Açılış Duası Selâmün aleyküm. Allah gecenize hayırlı eylesin; hayırlarınızı, yıllarınızı ve ömürlerinizi hayırlı eylesin. Rabbimiz, hakkı hak bilip hakka sarılan, bâtılı bâtıl bilip bâtıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanların kanına, namusuna, şerefine ve haysiyetine tecavüz ediliyor ise Cenâb-ı Hak intikamını alsın. İsrail’i ve destekçilerini yerle yeksan eylesin. Allah’ın Varlığının Delilleri: Âfâk ve Enfüs Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır: “Biz onlara hem âfâkta (dış dünyada) hem de kendi nefislerinde (iç âlemlerinde) âyetlerimizi göstereceğiz; ta ki onun hak olduğu
kendilerine açıkça belli olsun.” [1] Allah Teâlâ bütün insanlara hem iç âlemde hem de dış âlemde kendi varlığının delillerini göstermektedir. Böyle olunca bir kimsenin Allah’ın varlığını inkâr etmesi mümkün değildir. Gökten İnen Rızık: Maddî ve Mânevî İkinci âyet-i kerîmede “Gökten rızık indiren O’dur” [2] buyrulmaktadır. Zâhirî olarak gökten yağmur, kar, güneş enerjisi iner ve toprak bitkileri bitirir. Nahl sûresinde de “Gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü dirilten Allah’tır” [3] buyrulmaktadır. Ancak rızık sadece maddî değildir; mânevî rızık da semâdan
iner. Nitekim Zâriyât sûresinde “Rızkınız da, size vaad olunan şey de göktedir” [4] buyrulmaktadır. Cenâb-ı Hak âyetlerini sergilemiş, rızkı kendi üzerine almış; kula düşen ise Allah’ı zikretmektir. Münîb: Allah’a Yönelenler Üçüncü âyet-i kerîmede “Allah’a yönelenlerden başka kimse düşünüp öğüt almaz” [5] buyrulmaktadır. Burada geçen “münîb” kelimesi; iman eden, ibadet eden, zikreden, istiğfar eden, tövbe ve dua ederek Allah’a yönelen kimse anlamında kullanılmaktadır. O hâlde kula düşen şey, Allah’ı tanımak, bilmek, zikretmek ve bu yolda yürümektir. Zikrullahın Fazileti: Zekât ve Cihaddan
Üstün Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sahâbe-i kirâma hitaben şöyle buyurmuştur: “Size amellerinizin en hayırlısını, Melikiniz katında en temizini, derecelerinizi en çok yükseltenini, altın ve gümüş infak etmekten daha hayırlısını, düşmanlarınızla karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan ve onların sizin boynunuzu vurmasından daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’ı zikretmektir.” [6] Bu hadîs-i şerîf, zikrullahın bütün ibadetlerin özü ve en faziletlisi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Namaz, zekât, oruç, hac ve cihadın hepsi Allah’a yaklaşmak içindir. Ancak bütün bu ibadetlerin içindeki ruh ve öz,
zikrullahtır. Nitekim Cenâb-ı Hak, namaz hakkında da “Beni anmak (zikretmek) için namaz kıl” [7] buyurmuştur. Tevhîde Davet ve Zikirsiz Hayatın Hesabı Her Müslüman, bulunduğu alanda insanları tevhîde ve Allah’ın zikrine davet etmekle mükelleftir. İslâm, tevhîd merkezlidir ve mü’min olarak tevhîdi kendimize merkez alıp o merkezin etrafında dönmekle mükellefiz. Zikirsiz bir hayat, zikirsiz bir gün, zikirsiz bir gece hesabı verilecek bir şeydir. Günümüz, ayımız, yılımız ve ömrümüz zikrullah ile geçmek zorundadır. Bu zikir ister bilfiil (açıkça yapılan) olsun, ister kalbî olsun,
ister sırrî olsun, ister rûhî olsun; bütün hâllerde insanda tecellî etmesi gerekir. Cenâb-ı Hak, Ankebût sûresinde “Sana vahyolunan Kitab’ı oku ve namazı dosdoğru kıl. Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ın zikri ise en büyüktür” [8] buyurarak zikrin namazdan bile büyük olduğunu beyan etmiştir. Münafıkların Zikre Karşı Tutumu Münafıklar hem zikrullaha hem de zikreden kimselere karşıdır. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de münafıkları tarif ederken “Münafıklar Allah’ı pek az zikrederler” [9] buyurmuştur. Bir kimse “Namaz da zikirdir” diyerek ayrıca zikrullaha itiraz
ediyorsa bu münafıklık alâmetidir. Namazın zikir olduğunu herkes bilir; ancak Cenâb-ı Hak zikri ayrıca emretmiştir: “Ey iman edenler! Allah’ı çok zikredin.” [10] Bu âyet, namazdan ayrı olarak zikrin de yapılması gerektiğini açıkça göstermektedir. Kaynaklar [1] Fussilet Sûresi, 41/53. [2] Mü’min (Gâfir) Sûresi, 40/13. [3] Nahl Sûresi, 16/65. [4] Zâriyât Sûresi, 51/22. [5] Mü’min (Gâfir) Sûresi, 40/13. [6] Tirmizî, Daavât , 6; İbn Mâce, Edeb , 53. Ebû’d-Derdâ (radıyallahu anh) rivayeti. [7] Tâ-Hâ Sûresi, 20/14. [8] Ankebût Sûresi, 29/45. [9] Nisâ
Sûresi, 4/142. [10] Ahzâb Sûresi, 33/41.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=neEHcz0UVjE