Dergah Sohbetleri Serisi

71. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Son pil olarak da anı faiz deprem deprem onu düşünce onun iki tane eseri var. Bir onların alemi var. Bir de hak yolcusunun düşurları var. O iki tane kitabı hep tedarük. Kitabı oku inşâallah cenabş. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Şimdi. Allah. Gelmedin ya. İnşallah gelmedik. Hayırlısın inşâallah. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Mürşid-i kamil olan bir kimse bulunduğu makamdan düşer mi veya mürşid-i kamilden görev gelen onlar. Böyle olursa tarihte bunun örneği var mı bir kimsenin veliliğinin bir perdenin önü vardır. Bir de perdesinin gerisi

vardır. Perdenin önü belileki herkese açık bir şeydir. Kim mücahede eder nefsiyle mücadele eder cihat eder. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışırsa ona velilik kapısı açıktır. Bu perdenin görünen tarafıdır. İnsanlar bununla vazifelidir. İnsanlar bundan sorumludurlar. İnsanlar bununla vazifeli ve bununla. sorumludurlar. Bir de arkada görünen kısmı vardır. Arkada görünen kısmı ise zevat büyük bir kısmı demişlerdir ki veliler seçilmiş insanlardır. Allah peygamberlerden sonra kendi peygamberlerinin zamanında ve sonrasında dini mübini. İslam’a hizmet edecek gayret gösterecek olan velileri de seçmiş derler.

Bu da perdenin görünmeyen kısmıdır. İnsanlar veli oluncaya kadar velilik makamına gelinceye kadar çok imtihanlardan geçirilirler. Çok sıkıntılardan geçirirler. Onların sıkıntıları imtihanları bitmez. Dedikodulat gıybet varlık yokluk makam mevki hanım çoluk çocuk anne baba dünya üzerinde görebileceğiniz bir kimsenin bir insanın etrafında olabilecek ne varsa hepsinden de imtihan edemeyiz maddi man uzun meşakkatli sıkıntılı çileli bir yol var. Bu yolda giden insanlar bu yolda giden insanlar büyük bir çoğunluğ yolda kalırlar. Büyük bir çoğunluğu kalır yollar. Yolda kalmasının sebebi gelen.

bu sıkıntılara belalara çilelere göğüs geremişlerindir. Bunlara sabredemeyişlerindir. İsyan ederler bırakırlar yoldan çıkarlar şikayet ederler. Bir şekilde bozulurlar. Allah muhafaza eylesin. Öyle olunca da daha velilik noktasına gelmeden bozulmuş olurlar. Yoksa velilik noktasına gelen bir kimse bozulma kapısı kapalı değildir. Amma vellakin kolay kolay bozulmaz. Şunu yalnız bir dip not olarak düşün. Veli günah işlemez. Veli masumdur. Veli temizdir. Veli pahktır. Hiç hata işlemez. Sözü ve düstlü ruh doğru değildir. Veliler de günah işler. Veliler de kusur işler. Hatta veliler

de günah-ı. Kemal işler mürşidi-i kamiller de günah-ı. Kebay işler. Diyeceksiniz ki bu tasavvuf tarihini yeniden yazmak gibi bir olabilir. Bizim yolumuz. Kur’an ve sünnetle ölçülenecek. İnsanların heva ve hevesiyle değil. Bir. Hzreti. Ebubekir hata yapıyorsa bir. Hazret-i Ömer hata. yapıyorsa bir. Hazret-i Osman. Haz. Ali hata yapıyorsa ashaf hataya açıksa ashaf günaha açıksa o velhiler de hataya günaha kusura açıktırlar. Fakat onların hata yapması günah işlemesi kusur işlemesi bellilikten aşağı düşmesine sebep olmaz. Burada ayrı bir hikmet kapısı açmak

istiyorum. İnsanların nefsine paye vermek kendi nefsime pay vermek için değil. Allah beni bundan uzak tutsun. Sadece bu meselede doğru anlaşılsın diye söylüyorum. Velinin hatasında hani duyarız da kızarız ya onun günahında hikmet varmış deriz. Öyle değil mi biraz da alay söyleriz. Öyle değil mi demez miyiz deriz. Evet. Velilerin günahlarında hikmet vardır. Velilerin hatalarında kusurlarında hikmet vardır. Bunu bir veçeden bakmayacağız. Şimdi bu konuyu iyi dinleyin. Bu konuyu izleyin. Burası tehlikeli bir noktadır bir kimse bu sefer üstadının üzerinde.

sivizana düşüp yoldan çıkabilir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden iyi dinleyin. Hikmet şudur beni hata işleyerekten kusur işleyerekten bilinçli veya bilinçsiz masum olma masumiyet noktasında durmaktan uzak durur. Kendisini masum görmekten uzaklaşır. Eğer kendisini masum görürse onun için küfürdür. Çünkü masum olan kimdi muhammedi. Mustafa’ydı sallallahu aleyhi ve sellem. Eğer bir veli kendi masumiyetliğini görüyorsa kendi masumiyetliğini söylüyorsa ona tecdidi iman lazımdır. O veli değildir. Çünkü. Muhammedi. Mustafa hiçbir günahı kusuru yok iken tövbe ediyorsa hiçbir günahı kusuru yok iken

tasarrua feryadına feryat ekliyorsa arkasından giden velilerin kendilerini masum günahsız kusursuz muhafaza altına almış korunmaya alınmış günahtan günah-ı kealden uzak görmeleri. Onların. Muhammedi. Mustafa’nın sünnetlerini düşüncesini fikriyatını akaidini terk ettiğini gösterir. Bu veçeden bakınca veli masum değildir. Günah işler hata. işler yanlışlık yapar. İsabet ettiremediği zamanlar bulur. Bu onun. Allah’a olan. Allah ikisinin arasındaki münasebette kulluğunu unutmamasını sağlar o kimse kuldur. Veli hata işler veli kusur işler veli günah işler. Tövbe ederek feryat ligan ederekten o hata o kusur onun.

Allah’a daha fazla yaklaşmasını sağlar. Bu demek değildir ki bile bile gidip o kimse hata işecek kusur işecek. Bu demek değildir. O bir kimse bile bile gidip de bir yanlışlığın içerisine girecek. Ama insanız sürçeriz. Nefsimize uyarız hata yaparız ve bu hatadan arınaraktan yeniden yola revan oluruz devam ederiz. Şimdi ama velilerin bu hatalarından bu kusurlarından bu günahlarından dolayı. Allah onların veliliklerini almaz. İnsanlar onları rüyalarında görmeye devam ederler. İnsanlar onları yeniden üstat olarak şeyh olarak bilirler. O veli kendi.

hatasını kendisi bilir. Kendi kusurunu kendisi bilir. Kendi eksikliğini kendisi bilir ve boynunu devamlı büker. Ya. Rabbi der. Eğer ya. Rabbi demezse o da kibre o da gösterişe o da hevaya düşer. Allah muhafaza eylesin. Velilik hiç kimsenin üzerinde ebediyen kalıcı bir taş değil. Onun da tacı üzerine düşer. Ama bu neyle mümkün olur bu günah-ı kebayirde ısrar ile mümkün olur bir veli bir veli işte bir kadınla nikahsız yaşıyor zina üzerine. Bir veli dört tane hanımı var nikahlamış. Beşincisini

de almış. İmamlar bu konuda ayetle imamların içtihadı varken 5 6 7 yapmış saklı gizli biliniyor. Neyse bir veli oturmuş dervişlerine faize para veriyor. Bir veli oturmuş işte etrafındaki bir dervişin hanımıyla yaşıyor. Bir veli odurmuş kabre yalan söylüyor dervişlerin. arasında bir veli odurmuş haksız yere insanlara zulmediyor devamlı. Bunda devamiyet aranır. Geri dönmeme rücu etmeme aranır. Eğer geri dönmüyorsa rücu etmiyorsa o halinden o kimsenin veliliği şüphe götürür. Ama bir dilinden kaçar bir ağzından kaçar bir elinden kaçar gözünden

kaçar. Olabilir. Bunu o kimseye ikaz edildiğinde o kimseye söylendiğinde hala daha devam ediyorsa o zaman onda bir eksiklik bir yanlışlık vardır. Allah muhafaza eylesin. O zaman velili oturtturacağımız bir yer olacak. Veliliği oturtturduğumuz bu yer. Kur’an ve sünnet noktasıdır dairesidir. Bir tasavvufta ekol vardır ki onlar velilerin mürsid-i kamillerin bir müddet sonra hatadan kusurdan arındıklarını onların hata ve kusur işlemediklerini onların hata ve kusur işlemede o hususiyetlerinin hassasiyetlerinin kaldırıldığını iddia ederler ki biz onlardan değiliz. Allah muhafaza eylesin. Amin.

Buraya bir açıklamakta fayda gördüm. Allah muhafaza eylesin. Ve bu noktada tarih boyunca velili ve görevi alınmış bir veli görülmemiş. Bugüne kadar bazı zatlar bazı veliler kendi hata ve kusurlarını o kendi küçük günahlarını veya kendi günahlarını kendi kusurluluk hallerini görmüşler. Dervişlerini serbest bırakmışlar. Demişler ki bunlar görülmüş. Demişler ki evladım siz kendinizi bir üstat arayın bir arayın demişler. Bak demişler ki “Evladım kendinize bir üstat arayın. Bir şeyh kendinize. Tarihte bunlar var mı var. Bu noktada benim durduğum nokta

açık. En baştan beri ben her daim diyorum ki istihare yapın istişare yapın. Eğer ki sizi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri veyahut da sahabeler veya geçmiş peygamber efendilerimiz veya piriniz sizi bir yere sevk ediyorlarsa bu konuda herkesin kapısı. açık. Benim bu noktada o kardeşim kardeşlerin üzerine bir yaptığım asla ve asla böyle bir aklımın ucundan dahi geçmez. Dervişlik hayatım boyunca geçmedi. Dervişlik hayatım boyunca hep etrafımdaki kardeşlere dedim ki “Arkadaşlar kardeşler serbestsiniz. Siz manen kendinize daha sağlam bir

kapı bulduğunuz anda gelin helallaşın gidin. Gelin helallaşın gidin. Benim o geçmiş üstatların yapmış olduğu şeyi ben dergaha yeni girdiğimden itibaren dilimde devamlı söylüyorum. Şimdi de. Önceden üstadım için çağırırdım. Gelin üstadımdan ders alın. Gelin üstadıma bağlanın. Bunu üstadım için söylüyordum ve doğru yaptığıma inanıyordum. Ve doğruydu. Doğruydu. Bugün de bir üstada bağlı olmuş olsam bugün de derim ki gelin üstadımın elinden tutun ondan ders alın. Ona derviş olun mürit olun derim. Bak derim. Bunun hala daha doğru olduğuna inanıyorum.

Derseniz ki kendin için bunu söyler misin daha ağzından duyanınız yok herhalde. Öyle değil mi gelin benden ders alın diye. Bu kendimi. Allah affetsin herhangi bir yeterlilikte görüp görmemezlikten dolayı değil. Bu benim kendime seçtiğim yol. Ben hiçbir zaman yaptığım bir işi kendi daimde yeterli kendi dairemde doğru dört dörtlük görmedim. Kendimi de öyle görmedim. Bu durduğu noktayı bazı insanlar yetersizlik gibi görüyorlar. Bundan da gocmuyorum ve yüzüme de diyenler olursa haklısınız biz yetersiz. Yetişemedik diyor. Haklısınız yetersiz yetişemedik diyoruz.

Bu böyle demeye de devam edeceğim. Ama mesele nasıl anlaşılırsa anlaşılacak bu noktada kendimi savunma noktasında değilim. İnsanlar beni ne görüyorsa ben oyum. Eğer bir söylenecekse benim üzerimde ben kardeşlerin gördüğü üzerindeyim. Yalancı görenine yalancıyım. Dolandırıcı görene dolandırıcıyım. Üç kağıtçı. görene üç kağıtçıyım. Beş kağıtçı görene beş. Üstat görene üstadım. Abi görene abiyim. Pir görene pirim. Kutup görene kutub. Yolda elalade bir adamım. Yolda el alır bir adamım. İnsanlar bu noktada haram olmadı haram dedim peygamber görmedikleri müddetçe bir nebi

bir resul görmedikleri müddetçe bir tek ben oyum diyemem. Allah affetsin. Geri kalan ne görüyorlarsa görsünler. Bu noktada zerrece gocunmuyorum. Yıllardan beri aynı benim başımda. Zaten insanların beni üstat görmesi yeni değil. Ben daha. İzmir’de. Bayındırdayken rüyalarında hallerinde üstat görenler vardı. Bu bugünkü mesele değil. Ödemiş’te de vardı. İşte. Bursa’ya yeni geldiğimde de vardı. Başka yerlerde de vardı. Oldu. Ama bu yeni bir mesele değil veya kötü görmeleri de yeni değil. Ben tarikata girdiğimden beri hep benim etrafımda karşımda beni.

kötü gören insanlar vardı. Bunlara alışkınım. Ya ben. Bayındır’daydım. Bayındır’da böyle bir cephe vardı. Daha ben yeni derviş oldum. Hiçbir tane derviş yoktu. Benim cephem oluşmuştu anında. Demişlerdi ki müftünün kızı için bu. Ya ben namaza başladım. Ben dergaha girmeden namaza başladım. Ben derviş olmadan namaza başladım. Ben namaza başladıktan sonra derviş oldum ben kötü alışkanlıklarımı bıraktım. Namaz kılmaya başladım. O zaman. Bayındır. Müftüsü vardı. Bayındı müftüsünün de. Allah sahibine başlasın. Allah geçim birlik birlik beraberlik versin. Cenâb-ı. Hak onları

da. Çünkü o müftünün çok faydasını gördüm ben. Allah ondan razı olsun. Amin. Öldüyse. Allah rahmet eylesin. Sağsa. Cenâb-ı. Hak iman nasip eylesin. İhsan etsin afiyet etsin inşâallah. Gerçekten bize çünkü yaptı. Kucak açtı bize. Bizim dergahımıza kucak açtı sonradan. bu noktada herkes bizi eleştirirken bilhassa benim üzerimden eleştirirken herkes her şeyi. Allah razı olsun. O bu noktada bizim tavrımıza davranışımıza hareketimize bir şekilde destek oldu. Bize bir mescit tes tahsis etti. Mescidin imamını görüştüm ben. İmam da sonradan derviş

kardeşimiz oldu. Ve gittim müftüden ben mescidi istediğimde bana dedi ki “Hayır hayır. Mustafa. Bey ne demek?” dedi. Böyle gençler namaza başlayacak işte avarı zikredecek. Bir üstada bağlanacaklar dedi. Bizim cami ne dedi. Bütün camiler sizin emrinizde. Dedi bana dedi ki bizati bütün camiler senin emrinde. Mustafa. Bey dedi bana. Allah o yüzden gani gani razı olsun diyorum. Ödemişe gittiğimde ödemiş müftüsüne de söyledi. Bu kardeşi bu arkadaşı beni götürdü müftülüğe. Müftüyle beni tanıştırdı. Dedi ki bu kardeşi ben. Ödemişte.

oturuyordu kendisi. Bu kardeşi ben. Bayındır’dan tanıyorum. Dedi. İyidir sağlamdır üstadı da iyi bir kimsedir. Görüşürüz dedi. Burada bunların çalışmalarına destek olun hocam dedi. O zaman için öyle bize bir. Allah’ın izniyle yardımı oldu himmeti oldu. Elhamdülillah velasıl o zaman da benim namaza başlayışımı insanlar müftünün kızına yormuşlardı ve cephe oluşmuştu. Demişlerdi ki sen onun için namaz kılıyorsun. Bir inandırıcılığım olmamıştı. Demek ki bazı insanlara inandırıcı gelememe inandırıcı gelmeme gibi bir halim var benim. Bu. Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve

sellem’de de olmuş. Geçmiş peygamberlerde de olmuş. Velilerde de olmuş. Ve. Çorum. Hacı. Musta. Efendi. Hazretlerinde de olmuş. Çorum. Hacı. Musta. Efendi. Hazretlerine üstadı. Hacı. Ali. Ali. Haydar. Efendi icazeti yazmış. Dergaha da açıklamış. Öyle bırakmış. Musta. Efendi’ye. Hacı. Ali. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında Haydar. Efendi’den üç tane derviş kalmış. Geri kalanın hepsi de terk etmiş. Benim imtihanım ondan biraz daha. Bu üç kişi kalmadı bizde. Bizde üç kişi kalmadı üç kişi de kalabilirdi. Ben bir açıklamamama rağmen

ben şuyum buyum demememe rağmen ve demeyeceğime rağmen. Allah bizi affetsin. O yüzden bu karşı duruşlar karşı duruşlar olmazsa o meselede bir eksiklik ve yanlışlık vardır. Bitireyim. Bu karşı duruşta bizi kamçılacak. Kendi nefsim için söylüyorum. Karşı duruşlar bizi bu noktada daha da motive edecek. Kendi nefsim için söylüyorum. Belki de. Allah muhafaza eylesin. Ağrından saklasın. Daha ağır imtihanlar olabilir önümüzdeki günlerde. Daha ağır imtihanlar olabilir. Daha ağır şeyler yaşayabiliriz neler yaşamışlar. Hazret-i Mevlânâ’ya kadınlar da düşüp kalkıyor demişlerdir. Pirimiz.

Ahmet. Er. Rufai. Hazretlerine neler söylemişler. neler yapmışlar. Şah-ı. Geylani. Hazretlerine neler yapmışlar şah-ı. Nakşibendi. Hazretlerine yapmışlar geçmiş üstatlara neler yapmışlar. Beldelerden kovmuşlar sürgün etmişler beldelerden ve evlerine mektup yazmışlar. Demişler ki hiçbir belde kabul edilmemesi ve o beldeye insanlar onları kabul etmemişler. Beldeleler onlar beldelerin dışarısında ne eziyetler ne çileler çekmişler ne sıkıntılar yaşamışlar. Ne oyunlar ne tezgahlar düzenlemişler. Kadınları ayatmışlar gitmişler. Kadınlar o üstatların kapılarına kapıları dövmüşler. Senin benden çocuğun var diye. Sen benle yaptın kalktın. Benle nikahsız

yaşadın diye. Tabakatül kübrayı okuyunca diyorum ya. Rabbi bunlarla bizi imtihan eyleme. Yalnız düşünebiliyor musunuz şuraya bir kadın girse bu adam benimle yattı kalktı dese tepinse bunu söylerken tarif ederken dahi çekiniyorum. Allah buradan imtihan eder insanı diye. Düşünebiliyor musunuz bu imtihanları bunları yaşamışlar. Annelerine iftira. atılmışlar hanımlarına iftira atılmışlar çocuklarına iftira atmışlar. Kapılarına boynuz asmışlar. Bildiğiniz geyik boynuzun kapılarına kapılarına mektup asmışlar kapılarına işaret yazmışlar. Burası böyle bir diye. Hani umane gibisinden dergahlarına yazı açmışlar. Buraya gelenler şöyle diye.

Bu yol böyle bir yol. Yok böyle bir yol. Buna katlanamayacak olan kimse bunu çekemeyecek olan kimse içe oturacak. Kendi nefsim için söylüyorum. İçeri elimde oturacak ve bu söylediklerimin bir kısmını yaşadım ben. Bunları isim telaffuz etmiyorum konuşmuyorum. İnsanlar o kimselere karşı buz etmesin onlara karşı kinlenmesin diye. Bir de konuşmuyorum. Lütfen telefonları kapatın. Lütfen komple kapatın. Titrecime de almayın. Bunları insanlar bu yolda gidecek olanlar yaşıyorlar yaşayacaklar. O yüzden karşı duruşlar ihtirallar gıybetler dedikodular önümüze yarın ne geleceği belli

değil. Risaleler yazmışlar. Bugünkü dille matbu. evraklar basmışlar. Dervişlere dağıtmışlar. Mısır’da bir üstada var. Büyük üstatlardan zannediyorum. Zinnini. Mısır. Hazretlerinden. Sizin üstadınız böyle böyle yapmıştır şurada şöyle şöyle yapmıştır diye yazmışlar. Bugünkü tabirle bildiri dağıtır gibi dervişlere dağıtmışlar. Zinnü hazretlerin bu yolun çilesi bu. Bu yolun hukuku kanunu bu. Muhammed. Mustafa’nın namusuna iftira atıldıysa h arkasından giden velileri veliler eğer ki onu seviyorlarsa onun yolundan gitmeyi düşünüyorlarsa onunla hemhal olmayı düşünüyorlarsa ve onunla bu noktada seyrü süluk noktasında fena resul

noktasına geleceklerse aynı iftirayac olacaklar. Buna da hazır ol. Buna hazır olacaklar. İş bu noktaya kadar gelir mi evet. Gelir mi evet. Geldi mi evet. Bana şeyhim dedi ki “Yapmamıştır oğlumu.” Peki efendim sen hakkını helal et. Helal ettim efendim. Onu camide karşılaştık. Geldi adam efendiyle. benim yanıma elini uzadı. Hacı abi nasılsın çok iyiyim. Allah razı olsun. Sen nasılsın kardeşim elhamdülillah benim. Geçen gün karşılaştım yolda. Baktım karşıda “Ey nefis” dedim “Sakın bana selam vermeik etme.” Ona ki dedim

nefsin ona selam vermemezik “Selamünaleyküm” dedi. Aleykümselam dedi. Böyle bir titredi kendisi. Bunu yaşamayacaksan bu demirden leblebi yutmayacaksan. Allah’ı seviyorum deyip yola çıkacaksın. O demir levde bir yutmayacaksan. Resulullah’ı seviyorum deyip yola çıkmayacaksın. Varlıktan yokluktan azlıktan çokluktan sevenden sevmeyenden okşayandan küfredenden bunlardan şikayet edeceksen yola çıkmayacaksın. Eğer. Allah’ı seviyorsan eğer gözünü. Allah’a diktiysen başka şeylere gözünü çevirmeye hakkın yok. Devam etmiş. Bir de bir kimse mürşid-i kamil olduğunu istiharde sadık bir rüyada veya halde bile bilen gören bir kişi daha

sonra bu durumu inkar ederse bu. kişinin hali ve hükmü ne olur hakkınızı helal edin. Bir gün bu yeni şeyler değildir. Dervişler istihare yaparlar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyalarında görürler ve derler ki peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri der ki şu zat gidin buna intisap edin. Pire efendiler der. Geçmiş peygamberler der. Sahabelerde mürşid-i kamil olarak nitelendirdiği bir önceki üstadı da rüyalarında halinde bunları görürler. Gelirelim bakılara. Sahih midir rüyaları sahihtir. Bu noktada rüyalarının rüya ilmi noktasında

rüya ilmi noktasında şüphesi olur mu olmaz. Ama aynı kimse bir gün gelir nefsine uyar. O rüyasını da unutur veya o rüyasını başka bir yere bağlar. Çeker gider. Doğru mu doğru. Bu kimseye ne olur allah. Allah onu muhafaza eylesin. Sevsin sevindirsin. Bu noktada şöyle olur. deme noktasında değiliz. Allah muhafaza eylesin. Ama kim. Allah’ın velilerine savaş açarsa onun hali perişandır. Allah ondan intikamını alır. Allah onu yerde bırakmaz. Neden veliyi veli eden. Allah’tır. Çünkü veli. Ahmet. Mehmet veli yapmaz.

Ahmet. Mehmet sen velisin deyince olmaz. Ahmet. Mehmet sen veli değilsin dediğinde de o veli değil demektir. Değil değildir. Veli yapma veliliği verme. Allah’a aittir. Kullara ait bir değil. Allah bizi affetsin. Amin. Tekkede bir sohbetinizde bayraklarınız mahşer kalabında pilamanızı. Yavuz. Kuyumcu abiniz taşıyacak. O filanın altında toplanacaksınız demiştiniz. Yunus abi şu anda yok. Akıbeti ne olur normalde bu tür meseleler konuşulurken o hal üzerine konuşulur. Bir kimse o halini kaybettiğinde o halde kaybolur. Hiçbir kimsenin makamı kalıcı değildir. Şurada

genç bir kardeşimiz var. Bugün bana. geldi. Yasin’ı anlattı. Allah onun nefsini de uydurmasın. Ahmet. Nufa. Hazretleri demiş ki “Senin eğitimini biz zati ben üzerime aldım. Ben de o kardeşim bugün çalıştırardım. Bu halini muhafaza eder korursa bu hali onun devam edecek. Eğer yolun adabına erkanına riayet etmezsek yolun edebine riayet etmezse yolun şartlarına kurallarına. Kur’an ve sünnet dairesinin içerisinde kalaraktan devam ederse onun adına çok sevindim. Bugün bir ümit ışığı. Gönlüm sürlandı bugün içim bir hoş oldu. Hatta kendisine

dedim bugün çok müjdeli bir haber benim için bu dedim. Gönlüm arz eder ki. Allah biliyor içimi. Hepinizi pirimiz yetiştirsin. Hepinize rüyalarınızda gelsinler. Derslerinizi versinler. Hallerinizi değiştirsinler. Rabbıtalarınızı değiştirsinler gönlümü arzu eder ki hepinizin duaları kabul olsun tövbeleri kabul olsun. Gönlü arzu eder ki hepiniz. Allah. dediğinizde ahlemden aleme geçin. Gönlümü arzu eder ki zikrullah halakasında tevhide vururken la ilahe illallah derken zikrettiğinizi karşınızda görün zikrettiğinizi içinizde hissedin. Gönlüm arzu eder ki. Muhammed. Mustafa ile zikrede ellere gönül gönüle diz

dize dudak dudağa gönül gönüle yürek yüreğe onunla. Allah’ı zikredin. Gönlüm arzu eder ki pirinizi her zikrullah halakasında görün. Onlarla kol kola girin. Onlara bağrınızı yaslayın. Onlara kafanızı yaslayın gönlüm arz eder ki onların haliyle hallenin. Baktığında kiminiz bedevi olsun kiminiz dusiki olsun kiminiz şahseli olsun kiminiz. Nakşibendi olsun kiminiz. Hazret-i Mevlânâ olsun kiminiz. Abdülkadir. Geylan olsun. Ahmet. Erufay olsun gönlümü arz eder ki kiminiz. Hazret-i Ebubekir olsun. Allah derken. Hazret-i Haz. Ömer olsun. Hazret-i Osman olsun gönlümü arzu eder

ki mahşerin sancakları sizler olun. Gönlüm. arzu eder ki ümmetin sancakları sizler olun. Merak etmeyin biz burada yine dervişliğe devam ederiz. Siz ayan olun. Siz buğday olun. Siz başınıza tac olun. Sultan olun gönlüm arzu eder ki siz öyle bir üstat olun. Muhammed. Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bana desin ki şu adama sen tabi ol sen yetiştirdin bu seni geçti buna tabi ol. Hem vallahi de hem billahi de yemin billahi ediyorum. Eğer gönlümde zerrece şüphe olursa hemen

elinden tutarım beni evlatlığa kabul etlerim anında hiç çekim şüphem yok. Şeyh efendi öldükten sonra aylardır ben yorganı yatağa soluna attım. Aylardır aylardır her gecemi tasarru her gecemi ağlamakla feryatla geçirdim. Dedim ki “Ya. Rabbi bana bir yer göster. Bana bir yer göster. O noktada bir. şeyim yok. Elhamdülillah gönlüm arz eder ki öyle olur.” Ama bu ne zaman o hali yaşadığınızda geçerlidir bu. Ne zamana kadar kemale erinceye kadar. Kemale erinceye kadar. Velilik noktasına gelinceye kadar bütün haller geçicidir.

Bütün haller bütün makamlar geçicidir. Kah düşer kah çıkar. Kah geriler kah ilerler. Bu noktada hiç kimsenin elinde hiç kimsenin elinde eminlik belgesi yok. Hiç kimsenin elinde bu noktada bir güvence yok. Güvence. Allah çalışırsa devam ederse kendini muhafaza eder korursa yol herkese açık. Allah bizi affetsin inşâallah. Münafığın özelliklerinden sormuş kardeşlerimiz. Münafıklık. Amelde münafıklık vardır. Adam kah namazı terk eder kah orucu terk eder kah ibadeti terk eder. Bu amelde münafıktır. İşte diyor ya hadis-i şerifte konuştuğunda yalan söyler

emanete hıyanet eder. Verdiği sözü yerine. getirmez. Bu amelde münafıklııktır. Allah cümlemizi bu halde muhafaza eylesin. İbadetlerde aksaklık noksanlık yaparız. Allah muhafaza eylesin. Bunlar amelde münafıklıktır. Bir de itikatta vardır ki. Allah hepimizi ondan korusun. Gönlümüzü ondan temizlesin. Kalbimize o kapıyı kapatsın. Amin. Ruhumuzu o tarafa meylettirmesin. Nefsimizi o tarafa meylettirmesin ki itikadi noktadadır bu. Kur’an’ın inip inmediğine şüphe eder. Resulullah’ın peygamberliğinde şüphe eder. Allah’ın. Allahlığında şüphe eder. Meleklerin varlığında şüphe eder. İnancından şüphe eder. Bazen geri döner. Şüphe eder

demeyin. Geri döner. O itikatta münaakıktır. Hani ayeti kerimede diyor ya “Ey habibim onlar senin yanına gelirler. İnandık derler. Senin yanından ayrıldıktan sonra geçmiş atalarımızın beyni daha iyiydi derler. İşte o münafıklar o münafıkların takileridir. Münafıklar da cehennemlikleri takilerdir. Bu itikatta münafıklık. Allah muhafaza eylesin. Allah’ı. çok zikirden münafıklıktan kurtul kurtulun. Allah’ı çok zikreden münafıklıktan kurtulun. Hadis-i şerif. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Allah’ı çok zikreden münafıklıktan kurtulur buyurmuş. Çünkü münafıklığın sebebi bizim kalbimizin penceresinde kapısında kalbimizin üzerinde hemen

hazır duran şeytandır. Başka hadis-i şerifte. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurur ki şeytan sizin kalbinizin üzerinde durur. Ne zaman zikrullah’ı bıraktınız hemen size hakim olur. Kalbinize gelir oturur.” der. İşte bir kimse çok zikrederekten şeytanın kalbinden kovar. Şeytanın kalbinden kovunca şeytan ona vesvese veremez. Nefsine vesvese veremez. Ne zaman kalbinizde vesvese olur ne zaman kalbinizde ümitsizlik olur ne zaman kendinizde bir sıkıntı buldunuz bir darlık bir müşkülat bir dert. Ne zaman bir kasavet oldu içinizde ne zaman böyle

eliniz kolunuz tutmadı ne zaman dağıldınız. naçar kaldınız. Aman zikrullah’ın hemen sapına iyi yapışır. Gönül arz eder ki devamlı. Allah’ı zikredin. Devamlı. Allah’ı zikreden insandan şeytan kaçar. Devamlı. Allah’ı zikreden insana şeytan musallat olamaz. Ve böylece o münafıklıktan beri olur. Böylece münafıklık çukuruna düşmez. O yüzden aman bugünün. Müslümanları bugünün dervişleri. Allah’ı az zikrediyorlar. Gece zikriniz az gündüz az. Yolda giderken az zikrediyorsunuz. Dükkanınızda az zikrediyorsunuz. Tevhit zikrullah içinize oturmalı kalbinize oturmalı damarlarınıza vücudunuza oturmalı. En küçücük bir şeyden. Allah

çarp. Allah küt. Allah. İşte o dördüncü makamın halidir. Kalpler ancak zikrullah ile muhtin olabilir. Ani davranışlarınızda ani refleklerinizde. Allah dilinize geldiyse gönlünüze geldiyse nefsinizi uymayın ama iyi bir noktadasınız demektir. Allah her şeyin sahibi ol. İnsanların sahibi dillerin sahibi kalbin sahibi kömüllerin sahibi vücudun mükavanatın. ol. Onun sahibi olmadığı ne var ki allah kibirli gönüllere zikrullah’ını oturtturur mu zikrullah’ını yerleştirir mi günah düşünen kusur düşünen ben şunla şöyle günah işleyeyim bunlar ben böyle yapayım. Şunu şöyle söveyim. Bunu böyle

döveyim. Bunu böyle aldatayım. Bunu böyle kandırayım. Bunun böyle edeyim. Bunu şöyle söyleyeyvereyim diyenin gönlüne. Allah oturur mu allah günah hayal ederken o hayalinize sevgilinin hayali düşer mi insanlar sevgiliden uzak bir hayat yaşarken sevgilinin kokusunu duyabilir mi allah kibirli gönüllere zikrullah’ını oturttur mu zikrullah’ını yerleştirir mi günah düşünen kusur düşünen ben şunla şöyle günah işleyeyim. Bunla ben böyle yapayım. Şunu şöyle söveyim. Bunu böyle döveyim. Bunu böyle aldatayım. Bunu böyle kandırayım. Bunu böyle edeyim. Bunu şöyle söyleyvereyim diyenin gönlüne.

Allah oturur mu günah hayal ederken. o hayalinize sevgilinin hayali düşer mi insanlar sevgiliden uzak bir hayat yaşarken sevgilinin kokusunu duyabilir mi sevgilinin rengine boyanabilir mi demez mi sen bana hem seviyorum diyorsun hem benim kokumla kokulanmıyorsun. Hem seviyorum diyorsun hem benim hayalimi dahi izlemiyorsun. Hem seviyorum diyorsun hem benim peşime düşmüyorsun. Hem seviyorum diyorsun hem beni zikretmiyorsun demez mi der. Allah zikrullah. Zikrullah her şeyden kurtuluştur. Zikrullah her şeye varıştır. Zikrullah bir yok oluştur. Zikrullah yok oluşun sonunda bir

var oluştur. Zikrullah devri bitirmektir. O devri bitirmek için zikrullah gerekiyor. Nereye çıkarsanız çıkın hangi hale ulaşırsanız ulaşın hangi makama varırsanız varın hangi hal üzerinizde olursanız olun. Zikrullah’ın olmadığı hiçbir yer hiçbir yoktur. Kim derse ki biz zikrullah’tan beri olduk artık. Vallahi yalan söylüyor. Billahi o. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti yalan söylüyor. O gölgelere aldanmış. O heva hevese aldanmış. Farkında değil. O varaya düşmüş. Kim derse ki biz namazdan kesildik oruçtan kesildik. Bizim gönlümüz onu buldu. O yüzden

onun ibadetleriyle onun mahlukatıyla işimiz yok diyorsam vallahi o hevai hevese düşmüş. Şeytana habibine diyor ki “Ey habibim sana fethi gerçekle tövbeye zikre duaya devam et. O yüzden. Allah’ı çok zikredin. Allah’ı çokça zikredin. Günahınızı yakacak olan günahınızı silecek olan günahtan temizleyecek olan kalbinizi parlatacak olan kalbinizi yumuşatacak olan kalbinize ilhamı akıtacak olan de ibadetlerden birisi. Allah’ı zikir. O yüzden. Muhammedi. Mustafa diyor ki “Münafıklıktan kurtulmak isteyen. Allah bu çok zikretsin. Kusurlardan hatalardan arıtmak mı istiyorsun mahşerde kusurlarından hatalarından sorguya

çekilmemek mi istiyorsun vallahi de zikret billahi de zikret. Kalk geceler boyu. zikret kalk tenhalarda zikret. Kalk yolda giderken zikret. Arabada tek başınayken zikret. Gecenin yarısında kalk zikret. Seni duyacak birisi varsa o. Senin kafana okşacak olan birisi varsa o. Sana sahip çıkacak birisi varsa o. Senin elinden tutak olan o. Başka hiçbir kimse hiçbir değil. Üstadım himmeti de bir yere kadardır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin himmeti de şefaati de bir yere kadardır. Ne yapsın. Allah. Resulü münafık

bir ümmeti ne yapsın. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri her gün günaha dalıp da tövbe etmeyen bir ümmete ki ne yapsın bir üstat gece ağlamaktan başka gece feryat etmekten başka dua etmekten başka elinden ne gelir ki elimden gelse her gece sizi ayağa dikerim. Derim ki kalkın kardeşler zikredin. Derim ki. kalkın. Allah’ı. Allah’ı sevin. Ona tövbe edin. Derim ki kalkın rabıta edin. Hiçbir yapamıyorsanız. Muhammedi. Mustafa’yı düşünün. Onu hayal edin. Hiçbir yapamıyorsanız. Beytullah’ı hayal edin. Onu düşünün. Hiçbir

göremiyorsanız. Beytullah’ı görün. Görmeseniz dahi hayal edin. Elimden gelse onu yaparım. Elimden gelse her gündüz kalbinize bir bekçi dikerim. Derim ki ya. Rabbi bunların kalplerinin hepsini berkene bekçedik. Ne zaman zikrullah’ı unuttular o bekçi onları hatırlasın. Allah’ı zikredesin kalbinin üzerine yumruğu vursun. Gönlüm istemez mi zannediyorsunuz istemez miyim derç kardeşler dedim de mezardakıyla konuşsun. Emir sultanla konuşsun üftadeyle konuşsun. Allah desin. Resulullah’la konuşsun. İstemez miyim bazen kendi kelime diyorum ki vallahi şeyhim şeyhlik yapmış. Telefon açardı bana. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Mustafa.

Efendi ben neredeyim oğlum şimdi sivasın efendim. Nasıl bir odadayım oğlum efendim. iki tane çekyat var. Birisi kahverengi birisi bordoya dönük rengi. Perdeler dün gibi hatırlıyorum perdeleri. Perdeler kreme çalık efendim. Perdenin güneşidir kreme çalık efendim. Üstünüzde yeşil takımınız var yeşil haydarız var. Yeşil gömleğiniz var. Yeşil pantolonunuz var. Kafanızda siyah takkeniz var. Siyah farınız var. İçeride 56 tane de bayan dermiş kardeşimiz var. Birinin üzerinde beyaz örtü var. Birinin üzerinde siyah örtü var. Birinin üzerinde çiçekli bir örtü var.

Birisinin üzerinde ev örtüsü var. Efendim mâşâallah. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Ben istemez miyim zannediyorsunuz rabutayit. Musta efendi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bugün buradan bizim çıkmamızı istiyor mu istemiyor mu emredersiniz efendim. Efendim çıkmamız gerekiyormuş. Tamam. Mustafa çıkıyoruz o zaman zikred. Allah’ı zikred 10.000 kişi aynı dergaha aynı aynı üstada bağlı başka. yere bağlı değillerdi. Aynı sohbetlere aynı zikrullahlara gidiyorlardı. Evinde kaldığında kapısında otururdum ben onun. Ben onun yanında tesphimi göstermedim daha. Onun yanında tespih çekmedim ben. Huzurunda bir sefer

dedi bana biz evladım üstadımızın karşısında tespih çekmezdik dedi. Bitti. Arabada götürürken dersim tespihimi nereye saklayacağımı düşünürdüm. Herkes zannederdi ki otomatik araba isteyişim hevai hevestlendi. Otomatik araba alırdım sırf yollarda dersimi çekmek için. Dur yok durak yok. Çünkü kendi kendime derdim ki vites değiştirme derdi yok. Dersimi yolda çeke çeke giderim. Ananiden sorar çünkü. Dersini çekmezsen aniden sorar. Mustafa dersini çektin mi evladım bir sefer dedim çekemedim efendim daha dedim. Dervişin tembeli pek makbul değil evladım dedi bana. Daha sabah

dersini gece çekmedim ben. Ben daha gece dersini sabah çekmedim. Dergaha girdiğimden. beri benim iki tane dersim vardır görünen. Sabahlı akşamlı. Artı ilaveleri hariç. Gelir gider dersini değiştirirdi 1000 tane bir şundan çek. Gelir gider 2000 tane şundan çek. Allah’ı zikredin. Allah’ı sevin. Resulünü sevin. Yolunuzu sevin. İyi bağlanın yolunuza. Bana değil yolunuza bağlanın 18.000 alemin ne olduğunu anlatır mısınız alınacak olan var mı ki var mı ki birinci kat göğü anlatayım mı birinci kat gökte yaşayan mahlukatları anlatayım mı

anlar mısınız ki ikinci kat gökte yaşayanlardan anlatayım mı ki anlar mısınız ki sevginin tarifi var mıdır seviyorum diyor kandırıyor. Seviyorum dövüyorum. Neden başkalarının sevgilerine bakıyoruz ki neden biz sevmiyoruz ki neden başkalarının sevgilerini ölçüyoruz ki kendi sevgimizi ölçmek varken neden bir başkasının bizi ne kadar sevdiğine bakıyoruz ki biz kendi sevgimizi. görmeden neden ben ne kadar seviyorum diye düşünmüyoruz ki bu başkasının sevgisini tartacağımıza kardeşler kendi sevginizi tartın başkasınınkini değil sevmesin. Varsın hiç kimse sizin yüzünüze bakmasın. Varsın hiç

kimse size bir nokma ekmek daha vermesin. Varsın hiç kimse sizi dinlemesin. Siz sevebiliyor musunuz ona bakın. Siz sizin yüzünüze bakmayanlara dahi gece bakabiliyor musunuz ona bakın. Siz sizin elinizi reddedenlere dahi gece manen tutabiliyor musunuz ona bakın. Siz size küfredenlere dahi dua edebiliyor musunuz ona bakın siz. Siz hanımınız bir bardak su vermese dahi ondan şikayet edip ediyor musunuz ona bakın. Siz. Allah’ı sevenin neyinden şikayet olur ki allah’a yüzünü döndürenin bir kimseden şikayeti kalır mı ki allah’ın sesini

kalbinde duyan bir kimsenin başka bir sese ihtiyacı kalır mı ki allah’ın. sevgisine ulaşmaya çalışan bir kimse bir başkasının sevgisine bakar mı ki bırakın başkalarının sizi ne kadar sev sevmediğini umursalayın. Siz başkalarınızı ne kadar seviyorsanız önemli. Hiç bir kardeşinizi göresiniz geliyor mu ona bakın. Ya özledim ya bugün 5 saat oldu. Ben onu görmedim dediğiniz bir kardeşiniz var mı ona bakın. Ya üç gece göremedim ben bunu. Özledim ben seviyorum. Bunu dediğiniz bir kardeşiniz var mı ya ben 10

günden beri bu adamı göremiyorum. Ne oldu acaba bu adam deyip gönlünüze bir adamın sevgisi düşüyor mu ki arkadaşınızın sevgisi düşüyor mu ona bakın. Hiç göresin geldi değil 10 km 20 km gidip görüp geri döndüğünüz birisi var mı ki hiç seviyorum deyip kapısında yaptığınız birisi var mı ki isterse kız olsun. isterse kadın olsun ne olursa olsun sevip de kapısında yattınız. Birisi var mı. Allah aşkına ben çok açık söz diyorum. Vallahi sevdiğiniz öyle bir bayan varsa bir kız

varsa kapısında yattınız. Var vallahi de her billahi de bu halimle sizin sevginizin hürmetine ben de yatacağım sizle beraber. Yeter ki öyle birisini. Birini öyle sevin ya. Sevin isterse sevdiğimiz bayan olsun. Evet bayan. Diyeceğim ki ya birisini çok seviyor bu. Elhamdülillah. Seninle beraber yatacağım ben de. Ben de diyeceğim ki dün gece yar halesinde yastığım bir taşıdı. Altım çabuk üstüm yağmur. Yine gönlüm hoş diyeceğim. Diyeceğim başkasının sevgisine bakmayın. Herkesin yanıldığı yer burası. Yıkıldığı yer burası. Sen beni ne

kadar seviyorsun hayatım boyunca hiç kimseye söylemedim. Sen beni ne kadar seviyorsun. sen beni sevdiğe. Sevdiysem sevdim. Sevdiysem sevdim. Gider kapısının önünde yatarım. Toprağını yalarım. Eşiğini yalarım. Kokusunu yalarım. Hayalini yalarım. Zapt ederim onun hayalini. Onun hayalini rehin alırım. Sevdiysen onun hayalini rehin alırım. Yeter ki seyim. Hayali benden başka hiçbir yere gidemez. Bu kadar şatahat ve şetafatla konuşuyorum. Yeter ki sevgili kardeşler başkasının sevgisiyle ne işimiz var hani sorarlar ya kadınlara. Beni ne seviyorsunuz o kadar dua gider ki

veya işte bir üstat sever dermişine. Beni ne kadar seviyorsun o kadar tuhafıma ki. O kadar tuhafıma gider ki. Hayır. Hiçbir kimsenin sevgisine bakmasın. Seveiliyorsam yüreğimin inandığı kadar derinliği kadar genişliğe kadar yüksekliğe kadar gücümün yettiği yere kadar severim. Sen ister sev ister sevmem. Öyle karşılık yok. Öpersen öperim. Yok ben öperim. Sen öpmesen de ben öperim. Tutarsan tutarım. Yok. Sen tutmasan da tutarım. Sen yeter ki sevgil. Sen gelirsen gelmem. Ben gelirim. Koşarım ben. Sen istersen kaç benden. Kimin

sevgisini tartışıyoruz kendi sevgimize bak. Bir başkası beni sevmiyorlar diyen bir kimse hiç kimseyi sevememiştir. Hanımın beni sevmiyor diyorsan sen onu sevmemişsindir. Kendini aynada görüyorsun. Çocuğun beni sevmiyor dediğinde o sen onu sevmemişsindir. Kendini aynada görüyorsun. Kardeşler beni sevmiyor dediğinde kendini aynada görüyorsun. Sen sevmedin kardeşlerim. Bana diyorlar ki. Mustafa. Efendi herkes seni çok seviyor. Gülüyorum içinden. Allah razı olsun kardeşler beni severler. Diyorum ya nasıl seviyorlar seni diyor. Bilmiyorum ki diyorum bende diyorum herhalde böyle bir büyü var. Herhalde

bana büyülenip geliyorlar galiba diyorum. Sevin kardeşler. Başkasının sevdiğinizin size olan sevgisine. bakmadan sevin. Eğer şeyhimin beni sevip sevmediğini düşünmüş olsaydım vallahi sevemezdim. Ben hiç onun bana olan sevgisini takmadım ölçmedim. Ben bunu sevmekle mükellefim. Ben bunu seviyorum dedim. Sevdim. Kendi sevginize bakın. Başkalarının sevgisiyle ayakta durmaya çalışmayın. Başkalarının sevmesiyle yol yürümeyin. O sevenlerini sevmediği gün gelir. O seviyorum diyenlerin dirsek çevirdiği an gelir. Seviyorum diyenlerin sizi terk ettiği an gelir. Siz sevin. Siz siz sevin. Siz severseniz muradınıza maksudunuza

ulaşırsınız. Televizyonda bazı hocalar vitamin içermeyen iğnelerin orucu bozma diyorlar. Derler bizi ilgilendirmiyor dediklerini. Şayet mümin. Allah katındaki azabı bilmiş olsaydı cennetini hiçbir kimse ümit etmezdi. Şayet kafir. Allah katındaki rahmetini bilmiş olsaydı hiçbir kimse de cennetten ümit kesmezdi. Sahihi. Müslim’den hem. Recep’ten hem. Ramazan’ın borcundan aynı anda niyet ediyorum. Doğru mu. yapıyorum doğru değilsen yap. Doğru yapmıyorsun. Sadece. Ramazan orucu tutacaksın. Ramazan orucuyla beraber başka bir oruca niyet edilmez. Kardeşler. Recep’te kaza tutabilirsiniz. Şaban’da kaza tutabilirsiniz. Ramazan’da. Allah’ın farz

orucu tutulur. Başka bir niyet edilmez. Efendim mahallelerde mahalle çavuşundan izinsiz misafirhane açabilir miyiz açamazsınız. Mahalle çavuşu olan kardeşlerimiz mahallelerinden mahallelerin sevk ve idarelerinden sorumludur. Onlardan habersiz onlardan istişaresiz aynı mahallede veya yan bir mahallede böyle bir yapmanız uygun değil. O yüzden kardeşlerle istişare edip kardeşlerle bir noktada buluşup birleşip bu problemi çözeceksiniz. Bizim yolumuzda bizim dergahımızda insanların kendi başlarına böyle bir misafir açma noktaları olmaz. Böyle bir şeye dergahın hiyerarşik açısından ben müsaade etmem bilmiş olun. Hiyarşik açısından müsaade

etmem bilmiş olun der başınızdaki çavuşla başınızdaki kardeşlerle problem yaşayabilirsiniz probleminizi kendi. aranızda halledemiyorsanız çözemiyorsanız o kardeşi de alıp mahalle sorumlusunu da alıp benim yanıma geleceksiniz. Yalnız değil ikiniz beraber geleceksiniz. Yalnız gelenleri dinlemem. İkisini bir dinlerim. Hükmedeceksem ikisinin yanında hükmederim. İllaki veli mürşid-i kamil olmak şart mıdır o makamı zaran. Allah’tır. İster seversin. O istemiyorsa kulüne devam etmektir. Kuluyu sabit olmayı yakar gözetmede ibadeti zikri yerine edilmiş değil. Çok anlayamadım. Zaten de kafam karıştı. Beynim yerinden gittiş 7 ayın

25’inde babam hakkın rahmetine kavuştu. Onun için dua ederiz. Allah rahmet eylesin. Amin. Sen burada durduğun müddetçe en güzel dua o. Bir hadis okuyayım inşâallah. Hakkınız helal olsun. Helal olsun. Ebu. Salih. Allah. Resulünün sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayakları şişinceye kadar namaz kıldığını kendisine ey. Allah’ın resulü aziz ve celin gelmiş. geçmiş bütün kusurlarını bağışladığı halde niye kendini bu kadar yoruyorsun zemininde onun rabbine şükreden hüküm olmayan mı karşılığını verdiğini haber ver peygamber zişan efendilerimiz böyle yaptıysa bize düşeni

siz düşünün. Enes bin. Malik diyor ki bir hizmetçi bu bayan bu hizmetçi. Bununla alakalı birkaç tane çünkü başka hadisler de var. Bir hizmetçi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri elini tutsa. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onunla beraber ihtiyacını gideri vermek için gelse onun ihtiyacını yerine getirmeden geri dönmezdi. Böyle bir kadının birisi. Allah. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin elini tutmuş. Bütün. Medine’yi dolaştırmış. Elinde de bir tane de çuvalımsı bir bir heybemsi bir. Demiş şunu al.

Benimle beraber yürü.” demiş. Bir de elinden tutmuş onu. Peygamber sallallahu aleyhi. ve sellem hazretlerinin ta evine kadar dolaştıra dolaştıra götürmüş. Ahlaka bakın tevazuya bakın. O kadına dememiş “Sen beni nereye götürüyorsun diye.” O kadına dememiş “Sen ne yapacaksın neden çağırıyorsun neden gidiyoruz diye. Birine telefon açıyorum ben şimdi işte hadi gidelim diyorum ben. Nereye diyorum nereye dediği anda diyorum arayacağım ben seni tekrar. Hadi selamünaleyküm diyorum kapatıyorum. Arkadaşlarınıza dostlarınıza sevdiklerinize bir yere gidelim mi gidiyoruz dediklerinde nereye diye sormayın.

O dost olmadığınızı göster. O arkadaş olmadığınızı göster. O sizin birbirinizi iyi sevmediğinizi gösterir. Birbirinize sizin güvenmediğinizi gösterir. Biriniz birinize hadi gidiyoruz dediğinde nere diye soruyorsa ben o kimseyle yol gitmemeye gayret ederim. Ben o kimseyle yola çıkmamaya gayret ederim. Hani diyorlar ya bana yalnız gidiyorsun yalnız geliyorsun. İçimden öyle geçiriyorum. Diyorum. ki ola ki şimdi diyorum birisi dese ki nereye gideceğiz hacı abi nereye gideceğiz efendim ben ona şuraya da gideceğiz diyemem. Ya baştan diyeceğim onu beyan edeceğim. Hadi

yarın şuraya gidelim diyeceğim. O da işim var derse gene sakat. Doğru şeyler alçak gönüllü olun. Tevazul olun. Allah’ı sevin. Muhammed’ini sevin. Allah’ı zikredin. Çok tövbe edin. Çok dua edin. Çok ağlayın. Çok sevim çok aşık olun inşâallah. Hakkınızı helal edin. La ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe. İlgili Sohbetler 681. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 375. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 277. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret

edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.