını şereflerinin haise ettilerini hayaklar altına almak için bin bir türlü şeytan elik şeytan elik düşümü bin bir türlü tuzaklar kurup bin bir türlü alevere darabereyle Müslümanları ezmeye Müslümanlara haksız hukuksuz davranmaya Müslümanları aldatmaya devam etmekteler ve Hz Peygamber Salullahle ve Hz. Kitabullahla ödürlendirilmiş Kitabullahın yanında hikmet de verildiğini
söylemiş olduğu halde üniversitele bir kısım üniversitele erimizdeki bir kısım o jalar dihanetini içerisinde ki bir kısım müfteler ve hatta oradaki bir okradar Hz Muhammed Mustafa’nın sünneti seneyesine top yıkın savaşlaşmışlar ve bu savaşa çanlar ne yazık ki ahir zaman âlim hükmünde olup hak ve hakikate hikırmayan doğru anlatmayan ve insanları sapkınla insanları sapıklıla sevkeden kimseler ve Müslümanlar namaz kılanlar için günde kırt sefer bizi doğru yoluna ilet bizi o Peygamberlerin yanında o hakikate yanında dua ilet diye dua ederlerken
ne yazık ki Müslümanlar namazda kendi liysanlarıyla yapmış oldukları duayi unutup zalimlerin peşine takılmaktalar ne yazık ki Müslümanlar dini değiştirmeye çalışan reformetmeye çalışan dinin haram ayetlerini cihat ayetlerini ayetlerini hükug ayetlerini ortadan kaldırmaya düşünen zalim devlet başkanları ve bir okradarın arkasından gitmekte tabiricay ise katiline aşık olan ahmak aşıklar gibi onlar alkışlamakta onların her dediklerini desteklemekte ve ne yazık ki onları alkıştığı bondarı desteklerken imanlarının gittiğinin farkında değil. Ve ne yazık ki Müslümanlar üç gün nükdün yay için üç gün
nükdün yay için ne yazık ki ruhlarını bedenlerini satmakta bu üç gün nükdün yay için hevave heveslerini ilah edilmekte Hazreti Muhammed Mustafa’nın yoluna Habut Cenâb-ı Hakk’ın kitab-ı Allah’ın asırtını çevirmekte bu üç gün nükdün ya da patişah o san ne yazar çok çok san ne yazar, hizmet çok san ne yazar sen geldin geldin gibi gideceksin arkana tatlı bir huzur tatlı bir nefes bırakmaktansa decaletin nefes o olmayı tercetmiş üç kuruş üç üç üçün beş kuruş için ne yazık ki
kendisini peşkeşsetmiş satmış siyasetçilerin birokatların sahtı alimlerin sahte şeklerin sahtı akam sahiblerinin peşine düşmüş onlarla beraber kendisini de helag etmekte ve müslümanlar ne yazık ki sokan hevave hevesini kendisine ilah etmiş internetin hevave hevesini kendisine ilah etmiş ki bürini kendisine ilah etmiş nefsini kendisine ilah etmiş Hazreti Muhammed’ın Mustafa’nın ahlakını unutmuş onun yolunu unutmuş kurana ne halkını ve yolunu unutmuş hevave hevesini peşine düşmüş hevave hevesini ilahlaştırmış ve ne yazık ki Cenâb-ı Hak maydı süresinde siz hristiyanları ve yavuduları kendine
de dost etmeyiniz demesine rağmen müslümanlar ama açıktan ama giziden ama bilerek ama bilmeye herhe hristiyan ve yavuduları kendine dost etmiş kendilerine hristiyan ve yavuduları kendilerine kurtarıcı olarak görmüş ve ne yazık ki o kafirlerin o minafıktarın o mürtetlerin o fasıkların orış veçilerin o içkicilerin o eşçin sacilerin o kumarcıların o decaliyetin emrine girmiş o birokratlar o siyasetçiler o alimler o şehrler ne yazık ki kendilerini satmışlar Allah’ın kita buna veresunullah salallu alife sellemazettenin sünnetine sırtlarını çevirmişler. Büyürgün hepimiz onunla
yüzleşeceğiz ve mahşer kuruldun da ve bütün herkese dene hesağı bu kitabı görülürken ve muhammedin Mustafa oradan makalmında otururken onun nasıl yüzüne bakacağını hiç düşünmeden top birken ne yazık ki müslümanlar rahatlar buna heva ve heveslerine düşmüşler ki birlerine ve nefislerine düşmüşler ne yazık ki muhammedim bu safağının yolunu unutmuşlar ve bizden olan o resule ayetiklerimi öyle diyor çünkü sizden olan bir peygamber gönderdim diyor yani o peygamber bizden benden senden ondan hepimizden yani bizden biz o bizden olan peygamberin
biz şunnetine sırtımızı çevirdik evet bugün mevlet kandeli bugün muhammedim bu safağıyla yüzleşme günü evet bugün dünyaya hayatına yani bizim hayatımıza gönderildiği gün ve bütün varla merhamet misal etim sahli merhamet rahmet peygamberi ama biz ne yazık ki onun yolundan onun aydınlığından onun nurundan onun şerefinden onun Allah katında kıymetinden onun hana da ki kıymetinden ne kadar faydalanıp ne kadar aldanır mıız o da ayrı bir tartışma oysa Cenabı, niysa süresi ayet seksen de özür dilerim hakkınızla peygamberi itaat eden
Allah’a itaat etmiş olur dedi niysa seksen oysa ona itaat eden Allah’a itaat etmiş olurdu bize Kur’an yeterliyenlere yapıp peygamberi itaat eden sul olur acaba ki Kur’an bize Hazretim Muhammed Musafaya itaat etmemize emrediyor Hazretim Muhammed Musafada ibadetleri benden gördüğünüz gibi yapın diyerekten ibadetleri nasıl yapmamız gerektiğini söylüyor arom biz ne yazık ki ibadetlerimizi de sunneti seni yaşantımızı da ben kendine hepsine bu sohbetim tamamı da ne yazık ki biz dost sonu yerine getiremedik bu sohbetim burada ki topluluktan beridir
hem kendini hepsi nedir hem de günün devlet başkanlarına bir okradırına sihaseçilerine alimlerine şehler nedir bu sohbetim bu toplan teykatırlarından beridir uzaktır ama yine de siz bir hisağlın bundan siz de kendinizi bir çeki düzen verin kendinizi bir bakın isterim bakar ayağı etyüz yirmi kendi dinlerine uyu madıkça yahıdi ve hırsayanlar senden asla razı olmayacaklardır de ki hidayet ancak Allah’ın hidayet edir yemin olsun ki sana ilim geldikten sonra şahet onların arzularına uyarsan Allah’tan sana ne bir dost ne de
bir yardımcı vardır hepinizden özür diliyorum çok kendimiz sıkı tutmaya gayret ettim zaman zaman hep iyi azmeyi de bıraktım ama olmandı demek. Müslümanlar, Müslümanların başlarında kesiyasetçiler, bir okradılar. Müslümanların başlarındaki ahir zaman alimleri, ahir zaman işe hileri, ahir zaman muhojaları, camatleri, tarikatları. Cenâb-ı Hak Peygamber’in uyarıken siz onların dinine uyumadıkça, onların dinini kabul etmedikçe asla onlar senden razı olmaz diye uyarıken, ne yazık ki Müslümanların başındaki ahlimler şehirler, siyasetçiler, bir okradılar, hıris yanlardan ve ahüdilerden medatum mahta, onlara dostluk gösterilerinde
bulunmaktah, onları kardeş edilmekte, ne yazık ki, dikturuçlarını kaybedip, omurgallarını kaybedip, kendince Yahudi ve hıris yan odaklarına kendilerini ve arkalarındaki toplulupları peşkeş çekmekte, vene yazık ki Müslümanlar, nereye n için gittiklerinin farkında değildir, kimi niçin desteklediklerinin farkında değildir, kimi niçin bir at edip ocamaate ve o tarikata, intisap ettiklerinin farkında değildir. Siyonuz Israel, bu ülkede birçok dergah kurduk ve başlarından birer tanedeşe koyduk, ahlim dokuyduk derken hiç kimse başındaki şeyi ve atı başındaki ahlim denilen kimseyi, ve ata desteklediği partinin
liderini ve ata yönetimi niç sorgulamamaktah, kimle dost, kimle düşman bakmamaktah, kimin kılıcının salıyor Müslümanlar, farkında değiller, kimin peşinden koştuklarının farkında değiller ve kendilerine Allah’a resumne hizmet ediyoruz, derken ne yazık ki decalete hizmet etmekteler ve ne yazık ki decalete hizmet edenlerin peşinde koşmaktalar ve halkı Müslüman olan bir kısmı Müslüman olan, ama konuşurken yüzde doksand dokuz Müslüman diye bize yalan söylenilen, ama asla yüzde doksand dokuz Müslüman olmayan bu ülkede, insanlar nereye koştuklarını kimi desteklediklerini, kimin peşinden gittiklerini sorgulamamaktah,
bir bakıyorsunuz ki bir mozsa bozun tusu bir şe, bir bakıyorsunuz ki siyahye, yozması bir alim, bir bakıyorsunuz ki heva ve hevesini ilah edinmiş, netrafa gideceğini bilmeyen şehrler bozun tuları, ve bir bakıyorsunuz ki ümit mühammet paramparça parçalanmış ümit mühammete hizmet ettiğini söylen insanlar ümit mühammete cehenneme çağırmakta kendi sapkınlıklarına davet etmekte kendi sapkınlıklarını sanki hidayetmiş gibi insanların önüne koymakta ve bu toprakların insanları iki yüz yıl damları din cehili olduğundan sorgulamaktan uzak dinini öğrenmekten uzak gerçeği hakikati öğrenmekten uzak
ve gerçeği vahaki katı öğrense elinden kitabı atacak kadar heva ve hevesini ilah edinmiş bir vaziyete yaşamaktah ve adetlerimiz ve geleneklerimiz ve göreneklerimiz hukukumuz da beraber hızla değişip ne yazık ki hırisyan ve Yahud’i geleneklerini içimizde sanki bizim kültürümüz müşkibi uygulanmaktah barlarda pavyonlarda meyhanelerde sokaklarda tatlelerde rande ve evlerinde ne yazık ki biz hırisyanlardan daha o adi bir şekilde hayat sürenlere seretmekteyiz ve onları akışsamaktaiz ve ana dolunun en üzüra köşesinde huşla alakalı bir meseles öyle dimde herhangi bir yaşlı
bir kadın bu insanlaldı nereye gidecek demekte ve ne yazık ki başındaki hırtüsüyle onnine hali ile ne dediğinin farkında değil oysa Cenâb-ı Hakk’ı tabullığında hırisyanları ve Yahud’ileri dosetmeyin derken biz hırisyanların bilhasa ne var neyi yok hepsini de almışız içimize ve enteresan bir şey avrupam üstümden olmayı çalışırken gırisyan dünyam üstümden olmayı çalışırken biz de ama saklı ama gizli ama bilerek ama bilme her ek, ama ırtülü ama ırtüsü biz hırisyanlara adım adım uyumaktayız adım adım her şeyimizde her şeyimizde
dolmumuzdan ölümüze kadar dolmumuzdan ölümüze kadar hadi çocuğunuz doluunda süs de bir dolm günü yapmayın göreyim ben size hadi bir dolm günü partisi yapmayın göreyim ben size hadi bekarlığa veda partisi yapmayın göreyim ben size hadi düğününüzü keski geleninize göreninize göreyim ben size hadi nişanınızı hadi evlilik görüşmelernizi hadi evlilik görüşmelerinden sonra davranış birçimlerinizi hadi neye göre yaptığınızı bir bakım bakalım birisi gelse sizin kızınızı istese isteyen erkekte öncelikleriniz ne olacak bir bakım bakalım hadi bir erkek evleneceği zaman kızda
araya cevı öncelikli özellikler ne olacak bir bakım bakalım hadi nişanınızda nasıl bir düğün hayal ettiniz bir bakım bakalım nasıl bir düğününüz olmalı ha bir bakım bakalım ne mi erkek çocuklarımız bilar biraz filor tayatı yaşamalı erkek derim de kız çocuklarımız şimdi hiçbir tanımadan evlensinler biraz filor tayatı yaşamalı değil mi tanımadıkları kimseline nasıl evlenecek hangi evlenecek olan herkek çocuğun kaçtan esegilisi oldu acaba hangi evlenecek olan kızın kaçtan esegilisi olacağı var var mı inancımızda kültürümüzde örfa adetimizde hadi bakın
bakalım ne kadar islamam uyduk evimiz de islam ne kadar var eşlerimiz yani kadınlarımız erkekleri ne kadar taviler kurandı sünnet de arasında ne kadar kocalarına itaat ediyorlar erkekler kadınlarına kurandı sünnet arasında davranıyorlar mı ne kadar davranıyorlar bakım bakalım uyduk evet yarası olalla meyiz ne yazık ki nefsim bize uyduk kendimizi müslüman olarak gördük ama hayat sıtan dartlarımızı dünyaya görüşümüzü her isteyenlere benzetek biz de şatafatlı evler istiyoruz biz de çok harika süslü evler ve meşitler istiyoruz biz de kocaman
kocaman meşitler umalı kocaman kocaman medreseler umalı ve kocaman kocaman o meşitlerde ve o medreselerde ama talebe olmamalı olsa da onlar da hani bir milli görüş yazarı vardı müslüman değil süslüman diye bir şevket eyi gibi tabir geliştirmişti evet bizler süslüman müslümanlar olduk süslüman süslüms çok güzel bak ne güzel cüphe falan ne kadar süslü tavi süslüms güzel daşımız çok süslü evlerimiz çok süslü camilerimiz çok süslü aynı ahir zaman olarak Hz Peygamber salıla ve sellem azetler ne tarif ettiği
gibi ahir zaman da camiler süslü dolduca ama içindece maat olmayacak yani süslü camat süslü içinde gerçek mümünler az olacak bir hadişerif okumuştum yenim üstüm an olduğunda beytullaha hayvanlar tavaf ettiği zaman ki ameti bekleyin diyordu ben ilk o hadiş şerif okuduğunda otus sekiz yıl önce tendik kendime tüllerim diken diken oldu dedim ki beytullaha hayvanlar nasım tavaf eder hayvanın aklı yok hayvan gidip beytullaha tavaf eder mi zahiran bakıyorum o zaman anlaşerifle de ey vaki dervişli birkaç ayından sonra
insanmış gibi görünenlerin hayvan suretinde dolaştığını gördüm gözlerime inanamadım günlerce gözlerime uçturdum dedim ki sen hayalli olsun dur Mustafa’yız bu abone bir şey olmaz sen kendini bir şey zannediyorsun değil. Tövbelere diyorum zikrullah muarttırıyorum kendi kendime yapmadığım bir şey kalmıyor. Ve ben sokağa çıktım da sokahte yürürken bazı insanların suretlerinin farklı hayvanlarız benzediğini benzeşliğini görüyorum. Ve ne azıcık ki bunların bir kısmı cami cemaatından bir kısmı bir cemaat ehli bir kısmı bazı tarikat etlirlerinden ve onları öyle gördükçe daha da
üzülüyorum sonra kafama danketli benim. Beğtullaha hayvanlar tavaf ettiğinde kıyameti bekleyiniz hadisi şerefi dedim ki bu insanlar şimdi insan suretinde ama öyle fiylilerler işliyorlar. Öyle haranlar işliyorlar ve o fiylilerler dan be o haranlardan tövbe etmiyorlar. Geri dönmüyorlar ve suretleri değişik hayvan suretine bir anmış. Kimisi köpek suretinde, kimisi mainon suretinde, kimisi çok özürlendirim ayı suretinde, kimisi eşek suretinde. Bunları gördüğünde daha yenidermiştim. Bunları gördüğünde kendimce dedim ki bu hayat nasıl yaşanacak bundan sonra dedim bu hallerle sen sokağa çıkamacaksın.
İnsanların yüzüne bakamacaksın. O kimse benimle konuşurken bakıyorum suretide işiyor. Ben mi böyle görüyorum? Yoksa normalde gerçekten hakikatte bunlar mı böyle şeye fendeni yolunu gözlemeye başladım. Dedim gelse de ben bunu ona anlatsam ve bir geceleriyanda gördüm dedik yarın sabahlı engelliyorum. Uyumadım gittim belediye o tabisına bindiğim izbir garajında bekliyorum. İki gözüm iki çeşme, çünkü izmir garında yüzüne bakabileceğim hiç kimseye göremedim. Dedim bu neyin tamdır? Bu nasıl bütün yadır? Bir kişinin yüzüne bakamıyorum. Kafamı kaldırıp bakamıyorum. Çünkü başka bir
suret de görüyorum. Nefşey rotobüsü perona indi en endefilorasan nambası gibi. Aynı bir parlayan üstladım. Baktım bana tebesi mediyor. Dedim ki bu tam bu hyl yoksa gelmedi de ben geldi olarak mukyor yo yüzümü zor kaldırdım. Baktım inmiş arabadan. Benim Mustafa Fendi. Benim evladım. Normal geldiğimde de bana. Normal geldiğimde yince anladım. Bu bir halde değil. Dedim efendim özür dilerim. Hakkınızı elal edin dedim. Ben çabuk davranamadım dedim. Ben bir dendediğim sizi o tobüsün kafasında karşılayamadım. Kafamı kaldıramadım efendim dedim.
Mustafa Fendi. Ne hazır ki böyle oğlum dün ya hade de. Dediyade de Allah Resulü. Dünya bir yirciye feder. Evet dünya bir cifed de revladım dedi. Ben biraz kendime gelip otobüsün gittim. Bakacından onun küçük bir malizi vardır. Çantası vardı. Dedim benim ağzım ama tükürs’e yani yüzümü mütükürs’e yani. Ben sokakta yürüyem yorum dedim. Artık izmir garage gördük görmede umrum da değil. Aç ağzını dedi bana. Ben ağzım açtım. Yuvasında annesini bekleyen kuşlar gibi ağzımat yaptı butükürdü. Gözümü vurdu. Hadi
dedi bu perde de geçti. Ne de bana. Evet insanlar ne yazık ki o benim üst adımında kıymetene bilmedi. Ben de de ailem buna. Ve müslüman gördüklerimiz bizden gördüklerimiz ne yazık ki bizden değil. Ve biz hargın. Hazreti Peygamber salurlu alır eserlemazretleri. Hadi şerifinde bu yurduğu gibi. Sizler karış karış. Arşın arşın. Sizden öncekilerin yolumuz diyeceksiniz. İnsanın giremeyecek küçük bir karten kele değiline girecek o sallar. Siz de onları takip edeceksiniz. Bu yorumuçtu. Ve biz ne yazık ki muhammedi Mustafa’yı
takip edeceğimize biz her islianları takip ettik. Biz yahü dileri takip ettik. Biz Celal edin afghane gibi masonların fettvalarına abduh gibi masonların dini görüşlerini takip ettik. Ve o abduhun o afghane’nin içimize attığı hain tohumların peşine düştük. Biz ne yazık ki Allah dostlarının düşmanı Allah’ın düşmanlarının dostulduk. Hristiyanların ağzına baktık. Biz siyonistlerin ağzına baktık ve kendimiz olmaktan çıktık. Ne bir okrasimiz, ne siyasetimiz, ne hocalarımız, ne hacilarımız, ne imamlarımız, ne ahlimlerimiz, kendisi olmadılar ve bize dinin gerçeğini dinin hakikatini anlatmadılar.
Sohbetlerine gittiğimiz hocalar kendi heva ve heveslerin anlatılar. Zikirlerine katıldığımız şehirler bizim cebimize gözdikti. Siyasetçiler bizim o yumuza gözdikti. Bir okraplar bizden alacakları rüş ve te gözlerine te. Ve ne yazık ki bizde işimiz görürtün yolumuz ağzına olsun değil. Hristiyanlaşmış olan siyasetçilerin ve bir okradırın. Hristiyanlaşmış olan ahlim, nüsvetlerinin Hristiyanlaşmış olan şehmüsvetlerinin peşine takıldık. Biz arkadaşlarımızı dahi seçmedik. Biz arkadaşlarımıza kuran ve sünnet noktasında dahi bir şeyler anlatamadık. Arkadaşsız kalırız diye kortuk. Doğsuz kalırız diye kortuk. Eşziz kalırız diye kortuk.
Çocuk suz kalırız diye kortuk. Anne babasız kalırız diye kortuk. Hiç kimsemiz kalmaz yanımızda diye kortuk. Biz kuran ve sünneti seni hatta kendinevesimize bile tebilelemedik. Eğnefiz otur benim karşıma şunların nasıl böyle düşünürsün. Sen bunları nasıl ahledersin? Sen nasıl kuran ve sünneti uymaz? Sen nasıl peygamberayı itaat etmek varken sen kimlere itaat etmek teksin fikrin noktada dahi biz nefsimize bir şey diyemedik. Çünkü olur mu olur nefsimiz de bize kırılır incidir. Nefsimiz bize kırılır incidirse biz ne yaparız okurulır incidirse
şeytan da incidir kırılır. Şeytan bizden incidir kırılırsa biz ne yaparız farkında olmadık de çağlıyetin ve şeytan yetin peşine düştük. Oysa Allah’a sulu diyor ki bizden başkasına benzeme çalışan bizden değildir diyor. Bakın çalışan çalışan benziyen değil. Bizden başkasına benzeme çalışan bizden değildi diyor. Ama biz her şeyimizde kırisliyanlara benzemeyi kendimizce enterlektel bir duruş. Kendimize ilerici bir duruş. Kendimize orru payı bir duruş olarak gördük. Ve o kırisliyanları benzemeyi biz önemli bir şey gördük. Yiyeceklerimiz içeceklerimiz evdeki eşyalarımız kıyafetlerimiz fikriy
düşündüğümüz fikriy. Hır isteyenler abize beki. Evet bugün mevbiyet kanlili size başka bir şeyler anlatmaya arzu yederdim ama dökülen bunlar oldu. Ve kim bir kavme benzerse onlardan olur hadişler ifon unuttuk. Nerede bir ara minletme yüzünde tartışıldı bu çünkü camilerimizi kiliyselleri benzetmek istedik. Sıralar koyalım. Sıralarda konuşulsun istedik. Evet çünkü Gökten İndiği Zan edilen kitaba uymak ilericiliye aykıraydı. Senin varlığın aleymanlar rahmetle yaratıldı yaresıl Allah. Senin nurunnatü malem bereketlendi aydınlandı yaresıl Allah. Senin hidayetin ne kafirler mi? Meyin şeytan zelir
oldu yaresıl Allah. Gel biz garhip su fileriz. Nurunna bizleri nurlandır yaresıl Allah. Senin isminle gönüller şifab olur. Dattılar derman olur yaresıl Allah. Senin salatu selamınla taşlar dile gelir. Aaj sarı secde der yaresıl Allah. Senin sünnetine yol bulan. Dünya ve ahirette aziz olur yaresıl Allah. Geheli biz yetim su fileriz. Elimizden tut. Yolumuzda ışık tut yaresıl Allah. Senin sevgine kalplerdirilir. Göz yaşları inci mercan olur yaresıl Allah. Senin aşkın nadalar eril. Denizler Joshar gökler rahmetini yar yaresıl Allah. Senin
şefaatin benim gibi günahkarlarba işlanır. Ümmmet sevinar yaresıl Allah. Gel biz mahju günahkar su fileriz. Rahmetin nefizi kucakla yaresıl Allah. Senin adının anıldığı yerde melekler kanat çırp aryağı ResulAllah. Senin nurun parladıkça şeytanlar zincere vurulur yaresıl Allah. Senin ümmetin olmakla şereh bulduk. Hand olsun yaresıl Allah. Gel biz fakir su fileriz. Aşkın nefizi derirtiyar esıl Allah. Bu sefa bu z atması özük kısa kes. Dünya’ya aldanma hakka çeviriyonunu. Kirlerinden arın temiz tuttilini gönlünü. ResulAllah ben de oğul. Tut, kuram ve
sünnet yolunu. Geceniz hayır olsun. Sarangan ekmeği. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 03.09.2025 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=-jfUe6e4JCY