V tam. Allah varlıkları yaratmadan önce. Aman. Kendi kendini müşahade ediyor nasıl anlamalıyız. Bizler düşüncelerden ibaret miyiz tek varlıkta yok veya hiçiz hiçbir yoken o var. Allah. V sahabeler gelirler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerine sorarlar. Ya. Resulallah hiçbir yokken varidi ve. Allah neredeydi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri de. Allah amada idi der. Ama idi demez amada. Tabii amayı siz gözleri görmeyen kimse olarak nitelendiriyor mesela amayı bu amayı müfessirler bulutumsu bir bulutumsu bir olarak nitelendirmiştir. Aslında
bu hiçbir yok iken. Allah’ın nerede var olduğu. Bu meselenin içeriğinden uzak bir soru ama insan aklı. Normal şartlarda. Allah’ı bir mekan tayin etmeye çalışır. Biz. İman. Kemale ermediği müddetçe bir tarafımızdan hep. Allah’a mekan izafe etmeye çalışacağız. Oysa bu manada. Allah. Mekansız dır. Allah’ın bir mekanı yoktur bu mekansızlık demek bizim. Normalde bilim aklımıza bilim aklımıza vurulmuş bir sınırdır zat olarak biz onun nerede nasıl olduğunu düşünemeyiz. Çünkü. Cenâb-ı. Hak ayetti kerimede o idrakin üstündedir der. Allah idrakin üstündedir
düşüncenin üstündedir aklın üstündedir zat olarak da sıfat olarak da aklın üstündedir ben onu. B insanlar anlasınlar diye zat ve sıfat ayrımı yapmışız ama o zat sıfat olarak da insanların düşüncesinden idrakinde yüksektedir bu manada haz. Musa onu. Görmek istediğinde. C Cenâb-ı. Hak ona der ki buna dayanamazsın. Hatta tecelliyat da dayanamamış. Musa aleyhisselam. Sen bu dağa bak dediğinde dağa bakar. Allah sıfatıyla oraya tecelli eder. sıfatıyla dağa tecelli edince. Musa. Aleyhisselam ve yanındakiler bayılırlar bu manada. Allah zat ve
sıfat noktasında. Akli melekelerin üzerinde bir şeir. Allah. Mümin kulunun kalbine tecelli eder. Mümin kulunun kalbine tecelli ederken. Cenâb-ı. Hak sıfat olarak tecelli eder sıfatları olarak tecelli eder diyeceksiniz ki zatı sıfatından ayrı mı değil aynı mı değil. Eğer birisi. Allah benim gönlüme zat olarak tecelli et derse. Teknik olarak kendi kendisini aldatmış olur ama. Cenabı. Hakk’ın sıfatını kendisi deir. Allah’ın bas sıfatı bana tecelli etti demez hiç kimse. Allah tecelli etti der hiç kimse. Allah’ın. Kudret sıfatı tecelli etti
demez. Allah tecelli. Eter der bu konuyu bu mevzuyu anlatırken. O yüzden. Allah sıfatlarıyla tecelli eder ama biz onun sıfatlarıyla tecelliyatı zatından ayrı olarak görmeyiz ama. sakın böyle konuşurken zatıyla tecelli etmiş gibi algılanmasın. Çünkü. Allah. Celle. Celalühü herhangi bir şekilden. Şemal herhangi bir anlayıştan uzaktır onun içine haf edilmesi mümkün değildir herhangi bir yönden herhangi bir. Mekandan uzaktır onun üzerine herhangi bir fikir yürütmekte haramdır. O yüzden. Allah hiçbir şeyi yaratmazdın evvel de idi. Ve bu varlığı şöyle algılayabiliriz
düşünceden idrakten uzak bir varlık ve bunu düşünmeye çalışmak nasıl vard nasıl bu noktada nerede duruyordu. Demek bizi şüpheye götür şeytanın vesvesesi. Allah muhaz. Eyin bizim inanç olarak iman olarak akıl olarak anlatabileceğimiz bir değildir algılayabilir miyiz bunu idrak edebilir miyiz bu manada. Allah’ın sıfatları noktasında. Cenabı. Hakk’ın müsaade ettiği kadar idrak ederiz müsaade ettiği kadar ama sıfatının tecelliyatı dahi anlatırken hata ederiz. Bu sadece bir. insanın. Gönül keşfiyle elde edebileceği bir bilgidir. Gönül keşfiyle. Allah o keşfe erenlerden eylesin
inşâallah ölmeden önce ölmek midir tasavvuf demiş tasavvuf. Evet ölmeden önce ölmektir bir vei ama bununla nitelendirir bu tam bir açıklama olmaz tasavvuf. Her şeyden önce birinci derecede. Allah’ın emirlerine sımsıkı yapmaktır farzları yerine getirmektir ün merhale nedir. Allah’ı sevmektir işte. Allah’ı sevmekte kilitlenir tasavvuf ama bu demek değildir ki bir kimse farzları yerine getirmeyecek nafilelerle. Allah’a yaklaşmaya direkt. Allah’ı sevecek farzları yerine getirecek nafilelerle. Allah’a yaklaşacak ve. Allah’ı sevecek bir kimse nafilelerle. Allah’a yaklaşırken ölmeden önce ölümü tadar ölmeden
önce ölüm tecelliyat girecek kimse muhakkak ki farzları yerine getirecek farzları yerine getirmeyen bir kimsenin nafilelerle. Allah’a yaklaşmayan bir kimsenin ölmeden önce ölünüz hadis-i şerifinin tecelliyat. Mazar olması mümkün değildir ve bu ölmeden önce ölünüzü bir nefsi noktası vardır bir de seyri süle alakalı ruh noktası vardır nefsi noktası vardır o kimse ölümü. Yaşar ve. Her nefis meratib. Dee bir ölüm. Yaşar ve. Her nefis meratib dinin içinde giderken kendi nefis perdelerinin içinde de ayrı ayrı ölümler yaşar bu nefisle
mücadelenin sonucudur nefisle mücadelenin tecelliyatı dır. Ama şunu. Unutmayın ki bu tasavvufta yol alm tasavvufta yol almak için yeterli değildir öbür tarafta da kalbi olarak bir yol gidilmesi gerekir ve o da seyri. Sülü durur seyri sülük noktasında giderken. Bunları bunları bir kısımları ayırt etmemiş ayırt etmeden ikisinin içerisinde. Cem etmiş nefis merati içerisine nefsi. Mut gelenin. Ser sülukun da başlatmış ve birbirinin içine katmış birbirinin. içine kataraktan yürütmüş 4 makama gelen bir kimse de aynı zamanda sey sülukun 1
makamını başlatmış 5e geçtiğinde sey sülukun ikincisini başlatmış 6ya geçtiğinde sey sülukun üncüsü başlatmış 7ye geçtiğinde de nefis meratibi olarak seun. Son. Hali olan 4 halini gibi yapmış ve tasnif ederken de hepsini bir şeyin içerisinde tasnif etmiş ama meselenin iyi anlaşılması için meselenin iyi öğrenilmesi için nefisle mücadelenin veya nefis merati ile kalbin meratip aynı olmadığını izah etmek noktasında ayırt ediyoruz yoksa yolu birbirinden ayırt etmek halleri birbirinden ayırt etmek noktasında değil şunu unutmayın nefisle mücadelede nefsi mutmainneye gelmeyen
bir kimsenin seri sülukun da başlaması mümkün değil bir kimse enmar deyken bir kısım sapık ehli tasavvuf gibi biz emmarede olan bir kimsenin seyri sülukun da. olabileceğine inanmayız ve olmaz da çünkü hiçbir doğruya gidiş yanlış da olmaz. Hidayet yolu yanlışlarla yürümez. Hidayet yolu haramlarla gidilmez. Hidayet yolu sapıklıklar la örülmez o yol apaçık bir yoldur o yol. Kur’an ve sünnetin nurlu hükmüyle hükümlere o yol. Allah’ın marifetullah ilmiyle elimlen yanlış da doğru bulunmaz doğruymuş gibi görünse dahi geri döner
o hiçbir yanlış insanı doğruya götürmez hiçbir haram insanı. Allah’a vasıl etmez hiçbir günahı keba insanı. Allah’la dost etmez bı keba dost olunmaz kalbindeki çıfıt la kalbindeki günahi. Kebair le kalbindeki. Kin ile. Nefret ile kalbindeki buuz ile kalbindeki yanlış inanışlarla sapık inanışlarla marifetullah vasıl olamazsınız tasavvufun içinde yürüyemezsiniz muhakkak ki hem akide olarak inanışın hem de ameli olarak davranışlarınız hem de kalbi olarak. Allah’a yakınlaş. yakınlaşmanız. Kur’an ve sünnetin noktasında. Resulullah. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin çizdiği. Muhammedi
bir yolda olması gerekir. Resulullah. Sallallahu. Aley ve sell. Hazretleri beni. Allah terbiye etti ve ne güzel terbiye etti diyorsa. Biz. Muhammed. Mustafa’nın terbiye sistemine uymak onun peşinden gitmek zorundayız ve. Muhammed. Mustafa. Sallallahu. Aleyhi ve. Sellem. Hazretleri hiçbir haram ile hiçbir şifanın olmayacağını beyan etmiştir o zaman kalbimize. Şifa arıyorsak o zaman içimize. Şifa arıyorsak batınım. Şifa arıyorsak muhakkak ki. Yol gidişimiz. Kur’an ve. Sünnet içerisinde ve. Helal dairede olmalı ve. Muhammedi. Mustafa’yı terbiye eden. Allah onu neyle terbiye
ettiğine bakarız neyle terbiye etti. Onu zikirle terbiye etti. Onu tövbeyle terbiye etti. Onu. Kur’an’la terbiye etti. Kur’an’ın içindeki hükümlerle terbiye etti ve onu sünnetiyle süsledi. Resulullah. Sallallahu. Aley ve sellem. Hazretlerinin sünneti. Allah’ın sünnetidir. Allah. Muhammed. Mustafa’yı kendi sünnetiyle süsledi zinetleri. Kur’an’la onun üzerinden bütün insanlığa. Hidayet yolu açtı. Kur’an’la bütün insanlığa. Neyi nasıl hükm gereğini öğretti. Kur’an’la bütün insanlığın doğru yolda nasıl yürümesi gerektiğini emretti işte tasavvuf bu. Dost doğru yoldur. Kur’an’ın hükümleri. Muhammed. Mustafa’nın sünnetiyle sünnetmi kenarları
belli kenarları belli bir yoldur kenarları belli yol dedim. Ne insanların nerelerde harama düşeceği nerelerde sapıklığa düşeceğini enm miştir. O caddenin kenarı bellidir ve kenarı belli olan caddenin içerisinde yürümektir tasavvur kenarı belli o yüzden bir kimse ölmeden önce ölümü tadabilmek için ve o hali yakalayabilmesi için kenarı belli olan yolun hükümlerine. RAM olması gerekir kıymetli. Kardeşler ölmeden önce ölünüzü son hali insanların içerisinde insanların içerisinde. yaşayıp sadece ve sadece. Allah’ı gözetmek sadece ve sadece hukuku gözetmek sadece ve sadece.
Hakkı gözetmek sadece ve sadece. Allah bu noktadaki duruşunu göz etmektir yoksa ölmeden önce ölünüz hadisi şerifinin sırrına. Vakıf olmak için yaşarken kabre girmek değildir ölmeden önce ölünüz hadis-i şerifinin sırrına ermek için gidip günlük taput içinde bir saat yatmak değildir ölmeden önce ölünüz hadis-i şerifini. Teyar olmak için evine 5 metre bez alıp ben kefenime sarındım kefenim üzerinde ölüme hazırım demek değildir bunları geçmiş tasavvuf kitaplarında okuyabilirsiniz ölmeden önce ölünüzü yaşamak istiyorsanız insanların içerisinde inss zar verir mi ölü
etrafına zarar verir mi ancak ne zaman zarar verir kokarsa zarar verir gel kardeş kokma. Karsan insanlar senden tiskin neden dedi. Muhammedi. Mustafa. Bana dünyanızdan. Güzel. koku sevdirildi güzel koku. Allah’ın kokusudur güzel koku güzel ahlakın kokusudur insanlar işini gidip güzel kokularla kokula algıladı sünnetin zahiri öyleydi gitti en güzel kokuları sürün siz o sizin vücudunuzdan çıkan necis kokuları. Önler ve vücudunuzdan sizin güzel kopman sağlar. Doğru mudur. Her cevap doğrudur ama asıl koku sizin ağzınızdan çıkar asıl koku sizin
gözünüzden çıkar asıl koku sizin elinizden ayağınızdan çıkar orasını güzel kokutmak için kalbi güzel kokması gerekir kalbin güzel kokması için farzların üzerinde titizlikle durmak ister kalbin güzel kokması için nafilelerle. Allah’a yaklaşmak ister kalbin güzel kopması için. Allah’ı zikirle kalbin pür. Pak olmak olması ister ve o kalpte. Allah’ın nurunun tecelliyatı ister. Eğer kalbinizde. Allah’ın nuru tecelli ettiyse o zaman sizde korku yok kötü koku da. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında korkan. Allah’tan başka şeylerden korkanlar kötü kokular çıkarlar.
Allah’tan başka şeyi sevenler kötü kokular çıkarırlar. Allah’tan başka bir şeye gözünü dikenler kötü kokular çıkarırlar. Allah’ın hükmüyle hükümlere kötü kokular çıkar. Sen. Muhammed. Mustafa’nın o haliyle hallen kalbinde güzel kokular olsun güzel kokulu olabilmen için kalbinin. Cennet bahçesinde olması gerekir. Cennet miskler miski gibi korkar. Cennet kadar güzel kokan bir yoktur. Çünkü. Allah cenneti en güzel şekilde süslemiştir cennetin kokusu kokusundan küçücük bir zerre küçücük bir zerre dünyaya yayılsa. Dünyanın içine düşse dünyada necis koku diye bir bulamazsınız düşünün
kalbinizin. Cennet kal nasıl cennet bahçesi olur. Allah’ın zikriyle cennet bahçesi olur. Ne dedi. Muhammed. Mustafa s ve. Hazretleri. Siz dünyadayken. Cennet bahçelerine ınız. Ya. Resulallah dünyada cennet bahçesi var mı. Evet. var neresi ya resulallah zikir halakal. Siz zikir halalar giderseniz. Cennet kokusuyla kulanırız yarına giderseniz. Cennet nimetiyle nimetlere kokar mı. Cennet nimetiyle nimetlerin. Ağzı kötü kokar mı burnu kötü kokar mı. Gözü kötü kokar mı. Cennet nimetiyle nimetlere ölmeden önce ölünüzü sırrının bir vees böyledir gel kardeş ölmeden
önce öl. Sen elinle bile bile etrafına zarar verme elinle bile bile dilinle bile bile etrafına zarar verme ayağınla bile bile etrafına zarar verme gözünle bile bile etrafına zarar verme harama bakma şehvetle bakma gözünü dikme. Mümin kardeşine. Kaşlarını çarpma zulmeder. Cine zalimce sert bakma. Müminin mümine sert bakması dahi haramdır. Müminin mümine sert bakması dahi haramdır bakışıyla. Onu terbiye etmesi dahi haramdır sen senin gözünde. Şefkat olsun. Merhamet olsun senin gözünde. şehvet olmasın senin gözünde zalimlik olmasın ya. Merhamet
olsun kalbinde. Merhamet var ise gözünde. Merhamet olacak kalbinde. Şefkat var ise gözünde. Şefkat olacak ve kalbinde. Eğer ki senin şehvet var ise gözünde şehvet olacak gözünle duvarları yıkacaksın perdeleri yıkacaksın asıl edep bu edebini muhafaza et gözünle şehvetle bakma hiçbir tarafa ölmeden önce öl ölünün şehveti olur mu ölünün harama el uzatması dil uzatması olur mu ölmeden önce öl ölünün bir. Maliki kendi üzerinde bu benim dediği bir var mı ölünün sahipleneceğim bir mı ölünün tapusu mu var ölünün
arabası mı var ölünün parası mı var ölünün malı mülkü mü var ölünün. Nesi var kı kıymetli kardeş edebiyatı güzel ölmeden önce ölünüz edebiyatı güzel biz onun sırrına. Vakıf olduk o hale. ulaştık demenin edebiyatı güzel demiş ya hani mal sahibi hani mülk sahibi hani bunun ilk sahibi. Evet edebiyat olarak çok tatlı o zaman öm önce ölünüz insanların içerisinde yaşayıp arkadaşlarının dostlarının içerisinde yaşayıp onlara zarar vermemektir bu işin zemin zemini şu anda insanların muhtaç olduğu insanlığın muhtaç olduğu.
Hangimiz yüreğimizi başımız dakın rahat bir şekilde açabiliyoruz ki hangimiz kalbimizde başımız çok rahat bir şekilde açabiliyoruz ki hangimiz hangi kardeş in merhem yarasına merhem sürebiliyor ki hangimiz hangimize kalbimizi yüreğimizi gönlümüzü evimizi malımızı mülkümüz açabiliyoruz ki ölmeden önce ölünüz hırstan hırstan geri tutun kendinizi ölmeden önce ölünüz insanların elindekilere göz dikmeyin. Ölmeden. Önce ölünüz. Senin kendi marinde tasarrufunda olan şeyleri dahi kendinden görme kendinden görme senin görme kendinin görme. O senin. değil her. Neyin var ise bırakıp gideceksin bu
dünyada her. Neyin var ise o zaman gelin ölmeden önce ölünü sırrına. Vakıf olmak için. Bakın bu anlattığım tasavvufi manada sül noktasında. Bu benim diye sarıldığınız se süte yürüyeceksen senin olmadığını göreceğim ve senin elinden uçup gittiğini de göreceğim ya gel şimdiden elinden uçup gitmeden benim olarak görme uyanık ol. Bu benim diye. Sarıldığın eğer se sü yolunda gideceksen tekrar söylüyorum senden alınca eğer o yolun derinliğine gitmek istiyorsan gel alınmadan onu kendin görme uyanık ol ölmeden önce ölümü sırrına
kavuşmak için zikr kalbinizde. Allah’ın zikrullah’ı yerleşsin o sırra. Ulaştığınız resmidir kalbiniz. Muhammed. Mustafa’nın kalbinin içine girdiyse o sırra ulaşıyorsunuz zikrullah’a hiçbir düşünme sohbette hiçbir düşünmü semada hiçbir düşünme ibadet halindeyken hiçbir. düşünme bunun öğretisinin başlangıcı üstadın kalbinin içine girmektir orası. Engin yerdir öğretinin başlangıcıdır bunu kendi adımıza söylemekten haya ederiz bunu. Üstadımız bize böyle talim ettirirdi bunu böyle söylemek daha uygundur bunun ikinci merhalesi. Muhammed. Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin kalbine. R etmektir buraya. Esma gerekir aslında ama.
Kardeşler bunu. Samimiyetimle söylüyorum. Allah beni şan ve şatafattan korusun bunu rabıta edebilirsiniz zaten bu kapının aralanması sizi. Allah’ı ve üstadımızın sevgiyle olacak bu kapının aralanması. Allah’ın hukukuna saygı. Muhammedi. Mustafa’nın edebiyle edlen onun sünnetiyle sünnetler üstadın çizgisinde gitmekle olacaktır. Aman. Gelin. Bunu sadece zikrullah’a yaymayın bunu. Günlük hayatınıza da y ve her an o nurlu o sırlı. O Esrarlı kalbin içerisine girmeye çalışın. O sırlı. O Esrarlı yola o. Esrarı o. sırlı kapıdan girmeye çalışın haliniz ahvaliniz değiştiğini göreceksiniz
o hal tasavvufun özü hükmündedir artık o. Sufi o yolcu üstadın kalbine girmeye başladığında lazım olan ilim lazım olan bilgi lazım olan. Esrarlı. Hikmet ona verilecektir. Sen edeple zikrullahın devam et sakın. Zikrullah halini değiştirme bu işin. Esrarı. Zikrullah bu. İşin sırrı. Zikrullah. Allah’ı zikretmektir. Muhammed. Mustafa. Sallallahu. Aley ve sellem. Hazretleri. Allah beni terbiye. Etti derken zikrullah’a atıfta bulunur oradaki terbiyenin. Büyük bir kısmı. Allah’ın zikirdir. Çünkü. Allah’ın zikir en büyük iştir ve. Muhammed. Mustafa’nın kalbi bir an olsun.
Allah’ın zikirden uzak durmamıştır bir an olsun onun kalbine bir an olsun şeytan tecelli etmemiştir. Onun kalbi mahremdir. Onun kalbi bütün dünyada yaratılmış olan kainatta yaratılmış olan her ne var ise. Hepsinden. de. Esrarlı hepsinden sırlı hepsinden hikmetli bir kalptir. Çünkü o kalpte. Allah tecelli etmiştir ve tecelliyatı daimdir daim ve. Allah’ın afiyeti daimdir. Allah’ın bilgisi ilmi daimdir. Allah’ın sırrı hikmeti hakimliği daimdir. Allah’ın veliliğin daimdir ve onun kalbine olan tecelliyatı da daimdir o yüzden kendine. Felah bulacak bir kapı
arıyorsan. O kapıya doğru yönel kendine kurtuluşa götürmek istiyorsan kendini o. Muhammed. Mustafa’nın terbiyesiyle terbiyelenir zikret ve insanların hiçbirisine zarar verme ve etrafına iyilikle muamelede bulun ve etrafına iyilikle nasihat et ve etrafına güneş gibi ol aydınlatmaya çalış ve etrafındaki insanlara toprak gibi ol tevazulu. Ol böbürlenme yükseklenmiş eyy zannetme kendini sakla kendini gizle kendinin namaz kıldığını dahi etrafa söyleme lüksün yok. Nafile ibadetlerini meydana çıkarma yaptığın. Hayır. Hasenat söyleme bir fakiri. doyurdu isan insanlara bunu. Duyurma bir kimsenin üzerine
bir gömlek aldıysan insanlara bunu. Duyurma insanların bir kuruş borcuna yardım ettiysen bunu etrafına. Duyurma insanlara bir hayır. Hasenat ettiysen bunun dığını yapma ölü gibi ol ve kendi benliğini unut. Senin üzerinden bir hayır olduysa onu. Allah yaptı bunu senin üzerine yaptı diye. Allah’a. Şükran borçlusun. Allah’a yalvar ve gözyaşı dök de ki ya. Rabbi benim üzerimden. Sen doyurdun bir açı benim üzerimden. Sen giydirdin bir yoksulu benim üzerimden. Sen okşadın onun başını benim üzerimden bir. Dula. Sen yardım ettin.
Bir kimsesizin kimsesi sen oldun benim üzerimden ve beni bu işte kullandığın için sana. Hamdu. Sena ederim de. Allah sevdiklerinin üzerinden bunu yapar oradan anla ki. Allah seni seviyor. Allah sevdiklerine bu. nimetleri verir oradan anla ki. Allah seni seviyor deme. Allah beni seviyor mu sevmiyor diye kendi haline bak. Allah’ın seni sevdiğini gör ve git. Sessiz. Sessiz bir kenarda. Ağla ve git geceleri kalk. Allah’a. Hamdu. Sena et. Ya. Rabbi beni bu halde sen tuttun der eğer zikrullah’a geldiysen.
Allah seni sevdi. Allah sana. Merhamet etti. Allah sana afiyet verdi. Allah sana lütfetti ikram etti seni. Cennet bahçesine koydu aman kendine. Burada dikkat et burada gaflete düşme ve. Allah’a. Hamdu et. Allah’a. Hamdü. Sena et de ki beni. Cennet bahçesine gönderdin. Cennet bahçesini vesile ettin. Cennet bahçesinde nimetlere ölenler cennetlik iseler öldüklerinde kabirleri cennet bahçesi olur ölen insan cennetse o kimsenin hesabı kitabı görülür cennete konulur ve sen. Cennet bahçesinde tasavvufun. tam ortasındasın ve cennet bahçesinde. Allah’ın fazının keremin
tam ortasındasın ve cennet bahçesinde. Allah’ın ikramının tam ortasındasın ve cennette sorgu sual yok y yiyebildiğin kadar burada kabını doldur doldurabildi kadar burada. Allah’ı zikret doya doya içini. Sere. Sere. Aman kalbini burada başka bir şeylerle meşgul etme birinin sarığı birinin takkesi birinin batması birinin çıkması. Seni ilgilendirmesi birinin günahı birinin kusuru birinin hatası birinin yanlışı seni ilgilendirmesi. Sen. Cennet nimetlerini de burada kucağını doldurmaya çalış ve. Allah cennet halkına tecelli eder. Allah. Cehennem halkın ell etmez. Allah cennet halkına
kendini gösterir. Allah. Cehennem halkına bu noktada güzel sıfatlarıyla güzel haliyle bütün halleri sıfatları güzeldir. Tövbe estağfurullah ya rabbim beni affeylesin. İnşallah. Cennet halkına gazabıyla tecelli etmez. Onun gadabı da güzeldir o. gazabıyla o kahrıyla. Cehennem halkına tecelli eder. Ne büyük korkun ve ne büyük korkudur ama. Cennet halkına öyle tecelli etmez o zaman ölmeden önce ölünün sırrına. Vakıf olmak isteyenler bu. Halle hallenmek isteyenler dünyadayken dünyadayken. Cennet bahçelerine yürüyecekler ne zikir alakaları. Kardeşler zikir halaların uğramayan insanlar cehenneme uğrayacaklar.
Eğer dünyadayken zikir halakas uğramadı isan. Eğer dünyadayken. Zikrullah la bir bağın. Olmadıysa bütün korkum bütün sıkıntın bütün içimdeki velin sebebi bu bir mümin kardeşimiz neden gitsin cehennemde yanın cayır cayır neden cehenneme uğrasın gel kardeş dünyadayken aklını başını topla gel senin derinleşiyor ben senin ne olacağını ne olmuşun istemiyorum ama biz halasından geç ve. Allah’ın orada bulunanları affettim hitabına. Nail ol o halakaya oturanların cümlesini affettim bu hitaba. Nail ol ölmeden. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti önce. Ölürüz
ölürüz nasıl öleceğiz nasıl öleceğiz. Allah’ı zikretmeyen. Allah’a isyan eden insandır. Allah’ı az zikredenleri. Cenâb-ı. Hak kur’an-ı keriminde münafıklık alameti olarak görürken. Hatta münafıklar. Allah’ı az. Zikreder diye tehdit ederken. Allah bizi. O az zikredenlerden eylemesin. Amin gücümüz yetmez. Allah ilham etsin ikram etsin ihsan etsin zikriyle dilimizi gönlümüzü ruhumuzu şenlendirin inşâallah. Amin zikriyle kalbimizi zenginleştirin. İnşallah. Amin zikriyle. Bütün hallerimizi hsin. İnşallah amin. Zikrullah dilimize. Gönlümüze kalbimize vücudumuza sırrımı ruhumuza tecelli etsin inşâallah amin ve kardeşler her. Nerede olursanız
olun hangi tarikata giderseniz gidin hangi şeyhe yolunuz varırsa varsın hangi cemaate giderseniz gidin hangi cemaatten cemaat alırsanız cemaat anın. Ama şu kıymetli vakitlerinizi saatlerinizi dakikalarını. Allah’ın zikriyle geçirin. Hani. Hazret-i Ömer efendimizin oğlu. Abdullah’a demiş. Muhammed. Mustafa. Sallallahu. Aleyhi ve. Sellem. Hazretleri demiş. Senin çokça oruç tuttuğunu geceleri namaz kılıp ağladığını bilmiyorum zannetme nasıl peygamber ümmetinin gece haline de gündüz haline de. Vakıf o gün. Vakıf bugün. Vakıf. Değil mi o gün ümmetinin gece namaz kılıp ağladığına. Vakıf olan
ve sabahına bir peygamber bugün sizin gözyaşlarınız uzak mı zannediyorsunuz. Bugün gece kalkıp namaz kılsan ondan haberi olmayacağını mı düşünüyorsunuz ve diyor ki. Hazret-i Ömer efendimizin oğlu. Abdullah’a gece namaz kılıp ağladığın haber. Gündüz oruç tuttuğunuz tuttuğundan haberim var ama bu da olabilir manasında ayın başında ortasında sonunda da diyor tutabilirsin oruç ağır gelirse zor gelirse buradan zayıf ümmetlerine buranı ümmetlerine bir mesaj veriyor buradan ahir zaman ümmetlerine bir mesaj veriyor. Diyor ki ey ümmeti muhammed nesiniz. Zor. gelebilir ağır
gelebilir ama. Ben isterim ki başında ortasında sonunda da oruç tutun. Çünkü. Allah nurun. Nura eklenmesi ister. Allah’ın adetullah dır namazları beş vakit ve vakitlerinin ölçülü ve sınırlı olması ve namazların ölçülü ve sınırlı olması ve namazların zamana yayılması bı ibadetlerin belirli senenin belirli zamanlarında belirli günlerde belirli dakika ve saatlerine ayrılması. Allah’ın nurunu birbirine ekleme adetullah andır. Gel sen de. Allah’ın adetullah uy sen de kendine bu manada. Allah’ın adetullah uymak noktasında bir adetullah koy de ki. Ya. Rabbi
senin nurunu nuruna eklemek istiyorum ben günlük virdimi çekiyorum. Bugün sabah virdimi çektim. Yarın sabah da çekeceğim. İnşallah. Allah o birinin nurunu öbür birinin nuruna eklesin. De ki ben perşembe günleri derse gidiyorum. Cuma günleri derse gidiyorum. Pazartesi. günden. Zikrullah alakasına gidiyorum. Aman sakın ha. Kendine bir gün tespit et o gün ne olursa olsun o. Zikrullah alakasına git otur. Allah’ın nurunun uruna ekle. Bu ne gün senin için uygun. Perşembe. Aman. Perşembe günü bir. Zikrullah alakasına otur işini aşını
eşini evini barkını her şeyini ona göre ayarla ve bundan seni alıkoyan bir olmasın bundan seni alıkoyan bir olmasın. Buna dikkat et bundan senin hiçbir alıkoymasın beş vakit namazını kıl. Buna dikkat et bundan. Seni hiçbir alık koymasın. Ama pazartesi. Perşembe. Ama ayın başında ortasında sonunda. Ama ayın 14’ünde 15’inde 16’sında sakın. Hiç olmazsa ayda ü gün oruç tut ü gün. Hiç olmazsa daha fazlas. Pazartesi. Perşembe tut ama muhakkak o günlerde orucunu tut ve. Allah’ın nurunu nuruna. ekle ölmeden
önce ölünüz ölünün olmaz ölünün nefsine uyması olmaz nefsine uyma nefsine uyduğun her an senin sapıklığa. Düt sırra ih. Sakın kendini günahların içine daldırma kendini vefasızlık daldırma kendini nefrete daldırma kendinin ikine daldırma sakın. Allah sana. Yeter. Allah sana kafi. Allah senin velin. Allah senin vasin. Allah var kendi benliğini bırak kendi kibrini. Bırak kendini beğenmeyi bırak kendi yüksekliğini bırak. Allah var. Kendini savunmayı. Bile bırak. Allah var susu veren. Ya. Rabbi sahibim sensin de dünya geçecek bitecek kimsesizlerin. Allah
sahipsiz gibi görünenlerin sahibi. Allah kimsesi yokmuş gibi görünenlerin. Allah sen kendini ona sev. Sen kendini ona yasla. Sen kendini ona dayandıran dayanan bir şeyi eksik olmaz ne dedi. Yakup’a. Hey. Yakup. Yusuf. Yusuf diye bu kadar ağladın. gözlerini kaybettin. Eğer bir kez. Allah deyim benim için ağlasaydın. Yusuf’u senin gözünün önüne getir ü bunu. Muhammedi. Mustafa’nın sırrıyla söyledi. Muhammed. Mustafa’nın diliyle söyledi. Muhammed. Mustafa’nın haliyle yaka. O yüzden. Yakup dua etti. Dedi ki. Ya. Rabbi o ahir zamanda gelecek
olan. Muhammed. Mustafa’nın. H beni uyandırdın noktada bu hatadan aldın. Allah dedi de koku duyu verdi halini görü verdi gözünün önünde ve hatasını anladı ve. Allah’a tövbe etmeye başladı ve. Muhammed. Mustafa’nın ruhaniyetinden istimdat istedi. Muhammed. Mustafa’nın halinden şefaat istedi. Muhammedi. Mustafa’nın dilinden dua istedi. Muhammedi. Mustafa’yı kendine vesile etti vahın onun şefaatına onun himmetine onun ruhaniyetine onun istidadına inanmayan inanmasın. Evet. Allah de ona yaslar o her şeye yeter tasavvuf da. D de ahlak da imandır bu. Allah her
şeye kafidir. Allah. Zalimlere de yar. Allah zulmedenlere de yeter. Allah kafirlere de yeter. Allah müşriklere de yeter. Allah her şeye. Eter güç kuvvet. Kudret azamet onun elinde. Sen. Ona yasl. O zaman işini de. Eşini de aşını da o halledecek ne dedi peygamberin. Muhammed. Mustafa. Sallallahu. Aleyhi ve. Sellem. Ya. Rabbi işimi de aşımı da sana hava işimi de. Nefsimi de sana havale ettim ded işimi de. Nefsimi de sen kendini ona bırak sen kendini ona bırak bu ne
demek iradeyi bırak demek değil. Onun hükmüne bırak onun rızasına bırak onun sıfatına bırak onun kokusuna bırak onun zikrine. B onun ahlakına bırak onun haliyle hallenen nefsine uyma ölmeden önce ölünüz kendinizin üzerinde bir olduğunu görme de ki. senin üzerinden bir tecelli ediyorsa. Allah’ındır de kendini görme sana da bir geliyorsa de ki. Allah’tan geldi görme ahen. Mustan adnan’dan. Hüseyin çavuştan. Allah’tan geldi. Ne dedi yiyen. Abdullah’a. Hazret-i Abdullah’ın oğluna. Pardon. Hazret-i Abbas’ın oğlu. Abdullah’a ne dedi. Ey. Yavrucuğum iyi
dinle. Bütün insanlar sana kötülük yapmak isteseler. Allah müsaade etmedikçe sana kötülük yapamazlar ve bütün insanlar sana iyilik yapmak istese. Allah her şeye gücü yeter. Allah’ın hukukuyla hukuklu korusun bir dileyeceğin de. Allah’tan dile bir isteyeceğin der. Allah’tan ister ve. Hazret-i Ebubekir efendimiz devesini çökertir düşen kırbacını almak için dediler. Ya. Emir müminin sana alır verirdik dedi ki biz. Muhammed. Mustafa’ya özel. Ak yaptık. Söz verdik dedik ki hiç kimseden hiçbir istememeye. Allah’a. Söz verdik yardım eden. Allah. derdine derman
olacak olan. Allah unutma o derı yaratmadan der yatmaz o rahatlığı yaratmadan sıkıntıyı yaratmaz o şifayı yaratmadan hastalığı unutma o günahı yaratmazdın önce de tövbeyi yarattı gafletini yaratmazdın önce. Zikri yarattı. O zaman ona yasla ölmeden önce ölümüzü sırlı. Allah cümlemizi o sırra nail eyle bu. Önümüzdeki. Mevlüt kandilinde saat 100’de. Yukarıdaki. Karabaş. Veli tekkesinde bayanlara özel. Sadece özel mevlut kandili programı vardır kandil’e bayan kardeşlere duyurulur. İnşallah tabii. Erkekler de bundan haberi olsunlar hanımları eşleri çocukları için inşâallah o
gün bayan kardeşlerin orada kandil programı olacak. Hakkınızı helal edin bu soruları e geçtiğim soruları kıymetsiz gördüğümden dolayı değil vaktimizin az olduğundan dolayı. Fatiha ş. Amin efendimize ruhlarına. Hedik vası ve. Sedar eyle ya rabbi ya rabbi eyle. Ya. Rabbi fatlar himmetler şaat üzerimizde. Nesip eyleme. Ya. Rabbi ebir. Sıddık. Ömer far. Osman. Ali mur rah efendimizi evl. Resulullah. Resulullah. Şuheda. Resulullah. Ashabı. Resulullah ruhlarına. İmamı. Azam. Ebu. Hanife imamı. Şafi. İmam. Malik imamı hammel. Hazretlerinin ruhlarına ayrı ayrı h
b vear eyle ya. Rabbin eyle ya. Rabb feat himmetler şaat gizden eyleme. Ya. Rabbi. Fatiha. Amin ahamed hacıı ha ruhlarına ayrı ayrı. Hedik. V ve. Ya. Rabb ya ş üzerler ekik eyleme. Ya. Rab. Fatiha. Amin geçmiş. Mürşidi kamillerin velilerin evliyaların dervişlerin müminlerin ruhlarına şeyhimiz. Üstadımız cananımız. Efendi ha ruhlarına. Mehdi. Resulün ruh ferine yaşayan. Mürşid kamillerin velilerin evliyaların dervişlerin müminlerin rine tur kimiz gelmiş geçmiş. Osman alden gelmiş geçmiş akraba katımızdan gelmiş geçmişlerin ruhlarına. Ruhan ayrı. ay. Hedik.
Vas ve. Sedar eyle ya. Rabb ya eyle ya. Rabb fatlar himmetler şalını üzerimizden esik eyleme. Ya. Rabbi. Amin. Estağfurullah estağfurullah estağfirullahelazim. İlahe u. Elay şeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm ilahe illallah illallah. Muhammed resah. Rabbin. İlgili Sohbetler 447. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 328. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 217. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla
Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.