Dergah Sohbetleri Serisi

716. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


>> Ecmeyin. >> Sohbet hazırladım. İnşallah o gelinceye kadar soruya cevap verelim hemen. Aylık ödemelerim ve bazı işlerim için banka hesabımda miktarı değişkenlik gösteren para bulundurmam gerekiyor. Darül Harp’te müminin kafir ile arasında faize müsaade edildiği fetva doğrultusunda bu paraya faiz işletmek ve gelirini dağıtmak istiyorum. tedbiren, tahmini kazancını vermek istiyorum. Fark etmeden ana parama faiz bulaşırsa haram işlemiş olur muyum? Normalde İmam-ı Azam’ın bu konuda kesin fetvası var. İmam Muhammed de bu fetvayı devam ettirmiş. Serasi de devam ettirmiş.

Hanefi fıkhının en önemli eee şahsiyetleri bunlar. O yüzden Hazreti Mekul hadisin üzerinden yürüyerekten darül harpte harbi ile müminin arasında faiz yoktur demiş. O yüzden esnaflar bankayla iş yapanlar bankada bir miktar para bulunduruyorlar. İşte çek ödemesi için, senet ödemesi için, havale yapmak için bunlarla alakalı e faiz işleterekten eee koyacaklar. Bakın kendileri koyacaklar. Diyecekler ki bu para boşta durmayacak. Bunun günlük faizse günlük faiz işletilecek diyecekler ki banka oradan çok fazla kar etmesin. Öbür türlü banka daha fazla kar

ediyor. Bka edince siz faiz sistemini desteklemiş oluyorsunuz. Mesela diyelim ki eee ay sonu çekleri var. O kimsenin 5 milyar ödemesi var. 5 milyar ödeme işte 23 gün içinde 34 gün içinde çekler tahsili olacak oldukça o kimse çeklerinin karşılığı olan nakiti orada bulunduruyor. Normalde günlük faiz işlettireceksiniz ona. Bu böyle fetva veren olmayabilir size. Bunu böyle konuşan da olmaz. Eğer onu günlük işletmezseniz siz o sistemin paranızı çünkü faizle satıyor. Sizin paranızı faizle satınca normalde daha fazla bir kar

etmiş oluyor. Ve ülkede normalde eee ülkede genel olarak en fazla kar eden işletmelerin başında bankalar geliyor. O yüzden orada olan eee hani paralarınıza faiz çalıştıracaksınız. Allah’ım hayır versin inşâallah. >> Bu tabii darül Harf fıkıhına göre. O yüzden ha Türkiye’nin Darül Harp olduğuna dair fetvayı da normalde Süleyman Demiral bile verdi Türkiye’nin Darül Harp olduğuna dair. O yüzden birisi de darül islam diyemez zaten. Darül İslam derse suç işlemiş olur. Allah hayır versin inşâallah. Yine zikir sohbetlerine devam ediyoruz

inşâallah. Bu akşamki eee nasihatimiz Allah izin verirse inşâallah Taha suresi 33 ve 34. Ama sen 29’dan itibaren oku. >> Dur. >> Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. Vecalni veziram min ehli Haruni. Üşdüdü bihi. Veşik emri keyebeke kra inneke künte bina Sadakallahim. Taha suresi 29’dan 35’e kadar. Ama asıl konumuz 33 ve 34. Musa Aleyhisselam’ın peygamberlik vazifesi ile alakalı Cenabı Hak Musa Aleyhisselam’a peygamberlik vazifesini tebliğ edince Musa Aleyhisselam’ın Cenabı Hak’tan dua ediyor. Bir isteği var. İsteği şu: “Bir de ailemden

birini bana vezir yap. kardeşim Harun’u. Onunla beni güçlendir. Vazifemde onu bana ortak et ki seni çokça tespih edelim ve seni çokça zikredelim. Şüphesiz ki sen bizi çok iyi görüyorsun. ayetten önce de Hazreti Musa Aleyhisselam’ın dili biraz pertekimsi. Ondan önce de benim dilimi aç diye şeyi var. Şimdi tabii burada eee aslında bu ayet-i kerimelere farklı yönlerden bakıp farklı şeyler de çıkarmak mümkün. Yani Musa Aleyhisselam’ın kendisine bir yardımcı, kardeşinin yardımcı tayin edilmesi peygamberliğinin zayıflığından değil. peygamberlik vazifesine leke

de değil veyahut da aynı şekilde Hzreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin eee dini tebliğ etmek için Kureyşlğında kim benim halifem olacak, kim benim naibim olacak dediğinde normalde herkesin susması Hazreti Ali efendimizin o zaman henüz daha 13-14 yaşlarında çocuk yaştı. onun kalkıp ben ya Resulallah demesi yani bir peygamberin peygamberliğine bu onun bir leke değil, bir zayıflık değil, bir herhangi bir noksanlık değil. O yüzden mesela bir eee bunlar böyle dinin içerisinde oturmuş, yerleşmiş şeyler. O yüzden bir

üstadın da, bir velinin de, bir şeyhin de, bir mürşid-i kamilin de etrafında kendisine bu çalışmalar noktasında yardımcı olacak kimleri seçmesi gibi. Bu da gayet normal doğal. Ve onunla beni güçlendir. Yani Harun’u istiyor. Harunla beni güçlendir diyor. Ve benim vazifemde onu ortak et. Yani beni bu vazifede ben yalnız kalmayayım. eee ki seni çokça tespih edelim ve seni çokça zikredelim. Şüphesiz ki sen bizi iyi görüyorsun. Musa Aleyhisselam tabii çok böyle eee şedit bir eee sınavın içinde, imtihanın içerisinde.

Çünkü karşısında ilahlık besleyen bir firavun var. Karşısında ilahlık besleyen bir firavun olunca Hazret-i Musa o çünkü bela, musibet, sıkıntı veya oradaki e düşman çok güçlü kocaman bir firav sistem var. Ve o firavuni sistem yeni bir sistem değil. Kemikleşmiş, kırtışmış, yılların içerisine dayanan bir sistem. Ve Musa Aleyhisselam o sistemle mücadele edecek. O sistemle yakaça olacak. O yüzden diyor ki, “Benim dilimi aç, dilimi kuvvetlendir. Harunla bana güç ver.” Ondan sonra diyor ki, “Bu vazifede onu da ortak et.”

Yani onun da üzerine bir sorumluluk var. Velakin Musa Aleyhisselam’ın duasını Cenabı Hak kabul ediyor. Harun’u da ne yapıyor? Peygamber olarak görevlendiriyor. Burada en bizi ilgilendiren tabii bütün ayetleri ilgilendiriyor da bu gecenin konusuyla alakalı. Böylece böylece seni bol bol tesbih edelim. Böyle bakınca tabii normalde işte bu üç duanın sonucu hani üç tane dua var dil. Ondan sonra işte kardeşi Harun normalde eee bu üç tane dua bir de hani onu diyor normalde ailenden birisini vazifeli et bir de

onu ortak kıl. Böyle olunca üç dua kabul edilmiş oluyor. Ve normalde eee bunun neticesinde Musa Aleyhisselam’ın söylediği şey şu ki eee senin layık olmadığın tespit o. Çünkü o senin layık olmadığın fiillerden ve sıfatlardan tenzih edelim ki bu fiil ve sıfatlarının arasında çünkü firavun ilahlık iddiası var. Asıl en büyük sıkıntı bu. Firavun’un ilahlık iddiası var. Bakın bütün peygamberler firavunluk iddiası firavunların üzerine, Nemrutların üzerine, ilahlık iddiasında bulunanların üzerine karşısına peygamberler gelmiştir. Çünkü bir sistem var. O sistem ilahlık

tesin ilahlık iddia ediyor. O ilahlık iddia eden sistemin karşılığında peygamberler gönderiliyor. Ve düşünebiliyor musunuz? 360 kusur tane put var şeyde Kabe’nin içerisinde 360 kusur put var. Her kabilenin kendince bir putu var Kabe’nin içerisinde. Yani bu ne demek biliyor musunuz? 360 tane din var. 360 tane dinin 360 tane putu var Kabe’nin içerisinde ve 360 din sahibi 360 din sahibi Kabe’ye gelip tavaf ediyorlar. Kabe’ye gelip ibadet ediyorlar. Bakın 360 tane. Yaklaşık şu anda araştırmacılara göre dünya üzerinde 4.000in

üzerinde din var. Yani bu eee Birleşmiş Milletler’in Inesco’nun araştırması enteresan bir şey. 4.000’in üzerinde din var dünya üzerinde. 4.000’in üzerinde. Şimdi dünden beri böyle işte haberleri izliyorum. Yılbaşı, yılbaşı, yılbaşı dünya dinini kurdular. Şeytan dünya ortak dininin ortak ibadet ve bayram günü yılbaşı ya bu. Çünkü Hristiyanlıkla, Yahudilikle alakalı değil. Müslümanlıkla da alakalı değil bu. Yani işte bir gidiyorsunuz Uzakdoğuya. Uzakdoğu ne Müslüman, ne Hristiyan, ne Yahudi, kimisi Budist, kimisi ilahlı, kimisi ilhassız, kimisi Hindu, kimisi ine tapıyor, kimisi

budaya tapıyor, kimisi Çin mesela şeyi yok. Dinsiz ama var. Dünya dini her tarafa hakim oldu. Yani bir firavunu dünya bir dünya üzerinde firavuni bir sistem var. O firavun sistemi, bayramı yılbaşı oldu. Hristiyanı da, Yahudisi de, Müslümanı da nerede olursa olsun bir bakıyorsunuz Şam. Şam’da yılbaşı kutlanıyor. Mısır’da yılbaşı kutlanıyor. Ürdün’de mesela yılbaşı kutlamak haramdır demiş birisi. Tutuklamışlar. Suudi Arabistan’da yılbaşı kutlanıyor. Yani bütün e Afrika ülkelerinde yılbaşı kutlanıyor. Yılbaşı kutlanmayan ülke kalmadı. Her yerde bir yılbaşı kutlaması var.

Bu dünya global sistemin dini nin bayramı bu. Bu böyle artık eee şey Hristiyanlıktan da çıktı bu iş. Hristiyanlar normalde ayın 25’inde 26’sında Noel yapıyorlar. Ne diyorlar onlar? Krismis mi diyorlar? Öyle bir şey diyorlar. Krismis diyorlar. 25’inde 26’sında. Yılbaşı ayrı mesela. Şimdi eee o zaman karşıda kocaman bir Firavuni bir güç var. Onun karşısına çıkacak olan Musa Aleyhisselam çok güçlü bir düşmanla karşı karşıya çıkacak. Cenâb-ı Hak’tan dua ediyor. Üç tane üç şey istiyor ki biz diyor seni dost

doğru tesbih edelim. Ve aynı zamanda da zikirle alakalı çok çok kesiren kesira diyor. Çok çok zikredelim. Şimdi böyle olunca normalde tabii bir zorba bir yönetim, zorba bir sistem var. O zorba yönetimle, zorba sistemle savaşacak Musa. Ama bütün peygamberler böyle zorba yönetimlerle, zorba sistemlerle savaşmışlardır, mücadele etmişlerdir. Ve o zorba yönetimlerin, zorba sistemlerin dayattıkları bir de din vardır. O dayattıkları dinle mücadele etmişler. Bu tabii böyle eee kolay bir şey değil. Tabii Musa Aleyhisselam o zorluğun farkında. O zorluğun

farkında olduğu için işte dilinin açılmasını istiyor. Kalbinin genişlemesini istiyor. Harun’un bu noktada kendisine yardımcı olmasını istiyor ki normalde seni daha iyi tesbih edelim diyor. O zaman tesbihi bize hep şey olarak anlatıyorlar değil mi? Allah’ı yüceltmek olarak anlatıyorlar. Biz tesbihe baktığımızda normal klasik din öğreticileri bize diyorlar ki tespih Allah’ı yüceltmek, yüksekte tutmak. Aslında normalde Allah’ı yüceltmekten önce asıl tesbih Allah’ı eksikliklerden, noksan sıfatlardan bu noktada tenzih etmektir. Bu tesbihi biz yaparız. Yani bizde Allah’la alakalı bizde bir algı

mevcuttur. O aklımızın algısıdır. O zaman tespih bizdeki, bizim algımızdaki Allah üzerindeki noksan sıfatlardan temizlememiz lazımdır. Bu akılla alakalıdır. Bu noksan sıfatlar bizdeki eee çarpık öğretiyile alakalıdır. Noksan sıfatlar. O zaman tesbihin özü Cenabı Hak’ı noksan sıfatlardan tenzih etmektir. Asıl eee yüceltme o zaman başlar. Eğer biz noksan sıfatlardan Cenabı Hak’ı tenzih edersek kendi iç dünyamızda, kendi aklımızı bu konuda temizlersek o zaman tenzih noktasına eee ermiş oluruz. Yani tenzihle teşbih eee böyle kol kola yan yana veya saatin o

sallanınki gibi tenzih teşbih tarif ederim ya. O normalde o zaman bizim algı dünyamızdaki Allah’la alakalı her türlü teşbihi, Allah’la alakalı her türlü noksan sıfatları bizim akıl dairemizde aklı temizleyerekten bunu eee halletmemiz lazım. Öyle olunca normalde eee Cenabı Hak’a yakıştırmış olduğumuz her türlü yanlış tasavvurdan yani eskiler bunu tasavvur der. Düşünce demezler. Eskiler tasavvur der. Tasavvurun içerisinde düşünce de vardır. Düşüncenin içerisinde tasavvur yoktur. Tasavvur daha geniş bir dairedir. Ama onu Türkçeye çevirince biz düşünce olarak nitelendiriyoruz. Biz onu

hadi öyle nitelendirelim. Yine o zaman normalde Cenabı Hak’a ne kadar bizim üzerinde yakıştırdığımız yanlışlık, yanlış ve eksik düşünce var ise aklımızı önce bunlardan temizlememiz lazım. Yani Allah’la alakalı bizim aklımızın ürettiği bütün tasavvurları kenara itmemiz gerekiyor. Ve normalde bunu tesbihi bu manada aklın arınması olarak görelim. Çünkü önce ayet-i kerimede tesbih edelim diyor, zikredelim demiyor. Aye-i kerime sıralamasında tesbihten sonra zikir var. O zaman siz önce bir akıl temizliği, tasavvur temizliğini halledeceğiz. Yani bizim Allah üzerinde kendimizce, kendi heva

ve hevesimizden, kendi nefsimizden veyahut da bizim çarpık fikrimizden, ilmimizden dolayı Allah üzerindeki eksik, noksan, yanlış tasavvurlardan kurtulacağız. Ve böyle olunca o zaman eee biz tesbihten eee tesbihten tevhide geçeceğiz. Yani zikrullah’ın özü olan, zikrullah’ın hası olan o zaman tevhide geçeceğiz. Şimdi sübhanallah demek mizanı doldurur. Sübhanallah hadis-i şerif bu. Sübhanallah ne demek? Cenâb-ı Hak’ı her türlü noksan sıfatlardan arındırmaktır. Dikkat edin. Sübhanallah demek Allah’ı yüceltmek değildir. Allahu ekber demek Allah’ı yüceltmektir. Ama sübhanallah demek Allah’ı eksikliklerden ve noksanlıklardan bizim

kendi dairemizde arındırmaktır. 716. Mustafa Özbağ Efendi – Sohbet Notları Yani bizim akıl olarak, fikir olarak, düşünce olarak bunlardan arındırmamızdır. Yoksa sübhanallah’ı biz eğer dil ile söylemiş olsak, evet dil ile sübhanallah dedik ve sübhanallah demek mizanı doldurur. Hadiste sabit. Eyvallah çok güzel. Ama normalde bu dilin sübhanallah demesi oldu. O zaman biz aklımızla da sübhanallah diyeceğiz ki bütün eksik ve noksanlıklardan Cenabı Hak’ı tenzih edelim. Bu akıl temizliğini, bizim akıl temizliğini bizim bu noktada işletmemiz lazım. Devreye sokmamız lazım.

Yani bütün teşbihi kafamızdan silip atmamız lazım. Zaman zaman hani dervişler belirli bir noktada yürürlerken bu teşbihe düşebilirler. Ben bunu böyle aktarırken hep derim ki teşbihe düştüğün anda tenzihi koy ortaya. Hiçbir sıfat senin tasavvur ettiğin gibi değildir. Hiçbir sıfat yani bir sıfatın nasıl, nerede, ne şekilde tecelli edeceği Allah’a aittir. Sen o esnandaki tecelliyâtı görebilirsin. O esnadaki tecelliyâta vakıf olabilirsin. Ama şu sıfata münhasır oldu demen o sende kalıcı kalır. aklının kirlenmesi olur. Allah muhafaza >> O yüzden o

kimse eee tesbih etmeye ulaştığında artık kendi heva ve hevesinin, kendi nefsinin dayatmalarından veyahut da etraftan aldığı kirli bilgilerden kurtulmuş olur. Çünkü etraftan aldığı doğmatik bilgiler, etraftan aldığı Allah’la alakalı hani eee dayatılan bilgiler o kimseyi ne yazık ki saf, temiz bir tevhide ulaştırmaz. O kimse Allah’ı zikreder, Allah’ı zikreder ama o temiz bir noktada değildir. Çünkü daha onun aklı nedir? aklı kirlidir. Allah muhafaza eylesin. >> İşte o tesbihten sonra, o tenzihten sonra o kimsenin zikrullah’ı gelir ki artık

ortak ortalık temizlenmiştir. Ortalık ayrıklardan ayıklanmıştır. Ortalık temiz bir hale gelmiştir. O temiz bir hale gelince o kimse Allah’ı çok zikretmeye başlar ki o temiz bir hale gelince öbür ayet-i kerime de tecelli edecek. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Bakarada geçen o tecelli edecek. Öyle olunca ve seni çokça zikredelim. O zaman o zikrullah artık o kimsenin dil ile olan zikrullah’tan çıkmış olacak. Çünkü kalp onun her türlü noksanlıklardan, eksikliklerden akıl olarak normalde temizlendi. Artık kalbin üzerinde zikrullah

tecelli edecek ve normalde artık kalp unutmayacak onu. Zikrullah çünkü unutmaya mütealliktir. unutursa hatırlar o kimse. Ama o zikrullah dilden kalbe yerleşirse artık o kimse Allah’ı unutmaz hale gelir ki kalbi zikrullah budur. O yüzden bu noktada artık eee öyle bir noktaya gelir ki hatta eee kul her daim Allah’ı zikirle haşır neşir olur. Bunu da kendisinden görmez bir derviş, bir sufi der ki, “O beni unutmuyor hiç. O beni zikrettiği için ben onu zikrediyorum” der. Ve o öyle olunca

normalde tabii işte bir de ayet-i kerimede çokça vurgusu var. Kesiren kesir çok çok Allah’ı zikredin. Neden bir sefer söylemiyor? Halbuki tenzihte çokça demedi. Bakın tenzihte çokça demedi. Zikrullah’ta çokça dedi. Çünkü tenzih o kimse aklı temizledi. Görev bitti. Ardından çokça zikrullah edecek. O yüzden normalde tespih bilgi bir açıdan baktığımızda o yüzden ama normalde çokça zikir bir hal bakın tespih bilgi aklın temizlenmesi. Ama çokça zikir dediğinizde o hale geliyor. Zikir dilde. Zikir dilde olunca söz oldu. Zikir kalbe

tecelli etti. Sözden hale geçti. Eee kalpten sıra doğru yürüdü. Zikrullah sır oldu. Halluha tecelli etti. Zikrullah hayret oldu. Bu kalbi tecelliyâtlar. Dilde kaldı söz oldu. Kalbe indi hal oldu. Sırra ulaştı zikrullah sır oldu. E ruha ulaştı. Hayret oldu o kimse artık hayretten hayrete geçti. Çokça zikir. Çokça zikir. Bakın çokça tenzih değil. Çokça teşbih değil. Çokça zikir. Öyle olunca o artık böyle o zaman meseleyi toparlayacak olursak tesph eee aklı temizlemek ve Cenabı noksan sıfatlardan tenzih etmek. Zikir

kalbi uyandırmak. Zikir kalbi uyandırmak ve aynı zamanda zikir Allah’a yakınlık peyda etmek. Zikrin o kimsedeki tecelliyâtıyla tenzihin tecelliyâtı farklı. Bazen tenzih etmek de zikir derler. Amen zikir tenzih etmek değildir. Tenzih zikrin içindedir. Tenzih zikrin içindedir ama zikir tenzihin içerisine girmez. O yüzden tenzih öyle bir noktaya gelir. O kimsede Cenabı Hak’a kalbi olarak bir yakınlik olur. Ardından o kalpte öyle durmaz. O zaman zikrullah sırra geçer. Onun yakinliği sır olur. Orasını ayrı bir zamanda açacağım inşâallah. Sır halini.

O normalde sırdan ruhun noktasına geçer. Zikrullah ruhi olur. Ruhi olunca da o kimsede hayret olur. O her daim o zaman hayretten hayrete, hayret perdesinden hayret perdesine geçer ki artık o kimdeki o mesele o kimsede oturmuştur, yerleşmiştir. Yani bu o hale gelen bir kimse artık her anda, her dem herkeste farklı tecelli edebir burası. O artık tabiri caizse hani ben sensiz olamam noktasına getirir insanı. dervişi, sufi. Allah bizi onlardan eylesin. >> Bunun tenzih bir kimsede ve eee zikir

ikisi birleşmesi gerekir. İkisi birleşince o kimsede normalde Allah bizi affetsin hem artık o kimse haddini biliyordur. Hem de o kimse artık manevi olarak gideceği yolu biliyordur. O kimsede ikisi de birleşti artık. Hem tenzih hem de zikir veya tesbih bu noktada birleşti. Birleşince o kimse yolunu buldu. O yüzden normalde o hani Allah’ı zikreden bir kimsenin artık kendince kendi benliği de kalmaz. Ve normalde onun her haline eee biraz tabirimi hoş görün. Buraya yazdığım gibi söyleyeyim. Her haline hak

yerleşir. Onun bu artık eee zirveye doğru yürüyüştür. O zikrullah artık o kimsede iyice yerleşir ve normalde eee burada zikirsiz durmaz demeyeceğim de hani sanki bu sefer zikir ayrı bir perde olmuş olur. O kimse artık eee Allah’tan öyle bir yakinlik ister ki bir perde dahi incecik bir perde dahi olsa ona hasret düşer. O kadar o uzaklığı dahi kaldıramaz. Uzaklığı dahi kaldıramaz. Ama bazı dervişlerde, sufilerde bakın Allah’ı zikretmek bazı dervişlerde ayrı bir perde oluşturabilir. Allah muhafaza eylesin. >>

Buradaki amaç Allah’a yakinliği istemektir. Zikir o yakinliği sağlayan bir haldir, ibadettir. Amaç Allah’a yakınlıktır. Allah bizi >> Bir hadis-i şerifle sohbeti sonlandırıyorum. Abdullah bin Büşür rivayet edildiğine göre ondan rivayet edilmiş. Bir adam, “Ey Allah’ın resulü, İslam’ın nafile ibadetleri bana çok fazla geldi. Bana öyle bir şey söyle ki ona sımsıkı sarılayım” dedi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin cevabı şu: “Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıstlak kalmasına devam et.” Rabbim bizi onlardan eylesin. >> O yüzden normalde Allah’ı

dil ile çokça zikretmek tesbih, tahmit, tehlil, tekbir bütün hepsini de içine alır. Rabbim bizi on o hal ile halledenlerden eylesin. >> Cenâb-ı Hak her daim bizi zikredenlerden >> Her daim tenzih eden kullarından eylesin. >> Amin. Rabbim her daim tövbe eden >> Tövbeleri kabul edilen kullarından >> Maddi manevi sıkıntılarımızı def >> Maddi manevi müşkülatlarımızı hal >> Maddi manevi zorluklarımızı kolaya çevirsin. >> Maddi manevi her türlü bela, musibet, sıkıntı, dert, gam ve kasevetten bizleri uzak eylesin. >> Amin.

Maddi manevi ümmeti Muhammed’e yardım eylesin. >> Ümmeti Muhammed’e ikram eylesin. >> Ümmeti Muhammed’i muhafaza eylesin. >> Ecm. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına >> Cihar yarı güzin efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali Ali Murteza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına >> amin. Haşere-i mübeşşerenin evlad-ı resulullah, zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin 72 şühedanın, şehid-i Kerbela’nın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı

Resulullah hazretlerinin >> İmamız İmam-ı Azam, Ebu Hanife, İmam-ı Şafii, İmam Malik, İmam-ı Hanbel ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediyeledik. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Haberdar eyle ya Rabbi. >> Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i şerife amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet el Rifai, Seyid Ahmet el Bedevi, Seyyid İbrahim Dusseki, Şeyh Ebul Hasen eşşazeli, Şahın Nakşendi Muhammed Bahaddin, Şah-ı

Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şah Hacı Bektaş-i Veli, Şah Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet Muhyiddin Üftade, Veysel Karani Muhyiddin Arabi, Niyaz-ı Misri ve bütün piran efendilerimizin ruhlarında hediyeledik. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Ve zatlarını, himmetlerini, >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife Amin. E ya Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahim Tantavi, Abdurrahim NiNişavi, Elhac elhafız Ebubekir Sıddiki-i Çorumi, Hacı Ali Hayder Efendi, Elhac Çorulu Mustafa Naç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve

bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin >> Amin. Ya Rabbi, bilhassa üstadımız bayındırlı Hacı Mustafa Özbağ beyefendi hazretlerinin ruhaniyetlerine >> amin >> cet ve dadalın ruhaniyetlerine >> yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine >> Turuk Aliye’den akraba talukatlarımızdan geçenler ruhlara da hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Vezaklarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. Ve selamün alel mürselin ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi

mineşşeytanirracim. ve müahirin. Sadakallahim. Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahelim el kerim la ilahe illa hu el hayyel kayyum ve etub ileyh. Estağfirullahelazim. Estağfirullah. Azim ya malikel mülkül kadim. Estağfirullahel azim. Ya malikel mülkün kadfullahelazim. mülkün kadim. Ya malel mülk kadim. Aman ya Rabbi min küllenmin tövbe ya Rabbi estağfirullah aman ya Rabbi min küllü cembin tövbe ya Rabbi estağfirullah tövbe ya Rabbi. Aman ya Rabbi min küllü zemin tövbe ya Rabbi estağfirullah tübdi ilallah ve neheytü kalbi anma sivallah. Estağfirullah td Allahu

kalbi anması Allah tübdil Allah ve kalbi anallah eü billahi mineşşeytanirracim. İnnehu min süleyman ve innehu bismillahirrahmanirrahim. Sadakallahül azim. >> Bismillah. irrahmanirrahim. Ya Rahman ya Rahim. Ya Allah >> ya Rahman. Ya Rahim, ya Allah, ya Rahman, ya Rahim, ya Allah, ya sübhan, ya sultan, ya Allah, >> ya sübhan, ya sultan, Ya sübhan, ya Allah. ya Allah, ya deyan, ya burhan, ya Allah, ya deyan, ya burhan, ya Allah, ya deyan, ya burhan, ya Allah, ya deyyan ya burhan,

Ya Allah, ya Hannan, ya Mennan, ya Allah, ya Hennen, ya Mennen, ya Allah, ya Hennen, ya Mennen, ya Allah, ya Hennen, ya Menden, ya Allah, ya Settar, ya gaffar, Ya Allah, ya settar, ya gaffar, ya Allah, ya settar, ya gaffar, ya Allah, ya settar ya gaffar ya Allah. Settar ismi şerifine inanıyoruz. Günahlarımızı setreyle ya Rabbi. >> Gaffar ismi şerifine inanıyoruz. Günahlarımızı affeyle ya Rabbi. Innallahe ve melaikhü yü al nebi ya eyyüellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu

teslima. Sadakallah azim. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedinin nemi ümmi ve alâ alihi ve sahbihi ve sellim. Allahümme ve ala im euzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahimali zikir fennahu >> la ilahe illallah ilaha illallah. >> Hak muhammeden resulullah. Cemiy mürselin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Elfatiha salavat Allah. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler Bu konuyla ilgili diğer sohbetler:

İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 ​​​​​​​​​​​ , Tekirdağ Kutlu Doğum Sohbeti – 13 Mayıs 2012 , Mesnevi Okuması (2241. Beyitten) 09.08.2025 . Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=jRt4CpUCvsk