Dergah Sohbetleri Serisi

708. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


>> Bizleri her daim kendisini zikreden >> Ecmin. >> 43. Mücadele suresi ayet 19. Euzü >> billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. aleyhimşeytan fensikrallahike hizbü şeytan La inne hizbeşeytani hümül hasirû. Sadakallahül azim. Mücadele suresi ayet 19. Şeytan onları kaplamış ve Allah’ı zikretmeyi unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilinmelidir ki şeytanın taraftarları mutlaka hüsrandadır. Şeytan sonuç itibariyle genel olarak insanları etkileyen bir varlık. Şeytanın insan üzerinde değişik tecelliyâtları var. Etki gösteren etki alanları var. Bu tabii normalde bazı ayet-i kerimeler aldım şeytanın

ne yaptığı ile alakalı ama birçok ayet-i kerime var Kur’an-ı Kerim’de. Şeytanın insan üzerindeki yaptıklarıyla alakalı. Bakara 168. Şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Cenabı Hak şeytanı takip etmeyin. Şeytanın adımlarını da takip etmeyin. Çünkü şeytanı takip ederseniz yani Kur’an ve sünnetin hükümlerini, Kur’an ve sünnetin ahkamına, ahlakına, Kur’an ve sünnetin bizim üzerimizde istediklerini bırakırsanız şeytanın adımlarını takip edeceksiniz. O zaman da diyor ki o sizin için apaçık bir düşmandır. Yine Bakara 208’de şeytanın adımları

ardınca gitmeyin. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. Bakın ardı ardına eee Cenâb-ı Hak Bakara suresinde şeytanın adımlarının takip edilmemesini söylüyor. Yani o kimse Kur’an ve sünneti takip etmiyorsa şeytanı takip ediyor. Ortası yok. Bir hareketinizde, bir fiiliyatda bu söz, davranış her ne olursa olsun ya haktan yanasınız ya da şeytandan yanasınız. Ortası yok. Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o fena bir arkadaştır. O zaman bir müddet sonra o şeytanın yolunu takip etmeye başlayınca artık o şeytanla dost oluyor. Şeytanla

arkadaş oluyor. Onlar Allah’ı bırakıp kendilerine dişi isimler verdikleri putlara taparlar. Böyle yapmakla aslında başkasına değil ancak hayırsız ve azgın şeytana tapmış olurlar. O zaman o kimse şeytanın adımlarını takip etti. Şeytanın adımlarını takip ettikten sonra şeytanla arkadaş oldu, dost oldu. Ve şeytanla arkadaş dost olduktan sonra o dişi putları ilahlaştırdı. Buradan dişilikten kasıt eee sakın cinsiyet olarak algılamayın. Benim buradan anladığım şey ilahe dişil. Yani o kimsenin tapındıklarının o ilah olarak kabul ettiğinin veyahut da işte Kur’an ve sünnetin

hükmünün dışında bir şey kabul ettiyse o eril değil. Yani o kalıcı değil. O devamlı değil. böyle o ilahe yani gelip geçici o böyle eee kalıcı bir ilahe değil. Şeytan onlara birtım vaatlerde bulunur ve onları boş ümitlerle oyalar. Zaten şeytanın onlara olan vaadi boş bir aldatmadan başka bir şey değildir. Ve şeytan o kimsenin üzerinde artık boş vaatlerle onu ne yapıyor? kandırıyor, aldatıyor. Bununla alakalı zikrullah eee sohbetleri bitince şeytanla alakalı inşâallah birkaç ders böyle geniş bir ders yapmayı

Cenabı Hak nasip etsin inşâallah. >> Bu bunları söyledikten sonra son ayet-i kerime bununla alakalı şeytanla alakalı diyor ki hıcır. Ancak içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların müstesna. Onları azdırmaya gücüm yetmez. Yani şeytan ihlasa erdirilmiş olanları gücü yetmiyor. İhlasa ermiş olan değil. ihlasa erdirilmiş. Yani kulun burada kendi çabası muhakkak var. Ama onu ihlasa erdiren Cenabı Hak. Ancak ihlasa erdirilmiş olan kulları bunlar müstasna. Ya onları azdırmaya gücüm yetmez. Yani bir kimse ihlasa erdirildirse peygamberler, veliler, evliyalar bunlar sufiler ihlasa erdirilmiş.

O zaman o şeytan ona ne diyor? Şeytan onları azdırmaya benim gücüm yetmez. Yani onları ben azdıramayım. O zaman bu şeytanın adımlarını takip edenler, şeytanın izinden gidenler bir müddet sonra Allah’ı zikretmeyi unutuyorlar. Ve onlar Allah’ı zikretmemeye başlıyorlar. Allah’ı zikretmiyorlar. Allah’ı zikretmeyince de onlar şeytanın taraftarı oluyor. Bir kimse ya Allah’ı zikrediyor ya da zikretmiyor. Zikrediyorsa Allah’ın taraftarı, zikretmiyorsa şeytanın taraftarı. Ortası yok. Ve o şeytanın taraftarları da onlar mutlaka da hüsrana vuracaklar. Yani onların normalde hem ahiretleri hem de

dünyaları felakete uğrayacak. Çünkü onlar şeytan taraftarı oldu. Allah’ı zikretmeyi unuttu. Şimdi böyle bir kendi kendinize analiz edin. Böyle bir tefekkür edin. Toplumu da tefekkür edin. Kendinizi de tefekkür edin. O kimse Allah’ı zikretmeyi unuttu. unutunca şeytanın taraftarı oldu. Bu eşiniz, bu çocuğunuz, bu anne babanız, bu akrabız, bu patronunuz, bu işçiniz, bu mahalledeki komşunuz bu önemli değil. Yani o kimse Allah’ı zikretmeyi unuttu. Bırak unutmayı. Şimdi insanlar zikrullah’a düşman. Bakın zikrullah’a düşman. Bıraktık unutmayın. Allah muhafaza >> Zuhruf ayet

36’da da kim rahman’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o onun yakını olur. Yani sen Allah’ı zikretmekten yüz çevirirsen, yüz çevirirsen sana bir tane şeytan musallat oluyor. Musallat oluyor. Musallatın üzerinde duralım biraz. Ben böyle Allah beni affetsin hani musallatın üzerinde biraz durdum. fazlasıyla üzerine düşen, aşırı derecede taciz eden, sık sık rahatsızlık veren, sataşan, çevreleyen, kuşatan anlamlarına geliyor musallat. O zaman ona bir şeytan musallat ederiz deyince şeytan seni kuşattı. Şeytan seni çevreledi. Şeytan

seni tabiri caizse elinin altına aldı. Artık senin üzerinde hükümran olan şeytan oldu. Çünkü sen Allah’ı zikretmeyi unuttun. Allah’ın zikrinden de yüz çevirdin. Ve Cenâb-ı Hak da sen Allah’ın zikrine yüz çevirdiğin için sana bir tane şeytanın musallat olmasına müsaade etti. Ve o müsaade edince de şeytan seni çepe çevre çevreledi. Seni kuşattı. Bu noktada seni tabiri caizse elinin altına aldı. Sen şeytanın hükmünün altına girdin. Artık sana hükmeden şeytan oldu. Artık siz nefsin, heva ve hevesin ve şeytan. Oh

ne güzel böyle bir birliktelik kurdunuz. Bu böyle kol kola girdiniz hepsine de. Ve şeytan senin her tarafını ne yaptı? Kuşattı senin. Yani normalde o zaman sen zikrullah’ı bırakınca senin vücut şehrin şeytanın otağı oldu. Senin kalbin şeytanın otağı oldu. Geldi çadırını senin kalbine kurdu. Geldi senin e kalbinin içerisine oturdu. tahtını da yerleştirdi ve bütün kendi yavrularına, kendi efradatını senin kalbinden yönetmeye başladı. Senin üzerinden yönetmeye başladı. Öyle kuşattı seni. Öyle kuşattı. Senin aklın, fikrin, düşüncen komple şeytanın emrine

girdi. Hani bazen bu fakir der ya şeytanlaşmış beyinlerin diye. O beyin şeytanlaştı. Çünkü o şeytan senin her şeyini kuşattı. Çünkü sen Allah’ı zikretmekten yüz çevirdin. Sen Allah’ı unuttun. Abdesti unuttun. Namazı unuttun. Orucu unuttun. Abdest, namaz, oruç, zikir yok. İbadet yok. Allah’tan korkmak yok. Allah’a saygı yok. Kur’an ve sünnet ölçülerini terk ettin. Böyle olunca da ne yaptı? Şeytan o tağını senin gönlüne kurdu. senin vücuduna kurdu. Artık her şey, her şey, sendeki her şey şeytanileşti. Senin beynin şeytanileşti,

kalbin şeytanileşti, vücudun şeytanileşti. Artık senin bütün her şeyin şeytana çalışır oldu. Sen şeytanla dost oldun. Şeytana vuslat oldun. Allah’a Allah’a vat olacağını sen şeytana vat oldun. Allah muhafaza eylesin. Böyle olunca o normalde artık sen da unuttun, Resulullah’ı da unuttun, dini de unuttun. İşte şeyhmiş, üstatmış, dervişmiş, sufiymiş, derviş kardeşlermiş. Bunları da unuttun sen. Camiymiş, medreseymiş bunları da unuttun. Kur’an ve sünnetesinde yürüyenleri de unuttun. Sen bütün her şeye sırtını döndün, yürüdün, gidiyorsun cehenneme doğru. Ve unutunca Allah da

seni unutacak. Ayet-i kerimede Allah’ı zikretmeyi unutturmuştur diyor ya. Şeytan ne yaptı? Seni Allah’ı zikretmeyi unutturdu. Öyle olunca ne dilinde ne kalbinde hiçbir yerinde senin zikrullah kalmadı. Ve kalmayınca zikir unutulunca kalp de Allah’ı unuttu. Zikrullah’ı sen unuttun. O zaman senin beynin, kalbin, vücudun Allah’ı unuttu. Allah unutunca normalde Allah’ı unuttun, Allah da seni unuttu. Allah seni Allah unutur mu? Bu aksi seda gibi. Sen unuttun, o da seni unuttu. Aye-i kerime Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara

kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Yani sen Allah’ı unutunca kalbin de seni unuttu. Sen seni unuttun. Sen seni bulamıyorsun. Sen senlik olmaktan çıktın. Sen kendinde değilsin. Sen sen değilsin artık. Sen şeytanın bir kolu gibi oldun. şeytanın elinde bir alet gibi oldun. Oysa Cenabı Hak seni kendisine halife yarattıydı. Oysa seni Zikrullah’la tanıştırmıştı, zikirle tanıştırmıştı. Zikrullah cemaatine oturtturmuştu seni. Ama sen ne yaptın? Her şeye sırtını döndün. Hevah hevesini ilah edindin. Şeytanla dost oldun. Nefsine uydun ve Allah’ı unuttun. Allah’ı

unutunca da Cenabı Hak senin kalbinde senin kendini de unutturdun. Artık ne yönün belli, ne dakikan belli, ne de yaptığın iş belli. Sen o noktada sen kendini helaka doğru götürüyorsun. Allah muhafaza eylesin. >> Ve Allah’ı, zikrullah’ı unutanlar onlar için ne diyor ayeti kerimede? Onlar şeytanın taraftarlarıdırlar. O kimse zikrullah’ı unuttu. Zikrullah yapmıyor. Bakın zikrullah’a karşı, zikrullah’a düşman, zikrullah’ı unuttu, Allah’ı unuttu. Bunlar ne diyor? Onlar şeytanın taraftarıdır. Ayet-i kerime çok keskin. Bir kimse zikrullah’ı unuttu, Allah’ı unuttu. Zikrullah’a düşman,

zikrullah’ı da yapmıyor. O kimse şeytanın taraftarı. Fatır ayet 6. Doğrusu şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman belleyin. O kendi taraftarlarını cehennemin yoldaşları olsunlar diye Allah’a isyana çağırır. Yani normalde o şeytanın taraftarısın artık. Şeytan seni cehenneme götürüyor ve senin etrafındakileri de sana yoldaş ediyor. Yani bir kimse normalde tek başına ben şeytana uydum demiyor. Onun etrafındakileri de kendisine yoldaş ediniyor. Yani hiç kimse tek başına cehennemlik olmuyor. Hiç kimse tek başına şeytana uydum. Ben şeytanla dost olmuyor ya.

O kimse etrafındaki insanları da ne yapıyor? Şeytana götürüyor. Şeytana yoldaş ediyor. Hadi gel ya bu akşam bir felekten gece çalalım işte. Ne yapalım ya? Rabbim affeder. Bir tek atalım. Attın bir tek. Bir tekin arkasından bir tek daha geldi. Seni şeytanın taraftarı etti. Seni şeytana yoldaş etti. Sen Zikrullah’a geleceğim diyorsun. Bu ister eşin olsun, ister çocuğun olsun, ister annen olsun, ister baban olsun, senin zikrullah’ını engelliyor. Seni zikrullah’a gitmeni engelliyor, yasaklıyor. Zikrullah’a gitmeni istemiyor. Şeytanın taraftarı. Sen ona

uyunca sen de şeytana yoldaş oldun. Kim zikrullah’a düşman? Sen ona uydun. Sen de şeytana yoldaş oldun. Kim zikrullah istemiyor, sen ona uydun. Sen de ona yoldaş oldun. Kim gaflete düştü, zikrullah’a gitmiyor, yanındakileri de götürmek istemiyor. Şeytana yoldaş oldu. Çünkü şeytan kendisine yoldaş topluyor. Şeytanlaşmış beyinlerle, şeytanlaşmış insanlarla, şeytana uyan kimselerle. Bu bir lider olabilir. Bu bir bürokrat olabilir. Bu ilahiyatçı olabilir. Bu diyanetçi olabilir. Bu şeyh olabilir. Bu alim olabilir. Ne olursa olsun her taraftan şeytan kendisine yoldaş

bulur. Senin zikrullah yapmanı engelleyen, senin zikrullah’ına engel olan, defans yapan, senin zikrullah’ına düşman olan, senin Allah’ı zikretmene karşı çıkan her kimi var ise hepsi de şeytanın yoldaşı, şeytanın arkadaşı. Şeytanın yoldaşı, şeytanın arkadaşı. O yüzden normalde bunlar çünkü hepsi de ittifak halindedir. 708. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında Bakın bunlar birbirlerinden kopuk değildir. Şeytan senin heva ve hevesin, senin nefsin birinci derecede ittifak halindedir. Bunların üçü de sende ittifak eder. Tabiri caizse hükümeti kurarlar senin nefsinde. Çünkü sen nefsin, heva

hevesin ve şeytan üçü ittifak halindedir. Üçlü ittifak bu. Bu normalde etrafına da ittifaklar kurarlar. Bu sefer o kim birisi bir kimsenin üzerinde bu ittifakı kurdu değil mi? Bu ittifakın üzerine şeytan ittifakı bu. Bunun üzerine etrafından o kimsenin arkadaşı, dostu, eşi, çoluğu, çocuğu, etrafı her ne var ise o ittifak başlar. yanına taraftar toplamaya. O yalnız değildir. Cehennem yolunda yapaalız yürüyemezsiniz. Cehennem yolu kalabalık bir yoldur. Tenha değildir. Cehennem yolu kalabalık bir yoldur. İttifakı boldur. Bir sürü ittifaklar kurar

şeytan senin karşında, senin etrafında. Sen ben ona uymayacağım. Ben Kur’an ve sünnete uyacağım. Ben Allah’ı zikredeceğim. Ben Allah’ı seveceğim dedikçe onun ittifakını güçlendirir. O dervişlerin imtihanı o yüzden ağırdır. Ben o yüzden derim bizim yol sıkıntılıdır. Kolay değildir. Hani ders alacağınız zaman bir daha düşünün. Bir daha kendi kendinize karar verin derin. Şeytan çünkü uğraşır bu yolda yürüyen kimseyle. Layloylom yaparsan uğraşmaz seninle. Sen ayetleri eğer bükersen uğraşmaz. Dervişliği eğer bükersen uğraşmaz. Ama sen haramı haram bilir, helalı helal

bilir. Allah’ın farzlarını yerine getireceğim. Ben Allah’ı çokça zikredeceğim dediğinde şeytan, nefis, heva, heves ayağa kalkar, savaş ilan eder sana. Ve sen o çok kanlı o savaşın içerisinden çıkmak zorundasındır. Onlar bir de tek başına da değil. Onların avanesi de vardır. Bu böyle etrafındandır avane. Çok uzaktan da değil. Bazen yanı başındandır. Yani Allah bizi affetsin. Eşin olur, çocuğun ol, annen baban olabilir, kardeşin olabilir, komşun olabilir, en yakın arkadaşın olabilir. İttifak kurar şeytan çünkü ve o ittifakını güçlendirir. Sen

o güne kadar dost bildiğinin düşman olduğunu görürsün. O güne kadar arkadaş bildiğinin şeytanın dostu olduğunu görürsün. Sen onu eş görürsün. şeytanın dostudur. Sen onu evlat görürsün. Şeytanın dostudur sen onu. Anne baba görürsün. Şeytanın dostudur. Ve sen küçük bir taviz vereyim diye düşündüğünde o tavizi büyütür. Öyle bir ittifak kurar. Çünkü o sen duygusal davranırsın. Ya ne yapayım şimdi? Annem babamdır. Ne yapayım? Eşimdir ne yapayım? Çocuğumdur ne yapayım? arkadaşımdır, dostumdur dersin. Sen kendi cephenden gedi kaçarsın. Kendi cephenden

gedi kaçtın. Aslında sen onu şeytan olarak görmediğinden o gediyi açtın. Sen onu şeytan olarak görsen gediyi açmayacaksın. Maneviyatın eksik, perdelerin kalkmamışta karşında konuşan kimsenin suretini insan suretinde görüyorsun. Onun insan suretinde ama fiiliyatı insan değil. İnsan suretinde ama fiiliyatı şeytani. İnsan suretinde ama konuşması şeytani. İnsan suretinde ama sana nasihati şeytani. Bakın şeytani. Onu ayırt edebilebilmesi için bir kimsenin bir zahiri ilmi olması lazım. İki manevi ilmi olması lazım. E zahiri ilmi yoksa, manevi ilmi de yoksa şeytanın konuştuğunu

fark edemez. Şeytanın ona nasihat ettiğini fark edemez. Evladım bak bu işlere siz gidiyorsunuz bir yerlere ama bu işler öyle değildir. Bak dikkatli olun. Bu otur evinde sen kendince ibadetini et. Nereden çıktı bu zikir? Ne kadar güzel nasihat. Kim ediyor? Baba veya anne ediyor. Bak nasihat ne kadar güzel, ne kadar tatlı değil mi? Otur bu işlere girişme evinde otur. Ya evinde oku kadar zikrullah yapıyor mudun sen? O seni vesveseyle başka bir cenaha götürüyor. Y ne diyor şimdi?

Bir kimse hacca ömreye gidecek. Araplara para yedirme mi gidiriyorsunuz? A bir düşünüyor şimdi o kimse. Evet ya Araplara para yedireceğiz. Ha burada yedirmiyorsun %70 faizle. Öyle ya onu göstermez şeytan sana. O yüzden böyle değişik böyle e logo isimler vardır, sözler, cümleler vardır. O cümleler bakarsın yaldızlı, pırıltılı böyle. Ya sanki hakikate yakınmış gibi. Evet öyle gelir. Şeytan öyle vesvese yapar. Çünkü o normalde hatta öyle bir noktaya gelir. O kimse böyle zahiren ibadet hükmünde olan, ibadet eden bir

kimse de olur. Adam namaz da kılıyor, adamı oruç da tutuyor. Mahallenin aksakallı acısı ama zikrullah düşmanı. Aa adam hoca imam camide ama zikrullah düşmanı. Böyle bir şey olmaz diyor. Adam Diyanet işlerinde müftü. Adam diyor ki camiler zikir yeri değildir. Aa müftü söylüyor ya. Camiler zikir yeri değinmiş. E ayet-i kerime var. Allah’ın mescitlerinde Allah’ın zikrini yasaklayandan daha zalim kim olabilir diye. Sen o ayeti kerimeyi bilmiyorsun ya zahiren. Bilmeyince lan koca müftü yani yanlış mı bilecek? Bak nereden

girdi sana? Müftüden girdi. Nereden girdi? İlahiyatçıdan girdi. Bu zaman şeyh mi olurmuş? Ha hepsi de sahte bunların. İlahiyatta adam koca profesör ya. Bu böyle zikir. Şimdi eskisi gibi zikir yapanlar mı kaldı? Ha kalmadı. E gitmeyin zikrullah’a. Oturun evinizde zikredin. Aa Hazreti Peygamber öyle yapmamış. sallallahu aleyhi ve sellem namazdan sonra ashabına zikrullah yaptırmış. O o zamandı. Bakın nereden girdi sana? Sana normal makulmüş gibi geldi ya. Bir de otorit adam ya. İlahiyatçı koca profesör. Yani bana öyle dedi.

Kafanızı mı sallıyorsunuz dedi. Her yanımızı sallıyoruz dedim. Bu durdu şimdi. Kinayesine konuştuğumu anladı. Ama sen illaki kafa görmek istiyorsan hocam kafada var sallanan dedim. Nereye çekersen çek. Anladı benim ne neyi kinaye ettiğimi. Nasıl yandı? Bas bas basboy hocam dedim sıkıntı değil problem değil dedim. Canı sıkıldı yani. Kendince alay edecek zikrullah’la. Şimdi kibirlenene kibirleniniz. Alay eden ne alay edilir? O zannetti ki ben uspusturacağım. Siz ne yapıyorsunuz hocam? Nerenizi sallıyorsunuz dedim. Nasıl yani dedi. Bas hocam dedim. Yoksa

siz dedim asene gibi kıvırtıyor musunuz dedim. Tık yok bunda. Sen Zikrullah’la alay edersen, Zikrullah’a böyle konuşursan sana da birisi böyle konuşur. O zannetti ki ben böyle söylemeyeceğim. Böyle baktım. Hocam sen de iyi kıvırtırsın yalnız dedim ya. Mustafa Bey dedi dedim hocam dedim alayı nasıl söylersin böyle siz de kafanızı mı sallıyorsunuz diye dedim tık yok dedim. Hümezeye lümezeye girdin sen. Dedim neden alay ediyorsun Allah’ı zikredenlerle dedim. Adam profesör alay edecek Allah’ı zikredenlerle. Oysa küfre düştü o esnada

durdum. Hani tövbe edecek mi diye. Hocam tövbe et. Tecdi im, tecdid iman, tecdid nikah lazım sana dedim. Şimdi benden böyle bir şey beklemiyor hiç. O hani o profesör ya. Herkes onların önünde el pençe duracak. Şeytanın profesörü olmuşsun. Şeytanın profesörüsün. Tecdid iman, tecdidi nikah getir hocam. Getiririm dedi. Bak şimdi ölürsen imansız öleceksin dedim. Kibir yapma dedim. Şimdi o kendince ben cahil cühela takımıyım. Onu tecdid iman, tecd nikah nasihat edemem. Yani öyle düşünüyor. Şeytan böyledir ama insana. Şimdi

bir kimse diyelim ki sana dedi tecdid iman, tecdit nikah getir. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resulü deriz biz. Kibir yapmayız. Ama o kalbe şeytan otağını kurduysa bütün vücut şeytana çalışır. Akıl da şeytana çalışır. Göz de şeytana çalışır. Kulak, el, ayak, bütün vücut şeytana çalışır ve kendi taraftarlarını o vücut. O sokakta yürürken şeytan taraftarlarına hoş gelir ama mümine boş gelir. Şeytan o kimsenin içine oturduysa şeytanın avanesine alim gelir, hakim gelir, kuvvet

gelir, kudret gelir, bilgili gelir. O büyük önderdir, büyük liderdir. Öyle gelir şeytanın avanesine. Ama iman edene bomboş tam takır teneke gelir. Şeytanın yoldaşı bu der. O kimse mümin ise ve ihlasa erdirilmiş ise o der ki bu şeytanın askeri. Sen ne olursan ol. O yüzden şeytan o kimsenin üzerine oturur yerleşir ve normalde sen onu ibadet eden bir kimse olarak da görebilirsin. O böyle senin dilinden de konuşabilir. O seninle beraber namaz da kılabilir. Sıkıntı değil. Şeytan onun otağına

oturduysa onun namazı doğru da boştadır. Şeytan onun otağına oturmuş. Çünkü kalbine yerleşmiş onun. Bakın Eyübül Ensari’den size bir kıssa. Eyyübel Ensari normalde eee insanlara imamlık için böyle etrafındaki sahabelere imamlık için öne geçmiş. Anlattığı hadiseye bakın. namazı bittikten sonra şöyle diyor: “Az önce şeytan bana musallat oldu ve o kadar vesvese verdi ki nihayet benim kalbime arkamdaki insanlardan daha faziletli olduğum düşüncesini getirdi. Bundan sonra artık ebediyen imamlık yapmayacağım.” Buyurun. Hani sufilere deriz ya terbiye olarak. Kardeş sen yanı

başındaki insandan kendini faziletli görme. O kimseden bu kimseden kendini faziletli iyi görme. Böyle görmen şeytanın vesvesesidir. Sen bir derviş kardeşini bu benden daha faziletlidir diye düşün. Bu benden daha günahı azdır. Bu daha günahsızdır. Bu daha aşıktır. Bu daha iyi derviştir. Bu daha kalitelidir diye gör. Öyle düşün. Eğer sen bir başka derviş kardeşinden kendini faziletli görüyorsan şeytan seni aldattı. Şeytan seni kandırdı. Şeytan seni al aşağı etti. Dervişlik kibirlilik değildir. O yüzden bir başkasından kendini faziletli görüyorsan, bir

başkasından kendini iyi görüyorsan, bir başkasından kendini daha faydalı görüyorsan şeytan senin kalbine yerleşmiş, oturmuş, otağını kurmuş, sağdan girmiş sana. Bir de en tehlikelidir sağdan girişi. Şeytan sağdan girmiş, oturmuş senin kalbine. Seni daha faziletli gösteriyor. Seni daha iyi gösteriyor. Seni daha fazla kemal ehli gösteriyor. Oo senden iyi derviş yok. Oradan çavuş olacaksa sen olmalısın. Zakir olacaksa sen olmalısın. Sen bir şeyh olsan sen böyle de yönetmezsin. Daha iyi bir şeyhlik yaparsın. Şeytan senin kalbine oturmuş. Şeytan kalbine oturunca

dervişi beğenmezsin. Anneni beğenmezsin. Babanı beğenmezsin. Eşini beğenmezsin. Çocuklarını beğenmezsin. Çavuşu beğenmezsin. Zakiri beğenmezsin. Şeyhi beğenmezsin. Etrafındaki insanları beğenmezsin. Sen muhteşemsin. Hani ben derim ya en güzel şarkıyı sen yaptın. En güzel sensin. Çünkü sen fazilet timsalisin. Sen onunla görüşmeksin, bununla görüşmezsin. O kim oluyor ki? Bu kim oluyor ki? O sana selam mı verebilir? Selam veremez. Sen bu kim ya? Sen bundan konuşmaman lazım. Aa tabii ya. Hatta böyle senle seni rahatsız ediyorsa böyle onun böyle telefonları filan mesajları

engelle geç. Ne yapacaksın ya sen? Muhteşem insansın sen. Muhteşem Süleyman Halk demiş senin yanında. Sen neredesin? Sultan Süleyman’ı bile küçük göreceksin. Yani peygamber olan Süleyman’ı bile küçük göreceksin. Ne olmuş yani o kuşlarla konuşuyormuş, hayvanlarla konuşuyormuş. Neymiş yani? Neymiş yani? Ya sen ya sen illiğindesin ya. Sen arşanın üstündesin sen. Sen levhi mahfuz bile senin takılacağın yer değil yani. Sen ilmi ilahide takılıyorsun ya. İşin ne senin? Tabii şeytan seni sağdan girdi mi böyle yapar. Seni kibir deryasına atar.

Bir de seni haklı gösterir. Sen haklısın ya. O kim ki ya? Sen kaç yıllık dervişsin? Sen kaç yıllık şeyhsin? Sen kaç yıllık zakirsin? Sen kaç yıllık çavuşsun? Sen neler görmüşsün? Neler kimleri görmüşsün sen? O yüzden senin eline su dökemez hiç kimse. Sen evde haklısın, iş yerinde haklısın, dergahta haklısın. Senden başka haklı kimse yok. Senden başka bu işi bilen de yok. Sen böyle tereyağından kıl çekilir gibi çekilmişsin. Tertemişsin. 708. Mustafa Özbağ Efendi ve Önemi Oysa peygamberlerin dilinden.

Kur’an-ı Kerim diyor ki peygamberin dilinden. Ben nefsimizi nefsimi temize çıkaranlardan değilim. Ama o nefsini temize çıkarıyor. Allah muhafaza eylesin. >> Hazreti Pirin sözü. Şeytanın sana secdeye giderken bile yaklaşması mümkündür. Eğer niyetin nefse yönelmişse o secde seni yüceltmez. Yani şeytan sana her an musallat olabilir. Sen eğer hidayete erdirilmiş olanlardan değil isen, sen kemale erdirilmiş olanlardan değil isen şeytan seni her an aldatır. O yüzden uyanık olman lazım. Yani normalde şeytanın taraftarı olmamak lazım. Onun yancısı olmamak lazım. Allah

muhafaza eylesin. >> O yüzden zikirsizlik, isyan, şatahat, şatafat, bilgisizlik, cehalet, erdemsizlik, edepsizlik, kibir, riya, öfke, hırs, gösteriş gibi şeytani ahlaklara sahip olan kimse şeytanın yandaşı, şeytanın arkadaşıdır. Başka kimsenin değil. Şeytan onun kalbine otağını kurmuş. Şeytan bütün vücudu zaptetmiş. tabiri caizse kalbinin burçlarına kendi bayrağını dikmiştir. O kimse şeytanın askeri olur. Buradan kurtulmanın en kısa yolu Allah’ı çokça zikretmektir. Tevhide, tövbeye, tesbihe, tenzihe, tahlile devam etmektir. Allah’ı yüceltmek. Kur’an ve sünnetine sımsıkı yapışıp günlük virtlerimizin haricinde Allah’ı çokça zikretmektir.

Ayet-i kerimenin sonunda şeytanın taraftarları mutlaka hüsrandadır der. O yüzden hüsran sadece zarar değildir. Hüsran hem dünyada pişmanlıktır hem de ahirette pişmanlıktır. Onun pişmanlığı hem dünyada devam eder hem de ahirette devam eder. Hüsranla alakalı da çokça ayet-i kerime var. hani geçtiği yerlere göre manası değişiyor ama genel olarak dünya ve ahiretinin harap olması ile alakalı, zararda olmasıyla alakalı. Çünkü bir kimse Allah’ı zikrederse Taha 124. Kim de benim zikrimden yüz çevirirse şüphesiz ki onun için meşakkatli zor bir hayat

vardır. Kıyamet günü de biz onu kör olarak haşredeceğiz. O kimse Allah’ın zikrinden yüz çevirirse ona dünyada meşakkatli ondan sonra zor bir hayat vardır. Sadece dünya kalmaz ya. Onun ahireti de hüsrana uğrar. Dünyası da hüsrana uğrar. Onun için zor, meşakkatli, sıkıntılı bir hayat vardır. Derseniz ki kafirler, evet kafirlerin dünyaları mamur olur. Münafıkların dünyaları mamur olur. Sen onları Cenâb-ı Hak iyice assınlar, sapsınlar diye onların dünyalarını mamur eder. Ama normalde mümin isen, mümin isen sende sıkıntı olacak canım kardeşim.

Allah’ı zikretmeyi terk etmek. Allah’ın zikrinden yüz çevirmek senin için çok meşakkatli, çok zor bir hayat yolu seni bekler. Allah muhafaza >> Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını sarar. Allah’ın rahmeti onları kaplar. Üzerlerine sekinet iner ve Allahu Teala onları yanında bulunanlara över. Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace. O yüzden Allah’ı zikretmek üzere bir insanlar bir araya geldi. Orada Allah’ı zikrederlerse melekler onların etraflarını sarar. Onların üzerine bir sekine iner. Onların üzerine bir mutluluk

iner. Bir rahmet iner. Bir bereket iner. Bir lütuf iner. Ve Cenâb-ı Hak onların günahlarını affeder. Ve bir hadis-i şerife göre de onların günahlarını hayra çevirir. Günahlarını hayra çevirir. O yüzden topluca zikrullah yapmak, zikrullah’ı cemaat ile yapmak fazileti sonsuzdur, sayısızdır. O yüzden cemaatle zikrullah yapmaya devam, Allah’ı zikretmeye devam. O yüzden Rabbim bizlerin gönlümüzü zikirsiz, evimizi zikirsiz, topluluğumuzu zikirsiz olanlardan eylemesin. >> Bir kimsenin gönlü zikirsizse, evi zikirsizse, topluluğu zikirsizse o kimse karanlık bir hücrede yaşayan insan gibidir. Onun

gönlü kararmıştır. Onun evi kararmıştır. Onun dünyası kararmıştır. O bir bu dünyada karanlıkta kalmış bir hücre hayatı yaşar. Onun etrafı ne kadar kalabalık olursa olsun o karanlığın içinde kalmıştır. O bu dünyada da gözü kör, öbür dünyada da mahşerde de kör olarak haşr olacak. Burada Allah’ı tanımayan, Allah’ı bilmeyen, Allah’ı zikretmeyen, Allah’a itaat etmeyenler mahşer yerinde de kör olarak halk olacaklar ve diyecekler ki, “Ya Rabbi, biz dünyadayken görür idik. Ama onlar bu dünyada Allah’ı tanımadılar. Allah’ı bilmediler. Allah’ı zikretmediler.

Hatta zikre düşman oldular. Zikirle alay ettiler. Zikri hafif gördüler ve kafir olarak bu dünyadan göçüp gittiler. Kim Allah’ın zikrine defans yaparsa, karşı gelirse, alaya alırsa, hafife alırsa ve Allah’ın zikrini inkar ederse bu dünyadan kafir olarak göçer gider. Velev ki namaz kılsın, velev ki oruç tutsun, velev ki haccını yapmış olsun. O kimse zikrullah’a düşman, zikrullah’a karşı ise tövbe etmeden bu şekilde ölür giderse o kimse kafir olarak ölür. Bir kimse Allah’ı zikretti gitti günah işledi ama Allah’ı zikretti.

O kimse imanı muhafaza olur. Bu dünyadan göçüp giderken de imanla göçer. O yüzden bu fakir der ki, “Ne günah işlediysen işledin, gel Allah’ı zikret. Ne günah işlediysen işledin, günlük virine devam et. Ne günah işlediysen işledin. Yok ben oraya gelmeye utanıyorum. Yok ben üstadın yüzüne bakmaya utanıyorum. Günahlarımızdan dolayı utanacaksak önce ben utanacağım. Cenabı Hakk’ın huzuruna nasıl çıkarım diye. O yüzden bu meydan günahlardan kurtulma, günahları hayra çevirme meydanı. Şeytan senin nefsine vurup aldatıp seni bu meydandan geri döndürmesin.

Zikrullah meydanından seni geri >> Bu konuda sana gaflet vermesin. >> Şeytanın vesvesesine, desisesine, şeytanın senin heva ve hevesine ayağına kaldır. Ayağa kaldırıp seni Zikrullah meclisinden uzak eylemesin. >> O yüzden şeytanla dost olmayın. Allah’la dost olun. Resulullah’la dost olun. Allah’ın dostlarıyla dost olun. Zikrullah ehliyle dost olun. Zikrullah meclisleriyle dost olun. Hangi zikrullah meclisi olursa olsun bakın hangi zikrullah meclisi olursa olsun üç kişi de olsa, beş kişi de olsa o zikrullah meclisine devam edin. İster Kadiri olun, ister

Rufai olun, ister bedevi olun, ister Dusiki olun, ister Şazeli olun, ister Nakşibendi olun, ister Mevlevi olun, hangi tarikata müntesip olursanız olun, hangi şeyh efendiye intisap ederseniz edin, şeyhiniz kim olursa olsun, Zikrullah meclisi var ise oturun orada Allah’ı zikredin. Oturun orada Allah’ı zikredin. Hadis-i şerifte buyuruldu ki o kimsenin ahirette pişman olacağı en fazla şeylerden birisi zikrullah meclislerini takip etmemesi. Cennette bile pişmanlık duyacak. Hadis-i şerifte diyor ki, “Cennet ehli pişmanlık duyar. Allah’ı zikredilen meclislerde daha fazla bulunmadığı için.”

Cennet ehli. O kimse cennetlik olmuş. Zikrullah meclislerinde daha fazla bulunmadığı için pişmanlık duyar. O yüzden şeytanın vesvesesine, nefsimizin vesvesesine, desisesine şeytanlaşmış insanların şeytanla olan dostluklarından dolayı bizim önümüze koydukları engellere aldanmayalım. Allah’ı zikretmeye devam edelim. Meclislere devam edelim. Bakın bende böyle enteresan tespitler vardır. 28 Şubat’ta Zikrullah meclislerini kapatanlar bir daha iki yakaları bir araya gelmedi dağıldılar manevi olarak. Çünkü zikrullah meclisi terk edilmez. Zikrullah meclisi kapatılmaz. Zikrullah meclisi tatil edilmez. Biz minibüslerde Allah’ı zikrettik. Arkası açık. Anadolu pikapın

arkasında zikrettik. Mezarlıklarda zikrettik. Basılıyorduk. Çünkü biz Bayındır’da Güllük mezarlığında zikrederdik. Musallarının etrafında oradan yol geçiyor. Millet korkarmış. İkide birde basılıyoruz çünkü. ikide birde basılıyoruz ama asla biz zikrullah halakasını terk etmedik hiç. Ben bazen derim ya bir perşembe benim Zikrullah’a gitmediğimi hatırlamam. Bayramdır tatil olmuştur. Bayramdan dolayıdır. Ben hala daha nasihat ediyorum. Beni ölüm yatağında görseniz dahi koyun battaniyenin arasına getirin. Biz burada ölelim. Vasiyetim olsun size. Zikrullah meclisinden uzakta bir ölüm tehlikelidir. Allah’a dua edin. Rabbim cümlemizin nefesini

zikrullah ile alsın. >> O zikrullah bu kadar kıymetli, bu kadar önemlidir. Bu kadar kıymetli, bu kadar önemlidir. Zikrullah meclisini terk edenin iki yakası bir araya gelmez. O meclise sırtını dönen dağılır. Senin şeyhinin kim olduğu önemli değildir. Benim tarikat hayatım boyunca 34 kişiyi zikir halakasına yasaklamışımdır. 38 yıllık hayatımda demişimdir ki sen gelme. Başka bir şeyh arayın. Bakın şeyhsiz kalmasınlar diye. Başka bir dergah arayın. Gidin başka bir yere intisap edin. Buraya gelmeyin. Bunu söylerken dahi benim kalbim açır.

Acır, içim acır benim. Onu mecbur kaldığımdan yaparım. Mecbur kalmazsam ben hiç kimseye halaka-i zikrullah’ı yasaklamam. Hiç kimseye buradan sen dışarı çık demem. Allah beni bundan muhafaza >> Ama öyle haller olur. Buranın hukuku şahsın hukukundan üstündür. Buranın böyle ahkamını, hukukunu bozuyorsa, buranın adabını, erkanını bozuyorsa, mecbur kalırsak o zaman deriz, sen buraya bir daha gelme deriz. Öbür türlü zikrullah halakasından birisini men etmek. Hani bazı dergahlarda, tarikatlarda duyuyoruz. Sen bizden dersli değilsin, sen dışarı çık. Bu hiçbir hadis-i şerifle

sabit olan bir şey değildir. Bunu yapanlar gerçekten ve gerçekten büyük cehalet işindedirler. Allah >> Rabbim cümlemizi zikrullah meclislerinde daim olanlardan eylesin. >> Dilimizi zikrullahıyla ıstak eylesin. >> Gönlümüzü zikrullahıyla süslesin. >> Sırrımızı zikrullahıyla mamur eylesin. >> Ruhumuzu zikrullah ile beslesin. >> Amin. İhlas bir Fatiha-i Şerife Amin. >> Ey ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamberi zişan efendilerimizin ruhlarına >> amin. Ciharikin efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnureyn,

Ali el Murteza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına >> Haşere-i Mübeşeren’nin evlad-ı resulullah, zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin 72 şühedanın, şehid-i Kerbela’nın, bütün şühedanın, tüm ashab-ı Resulullah hazretlerinin >> amin. >> İmamız İmam-ı Azam, Ebu Hanife, İmam-ı Şafii, İmam Maliki, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarını hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Haberdar eyle ya Rabbi. >> Fezzatlarını, himmetlerini, şefaatlerin, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya >> Amin. İhlas bir Fatiha-i şerife >> amin. Ya Rabbi hasıl olan

sevabı pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyid Ahmed Erfai, Seyid Ahmet el Bedevi, Seyyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebul Hasan eşazeli, Şahı Nakş Bendi Muhammed Bahaddin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şah Hacı Bektaş-i Veli, Şah Hacı Bayram-ı Veli, Mehmed Muhyiddin Üftâde, Veysel Karani, Muhittin Arabi, Niyaz-ı Mısri ve bütün piran efendilerimizin ruhlarında >> Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. üç ihlas bir Fatiha-i şerife >> amin >> ya Rabb Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahim Tantavi,

Abdurrahim Ennişavi, Elhaç elfız Ebubekir Sıddik-i Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, Elha Çorullu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendiin, Kaçuni dergahının, Kabbaşı dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına >> ya Rabbi bilhassa üstadımız bayındırlı Hacı Mustafa Özva beyefendi hazretlerinin ruhaniyetlerine >> ced ve dadalarının ruhaniyetlerine >> yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine >> Turu Aliye’den akraba-ı talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarında >> Ezatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, >> Amin. Ve

selamün alel mürselin ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Eftal zikirnahu ilah illallah. ilahe ilaheillallah. >> Hak Muhammeden resulullah cembi mursalin. Elhamdülillahi rabbil alemin. Elfatiha selavat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler İslam’da Ahlak İrfan Sohbetleri Tasavvuf Nedir?