>> Kafirleri dağıtsın. >> Müslümanları zulmedenlere Cenabı Hak hepsini de dağıtsın. >> Bu bütün dağıtmalarda, yerle ihsan etmelerde de bizleri inşâallah kullansın. >> Ecm. Nasihat Ala suresi ayet 14 ve 15. Euzü billahi mineşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. eflaha menek rabbihi fesalla sadakallahulim. Ala suresi ayet 141. Temizlenen, rabbini zikredip ona kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir. Şimdi bu ayet-i kerimeye baktığınızda hemen hemen eee meallerin hepsinde de şunu göreceksiniz. bölümünü rabbini zikreden ve namaz kılan ardından kurtuluşa ermiştir diye. Bunun mealini büyük
bir çoğunlukta öyle okuyacaksınız. Öyle mealciler öyle yazmışlar. Böyle küçük bir çalışma var şu anda böyle hani zikir kökenli ayetlerin üzerinde. E bu zikir kökenli ayetlerden birisi bu da bu Ala suresi 19 ayet toplam ve Mekke’de inzal olunan ayetlerden birisi. Şimdi Mekke’de inzal olununca Mekke’de henüz daha ümmeti Muhammed’e namaz farz değil. İnananlara farz değil. Ama burada ayet-i kerimede fesella. Bu fesellayı namaza çeviriyorlar kök olarak. Hani rabbini anan, zikreden ve namaz kılan olarak. Bunu normalde mealciler öyle yazmışlar.
tefsirciler bir kısmı da öyle yazmış. Baktığımızda önümüze çıkan tablo bu. Ama ayet-i kerimede fesella kelimesi normalde kulluk etmek aslında. Yani fesselle baktığımızda böyle onun hani ben çok bu işin erbabı değilim ama hani kelime kelime yürüdüğümüzde fesella ayakta tutan demek asıl önemli. Ve eee Kur’an-ı Kerim’de salat kelimesinin geçtiği ilk ayetlerden birisi. Yani bundan sonra başka selat kelimeleri de var ama bu Mekke döneminde inzal olunca ilk salat kelimesiyle karşı karşıyız. Ama salat kelimesiyle karşı karşıyız. Ama Mekke’de henüz
daha iman edenlere namaz farz kılınmadı. Öyle olunca eee normalde salat kelimesi baktığımız zaman e buraya not almışım otururken dik durduğu için oyluk kemiğine deniyormuş. Yani oyluk kemiği dik tutan bir kemik insanda. Ve normalde essala yine insan dik durduğu için omurgaya deniyor. Dik durduran, dik tutan, destek veren, destek manasına geliyor. Ve Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık 1718 yerde böyle bir eee sallü veya fesalli olarak geçiyor. 171 yerde geçiyor bu. Ama önemli olan şu. Normalde burada Mekke döneminde inzal olduğu
için direkt namaza bağlayamıyoruz. O zaman fesellayı burada anlayacağımız bizim için anlayacağımız dik durmak, heybetli durmak, mücadeleci durmak, cihat ehli gibi durmak ve bir şeyde kemikli durmak ve davanda samimi olmak ve dik durmak, yalpalanmamak, sallanmamak. O zaman ayet-i kerimeye bakış açımız değişecek. Şimdi öyle olunca hani biz bunu normalde eee fesallaya, dua niyetine bakabiliriz. Namaz manasında bakabiliriz. Zikir manasında bakabiliriz. Davat manasında bakabiliriz. Normalde işte Allah yolunda hizmet manasına bakabiliriz. Yani bunların hepsine bakmamız ve hepsinde bu manaya gelmesi
mümkün. Ama eee ayet Mekke döneminde ve ayet-i kerime şunu diyor bize. Temizlenen yani tövbe eden yani o kendisini bu noktada temizleyen kimse rabbini zikredip kuşkusuz kurtuluşa ermiştir. Yani temizlenen yani tövbe eden ve Allah’ı zikreden ve o yolda yani zikr Allah yolunda dik duran, sağlam duran, Allah’a tabiri caizse yardımcı olan hani kim Allah’a yardım ederse Allah da ona yardım eder. Destek olan ve işte omurgasının üzerinde dükk durmak. Yani burada omurga ne? İnsanın imanı, İslam’ı. Allah yolunda mücadelesi.
O zaman ayet-i kerimede mana çok farklı yere gitti. Yani orada normalde namaz kılan olarak dediğimizde bu meseleyi tam kahvamadı. O zaman temizlenen yani tövbe eden kimse yani günahlarından arınan kimse ve Allah’ı rabbini zikreden Allah’ı zikreden kimse Allah yolunda dimdik durur. Eğer onda temizlenme yani tövbeyle onda zikir yok ise o zaman o kimse Allah yolunda dimdik durması mümkün değil. Burada iki unsur var. İki unsur ne? Tövbe birincisi yani temizlenen. O zaman temizlenen yani tezkiye eden yani kendisini
arıtan. Hani ayet-i kerimede Şems suresinde de diok ayet 15. Nefsini arındıran, temizlenen kurtuluşa ermiştir. O zaman bizim hani günlük virtlerimiz var. Günlük virtlerimiz ne? Her gün 100 tane sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil azim ve bihamdihi estağfirullahelazim. O kimse temizlendi. Kim bunu 100 sefer söylerse deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder. Veya hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki ben günde 100 kez Allah’a tövbe ederim. Başka bir hadis-i şerifte 70 kez tövbe ederim.
Başka bir hadis-i şerifte kim tövbe ettiyse hiç günah işlememiş gibidir. O zaman o temizlen. Temizlenmek ne? tövbe etmek ve tövbe kapısına sımsıkı yapışmak ve Allah’tan ümidi kesmemek. Allah’tan ümidi kesmemek. Yani bugünkü ümmetin en büyük problemlerinden birisi Allah’tan ümidi kesmesi ve bir kısım bir kısım ümmetin içerisinde çıkan alim kisvesindeki kimseler insanların ümitlerini kesiyor. Allah’ın kapısını kapatıyorlar. Sanki kapı kendilerininmiş gibi. Kim tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder. Kim tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir. O zaman normalde
ümmeti Muhammed bu meseleye bakarken evet günah işledi, evet hata yaptı, evet yanlış yaptı. Hatta hala daha yapıyor. Hepimiz yapıyoruz biz. Var mı yapmıyoruz diyen, sizin adınızda da böyle söyledim ama ben kendim gibi görüyorum ya herkesi. O yüzden hepimiz günahkarız diyorum ben. Varsa günahkar olmayan kimse elini kaldırsın. Yok bakıyorum görüyorum. Evet biz günahkar bir topluluğuz. Bizim hatamız kusurumuz var. Hepimiz aykırı insanlarız. Biz normal bir insan değiliz biz. Yürümü normal değil ya. Normal bir insan olsanız burada olmazsınız.
Açık açık söylüyorum. Yani tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş. Deli deliyi dakikada buluyor. Hacı hacıyı Mekke’de buluyor. Biz burada buluşuyoruz. O yüzden hepimiz günahkarız. Günahkarız. Ama Allah’tan ümidimizi kesmiyoruz. Tövbe edenlerdeniz, Allah’ı zikredenlerdeniz ve Cenabı Hak kim tövbe ile gelirse affedici bir Allah bulur diyor. O zaman normalde biz kendi kendimizi temize çıkarmadığımızdan dolayı biz günah kirlerinden arınacağız. Bakın birinci adım bu. O yüzden sufiler tövbe etmeyi derslerinin başına koymuşlar. Önce tövbeyle başlıyorsun. Önce bir temizleniyorsun. Önce bir pim pak oluyorsun.
Ondan sonra Allah’ı zikrediyorsun. Çünkü Allah yolunda cihatta, Allah yolunda koşuşturmada, namazda, oruçta, Allah yolunda tebliğ etmede, Allah yolunda mücadele etmede senin sağlam durmanı sağlayacak olan iki tane çok önemli vazifem var. İki tane çok önemli fiiliyat var. İkincisi ne? Allah’ı zikir. O yüzden bir kimsede Allah’ı zikir yoksa namazı gevşek. Allah’ı zikir yoksa orucu gevşek. Allah’ı zikir yoksa o kimsede İslami hayatı gevşek. Küçücük bir rüşvete bozulması mümkün. Bir kadına bozulması mümkün. Bir paraya bozulması mümkün. Bir pula bozulması
mümkün. Bir makamı bozulması mümkün ki görüyoruz şu anda yani mücahit olarak yola çıkanlar sonra müteahit sonra it sonra müşrik olup çıkıyorlar münafık olup çıkıyorlar. Allah’ı zikir yok. Çünkü Allah’ı zikretseler bir üstatları olmuş olsa. Allah’ı zikretseler bir de üstatları olmuş olsa ama üstat öyle koftiden üstat değil. İngilizlerin üstadı değil. C’nin üstadı değil. Mossadın üstadı değil. Böyle karanlık dehlizlerin üstadı değil. Öyle 3 kişi 5 kişi toplanmış. Sen de bizim şeyhimiz ol demişler. Koydırıktan birisini koymuşlar oraya. Öyle üstat
değil. Allah yolunda cihatta, Allah yolunda koşuşturmada, Allah yolunda mücadelede seyri sülukunu tamamlamış. Bir üstattan ders almış. O üstattan seyri sülukunu tamamlamış varsa öyle bir kimse öyle bir kimseye intisap edecek. Öyle bir kimseye intisap ederse intisabı da tam olursa evet o Allah yolunda sıra dağlar gibi mücadele edecek. 3 be kuruş rüşvete bozmayacak kendini. 3 be tane makama bozmayacak kendini. Aman beni şuraya atasınlar diye kendini bozmayacak. İmanını bozmayacak. İslam’ını bozmayacak. takvasını bozmayacak. Bu nasıl mümkün? Allah’ı zikrederse Allah’a
aşık olacak. Allah’ı zikrederse Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışacak. Allah’ı zikrederse ümidini kesmeyecek Allah’tan. 711. Mustafa Özbağ Efendi – Sohbet Notları Allah’ı zikrederse Allah’a bağlı olacak. Başka bir yere değil. Onun emir komuta merkezi Allah ve resulü olacak. O kalıp da dinde reformist olmayacak. Öyle bir şey olursa o kalkıp da tauta boyun eğmeyecek. O kalkıp da firavuni bir iş hareket yapmayacak. Firavunlaşmayacak. O kimse Allah’ı zikrederse Allah yolunda dimdik duracak. Eğer Allah’ı zikretmezse o kimse Allah yolunda dimdik durmayacak.
Çünkü ayet-i kerimede diyor ki temizlenenler yani tövbe edenler ve Allah’ı zikredenler fesalli yani onlar omurgaları sağlam dimdik dururlar. Ama tövbesi yoksa zikrullahı yoksa onun omurgası bozuk. Onun uyluk kemiği kaçmış, dağılmış. Yani bir kimsenin omurgası bozuksa o dik duramaz. Zahir olarak düşündüğümüzde bunun maneviyatı var. Manevi olarak omurga nedir? Kur’an sünnet imamların içtihadı. Sen iman ettiysen, Kur’an ve sünnete sımsıkı bağlıysen sen tahuta boyun eğmezsin. Sen Kur’an ve sünnet-i seniye sımsıkı bağlıysan sen rüşvete boyun eğmezsin. Sen haksız kazanca
boyun eğmezsin. Sen ırsızlık, arsızlık, uğursuzluktan gelecek olan bir paraya, metaya boyun eğmezsin. Makama boyun eğmezsin. Sen böyle işimi halledivereyim, götürüvereyim deyip de sen vatandaşın hakkına, hukukuna giremezsin. Ancak o zaman fesalli olursun. Yani dimdik duranlardan olursun. O zaman namazın namaz olur. O zaman orucun oruç olur. O zaman haccın hac olur. Ama fesalli sen Kur’an ve sünnette dimdik durmuyorsan, inançta dimdik durmuyorsan, akaitte dimdik durmuyorsan ve oranı buranı oynatıyorsan, kalbini oynatıyorsan, kalbin fesadın içerisine girdiyse, kendince, münafıkça ayet-i kerimeleri
eğip büyükçe kendince bir yer arıyorsan, evet senin zikrin dilde kalmış, tövben dilde kalmış. Ne yazık ki sen dimdik omurgası sağlam olanlardan değil. Münafığın ta kendisisin. Münafığın ta kendisisin. E şimdi ahir zaman. Ahir zamanda münafıklık alametleri çok. Ne diyor münafıklarla alakalı? Onlar sizin yanınıza geldiklerinde biz sizdeniz derler. Başlarına bir tane beyaz takke geçirirler. Bir de Kur’an-ı Kerim okurlar. Bir de namaz kılarlar. Ama öbür tarafa ağa babalarına giderler, paşa babalarına giderler. Kendi komuta merkezleri, masonik, siyonist neyse, sebateist
neyse oraya gittiklerinde derler ki, “Biz sizle beraberiz. Kur’an ve sünnet-i seniyi kendi üzerlerinde elbise olarak tutamazlar. Günün münafıklarıyla, dünün münafıklarının arasında bir fark yoktur. Dün münafıkları da mal korkusu vardı, can korkusu vardı. Kafirlerle aralarının bozulmasını istemiyorlardı. Dünün münafıkları öyleydi. Adem zamanından itibaren münafıkların halet-i ruhiyesi değişmez. Karakterleri değişmez onların. Onlar çünkü münafıklar cemiyetindendir. Onlar münafıklar milletindendir. Onlar münafık bir topluluktur. O yüzden insanoğlu değişmiyor. Adem’den itibaren münafıklar bir topluluktur. Adem’den itibaren müminler bir topluluktur. Adem’den itibaren Allah’a aşık
olanlar bir topluluktur. Adem’den itibaren kafirler bir topluluktur. Değişmezler bir şey. Hal ve hareketleri de değişmez. İnsan aynı insandır. Çünkü nasıl peygamberler Adem’den itibaren Kur’an ve sünneti yani İslam’ı tebliğ ettilerse münafıklar da Adem’den itibaren münafıklıklarını tescil ettirirler, gösterirler kendilerini. Kafirler kafirliklerini yaparlar. Münafıklar münafıklıklarını yaparlar. Müminler müminliklerini yaparlar. Aşıklar aşıklığını yapar. O yüzden kafirler kafirleri sever ve onlara benzemeye çalışırlar. Münafıklar münafıkları severler. Birbirlerinin büzükleşi olurlar. Müminler müminleri sever. Aşıklar aşıkları sever. Dervişler dervişleri sever. Zikir ehli zikir ehlini
sever. O yüzden birbirlerine değişmez bunlar. Bunlar böyledir. Tarih boyunca siz dünyayı sevenle Allah’ı seveni yan yana buluşturamazsınız. buluşturduklarını söylerler. Ya dünyayı seven münafıktır ya da zikreden münafıktır. Zikreden kimse çünkü dünyayı sevene aşık olmaz. Onunla arkadaş olmaz. Onunla yol gitmez. Mümkün değil. Sebep yolda çünkü bir sıkıntı çıkar. O dünyayı seven çünkü bir dünyalık elde etmek isteyecek. Dünyalık bakacak meseleye. Onu dünyalık bakınca yolu bozacak. O beraber yürüyemezsin. Yürünmez zaten. Mümkün değil. O yüzden bizim için lazım olan ne?
Tövbe edip Allah’ı zikreden. Tövbe edip Allah’ı zikredenler Allah yolunda sıradağlar gibi dururlar. Eğer o kimse tövbe edip Allah’ı zikretmiyorsa o zaman o kimse fesalli yani omurgası sağlam bir kimse olmaz. Omurgası bozuk olur. Omurgası dağılır onun. Onun omurga filan kalmaz. Kalmayınca onun akidesi de bozulur, akaidi bozulur. Akaidi bozulunca o kimsenin ne yazık ki namazı namaz olmaz, orucu oruç olmaz. Akaidi bozuk. Çünkü o kimse bakarsın ayetlerde eksiklik görür, hadislerde eksiklik görür. Bu hadisler bu zamanda yaşanmazlar. Kur’an’ın hukuku,
hükmü bu zamanda olmaz der. Akaidi bozuk. Çünkü onun kalbi münafık oldu. Kalbine kurt girdi onun. O yüzden gider Celalettin Afgani’nin fetvasına yapışacağım diye uğraşır. Şu kadar miktarda faiz caiz olur der. Şu kadar miktarda içki helal olur veya uygundur diyenle şu kadar miktarda caiz normaldir diyenin arasında bir fark yoktur. Bir fark yoktur. hiçbir fark yoktur. O yüzden normalde o akait bozukluğunu yaşa. Bizi Kur’an ve sünnet yolunda dimdik tutacak olan iki önemli ibadet. O zaman bir Allah’a tövbe
etmek. Günahlarını günahlarını Allah’ın önünde. Allah’ın önünde tabiri caizse ben bu günahkarım. Ben günahı işledim. Ben nefsimi temize çıkaranlardan değilim. Ya Rabbi beni affeyle. >> Allah’ı zikredenler. İkincisi, ikinci ayak ne? Allah’ı zikir. Rabbim bizi daim zikredenlerden eylesin. >> O zaman üçüncü ayak bizi bekleyen biz Allah yolunda omurgası sağlam duranlardan olacağız. Rabbim bizi onlardan eylesin. >> Önemli olan akait noktasında, akait noktasında omurganın sağlam olması yani Kur’an ve sünnet seneye tabi olmak, imamların içtihadına tabi olmak, sufilik yolunda ilk
sufilerin yoluna tabi olmak. Allah bizi onlardan eylesin. >> Rabbim cümlemizi affeylesin. >> Cümlemizi kendi emanını aldığı kullarından eylesin. >> Cümlemizi iki cihanda da aziz eylesin. >> Cümlemize afiyet nasip eylesin. >> Kur’an ve sünnet-i senei yolunda mücadele etme azmi nasip eylesin. >> O uğurda, o yolda yürüyenlerden, koşanlardan eylesin. >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. >> Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamberişan efendilerimizin ruhlarına. >> Cihar güzin
efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman Zinnureyn, Ali Ali Murtaza radiallahu hazretlerinin ruhlarına amin. >> Haşere-i mübeşerenin evlad-ı Resulullah, zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin 72 şühedanın, şehid-i Kerbela’nın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı Resulullah hazretlerinin ruhlarına >> amin. >> İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafii, İmam Maliki, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına bağışladık. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Haberdar eyle ya Rabbi. >> Fayzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. üç
ihlas bir Fatiha-i şerife amin ya Rabbi Hasıl olan sevabı pirimiz Seyid Abdülkadir Geylani, Seyid Ahmet Erfai, Seyid Ahmet el Bedevi, Seyyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebül Hasan Eşşazeli, Şahı Nakş ben Muhammed Bahaddin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şah Hacı Bektaşi Veli, Şah Hacı Bayram Veli, Mehmet Muhittin Üftade, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi, Niyazı Mısri ve bütün piran efendilerimizin ruhlarında hediyeik. Vasıl ve hissedar eyle ya >> Ezatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i
Şerife >> Amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahim Tantavi, Abdurrahim Ennişavi, Elhac el Hhafız Ebubekir Sıddiki-i Çorumi, Hacı Ali Hayder Efendi, Elha Çorul Mustafa Anaç Efendi’nin, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendiin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin >> ya Rabbi bilhassa üstadımız bayındırlı hacım Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, >> ced ve dadalarının ruhaniyetlerine, >> yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine >> Tuk
Aliye’den akraba ve talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarını da hediyeledik. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Vezatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, >> Amin. Ve selamün alel mürselin ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Eftali zikirnahu ilah illallah. ilahe Hak muhammeden resulullah. Cemelin velhamdülillahi rabbil alemin. Elfatiha salavat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Ali Muhammed Evet. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler Bu konuyla ilgili
diğer sohbetler: Risale-i Kudsiyye Şerhi (120-122. Beyit) 17.11.2022 , İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 , Tekirdağ Kutlu Doğum Sohbeti – 13 Mayıs 2012 . Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=2TIUySN27LY