Sama ne ki? Allah kecene zehayirli eylesin. Aynızı yılınızı emrinizı hayirleylesin. Rabbim cumnümüzü ve cumnön metum Muhammed’e Hakkı Hakkı Hatır Bâğıtır Bülennerden eylesin. Hakkı Hakkı Lip Hakkı yaşayam ve haykıra Bâğıtır Bâğıtır Bülip Hatır’a karşı, Ciha deden kullarından eylesin. Nerede Müslümanlara zülmeden Müslümanların Hakkına Hakkı’na Hakkı Hakkı’na Canından ne olmasına şerefine topu artlarına tecavcadan var ise Cenab-ı Hakkı hepsini herlâge elisin. Allah bin! Kaçlı bir şane ilmesin. Allah bin! Güçlerini yerle eksane ilmesin. İsrail ile doğatsın. Allah bin! Ya’la eksane
ilmesin. Allah bin! Destekçilerine yerle yeksane ilmesin. Allah bin! Müslümanları özgür eylesin. Allah bin! Ne isme? Yazılıyor ki sözü yapalım. Çabuk. Selamu alaikum Aran. Öfrenim ahsak surası yirmi üçüncü ayeti kerime. İzinizle olucunun dokeybir miyim efendim? Yağzulullahim meşehten o brojim Bismillahirrahmanirrahim. Minel minir arıcalın sadakûma ahadullah haleh. Femin hundan kaga nehde, minhummen yentazir. Vamâbettle lüte değil ahad. Sana kalla hulazim. Münlerden öyle burasını soracağım efendim. Herkese bir adamlar eriler diye terajum edilmiş. Bardır ki, onlar Allah’a hıverdikleri ahitte sadık kaldılar.
Onlardan bir kısmı, nehbe geçefendi muhundan soracağım. Adaklarını yerine getirdi. Bazıme aline edeceğim. Vamın hundan yantazir. Bir kısmı da beklemekte dırlardı. Vamâbettle lüte değil ahad. Ve onlar sözlerini asla değiştirilmişlerdir. Sana kalla hulazim. Efendim izinizle iyi sorun buradaki rizci alık elime, bazıme alırdı adam erkek ve er olarak tersüme edilmiş. Bu erillik dışillik manâsımadır. Yoksa tınak içerisinde adamlık erlik manâsımadır. Allah’a verilen sözden bahçi buyurulmuş. Bu benim ayetik herime de. Bu kimseler Allah’a nerede? Ne zaman ne söz vermişlerdi? Ve
vamâbettle lütebîlâ ve onlar asla sözlerini değiştirilmişler. Burada sizinle üzerinde ısrarla durmuş. Bede elik karşılık herhangi bir bedel karsılığında. Ondan sözlerini değiştirilmişler. Ayetik herime’nin mefum manâsı hakkında. Fikirleniziricelerde ona terinde marz ederim. Bu umumumumumumumu söz dörüş. Cenamak ruhları yaratlı bensizine Rabbiniz değil miyim dedi? Ruhlar nebisi de orada? Evet. Sen bizim Rabbimizin dedi. Bu umumumumumu bir söz dörüş. Bu normalde onlar sözlerinden geri dönmezler. Evet umumumumu bir şekilde bu sözünden hiç kimsenin dönmemesi gerekir. Ardından birinci seyze ikinci seyze üçüncü
seyze emirler geldi. Bir karsımı birinci seyze bütün arkası gitti. İkinciye gitmeyenler olduğu üçünce gidanlığına oldu. Sonra yine seyze emre olduğu üçüncü seyze emre. Normalde birinciye ikinciye gidanlığının bir karsını üçünce gidip bir karsını üçünce gidip. Birinci seyze gidip de ikinciye gitmeyenler, üçüncü seyze gidip. Hadess şerif insanlar müindorlar mümin yaşarlar mümin yöldürler. Mümin doğrlar, kafir yaşarlar mümin yöldürler. Mümin doğrlar mümin yaşarlar yaşarlar kafir ölürler. Şimdi bu normalde insanların ruhları aleminde vermiş oldu ahit söz. Eyvallah. Bunda söylencek bir
laf yok. Bunun normalde şeriyatın bakacağız bir de. O insanlar verdikleri sözlerden geri dönmezler. Bir at ettiler. Ne? İslam mahliyfeysine. Bir at ettiler. İslam mahliyfeysine. Bir at ettiğince normalde orada bir sözleşme oldu. O sözleşme’den geri dönmediler. Bunun bir bu başkâ ve çesine bakacağız. Başkâ ve çesine baktığımızda bu da tasovfi. O zaman normalde okum sebi üç tahta gitte indisabetti. O da sözlardır oradan geri dönmedi. Ve onlar sözlerinde saadık var. Burada bu ayetik herime de şeylerden ne aciler ne
hepsi de. Hani bunları bir erkek olarak tanımnıyor. Oysa başka bir ayetik herime de. Ne yaman eden erkekler, iman eden kadınlar iman eden kadınlar iman eden kadınlar iman eden kadınlar. Oruç tutan. Hantemek dinin yükümlükterin de kadınlar erkeğine arasında bir fark yok. Oradaki normalde sözünde durma erlik. Adamın hâlâ kalı değil. Erkeklik hâlâ kalı değil. O kimsenin? Bermiş olduğu sözde. Sözü yerine getirmesi. Sözünde durması. Bir benim Allah’a fesim. Meşhur. Sözüyle insanları. Sözüyle insanlık demem. O kimse bir söz verir.
Sözüne saadık olur. İnsan sözlerine saadık kalırsa. Kemal’e erer. Sözüne saadık kalmaz. O kimse Kemal’e ermez. Güvenirliğini kaybeder. O zaman, ama kadınlar, amarkekler. Sözü erbilirse, onlar o sözlerde sabit kalırlar. Ve o sözlerine burada bunu da yine sözlerenleri biz yine bir çeka takörileceğiz. Ilmellakin aynı el yakın hakken yakın noktasında sözleri işte üç tane sözleri. Sözleri. Öyle olunca onlar sözlerinde sabit dururlar. Onlar sözlerinde bir değişiklik söz konus olmaz. Sözlerinin uluğuna. Ne feda edilecekse, onları feda ederler. Bir öncüler vardır.
Öncüler, normalde kendilerine feda ederler. Öncü dur bunlar. Bir üstat öncüdür, bir âlim öncüdür. Bir devlet başkanı öncüdür. Bir kabilenir veyisi öncüdür. Bir mahallenin sorunusu öncüdür. Bir çavuş öncüdür. Bizi akir öncüdür. Bir nakeb nuka bahalife bunlar öncüdür. Bir üstat öncüdür. Bir vazife sonan kimse öncüdür. Yani o öncüler ne feda edilmesi gerekiyorsa ederler. Diğerleri sırasını beklerler. Yani onlarda sözlünde sabitdir. Ve onlarda vakti saati gelince onlardan ne feda edilmesi gerekiyorsa onlarda sırasını beklerler. Feda edilecekse, onlarda feda edilecekse, feda
edeller. O zaman meseli toparladığımızda demek ki sözlerenler. Ahiblerini yerine getirenler. Sözün bir ilmel yakın noktası var. Bir aynen yakın noktası var. Bir daha keli yakın noktası var. Bir kimse hakkel yakın noktasında ayrı bir bir atlaşma olur. Mahnevi. Bunlar ben eski çiyorum şimdi. O Mahnevi. Hani bir kimse bir üstatla bir atlaştı. Aslında o bir atlaşmayı. Şu anda insanlar biraz değer sizleştiriyorlar. Yani dervi şadayları bunun değer siz değiştiriyor. Yahtlaşma şu Kur’an Sünnet Tarhesinde o üş tatnet dedi ise
Harfiyen yerine getirecek. Kur’an Sünnet Tarhesinde. O Normand’de Kur’an Sünnet Tarhesinde dışında olmadığını tercih. Üstat ona ne söyledi ise Harfiyen yerine getirecek. Asla on da bir sapan olmayacak. Karmışlararını soğukmuş, sıcakmış. Yavrummuş, karmış, güneşmiş. Çöldemiş, oğadaymış, daha daymış. Ya bu şey değil. Hiç bunun hiçbir gerektiç yok. Söz verdin bir atlaştın o bir atında sahbidikalacaksın. Sana gitmedi, müşkip mi can? Otur oturcan, kalk kalkcan. Konuşma konuşmayacağım. Sus, suscan. Şunu şöyle yap, öyle yapacağım. Bunu böyle yapacağım. Kafandan tereddüt’da geçirmeyeceksin. Acaba,
mündiği kafandan geçirmeyeceksin. O sözünde sahbid olacaksın. Normalde şimdi bir de, bir kimsenin, İslam Halifesi’nin olan bir atı var. O zaman şimdi İslam Halifesi yok. İslam Halifesi olmadığı için müslümanların siyasetten sahibi de yok. Halifesi açıdır çünkü. Hem değil miydir, hem siyasidir. Eşiyor anda ümmentin Halifesi yok. Var ilan etmiyorlar. Kim? İşte Türkiye büyük millet meclisi. Ama sonuçta Türkiye büyük millet meclisi de. Halifelik evi gayedirlirken meclisen ortasına verilmiş. Ama sonradan da, Türkiye Cumhuriyeti Devleti lezzetliği seçmiş. Ölümünca meclisin Halifeli
İlan etmesin. Yunkün olmuyor. Leiklik ilkesine aykırı. Atı Türkiye ve inkilaplarına aykırı. Siz Halifeli de, dahi isteyemezsiniz. Halifeli isteyen bir kimse Türkiye Cumhuriyeti anayasızını. Değiştirmekten yıkmaya kalkmaktan, Ondan bundan, daha vahçılır. Hatta siz Halifeli öğrenmezsiniz bile. Halifeli öğrenseniz o zaman bu da anayasıya değiştirme. Nokta sına, seni sokabilir bir savoca. O yüzden sen çünkü Halifeli ömmek demek. Atı Türkiye ve inkilaplarına karşı gelmekte mektir. Siz onu da övmesiniz. Övücü sözler söyleyemezsiniz. Mesela siz müslümanların sahibi yok diyemezsiniz. Müslümanların sahibi yok
demek. Siz din, din, dil, ırk ayrım yapıyorsunuz. Ve müslüman, din, ayrıştırıyorsunuz. Ve o müslümanların sahibinin olmadığını söylüyorsunuz. Halkıkin ve nefrete sürüklemekten uğraşırsınız. Kapattık burasına. Şimdi o kimse bir de ne yapacak o zaman siyasetten o kimsenin bir atı var. Siyasetten bir atından da geri dönmeyecek. Bunu böyle önceden isim söyleyerekten söyleyeyim. Refa partililer siyasiy olarak, diyorlardık biz necmetin ervakan ocağı bir at ettik. Bunu böyle söylüyorlardı. Benim yanında falan konuşmaları o iddü. O yüzden onlar siyasetten. Hani ona bağlı
olduklarını söylüyorlardı. Her bu norma de daril harp fıkında. Müslümanların siyasetten bir imamla bir at etmeleri çay izleri. Hatta hanefiye göre öyle yapmanları gerekir. Bunu böyle bu feth vay’e göre düşünerekten yaptılar. Söylecek bir sözümüz yok. O zaman onlar sözlerinden geri dönmezler. Burada sözünden geri dönmemeyi. Cenab-ı Hak erli olarak nitelendiriyor. Ama bu erlik cinsiyet de alakal değil. O yüzden İslam Hem Kadına hem erkeye hem işte evlenmemiş olan kızlara. Hem de evlenmemiş olan delikanlara herkes bu noktada. Hükmü belli.
Şimdi kadın denince sonuçta evlilenmiş bir. Bayan akla geliyor. Ondan sonra genç kız değilince işte evlenmemiş bir. Genç bayan öyleydi tanımlama. Şimdi hepsinde kaldırdılar ne diyorlardı. Diniz geçenin. Kadın diyorlar bir evde oldu. Kadın da çıkarılarsın. Bir evde bir evde. Kadın erkek olarak da öğrenmiyor. O bir bir evde. Evet. O zaman üçüncülerde mü? Cinsiyet at edilmiyor. Cinsiyet sizlik var söz konusu. Şimdi öyle olunca buradaki erillikten kasıt normalde kadın ve erkekti. Buradaki erillikten kasıt sözünde durma. Bir atında durma.
Vermiş olduğu sözü yerine getirmem. Burada söz konusu olan bu. Ve o bir atlaşanlar ön de gidenler. Bütün günlüğer nellerini feda ettiklerse. Etçekler, arkalarında bekleyenler de. Sırı onlara geldiğinde onlarda feda ettikler. Teşekkür ederim. Efendim Ayet Kerim’de yoksa siz geçen de basitmiş. Yoksa sizler önceki çektiklerin çekmeden genete gireceğiniz mi sandınız? Kızımın da ki birinci soru efendim. Çektiklerinden kasretliği nedir? İkinisi cennetten kasdibizim bildiğimi cennedir yoksa. Seştiklerinin bulunduğum acısını mi kasretmekte der efendim? Bu şey değil mi? Yani normalde bizden
önceki Müslümanların başlarına neler geldiği sefsenin de başını o gelecek. Tezga aynı tezga. Epliklerin vengi değişiyor. Kalanla değişiyor. Baş yapışı olmuyor. Adam denitibaren Müslümanların başına ne geliyorsa. Senin de başına gelecek. Ve sen de o başına gelenlerle mücadele ettken. Cennetik öyle olacaksın. Öyle. Ne o sırçak köşlerde oturarak ettin. Cennetik olummuyor. Başına gelecek bir şeyler. Normalde okumsa zaten iman ettim diyorsa. La ilahıyla la momıdır, solulatıyorsa. Ve bu konuda bir çalışması, bir gayreti mücadelesi varsa kafir sistemlerde onların başına mağkık
bir şey gelir. Deşi görür. Cennet’e varınca öyle mi Cennet? Böyle mi Cennet dememize gerek yok. Zahirinde fizikende Cennet var çünkü. Efendim her zincen sohbetinde bir insan işte şeytan veya cengremez demiştiniz. Bu şeytanın insanın kanında dolaşmasını nosa anlamam oldu. Normalde evdilik de alakalı konuşuyorlar. Ve hatta bir kimse cin içine girmiş diyorlar ya. Cennet’in içine girmiş. Onun sonu okumsa, cennet’in içine girince. Ondan evlenmiş yani onunla aşırı neşir oluyor. Burada bir insanın bir kafir veya müslüman cennin ile cenni
ile cennin kululvetmesi. Yani insanın içine girmesi söz konusu olmaz. Şeytan sizin damarlarınızı dolaşır. Dedi ayetikerme maan ayeti var ile şeytan sizin normalde bütün hücudunuzu etkiliyebilir. O yüzden şeytan sizin içinizde derken şey biz içimizde şeytan taşımıyoruz. O, etki o kadar çok etki, etki, etki, etki, etki olur ki insan damarlarında bile dolaşır ama başka bir ayetikermede de sen benim dostlarımı dokunamazsın. Onları biz zararını dolamaz, onları müdahale de demezsin diyor. O zaman şeytan hepimizin içinde olmuş olsa o zaman
okumsa ne diyeceksin doldur. O zaman bir sinin dışında bir sinin içinde olmasın mümkün değil. O zaman şeytanın teysi reyle alakalı bu. Şeytan bize teysi edebilir ev Allah. Şeytan bize öyle teysi edebilir ki biz kendimiz ona bırakırsak o, her şey yaptırabilir bize. O yüzden şeytanın teysi reyle teysi reyle nefsin üzerinden geliyor. Şeytanın teysi reyle alakalı. Yoksa hülyul yoktur hiç bir şekilde. Ümessillah bir insan bir hayvanın içine giremez. Bir insan bir cinnenin içine de giremez. Bir insan bir
şeytanın içine de giremez. Hülyul yok. Yani yoksa, o zaman böyle bir şey olduğu zaman zaten hukuk da ortadan kalkan. O kimse der ki şeytan benim içimde bana her şeyi şeytan yıntırıyor o zamanlar sorunlulut nerede o zaman. Efendim, absur, taraketler yapıştı. Bunun için için kaçmış şeytan kaçmış. O, absur’dan ekmek. O, psikolojik. Psikolojik. Psikolojik. Psikolojik. Kemenisi psikolojik. Kemenisi şimdir. Yani normalde anneler babalar şimdir. Şimdir, şimdir. Çocuk getiştiriyorlar. Bakıyorsun, tuftı o, faraketler yapıyor. Çocuklar. Dışarıdan izliyorsun Allah’ın lahtıyorsun. Yani
çocuklar da ki tuftlıklara bak. Bize tuft geliyor. Sebeb yani biz öyle bir terbiye görmemişiz. Ne olmadı? Anleğimiz disipliniydi bizim. Yani çocukluğum dayil, büyürken de dayil, akrabalarında dayil bunu. Hiçbir kimsenin herhangi bir elektronik eşliğe al sana dokunduğumuzu hatırlamıyorum ben. Anle böyle disipliniydi. Bak ben hatırlamıyorum. Şimdi çocuklara bakıyorsun o o, misafir evimiş, başkasınınmiş, orası, misprasının şeyde, talan mefresesi gibi her göre. Talan mefresesi. Kemen bir şey. Kemen bir şey. Kemen bir şey. Kemen bir şey. Kemen bir şey. Kemen
bir şey. Kemen bir şey. Kemen bir şey. Kemen bir şey. Kemen bir şey. Talan mefresesi. Çocuğuna su stemiyor kadınla, erkek. Ne anne ne baba, ne çocuğuna durduyor, ne sustuyor? Ne onu terbiye etmeye çalışıyor. Ne onu söylemeye çalışıyor. Çocuk kırıyor, düküyor, bağırıyor, çalırıyor. Her şey yapıyor. Hadişleri farklı mı geliyor? Ebebe’inler kendi kırıldı ve kırıl içerilerini. Durum, adıkça kıyamet kopmaz. Şimdi öyle olunca, Tarbiyeli alakalı, sona bakıyorsunuz, o çocuğu biraz hane ter… Bir etmeye kalkınca daha daha da agresi
freshiyor. Daha toh hareketler yapıyor. Bu sefer de sardan kimse diyor ki bunun için en cinmi girderce vadıyor. Bu onunla alakalı çünkü normal hareket etmiyor. Ama çağfir, cinliler etkiliyor mu? Evet. İnsanları etkiler mi? Evet. Bu da ayrı bir mesele. Evet. Ama içine girmez. İlham nedir efendim. Her nefis merata bir bunamazar olur mu? Türevlerine lardır. Sen koca bir cilt sorun. İlham bahedir. Çünkü bütün hiçbir aye tikeremede İlham olarak keşmen serci de vahiy olur. Allah araya vahiyet deder. Allah
göklere ve yerleri vahiyet deder. Allah merleyeme vahiyet deder. Allah monu sahnı nesine vahiyet deder. Böyle onunca o hani bir sopet ettik. Vahiyla alakalı. Bunlar vahiyinde rejeleri azet Muhammed Mustafa’ya yapılan vahiyla örnekliyorum. İşte yusufaleye selamın yapılan vahiyinde rejese aynı değil. Ve ayakup alayhi selamın yapılan vahiyle. Mon sahile selamın yapılan vahiyinde rejese aynı değil. Ve o da in sahile selamın andesine yani merleyeme yapılan vahiyle işte araya yapılan vahiy aynı değil. Araya yapılan vahiyinde rejeseyle göklere yapılan vahiyinde rejese
aynı değil. Göklere yapılan vahiy rejeseyle yere arzu yapılan vahiyinde rejese aynı değil. Bunların hepsi de derece derece. Mesela bir zamanım kutbuna gelen vahiy ile evli ayakelen vahiy rejese aynı değil. Bir dervişe gelen vahiy bir mürşi dik amıyla bir veriye gelen vahiy derece sahini değil. Bunları temel olarak baktığımızda kuranın diliyle hepsi de vahiy. Ama ehli sünnet ağabeyimlerinin çok onunu. Bu peygamberlere gelen vahiy ayırmışlar. Yarın öbür gün bir işte sapkın birisi çıkar bana da vahiy geliyor diye peygamberlerini
ilan eder böyle bir sapkınlığı düşer diye peygamberlere gelen vahiy ile işte ümmetlere gelen vahiy katagoriseler olarak teknik olarak ayırmışlar ona ilham demişler. Yani normal bir velliye gelen vahiy ilham olarak kabul etmişler. Ama kuranı tabirle baktığımızda Cenab-ı Hak ayetikârımede Allah’ı vahiyeti diyor. E şimdi arayan neyi vahiyeti arının neyi nasıl yapacağını Cenab-ı Hak o’nun fıtratına koydu vahiyeti ona. Ve o da Allah merriyeme vahiyeti diyor. Allah merriyeme vahiyeti deyince merriyemin konuşacak kimse yok. Susma emrügerildi ona. O konuşmayacak de
hiç kimseyle bu sefer hani ona dedik gidiyoruz. Horma dalını kendine doğru çek ve silkele. Şimdi mesyidin içerisinde bir merriyen var, mesyidten dışarı çıkmıyor. Çünkü merriyen vahı dedilmiş. Hediye dedilmiş. Vah ve dülmiş demek. Merriyen’in annesi oğlum olacak. Olursa veya bir çocuğum olduğunda ma’ol kast ediyor. Bir çocuğum olduğunda onu Allah vahiyetcem ne? O ne Allah vahiyetcem demiş mi? Özür dilerim. Vahvetcem diyor. O ne Allah adacam diyor. Bu sefer merriyen oluyor. O sözünde duranlardan saadıklardan oluyor ve kızını Allah
vahvet ediyor. Kızını Allah vahvetince merriyen bu sefer normalde mesyidde yaşamaya başlıyor. Mesyidin görevlilerini yapalım. Yapmaya başlıyor ve Cenab-ı Hak o bunu, iysayı üflüyo. İysayı üflüyo. Bu hamile kalınca anlatacak bir şey yok. Nasıl ne büyük bir kınanma var ortalık daha. Yani bütün toplum onu kınıyor. Bütün toplum onu teyze ediyor. O normalde şeyden çıkmıyor. Mesyidten. Zeker Ya’yı dedilme. Onun akrabası teyze sene oluydu. O zeker Ya’yı gelip onun haline hatlarını soruyor. Başke hiç kimse değil ve Cenab-ı Hak merriyen
ne vahet ediyor. Diyor ki hurma dalını kendine çek silkele. Burası benim çok hoşuma eder. Yani sana ne gelir segasin? Sen şerri aten zahirin bir şey silkeleyeceksin. Yani sana bir nimet gelecek ama onu nimetin ağacını silkeliyorsun. Yoksa Cenab-ı Hak isterse hurmayı önüne getirir mi getirir. Tabii onu hurma olarak meyancılar söylemişsere ama o çünkü başka bir aytik herhangi de zeker Ya’yı alayhi s-ılamam. Galdiğinde onta türlü türlü meyvallar ve yiyecekler görüyor önünde hurma görmüyor sadece. Şimdi bu tarif dayıra.
Böyle olunca vahin dereceleri var. Hazreti Muhammed’ın Mustafa’ya gelen vahiyla ihsale selam gelen vahiyin derece sahine değil. Yakın peygamber o mallarına rağmen ve muhsa’ya gelen vahiyin derece sile Hazreti Muhammed’ın Mustafa’ya gelen vahiyin derece sahine değil. Mesela muhsa’ya bir ahacın arkasından ses sende. Atışın arkasından ses sende. Önnek. O zaman vahiyin dereceleri farklı farklı. Ve hatta ibrahim’e cebri aile selamın gönder de atıştan kurtarmak için. O beni görüyor mu dedi. Görüyor. Onlarma de o da bir vahiy sonuçta. O zaman
vahiyin dereceleri var. Ama bu noktada biz ehli şunnet imanlarının ve ahlimlerin iştadını uyaraktan biz de ona ilham diyoruz. Başka bir şey demiyoruz biz de. Ama sanki ilham olunca böyle insanlar onu biraz daha böyle de her siz de eştiriyorlar. Çünkü cennilhamın da sahibi Allah’tır vahiyin da sahibi Allah’tır. Mesela riyakır örü sahi. Sali riyap egan ve lindik rik altı cüzünden bir cüzdür. Adışları o zaman bir kimsenin görmüş oldu sahali riyada vahiyin ayrı bir derecesi. Ama biz onu normalde
ne diye nitellendireceğiz. Mime şirattan diyor. Yani müjdeci dur diyor. O zaman müjde veren kim? Allah oraya gösteren kim? Allah. O zaman normalde o da ne olmuş oldu? O da vahiyin dereceleri oldu. Şimdi nefis merhatiblerine göre baktığımızda bir kimsenin görünü ilham almaya başlar mülimede. O normalde işte en maryi geçer. Lema’ma geçer. Mülyümede. Onun kalbiyaba şevaş. İlham almaya başlar mülimede o kaybetmezse o ilhamı. Mutmuyun ne de artar o biraz da. Emutmay’nede yıkılıyor. Hemen emendermişler. O artınca başlıyor. İki
tarafı konuşmaya söylemeye kendinde bir şeyini olduğum delisi olmayı. Kayb ediyorlar. Aslında umutmay’neden sonra radiyede daha da artacak, mardiede daha da artacak. O işin cesmura gelince hitaba her işecek gibi hitap tabi sonuçta vahiydir çünkü biz onu ilham olarak alıyız ama o kimsen mesele işte öyle bir hali yaşarsa işte cennete giriyor. Cennete girdi zaman cennabakana hitab ediyor. Hitap da bu noktada vahiy aslında. Ama peygamberleri verilen vahiyata peygamberleri yaşatılan vahiy gibi değil o. Ama onu da normalde o kimse
o hitaba nail onunca bu sefer bütün vücud kulak oluyor. Vahiyde de aynı o yokim senin bütün vücud ucud ucud ucud ucud olur. Bütün vücudu göz olur. Bütün o zaman normalde vücudu el olur ayak olur. Normalde o hale geldiği zaman o kimse aslında normalde normal gözüyle görmesi değil o. Onun parmağında görür. Onun normalde iki kürek kemenin arkasında manevi bir göz olur o arkayı de görür. Önlü de gör. Onun görmesi normalde artık aklıydı değildir. O yüzden parmağından dandan
nur çıkar onun elinden de nur çıkar. Vücud dandan nur çıkar. O zaman onur. Onun muhbiri olur. Ona gerekli ne verilecekse verir. Bunların hepsi de aslında vahiyin içindedir. Ama mesele hani karışmasın diye ehli sinet olamazı. Peygamberlerin dışında olan vahiye ilham adını koymuşsa. Efendim ilhamın keşifle balantısını edir. Aynı o da normalde ilham mesele keşif de var. Ilhamın içinde o da var. Üf ta da zetleri hüdayaz ettiğine işte sevüsülük yolunda hani nasihatleri verirken diyor ki efendim. Senin yapacağını billerce
keşiften se nefsinin iyilesini keşf etmen daha evladır diyor. Bununla ilgili bize nasihatiniz niye? Sonuçta insan ne halde olursa olsun nefsi l-Allah mücadelesi devam edecek. Bu bazen dermişler görmüş oldukları. Hallere, rüyallere kapılır giderler. Asım mücadele etmesi gereken yeri unutur insan. Mücadele etmesi gereken yer nefsidir o kimsenin hangi halde olursa ne durum dolu sanor. Nefis olam mücadele terketme. Gördün haller gördüğün rüyallar gördüğün keşifler. Muhakkak güzel şeyler ama ve lakin sen nefis de mücadele etmeye devam edecek. Selamünaleyküm Efendim.
Surum. Nikah basıyla alakalı. Hadicirepte buruluyuz. Ne kadar doğrusu takip bir zenginli iki güzelliği üç soyu. Siz dinler olunu seçiniz bölümakta. Buradaki dinlerlık nasıl tanımla evlidir? Dinler olan kimseyi? Herkesin kendinci bir dinlerlık ölçüsü vardır. Bir dinlerlıktanımı vardır. Bir kimseyi la ilahil alamu amı dönüyorsun. İman ediyor. Dinlerdir o kendince. Ama derece sefartıdır. Dinlerdir. O kimseyi cümadan cümayen namaza gidiyor. O da dinlerdir. O kimseyi beş vakit namazı kırıyor. O da dinlerdir. İşte ne bileyim o kimseyi otuz ramazan orucun
tutuyor. O da dinlerdir. Evlükimse içki çi varada sırada veya her günü çiobelmişsün manum diyor. O da dinlardır. Şimdi burada ki bizim dinlerlık tan aradığımız ne arıcak olduğumuzda bakalım. Yoksa kim iman etti? O dinlardır. Biz onun sen dinsesin diye mi? Diye mi? Mönygün değil. Hatta gözümüzün önünde din dışı bir şey yapmış olsa. İçinden belki de tövbe etti. Biz duymadık. Biz onun günü zahiran sen kafirsin diye miyiz? Hiç kimseye diyemizi. Bir kimse ancak kendisi kufrunu ilan ederse kufrunu
ilan etti. Zaman o kimseyi biz dinlarsın diye miyiz? Diye miyiz? Bu da dinler büyük günah kebahatta imanları gider. Bir kafirin mümin kabul etmek o kimsenin imanı gider. Sen bir kafirin mümün kabul edemezsin. Mesela bir kimse kuranı inkar ediyor. Peygamberi inkar ediyor açıktan. Sen onun mümün mümün olurak kabul edemezsin. Sen onu dinlardır diye mesin. Dersen sen küfredüşmüş olursun. Bir kimse ama essela işte sonuçta din olarak İslam’u kabul etmemiş. Kuranı kabul etmemiş. Arabın yalellisi demiş. Peygamberi kabul etmemiş.
Arabını içerisinden çıkan uyanık bir kimse demiş. Zeki bir insan kendince düşünmüş demiş. Arabların nasıl bir beraber ederim bunları toparlarım diye böyle bir dinluydu. Diye mi bir kimse kahvirdir. Sen ona müslüman diyemezsin. Onu müslüman dersen mümindersen senin imanın gider. Hatta bir kimsenin küfred açıktam belli ettiysen sen onun genazen namazın da kılamasın. Sen onun genazen namazı kılarsan ona senin de imanın gider. Açıktan çünkü küfredi ilan etmiş. E bir kimse şimdi açıktam küfredi ilan ettiysen sen onun mezarının başına
gidip fahatiyada okuyamazsın. Sen onun mezarının da ziyaret edemezsin. Çünkü Hz. Peygamber salulları ve sellem azetleri mekgede ne münde sahabelerinin anne ve babalarının mezarları mekgedeydi. Kabir ziyareti yasakta müslümanlara sebep. Çünkü o gün müslümanların anne ve babaların müşrikte Hz. Peygamber salulları ve sellem azetleri müşrik olan anne ve babanın mezarını kabirini ziyareti yasakladı. Şimdi buradan arak ededince bir kimsenin kafirliği müşrikliği aleneği ise. Sen onun kabirini ziyaret edemezsin. Anafat ya da okuyamazsın. Sen de o zaman onun desseklediğin onu tasiklediğin
çıkar. Senin de teclidi imanın teclini nikahı ihtiyacın olur. Şimdi öyle olunca bir kimsenilerle hel alamu amadan ve zulullah dedi. O kimsenin de? Namaz kırmıyor ama. Hanefiye görebiz onu küfürüne feta veremez. Ama Kur’an ve şunnet daresinde bir kimse normalde dinler diye bilmemiz için okuyum ise bir fazları yerine getirecek. Ne afilelerle Allah’a yaklaşacak. Bu Cenab-ı Hakk’ın katında okuyum ise evet mümin insan. O çünkü fazları yerine getiriyor. O aleni olarak fazları yerine getirese biz onun mümin olarak onu kabul
ederiz. Ama bir türlü dinler de müslümanlar. O yüzden ha diyeceksin ki Mustafaızba senin için dinler kimsekim bu Kemal’e ermiş bir kimse olarak okuyum ise fazları yerine getirecek. Haramlardan uzak duracak. Naafirlerlerle Allah’a yaklaşacak ve Allah’ın sevcek okuyum ise. Benim için bu dinler aslında takvasa evi olan mümin olan kimse bu. Benim bu kendi ölçüm. Ha bir başkası der ki ben em için okuyum ise beş vakit namazı kılıyor. Sen benim için yeterli derdi indarlık diyebilir. Mesela üst adımız Allah’ın
ve teryesin böyle evlenecek olan kimseleri onu tavsiye ediyordu. Yani bu zaman da diyordu. Bir kimse beş vakit namazını kılıyor. O tuz Ramandılın orucunu tutuyorsa okum ise hani böyle haramlardan uzak duruyorsa gülün evliyası diyordu. Gerçekten öyle. Yani bir normalde hele gençte okum ise genç işte okum ise iman edip beş vakit, fazla namazını kılıyorsa. O tuz Ramazan orucunu tutuyorsa ve haramlardan uzak duruyorsa Gerçekten okum ise bugün evli adandır. O yüzden bu zamanda o evli adandır. Mesela şimdi insanlar
böyle evlatlarından razı değiller, anneler, babaları dinliyorum böyle. Çocuk beş vakit namazını kılıyor. Fazlamazını kılıyor. Ramazan orucunu tutuyor. Hani elinden geldiğince dinli yaşamaya çalışıyor. Bilhassa dergata burada ki kardeşler çocuklar gençler her şey bırakmış gelmiş burada dinliğini yaşamaya çalışıyor ve annem babalar bunlardan rahatsız oluyor. Daha birine tebriklerce Cenab klütf etmiş iki ametmiş namaz kılan oruç tutan Allah’ı zikredem bir evlâdı var ve hatta eşi var kadın ve erkek önemli değil. Yani insanlar bunları kıymetsizleştiriyor. Farkında değil. Bunların normalde kıymetsizleştirmek
demek. O kimsenin imaniye olarak zayıflamasına hatta yuvarlığını gitmesine sebebolur. Bir insan çocuğu anne babayı yuvarlayabilir mi? Evet. Sen çocuk kuransün ne tarihsini yaşıyor. Sen hâlâ da çocuğa zulmetcem de uğraşıyor. Onu hâlâ da böyle işte onun derviştiğine su filiyle deyinin hayatına yaşantısını eleştireceğim de laf söyleyeceğim de uğraşıyorsun. Allah muhafaza eylesin. Organşlar çünkü gerçekten bu zamanın evliyası o kılsı çocuğu örtülmüş küçük yavaşta ve hatta büyük yaşta örtüncem deyede olasıyor. Yemin ediyorum anne baba ona hizmetçi olması lazım. Herkesin
çırılçıp baktoğlaşırken herkesin çırılçıp baktoğlaşırız yani ve sana açıcı adı altında insanlar her türlü soytaırılığı yaparken işte her türlü soyunan soyuncak istediğini yapacak diye ortalığı dökülmüşken yani bir kız çocuğu yani örtülüyor namazını kılıyor. Orcunu tutuyor. Heli bir de bir girmiş burada ders almış anne baba ona hizmet etmesi lazım ve hatta bir erkek çocuk genç çocuk. Yani ne seni dinlemek zorundam dinlemez o çocuk beş vakit namazını kılacak orcunu tutacak. Bir de Allah yolunda yürüceğim de uğraşacak anne babak
akacak. Ona sink aflı kaptık. Ona tersik yapacak. Bu Cenab-ı bakın vermiş oldu. Lütfen ikrama ihsana nankı örgü. Allah mafaza eylesin. O yüzden dinlerlık tabii ölçü ölçü merhalem merhale yürüdük. Cenab-ı Hakk’e de dinler bir eşliğe eylesin. Bu noktada kuram ve sünnetleresini yaşayan ve yaşatan evlatlansı belesin. Bu bizim kardeşlere arkadaşları nasihatim. Evlatlarınızı kuransın netleresinde dergahla bağını salamlaştırmaya çalışın. Ve onlara kalkıp da kötü söz söylemeyi. Kız arkek. Derviş olan eşleri derviş olan kadın arkek hiç önemli değil. Yani kıymet
bir sünnar, değer bir sünnar, gerçekten böyle bir zamanda yani normalde o kimsenin eşi derviş kadın ve erkek önemli değil. Ay insanlar birbirlerine zulmetmesinler. Bunun bir nimet olarak görsünler. Allah’ın bir lütur bir ikram olarak görsünler. Edebe, Mugayir işler yapmasınlar. Meş şur dur, demi, Hz. Piyir, meslimisinden ne der? O der, iyi sanın, havarilerine her gün gökten sofrayın mektedi. Ama onlar edebite hareketler, Edebe, Mugayir hareket ettiler. Ne yaptılar? Cenab-ı Hak, onlara bahandedeki her gün size cennet sofrası gelecek. Ama
Ertesi günye bir şeye yirmi yirmi. Bunun dağıtın tasatı gede di de, ama ve laken o havariler, onu tasatı gedebilirler. Allah’ı dinlemediler. Ve o Allah’ın nimetine o Allah’ın lütfına Edeb-Siz bir karşılık verdiler. Onlar Edeb-Siz bir karşılık verince Cenab-ı Hak, gökten inen sofrayı onlara kesti. Hava aralar, bunu yaptı. Peki, Mugsan’ın ümmetini yaptı. Yine onlara cennet nimet olarak buldurcim ve helva geliyor. Onlar dediler ki, biz soğan sarım sak yemek istiyoruz. Bu sefer onlarda küsla halk yaptılar. Cenab-ı Hak onların
da ellerinden onni imeti aldı. Şimdi bir kimse elindeki nimetin kıymetini bilmezse suçlu kendisidir. Onni imeti Cenab-ı Hak onun elinden alır. Cenab-ı Hak onun imeti onun elinden alınca o da başlar patina çekmeyen. Hatta bir kısmı onni imeti elinden aldık.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=T0TwhuHpt6E