Mesnevi Okuması konusu hakkında Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli açıklamalarını içeren bu sohbette, derin manevi bilgiler paylaşılmaktadır.
En Özür-ı Gilaim ne şeytan, noracıyım Bismillahirrahmanirrahim. Efter icikir falemenin ahum. La ilaha illa Allah, la ilaha illa Allah, la ilaha illa Allah, Allah devam edecektirullah temehan andehan, Eric-ihanimdan, Hamd-i, Eyya Rabbil Aleyhi, ya Rabbi. Somea Maseküm. Allah Gecenizi hayırlı eylesin. Ayy, ayı nazı yılınızı ömrünün zahay eylah eylesin. Rabbim cumnümüzü ve cumnüm mümmet umahamede hak hak batılıp atılbilen nereden eylesin. Hak hak bile p hak ki yaşayam ve haykıran batılıp batılıp batılıp atılıp karşı çihadeden kullarından eylesin.
Nerede Müslümanların kanından namısına şerefine haiseyetine topraklarına tecaviz ediliyorsa Cenab-ı Hak hepsinde intikamlarımızı ağzın hepsini yerle yaksana ilasin güçlerini indirsin aşağı birbirlerine düşürsün. İssir aile helak eylesin destekçilerine helak eylesin doğu turk yusana özgürlük nasib eylesin. Nerede Müslümanlar zulüm altında inniyose hepsine de özgürlük nasib eylesin. Ejmeyin. Kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. En son, azı tipirden hali tıpkı gece ortasında kuble arayana benzer. Kuble bulunmasabilir namazı caizdir. Yani normalde o kimse bir müsaada bağlandı o istat aslında ehildeyildi.
Mürşidikamil değil. Deheledi bu konuda liyakatlı bir kimse değildi ama derviş ona samemin bir şekilde. Sabetten bağlandı, çünkü bildiği şey oydu, bildi a ilmi o kadardı, bilgis o kadardı, öyle olunca sama mübü şekilde bir üstarda intisaf etti. Sen mümin. Öyle olunca azı tipir onu tarif ediyor. Diye ki, en son burada kaldıydı. O kimsenin hali, anlonsona gece kubleyi bulamayan kubleyi görünün tam tesbide demeyen, anlonsona kimsenin namaz kılması gibi der diyor.
Onun namazı nasıl cahizi ise o da bir üstat bulamamış bir tanem olmuş. Daha doğrusu üstat bulmuş da, ona mürside kahvelmideyim mi bu konuda bir bilgisiyo, zahiri ve manevolara, bu sefer bir üstata, indisabet bir. Onun bunu o da da hali karanlıkta kalan kimsenin kubleyi aramasına benzer diyor. Tabii bununla da Allah kalı bilmiyorum geçen hafta anlattım, anlattım ama sahabeler gece namaz kılmak istiyorlar. Gece namaz kılmak isteyeceğim, herkes kendi ince bir
kubleyi görün tayin ediyor. Ve herkes o yöntayn edince oraya da bir işaret koyuyor. Hani kim kubleyi kestirebilmiş mi kestirememiş mi? Sabah olduğunda bakıyorlar ki, herkes farklı bir yönel namazı durmuş. Öyle olunca bunu Hz. Peygamber’e söylüyorlar. Sallullahi ve Selam’a. Yani hangimizin namazı tamam oldu. Böyle bir namaz cahiz olur mu kubleyi dönürmeden diye, bu sefer aheti kereme iniyor. Ne tarafa yönelirse neciyolene Allah’ın veci o taraftadır diye ve böylece hepsinin namazı kabul olunmuş oluyor.
Böyle bunu o da da bir kimseyi, samimi iyi niyetli bir üstadına intisabetti ama o üstatta isabet etiremedi. Hani şimdi önceden yasaktır ülkede her şey, öyle olunca, bir kimsenin kalkıp da ben şey, ben üstadım demesi biraz yürek istiyordu. Böyle olunca da herkes pusuyordu yerinde, şimdi tabii biraz serbest olunca şey emfasyonu oldu. Ülkede herkes sabah herken kalkan ben şeyhim dedi. Ve atlı bir rüyagör. Ve herken necde bir şey görüntü.
Artık bu sabah’den ben şeyhim dedi. Görüdü. Hatta rüyagör meslinet bile gerek yok. İki üç kişi toplandılar, sen şeyhimiz oldu. Diler, o da ben tamam dedi, o da şeylik oldu. İşte 4-5 kişi toplandı, bir kurun oluşturdular. O kurun bir tane şey tayin etti. Oldu onlar da şey. Böyle eyi bir kimseyi de gitti. Şarkıcı da türkücü, deftçi, dünbekçi, bir kimseyi şeyti. Entisabetti, o kimse karanlıkta kaldı. Hiç kimseyden haberiyor, o zaman ne oldu gitti ona insabetti, sahibi bir şekilde.
Tabii. Azeti peğerin bunu yazdı zamanına bugünün arasında fark var. Neden fark var? İşte o zaman için bir kimsenin herhangi böyle başka bir kimseyden bir bilgiyok, bir haber akum yok. Öyle olunca orada kekimse bir kimseyi duydu. Intisabetti, şimdi öyle değil tabii. Yani internettenin bir şey var. Normalde bütün herkes sohbetleri varsa orada. Ne bileyim konuşmaları orada. Yani bugün insan ne bunu ortada daha bilgi, ya çabuk ulaşabilecek ne ortada.
Davacı ve yalancı şeyin
can kıtlı gizli der. Fakat bizdeki ekmek kıtlı medanda. Ne için bunu davacı şey gibi gizliyelim. Neden fayda olmadı halde utanıp arlanarak can çekişelim. Yani davacı şeyin can kıtlı gizli der. Yani can kıtlı gizli der dedi o manevi bir yokluk yaşıyor. Manevi bir kıraklık yaşıyor. Aslında manen on da herhangi bir şey yok. O yüzden normalde aslında can kıtlı gizli der dedi. O rı gıda sız. Bunu ortada o böyle bir manevi bir boyut yok.
Normalde manevi bir fayzidi yok. Öyle olması normalde o kimsenin… Kalbi uyanlık değil. Kalbi derilmemiş. Kalbi uyanlık olmaya önce kalbi derilmeyece ondan manevi bir bilgi akması manevi bir terbi olması onun mesela işler nefis merhatiblerini kat etmesi ve kalbi merhatibleri kat etmesi o şeyin kat ettirmesi ve kendisini de kat etmesi mümkün değil. Çünkü nefis merhatiblerini bilmiyorum. Kalbi merhatibleri bilmiyorum. Öyle olunca normalde bir dervi şey böyle bir manevi bir eğitim verecek.
Manevi bir bilgi aktarımı yapabilecek şey değil. O kurular sektaptan okurlar. O kıyamazlarsa konuşacaklar bir şey yok. Çünkü katlerinde ilmilleden tecelletmemiş. Katlerindeki o perde kalkmamış. Kalbi, perdeli. Öyle olunca gözü de perdeli. Deli de perdeli. Kullarda perdeli. Öyle olunca normalde o kimsenin akıllı da kalbi akla tabi değil. O yüzden bunlar aslında kendince zahiren canlı ama manen ölü. Bu tep insanlar. Çünkü bir kimsenin kalbi hareketle geçmediyse o kimsen zahiren canlı gibi görünür ama manen ölür.
Çünkü normalde onların hakikaten marifetten konuşmaları da mümkün değildir. Ancak bir kitabi bir bilgiyesaybolabilirler. Kitabi bir bilgiyesayboldukları için 5 yürüyünceki bir kitab okudularsa 5 yürüyün önceki kitabı bilgiye veya 1 yıl önceki kitabı bilgiyesaybler. O yüzden zaman değişmiş insanlar değişmiş. Algılar değişmiş, bakış açılar değişmiş. İnsanların bunu o kadar bilgiye reşmeleri. Hakulay o yüzden ve hata manevi hastalıklar değişmiş. Bölgeye göre değişir, çehre göre değişir. Kazallara köye göre yaptığı işe göre.
O kimsenin manevi hastalıkları değişir.
Ama ve lakin bu normalde canı kut olan. Yani manevi, öyle olan bir kimsenin bunlardan haberi olmaz. Bunlardan haberi olmadı için onlarıma de gezdi bir kutlık içerisinde. Ona bir şey sorsan, bade yani sonra de ne de sen sorra diyecek, ne sorsan sorra diyecek. Onun bu konuda bir etkinli ve yetkinli yok. Allah muhafaza elisin. Çünkü bu konuda bu meselerler iddial edilecek bir meselesi dedi. Çünkü bu Cenab-ı Hakk’ın kendi zatu ulu yetinde var olan bir şey.
Bunu bir kimsenin ulu fedalıdır gibi dağıtması da mümkün değil. Araf, ayet, yüz yetmiş, sekiz ve yüz yetmiş, dokuz. Allah kimi hidayetine ırdırsa muhaf kaki o doğru yolu bulmuştur. Ömer ki, Normada Cenab-ı Hakk’ın hidayete ırdıyı olacak okum ise. Ve Allah hikmeti diledine verir. Başka bir ayetiklerime okum ise Cenab-ı Hakk’ın hikmet verdiklerinden ırdıyı olacak. Önce, kinyo olacak hidayete ırdıyı kimse olacak. Ardından ne olacak? Hikmet verilen kimsence olacak. Ama yok, hidayete ırdırınmemiş, okum ise hikmet verirmemişse o zaman o sapkınlardan oldu.
Sapkınlardan ve sapıklardan oldu. Kimi de, sapdırırsa işte onlar hüsrana uğramış kimse vardır. Yani okum ise saptaysa olmadan olduğum dediyse, bilmeden bildim dediyse kendi heva ve hevesini ilah edindiyse, kendi nefsinin doğru tusunda yürüyorsa koşuyorsa onların katleri vardır fakat anlamazlar. Bakın katleri vardır anlamazlar, ayeti kerme katleri vardır anlamazlar. Yani, aldılacak olan, anlınacak olan, kat yani kalbi aklın çalışması gerekir. Kalbi aklın çalışmaz ise okum ise de o zaman o kalbi körlerden olur.
Fakat anlamazlar, gözleri vardır, görmezler, kulakları vardır, işitmezler. İşte onlar hayvan gibi bir de hatta daha sapıklarla. Okum ise kalbi körlük yaşıyor, okum ise kalbi her deleri açılmamış ama okum ise hani bir kimse açılmamış kendince o müyürüklik yapma, müyürük olmadan ortasında. O kendisinde böyle bir şey olmadığını biliyor bir üstat bulmuş o üstada intisabetmiş ama intisabetli üstat kalbi kalbi var ama kör, kalperdelemiş, kalkararmış anlaması mümkün değil.
Çünkü sapkınlardan olmuş ve normalde gözleri var, görmezler yani o kalbin de bir gözü var ama kalbin gözü kapalı. Neden o kimsenin kalbi çalışmadından dolayı, manevi gözü kapalı, kalbi çalışmadından dolayı manevi kalb kula da kapalı. Onun normalde manevi olarak da işitmesi mümkün değil. Hani bazen size anlatırken diyorum ya hani sen oturursun zikrullah’a Allah’a zikretmeye başlarsın işte sen onu ne yapacağız? Kulağını duydum zannedersin. Bir üstık duyarsın, bir ses duyarsın, bakın üstüne etrafa ses yok o senin manevi kulağının açılmaya yöntüttü ne işaret.
Korkma ve hata hani biz diyoruz ya, o kimse hal gördü veya yakaza oldu. O kimse uyar uyur, uyunatlık arasında zikrullah yaparken gözünün önünde bir şeyler cereyan etti. Onun kalp gözü açılmaz hafasında. Bakın onun kalp gözü açılmaz hafasında o zaman kalplerin vardır onlar görmezler noktasında çıkıyor o dermiş. Ve kulakların vardır duymazlar o dermiş o halden çıkıyor. Eğer kalbi mühürlendi ise, sapkınlardan olduğu ise, onda bu tipteceliler yok ve onlar hayvan gibi.
Yani bir kimsenin böyle kalbi çalışması yok ise çünkü kalpler ancak zikrullah ile mutmayın olur. Aydikereme bu, o kimse Allah’ı zikretmiyor Allah’ı zikretmedi için kalbi mutmayın olmuyor. Allah’ı zikretmedi için kalbine şeytan yerleşiyor. Kalbine şeytan oturuyor. Kalbi ihata eden şeytan böyle olunca o kalbi bir körlük yaşıyor. Kalbi bir körlük yaşayınca o kimsenin maanevi gözü açılmıyor. O kimsenin maanevi kulaha da açılmıyor. Ve o kimse bu halden bu halinden haberdar olsa oturacak imanecek, hidayete ermesi için dua edecek, Allah’ı zikretcek, ibade edecek, bunu ofta da kalbi anlayışı açılacak, kalbi perdesik kaçacak onun.
Ama bunun da farkında değil böyle olmasına rağmen bir cemaatın başına geçmiş kendince şeylik yapıyor, dervişleri ütüyor, etrafına zarar veriyor, etrafına faydalı olacağına etrafına zarar veriyor. İşte o sapkınlardan oldu ve hayvandan daha aşağı vardı. Ya düşüne biliyor musunuz? Herhangi bir Müslüman içinde geterli bu. O kimsen Müslüman ama o kimsenin
normade kalbi aklı çalışmadı. Kalbi idrak yok, kalbi feraseti açık değil. Onun kalbinde feraset nuru ihata etmemiş. Atılmamış. Onda basiret olmamış bu sefer o kimsenin manemi gözü de kapalı o kimsenin manemi kula da tıkalı, Allah muhafaza elesin. O kimse hevah ve hevesini ilah edinmiş. Hevah ve hevesini ilah edin de için o sapkınlardan oldu, hayvandan daha aşağı bir varlık oldu. Bazen bu aheti kerimi okuduma okudunda Cenab-ı Hakk’a sonzuz hamd ediyorum, sonzuz şükrediyorum.
Bizi bir mürsi dikâmi ille buluşturmuş tanıştırmış bizi zikrullah hala kısında buluşturmuş tanıştırmış ve zikrullah hala kısında. Bu seneye kadar bizi ben kendimi için söyleyin, bizi hala kısında devam ettirmiş. Bu sonzuz bilgutu, bu ikramu, bu isanı görmemek, bu Cenab-ı Hakk’ın lütfenı isanını görmemek gerçekten görlük dur. Cenab-ı Hakk’a hamd ediyorum ki bize hayvanlıktan kurtarmış. Diğerleri hayvan hatta daha sabuktırlar yani hayvandan daha sabuk hayvandan daha aşağı. İman’dan haberi yok, hidayetten haberi yok, İslam’dan haberi yok, kurandana haberi yok, hatta düşman.
Sabgın bu sefer hayvandan daha aşağı bir varlık ve hatta zikrullah hadişman tarikat adışman bilirbilmez o kimse zikrullah hadişman hayvandan daha aşağı varlık. Bakın hayvandı değil hayvandan daha aşağı bir varlık ve insanlar bu hayvandan daha aşağı varlık olan insan görünümündeki sabgınlarla aynı toplumda yaşıyor. Bu normade dünyaya olarak baktığımızda kabir azabı olarak bir Müslüman’a bu yeter. Sabgınların arasında yaşamak, çıplakların arasında yaşamak, her türlü melanetin yaşandığı bir toplumda dinini muhafaza dip, iman muhafaza dip, orada yaşamaya çalışmak, samimi söylüyorum kabir azabı gibi.
Yani bugün kendini bilen bir Müslümanın sokakta yürümesi zor. Kendini bilen bir Müslümanın bir alışveriş merkezinde yürümesi zor, çarşıda yürümesi zor, orada burada yürümesi zor. Ve dışarı çıktığında kendini bilen bir Müslüman, samki çıplaklar kampına girdi. Çıplaklar kampında dolaşıyor, samki. Yani kadınların yatak odasında kocalarına giyecek olduk yafetlerle şimdi insanlar dışarıda dolaşıyor. Özgürlük adına, bunun adına özgürlük demiş. Teşircilen pornografenin adı özgürlük
oldu ülkede. Bildiğiniz porno, teşir de değil artık bunlar. Bildiğiniz porno dışarıda porno izliyorsunuz. Millet otobüste sevişiyor, trende sevişiyor, yolum kenarında sevişiyor, yolda sevişiyor, barkılarda sevişiyor. Pastanelerde sevişiyor, ticaret haneelerde sevişiyor. Nebileme alışveriş merkezlerinde sevişiyor. Birindeyiniz porno’nun o gıfıyı izliyorum. Teşiri geçti. Yabana görünüyor bunlar. Ben sokağa çıkamıyorum, nasıl çıkıyor. Insanlar bilemiyorum. Yani bir elladım yüz adım bir yere gidecek oluyorum kafamın nereye çevireceğim bir şaşırıyorum. Bunlar evet bu hidayetten nasibi olmayan imandan nasibi olmayan ve islami bir hayattan islami bir tese Türk sisteminden haberi olmayan.
Yani sonra porn asan açı seki bir dolaşan sanatçı da diyemeyiz onlara bugün şarkıcılarımız Türkücülerimiz Türkücüler demeyim de ortaya da konser açıklarlar belli bir keneyle konser açıkıyorlar ve bunu özgürlük diyorlar ve bu müslüman halkın çocukları da ne yazık onlara gidiyor artık onlar da nasıl gidiyorsa bu son dönemlerde örtülük kadınlar da kızlar da gitmeye başladı. Porn o izlemeye gidiyor herkes ve hiç kimse de buna bir şey demiyor yani bir çarşı afflı bir kadın yolda yürüyünce herkes ona hakaret ediyor insanlar ona hakaret gözüyle bakıyor hakaret bakışlarının altında yürüyor.
Sakalı bir kimse böyle kadınlar belli hani böyle seslerini duymuyorum zahiran sakalar laf söylüyorlar laf söylüyorlar. Erkekler laf söylüyor kendi içlerinden laf söylüyorlar. Ve sakalıcıcı böyle ve ota örtülü tese türlü bir kadına bildiğiniz saldırı var. Manemi olarak da zahir olarak da ve herkes suskun ama bir kendisini sanatçı adı takılan porn o pornografi elamanı şarkıcığımde çıkıyor ona hiç kimse bir şey demiyor ve izleyici su çok düşünemiliyor musunuz? Satın alanı çok Allah muhafaza elisin.
Bunlar sabık bunlar sapkın ve bunlar hayvanından daha şahir varlık. Değer verenler kıymet verenler hayvanından daha aşa bir varlık’a kıymet verdikler inden dolayı kendilerini de aynısı tatı da. Çiz sapkın bir kimse değer verirseniz siz de sapkınlardan sanız. Kumarbaza değer verirseniz siz de kumarcılardansınız. Siz ayyaş bir kimseye değer
verirseniz siz de ayyaşlardansınız. Siz kurana küfrerem bir kimseye değer verir siz de aynısınız. Siz kurana karşı gelen bir kimseye değer veriyorsanız siz de aynısınız. Deyişen bir şey yok. Siz Allah ve Resuluna dost olan bir kimseye dost olduğuysanız Allah adoslanın. Siz Allah Resuluna çok seven bir kimseye siz de sevdiyseniz evet siz de Allah hüc Çok sevdiiniz. Bunun karşılı Allah ve Resuluna düşman olanı sen dost olursan sen Allah adişman olduğum.
Sen Allah adişman olduğum. Sen Allah hızı zikredenine dost olur. Sen Allah adoslanın. Sen Allah hızı zikredenine düşman olanı dost olursan sen Allah adişman olduğum. Düşünebiliyor musunuz? Evimizde çağrışımızda iş yerimizde. Ben de ketimizde dolaşan insan kimle dostun? Kimi seviyorsun? Kimi seviyorsun? Sevdiin nerede dolaşıyor? Neyi seviyorsun? Neyi hane Hz. Bir başka bir mesle istemediğim meytinde neyi seviyorsan o sundur der. Yani sen kafirin seviyorsan kafirsin. Sen beni seviyorsan müinsin.
Sen Allah dostunu seviyorsan Allah dostlusun. Başka bir şey değil. Allah muhafaza zeylesin. Yani bu kimselerindaşları canını içleri ölü. Biz o insanlar abaka kan bu canını diriliyorguruyor. Ama değil bunlar ölü çünkü normalde hani başka bir hadisleri tepşölerim ya. Ey asabım siz o ölüyle dirin arasında söyleyeyim mi şöyle Allah hızı zikredenler diri Allah hızı zikretme onlar ölü gibidir. Allah hızı zikredenler diridir. Allah hızı zikredenler. O zikirle ölürce mezarlığında bile diridir.
Onlar kabirlerinde de diridir. O yüzden Allah yolunda ölündere sidelim. Deminiz. Ayet-i kerimesi onlar içinde geçerli. Onlar nefisleriyle mücadele ettiler. Onlar hemav ehevesleriyle mücadele ettiler. Allah yolunda durmak için. O hidayet tarisinde durmak için her şeylerini feda ettiler. Ve dilleriz zikrullah ile ıslak olarak ve son nefesleri tevi diler. Zikrullah ile ürdüler. Onlar toprakta da dirler mahşerde dirler. Onlar kabirde de dirler her yerde dirler. Çünkü Allah hızı zikirle hem hağl olan dilinde ve kalbinde zikrullah ile ve fahdede bir kimse diri evediyeyen diri handa.
Ama
Hakkında
öbür küzikrullah tanızlak zikrullah’da düşman diriğimiz gibi görünse de o ölü. Hazreti bir devam ediyor. Biz de ki ekmek kütlığı meydanda. Yani biz de ki ekmek kütlığı meydanda şimdi fukara derga. Ekmek kütlığı derga fukara orada normalde bu lükse meklari yok ihtişamlu sofralar yok. Orada böyle şataat yok şatafat yok. Hazreti bir peirin sofrasında. Ve normalde biz de ki diyor durum meydanda biz de ki durum ne ekmek kütlığı öbür kütlığı durum ne ondan manevi kütlık var.
Ama derga tanem var orada ekmek kütlığı var. Yani zahiri kütlık var. Evet sen normalde derga gittin bir çormagirlerçe işten ve atı işten değilsen yemek o gün kü. Onu işlem varsa yoksa o da yok. An diyor Hazreti bir diyor ki biz de ki kütlık meydanda ne bu ekmek fuklığı. Ekmek kütlığı ama o fukara alık. Yani normalde çünkü normal sufi topluluklarda. Sufi derga’llar çok zengin değildir. Zahir olarak. Sebeb onlar dilemmezler.
Onlar istemezdir. Onlar halka el açmazlar. Ama yok pek kebacağız. Paratop benim şunu yapacağız. Paratop benim. Şu yümbuz yok. Paratop benim. Bunlar istemezdir. İstemeyince de insanlar onlara vermez zaten. Gider gösteriş yapan şatat yapan şatat yapan ve orada saygının kazancanın düşündüğün yerlere insanlar verir. Ama übürtülü. Fukara bir derga. Fukara bir yer. İnsanlar orada evermezler. Orada bir gösteriş yok. Şatat yok. Şatafat yok. Oraya bir paravirince oradan demeler lazım. O filanca efendim de hoş geldiniz.
Onu şuraya başka şey alalım. O fişmanca hoş geldiniz. Seni şöyle alalım. Öyle olmasıyla azım. Bizimkinde öyle de biz de diyorlar ki oradan kalk buraya oturup yamet kopuyor. Öyle paraveremler bir yerde mülksek memurlar bir yerde onların dersleri bir yerde tabi ya öyle olmasına alalım. Burada her kez yere oturmuş ne olur. Sana kim olur? Sana o. E böyle olunca tadı tabi. Ben zenginler tercih etmiyor. Hani kendisini zengin, zengin gören.
Fukaralar tercih etmiyor. Öyle olunca
azeti bir interge edeyne. O da Fukara. Diyor ki biz de ki ekmek kütlü meydanda. Ama bakara aya tık yüz yetmiş iş ne diyor. Nece fakir vardır ki kendilerini ifetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. Nece fakirler vardır ifetlidir. O ifet alabidesi gibidir. Hiç kimseye el açamma el açmaz. Şey en lilla temez. Hiç kimse de hiçbir şey istemez. Ama Fukara’dır Fukara olduğu halde herkes onu zengin zanneder. Allah onu zengin gösterir.
Allah onu zengin gösterir. O isa yoktur o’nda. Ama herkes onu zengin zanneder. Neden? Vakarından dolayı. Neden? Ifetinden dolayı. Neden? Dilenmedin’den dolayı. Neden? Kendisini ihtiyacı varmış ki bir göstermedinden dolayı. Çünkü Sufi ihtiyaç sahibi oldunu göstermez insanlara. Hani bazen sohbetler de derim ya. Sen kazancının yüzde on yüzde on fazasından giyin. İyi giyin. Neden? Senin bu derviş bu Fukara bu istemeye gelmiş. Dilenmeye gelmiş. Demesinden yoksa hani dervişlerin adını çıkarmışlar ya Sufilerini adını.
Dilenen istenen zayıv vur en sesine orhaker gör. Ona ki bir lön öyle görmüşler. Hatta sen Sufi’yim deyip de ki bir lön en emkibirlenince bir salak oluyor. Beklemiyor. Hepmiştim manları böyle zayıf kimlik siz kişilik siz. Bela istediği gibi böyle şamara olanı gibi şamarlıcak öyle görüyor. Ama karşısında vakarlı, heyebetli, vakarlı, heyebetli. Ne yaptığını bilincinde okumsa mümin, sırada Allah gibi netin duruyorsa bu sefer pusuyor. Hayırdır ne kardeş? Kilon kaç parasenin deyince duruyor.
Bekrem bir öyle bir şey. Ama müslümanlar müminler ne yazık ki kendi üzerlerinden istemak kötülük yapıyor ola. Dilenerekten Dilenmek yok İstanbul’da. King Dilenir bir günlük yiyecek ekmeği olmayan bir kimse Dilenir. O da ne kadar bir öönük Dilenir? Bir öönük yemeği bulduysa onun Dilenmesi Cahiz değildir. Bir öönük yemeği buldu onun Dilenmesi Cahiz değildir. Hazret-i torma raferinimize şeyenin laht edip kimse baktı sırtında torba var. Torba sındaki buğudayı arpayı ne varsa devresi kendi devresinin önüne atlı onu o zaman bir akça verdi.
Şimdi senin Dilenmen Cahiz dedi bir akça verdi. Yani senin bir günlük ekmeği varsa Dilenmesin. Suvi bir günlük ekmeği olmasa dahi Dilenmez. Onun Dileneseyi bir tek yer vardır Allah. O başka bir yere Dilenmez. O yara bir de oturur Allah’ı zikreder ve Cenab-ı Hak onun ihtiyacı olan şeyi neyse ayana getirir. Ayana getirir. Senin Dilenmen E ihtiyacın yok. Otur Allah’ı zikred. Ne ihtiyacın var ise Cenab-ı Hak sen nayanı getirirecek.
Ne ihtiyacın varsa az zikreder sen olmaz. Sen Allah’ı zikred. Hatta dahilleri bu. Eşse çocuksa çocuk malsa mal paraysa para arabayası arabak katsa kat yatsayak. Allah senin önüne getirirecek. Allah’ın vade haptır. Cenab-ı Hak adesi kutsu de Allah’ı zikred binten dolayı kendi ihtiyaçlarının dile getiremiyenin. Bütün ihtiyaçların Allah görürlüyor. Bu ne ibanet? Ne ihtiyacın varsa Allah senin ihtiyacını görecek. Sen yeter kallığın zikred. Sen Allah yolunda koş. Senin ihtiyacını görecek olan Allah.
Çünkü bütün peygamberlerin dilinden bizim ücretimizi verecek olan Allah bizi doyuracak olan Allah. Bütün peygamberlerin dilinden tebliğiden dolayısıyla bir ücretleştemiyorum. Peygamberlerin dilinden Yasin Ayahtiyir mü bir sizden ücretisleyenlerin peşinden gitmeyin. Sizden hiçbir şey istemeyenler var ya evet onlar hidayeterdir ilmiştir. Sizden bir şey istemeyenlerim peşinden gidin. Birisi sohbet ediyormuş. Lah yapıyormuş. Yok şunu yapıyormuş. Yok bunu yapıyormuş. Sizden bir ücretisiyorsa sizden bir yardım talep ediyorsa o hidayeterdir ilmiş değil. O Allah’a güvenin olmayan bir kimse.
O Allah’a yaslanmayan bir kimse. O Allah hatan dilenmeyen bir kimse. Yok Ayer. O başka bir yol açık mış. Allah muhafaza elisin. Zümere ayahteyilike Allah’a hıruzku genişletim Daratması bir imtihanır. O zaman senin rızkının Daralması ve genişlemesi senin imtihanınır. Sen ona buna saldırma. Ona buna yukremle. Rızku genişleten de Daraltan Dalla. Sana parayı genişleten de Daraltan Dalla kapitalist sistem gibi düşünmen. Sen çalış gayret et. Senin genişle uluğaştıracak olan Allah.
Senin Daraltını alacak olan Allah. Sana lüt ve çek, ikram edecek. İshaniça olan
Allah. Senin derdine derman olacak olan Allah. Senin Darlını genişlete cek olan Allah. Senin sıkıntıdan ortadan kaldıracak olan Allah. Senin başındaki ben ayı müslübeti ortadan kaldıracak olan Allah. Sen Allah’ı zikret. Allah Allah hem al ol. Sen merak etme Allah’a güven. Allah’a da yamsın. Sen merak etme. Sen de bir şey kopar giderse Allah dahi isini dayenisini sana verecek. Hani Peygamber salullahi ve sellem azletlerin eşleri dünyalı kistediler. Hazreti Resulullah’tan salullahi ve sellemden Allah Resulullah levesi sellem azleti Rondarlat tartışmadı.
Bir şey yapmadı. Evinin damına çıktı. Birinci gün ikinci gün üçüncü gün evinin damında yaşıyor. Hazreti bu bekrafenimiz geldi. Hazreti aşağı ne bize? Hani siz Allah Resuluna bir şey mi dediniz? Hazreti o merafenimiz geldi Esma’ya siz ne yaptınız Peygamber’e? Dama çıktı. Damda yaşamaya başladı. Ve Cenab-ı Hak üçüncü gün ayetikeri mesenindirdi. Ey Habibi, hepsinde boşa Allah sana dahi isini dahi yenisini verecektir dedi. Hatta Hazret’a aşağıya şannemiz dedik ki Allah Muhammed’e çok cömert.
Bu ayete sonra bu ayeti keremegelde herkes tuz muz olduğu ortalık da Allah sana dahi isini dahi yenisini verecekti. Evet kadın erkek sen Allah’ın zikret ve senden bir şey gitti ise kadındır çocuk durmalıdır, paradır, buldur, dozdur arkadaşdır. Senden bir şey gitti. Vallahi de billahi de tilleri de Allah sana dahi isini dahi yenisini verecekti. Sen Allah’ın zikretmeye devam et. Sen Allah’ın zikretmeye devam et. Sen o zikrullah halkendine tazeyle kendine miyimandarıyla kendine yol eyle ve zikrullah halkendik kalbine otutturmak için uğraş gerçekten Cenab-ı Hak ihya edeceksin.
Herkes doldu derken Allah seni toplacak. Herkes yerle yaksana olduğu derken Allah seni dırıcak. Herkes tozu dumanı kalmayacak derken Allah senden kocaman bçına raja yapacak. Ve seni terk edenler ve sana sırtını dönemler ve sana seni seni böyle Dudan’ın ucu ile küçük görenler şaşırıp kacıklar Allah seni çünkü miyimandar eylecek Allah seni aziz edecek. Sen Allah’ın zikret kim Allah’ın
zikretler sana Allah’tan uzikretler. Sen zikretmeye devam et. Ve seni üzerinde sana yaraşmayanlar dokulup gidecek. Senin üzerinde sana sana layık olmayanlar. Senin üzerinden ve trafından dokulup gidecek. Sen Allah’ın zikretmeye devam et. Bakın bu ister eş olsun ister çocuk olsun ister mal olsun ister arabı olsun ister parol olsun ne olursa olsun sen Allah’ın zikretmeye devam et. Ve sen Allah’a yastan Allah’a da ya. Yemin ediyorum ne kadar senin etrafında vessende curuf var ise o curuflarsen iterkelim gidecek.
Dokulacak der senin üzerinden. Çünkü nasıl bir demiri sen bir ocakta kızdırsan demini demirin üzerinde curuflarsen de küllür ise ben metal işlerinde okudum. Demiri atarsın ocak. Körüydü basarsın. Körü basınca demirin üzerinde curuflarsen de küllür. Böyle kırmızıdan sarıyo dönem bir en kalır demir. Vöyle olunca ona istediğin şekli verirsin. Ona istediğin şekli verirken altında öz elinde çekecek. Üst adın elinde hem çeki çu vardır hem örtç vardır. Sen o ateşini çarsın egireceğim maniva tana şekil verir.
Yeni bir kimlik verir. Vözlerinde kicuruflar gider her imtahan senin üzerinde kicurufların dökülmesine sebab olur. Sen öf bile demen. Allah sabret, Allah zikret ve mücadeleine devam et. Sen ister senin kendi şahsi üzerinde olsun. İster için bulunduğun dergatta topluluk dosun. Nerede olursa olsun ister çağıyla ne kadar curuflar ise tarafında onlar dökülüp gidecektir. Çünkü o ateşe de yanamıncektir. Bir ee olarak sen o zikrullah adevamet senin etrafında ki veya sen de ki curuflar da dökülüp gidecektir.
Takvab olacaktır etrafında ki nereye. Allah sevgisi bozacaktır etrafında ki nere nere nere. Onlar çünkü Allah’ı hakkıyla sevmiyorlar. Allah’ı hakkıyla kulluk etmiyorlar. Sen takvah sahi olunca dökülcektir etrafında curuflar. Sen, İstenmeyen adam, İstenmeyen kadın olabilirsin. Neden takmandan dolayı? Neden Allah’ı olan yakınından dolayı? Çünkü sen İbadet düşünüyorsun, zikrulat düşünüyorsun, sohbet düşünüyorsun, Allah’ın yanında koşuşturmak düşünüyorsun, öbür küldür gezmek düşünüyor, öbür küldür, öbür küldür düşünüyor, o hiva ve vesene ilah edinip,
o nefsinin kendisinin nefsi bir keman çalıyor, o kemanın önündoğuyla maç istiyor. Nefsi zorunaya geçiyor, zorun önündoğuyla maç istiyor. Nefsi neyi istiyor, saldende demlet düm bek istiyor, o onun önündoğuyla maç istiyor. Ama sen zikrulat yapmak istiyorsun, o döklüyor, etrafından. Üzülme, makzun dolma, Allah senin. Burak, giden nereye gidiyorsa geçsin, hatta ne diyor, ben biz iyice yiyigir, yigiririz, daha uzak istim, bizden uzak olsun. Evet, dürüfçünkü Allah muhafaza elersen, bizler bulsun ve atasızıdır.
Biz fukarı alırmızdan, biz ekmek kıtlığımızdan, bizim bunakta da zahir olarak herhangi bir eksikliğimizde, bu utanmayız, tüccalların arasında meşhur çözdür bu, varını veren utanmamış. Varını veren utanmaz, bizim o yüzden bunakta da, hamd olsun, bir sıkıntımız yoktur. O yüzden bizim normalde, asıl utanacağımız şey bizim, asıl unat edin, utanacağımız şey, manevi olarak bizde, hazinenin, olmaması, hazine boş, manevi olarak, asıl utanmamız gereken bu, kalk çalışmıyor, asıl utanmamız gereken yer bu, manevi gözümüz açılmamış.
Asıl utanmamız gereken yer bu, manevi kullanmaz açılmamış. Asıl utanmamız gereken yer bu, biz kalbimizde basir etnoru harekete geçmemiş. Asıl utanmamız gereken yer, yer bu raza, biz bu kararlığımızdan utanmayız, bizim şata atımız yok, şata fattımız yok, utanmayız bundan, işte biz arkadaşlara özelliğe mekter veremeyiz, utanmayız bundan, bizim derviş yemeye, bir çorvamız olur, derviş yemeye ve pilavımız olur bizim. Bu kadar bundan da utanmayız, neden bir sadece pilavda atıyoruz, utanmayız bundan varını veren utanmamış.
Cenab-ı Hak amda olsun, asıl utanmayızacak olan şey, o kimsenin kalbi ilimlerden uzak olması, asıl utanmaması gereken şey, onun kalbi harekete geçmemiş, kalbi harekete geçmedin de dolayı ilmillediğinin onda olmamış, asıl utanmaması gereken bu, gazeti bir devam ediyor. Ne için bunu dağılacağı şehr gibi gizliyim, yani biz bu kararlığımızı ekmek, bu kararlığımızı, yemek bu kararlığımızı ve atabir kimsenin bizim bu günolta da belli halimiz. Bundan dolayı biz neden gizliyelim ki bunu?
Bundan dolayı biz gizlemiş, bundan bir sıkıntımız yok, bizim
normalde gösterişe deri, yayede ihtiyacımız yok. Olduğumuzdan fazla göstermediği ihtiyacımız yok. Ama biziz zengin görsünler. Böyle bir derdimiz yok. Ama biz paralı görsünler. Böyle bir derdimiz yok. Ama biz bir okrasi bir okrasiye kulkale olalım. Böyle bir derdimiz yok. Ama bunların dostları var. İşte milletvekili, yok işte meclis, başkan yardımcısın, yok cumhurbaşkanında işte onun böyle donışman var orada işlerini onlar görüyor. Yanımızda, cumhurbaşkanından danışman, o halidir, savcıdır, halkimdir. Bizim böyle bir şeylerimiz yok.
Bizim karay insanlarıız. Bizim bir okrasi de de öyle tanıdığımız falan kimsiyo? Bizim öyle siyaset de tanıdığımız kimsiyo? Bizi de çok sevmezler zaten. Hatta büyük birçonlu isseğmen. Bundan bir cojunumuz bizim bir şeyimiz yok. Neden gizliyelim bunu? Bazen kardeşler telefonuna çıvla. Belediye de tanıdık var mı? Vallahi yoktuymaz. İnanamıyor hiç kimse. Kimisi telamanın çöbenim bir şey zannediyor diyor ki, bir milletvekili tanıdık oza bu işimiz çözücek. Yoktuyo, bir hiç kimseye tanımıyorum ben diyor.
Bir şey hiç kimseye tanımıyoruz. Ne milletvekili, ne bir okrasi ne belediye başkanı? Deyiyancısı, ne rüş ve çesiydi, ne bileyim ben birisi tanımıyoruz hiç kimseye. Millet tane böyle vardır tanıdığı diye, hatta bir şey öyle dedi. Yağımızda hocam dedi. Çerinniş kimse tanıdığın yok mu dedi? Yok dedim ben. Ya dedi, baya baya yoktuyom dedi. E var yok kendin dedim. Var mı değilim? Yalan mı söyledin? Bizim böyle bir yoksa yok biz de konuda da bir hani rüyakalık yapmaya de ihtiyacımız yok.
Saklamaya de ihtiyacımızı. Bize de, normalde bizim bu noktada. Hiç bir derdim. Yok biz o yüzden hani gizlenecek bir şeyimiz de yok bizim. Ne gizliyelim ki biz ortada, sohbetlerimiz de ortada. Yaptıklarımız da ortada. Bizim durumumuz da ortada. Biz öyle. Millet de ama Cenab-ı Hakk’a kanın nece fukar alar vardır. Herkes onu zengin zanneder diyor ya. Dışarıdan öyle görünüyoruz ama. Gerçekten öyle görün. Annen bile inanmadı benim İflazettim. Dedim ya ben İflazettim.
Biminle
on dolar borcun vardı dedim. Durdu böyle. Sen herlerler dertse dedi bana. O an dedim ya insan anası inanmayın ki. Kimi ancak dedim. Hatta ben İflazettim diyorum. Bazıları diyor ki. Bela çok samimi geliyor. Abi. Nereye kaçırdın paraları diyor. O inanmıyordum. Vaktim böyle. Dedim yok ya. İflazettim. Ne hatretim. Borgun var. Nereye? Millet gitmiş. Birilerini bulmuş. Yok İstanbul’dan mülk maldı. Yok başka yerlerden nereye gidiyor ya? İstanbul’a sohbet etti. Sohbete gidiyor.
İstanbul’dan mülk aldım. Zannetmişler. Tapıdan ailemanlar bulmuşlar. İstanbul’da benim adım ama mülk varıyorlar. Bulursanız söyleyelim dedim ya. Satayım var. Borslar mı? Deyim dedim. Yani iyi. Dışardan tabii çok varlıklı görünüyoruz. Elam dilla. Daha varlıklı demin. Zengin. Çünkü zenginin. Zengin mi kayrıdır? Varlık ayrıdır. Zenginlik parayladır. Varlık tapu iladır. Önümün dışarıdan bakıldığında demek ben öyle görünüyor. Sıkıntı yok. O da bakara aileteyim var ya bakara. O sen nereye gider sen git herkeslerini böyle zengin çafçaflı bir şey zanneder.
Elam dilla. Ben bundan bir sıkıntım yok abarım. Tabii. Problem yok. Ben bir de şatat yapıyor ya. Hepinizden en zengin benimlıyor. Masını da ben onu muhanevolarak söylüyor. Ama maddiyim hanem. İkisini de söyleyim. Ben hepinizden de zengini mevlamlilla. Varlıkla ben de daha fazla zenginim diye bu gece çok herteyim hanım. Bunu bizim eski dükkan üstünde kasap Mustafa vardı. Fiddiye kızdıklar. Öyle bir mevz oldu. Böyle baktım. Dedim, ökçü, burusanan en zengin adama benim dedim.
Böyle baktışın de. Varsa ben de daha zengin dedim. Bir şeyim söyle bu gece çok çemdedim. Bana. Bu kaldı. Bu öbür tarafta keşten sonra demiş. Bu demiş. Mafya boğaz ver. Çok çemdiyor defi hiç ortalığa. Korkadan bir tarafta ki komşu geldi. Ne dedi? Ne demişim dedim? Sen de ne için Mafya boğazı diyordu. Öyle görmüş demek ki dedim. Çocuk bir laf yok. O yüzden şimdi insanlar böyle karşıda kittim. Böyle de de Allah onu gösteriyor.
Seni çok güçlü
Sohbeti
gösteriyor. Bunda bir sıkıntı yok. Bakara ayette celle diyor. Öyle değilim demez sakına. Öyle dersen Allah’ı yalancı çıkarırsın. Şimdi de bu tarafa var. Var elhamdirlah diye. Allah öyle göstermişsen için ki. Bu muhteşem bir şey. Eşine öyle gösterir. Çocuklar ne öyle gösterir. Arkadaşlar ne öyle gösterir. Etraf öyle gösterir. Sen sakın o elbise hiç karca bir uğraşma. Allah sana öyle bir elbise gelirmiş. Seni herkese zengin gösteriyor. Daha ne istiyor?
Allah seni herkese varlıklı gösteriyor. Bırak Allah’ın işine karışmazsan. Yok ben öyle değilim demem. Bırak sal yakasına. Allah sana nasıl bir elbise gelirmişse o elbiseyle dolaşacağım. Allah dilediğini azize der çünkü. Allah dilediğini azize der. Dilediğini hikmet verir. Dilediğini vakarlı gösterir. Sen kafanı önden gidersin. Heybet verir sana. Sen kafanı öyle yürü yolda. O sana heybet verir. Heybet yola çılır sana. Senin kafanı kaldırmana gerek yok. Ama böyle saf salaklar güveli etrafını bakılır.
Gidarga o heybet olmaz. Sen çarşı eger Allah’ı zikrederekten yürü. Yola çılır sana. O zikrullah sana heybet verir. O zikrullah sana o zaman. O zikrullah sana o zaman. O zikrullah sana o zaman. O zikrullah sana o zaman. O zikrullah sana o zaman. O zikrullah sana kadınlık verir. O zikrullah sana efelek verir. O zikrullah sana o zikrullah sana öyle bir heybet verir. Yola çılır sana. Sana bakan güvürken. Sen dosta güven düşmana kahır olursun.
Bir ürüm ey’dan’a adam görsün. Bir ürüm ey’dan kadın görsün. Bir ürüm ey’dan derviş görsün. Öyle ürüm. Böyle şimslık salaklar gibi derviş olmaz. Derviş Allah’ı zikr eder. Allah’ı zikr eder. Yürü. Vakarlı yürü. Öyle yürü. Yürü düzen zaman. Millet maksın, direği görmesin. Çarpsın, direkler. Direkte fotoğrafı çıksın onun. Kim tobalıyor, satabarlasın onun. Sen öyle yürü. Ama sen böyle şimslık salaklar gibi yürü sen. O dervişlik değildir. Derviş bakarlıdır. Derviş aybet edir.
Dervişim başı dittir. Dervişin gözü ilerdedir. Derviş kafirlerini çarşın da süsüksü
alak dolaşmaz. Burada o boyun’un ömüktan. Dervişler, derga doğru on dışarda tavuk. Dervişler, burada doğru on dışarda süsüksü alak gibi dolaşıyorlar. Yok öyle dervişlik yok. Derviş dervişin, eybetin üzerine da taşıcak. Yürü düzen zaman, alem yürüce karkından. Melekler yolaş çaksana. Öyle Allah’ız, ikretsen içinden. Gündür, gündür, gündür, zikrullah etcan. İçinden öyle zikrullah yapacağım. Şimdi süsüksalaklar gibi tesli verilinde. Öyle dervişlik yok. Dervişler’in vakara abidesidir. Dervişler’in heybet abidesidir. Dervişler’in vakışları kesin.
Şimdi süsüksalaklık yok öyle. Benim bildim dervişlik yok. Yürü düzen zaman, alem yürü vakandan. Yürüdüğü zaman yollar açılır sana. Yürü sen Allah’ızlıklet yürü. Nereye gidiyorsan git. İstersen beş min kişi nara zına git. Beş min kişiye bir tane derviş şeyte. Beş min kişiye bir derviş şeyte. Bize farklı bir minni farklı bir minslümanlık farklı bir derviştik anlatmışlar. Yok öyle bir şey. Resulullah, salallu ali ve sellemazletleri… …haştan ne yaptı? Kafirler kendilerince bak bunlar zayıflamışlar.
Bunlar güçüz de incemine açıver de omuzunu. Başladı böyle… …heyebetli yürürmeye başlayınca bütün kafirler susdu. Herkes bu süt. Uzuman derviş kafirlere karşı evetli yürür. Müne affıklara karşı evetli yürür. Pornuculara karşı evetli yürür. Hava evesini ilah edinmişlere karşı evetli yürür. Derviş süt salak değildir. Allah onun üzerine dervişlik elbisece… …geydirdin ise, ondu heyebetli vardır. Ondu vakarda vardır. Ondu cezaretli vardır. Ondu hikayetli vardır. Ondu basirette vardır. Ondu ferasette vardır. Derviş odur.
Tüm süt insanlandan derviş olmaz. Tüm süt kadınlandan derviş olmaz. Derviş her şeyle derviştir. O yüzden o dervişlik… …okim senin üzerine durur. Dervişlik saklanmaz çünkü. Dervişlik saklanmaz, okim senin derviş olduğu… …yürüyüşünden heyebetinden vakarından belli olur. Derler ki ya bu adam derviş belli. Evet. Bu adam derviş belli. Abim yere göğe anlatıyor. Biz şişinde yürüyoruz. Kadın bana baktığı baktığı önünde gideray görmedik. Güm vurdu deri abim vakarım ne devam ediyor.
Abim dedi ne yaptın ya? Dedim ne yaptım? Dedim ya kadın deri ayet vurdu dedi.
Vur mu aslan dedim ya? Ne yaptın adam dedim? Ömr hayatında bir adam gördü. Fela şaşlı dedim. Evet. Kibirlenmek yok. Sen öyle yürü. Allah’ın zikret ama. Allah’ın zikretmez sen olmaz. Bu ancak zikir insana heyebet verir. Sen Allah için Allah’ın zikret. Merak etme o senel bir seni giydircek. O senin elbisini giydircek. Rabbim mafaza elesin. O yüzden gösteriş yok. Şatat yok. Şatafat yok. Ne var? O Allah için yürümek var.
Eğer öbür türlü olursan hani gösteriş için yapanlara da Cenab-ı Hak şey koyuyor şart düşüyor. Yani bir kimse iyilik yapıyor gösteriş için. Zikrullah yapıyor gösteriş için. Bir kimse dervişlik yapıyor gösteriş için. Yok. O gösterişin sebebi Allah’ı az zikretmesinden. Az zikrederse bir kimse gösterişe düşer. Az zikrederse bir kimse şatat açatafat adı şart. Az zikrederse bir kimse heva ve vese ne temz edecek aramazı elesin. Neyse, yetyüz kırk iki. İli gösteriş için yapanlar ve Allah’ı çok azanlar.
Bu münafıklı elhamet eder. Allah’ım hafaza elesin. Münafıklıklık elhametek yok. Biz olduğumuz gibiyiz. Riyay yok. Görüşleri çok olduğumuzdan fazla göstermek yok. Olduğumuz gibiyiz. Rabbimiz onlar da neylesın. O yüzden sufi. Sufi. Kendin bir farkını gizleme çalışmaz. Bir gerçek veli bir gerçek mürşidikamin kendi farkını gizleme. Onu örtümez. O elbise Allah’ın dırt çünkü. O yüzden Allah’ın giydirdi elbiseyi örtmeye çalışmaz. Bize Fukara elbisece geydirmiş. Eyvallah. Bize zenginlik elbisece geydirmiş. Eyvallah. Bize vakara elbisece geydirmiş.
Eyvallah. Bize hidayet elbisece geydirmiş. Eyvallah. Bize basi üret elbisece geydirmiş. Eyvallah. Bize feraset elbisece geydirmiş. Eyvallah. Bize derbisi gelbisece geydirmiş. Eyvallah. Saklanacak gizlenecek bir şey yok. Hani sahabeden bir kimse Allah Resulü Salullahi W. Ve S.L. Mazda teri böyle göstereşten riyadan bahsetti. Ve elbise senin eteklerinin yerde surunmekten bunu kibirlilikten bahsetti sahabeden bir kimse geldi. Ya Resulallah. Ben iyi giyinmeyi seviyorum. Bu da tibir mi? Bu da riyamu dedi.
Allah Resulü Salullahi W. Ve S.L. Mazda teri’nin cevabımı utayacağım.
Allah vermiş olduğun nimeti kulunun üzerinde görmek ister. Allah sana derviştik nimeti vermiş. Allah on nimeti senin üzerinde görmek ister. Allah sana zikrullah nimeti vermiş. Allah senin üzerinde on nimeti görmek ister. Bu sadece kıyafet daha lakalı bunu algılamayın. Bunu sadece Müslümanlar kıyafet algılı algı ol. Ben güzel giyinme seviyorum. Hadi işsinizin metni öyle. Canım kardeşim. Allah’ın vermiş olduğun nimeti bir tek kıyafet mi sende? Sen de Allah’ın vermiş olduğun hidayet mi imeti var?
Sen de Allah’ın Allah’ın vermiş olduğun sufilik nimeti var. Derviştik nimeti var. Zikrullah nimeti var. Allah’ın sende üzerinde verdiği rızık nimeti var. Sana vermiş olduğun rızıklardan paylaş. Maddi imanevi paylaş. Sana cene abak nimet vermiş. Onun nimeti senin üzerinde görecek. Derviştik nimeti de onun da göreceksen önünden de. Sen ne Allah’ın giydirmiş olduğun elbiseye çıkartıyor. Hayır. Hayır. Üst adım öyle derdi. Ne görüyorsan ne görüyorsanız o yuk biz. Yani sen şeye görüyorsan şeye derviş görüyorsan derviş ne görüyorsan o.
Sen’in gözün onun üstündeki ne albisesi gördüse o. Sen seni derviş gördüğü sen sen o elbize yok biz değiliz. Derviş isdeli amdirli. Suviysam dostun. Ya da izi kireceğim atınız var mı? Var elamdirli. Evet saklayacak bir şey miyiz yok? Biz Allah’ın zikreden kullarındanız. Neyse, biz de saklayacağız. Bir sorun sorarsan saklamayız. Neyse, hakikat anlattınız. Bu azımızda ilmek olsa da ayamlatınız. Dardım, yok bizim. Dardım, yok. Biz meydanda iz Rabbimiz’im o hafaza elesin.
Neden faydahu olmadığı halde utanıp can çekişelim? Neden hakikatle yüzleşmeyelim? Neden hakikatle yüzleşmeyelim? Neden doğru yüzeşmeyelim? Bizim eksiklimiz meydanda neden bununla yüzleşmeyelim? Biz neyse, meydanda iz, neden bununla yüzleşmeyelim? Bizim bundan utanacak bir şey miyiz yok? Biz neyse, meydanda iz. Hazreti bir diyor ki, neyse, meydanda ol. Diya’ya gösterişe ihtiyacın yok. Allah sana ne verdiyse koyu ortaya. Koyu ortaya? Bu kadar basit, Allah muhafaza elesin. Hatta biz eksiklimizi kendimizi itirav ederiz.
Biz eksiklimizi insanlara söyleriz.
Bizim bundan bir derdimiz olmaz. Biz bundan mutluluk diyoruz, bir de. Biz eksiklimiz, biz noksanız, biz kusurluyuz. Biz günah değişserek. Bizim bu konuda, bunu böyle söylerken gösteriş olarak riha olarak söylemiyorum. Samimiyetim ne söylüyorum? Öyle biz birbirimizi günahsız görecek noktada değiliz. Yok ya biz günahkarız. Biz masadan kalkma insanları biz bu kadarız. Ne görüyor sana yüzümüz, bu kadarız. Saklanacak gizlenecek bir şeyimiz yok. Birisi dedi daha önce dedi, hiç hiç yokmuşsunuz dedi.
Hangi de nasıl hiç yok? Kaldı, saklayacağım, gizleyeceğim, öbür tertandı yok ki. Hocam, saklaması, saklayı, örtelim. Diya’nda hanaf etti bir şey neden ortaya çalışacağım diyor. Böyle kaldı nasıl? Haa ben dedim, zekrullah Allah kısın oturdum. Cenab-ı Hak dedim, ne kadar benim eski günahım varza. Yeni ise eskesi, hepsini de hayra çevirdi. Ben buna iman ettim. Buna iman ettim ben. Hadişişerim sahi, hadişişerim, hadişişerim, hadişişerim, hadişişerim, hepsi de sahi, kim Allah’ı zikrullah meclisinde oturdum.
Orada zikretli, kakdı, geçmiş günahlar hayra çevirdi. Bitti, adışları ve sullu laf ne söyledi, seyahava ve vese’den söylemedi. Tövveden, tövveden, hiç günah işlememiş gibidir. Subhan Allah’ı ve bir hamdihi, Subhan Allah’ı lazım. Ve bir hamdihi, stopırla alazim. Bitti bu kadar, denişköpükleri kadar günahı olsa Allah runa azveder. Allah’la bir yarışan. Allah’ın affetini sen affetmezsen affetmez. Allah’la bir yarışan. Kim zikrullah alakası’nı oturdum, az önce üç seferteye bir doguduk. Zikrullah alakası, kim o zikrullah alakası’nda Allah’ı zikretli kakdı.
Geçmiş günahlara hayra çevirdi. Sana Allah’la bir yarışan Allah bunu vadetmiş. Sen kimsin? O yüzden, gözünmeyi, meydan değil. Utan meydan. Bu noktada utancımız yok, meydan değil, zerşeyimizde. Her şeyimizde meydan değil. Rabbim, herkese hidayet eylesin. Kendi camaline döndürsün. Cemaalinden ayırmasın. Sen öyle zikrullah hayret, öyle tövbe, öyle nefsini yerlere vur. Cenab-ı Hak senede Cemaalıyla müjdelesin. Bunu mu saklıcan sonra o Cemaalıyla Cemaalinden o aşkın dağda asına düşen. O aşkın perdesine düşen, her tarafı aşk olur.
Neresini gizlicekleresini saklıcak.
Saklıcak gizlicek bir şeyimiz yok. Cemaaline vustat olduğu sen yürü Cemaal senin meydan senin. Sen Allah aşksan, seni saklıcak bir şey yok. Sen Allah aşksan, senin gizlicek bir şey yok. Sen Allah aşksan Allah senin kalbine ilmildin verdiyse takşaksan ne zaten. Neresi yapıyorsun sen? Dolu küptaşar. Boş destin hesini taşacak. Barda, dolar sataşar. Dolmasa taşarmı taşmaz. O zaman bardak taşnıza. İçinde ne varsa o taşar. Senin kalbine tesli gibi olsun.
Senin kalbine kümk gibi olsun. Senin kalbine ryalib olsun. O kalbine Allah aşkı var ise Allah aşkına anlatacak. Allah aşkına anlatacak. Sana Allah hernede. Allah’ın sevmeyenle açacak. Allah aşkına olmayan açacak. Allah zikretmeyenle açacak. Allah’ın yolunda gitmeyenle açacak sana. Başkanle anlatacak. Destidenin varsa, sizin te dolar. Biz de sizin te yok. Biz de taşı yok, fırat ne gibi. Kabül etmiyor sizin teyir. Taşacaksa Allah aşkı taşak insan da. Mal sevgisi değil.
Onun bunun sevgisi değil. Allah sevgisi olacak. O kimseden Allah sevgisi varsa, onun saklıcak bir şey yok. Onun gizleyecek bir şey yok. O yüzden utanıp neden can çekişelim? Utan mı yoruz? Yaşadayızsa yaşadık. İster otraftan yaşalım. İster bu taraftan yaşalım. İster bir hatuna aşık olalım. İster bir adama aşık olalım. İster sallaha açık olalım. İki senden de utanmayız. Evet. Aşık olalım. Utanmayız. Azredi bir öyle demiş. Aşıklık, ister. O cihetten olsun.
İster bu cihetten olsun. Delildir bize demiş. Aşıklık, delildir. Delildir. O yüzden, utanmayız. O yüzden Allah muhafaza elisin. Ve bu saadıklığımızdan da bu saadıklığımızdan utanmayız. Bu aşıklığımızdan utanmayız. Bu haravattığımızdan utanmayız. Bu suvilemizden utanmayız. Bu düşkün müdden utanmayız. Bu vakarlığımızdan utanmayız. Yeter ki Allah elimizden tutmuş olsun. O yüzden Rabbim bizlere kendine dost olan kullarından ailesin. Rabbim böyle hani hadişer itta var ya. Saçuba şıda’nın dost toprak içinde ve kapılardan geri çevirlerine can insan vardır ki Allah’dına yemin etse Allah yeminine yerine getiri.
Müslüm rivayet etmiş. Allah cummese
böylelerinden ailesin. Biz de öyle sufi, öyle kendine aşık, öyle kendine dost saylesin ki azımızdan çıkanı canabak iş raidsin. Duallarımızı kabul ailesin. Töybelerimizi kabul ailesin. Zikrullahlarımızı kabul ailesin. Bizlere kendi emanını aldığı kullarından ailesin. Katından lütfen tıkullarından ailesin. Katından ikram etti. Katından rızıklandırdı. Katından ilmillediğini ileşistediği kullarından ailesin. Nereden Müslüm anlara zulmeden haksız davranan var ise hepsinin de hidayetim mümkün ise hidayet ailesin. Hidayetim mümkün deysepsinde kahrba reşan ailesin. Markanlarını altı stelesin.
Güçlerine altı stelesin. Onların bir gözlerini kör ailesin. İbrahim Tahl’e mi cinem dünyada da hem başarında onları körlerden ailesin. Erfâti Hama’a selavat. Amin. Haklarınızı helal edin. Bizler yanada helal olsun. Bir mikrohom verilmiş ahâfilleri bakalım. Evet. Buyur hem normalde kim? Yaht sen tanıt ya delikanlı tanıtsın. Hadi mücaht sen tanıt ya da sen tanıt. Hadi mücaht sen tanıt. Şehaptullah Efendiyonu Tahlistan’dan geliyon. Markçı Bendi. Terekatında İsmette bir Oda İstanda Rusya’da.
Ali Efendiyonu İngus İstanda’nın geliyon da Çeçen İstanda’nın hemen yanında yine Rusya’ya bağlı bir Cumhuriyet. Burada İstanda’nın üversitesinde hizmet etiyor talebeler’e var. Şehimiz azıvırt denizliyaret’e gelmek istediler. Hemen de bir donları, acızane getirdik. Ampusen alar olsun. Allah sizi devizide şehimizin soğurasından dergi andana imasını inşallah. Bir selamlama yap senin tanıyor herkes ne burada. Dağ Ristanda, Kalka’ya’dan İkvanlardan, kardeşlerden çok salamlarla söyleriz. Şahı Ekmitel. Başka nitti? Eyvam. Allah razı olsun. Haklarını zellareti.
Eyvallah. Var Nazlısı. Bir sahafirler alın. Tamam tamam. Tamam inşallah. Sen ma’yi izlesinler. Tamam. Biz o videolar da görürsünüz böyle hani koşturarak tansikrullah yapanlar var ya. İşte ingoşistden gelen onlar. Az önce videolarını gösterdi. Dedim, hayranın bansıza. Atmış kilometre zıza çıkıyorlarmış koşarlarken. Allah izin verirse gittim, ziyaret edeceğim. İnşallah Allah’tan bir şey gelmezse az önce içeride biraz sohbet ettik dedim. Hayranın bansı. Ben uzun zamanla, o zikrullah izliyorum. Internette. Cenab-ı Hak ocağına denk ettirdi bize.
Ben izliyorum. Diyordum, ki kendini kendim. Ya bunlarla bir tanışmak lazım. Bir
görüşmek lazım. Onu sona. Anadedim, bunlarla tanışmalı kitmeli dedim oraya. Nefesimiz yetmez benim yetmez ama dedim orada koşmalı böyle dedim. Ne güzel koşuyorlar böyle. Ağen kicersinde. Az önce on da öğrendim. Cenab-ı Hak ocağına az egidenler kendi koşuyorlar. Böyle zikrullah yapı yap. Kadir oldu aynı tarikattanmış. Geçenlerde kadir olun da böyle bir şeyini izledim. Videosun izledim. O da zikrullah yap. Onun evinde de oluyor mu zikrullah. O yüzden bu in güçten gelen efendi orada da onun evinde de oluyor mu?
Aynı zikrullah koşuyorlar. Elhamdillah. Henneme de iki saat üç saat yapıyorlar mu? Evet. Bize ayes öyle dedi. İki saat iki saat iki üç saat üç saat sikrullah yapıyorlar dedi. Ben gitsen pert olur mu orada? Ben gideceğim kenarda duracağım. Koşa bildim yaraya kadar koşacağım. Deceğim ki ben ben ben kenarda imminu uzana bize. O mu öyle koşuyorlar Elhamdillah. Bir görürseniz öyle instagram’da falan. Onlara beyeğini yapın. Çünkü ayaktaiken, yatarken, anlılsın ha.
O dururken Allah’ı çok caz zikredim. Zikrullahim, böyle işte şu şekilde olacak diye bir şey yok. Koşaarken, nasılla hele hele, ola, ola, ola, ola, ola, ola. Koşuyorlar böyle. Bu teşem benim kanın kaynıyor böyle kabırıyorum. Bir yon ki gitmeli koşmalı orada diyor mu ben? Ya da sizin mi koşuttur sana acaba ya? Ama bir gideyim orada onun bir terbiyesin alayım lütfen. Oradan gideyim bir nasıl koşuluyor. Ne yapıyorlar bir öğreneyim inşallah.
Ondan sonra gelelim burada koşalım artık. Kapalı sıp oradan da. Sıp oradan da. İnşallah. Hep beraber karakoldeyi sana. Karakollarda almaz. Bizi kapalı da ben başlarlar. Bir şey alma. İfledalma. Ne yapıyorsunuz Allah’ız yikredi yok. Dicekler ki ya, ne angıta çıkaldırsa, ikisi dörtanız alpında. Ne aykır, bir topluluk sonuz, deyecekler. Efendim, Allah’ı. Ama devin doğru bak ya, cahfer Allah razı olsun ya. Revel artladım bak şimdi. Kapalı sıp oradan da hep beraber koşuyor.
Beş bin kişinin koştuğunu düşün ya.
Tamam resmi davet edelim, çeye ben diyordum. Tamam sıkıntı yok. Resmi olarak davet edelim biz şeye ben diyelim. Gerisini ağırlarız burada. Tamam. Hiç gerisin burada gece gündüz. Sema var bizler. Tamam. En sonunda bir sürüreceğiz. Ne yazdığımızı hareketi bir tırk geldin. Komple. Sürceklerin bir adada yok. Önceden varmış. Sürmüşler. Allah’ı yiyesini inşallah. Gencek koşacağız inşallah. İnşallah. En inşallah. Efendim gilla ya. Değil. Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım?
Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, Değil, De
İlgili Sohbetler
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.