Nasihatler

712. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Selamünaleyküm. >> Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. >> Amin. >> Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. >> Amin. >> Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti. Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. >> Amin. >> Hakkı hak bilip hakkı yaşayan ve haykıran ve nasihat eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin. >> Amin. Nerede. Müslümanlara haksızlık, hukuksuzluk, nerede. Müslümanlara yanlışlık, eksiklik yapılıyorsa, nerede. Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına tecavüz ediliyorsa. Cenâb-ı. Hak yapanların hepsini de kahre perişan eylesin.

>> Amin. >> İsrail ve destekçilerini dağıtsın. >> Amin. >> Batıyı dağıtsın. Amin. >> Doğu. Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. >> Amin. >> Çin’i dağıtsın. >> Amin. >> Kur’an ve sünnet seni düşman olanları dağıtsın. >> Amin. >> Rabbim bizleri de. ümmeti. Muhammed’e hizmet edenlerden eylesin. >> Amin. >> Ecma. >> 47. Nasihatmış bu geceki. Hac suresi ayet 35. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Zkirallahu veilet virin vessirine alabeh mimi ve mimma raznah yünfikû. Sadakallahul azim. Amin. Hac suresi ayet 35. Onlar

öyle kimseler ki. Allah zikredildiği zaman kalpleri titirer. Başlarına gelene sabrederler, salat ederler ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden harcarlar. Bu ayet-i kerimeyi almamızın sebebi başındaki. Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer. Hani zikirle alakalı ayet-i kerimelerden ders yaptığımız için. O yüzden bu ayeti kerimeyi bu akşamki ders konusu olarak aldık. Tabii bu ayet-i kerime bir müslümanın, bir müminin üzerinde olması gereken çok önemli dört unsurdan bahsediyor. Allah’ı zikredecek, sabredecek, selaat edecek ve. Allah’ın vermiş olduğu, ona vermiş olduğu rızıklardan tasadduk.

edecek. Dört ana direkt öyle söyleyelim. Bir kimsenin dini hayatını üzerine idame edeceği dört ana direk. Şimdi tabii bu dört ana direkten hemen kısa bir bölüm açalım istedim. Birincisi. Allah’ı zikir. O insanlar, o müminler, o inananlar, o sufiler. Allah zikredildiği zaman onların da normalde kalpleri titriyor. Kalbin titremesi ya korkudandır ya sevinçtendir. O yüzden biz sufiler, sufilerin kalbi sevinçten titrer. Ama bazen. Cenâb-ı. Hak o kimsenin kalbine öyle bir haşet verir, öyle bir azamet verir. O zaman o haşretten

ve azametten de o kimsenin kalbi tedirer. Ama genel olarak hani seven sevdiğini anınca, seven sevdiğini görünce, seven sevdiğiyle buluşunca o sevinçten o zaman onun kalbi ne olur? Onun kalbi titrer. O yüzden. Allah’ı zikir bu manada insanın ama azametten,. haşetten ama sevgiden veya vüslat sevincinden kalbi titretecek bir amal zikir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de kim bir yere oturur da ve orada. Allah’ı zikretmez ise. Allah’tan olan bir noksanlık vardır. Kim bir yere yatar orada. Allah’ı zikretmezse

ona. Allah’tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnada. Allah’ı zikretmezse. Allah’tan ona bir noksanlık vardır. Insanın fiiliyatı ya oturuyordur, ya yatıyordur, ya yürüyordur. Bu üç fiiliyat vardır insanın üzerinde. Normalde o zaman. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki o kimse normalde bir yere oturdu. Oturduğu yerde zikretmedi. Yürüdü. Yürüdüğü yerde zikretmedi. Yattı, yattığı yerde zikretmedi. Allah’tan ona bir noksanlık vardır. Onun yaptığı iş noksan oldu, eksik oldu. Onda bir eksiklik söz konusu oldu.

Ayet-i kerimede de siz namazlarınızı kıldıktan hemen sonra ayaktayken otururken yanlarınız üzerine yatarken. Allah’ı çokça zikredin buyuruyor. Ya işte bu ayet-i kerimenin hemen tefsiri gibi bu hadis-i şerifte. Ya otururken de kalkarken de ayaktayken de yan yine yatarken de yürürken de bir iş yaparken de ne yaparsan yap hangi fiiliyatı üzerinde durursan duredeceksin. Eğer. Allah’ı zikretmezsen senin üzerinde. Allah’tan bir noksanlık sen eksik bir yaptın, noksan bir yaptın. Sen doğru hareket etmedin. Burada senin o zaman bölümünde bir eksikliğin var.

Bu hadis-i şerifi. Ebu. Davud ve. Tirmizi nakletmiş. Tirmizi geçen bunu böyle destekleyen veyahut da bunu tekrar açan bir hadis-i şerif daha var. Bir cemaat bir yerde oturur ve fakat orada. Allah’ı zikretmez ve nebilerine salat okumazlarsa üzerlerine bir ceza. vardır. Allah dilerse onları azaplandırır, dilerse mağfiret eder. O zaman siz bir topluluk içerisinde bulundunuz. Bir toplulukta oturacaktı oturdunuz. Oturduğunuzda ya orada. Allah’ı zikredeceksiniz. Habibine salatü selam getireceksiniz. Eğer. Allah’ı zikretmez, habibine salatü selam getirmezseniz. Cenâb-ı. Hak ya sizi azaplandırır.

Dilerse de azaplandırmaz. Ama burada normalde hadis-i şerifin metnine göre azaplandırır. Bu o yüzden normalde o zaman bir kimse. Allah’ı zikretmedi. Allah’ı zikretmezse herhangi bir fiiliyatta. Allah’ın azabına duçar kalabilir. Allah onu azaplandırabilir. Neden beni zikretmedin diye. Çünkü o kimse. Allah’ı zikretmekle mesulsünüz. Mümin kimse. Allah’ı zikretmekle mesul, farz. Ve ayet-i kerimede kim. Allah’ı zikretmezse. Allah da onu zikretmez. Kim. Allah’ı unutursa. Allah onu unutur. Kim. Allah’ı zikrederse. Allah da onu zikreder. Ayi kerime bu. Kim. Allah’ı zikrederse. Allah da.

onu zikreder. O zaman o kimse ama verdiği nimetlerden dolayı bir kimse normalde menfaat karşılığı da olsa. Cenabı. Hakk’ın ona vermiş olduğu nimetlerden dolayı. Allah’ı zikreder mi? Evet. Hiç olmazsa menfaat karşılığı da olsa nimetlerden dolayı zikretse. Allah onu ne yapacak? Onun normalde nimetini arttıracak. Ama velakin o kimse önce nimet vermiş, önce nimet vermesine rağmen o kimse. Allah’ı unutmuş, zikretmiyor veyahut da kasti zikretmiyor. O zaman. Cenâb-ı. Hak. Cenabı. Hakk’ın onu azaplandırması mümkündür. Allah muhafaza eylesin. >> Amin. >>

Ve zikrullah noktasında devamlı ayet-i kerimelerde hep teşvik vardır. Hep teşvik vardır. Hep. Cenâb-ı. Hak birçok ayet-i kerimede zikirden bahseder. Tabii normalde bazı zikir dairesi diyorum ya geniştir. Orucu da, namazı da, abdesti de hayır işlemeyi, hakkı tebliğ etmeyi, sabretmeyi,. bütün ibadetlerin hepsini de içine alırız zeker. Ama bunların içerisinde en faziletli olan, en büyük olan oturup da bir kimsenin işte la ilahe illallah demesi, Allah demesi, Allah’ın 99 isimlerinden herhangi bir ismiyle. Allah’ı çokça zikretmesi. Bunun en faziletli noktası

bu. O yüzden o kimse eğer normalde böyle. Allah’ı zikretmezse o zaman o kimsenin üzerinde bir noksanlık, bir hata, onun üzerinde bir yanlışlık olmuş oluyor. Ve bir kimse tırnak içerisinde. Allah’ı zikretmezse o heva ve hevesine uyuyor. Hva ve hevesine uyunca onda hatalar zincirlemesi, yanlışlıklar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse günahlar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse yavaş yavaş. Kur’an ve sünnetten uzaklaşması söz konusu oluyor. Şimdi insan belki de bunu ilk atapta fark etmiyor ama yıllar içerisinde baktığınız zaman o kimsenin üzerindeki nur kayboluyor.

O kimsenin üzerindeki böyle o. Allah’ı zikretmenin insan üzerindeki tecelliyatı vardır. O tecelliyat nedir? O kimse mesela olduğundan genç görünür. Oldğundan yakışıklı görünür. Olduğundan güzel. Olduğundan iyi görünür. Cenâb-ı. Hak ona öyle bir manevi elbise giydirir. O manevi elbiseyle o çok farklı bir noktada durur. Olduğundan fazla görünür. Ama sırf. Allah’ı. Allah olduğu için zikrederse, sırf zikrullah cemaatına. Allah rızası için gelir. Orada cemaatin içerisinde. Allah için durursa hiçbir menfaat gözetmeksizin, hiçbir art düşüncesi olmaksızın, hiçbir hesabı kitabı olmaksızın o

kimse. Allah’ı zikrederse, o kimse o zikrullah cemaatında durursa ve o kimse bir mürşid-i kamile intisaplı ise o kimsenin çizgisi düzelir ve o çizgide yürür. Maddi manevi. Cenâb-ı. Hak onun üzerinde bir nur, maddi manevi onun üzerine bir elbise giydirir. O çünkü normalde öyle bir hale gelir ki her mümin onu sever. Müminler onu sever. O da müminleri sever. Onun üzerine. Cenâb-ı. Hak öyle bir elbise giydirir. Bu manevi bir elbisedir. Bu üzerine manevi bir normalde tecelliyattır. Hani. Allah kul.

Allah’ı sever. Allah da kulunu sever. Allah kulunu sevince. Cebrail’i nida eder. Ey. Cebrail nida et gökna. Ben filancayı sevdim. Onlar da sevsin. Cebrail. Aleyhisselam gök halkına nida eder. Ey gök halkı, Allah filancayı sevdi. Siz de sevin. Melekler burada gök halkından meleklere geçti. Çünkü gök halkı deyince içinde cinni taifesi var. İçinde melekler var. İçinde normalde farklı varlıklar var. Bu dini taifesinin haricinde, meleklerin haricinde farklı taifeler var. Mesela yecic mecc var. Örnekliyorum bunu. Mesela başka varlıklar var. Böyle.

isimlendirilmemiş, manen görülen, manen görülen ama velakin zahiri olarak tecelli etmeyen, değişik gezegenlerde, değişik perdelerde yaşayan varlıklar var. Oradan melekler. Cebrail. Aleyhisselam’ın nid gök halkına, bütün hepsine melekler mümin kulların kalbine ilham eder. Biz onu çevirirken ilham eder diyoruz da oradaki hadis-i şerifin metninde vahyeder diyor. Mümin kulların kalbine vahyeder. Allah filancayı sevdi. Siz de sevin der. Ve. Allah’ı zikredeni sadece zikredenler sever. Çünkü. Allah’ı zikreden fi sebilillah. Allah’ı. Allah için zikrettiğinden onu ancak zikredenler sever. Onu ancak müminler sever.

Onu ancak piriler, evliyalar, veliler, peygamberler sever. Onu ancak melekler sever. Onu ancak cinni taifesinin zikredenleri vardır. Cinni taifesinin zikredenleri sever. O yüzden o kimse. Allah’ı zikrederse. Allah da onu zikreder. Allah onun. Allah’ın onu zikretmesi demek bunu bizim gücümüzün. yetmez. Aklımız yetmez. Kalbimiz yetmez. Hani müfessirler demişler ki. Allah’ın onu affetmesidir. Allah’ın ona işte rahmet etmesidir. Katından onu sevmesidir gibi birçok şeyler söylemişler. Biz bir. Allah’ın bir kulu sevmesini, bir kulu zikretmesini veyahut da hani başka bir ayeti kerimede.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis salatü selam getirilmesiyle alakalı. Allah ve melekler. Resulullah’a salat ederler. Siz de salat edin deyince evet biz de salat edin. Biz ne yaparız? Biz ona salavat-ı şerifi okuruz. Siz de salat edin deyince aslında salat sadece o ona salavat-ı şerife getirmek değildir. Hz. Peygambere salat etmek. Onu salat etmek onun hadis-i şeriflerini, onun sünnet-i seniyesini canlı tutmak, onun sünnet-i senesini yaşama ve yaşatma mücadelesi vermek aynı zamanda da. Allahümme salli ala seyyidina. Muhammedin.

ve sahbihi ve sellim demek. Bu salavat-ı şerife de var. Eyvallah. Ama salat kelimesi çok geniş bir daire. E şimdi bu veçeden baktığımızda. Allah ve. Allah ve melekler ona salat ederler. O zaman. Allah’ın salat etmesini nereye koyacağız? Bizim salat etmemiz ne? İşte. Hz. Muhammed. Mustafa’yı sevmemiş. Ona sevmemiz. Onun sünneti sen seniyesini ayakta tutmaya çalışmamız. Onun hadis-i şeriflerini ayakta tutmaya çalışmamız. Kur’an’ı bizim onun hadisleriyle anlamaya çalışmamız, İslam’ı. Kur’an sünnetesinde yaşamaya çalışmamız bizim için salat bu. Peki onun normalde

görünmeyen tarafı var. Görünmeyen tarafı ne? Allah peygamberine nasıl salat eder? Allah’ın salatı nedir? Şimdi gideceksin birisinin önüne bunu koyacaksın. Diyeceksin ki, “Evet, ey iman edenler, Allah ve melekleri peygamberine salat eder. Eyvallah. Sizler de salat edin. Eyvallah.” Peki. Allah’ın. salat etmesi nedir? Allah peygamberini nasıl salat eder? Öyle ya. Açıklanmayan yerler bunlar. Allah’ın kulunu nasıl salat etmesi? Bizim salat etmemiz nedir? İşte hani geçen haftadan da vardı salat kelimesi. Geçen haftadan da salat kelimesini açıklarken dedik ki bu sadece

namaz manasında değil. Bu mana geniş. Çünkü geçen haftaki ders mekki bir ayetti. Mekki bir ayette. Mekke’de daha namaz farz değil. O zaman oradaki salat etmek farklı bir veçeye giriyor. Şimdi normalde öyle olunca meseleyi toparlayayım ben. Şimdi o kim bizim için söz konusu olan ne? Allah’ı zikir. O zaman biz. Allah’ı zikrettiğimizde. Allah da bizi zikredecek. Allah’ın bizi nasıl zikr. Allah’ın bizi zikretmesinin ne manaya geldiğini anlamamız mümkün değil. Onu ona bir mana versek geçici. Ben diyeceğim ki hayır.

eksik oldu. Sen bir daha bir söyleyeceksin. Ben diyeceğim ki eksik oldu. Hani diyeceksin ki bana affetmesi eksik diyeceğim. Sen. Allah’ın kulunu zikretmesini affetmek olarak koyarsan bu sadece bir veçeye bağlamış olursun. Allah’ın bir fiiliyatı bir veçeğe bağlanmaz. O zaman çok geniş bir daire. Rabbim bizi zikredenlerden eylesin. >> Amin. >> İkincisi sabır. İkinci ayağımız ne? İkinci ayağımız sabır. Sabırın manası nefsi emredilen şeylerde tutmak hapsetmektir. Sabır nefsi emredilen meselelerde tutmak, hapsetmek. Onu namaz emredilmiş. Namazda nefsimizi hapsetmek. Oruç emredilmiş.

Oruçta nefsimizi hapsetmek. Zekat emredilmiş. Zekatta normalde nefsimizi sabretmek. Orada hapsetmek. Cihat emredilmiş. Orada hapsetmek. İşte zekat emredilmiş orada hapsetmek. Allah’ı zikir emredilmiş orada hapsetmek. O zaman nefsi sabır dediğimizde ibadetlerde sabır. Sabır dediğimizde haramlardan uzakta durmakta sabır. Sabır dediğimizde. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında Cenab-ı. Hakk’ın sana vermiş olduğu dert, gam, kasavet, varlık, yokluk bunlarla mücadele ederken sabır. Bakın bunlarla mücadele etmeme değil. O zaman bu sabır bize bütün hayatımız boyunca lazım olacak olan en önemli olgulardan birisi.

Bakara 155. Behemali size sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz mal, can ve mahsul eksikliğiyle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele. O zaman korku. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Korkaklığın şerrinden. Allah’a sığınırım dedi. O zaman korku üzerinde kendince telaşa düşme. Bu düşman korkusu, bu açlık korkusu, bu eşim beni terk eder” korkusu. Eşsiz kalırım, işsiz kalırım, çocuksuz kalırım, evlatsız kalırım, şu olur, bu olur. Gelecek korkusu, geçmiş korkusu, yandan korku, soldan korku, ondan korku, bundan korku. Biz korkuyla

yaşayan bir ümmetiz. Biz korkuyla büyüyen. nesilleriz. Biz korkuyla büyümüşüz. Ve öyle bize korku bizi zaptı rapt altına almış ki biz korkumuzdan hakkımızı da savunamayız. Korkarız biz. Ve bu korku bizim her yerimizi. Her şeyimizi sarmıştır. Biz ne hakkımızı savunabiliriz, ne hukukumuzu savunabiliriz. Biz ne hiçbir şeyi savunamayız. Biz dinimizi de savunamayız. Biz. Kur’an ve sünneti de savunamayız. Korkarız biz. Başımıza bir gelir diye korkarız. Biz ilkokulda korkuyu bize öğretirler. Daha evde annemiz babamız öğretir bize korkuyu. Sonra ilkokulda korkuyu

öğretirler bize. Sonra ortaokulda öğretirler. Sonra lisede öğretirler. Sonra üniversitede öğretirler. Sonra askerde öğretirler. Ondan sonra sen esnaf olursun. Esnaflıkta öğrenirsin. Hiç unutmam ben. Adam vergi dairesinden emekli olur. Şak dükkanın büronun kapısını açar veya dükkanı dükkana gelir. Koltuğun altında bir sürü dergidir, evraklar. Ben maliyeden. yapar. Sen dergiye abone olursun. Bir yıllık abone parasını da verirsin. Baştan sadece maliyeyi duyurur. O demez. Biz maliyeden emekli olan memurlarız. Bir dergi çıkarıyoruz. Tane konuşmaz. Ben maliyeden yapar. Sen zaten esas duruşta

geçersin. Korku. Sen o abone olursun. Bir yıllık derginin kapağını bile açmazsın. Aman dersin ya şeytan görsün bunların yüzünü. Ben görmeyeyim dersin. Biz karakoldan korkarız. Hatta şöyle övünürüz. Daha karakol yüzü görmedim ben. Pısırığın tekisin o zaman. Sen hakkını hiç savunmamışsın o zaman. Sen hakikati konuşmamışsın hiç. O zaman sen. Kur’an ve sünneti hiç konuşmamışsın. Sen. Kur’an ve sünneti haykırmamışsın. Sen hakkını savunmayan pısırıklardan birisin. Sebep karakol yüzü görmemişsin ya sen. Sen hakkı konuşsaydın karakol yüzü görürdün. Sen. Allah ve

resulünü haykırsaydın karakol yüzü görürdün. Sen. Allah ve resulüne da sen tam olarak aşık olup anlatmamışsın. Sen karakol yüzü görmemişsin. Sen korkarız biz çünkü. Biz aç kalmaktan korkarız. Evimizde yiyecekler vardır. Biz ertesi gün ne yiyeceğiz diye korkarız. Hatta bizim hanımlarımız oturur yarın ne pişireceğim der. Yarın ne pişireceğim der. Kafasında bir yemek oluştuysa, o yemeğin bir şei, bir malzemesi eksikse evde hiçbir yok der. Aç kaldık der. Korkarız biz. Açlıktan da korkarız, yokluktan da korkarız. Biz her şeyden korkarız.

Çağ at diye bir ses çıksa yine korkarız. Biz korkuyla büyümüşüz çünkü korkuyla büyütülmüşüz. Her yerde korku hakimdir. Nasıl. Mısır firavunlarından bütün. Mısır halkı korkuyordu. Kıptiler. Nasıl. Nemrut’tan korkuyordu bütün. TEBA? Korkuyordu. Kimse karşı çıkmıyordu. Kim karşı çıktı? Musa’ karşı çıktı. Kim karşı çıktı? İbrahim karşı. çıktı. E kim çıktı? O 33 yaşında ölen peygamber ismini söyleyin. Yahya. Aleyhisselam. Yahya korkmadı. Padişah vardı. Putperest bir devlet başkanı vardı. O putperest devlet başkanı. Yahudiydi aynı zamanda. Yahudi putperest devlet başkanı her

yerlere kendi putunu diktirdiydi ve kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girmişti. Etrafındaki tabiri caizse din adamlarını topladı. Dedi ki bunun fetvasını verin bana. Onlar dediler ki bu fetvayı veririz. Genç olan. Yahya. Aleyhisselam dedi ki olmaz. O genç o olmaz dedi. Olmaz deyince onu ateşe attı. Korkmadı ama ateşe atılmaktan. Hatta. Mesnevide bu hikaye vardır. Bu hikayede. Mesnevide şöyle bunu mizan sen eder anlatır. O genç atılınca ateşe ateşin dışındakınlara der ki, “Gelin vallahi de ateş sizin bildiğiniz gibi değil.”

Bu sefer inananlar teker kendilerini ateşe. atmaya başlayınca o şerefsiz, namussuz, o putperest. Yahudi, südü bozuk, kanı bozuk, o putparest. Yahudi ne yüdüğü belirsiz. O bu sefer de aman benim kölelerim gitmesin diye ateşe atılmasını da yasakladı. Dedik. Dedi ki, “Durdun şunları kimse ateşe atılmasın, atlamasın. Sebep çünkü kölelerini kaybedecek. O yüzden putperest rejimler kölelerini kaybetmek istemez. Ateşe atılmasına da müsaade etmez. Ona köle lazımdır. Çünkü o köleler bütün her şeyleriyle o putperest rejime çalışırlar. Çünkü bütün vergileriyle, algılarıyla, cezalarıyla,

her şeyiyle o putperest rejimi ayakta tutmaya çalışır. Bütün köleler, köleler olmazsa putberest rejimler ayakta durmaz. Çünkü bütün dünya insanlığı bu yüzden köledir. 2000 tane şirkete veya aileye çalışır bütün dünya. Bütün dünya halklarının 320 trilyon dolar borçları vardır. Devletler dahil bu 2000 şirketedir. Ve o. korku hakimdir bütün dünyaya ve bütün dünya o korkuyla yaşar. Aç kalma korkusu, yoksulluk korkusu, elindeki iki kuruşu kaybetme korkusuyla baş kaldıramaz. Zaten baş kaldırırlarsa başlarını alanlar çıkar. Çünkü o dünya putper sistemi her

yerde askeriyesiyle, polisiyle, kanunuyla, siyasetçileriyle, her şeyiyle hakimiyet altında tutar her şeyi. Koca. Amerika. İsrail’e bütün parayı yatırır. Kendi vatandaşları aç sefil sokaklarda yaşıyordur. Evsizler, barksızlar, parasızlar, sağlık problemi yaşayanlar, uyuşturucunun pençesinde olanlar sokakta yaşar. Ama. ABD milyon dolarları, milyar dolarları. İsrail’e akıtır. Sizler asgari ücrette çalışırsınız veya 3 kuruş emekli parasıyla geçinirsiniz. Milyon dolarlarınız faize gider. Siz sesinizi çıkaramazsınız. Korkarsınız. Evet. Ben 64 yaşındayım. 14 yaşında siyasetle tanıştım. 50 yıldan beri faizler dursun diye bir miting olmadı. Hiç bir

yürüyüş. Bu ülkede eşcinseller yürür. Eşcinsellik. hakkı için. Ama. Müslümanlar yürüyemez. Biz faiz ödemek istemiyoruz. Faize hayır diye. Bu ülkede eşcinseller yürür. Eşcinsellik hakları için dernek kurarlar. Neredeyse parti kurarlar. Koca siyasetçiler, koca parti başkan yardımcıları, genel başkan yardımcıları. Onlar da insan. Onları da madem böyle. Allah yaratmış der küfre girer. Ama. Müslümanlar fuhuş dursun. Müslümanlar uyuşturucu dursun. Müslümanlar kumar dursun. Müslümanlar faiz dursun. Müslümanlar çıplaklık dursun. Müslümanlar adaletsizlik dursun. Müslümanlar hukuksuzluk dursun diye kıllarını kımıldatamazlar korkudan. Şunu yaparlar, böyle

haber gönderirler. Onun sesi çok sık çıkıyor. Yakında keseceğiz diye. O putperest rejimler böyle yaparlar. İşte sabır normalde o biraz korku diyor ya. Biraz diyor ama biz o birazı çokaltıyoruz. Biz çok yapıyoruz. Açlık biraz mal kaybetme korkusu, canı kaybetme korkusu. Can tatlı ve mahsul eksikliği. korkusu. Bir yağmur yağmazsa kendi kendimize tövbeler ediyoruz. Haydi nereye gidiyoruz? Yağmur duasına çıkıyoruz. Demiyoruz ki bu yağmur neden yağmaz? Hadis-i şerifte var. Zekatlarını vermezseniz, fuhuş ilerlerse, kumar uyuşturucu, günah keba ilerlerse. Cenâb-ı. Hak

yağmuru keser, rızıksızlık verir, bereketsizlik olur. Hatta başka bir hadis-i şerifte diyor ki, “Yağmur yağsa dahi” diyor, “ta ürün vermez.” Biz ona bakmayız ki. Tabii biz hep beraber camilerde yağmur duğası yaparız. Yağmur neden yağmaz? Onun sebebini araştırır mıyız? Hayır. Garip uçaklar uçar ülkenin üzerinde. Garip dumanlar bırakır. Bütün sosyal medyaya yayılır. Bir devletten bir açıklama olmaz. Bu uçaklar neden dolaşıyor? Bu garip gazlar nedir? Bu gazlar yağmuru mu kesiyor? Bitkilerimi bizim öldürüyor bu gazlar ne yapıyor? Yangınları mı arttırıyor?

Bu gazlar ne yapıyor? Bizi kanser. mi yapıyor? Çocuklarımız yarın öbür gün neyle karşı karşıya gelecek? Gelecek nesiller neyle karşı karşıya gelecek? Bakın bir. Covid aşısı çıktı. Şimdi. Almanya. Covid’i üretenleri yapıyor. Ne o? Yargılıyor. E şimdi camilerden fetva veren imamlar, Diyanet, Sağlık. Bakanlığı e bu işle ilgilenenler bu meselede illaki herkesi mecbur aşı vurunacaksın diyenler. Bunları kim yargılayacak ülkede? Şimdi öyle bir savcı var mı? Öyle bir hakim var mı? İyi. Almanya mahkeme açtı bu şirkete. İyi. Burada kim

mahkeme açacak bu şirkete? Ondan sonra bu şirketin payandası olanlara. Hadi kalkın. Diyanet fetva verdi. Fetvayı veren mercileri mahkemeye verin. Hadi. Hadi o günkü sağlık bakanını mahkemeye verin. O günkü bu aşılara evet diyen, altına imza atanlara mahkemeye verin. Hadi. Hadi. DSÖ’yü mahkemeye verin. Evet. Böyle. bir örgütlenmemiz de yok ki bizim. Almanya mahkemeye verdi. Ne o. Prizen midir? Nedir şirketin adı? Evet. Allah bizi affetsin. >> Amin. >> Sabredenlerin mükafatları muhakkak hesapsızdır. Zum 10. Sabredersen evet. Ama neye? Haksızlığa,

hukuksuzluğa, arsızlığa, hırsızlığa, rüşvete değil. Bunlarla mücadele emredildi. Bunlarla mücadelede sabredeceksin. Bunlarla mücadele farz. O farzı yaşamak için sabredeceksin. Mücadele ederken bizde şu var. Birisi zulm ediyor. Biz zulme sessiz kalıyoruz. O sabır değil. Birisi hırsız hırsızlık yapıyor. Biz onun hırsızlığına sabrediyoruz. Bu sabır değil. Bu küfür zalimle mücadele edilir. Hırsızla mücadele edilir. Sen hırsızla mücadele ederken öldürülürsen şehit olursun. Zalimle mücadele edilir. Sen zalimle mücadele ederken öldürülürsen şehit olursun. Bizi bunu unutturdular. Allah bizi affetsin. >> Amin. >> İçinizden

mücahede edenler, sabır gösterenler belli oluncaya. kadar elbette sizi imtihan ederiz. Bu musibetler, bu sıkıntılar, bu belalar, bu zalimlikler, bu haksızlıklar, bu hukuksuzluklar, bunlara karşı mücadele edenler belli olsun diye kim bunlarla mücadele ediyorsa bunlar normalde belli olması için bunlar var. E sen o mücahede noktasında mısın? Hangi noktadasın? Allah bizi sabredenlerden eylesin. >> Amin. >> O yüzden musibetlere karşı sabır, bir hastalık vermiş isyan etme. İbadetlere karşı sabır. Farzları yerine getir. Nafilelerle. Allah’a yaklaş. Ardından ne o zaman? Günah

işlememekte sabır. Senin günah önüne gelecek. Günah önüne gelecek. Sen o günaha karşı sabredeceksin. O ya sen neysin? Siyasetçisin değil mi? Birisi gelecek diyecek ki ya şu parayı al da benim şu işimi halledi ver rüşvet sen rüşvet almayacaksın sabredeceksin sen bir yerde memursun bürokratsın neysen. paketi hazırlamış getirmiş sana aman şu işimi hallediver diye. Sen o rüşveti almayacaksın sabredeceksin. E sen böyle bir partinin bir yerindesin. Bir makam sahibisin. Milletvekilisin. İşte il başkanısın, ilçe başkanısın. Bir şeysin. Bir bayan

gelmiş iş istiyor. Bayan gelmiş iş istiyor. Ne yapsın? O iş için de kırıtıyor sana. Tabiri caizse halk diliyle yavuşuyor sana. Sen onun normalde işini görmek için önce onu önce onun işini bitirmeyeceksin. Diyeceksin ki hani ben. Allah’tan korkarım yapmam. Hani vardı ya geçmiş ümmetlerden üç kişi böyle bir mağarada kaldılar. Bir taş yuvarlandı geldi mağaranın önüne. Üçüncüsü neydi? Dedi ki şöyle dua etti. Ya. Rabbi kıtlık olmuştu. Benim bir akrabımın kızı vardı. Benim gönlüm ondaydı. Ben onu çok elde

etmek için uğraştım. O kıtlık zamanında. geldi. Benden bir teneke buğday istedi. Ben de derim ki, dedim ki, “Eğer sen bana evet der” dersen, benim nefsimi köreltirsen ben sana bir teneke buğday veririm. O da kabul etti. Tam ben onun işini bitireceğim zaman benden yüzünü çevirdi. Dedim ki ona, “Sen neden yüzünü benden çevirdin?” O da dedi ki, “Allah’tan korkarım. Allah’tan utanırım.” “O zaman” dedi, “Ben kalktım üstünden. Kalk geyin dedim.” dedi. “Kal ben ona” dedi, “bir teneke değil, iki

teneke buğday verdim.” Ya. Rabbi sen bundan memnun olduysan bu kaya bizim gözümüzün önünden, bizim önümüzden çekilsin dedim diyor. Kaya gacır gacır açıldı diyor. Bir tanesi neydi? Anne babaydı. Dedi ki ben her gün anneme babama süt götürürdüm. Bir akşam götürdüm ikisi duymuş kalmış. İkisi duyup. kalınca ben sabah oldu güneş doğdu elimde süt. Ben onların uyanmasını bekledim. Onlar uyandılar. Baktılar ki ben başlarında süt, elimde süt bekliyorum. Onlar çok memnun kaldılar. Ya. Rabbi sen bundan memnun olduysan, razı olduysan

bu önümüzden kaya çekilsin dedi. Kaya biraz daha gacırdadtı. Üçüncüsü kimdi? Dedi ki, “Ben yanıma bir tane çoban almıştım. Geldi dedi. Bir gün benim yanımda çalıştı gitti. Ben onun bir günlük yömesiyle bir tane koyun aldım. O koyun doğurdu. Çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar. Yıllar sonra bu adam çıktı geldi. Dedi ki ben hacca gidiyorum. Benim senden bir günlük yövmiyem vardı. O bir günlük yövmiyemi almaya geldim. O kimsenin elinden tuttum. O vadiye götürdüm. Dedim ki dedi. Dedim ki işte bu

vadide olan bütün hayvanlar senindir. Senin. bir günlük yömenden bir tane koyun oldum. Onlar büyüdü de çoğaldı da işte bu develer, bu atlar, bu koyunlar, bu keçiler, bu sığırlar hepsi de senin dedim. Ona verdim. Ya. Rabbi razı olduysan bu müşkilatımızı ha eyle dedi. Kaya komple açıldı. Tabii ben bunu tersinden söyledim. Şimdi birincisi o çoban, ikincisi anne babaya hürmet, hizmet eden. Şimdi annesine babasına küfrediyor millet. Ne hizmeti? Annesini babasını dinlemiyor şimdi. Ne hizmeti? Annesini babasına neredeyse dövecek şimdi.

Dövecek. Annesini babasını dövecek neredeyse insanlar hizmeti hürmeti bıraktık. Dövecek dövenler de var. Dövenler de var. Annesini döven erkekler ve kadınlar var. Babasını döven erkek ve kadınlar var. Tokatlayan onları böyle laf söyleyen onları kerih gören, iktiren, kalktıran, “Ölmedin, gebermedin, senden kurtulamadık.” diyen asla ne dünyada. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti ne de mahşerde iki yakaları bir araya gelmez. Annesine, babasına. Kur’an ve sünnet dairesinde dost doğru davranmayan bir çocuğun dünyada da ahirette de iki yakası bir araya gelmez.

Çünkü ayet-i kerimede öh bile demeyiniz diyor. Bu kadar. Allah bizi affetsin. >> Amin. >> Üçüncü ayak salat etmek. Salat etmeyi biraz geniş dairede almaya çalışıyorum. Salat etmek. O yüzden normalde. Cenâb-ı. Hak’a kulluğunu göstermek her alanda. Tabii bunu sadece namaza bağlamışlar. Baktım ben yine bu meseleyile alakalı, salatla alakalı biraz hani tefsirciler ne demiş diye 3 be tane tefsire baktım. Bütün hepsi de namaza bağlamışlar salatı. Eyvallah. Namaz çok önemli. Namaz dinin direği. Namazı olmayanın dini olması. Hadis-i şerif.

Namaz dinde yıkılan son kaledir. Hadis-i şerif. Bir kimsede namaz yoksa din. de yoktur. Hadis-i şerif eyvallah. Namazı önemsememek değil. Ama. İslam dünyasında şöyle bir sıkıntı var. İslam sadece namaz ve oruç hatta hac hadi bir kısmı da bu üçgende kaldı. Bu çok acı bir. Evet. Namaz çok önemli. Çok önemli. Ama. İslam hukuksuz ayakta durmaz. Müslümanlık. Müslümanların muhakkak hukuku olması lazım. Hukuksuz bir. İslam dünyası var şu anda. Huku olmayan bir. Müslüman cenah var. İslam hukuku yok ve. İslam

hukuku ile alakalı bir çalışma da yok, bir gayret de yok. Çünkü devlet büyüklerimiz çıkıyor. 1400 yıl önceki siz hukukla 1400 yıl önceki hükümlerle siz bu işi yapamazsınız diyor. Reformist bir noktaya gidiyor. Ne yapalım? 1400 yıllık önceki hukuku mu değiştirelim? Ne yapalım? Faizi helal mı edelim? Fuhuşu helal mı edelim? İçkiyi,. kumarı helal mı edelim? Neyini değiştireceksiniz? İslam’ın hukukunun nesini değiştireceksiniz? Neresi hoşunuza gitmiyor? Neresi hoşunuza da gitmiyor da 1400 yıl önceki hukukla şimdi yapamazsınız diyorsunuz. Macron çıkıyor. İslam

hukukuyla uğraşıyor. Fransa’da. Fransa’da neden. İslam’ın hukukuyla uğraşıyor? Türkiye’de siyasetçiler kalkıyor. İslam’ın hukukuyla uğraşıyor. Macron’la büzükteş misiniz? Macron’la aynı yerde misiniz? Macron’la aynı noktaya, aynı merkeze mi hizmet ediyorsunuz? Neden. Macron da dilini doladı. İslam’ın hukukuna? Neden bütün kafirler. İslam’ın hukukuna diline doladı? Neden? Müslümanlar uyanırsa cihat şuuru olursa cihat şuurundan mı korkuyorsunuz? Uyuttuğunuz. Müslümanlar uyanır da faizden kurtulmayı düşünürlerse mi diye korkuyorsunuz? Uyuttuğunuz. Müslümanlar %70 %80 faiz ödüyor. Uyuttuğunuz. Müslümanların kadınları, kızları genel evlerinde peşkeş çekiliyor, satılıyor. Uyuttuğunuz. Müslümanların

çocukları uyuşturucuya dökülüyor. Uyuttuğunuz. Müslümanların çocukları lükse, modaya, gösterişe dökülüyor. Acaba bu. Müslümanlar uyanırsa diye mi korkuyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Bu korkunuz neden ki? Neden? İslam’ın hukukundan korkuyorsunuz da 1400 yıl önceki hukuku değiştirmemiz lazım diyorsunuz. Bunun dilinizin altındaki ne? Bize dost doğru söyleyin biz de anlayalım. Yeni zaten proflar çıktı. Yeni akademisyenler çıktı. Enflasyon miktarı kadar faiz caizdir dedi. Bu yetmedi mi size? Hayrettin. Karaman’ından tutun da bilmem ne akına kadar. İyi neden bu normalde enflasyon miktarı kadar faizi caiz

gören. Diyanet çıktı? İlahiyatçılar çıktı. Toki’nin faizi faizdir diyen, faiz değildir diyenler çıktı. Daha fazla faizle bu insanları, bu memleketi sömürmek için mi 1400 yıl önceki faizle alakalı ayetleri değiştirmeye çalışsanız? Neyi değiştireceksiniz? Huşla alakalı ayetleri mi değiştireceksiniz? Bütün memleketi genel evi açtınız. Genel evi açtınız yetmiyor gibi. Zaten bu memleketin çocuklarını. soydunuz. Sovana çevirdiniz. Tesettür ayeti mi sizi rahatsız ediyor? Bütün sokaklarda meyhane var. Bütün sokaklarda barhaneler var. Bütün sokaklarda içki servis. Bunu mu helal edeceksiniz? Bunu mu. Neyi

değiştireceksiniz? Sanatçı dediğiniz çıplak insanlar iş çamaşırlarıyla şarkı türkü söylüyor. Bunlara bir söyleyen yok. Koskoca profesör öğrencilerini taciz ettiğini televizyonda canlı yayında söylüyor. Bir tane savcı gidip de o profesöre, “Sen kendi ağzınla söyledin. Bizim çocuklarımızı sen taciz ediyormuşsun okulda.” deyip dava açmıyor. Ne yapacaksınız? Kemalist, laik çocukları taciz edince serbest. Yoksa başkası taciz edince ayyuka çıkaracak. Yeni bir hukuk mu çıkaracaksınız? Ne yapacaksınız? Neden hukuku değiştirmeye çalışıyorsunuz? Binlerce çocuğumuzu, binlerce gencimizi, binlerce sivil vatandaşımızı katleden, şehit eden. PKK itinin

başını değiştirmek için mi siz kanunu, hükmü, İslam hukukunu değiştiriyorsunuz? Onun hakkı. ne? Öldürülmesi. Binlerce çocuğumuzu katletmiş, binlerce askerimizi katletmiş, binlerce polisimizi katletmiş, binlerce köy yakmışlar. Binlerce insanların hayvatını, hayvanını, haşatını yakmışlar. Onun normalde asılması gerekirken, öldürülmesi gerekirken, sen 1400 yıl önceki hukukçünkü haksız yere bir kimse bir kimseyi öldürülse onun öldürülmesi gerekir diye şart koşmuş. Neyini değiştireceksin? Üç tane baklava dilimi yiyen çocuğa 8 yıl ceza verirken binlerce çocuğumuzu katleden kimseyi şimdi kim daha önce ziyaret edecek diye yarışa

girmişler. Neyini değiştireceksin şimdi sen? Hadi tutuklayacaksanız tutuklayın. Vatan, millet, Sakarya u derken yiydik ya. Şimdi ne oldu? 1400 yıl önceki hukukun nesini değiştireceksiniz? It desem itlere hakaret olur. It desem itlere hakaret olur. Hayvandan daha aşağı mahluku kahraman yapıyorsunuz önümüzde. Bunu mu değiştireceğiz şimdi biz? Çakalları aslan niyetine mi görelim? Çakala. hakaret olur. İtleri haslan niyetini mi görelim? Itlere hakaret olur. Kedileri aslan niyetine mi görelim? Kedilere hakaret olur. Hayvandan daha aşağı mahluk. Neyini değiştireceksiniz 1400 yıl önceki hukukun?

Bir söyleseniz de biz de baksak ya. Yok. Macron bir söylüyor. Bizimkiler de peşine takılıyor. Rızık olarak kendilerine rızık verdiğimiz şeylerden. Allah için harcarlar. Evet. Cenâb-ı. Hak bir o kimseye bahşeder. Ona bir rızık olarak bir şeyler verir. Sufi ahlakıdır. İhtiyacını alır, geri kalanı zekat olarak verir. Bu şeriatın emridir. Bunu mu değiştireceksiniz? Şimdi bu zenginlerimize ağır mı geliyor? Zekat vermek istemiyorlar mı? O yüzden bunu da mı değiştirmek istiyorsunuz? Allah bizi affetsin. >> Amin. >> Rabbim cümlemizi affeylesin. >>

Amin. >> Cümlemizi hıfsı muhafaza eylesin. >> Amin. >> Cümlemizi hakkı hak. batılı batıl bilenlerden eylesin. >> Amin. >> Cümlemizi hakkı hak bilip hakkı yaşayan ve aykıranlardan eylesin. >> Amin. >> Cümlemizi heva ve hevesini ilah edinenlerden eylemesin. >> Amin. >> Cümlemizi heva ve hevesini ilah edinenleri lider görenlerden eylemesin. >> Amin. Cümlemizi, heva ve hevesini ilah edinenleri başımıza şeyh, imam, alim, yok işte siyasi lider yok başkan görenlerden eylemesin. >> Amin. >> Rabbim bizim gönüllerimize feraset versin. >> Amin.

>> Feraset nuruyla nurlandırsın. >> Amin. >> Zikrullah nuruyla nurlandırsın. Amin. >> Habibinin muhabbetiyle muhabbetlendirsin. >> Amin. >> Maddi manevi habibinin ayak izlerini takip edenlerden eylesin. >> Amin. >> Maddi manevi habibinin nefesiyle nefeslenenlerden eylesin. >> Amin. >> Maddi manevi habibinin muhabbetiyle muhabbetlenenlerden eylesin. >> Amin. >> Bizleri gözümüzü açıp kapatıncaya kadar. nefsimize bırakmasın. >> Amin. >> Gözümüzü açıp kapatıncaya kadar bizi gaflette bırakmasın. Amin. >> Gözümüzü açıp kapatıncaya kadar. Cenabı. Hakk’ın cemalinden, Cenâb-ı. Hak kendi cemalinden bizleri ayırmasın. Amin.

>> Üç ihlas bir. Fatiha-i şerife amin. Ya. Rabbi hasıl olan sevabı. Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına >> amin. >> Cihar güzin efendilerimiz. Ebubekir. Sıddık, Ömerül. Faruk, Osman-ı. Zinnureyn, Ali. Ali. Murteza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına >> amin. Haşere-i mübeşşerenin evlad-ı. Resulullah, zevce-i. Resulullah, İmam-ı. Hasan, İmam-ı. Hüseyin, 72 şühedanın, [kahkaha] şehid-i. Kerbelanın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı. Resulullah hazretlerinin ruhlarına >> amin. >> İmamız, İmam-ı. Azam, Ebu. Hanife, İmam-ı. Şafii, İmam-ı.

Maliki, İmam-ı. Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarını hediye eyledik. Vasıl ve. hissedar eyle ya. Rabbi. >> Amin. >> Haberdar eyle ya. Rabbi. >> Ve zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. >> Amin. Üç ihlas bir. Fatiha-i şerife amin. Ya. Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz. Seyid. Abdülkadir. Geylani, Seyid. Ahmet. Erfai, Seyid. Ahmet el. Bedevi, Seyid. İbrahim. Duseki, Şeyh. Ebül. Hasan eşazeli, Şahın. Nakşendi. Muhammed. Bahaddin, Şah-ı. Mevlânâ Celaleddin. Rumi, Şah. Hacı. Bektaşi. Veli, Şah. Hacı. Bayramı.

Veli, Mehmet. Muhyiddin. Üftade, Veysel. Karani, Muhyiddin. Arabi, Niyaz-ı. Mısri ve bütün piran efendilerimizin ruhlarında hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya >> Haberdar eyle ya. Rabbi. >> Ve zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. >> Amin. Üç ihlas bir. Fatiha-i şerife >> Amin. Ya. Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş. üstatlarımızdan. Abdurrahim. Tantavi, Abdurrahim. Ennişavi, Elhac el. Hafız. Ebubekir. Sıddiki-i. Çorumi, Hacı. Ali. Haydar. Efendi, Elhac. Çorumlu. Mustafa. Naç. Efendi, Nevşehirli. Hacı. Abdullah. Gürbüz. Efendi’nin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi

dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına >> ya. Rabbi bilhassa üstadımız bayındırlı hacı. Mustafa. Özbağı beyefendi hazretlerinin ruhaniyetlerine >> cet ve dadalarının ruhaniyetlerine >> yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti. Muhammed’in ruhaniyetlerine >> Tırık. Aliye’den akraba-ı taallukatlarımızdan geçenlerin ruhlarını hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya >> Haberdar eyle ya. Rabbi. >> Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. >> Amin. Ve selamün alel mürselin ve alihim velhamdülillahi rabbil

alemin. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Ah. El kerim la ilahe illa hu. el hayyül kayyum ve etbü ileyh. Estağfirullahelazim. Estağfirullahelim. Estağfirullahelazim. Estağfirullah. Aman ya rabbi min klienmin tövbe ya rabbi. Estağfurullah. Aman ya. Rabbi. Min külle zembin tövbe ya. Rabbi. Estağfirullah. Aman ya. Rabbi min küllü zembin tövbe ya. Rabbi estağfirullah. Aman ya. Rabbi min küll zemmin tövbe ya. Rabbi ya malikel mülkül kadim estağfirullahel azim ya malikel mülkün kadim estağfirullahelazim ya mülkün kadim. Estağfirullahelim. Ya malikel mülkün kadim. Estağfirullahelazim.

Türd ilallah ve neheytü kalbi anmasıallah. Estağfirullah. Tübdil. Allah kalbi anmallah. Estağfirullah tüptil. Allah vü kalbi anallah. Estağfirullah. TB Allah veytü kalbiallah. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. İnnehu min süleyman ve innehu bismillahirrahmanirrahim. Sadakallahül azim. Bismillahirrahmanirrahim. Bismillah. Billahirrahmanirrahim. Bismillahirrahmanirrahim. Ya. Rahman. Ya. Rahim. Ya. Allah. Ya. Rahman, ya. Rahim, ya. Allah, ya. Rahman,. ya. Rahim, ya. Allah, ya. Rahman, ya. Rahim, ya. Allah, ya sübhan, ya sultan, ya sultan. Ya. Allah, ya sübhan, ya sultan, ya. Allah. Ya sübhan, ya sultan,

Ya deyyan ya burhan, ya. Allah. Ya deyyan ya burhan. Ya. Allah, ya. Deyan, ya. Burhan, ya. Allah, ya deyan, ya. Burhanan, ya. Allah, ya. Hannan, ya. Mennan, ya. Mennan, ya. Allah, ya. Hnen, Ya mennen, ya. Allah, ya hannen ya mennen, ya. Allah, ya settar, ya gaffar, ya. Allah, ya sedar, ya gaffar, ya seddar, ya gaffar, ya. Allah. Ya settar, ya gaffar, ya. Allah. Settar ismine inanıyoruz. Günahlarımızı setreyle ya. Rabbi. >> Amin. >> Gaffar ismine inanıyoruz. Günahlarımızı

affeyle ya. Rabbi. >> Amin. >> Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Innallahe ve. melaikhü yü al nebi ya eyyüellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslim sadakallahül azimme salli ala seyyidina. Muhammedinin nebiil ümmi ve ala. Ali ve sahbihi ve sellim. Allahümme salli ala seyyidina. Muhammedinin nebiil ümmi ve alâ alihi ve sahbihi ve sellim. Allahümme salli ala seyyidina. Muhammedinin nebiin ümmi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim. Allahümme salli ala seyyidina. Muhammedinin nebiil ümmi ve ala alihi ve sahbihi sellim.

Allahümme salli ala seyyidina. Muhammedinin nebiil ümmi ve alâ alihi ve sahbihi ve sellim. Allahümme salli ala seyyidina. Muhammedinin nebiil ümmi ve alâ alihi ve sahbihi. Veim. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftal zikirennu. La ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Hak muhammeden resullahdillahi rabbilemin elfatiha salavat. Allahümme salli ala seyyidina. Muhammedin ve ala ali. Muhammed. Amin. İlgili Sohbetler 711. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 670. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri (NASİHAT⧸16) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 15.02.2024 #mustafaözbağ​​​​​​​​​​​

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=2HaLAtxPHb0