>> Özgürlüklerini yitirmiş olan bütün Müslümanlara Cenabı Hak özgürlük nasip >> Ecm. >> 48. Nasihat Mümin suresi ayet 13. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. Vellezi yüriküm ve yünezzil leküm minessem ayatihi ve yünezzil lek miness riz yetekkeru illa men yün. Sadakallahul azim. >> Amin. Mümin suresi ayet 13. Size ayetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren odur. Allah’a yönelenden başkası zikretmez. Yine köken olarak bir zikir geçen ama onu mealcilerin farklı bir şekilde meallendirdiği veya tefsircilerin farklı bir şekilde tefsir ettiği
ayetlerden birisi. Tabii ayetin başlangıcında size ayetlerini gösteren yani Cenabı Hak o zaman ayetleri insanlara gösteriyor ve normalde delillendiriyor. Allah kendi varlığıyla alakalı bütün insanlara delillerini apaçık sunuyor. O yüzden eski tefsirciler, selef alimleri, seleften sonrakiler bunların hepsi de Allah’ın varlığıyla alakalı herhangi bir konuya girmemişler. Çünkü hani bir kimse Allah’ın varlığıyla alakalı inkar ediyorsa, bu konuda varlığını kabul etmiyorsa onların akıllı olmadıklarına hükmetmişler. Yani o kimsede az bir şey akıl olmuş olsa, az bir şey idrak olmuş olsa Allah’ın
varlığı ile alakalı şüpheye düşmez. Allah’ın varlığını kabul eder. Bu hükme varmışlar. Ve Cenabı Hak da bütün insanlara, sadece inananlara değil, bütün insanlara ayetlerini gösteriyor. Ayetlerini açıklıyor. Ve yine Fusulet ayet 53’te bunu böyle ilk eee dervişliğimin başlangıcında melami meşrepli olan Bayındır’daki melamiler bu ayet-i kerimeyi çok söylerler, konuşurlardı. Ehli Sufi bu ayet-i kerimenin üzerinde çok konuşur. Fusulet ayet 53. Kur’an’ın hak olduğu onlar için apaçık ortaya çıkıncaya kadar biz onlara delillerimizi hem dış alemde hem de kendi iç alemlerinde
göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetişmez mi? Şimdi Cenâb-ı Hak o zaman hem dış alem dediğimiz varlık aleminde hem de bizim kendi iç alemimizde Cenâb-ı Hak kendi ayetlerini gösteriyor. Yani hem zahirde hem batında Cenâb-ı Hak kendi ayetlerini, delillerini insanlara gösteriyor. Dışarıdaki delili anladık. Gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu, elimizin tuttuğu, dilimizin tattığı, burnumuzun kokladığı varlıkla alakalı bu. Ama hani eski dilde enfüste ve afakta Cenâb-ı Hak kendisini gösteriyor enfste ve afatta. Biz onlara delillerimizi hem dış alemde hem de
iç alemde onlara göstereceğiz. Yani hem içimizde hem de dışımızda. Bir de burada normalde insanları ayırt etmiyor. Mümindi, münafıktı, kafirdi, mürtetti, Hristiyandı, Yahudiydi. Ayırt etmiyor insanlara diyor. Ve Cenâb-ı Hak bütün insanlara hem iç alemde, enfüste ve afakta kendi varlığının delillerini insanlara gösteriyor. Böyle olunca bir kimsenin Allah’ın varlığını inkar etmesi mümkün değil. O zaman hem dış alemde hem de iç alemde Cenabı Hak kendi varlığıyile alakalı delilleri sunuyor. İkinci ayeti kerime gökten rızık indiren odur. Yani normalde gökten yağmur
yağdıran, kar yağdıran, dolu yağdıran, güneşile ısıtan, güneşten hani belli bir eee enerjinin gelmesi, toprağın böyle bitkileri bitir bitirmesi komple eski yine tefsirciler bunu böyle tefsir etmişler. Ve yine eee Nahl suresi eee 65’te gökten su indirip onunla öldükten sonra yeryüzünde hayat veren Allah’tır. Şüphesiz ki bunu da işiten bir millet için büyük ibret vardır. O zaman normalde bütün eee Zariye suresinde de rızıklar semadadır der. Zariye suresinde de normalde rızıklar semadadır der. Rızıklar semadadır. Ayet-i kerimenin önünde var da
rızıklar semadadır der. O zaman normalde bize asıl rızkı zahir olarak bize rızkı indiren de Allah. Ama bir de işin batini tarafı var. Rızık sadece zahir değil. Çünkü yani bir kimsenin hidayete ulaşması da rızıktır. Bir kimsenin Allah’a yaklanması, yaklaşması da manevi rızıktır. O yüzden senin kalbine gelen ilham da manevi rızıktır. Senin kalbine gelen hikmet manevi rızıktır. Sana hidayetin inmesi manevi rızıktır. Senin normalde seher vakti Allah’ı zikrederken, tevhit çekerken senin kalbine inan veyahut da zikrullah yaparken senin gözünün
önüne serilen manevi haller veyahut halaka-i zikrullah’ta yaşadığı manevi haller de manevi rızıktır. Bunların hepsini normalde biz evet manevi hal, rüya filan bunlarla tarif ederiz ama bunların hepsi de nedir? manevi rızıktır ve bu Cenabı Hak’tan sana gelir. Hadis-i şerifte de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Kim bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediğini öğretir.” der. İmam-ı Hanbel’den bu hadis-i şerif. Yani kim bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediğini öğretir. Bu da manevi rızıktır. Yani sen Allah’a yaslanır, Allah’a
dayanır, onunla olan irtibatını kuvvetlendirirsen sen normalde bildiklerinle de amel edersen Allah senin kalbine bilmediğini sana öğretir. Allah senin gözünün önüne bilmediğini getirir. Allah senin kulağına bilmediğini üfler. kulağına üfler senin. O yüzden sen bildiklerinle amel edersen bilmediklerini Cenâb-ı Hak sana öğretecek. Aye-ti kerimede kim Allah’tan hakkıyla korkarsa Allah ona bilmediklerini öğretir. Der o zaman o kimse Allah’tan hakkıyla korkmak haramlara düşmemektir. O zaman o kimse o zaman ne yapacak? Cenabı Hak ona bilmediklerini öğretecek. Hud suresi. Yeryüzünde hareket eden
hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. Ve yeryüzünde gördüğünüz maddi manevi canlıların hepsinin de rızkı Allah’a aittir. Bu noktada Cenabı Hak rızkı kendi üzerine vacip kılmıştır. Hem manevi rızkı vacip kılmıştır. Hem de maddi rızkı kendi üzerine Cenâb-ı Hak vacip kılmıştır. O zaman manevi rızık olarak kim bana bir adım yaklaşırsa Allah ona 10 adım yaklaşır. Kim 10 adım yaklaşırsa Allah ona 100 adım yaklaşır. Kim ona 100 adım yaklaşırsa, 100 adım yaklaşırsa Allah ona koşarak gelir. O
zaman bu bir maddi manevi rızıkla alakalıdır. Bir kimsenin Allah’a yaklaşması onun maddi manevi rızkına kefildir. E şimdi normalde Allah’ı muhafaza eylesin kimisi de ne yapar? Onları Cenabı Hak der onlara eee bir kimse Allah’ın zikrini terk ederse Allah diyor ona bir geçim darlığı verir. O zaman bir kimse zikretmezse zikirden uzak durursa maddi manevi ona Cenabı Hak bir geçim darlığı verir. Onu rızık rızıkla alakalı demiyor bakın. geçim darlığı verir. O zaman o kimse Allah’tan uzaklaştıkça da bir geçim
darlığı verecek. Allah’a yönelenden başkası da Allah’ı zikretmez. burada Allah’a yönelmesidir. O yüzden normalde Cenabı Hak varlığıyla birliğiyle alakalı delillerini gösterdi. Cenabı Hak hem içsel alemde hem dışsal alemde ayet-i kerimeleri ve kendi bilinmekini insanların önüne attı ve aynı zamanda da insanların bütün rızıkla alakalı şüphelerini, rızıkla alakalı endişelerini Cenabı Hak kendi üzerine aldı. Şimdi bir ayetlerini maddi manevi size açıkladı ve delillendirdi kendisinin var olduğunu. İki ve sizin insanların en fazla burada şüpheye düştüğü, ayağının kaydığı yer rızıkla alakalı.
Ve Cenâb-ı Hak rızkı da dedi ki bana ait rızkınız. Rızkınız da bana ait. O zaman üçüncüsü, 3üncü ayet-i kerimenin 3ünc eee bu komple ayetin 3. maddesine Allah’a yönelenlerden başka bir kimse Allah’ı zikretmez. O zaman normalde burada kula düşecek olan şey Allah’ı zikretmesi, Allah’ı tanıması, Allah’ı bilmesi, bu yolda yürümesi o kimsenin. Çünkü normalde Cenabı Hak üzerine hani kendi üzerinde ayetlerini sergiledi içsel ve dışsal ve rızkı kendi üzerine aldı. Senin yapacak olduğun şey Allah’ı zikretmek. Burada ayet-i kerimede
Allah’a yönelme olarak münip sözü geçer ayet-i kerimede. Müip iman eden, ibadet eden, zikreden, istiğfar eden, tövbe ve dua ederek Allah’a yönelmek anlamında kullanılıyor. Müip bu birkaç tane daha eee biraz böyle araştırırsanız müip sözünün geçtiği 67 tane ayet-i kerime bulursunuz şeyde Kur’an-ı Kerim’de. Ama burada eee bir tanesini ben örnek olarak aldım. İbrahim suresi ayet 75. Şüphesiz ki İbrahim çok halim, selim, çok duygulu ve Allah’a yönelen bir kimseydi. Yani oradaki münip Allah’a yönelmek. Yani Allah’a münip olan bir
kimseydi. Burada Allah’a yönelme. Ama bakın bunun normalde öncekin çok halim ve selim. İbrahim Aleyhisselam’ın en önemli özelliklerinden birisi Halim Selim bir şey olması veya duygulu bir kimse Allah’ı seviyor. Allah’a karşı sonsuz bir duygusu var ve insanlara karşı çok halim ve selim. Ve üçüncü İbrahim Aleyhisselam’ın üçüncü özelliği münip yani Allah’a iman eden, ibadet eden, Allah’a yakın olmaya çalışan, Allah’ı çokça zikreden bir kimse. Yani eee münitti dediğimizde o kimse Kur’an-ı Kerimle söylediğimizde imanla, ihlasla, samimiyetle, aşkla, muhabbetle Allah’a
yaklaşan, Allah’a yakın olmaya çalışan enfal ayet 2. Müminler ancak o kimselerdir ki Allah zikredildiği zaman kalpleri ürperir. İşte bu normalde Allah’a münip olan, yaklaşmaya çalışanlar Allah’ı zikrederler. Enfal suresinde de Cenâb-ı Hak diyor ki, “Müminler o kimseler ki Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer. İşte o münip olan o müminler Allah’ı zikrederler. Münip olmayanlar, Allah’a yakın olmayanlar Allah’ı zikretmezler. Ya da münafıklar Allah’ı az zikrederler. Çünkü başka bir ayeti kerimede de münafıklar Allah’ı az zikrederler der. Sahabe sorar Hazreti Peygambere
sallallahu aleyhi ve sellem’e. Yani biz nasıl çok zikreden oluruz? O da ayet-i kerimeyi söyler. Namazlardan hemen sonra o iman edenler namazlarını kıldıktan hemen sonra ayaktayken otururken yanlarının üzerine yatarken Allah’ı çokça zikrederler. Bu ayet-i kerimeyi söyler. Ve eee Hazreti Abbas’ın oğlu Abdullah der ki, “Bir kimse ayaktayken otururken yanların üzerine yattığında bu Allah’ı çokça zikredenlerin sınıfına girer.” der. Ve yine Ebu Derda’dan nakledilen hadis-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri size amellerinizin en hayırlısını, sizin derecenizi en
çok artıracak, melikiniz nezdinde en temiz, sizin için altın ve gümüş bağışlamanızdan daha hayırlı. Sizin için düşmanlarınızla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan, onların da sizin boyunlarınızı vurmalarından daha hayırlı amelinizi haber vereyim mi? Ey Allah’ın resulü dediler. Allah’ı zikretmektir. Tirmizi’de, İbn Mace’de, İmam Hammel’de geçiyor. Ve normalde eee o zaman Hzreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri burada normalde altın ve gümüş bağışlamanızdan dediği zekat, sadaka. Ardından düşmanlarınızla karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan dediği cihat. Yani çıktın savaş meydanına düşmanın boynunu vurdun. İkinci,
düşman senin boynunu vurdu. Şehit oldun. Bakın ikincisi ne? Düşman sizin boynunuzu vurdu. Şehit oldun. Bundan daha evla, daha kıymetli, daha faziletli amelinizi söyleyeyim mi? Söyle ya Resulallah. Allah’ı zikirdir. Demek ki Allah’ı zikretmek, Allah’ı zikretmek zekat vermekten de cihat etmekten de cihat meydanında düşmanın boynunu vurmak veya senin boynunun vurulması yani şehit olmandan da daha faziletlidir Allah’ı zikretmek. O yüzden normalde bütün ibadetler Allah’a yaklaşmakla alakalıdır. Namaz Allah’a yaklaşmakla alakalıdır. Zekat Allah’a yaklaşmakla alakalıdır. Oruç Allah’a yaklaşmakla alakalıdır. Ama
normalde bu bütün cihat Allah’a yaklaşmakla alakalıdır. Hepsi de bakın yapılan normalde farz ibadetler veya nafile ibadetler bütün hepsi de Allah’a yaklaşmakla alakalı ibadetlerdir. Ama bunların en yücesi, en yükseği, en yükseği Allah’ın zikirdir. >> Allah’a Allah’ın zikirdir. Allah’ın zikrederken zikrin en faziletlisi de la ilahe illallah’tır. zikrin en faziletlisi ve bütün sahabe, bütün tabiin, teba tabiin, bütün arifi-i billah olan bütün zatların hepsinde ortak buluştukları nokta tevhittir. La ilahe illallah’tır. Ve Cenâb-ı Hak’ın peygamberleri göndermesi, peygamberlerle beraber kitap ve
hikmet göndermesi hepsi de yeryüzünde tevhidin hakim olması ile alakalıdır. Yani Allah’ın bilinmesi, Allah’ın tanınması Allah’ın zikredilmesiyle alakalıdır. Ve bütün peygamberlerin çağırdığı nokta tevhittir. La ilahe illallah’tır. Kurtuluş ondadır. Çünkü o yüzden normalde aslında İslam’ın hakikati, İslam’ın hakikati, İslam’ın özü durduğu nokta tevhittir. İslam’ın özünü, özü tevhittir. Bütün İslam çarkı tevhidin üzerinde döner. Tevhitsiz bir İslam çarkı düşünülemez. Zikirsiz bir Müslüman düşünülemez. Bakın düşünülemez. Bir Müslüman zikirsiz düşünülemez. O yüzden münafıklık alameti hükmüne koymuş. O münafıklar var ya ayet-i kerime
Allah’ı az zikrederler. Münafıklık alameti Allah’ı az zikretmek. Çünkü İslam burada normalde o tevhidin üzerinde döndüğü için, la ilahe illallahın üzerinde döndüğü içindir. Bütün ibadetler, bütün hayır hasenetler, bütün yapılacak olan işler tevhidin üzerine kuruludur. Yani o tevhit içerisinde imanı alır, tevhit içerisinde ameli alır, tevhit içerisinde ahlakı alır. Tevhit bütün ibadetleri içine alır ve bütün ibadetlerin bütün Allah’a yaklaşma sebeplerinin, yollarının buluştuğu merkez tevhittir. La ilahe illallah’tır. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yeryüzü la ilahe illallah
deyinceye kadar savaşmakla emrolundum der. Bunlar bize unutturulan hadisler. Bakın, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yeryüzü la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum diyen peygamberdir. O zaman ümmet, ümmet kendisine hedef olarak yeryüzü la ilahe illallah deyinceye kadar mücadele etmek, cihat etmek, tebliğ etmek, bununla alakalı hedefe bunu koyup koşmakla mükelleftir. Hayatın, hayatın merkezi budur. Dinin nasıl merkezi la ilahe illallah ise senin bir müminin de hayatı la ilahe illallah’tır ve yeryüzü la ilahe illallah deyinceye kadar mücadele
etmekle memurdur Müslüman olan kimse. O yüzden ben sufiliği kenara çekilip Allah’ı zikretmek olarak nitelendirmem. Tüm sufi kardeşler kendi bulundukları alanda, kendi bulundukları mahalde tevhide davet edecekler. İnsanları İslam’a davet edecekler. Allah’ın zikrine davet edecekler. Bakın tarikatınıza davet edin demiyorum. Şeyhinize davet edin demiyorum. Mezhebinize, meşrebinize, yolunuza davet edin demiyorum. Bütün insanları tevhide davet etmekle mükellefiz. Nasıl İslam tevhidin merkezinde, tevhidin etrafında o çarkta yürümekse, dönmek ise o çarkın içerisinde biz mümin olarak, Müslüman olarak tevhidi kendi merkezimize alıp o
merkezin etrafında dönmekle mükellefiz. Ve zikirsiz bir hayat, zikirsiz bir gün, zikirsiz bir yatak, zikirsiz bir eee gündüz veya gece, zikirsiz bir yürüyüş o kimsenin hesabını veremeyeceği veyahut da sonuçta hesap vereceği bir şeydir. O yüzden gününüz, ayınız, yılınız, ömrünüz o tevhit üzerine olup zikrullah ile geçmek zorundadır. O yüzden o zikrullah ister dil ile olsun, ister kalp ile olsun, ister sır ile olsun, ister ruh ile olsun, bütün her şeyiyle sende tecelli etmesi gerekir. fiiliyatta yani senin dışarı karşı
olan fiiliyatlarında yani afakta hem de iç alemde enfüste o tevhidin sende oturması lazım. Yani sen hem dışsal dünyada hem de içsel dünyada o tevhidi ve o tevhit düşüncesini oturtturman lazım. Yani dil ile zikretmen lazım. Bu muhakkak yani bunu küçümsediğimi zannetmeyin. Çünkü zikrullah dil ile başlar. Bırak küçümseyenler küçümsesin seni. Sen otur dil ile tevhit çek. Sen kendin de bunu küçümseme. Şeytan sana vesvese verir. Yıllardır sen zikrullahğa gidiyorsun. Hala da dil ile zikrediyorsun. Bu şeytanın vesvesesidir. Vallahi de
billahi de tillahi de dil ile Allah’ı zikretmek de cihattır. Bu konuda şeytanın vesvesesini kır. Yok hal göremedin, yok rüya göremedin, yok bunca yıldır dervişsin, bir şeye eremedin. Bu normalde şeytan sana bu vesveseyi verir. Elhamdülillah. Ben hiçbir şeye eremedim de kendini hiçliğe at. Tevhide devam et. Bazen arkadaşlar böyle işte bir şey oluyor. Ben tevhide devam et diyorum. Çok özür dilerim. Bazen onu küçümsüyorlar. Hani Musa Aleyhisselam’ın kıssası gibi. Kıssası gibi hani Musa Aleyhisselam demiş ki, “Nasıl ibadet edeyim?
Ne yapayım? Nasıl zikredeyim? Tevhide devam et.” demiş. Ya Rabbi bunu herkes yapıyor. Hani Musa kendine özel bir şey istiyor. Bakın Musa kendine özel bir şey istiyor. Özel bir esma istiyor. Bazen Derviş kardeşler de işte şu var, bu var, şu var, bu var böyle anlatıyor. Ben tevhide devam et diyorum. Hani onu ben içsel dünyada o diyor ki ya bunu herkese söylüyorsun ya. Musaalaşma. Cenâb-ı Hak Musa’ya dedi, peygamberine dedi, kelimullah’ına dedi, tevhide devam et. Deyince Musa dedi ki,
“Bunu herkes söylüyor. Herkes yapıyor. Ya Musa tevhidimi hafife mi alıyorsun? İkaz geldi anında. Tevhidimi hafife mi alıyorsun? Bütün varlığı dedi, bir kefeye koysan, tevhidimi bir kefeye koysa tevhidim ağır basardı.” dedi. Kardeş hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hastalığına birisi hastayım dedi. Ona dedi ki bal şerbeti iç. Geldi dedi ki geçmedi. Dedi ki o bal şerbeti iç bir daha. Üçüncüsünde bir daha geldi. 713. Mustafa Özbağ Efendi – Sohbet Notları Yine bal şerbeti iş deyince hani
ben içiyorum deyince bu sefer onun midesine göbeğini elini uzattı. Dedi ki bu mu yalan söylüyor? Ben mi yalan söylüyorum?” dedi. Ya bu yalancı ya ben yalancıyım dedi. Bu sefer sahabe tövbe etti. Şifası şifası geldi. Şimdi tevhide devam et deyince sakın ha bir başkası da olabilir. Sana şakadan da birisi öyle söylese Allah razı olsun kardeşimden. Yani bu uyarı Allah’tan de o tevhide devam et. Çünkü tevhit her şeye ağır basar. Allah’ı zikir her şeye ağır basar. En faziletli
ibadettir. Rabbim o ibadeti bizleri edenlerden eylesin. >> Son kelam Ankıb ayet 45. Ey Muhammed sana vahyolunan kitabı oku. Hani bazen derler ya böyle itiraz edecekler ya. Namaz da zikirdir. Otur edepsizlik yapma. Cahil adam. Biz namazın zikir olduğunu bilmiyor muyuz? Veyahut da işte der ki yani namaz da zikir. İyi kardeş namaz da zikir. Kabul ettik. Bakın ayeti kerime ne diyor. Küstahlık yapma. Kendi kendine. Kendi kendine bilgi taslama. Otur oturduğun yere. Sen Allah’ı zikretmek istemiyorsun. Sen Allah’ı zikretmek
istemiyorsun. Münafıklık alameti var senin üzerinde. Zaten münafıklar Allah’ı zik Allah’ın zikrine karşı çıkar. Münafıklar Allah’ı az zikreder. Münafıklar hem zikir yapanı, zikredeni hem de zikrullah’a karşı hem zikre karşılardır hem de zikredene karşılardır. Onlar müslümanız derler. Münafıktır onlar. Düşman olan kafirdir. Ve bir kimse zikre ve zikredilene düşman olarak ölürse kafir olarak ölür. Bakın zikre ve zikreden zikredene bir zikir var bir de zikreden var. Zikredene neden düşman? Zikrettiği için düşman. Kafir olarak ölür. Yaklaşın böyle yanaş. Kımıldan kımıldan.
Yaklaşın, yarçın yeni gelen kardeşlere. Şimdi Ankut ayet 45’te, “Ey Muhammed, sana vahy olunan kitabı oku.” Yani Kur’an-ı Kerim’i oku. Buradaki okumak ne? Sadece okumak değil. Ya onu yaşamak. Devam ediyorsun. Çünkü ayet-i kerimede oku diyor. Buradan normalde okumayı da hafife alma. Hani çıkıyor bir kısım ilahiyat profesörleri. Hani işte namazda siz bu ayet-i kerimeyi okuyorsunuz. İşte ayet-i kerime faizden bahsediyor. Orada hacı amca ağlıyor. Ya onun ağlaması Kur’an’dan ilahi bir kelam. Anlamadan ağlıyor ya. Bırak anlamadan ağlasın. Sen anladın
da ne oldu? Sen anladın küfre düştün. Sen anladın da ne oldu? Anlayıp akılsızlardan oldun. Anladın da ne oldu? Münafıklardan oldun. Allah muhafaza >> E alay etme. Bu Müslümanlar Kur’an-ı Kerim ilmi vardı da öğretiliyordu da öğrenmediler mi? Daha düne kadar Kur’an kursları yasaktı bu ülkede. Hatta çıktı siyasetçinin birisi dedi ki bu Kur’an kurslarını kapatacaksın. Bu medreseleri kapatacaksın. Bir tane buldezar alacaksın. Hepsini de yıkacaksın dedi. Müslümanlar bir ses çıkarabildi mi ona? Yani çıksaydı bir Müslüman siyasetçi yok da
görmedik daha. Çıksaydı deseydi bu genel evlerini yıkacaksın buldozerle. Bu meyhaneleri buldozerle yıkacaksın. Bu genel evlerini buldozerle yıkacaksın dese ne olurdu acaba Türkiye? birisi çıkıp dedi mi yıllardır Manuk bu memleketin kadınlarını gitti pazarda pazarladı sattı vergi rekortmeni oldu. Birisi kalkıp da bu Manukya’nın keranelerini yıkacaksın bir buldozer bulacaksın hepsini yerleşsan edeceksin dedi mi? İmam nikahı. İmam nikahı kim kıydıysa atacaksın içeri diyor. İyi bir tanesi de çıkıp diyor mu fuhuş yapanı kim fuhuş yaptırdıysa, fuhuşane açtıysa atacaksın içeri diyebiliyor
mu? Diyemiyor hiç kimse. Müslümanlar şamaroğlu gibi. O diyor ki bütün medreselerini yıkacaksın. Olmadı zaten 28 Şubat’ta ne yaptılar? Gittiler el koydular. Herkes sustu. 28 Şubat biz devam ediyor dediğimizde kızdı herkes bize. İstediği zaman el koyar gene. Değişmez bir şey. Allah bizi affetsin. Ayet-i kerimeye dönüyoruz. Ankabit ayeti 45. Sana vahy ololunan kitabı oku. Namazı dost doğru kıl. Şüphesiz ki namaz insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkoyar. Bakın Kur’an-ı Kerim okumayı ayırdı. Namaz kılmayı da kılmayı da ayırdı. Ey
benim cahil Müslüman kardeşim. Ey profesör unvanlı cahil Müslüman kardeşim. Profesör unvanlı, cahil Müslüman kardeşim. Okuduğunu anlayamayan profesör ilahiyatçı kardeşim. Okuduğunu anlamaktan uzak olan uzak olan diyanetçi, ilahiyatçı profesör kardeşlerim okuduğunuzu anlamaktan mı istemiyorsunuz yoksa anlamıyor musunuz? Siz Allah’ı az zikrettiğinizden dolayı sizin kalbi aklınız zaten çalışmaz vaziyette. Allah’ı zikrettiğinizden dolayı aklınız da çalışmıyor. Normal aklınız da çalışmıyor. O da donmuş bu vaziyette. Çünkü akılsızsınız. Akıllı gibi görünseniz de. Ayet-i kerimenin sonunda diyor ki Allah’ı zikretmek elbette en büyük ibadettir.
Alın bu ayet-i kerimeyi böyle kendinize böyle bir muska yapın. Muska yapın. Bu cahil kısma söylüyorum. Asın boynunuza bunu. Bu ayet-i kerime boynuna asan bu boynuna astın o muska day senin kurtuluşuna sebep olur. Öyle kalkıp da televizyonlarda orada burada bunu söyleyenler deccalizme hizmet eden, emperyalizme hizmet eden, tauta hizmet eden kimseler başka bir şey değil. Bunlar direkt münafık insanlar. Allah’ın zikrine düşman olan, savaş açan kimseler kafirden başka bir şey değildir. Başka hiçbir şey değildir. Zikredenleri hor hakir görenler
münafıktan başka bir şey değildir. Zikredenlerle alay edenler imansız bu dünyadan göçüp giderler. İmansız göçerler. Bu dünyadan imansız Kur’an’la alay edenler hani bir arada dedi ya bakara takara tukara diye birisi imansız göçer gider. Siz Kur’an’la aleyh edemezsiniz. Siz Hazreti Muhammed Mustafa ile sallallahu aleyhi ve sellem’le ve onun sünnet-i seniyesiyle alay edemezsiniz. Onun hadisleriyle alakalı alay edemezsiniz. Dinin herhangi bir rüknünü yaşayan bir kimseyle alay edemezsiniz. Gidip orada taşa atıyorlar. Şeytan taş diyorlar. Sen o rükünle alay edemezsin. Bu
senin münafıklığını gösteriyor. Ne buluyorsunuz Beytullah’a gidip tavaf etmekte? Sen bunu küçümseyemezsin. Hac ibadetini küçümseyemezsin. Beytullah’ı tavaf etmeyi Küçümsersen kafir olarak bu dünyadan göçüp gidersin. Allah muhafaza eylesin. >> O yüzden Allah’ı zikretmek en büyük iştir. Allah’ı zikredenlerde münip olan insanlardır. Yani Allah’a yakın olan insanlar Allah’ı zikreder. Allah’tan uzak olanlar Allah’ı zikretmezler. O Allah’tan uzaktır. O kendince kendi haklılığını söyler durur. Ama yıllardır dinliyorum ben de onların hepsinde. Onlar kendilerince kimisi der ki Hazreti Peygamber böyle zikretmedi. Öyle ya
bir sürü hadis koyarsın önüne. Bu sefer der ki bu hadisler doğru mu? Ya Buhari’den, Müslim’den, Tirmizi’den indirirsin aşağı. Onlara da inanmaz. Çünkü o inanmayacak. Rabbim bizleri inananlardan eylesin. >> Cenabı Hak bizleri her daim zikredenlerden eylesin. >> İzmayın. >> Kur’an-ı Kerim meali tefsir, ilmi, hal ve hadis kitabı olarak hangi kitapları okumamı tavsiye edersiniz? Bunları zaman zaman Telegram sayfasında paylaşıyorum ama tekrar mesela meal okuyacaksınız. Yani hangi meali tavsiye edeyim ki ben size? Yani okuyun bir meal de gidin
işte eee Elmalıın mealini okuyun. örnekliyorum bunu. Onu dahi çevirenler bazı yerlerini kafalarına göre çevirerekten, değiştirerekten sadeleştiriyorlar. Yani meali gerçekten eee sıkıntılı bir durum ama okumayın diyemem. Yani böyle bir şey söylemem. Yani Elmalını mealini okuyabilirsiniz. Sıkıntı yok. tefsir olarak Taberi tefsirini ben eee çok eski bir tefsirdir. Genel olarak Taberi tefsirine bakıyorum. Hani bir meseleye bir sohbet filan hazırlayacaksam ona bakıyorum. Genel olarak ona bakabilirsiniz. Hadis kitabı da burada da normalde mali durumunuz uygunsa gidin Kütübü Siddeyi alın İbrahim
Canan’ın veyahut da Rudani’yi alın. Cemil Fevahid’i alın 16 cil. E normalde Tirmizi alabilirsiniz. Diyanetin bastırdığı riyaü salim var. Üç cilt Nevevi’nin hani mali durumunuz yetmezse onu alabilirsiniz gibi. Tergip var. Terhif ve tergip var. Onun normalde eee o Tergif ve Terhibi yazarı Şafiidir kendisi. Ama onda da böyle e hani hadis olarak doyurucu bir kitap. Onu alabilirsiniz. Hadis kitap olarak başka ilmi hal demiş. İlmi hal olarak da eğer mümkünse hani kuduri tek cilt var. Ona bakabilirsiniz. Eee bir
de elhidaye var dört cilt. Ona bakabilirsiniz. Yani daha geniş istiyorum derseniz İbn Abidin’i alabilirsiniz. Fetva-i Hindiye. Alabilirsiniz. eee Serasinin mefsutu var. Onu alabilirsiniz daha geniş. Üç erkek çocuk annesiyim. Eşim çocuklarımla beni çok aşağılayarak konuşuyor. Çocuk bakmanın çok zor olduğundan yakınıp boşanıp emekli olup başka yere gitmek istediğini söylüyor. Sonra da çok iyi bir şekilde derse gelip mülayim oluyor. Ha öyle oluyorlar genelde. Emekliliğini beklemesin. Şimdiden boşansın, alsın çocuklarını da gitsin o zaman. Buraya gelince herkes mülayim. Burada mülayim
herkes. Allah bizi affetsin. Bunlar normalde işte burada oturan kimseyi derinden yaralayan meseleler. Şimdi eee bir mücadele veriyorsunuz. Ve yani şimdi diyeceksiniz herkesin sevabı, günahı kendine. Biz isteriz ki herkes iyi olsun. E şimdi eee biz arkadaşları, kardeşleri böyle eee kendi kardeşimiz, canımız, evladımız gibi görüyoruz. Böyle olunca hani şöyle düşünün işte bir çocuğunuz var. Çocuğunuzun eksikliğini ve kusurunu gelip birisi sizin yüzünüze söylüyor. E o anne baba nasıl üzülüyorsa, çöküyorsa, e burada oturan da çöküyor. Bunun daha ağırları var.
Ya ben yıllardır bangır bangır bağırırım. Eşlerinizi dövmeyin, sövmeyin, hakaret etmeyin, zulmetmeyin. Normalde bazen öyle diyorum ya, bunu rüyanızda görseniz ertesi gün şakülünüz kayar. E görüyorsun bunu. Görüyorsun. E uyanıyorsun veya uyanıksın yani dua ediyorsun, yalvarıyorsun, yakarıyorsun. Bazen böyle tekrar bu konuları burada konuşmaya artık ben bile utanıyorum. Bunu defalarca söylüyorum. Bunu defalarca anlatıyorum. Yapmayın diyorum. Nasıl söyleyeyim yani? Bdua mı edeyim? O vuran elin kurusun mu diyeyim? Yani bir üstat konumundaki bir kimse böyle bir beddua eder mi? Ama
canı yanıyor insanın. Canın yanıyor. Yani senin kız kardeşinin birisi kafasını gözünü kırsa ne yaparsın? Senin kızının birisi kafasını gözünü kırsa ne yaparsın? Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede eşleriniz size Allah’tan bir emanettir. Ne yaparsınız? Allah muhafaza eylesin. >> Gerçekten üzücü şeyler. Hatta daha ilerisini söyleyeyim. Zaman zaman bunları böyle gördüğümde, yaşadığımda böyle bizati kendi kendime şunu dediğim zamanlar çok. Mustafa Özbağ hani seni dinleyen yok, eden yok. Çekil kenara. Yani yapacak bir şey yok. Yani sen normalde demek ki dinlenilecek
bir insan değilsin. Sözün de geçerli değil. Gerçekten bunu zaman düşünmüyor değilim. çekil kenara diyorum. Yani diyorum ki tamam kenara çekilmek de sünnet-i seni var. Çünkü yani bir kimsenin darül harp’te yani tebliği bırakıp bir köşeye çekilmesi de sünnet-i seniyede var. Ha benim yolum mu? Ben hiçbir zaman böyle bir hani en şedit zamanda dahi böyle bir şey düşünmedim. Ama bu tip şeyler insanı üzüyor. Beni üzüyor. Ben derinden etkileniyorum. Etkilenmiyorum desem yalan söylemiş olurum. Veyahut da işte böyle eee
İslam’ın adabına, erkanına, ahlakına verdiğimiz mücadeleye uygun olmayan bir davranış. Bu ne olursa olsun bunları böyle dervişlerden görünce gerçekten üzülüyorum. Yani ben onu böyle çabuk atlatabilen bir kimse değilim. Duygusal bir insanım ben. Dışım kaba gibi görünür ama ben fazla etkileniyorum. Bu sefer diyorum ki hatta kendi kendime işte bir yerde bir şeye şahit oluyorum. Bir daha diyorum düğün dernekti nişandı nikahtı gitmeyeyim diyorum. Üzüleceğime gitmeyeyim diyorum. Veyahut da işte bir şey oluyor. Görüyorum diyorum ki ha bundan sonra diyorum
işte bundan uzak durayım veyahut da işte elinle birisini evlendiriyorsun problem çıkıyor. Bir bakıyorsun adam dövmüş onu kadını. Diyorum ki bundan sonra kimsenin evliliğine karışmayayım. Bundan sonra diyorum yapma Mustafa Özbağa, geri çekil diyorum. Sebep ya kardeş ya o kızı sana dövin diye mi verdik? Ne diye verdik sana? Zulmedisin diye mi verdik? Ağzını burnunu kıras? Neden verdik? Bunlar üzücü şeyler. Allah bizi affetsin. >> Veyahut da işte kadını aşağıladı. Ne geçti eline? Sen o kadını aşağılayacaksın. Boşa kardeş. Sen
onu dövceğini boşa. Yeminle söylüyorum boşa. Vallahi da billahi de tillada yediğimden yedireceğim. İçtiğimden içireceğim. Ya boşa ya boşa. Rezzak olan Allah. Ben onu duymayayım yeter. Allah muhafaza eylesin. >> Allah anıldığı zaman kalplerin ürpermesi nedir? Kalbin ürpermesinin fiziksel belirtileri nelerdir? Kalbin ama sevinçle huşu içerisine bürünmesi ama hayret noktasında debdebeyi yaşaması. Hayret perdesinden hayret perdesine geçmesi. Rabbim Allah’ı öyle zikredenlerden eylesin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına
ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına >> amin. >> Cihari-i yarin efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali el Murtaza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına >> amin. Haşeri-i Mübeşşşeren’nin evlad-ı Resulullah, zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin 72 şühedanın, şehid-i Kerbela’nın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı Resulullah hazretlerinin >> İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafii, İmamı Malik, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına hediye dikasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Haberdar eyle ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını
üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Üç ihlas bir Fatiha-i şerife >> Amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz Seyid Abdülkadir Geylani, Seyid Ahmed Erfai, Seyid Ahmet el Bedevi, Seyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebul Hasan eşazeli, Şahın Nakşenli Muhammed Bahaddin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şah Hacı Bektaş-ı Veli, Şah Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet Muhyittin Üftade, Veysel Karani, Muhyidtin Arabi, Niyaz-ı Mısri ve bütün piran efendilerimizin ruhlarında hediyeledik. vasıl ve hissedar eyle ya >> Haberdar eyle ya Rabbi. >> Bezzatlarını, himmetlerini,
şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. üç ihlas bir Fatiha-i şerife amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahim Tantavi, Abdurrahim Ennişavi, Elhac el Hafız Ebubekir Sıddiki-i Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, Elhac Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin >> ya Rabbi bilhassa üstadımız bayındırlı Hacı Mustafa Özba beyefendi hazretlerinin ruhaniyetlerine >> cet ve dadalarının ruhaniyetlerine >> yaşayan bütün mürşid-i
kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine >> Tukaliye’den akraba ve tallukatlarımızdan geçenlerin ruhlarında hediyledik. Vasıl ve hissedar eyle ya >> Eczatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya >> Amin. Ve selamün alel mürselin ve alihim. Velhamdülillahi rabbil alemin. >> Euzü billahi mineşşeytanirracim. Sadakallahim. Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahelim el kerim la ilahe ill el hayyel kayyum ve etub ileyh. Estağfirullahelazim. Estağfirullah. Azim estağfirullahelazim estağfirullahalelazim kad estağfirullahelim ya malikel mülkün kadim mülkünü kadim estağfirullah mülkün kadim. Aman ya
Rabbi min külli zenmin tövbe ya Aman ya Rabbi bin küllü zem bin tövbe ya Rabbi aman ya Rabbi min küllü zembin tövbe ya Rabbi aman ya Rabbi min küllü cembin Yaabullah ve kalbi anallah. Estağfirullah tömtilah ve kalbi anmallah. tptil Allah. tüptallah vü kalbiallah euzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim innehu min süleyman ve innehu Sadakallahim. irrahmanirrahim. Ya Rahman, ya Rahim ya Allah, ya Rahman, ya Rahim, ya Allah, ya Rahman, ya Allah, ya sübhane, ya sultan. Ya Allah, >> ya
sübhan, ya sultan, ya Allah. Ya sübhan, ya deyan, ya burhan, ya Allah, ya deyan, ya burhan, ya Allah, ya deyan, ya deyan, Ya burhan ya Allah. Ya Hannan, ya Mennan, ya Menn. ya Hennan, ya Mennan, ya Hnen, ya mannen Ya settar, ya gaffar, ya Allah, ya seddar, ya gaffar, ya Allah, ya sedar, ya gaffar, ya settar, ya gaffar, >> Settar ismine inanıyoruz. Günahlarımızı setreyle ya Rabbi. >> Gaffar ismine inanıyoruz. Günahlarımızı affeyle ya Rabbi. Innallahe ve melaiketeh
yü al nebi. Ya eyyüellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslime. Sadakallahül azim. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedinin nebiil ümmi ve alâ alihi ve sahbihi ve sellim ve sellim. nebiin ve ala ve sellim. Allahümme nebi ali Eftal zikirenn. ilahe illallah. ilaheillallah. Hak muhammeden resullah mselinhamdülillahi rabbilemin elfatiha salavat Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Muhammed Amin. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler Bu
konuyla ilgili diğer sohbetler: Manisa Alaşehir Kutlu Doğum Sema – 6 Nisan 2014 , Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 17.07.2025 , KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022 . Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=eq-KKTfChYg