>> Ecma. >> 47. Nasihatmış bu geceki. Hac suresi ayet 35. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. zkirallahu veilet virin vessirine alabeh mim mimi ve mimma raznah yünfikû. Sadakallahul azim. Onlar öyle kimseler ki Allah zikredildiği zaman kalpleri titirer. Başlarına gelene sabrederler, salat ederler ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden harcarlar. Bu ayet-i kerimeyi almamızın sebebi başındaki Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer. Hani zikirle alakalı ayet-i kerimelerden ders yaptığımız için. O yüzden bu ayeti kerimeyi bu akşamki ders konusu olarak aldık. Tabii
bu ayet-i kerime bir müslümanın, bir müminin üzerinde olması gereken çok önemli dört unsurdan bahsediyor. Allah’ı zikredecek, sabredecek, selaat edecek ve Allah’ın vermiş olduğu, ona vermiş olduğu rızıklardan tasadduk edecek. dört ana direkt öyle söyleyelim. Bir kimsenin dini hayatını üzerine idame edeceği dört ana direk. Şimdi tabii bu dört ana direkten hemen kısa bir eee bölüm açalım istedim. Birincisi Allah’ı zikir. Yani o insanlar, o müminler, o inananlar, o sufiler Allah zikredildiği zaman onların da normalde kalpleri titriyor. Kalbin titremesi
ya korkudandır ya sevinçtendir. O yüzden biz sufiler, sufilerin kalbi sevinçten titrer. Ama bazen eee Cenabı Hak eee o kimsenin kalbine öyle bir haşet verir, öyle bir azamet verir. O zaman o haşretten ve azametten de o kimsenin kalbi tedirer. Ama genel olarak hani seven sevdiğini anınca, seven sevdiğini görünce, seven sevdiğiyle buluşunca o sevinçten o zaman onun kalbi ne olur? onun kalbi titrer. O yüzden eee Allah’ı zikir bu manada insanın ama azametten, haşetten ama sevgiden veya vüslat sevincinden
kalbi titretecek bir amal zikir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de kim bir yere oturur da ve orada Allah’ı zikretmez ise Allah’tan olan bir noksanlık vardır. Kim bir yere yatar orada Allah’ı zikretmezse ona Allah’tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnada Allah’ı zikretmezse Allah’tan ona bir noksanlık vardır. Yani insanın fiiliyatı ya oturuyordur, ya yatıyordur, ya yürüyordur. Bu üç fiiliyat vardır insanın üzerinde. Normalde o zaman Hzreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki
o kimse normalde bir yere oturdu. Oturduğu yerde zikretmedi. yürüdüğü yerde zikretmedi. Yattı, yattığı yerde zikretmedi. Allah’tan ona bir noksanlık vardır. Yani onun yaptığı iş noksan oldu, eksik oldu. Onda bir eksiklik söz konusu oldu. Ayet-i kerimede de siz namazlarınızı kıldıktan hemen sonra ayaktayken otururken yanlarınız üzerine yatarken Allah’ı çokça zikredin buyuruyor. Ya işte bu ayet-i kerimenin hemen hemen tefsiri gibi bu hadis-i şerifte. Ya otururken de kalkarken de ayaktayken de yan yine yatarken de yürürken de bir iş yaparken
de ne yaparsan yap hangi fiiliyatı üzerinde durursan duredeceksin. Eğer Allah’ı zikretmezsen senin üzerinde Allah’tan bir noksanlık yani sen eksik bir şey yaptın, noksan bir şey yaptın. Sen doğru hareket etmedin. Burada senin o zaman bölümünde bir eksikliğin var. Bu hadis-i şerifi Ebu Davud ve Tirmizi nakletmiş. Tirmizi geçen bunu böyle destekleyen veyahut da bunu tekrar açan bir hadis-i şerif daha var. Bir cemaat bir yerde oturur ve fakat orada Allah’ı zikretmez ve nebilerine salat okumazlarsa üzerlerine bir ceza vardır.
Allah dilerse onları azaplandırır, dilerse mağfiret eder. O zaman siz bir topluluk içerisinde bulundunuz. Bir toplulukta oturacaktı oturdunuz. Oturduğunuzda ya orada Allah’ı zikredeceksiniz. Habibine salatü selam getireceksiniz. Eğer Allah’ı zikretmez, habibine salatü selam getirmezseniz Cenabı Hak ya sizi azaplandırır. Dilerse de azaplandırmaz. Ama burada normalde hadis-i şerifin metnine göre azaplandırır. Bu o yüzden normalde o zaman bir kimse Allah’ı zikretmedi. Allah’ı zikretmezse herhangi bir fiiliyatta Allah’ın azabına duçar kalabilir. Yani Allah onu azaplandırabilir. Neden beni zikretmedin diye. Çünkü o kimse
Allah’ı zikretmekle mesulsünüz. Mümin kimse Allah’ı zikretmekle mesul, farz. Ve ayet-i kerimede kim Allah’ı zikretmezse Allah da onu zikretmez. Kim Allah’ı unutursa Allah onu unutur. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Ayi kerime bu. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. O zaman o kimse ama verdiği nimetlerden dolayı bir kimse normalde menfaat karşılığı da olsa Cenabı Hakk’ın ona vermiş olduğu nimetlerden dolayı Allah’ı zikreder mi? Hiç olmazsa menfaat karşılığı da olsa nimetlerden dolayı zikretse Allah onu ne yapacak?
Onun normalde nimetini arttıracak. Ama velakin o kimse önce nimet vermiş, önce nimet vermesine rağmen o kimse Allah’ı unutmuş, zikretmiyor veyahut da kasti zikretmiyor. O zaman Cenabı Hak Cenabı Hakk’ın onu azaplandırması mümkündür. Allah muhafaza eylesin. >> Ve zikrullah noktasında devamlı ayet-i kerimelerde hep teşvik vardır. Hep teşvik vardır. Hep Cenâb-ı Hak birçok ayet-i kerimede zikirden bahseder. Tabii normalde bazı zikir dairesi diyorum ya geniştir. Orucu da, namazı da, abdesti de hayır eee işlemeyi, hakkı eee tebliğ etmeyi, sabretmeyi, bütün
ibadetlerin hepsini de içine alırız zeker. Ama bunların içerisinde en faziletli olan, en büyük olan oturup da bir kimsenin işte la ilahe illallah demesi, Allah demesi, Allah’ın 99 isimlerinden herhangi bir ismiyle Allah’ı çokça zikretmesi. Bunun en faziletli noktası bu. O yüzden o kimse eğer normalde böyle Allah’ı o zaman o kimsenin üzerinde bir noksanlık, bir hata, onun üzerinde bir yanlışlık olmuş oluyor. Ve bir kimse tırnak içerisinde Allah’ı zikretmezse o heva ve hevesine uyuyor. Hva ve hevesine uyunca onda
hatalar zincirlemesi, yanlışlıklar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse günahlar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse yavaş Kur’an ve sünnetten uzaklaşması söz konusu oluyor. Şimdi insan belki de bunu ilk atapta fark etmiyor ama yıllar içerisinde baktığınız zaman o kimsenin üzerindeki nur kayboluyor. O kimsenin üzerindeki böyle o Allah’ı zikretmenin insan üzerindeki tecelliyâtı vardır. O tecelliyât nedir? O kimse mesela olduğundan genç görünür. Oldğundan yakışıklı görünür. Olduğundan güzel görünür. Olduğundan iyi görünür. Cenabı Hak ona öyle bir manevi elbise giydirir. O manevi elbiseyle o çok farklı
bir noktada durur. Olduğundan fazla görünür. Ama sırf Allah’ı Allah olduğu için zikrederse, sırf zikrullah cemaatına Allah rızası için gelir. Orada cemaatin içerisinde Allah için durursa hiçbir menfaat gözetmeksizin, hiçbir art düşüncesi olmaksızın, hiçbir hesabı kitabı olmaksızın o kimse Allah’ı zikrederse, o kimse o zikrullah cemaatında durursa ve o kimse bir mürşid-i kamile intisaplı ise o kimsenin çizgisi düzelir ve o çizgide yürür. Maddi manevi Cenabı Hak onun üzerinde bir nur, maddi manevi onun üzerine bir elbise giydirir. O çünkü
normalde öyle bir hale gelir ki her mümin onu sever. Müminler onu sever. O da müminleri sever. Onun üzerine Cenabı Hak öyle bir elbise giydirir. Bu manevi bir elbisedir. Bu üzerine manevi bir normalde tecelliyâttır. Hani eee Allah kul Allah’ı sever. Allah da kulunu sever. Allah kulunu sevince Cebrail’i nida eder. Ey Cebrail nida et gökna. Ben filancayı sevdim. Onlar da sevsin. Cebrail Aleyhisselam gök halkına nida eder. Ey gök halkı, Allah filancayı sevdi. Siz de sevin. Melekler burada gök
halkından meleklere geçti. Çünkü gök halkı deyince içinde cinni taifesi var. İçinde melekler var. İçinde normalde farklı varlıklar var. Bu dini taifesinin haricinde, meleklerin haricinde farklı taifeler var. Mesela yecic mecc var. Örnekliyorum bunu. Mesela başka varlıklar var. Böyle isimlendirilmemiş, manen görülen, manen görülen ama velakin zahiri olarak tecelli etmeyen, değişik gezegenlerde, değişik perdelerde yaşayan varlıklar var. Oradan eee melekler Cebrail Aleyhisselam’ın nid gök halkına, bütün hepsine melekler mümin kulların kalbine ilham eder. Biz onu çevirirken ilham eder diyoruz da
oradaki hadis-i şerifin metninde vahyeder diyor. Mümin kulların kalbine vahyeder. Allah filancayı sevdi. Siz de sevin der. Ve Allah’ı zikredeni sadece zikredenler sever. Çünkü Allah’ı zikreden fi sebilillah Allah’ı Allah için zikrettiğinden onu ancak zikredenler sever. Onu ancak müminler sever. Onu ancak piriler, evliyalar, veliler, peygamberler sever. Onu ancak melekler sever. Onu ancak cinni taifesinin zikredenleri vardır. Cinni taifesinin zikredenleri sever. O yüzden o kimse Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Allah onun Allah’ın onu zikretmesi demek bunu bizim gücümüzün
yetmez. Aklımız yetmez. Kalbimiz yetmez. Hani müfessirler demişler ki Allah’ın onu affetmesidir. Allah’ın ona işte rahmet etmesidir. Katından onu sevmesidir gibi birçok şeyler söylemişler. Biz bir Allah’ın bir kulu sevmesini, bir kulu zikretmesini veyahut da hani başka bir ayeti kerimede Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis eee salatü selam getirilmesiyle alakalı Allah ve melekler Resulullah’a salat ederler. Siz de salat edin deyince evet biz de salat edin. Biz ne yaparız? Biz ona salavat-ı şerifi okuruz. Siz de salat edin
deyince aslında salat sadece o ona salavat-ı şerife getirmek değildir. Hazreti Peygambere salat etmek. Onu salat etmek onun hadis-i şeriflerini, onun sünnet-i seniyesini canlı tutmak, onun sünnet-i senesini yaşama ve yaşatma mücadelesi vermek aynı zamanda da Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellim demek. Bu salavat-ı şerife de var. Ama salat kelimesi çok geniş bir daire. E şimdi bu veçeden baktığımızda Allah ve Allah ve melekler ona salat ederler. O zaman Allah’ın salat etmesini nereye koyacağız? Bizim salat
etmemiz ne? İşte Hazreti Muhammed Mustafa’yı sevmemiş. Ona sevmemiz. Onun eee sünneti sen seniyesini ayakta tutmaya çalışmamız. Onun hadis-i şeriflerini ayakta tutmaya çalışmamız. Kur’an’ı bizim onun hadisleriyle anlamaya çalışmamız, İslam’ı Kur’an sünnetesinde yaşamaya çalışmamız bizim için salat bu. Peki onun normalde görünmeyen tarafı var. Görünmeyen tarafı ne? Allah peygamberine nasıl salat eder? Allah’ın salatı nedir? Şimdi gideceksin birisinin önüne bunu koyacaksın. Diyeceksin ki, “Evet, ey iman edenler, Allah ve melekleri peygamberine salat eder. Sizler de salat edin. Eyvallah.” Peki Allah’ın
salat etmesi nedir? Allah peygamberini nasıl salat eder? Açıklanmayan yerler bunlar. Allah’ın kulunu nasıl salat etmesi? Yani bizim salat etmemiz nedir? İşte hani geçen haftadan da vardı salat kelimesi. Geçen haftadan da salat kelimesini açıklarken dedik ki bu sadece namaz manasında değil. Bu mana geniş. Çünkü geçen haftaki ders mekki bir ayetti. Mekki bir ayette Mekke’de daha namaz farz değil. O zaman oradaki salat etmek farklı bir veçeye giriyor. Şimdi normalde öyle olunca meseleyi toparlayayım ben. Şimdi o kim eee
bizim için söz konusu olan ne? Allah’ı zikir. O zaman biz Allah’ı zikrettiğimizde Allah da bizi zikredecek. Allah’ın bizi nasıl zikr Allah’ın bizi zikretmesinin ne manaya geldiğini anlamamız mümkün değil. Onu ona bir mana versek geçici. Ben diyeceğim ki hayır eksik oldu. Sen bir daha bir şey söyleyeceksin. Ben diyeceğim ki eksik oldu. Hani diyeceksin ki bana affetmesi eksik diyeceğim. Yani sen Allah’ın kulunu zikretmesini affetmek olarak koyarsan bu sadece bir veçeye bağlamış olursun. Allah’ın bir fiiliyatı bir veçeğe bağlanmaz.
O zaman çok geniş bir daire. Rabbim bizi zikredenlerden eylesin. >> İkincisi sabır. İkinci ayağımız ne? İkinci ayağımız sabır. Sabırın manası nefsi emredilen şeylerde tutmak hapsetmektir. Sabır nefsi emredilen meselelerde tutmak, hapsetmek. Onu namaz emredilmiş. Namazda nefsimizi hapsetmek. Oruç emredilmiş. Oruçta nefsimizi hapsetmek. Zekat emredilmiş. Zekatta normalde nefsimizi sabretmek. Orada hapsetmek. Cihat emredilmiş. Orada hapsetmek. İşte eee zekat emredilmiş orada hapsetmek. Allah’ı zikir emredilmiş orada hapsetmek. O zaman nefsi sabır dediğimizde ibadetlerde sabır. Sabır dediğimizde haramlardan uzakta durmakta sabır. Sabır
dediğimizde Cenâb-ı Hak’ın sana vermiş olduğu dert, gam, kasavet, varlık, yokluk bunlarla mücadele ederken sabır. Bakın bunlarla mücadele etmeme değil. O zaman bu sabır bize bütün hayatımız boyunca lazım olacak olan en önemli olgulardan birisi. Bakara 155. Behemali size sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz mal, can ve mahsul eksikliğiyle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele. O zaman korku. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Korkaklığın şerrinden Allah’a sığınırım dedi. O zaman korku üzerinde kendince telaşa düşme. Bu düşman korkusu,
bu açlık korkusu, bu eşim beni terk eder” korkusu. Eşsiz kalırım, işsiz kalırım, çocuksuz kalırım, evlatsız kalırım, şu olur, bu olur. Gelecek korkusu, geçmiş korkusu, yandan korku, soldan korku, ondan korku, bundan korku. Biz korkuyla yaşayan bir ümmetiz. Biz korkuyla büyüyen nesilleriz. Biz korkuyla büyümüşüz. Ve öyle bize korku bizi zaptı rapt altına almış ki biz korkumuzdan hakkımızı da savunamayız. Korkarız biz. Ve bu korku bizim her yerimizi sarmıştır. Her şeyimizi sarmıştır. Biz ne hakkımızı savunabiliriz, ne hukukumuzu savunabiliriz. Biz
ne hiçbir şeyi savunamayız. Biz dinimizi de savunamayız. Biz Kur’an ve sünneti de savunamayız. Korkarız biz. Başımıza bir şey gelir diye korkarız. Biz ilkokulda korkuyu bize öğretirler. Daha evde annemiz babamız öğretir bize korkuyu. Sonra ilkokulda korkuyu öğretirler bize. Sonra ortaokulda öğretirler. Sonra lisede öğretirler. Sonra üniversitede öğretirler. Sonra askerde öğretirler. Ondan sonra sen esnaf olursun. Esnaflıkta öğrenirsin. Hiç unutmam ben. Adam vergi dairesinden emekli olur. Şak dükkanın büronun kapısını açar veya dükkanı dükkana gelir. Koltuğun altında bir sürü dergidir,
evraklar. Ben maliyeden yapar. Sen dergiye ursun. Bir yıllık abone parasını da verirsin. Baştan sadece maliyeyi duyurur. Biz maliyeden emekli olan memurlarız. Bir dergi çıkarıyoruz. Tane tane konuşmaz. Ben maliyeden yapar. Sen zaten esas duruşta geçersin. Sen o ursun. Bir yıllık derginin kapağını bile açmazsın. Aman dersin ya şeytan görsün bunların yüzünü. Ben görmeyeyim dersin. Biz karakoldan korkarız. Hatta şöyle övünürüz. Daha karakol yüzü görmedim ben. Pısırığın tekisin o zaman. Sen hakkını hiç savunmamışsın o zaman. Sen hakikati konuşmamışsın hiç.
O zaman sen Kur’an ve sünneti hiç konuşmamışsın. Sen Kur’an ve sünneti haykırmamışsın. Sen hakkını savunmayan pısırıklardan birisin. Sebep karakol yüzü görmemişsin ya sen. Sen hakkı konuşsaydın karakol yüzü görürdün. Sen Allah ve resulünü haykırsaydın karakol yüzü görürdün. Sen sen Allah ve resulüne da sen tam olarak aşık olup anlatmamışsın. Sen karakol yüzü görmemişsin. Sen korkarız biz çünkü. Biz aç kalmaktan korkarız. Evimizde yiyecekler vardır. Biz ertesi gün ne yiyeceğiz diye korkarız. Hatta bizim hanımlarımız oturur yarın ne pişireceğim der.
Yarın ne pişireceğim der. Kafasında bir yemek oluştuysa, o yemeğin bir şei, bir malzemesi eksikse evde hiçbir şey yok der. Aç kaldık der. Korkarız biz. Açlıktan da korkarız, yokluktan da korkarız. Biz her şeyden korkarız. Çağ at diye bir ses çıksa yine korkarız. Biz korkuyla büyümüşüz çünkü korkuyla büyütülmüşüz. Her yerde korku hakimdir. Yani nasıl Mısır firavunlarından bütün Mısır halkı korkuyordu. Nasıl Nemrut’tan korkuyordu bütün TEBA? Korkuyordu. Kimse karşı çıkmıyordu. Kim karşı çıktı? Musa’ karşı çıktı. Kim karşı çıktı? İbrahim
karşı çıktı. E kim çıktı? O 33 yaşında ölen peygamber ismini söyleyin. Yahya Aleyhisselam. Yahya korkmadı. Putperest bir padişah vardı. Putperest bir devlet başkanı vardı. O putperest devlet başkanı Yahudiydi aynı zamanda. Yahudi putperest devlet başkanı her yerlere kendi putunu diktirdiydi ve kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girmişti. Etrafındaki tabiri caizse din adamlarını topladı. Dedi ki bunun fetvasını verin bana. Onlar dediler ki bu fetvayı veririz. Genç olan Yahya Aleyhisselam dedi ki olmaz. O genç o olmaz dedi. Olmaz deyince
onu ateşe attı. Korkmadı ama ateşe atılmaktan. Hatta Mesnevide bu hikaye vardır. Bu hikayede Mesnevide şöyle bunu mizan sen eder anlatır. O genç atılınca ateşe ateşin dışındakınlara der ki, “Gelin vallahi de ateş sizin bildiğiniz gibi değil.” Bu sefer inananlar teker teker kendilerini ateşe atmaya başlayınca o putperest Yahudi şerefsiz, namussuz, o putperest Yahudi, südü bozuk, kanı bozuk, o putparest Yahudi ne yüdüğü belirsiz. O bu sefer de aman benim kölelerim gitmesin diye ateşe atılmasını da yasakladı. Dedi ki, “Durdun
şunları kimse ateşe atılmasın, atlamasın. Sebep çünkü kölelerini kaybedecek. O yüzden putperest rejimler kölelerini kaybetmek istemez. Ateşe atılmasına da müsaade etmez. Ona köle lazımdır. Çünkü o köleler bütün her şeyleriyle o putperest rejime çalışırlar. Çünkü bütün vergileriyle, algılarıyla, cezalarıyla, her şeyiyle o putperest rejimi ayakta tutmaya çalışır. Bütün köleler, köleler olmazsa putberest rejimler ayakta durmaz. Çünkü bütün dünya insanlığı bu yüzden köledir. 2000 tane şirkete veya aileye çalışır bütün dünya. Bütün dünya halklarının 320 trilyon dolar borçları vardır. Devletler dahil
bu 2000 şirketedir. Ve o korku hakimdir bütün dünyaya ve bütün dünya o korkuyla yaşar. Aç kalma korkusu, yoksulluk korkusu, elindeki iki kuruşu kaybetme korkusuyla baş kaldıramaz. Zaten baş kaldırırlarsa başlarını alanlar çıkar. Çünkü o dünya putper sistemi her yerde askeriyesiyle, polisiyle, kanunuyla, siyasetçileriyle, her şeyiyle hakimiyet altında tutar her şeyi. Koca Amerika İsrail’e bütün parayı yatırır. Kendi vatandaşları aç sefil sokaklarda yaşıyordur. Evsizler, barksızlar, parasızlar, sağlık problemi yaşayanlar, uyuşturucunun pençesinde olanlar sokakta yaşar. Ama ABD milyon dolarları, milyar dolarları
İsrail’e akıtır. Sizler asgari ücrette çalışırsınız veya 3 kuruş emekli parasıyla geçinirsiniz. Milyon dolarlarınız faize gider. Siz sesinizi çıkaramazsınız. Korkarsınız. Ben 64 yaşındayım. 14 yaşında siyasetle tanıştım. 50 yıldan beri faizler dursun diye bir miting olmadı. Hiç bir yürüyüş olmadı. Bu ülkede eşcinseller yürür. Eşcinsellik hakkı için. Ama Müslümanlar yürüyemez. Biz faiz ödemek istemiyoruz. Faize hayır diye. hakları için dernek kurarlar. Neredeyse parti kurarlar. Koca koca siyasetçiler, koca koca parti başkan yardımcıları, genel başkan yardımcıları. Onlar da insan. Onları da
madem böyle Allah yaratmış der küfre girer. Ama Müslümanlar fuhuş dursun. Müslümanlar uyuşturucu dursun. 712. Mustafa Özbağ Efendi – Sohbet Notları Müslümanlar kumar dursun. Müslümanlar faiz dursun. Müslümanlar çıplaklık dursun. Müslümanlar adaletsizlik dursun. Müslümanlar hukuksuzluk dursun diye kıllarını kımıldatamazlar korkudan. Şunu yaparlar, böyle haber gönderirler. Onun sesi çok sık çıkıyor. Yakında keseceğiz diye. O putperest rejimler böyle yaparlar. İşte sabır normalde o biraz korku diyor ya. Biraz diyor ama biz o birazı çokaltıyoruz. Biz çok yapıyoruz. Açlık biraz mal kaybetme
korkusu, canı kaybetme korkusu. Can tatlı ve mahsul eksikliği korkusu. Bir yağmur yağmazsa kendi kendimize tövbeler ediyoruz. Haydi nereye gidiyoruz? Yağmur duasına çıkıyoruz. Demiyoruz ki bu yağmur neden yağmaz? Hadis-i şerifte var. zekatlarını vermezseniz, fuhuş ilerlerse, kumar uyuşturucu, günah keba ilerlerse Cenâb-ı Hak yağmuru keser, rızıksızlık verir, bereketsizlik olur. Hatta başka bir hadis-i şerifte diyor ki, “Yağmur yağsa dahi” diyor, “ta ürün vermez.” Biz ona bakmayız ki. Tabii biz hep beraber camilerde yağmur duğası yaparız. Yani yağmur neden yağmaz? Onun
sebebini araştırır mıyız? Garip uçaklar uçar ülkenin üzerinde. Garip dumanlar bırakır. Bütün sosyal medyaya yayılır. Bir devletten bir açıklama olmaz. Bu uçaklar neden dolaşıyor? Bu garip gazlar nedir? Bu gazlar yağmuru mu kesiyor? Bitkilerimi bizim öldürüyor bu gazlar ne yapıyor? Yangınları mı arttırıyor? Bu gazlar ne yapıyor? Bizi kanser mi yapıyor? Çocuklarımız yarın öbür gün neyle karşı karşıya gelecek? Gelecek nesiller neyle karşı karşıya gelecek? Bakın bir Covid aşısı çıktı. Şimdi Almanya Covid’i üretenleri şey yapıyor. Yargılıyor. E şimdi camilerden
fetva veren imamlar, Diyanet, Sağlık Bakanlığı e bu işle ilgilenenler bu meselede illaki herkesi mecbur aşı vurunacaksın diyenler. Bunları kim yargılayacak ülkede? Şimdi öyle bir savcı var mı? Öyle bir hakim var mı? Almanya mahkeme açtı bu şirkete. Burada kim mahkeme açacak bu şirkete? Ondan sonra bu şirketin payandası olanlara. Hadi kalkın. Diyanet fetva verdi. Fetvayı veren mercileri mahkemeye verin. Hadi o günkü sağlık bakanını mahkemeye verin. O günkü bu aşılara evet diyen, altına imza atanlara mahkemeye verin. DSÖ’yü mahkemeye
verin. Böyle bir örgütlenmemiz de yok ki bizim. Almanya mahkemeye verdi. Ne o Prizen midir? Nedir şirketin adı? Allah bizi affetsin. >> Sabredenlerin mükafatları muhakkak hesapsızdır. Sabredersen evet. Haksızlığa, hukuksuzluğa, arsızlığa, hırsızlığa, rüşvete değil. Bunlarla mücadele emredildi. Bunlarla mücadelede sabredeceksin. Bunlarla mücadele farz. O farzı yaşamak için sabredeceksin. Mücadele ederken bizde şu var. Birisi zulm ediyor. Biz zulme sessiz kalıyoruz. O sabır değil. birisi hırsız hırsızlık yapıyor. Biz onun hırsızlığına sabrediyoruz. Bu sabır değil. Bu küfür zalimle mücadele edilir. Hırsızla
mücadele edilir. Sen hırsızla mücadele ederken öldürülürsen şehit olursun. zalimle mücadele edilir. Sen zalimle mücadele ederken öldürülürsen şehit olursun. Bizi bunu unutturdular. >> İçinizden mücahede edenler, sabır gösterenler belli oluncaya kadar elbette sizi imtihan ederiz. Bu musibetler, bu sıkıntılar, bu belalar, bu zalimlikler, bu haksızlıklar, bu hukuksuzluklar, bunlara karşı mücadele edenler belli olsun diye kim bunlarla mücadele ediyorsa bunlar normalde belli olması için bunlar var. E sen o mücahede noktasında mısın? Hangi noktadasın? Allah bizi sabredenlerden >> O yüzden musibetlere
karşı sabır, bir hastalık vermiş isyan etme. İbadetlere karşı sabır. Farzları yerine getir. Nafilelerle Allah’a yaklaş. Ardından ne o zaman? Günah işlememekte sabır. Senin günah önüne gelecek. Günah önüne gelecek. Sen o günaha karşı sabredeceksin. O ya sen neysin? Siyasetçisin değil mi? birisi gelecek diyecek ki ya şu parayı al da benim şu işimi halledi ver rüşvet sen rüşvet almayacaksın sabredeceksin sen bir yerde memursun bürokratsın neysen paketi hazırlamış getirmiş sana aman şu işimi hallediver diye. Sen o rüşveti almayacaksın
sabredeceksin. E sen böyle bir partinin bir yerindesin. Bir makam sahibisin. Milletvekilisin. İşte il başkanısın, ilçe başkanısın. Bir şeysin. Bir bayan gelmiş iş istiyor. Bayan gelmiş iş istiyor. O iş için de kırıtıyor sana. Tabiri caizse halk diliyle yavuşuyor sana. Sen onun normalde işini görmek için önce onu önce onun işini bitirmeyeceksin. Diyeceksin ki hani ben Allah’tan korkarım yapmam. Hani vardı ya geçmiş ümmetlerden üç kişi böyle bir mağarada kaldılar. Bir taş yuvarlandı geldi mağaranın önüne. Üçüncüsü neydi? Dedi ki
şöyle dua etti. Ya Rabbi kıtlık olmuştu. Benim bir akrabımın kızı vardı. Benim gönlüm ondaydı. Ben onu çok elde etmek için uğraştım. O kıtlık zamanında geldi. Benden bir teneke buğday istedi. Ben de derim ki, dedim ki, “Eğer sen bana evet der” dersen, benim nefsimi köreltirsen ben sana bir teneke buğday veririm. O da kabul etti. Tam ben onun işini bitireceğim zaman benden yüzünü çevirdi. Dedim ki ona, “Sen neden yüzünü benden çevirdin?” O da dedi ki, “Allah’tan korkarım. Allah’tan
utanırım.” “O zaman” dedi, “Ben kalktım üstünden. Kalk geyin dedim.” dedi. “Kal ben ona” dedi, “bir teneke değil, iki teneke buğday verdim.” Ya Rabbi sen bundan memnun olduysan bu kaya bizim gözümüzün önünden, bizim önümüzden çekilsin dedim diyor. Kaya gacır açıldı diyor. Bir tanesi neydi? Anne babaydı. Dedi ki ben her gün anneme babama süt götürürdüm. Bir akşam götürdüm ikisi duymuş kalmış. İkisi duyup kalınca ben sabah oldu güneş doğdu elimde süt. Ben onların uyanmasını bekledim. Onlar uyandılar. Baktılar ki
ben başlarında süt, elimde süt bekliyorum. Onlar çok memnun kaldılar. Ya Rabbi sen bundan memnun olduysan, razı olduysan bu önümüzden kaya çekilsin dedi. Kaya biraz daha gacırdadtı. Üçüncüsü kimdi? Dedi ki, “Ben yanıma bir tane çoban almıştım. Geldi dedi. Bir gün benim yanımda çalıştı gitti. Ben onun bir günlük yömesiyle bir tane koyun aldım. O koyun doğurdu doğurdu. Çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar. Yıllar sonra bu adam çıktı geldi. Dedi ki ben hacca gidiyorum. Benim senden bir günlük yövmiyem vardı. O
bir günlük yövmiyemi almaya geldim. O kimsenin elinden tuttum. O vadiye götürdüm. Dedim ki dedi. Dedim ki işte bu vadide olan bütün hayvanlar senindir. Senin bir günlük yömenden bir tane koyun oldum. Onlar büyüdü de çoğaldı da işte bu develer, bu atlar, bu koyunlar, bu keçiler, bu sığırlar hepsi de senin dedim. Ona verdim. Ya Rabbi razı olduysan bu müşkilatımızı ha eyle dedi. Kaya komple açıldı. Tabii ben bunu tersinden söyledim. Şimdi birincisi o çoban, ikincisi anne babaya hürmet, hizmet
eden. Şimdi annesine babasına küfrediyor millet. Ne hizmeti? Annesini babasını dinlemiyor şimdi. Ne hizmeti? Annesini babasına neredeyse dövecek şimdi. Annesini babasını dövecek neredeyse insanlar hizmeti hürmeti bıraktık. Dövecek dövenler de var. Dövenler de var. Annesini döven erkekler ve kadınlar var. Babasını döven erkek ve kadınlar var. tokatlayan onları böyle laf söyleyen onları kerih gören, iktiren, kalktıran, “Ölmedin, gebermedin, senden kurtulamadık.” diyen asla ne dünyada ne de mahşerde iki yakaları bir araya gelmez. Annesine, babasına Kur’an ve sünnet dairesinde dost doğru
davranmayan bir çocuğun dünyada da ahirette de iki yakası bir araya gelmez. Çünkü ayet-i kerimede öh bile demeyiniz diyor. Allah bizi affetsin. >> Üçüncü ayak salat etmek. Yani salat etmeyi biraz geniş dairede almaya çalışıyorum. Salat etmek. O yüzden normalde Cenabı Hak’a kulluğunu göstermek her alanda. Tabii bunu sadece namaza bağlamışlar. Yani baktım ben yine bu meseleyile alakalı, salatla alakalı biraz hani tefsirciler ne demiş diye 3 be tane tefsire baktım. Bütün hepsi de namaza bağlamışlar salatı. Namaz çok önemli.
Namaz dinin direği. Namazı olmayanın dini olması. Hadis-i şerif. Namaz dinde yıkılan son kaledir. Hadis-i şerif. Bir kimsede namaz yoksa din de yoktur. Hadis-i şerif eyvallah. Namazı önemsememek değil. Ama İslam dünyasında şöyle bir sıkıntı var. İslam sadece namaz ve oruç hatta hac hadi bir kısmı da bu üçgende kaldı. Bu çok acı bir şey. Namaz çok önemli. Çok önemli. Ama İslam hukuksuz ayakta durmaz. Müslümanlık. Müslümanların muhakkak hukuku olması lazım. Hukuksuz bir İslam dünyası var şu anda. Huku olmayan
bir Müslüman cenah var. İslam hukuku yok ve İslam hukuku ile alakalı bir çalışma da yok, bir gayret de yok. Çünkü devlet büyüklerimiz çıkıyor. 1400 yıl önceki siz hukukla 1400 yıl önceki hükümlerle siz bu işi yapamazsınız diyor. Yani reformist bir noktaya gidiyor. Ne yapalım? 1400 yıllık önceki hukuku mu değiştirelim? Ne yapalım? Faizi helal mı edelim? Fuhuşu helal mı edelim? İçkiyi, kumarı helal mı edelim? Neyini değiştireceksiniz? İslam’ın hukukunun nesini Neresi hoşunuza gitmiyor? Neresi hoşunuza da gitmiyor da 1400
yıl önceki hukukla şimdi yapamazsınız diyorsunuz. Macron çıkıyor İslam hukukuyla uğraşıyor Fransa’da. Fransa’da neden İslam’ın hukukuyla uğraşıyor? Türkiye’de de siyasetçiler kalkıyor İslam’ın hukukuyla uğraşıyor. Macron’la büzükteş misiniz? Macron’la aynı yerde misiniz? Macron’la aynı aynı noktaya, aynı merkeze mi hizmet ediyorsunuz? Neden Macron da dilini doladı İslam’ın hukukuna? Neden bütün kafirler İslam’ın hukukuna diline doladı? Müslümanlar uyanırsa cihat şuuru olursa cihat şuurundan mı korkuyorsunuz? Uyuttuğunuz Müslümanlar uyanır da faizden kurtulmayı düşünürlerse mi diye korkuyorsunuz? Uyuttuğunuz Müslümanlar %70 %80 faiz ödüyor. Uyuttuğunuz
Müslümanların kadınları, kızları genel evlerinde peşkeş çekiliyor, satılıyor. Uyuttuğunuz Müslümanların çocukları uyuşturucuya dökülüyor. Uyuttuğunuz Müslümanların çocukları lükse, modaya, gösterişe dökülüyor. Acaba bu Müslümanlar uyanırsa diye mi korkuyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Bu korkunuz neden ki? İslam’ın hukukundan korkuyorsunuz da 1400 yıl önceki hukuku değiştirmemiz lazım diyorsunuz. Bunun dilinizin altındaki ne? Bize dost doğru söyleyin biz de anlayalım. Yeni yeni zaten proflar çıktı. Yeni yeni akademisyenler çıktı. Enflasyon miktarı kadar faiz caizdir dedi. Bu yetmedi mi size? Hayrettin Karaman’ından tutun da bilmem ne
akına kadar. İyi neden bu normalde enflasyon miktarı kadar faizi caiz gören Diyanet çıktı? İlahiyatçılar çıktı. Toki’nin faizi faizdir diyen, faiz değildir diyenler çıktı. Daha fazla faizle bu insanları, bu memleketi sömürmek için mi 1400 yıl önceki faizle alakalı ayetleri değiştirmeye çalışsanız? Neyi değiştireceksiniz? Huşla alakalı ayetleri mi değiştireceksiniz? Bütün memleketi genel evi açtınız. Genel evi açtınız yetmiyor gibi. Zaten bu memleketin çocuklarını soydunuz. Sovana çevirdiniz. Tesettür ayeti mi sizi rahatsız ediyor? Bütün sokaklarda meyhane var. Bütün sokaklarda barhaneler var.
Bütün sokaklarda içki servis. Bunu mu helal edeceksiniz? Bunu mu Neyi değiştireceksiniz? Sanatçı dediğiniz çıplak insanlar iş çamaşırlarıyla şarkı türkü söylüyor. Bunlara bir şey söyleyen yok. Koskoca profesör öğrencilerini taciz ettiğini televizyonda canlı yayında söylüyor. Bir tane savcı gidip de o profesöre, “Sen kendi ağzınla söyledin. Bizim çocuklarımızı sen taciz ediyormuşsun okulda.” deyip dava açmıyor. Ne yapacaksınız? Kemalist, laik çocukları taciz edince serbest. Yoksa başkası taciz edince ayyuka çıkaracak. Yeni bir hukuk mu çıkaracaksınız? Ne yapacaksınız? Neden hukuku değiştirmeye çalışıyorsunuz?
Binlerce çocuğumuzu, binlerce gencimizi, binlerce sivil vatandaşımızı katleden, şehit eden PKK itinin başını değiştirmek için mi siz kanunu, hükmü, İslam hukukunu değiştiriyorsunuz? Onun hakkı ne? öldürülmesi. Binlerce çocuğumuzu katletmiş, binlerce askerimizi katletmiş, binlerce polisimizi katletmiş, binlerce köy yakmışlar. Binlerce insanların hayvatını, hayvanını, haşatını yakmışlar. Onun normalde asılması gerekirken, öldürülmesi gerekirken, sen 1400 yıl önceki hukukçünkü haksız yere bir kimse bir kimseyi öldürülse onun öldürülmesi gerekir diye şart koşmuş. Neyini değiştireceksin? Üç tane baklava dilimi yiyen çocuğa 8 yıl ceza verirken
binlerce çocuğumuzu katleden kimseyi şimdi kim daha önce ziyaret edecek diye yarışa girmişler. Neyini değiştireceksin şimdi sen? Hadi tutuklayacaksanız tutuklayın. Vatan, millet, Sakarya u derken yiydik ya. Şimdi ne oldu? 1400 yıl önceki hukukun nesini değiştireceksiniz? It desem itlere hakaret olur. It desem itlere hakaret olur. Hayvandan daha aşağı mahluku kahraman yapıyorsunuz önümüzde. Bunu mu değiştireceğiz şimdi biz? Çakalları aslan niyetine mi görelim? Çakala hakaret olur. İtleri haslan niyetini mi görelim? itlere hakaret olur. Kedileri aslan niyetine mi görelim? Kedilere
hakaret olur. Hayvandan daha aşağı mahluk. Neyini değiştireceksiniz 1400 yıl önceki hukukun? Bir söyleseniz de biz de baksak Yok. Macron bir şey söylüyor. Bizimkiler de peşine takılıyor. Rızık olarak kendilerine rızık verdiğimiz şeylerden Allah için Evet. Cenabı Hak bir o kimseye bahşeder. ona bir rızık olarak bir şeyler verir. Sufi ahlakıdır. İhtiyacını alır, geri kalanı zekat olarak verir. Bu şeriatın emridir. Bunu mu değiştireceksiniz? Şimdi bu zenginlerimize ağır mı geliyor? Zekat vermek istemiyorlar mı? O yüzden bunu da mı değiştirmek
istiyorsunuz? Allah bizi affetsin. >> Rabbim cümlemizi affeylesin. >> Cümlemizi hıfsı muhafaza eylesin. >> Cümlemizi hakkı hak batılı batıl >> Cümlemizi hakkı hak bilip hakkı yaşayan ve aykıranlardan eylesin. >> Cümlemizi heva ve hevesini ilah edinenlerden eylemesin. edinenleri lider görenlerden eylemesin. >> Amin. cümlemizi, heva ve hevesini ilah edinenleri başımıza şeyh, imam, alim, yok işte siyasi lider yok başkan görenlerden eylemesin. >> Rabbim bizim gönüllerimize feraset versin. >> Feraset nuruyla nurlandırsın. >> Zikrullah nuruyla nurlandırsın. >> Habibinin muhabbetiyle muhabbetlendirsin. >>
Maddi manevi habibinin ayak izlerini takip edenlerden eylesin. >> Maddi manevi habibinin nefesiyle nefeslenenlerden eylesin. >> Maddi manevi habibinin muhabbetiyle muhabbetlenenlerden eylesin. >> Bizleri gözümüzü açıp kapatıncaya kadar nefsimize bırakmasın. >> Gözümüzü açıp kapatıncaya kadar bizi gaflette bırakmasın. >> Gözümüzü açıp açıp kapatıncaya kadar Cenabı Hakk’ın cemalinden, Cenabı Hak kendi cemalinden bizleri ayırmasın. >> Üç ihlas bir Fatiha-i şerife amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına >>
amin. >> Cihar güzin efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali Ali Murteza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına >> amin. Haşere-i mübeşşerenin evlad-ı resulullah, zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şühedanın, şehid-i Kerbelanın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı Resulullah hazretlerinin >> İmamız, İmam-ı Azam, Ebu Hanife, İmam-ı Şafii, İmam-ı Maliki, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarını hediye eyledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Haberdar eyle ya Rabbi. >> Ve zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya
Rabbi. >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i şerife amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz Seyid Abdülkadir Geylani, Seyid Ahmet Erfai, Seyid Ahmet el Bedevi, Seyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebül Hasan eşazeli, Şahın Nakşendi Muhammed Bahaddin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şah Hacı Bektaşi Veli, Şah Hacı Bayramı Veli, Mehmet Muhyiddin Üftade, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi, Niyaz-ı Mısri ve bütün piran efendilerimizin ruhlarında hediyeledik. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Amin. üç ihlas bir Fatiha-i şerife >> Amin. Ya Rabbi
hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahim Tantavi, Abdurrahim Ennişavi, Elhac el Hafız Ebubekir Sıddiki-i Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, Elhac Çorumlu Mustafa Naç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına >> ya Rabbi bilhassa üstadımız bayındırlı hacı Mustafa Özbağı beyefendi hazretlerinin ruhaniyetlerine >> cet ve dadalarının ruhaniyetlerine >> yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine >> Tırık Aliye’den akraba-ı taallukatlarımızdan geçenlerin
ruhlarını hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya >> Feyzatlarını, himmetlerini, >> Amin. Ve selamün alel mürselin ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. El kerim la ilahe illa hu el hayyül kayyum ve etbü ileyh. Estağfirullahelazim. Estağfirullahelim. Estağfirullah. Estağfirullah aman ya rabbi min klienmin tövbe ya rabbi. Estağfurullah. Aman ya Rabbi. Min külle zembin tövbe ya Rabbi. Aman ya Rabbi min küllü zembin tövbe ya Rabbi estağfirullah. Aman ya Rabbi min küll zemmin tövbe ya Rabbi ya malikel mülkül kadim estağfirullahel azim
ya malikel mülkün kadim estağfirullahelazim mülkün kadim. Ya malikel türd ilallah ve neheytü kalbi anmasıallah. Tübdil Allah kalbi anmallah. tüptil Allah anallah. TB Allah veytü kalbiallah. İnnehu min süleyman ve innehu bismillahirrahmanirrahim. Sadakallahül azim. Billahirrahmanirrahim. Ya Rahman, ya Rahim, ya Allah, ya Rahman, ya Allah, ya sübhan, ya sultan, ya Allah, ya sübhan, ya sultan. Ya Allah, ya sübhan, ya sultan, ya Allah. Ya sübhan, Ya deyyan ya burhan, ya Allah. Ya deyyan ya burhan. ya Deyan, ya Burhan, ya
deyan, ya Burhanan, ya Allah, ya Hannan, ya Mennan, ya Allah, ya Hannan, ya Mennan, ya Allah, ya Hnen, Ya mennen, ya hannen ya mennen, ya Allah, ya settar, ya gaffar, ya Allah, ya sedar, ya gaffar, ya seddar, ya gaffar, Ya settar, ya gaffar, ya Allah. Settar ismine inanıyoruz. Günahlarımızı setreyle ya Rabbi. >> Gaffar ismine inanıyoruz. Günahlarımızı affeyle ya Rabbi. >> Euzü billahi mineşşeytanirracim. innallahe ve melaikhü yü al nebi ya eyyüellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslim
sadakallahül azimme salli ala seyyidina Muhammedinin nebiil ümmi ve ala Ali ve sahbihi ve sellim. Allahümme ve alâ alihi nebiin ve sellim. Allahümme sellim. Eftal zikirennu. ilahe illallah. Hak muhammeden resullahdillahi rabbilemin elfatiha salavat Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: Mesnevi Okuması (2239. Beyitten) 02.08.2025 , KADİR GECESİ / SEMA /
DUA 27.04.2022 , Gürsu Kutlu Doğum Protokol Konuşmaları – 11 Nisan 2014 . Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=2HaLAtxPHb0