1. Bölüm
Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Hayrınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümleyi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilir, hakkı yaşayan, batılı, batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanlara haksız, hukuksuz davranılıyorsa, nerede Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine tecavüz ediliyorsa, bunları işleyenlerden Cenâb-ı Hak hepsinden intikamımızı alsın. Beni İsrail’e doğasın, yerle yeksan eylesin. Siyonis İsrail’i, Cenab-ı Hakk’ı hem kendi lanetine, hem meleklerin lanetine, hem insanların lanetine müstehak eylesin. Destekçilerini yerle yeksan eylesin. Allâh’ın hukukuyla hükmetmeyenleri Cenab-ı Hakk’ı kahriperişan eylesin.
Cümlemizi affı mağfiret eylesin. Rabbim cümlemizi Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye sımsık yapışanlardan eylesin. Ejmeyin. Zikirle alâkalı nasihatlere devam edeceğimizi söylemiştik inşaallah. Allâh sağlık verirse inşaallah bu kış döneminde zikirle alâkalı âyet-i kerimelere devam edeceğiz. Onları anlamaya, okumaya. Bugünkü nasihat, 42. nasihat, Araf Sûresi, âyet 200 ve 201. Eûzu billâhi mineş-şeydânirracîm. Bismillâhi r-Rahmânir-Rahîm. Eûzu billâhi mineş-şeydânirracîm. Eûzu billâhi mineş-şeydânirracîm. Eûzu billâhi mineş-şeydânirracîm. İnnâ l-lazîn et-teğâv, ida mes-se-hum dâ-ifun mineş-şeydânirracîm. Dâ-ifun mineş-şeydânirracîm. Eûzu billâhi mineş-şeydânirracîm. Araf, âyet 200. Eğer şeytan tarafından sana bir vesvese gelirse, Allâh’a sığın.
Şüphesiz ki Allâh her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi bilendir. Allâh’tan korkanlara şeytandan bir vesvese dokununca Allâh’ı zikrederler ve hemen gerçeği görürler. Cenâb-ı Hak bu âyet-i kerimelerde şeytanın insana vesvese vereceğini söylüyor. Ve şeytan insanlara vesvese verir. Ve normalde bu vesvese gelince de hemen Allâh’a sığınmalarını söylüyor. Tabi Allâh’a sığınma da eyüzüyle. Eûzu billâhi mineş-şeydânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Şeytanın şerrinden Allâh’a sığınıyoruz. normalde şeytan bize bir vesvese verdi. O zaman hemen Allâh’a sığınacağız. Bir işe başlarken Allâh’a sığınarak başlayacağız. Evden çıkıyoruz eyüzü besmeleyle. Arabaya bineceğiz eyüzü besmeleyle. Yemek yiyeceğiz eyüzü besmeleyle.
Bir işe girişeceğiz eyüzü besmeleyle. şeytandan Allâh’a sığınarak başlayacağız ki o işin üzerinde yürürken, o meselede şeytanın vesvesesine biz maruz kalmıyoruz. Cenâb-ı Hak bizi korusun, muhafaza etsin. Ve normalde Âyet-i Kerim’de Allâh’tan korkanlara dediği o takva sahibi olanlar. Allâh’la ilişkisi sağlam olan, Allâh’la ilişkisi tam olan, Allâh’la ilişkisinde kopukluk olmayan, her halde Allâh’ı, Allâh’la olan bığını kuvvetlendiren, tefekkür eden, bu noktada Allâh’ı zikreden kimseler, takva sahipleri, onlar normalde Allâh’tan korkup ona sığınırlar. Vesveseye maruz kaldığında da hemen Allâh’ı zikrederler. Çünkü Allâh’ı zikir, normalde direkt Allâh’la bağlantı kurmak, Allâh’la bağ kurmaktır. Normalde başka bir şeyle alakalı, önünüze bir şey geldi, siz hemen zikrederseniz Allâh’la bağ kurmuş olursunuz ve şeytanın tasallutundan, şeytanın sizin üzerinizde olan tecelliyatından kurtulmuş olursunuz.
2. Bölüm
Şimdi ne yazık ki insanlar zikrullah’tan uzaklaştırdılar ve uzaklaştırıldılar. komple İslam dünyasında en büyük handikaplardan birisi, insanları zikrullah’tan uzaklaştırmak. bütün İslam dünyasında tarikatları yasakladılar, sûfî bir düşünceyi, sûfî bir hayatı yasakladılar, insanların zikretmesini yasakladılar, toplu halde zikretmeyi yasakladılar. Çünkü o büyük Deccâlist kapitalist sistem insanları gerçek İslam’ı öğrenmelerini, gerçek İslam’ı anlamalarını, gerçek İslam’ı yaşamalarını istemiyor. bütün İslam ülkelerinde ve Hristiyanlarda ve Yahudilerde devletlerin veyahut da global dünyanın dayattığı bir din var. Müslümana ayrı bir din dayatıyor, Hristiyana ayrı bir din dayatıyor, Musevirlere ayrı bir din dayatıyor, Tavukculara ayrı bir din dayatıyor, Veyahut da Buda’ya tapanlara ayrı bir din dayatıyor, din dayatıyor, ateistlere ayrı bir din dayatıyor.
Ateistler de aslında ateizm dinine tabiler, onlar da bir din sahibiler ve normalde bütün insanları böyle bölüyorlar, parçalıyorlar, hem ülkelerini bölüp parçalıyorlar, Deccâlist sistem Osmanlıyı böldü, 30’un üstünde devlet çıkardı ama git şimdi ABD diyor ki eğer eyaletler başkaldırılsa bastırırım diyor, bölünmeye karşı çıkıyor veya Rusya kocaman bir ülke, onun bölünmesine karşı çıkıyor, Çin kocaman bir ülke, Hindistan kocaman bir ülke, bir kısmını onun böldüler ama böylece coğrafyayı böldükleri gibi dinleri de bölüyorlar, Katolikler bir yerde, protestanlar bir yerde, onlar da bölünüyor, İngiliz Angalikan kilisesi bir yerde, Suriyaniler ayrı bir yerde, bunları bölüyor, İslam da, Müslümanlar da bölüp, Müslümanlar da hem devletler olarak bölüp, hem de din anlayışı olarak bölüp, ve onların içerisinde bir daha bölüyor onları, onların kendi içerisinde bir daha bölüyor, olmuyor bir daha bölüyor, mesela bir Risale-i Nur çıkıyor, ardından 3-4 tane Risale-i Nur bölünüyor, bir Süleymancılar çıkıyor, ardından 3-4 tane Süleymancı oluyor, bir Nakşibendiler çıkıyor, 118 tane Nakşibendi çıkıyor, onları da bölüyor onu, şeytanla beraber de caliç sistem hepsini bölüyor, onlar tek merkezde olmaması lazım, bir yerde olmaması lazım, aynı şey bizim dergâh için de geçti, ne yaptı?
Bölündük biz, Şeyh Efendi sağlığında ilan ettirdi iki kişi, onlar şeyhliklerini ilan edin dedi, ilan edildi, hiç kimse takmadı, hiç kimse de dinlemedi, şeyhlerini de dinlemedi, herkes kendi kafasına, birer buyruk oldular, bakın o bölünme, küçücük yerlerde dahi devam ediyor, ve Müslümanlar bunun farkında değil, ne bir de bunu bölünmeyi önlemek için, veya bunu fark etmeler için, Allâh’ı çok zikretmeleri lazım, ama Allâh’ı çok zikrederlerse, hakikati görecekler, gerçeği görecekler, gözlerindeki deccaliyetin ördüğü perde, heva ve heveslerinin ördüğü perde, kalkacak ortadan, şimdi Allâh’ın birini ördüğü perde, şimdi Allâh’ı az zikredince, vesveseyle hareket ediyor, Allâh’ı az zikredince, o kimse heva ve hevesiyle bakıyor, Allâh’ı az zikredince mesela, çocuk anne babaya karşı geliyor, Allâh’ı az zikrediyor, anne baba çocuğa zulmediyor, Allâh’ı az zikrediyor, kadın kocasına zulmediyor, Allâh’ı az zikrediyor, erkek karısına zulmediyor, Allâh’ı az zikrediyor çünkü, Allâh’ı çokça zikretseler, senin kalbi gözün açılacak, kalbi kulağın açılacak, kalbi aklın açılacak, ama bunlar kapanması lazım ki, sen hakikati görmeyesin, bunlar kapanması lazım ki, sen hakikati duymayasın, bunların kapanması lazım ki, sen hakikate tabi olmayasın, şimdi Allâh’ı az zikrediyor, bir kimse âlim âlimi hiçe sayıyor, çünkü Allâh’ı zikretmiyor, Allâh’ı zikretmiyor, bir mürşid-i kamili dinlemiyor, Allâh’ı zikretmiyor çünkü, ben sana bağlayayım diyor, ben sana bağlandım, ben seni çok seviyorum diyor, şeyhini dinlemiyor, neden?
Allâh’ı az zikrediyor çünkü, normalde çok zikretmiş olsa, onun intisabı farklı olacak, onun bakışı farklı olacak, çocuk çok zikretmiş olsa, anne baba hakkını gözetecek, anne baba hakkını gözetmezse, kalbi kararacak çünkü, siz anne babalarınızı öh bile demeyeniz, âyet-i kerime, çocuk anne babayla dedişiyor, anne babayla tartışıyor, anne babaya isyan ediyor, az zikrediyor, kalbi kararıyor, gözü görmüyor hiçbir şey, eşler arasında da aynı, ve hayatın en merkez noktası, Allâh’ı zikir, ama insanları biz zikrullahı anlatamıyoruz, zikrullahı normalde biz insanlara tebliğ bile edemiyoruz, çünkü Allâh’ı zikredenleri veya zikir meclislerini, çünkü belli sistem, belli sistem öcü gibi göstermiş, öcü, o sistem o insanları öcü gibi göstermiş, normalde bir insana tarikattan, cemaatten bahsedersen, şimdi öcü görmüş gibi, sanki düşman görmüş gibi görüyorlar, Deccâlist sistem, komple, dünya üzerindeki Deccâlist sistem, Kur’ân ve Sünnet’i kendisine ilke edinmeyen bütün sistemler deccalisttir, Kur’ân ve Sünnet’i kendisine ilke edinmeyen, Kur’ân ve Sünnet’in hukukuyla hukuklanmayan bütün sistemler ta’utidir, ve bunlar normalde dinin hakikatini, dinin gerçeğinin bilinmesini istemezler, ve bunlar dini saklarlar, eyüp bükerler Âyet-i Kerime’yi, bunlar ama dünyaya az bir pahaya satarlar, ama makama, ama mevki, ama herhangi bir şeye bakaraktan, ama memurluklarına bakarlar, ama bürokratlıklarına bakarlar, ve Âyet-i Kerime’leri saklarlar, veya eyüp bükerler, ve hatta kendilerince o firavuni sisteme uygun bir hale getirmeye çalışırlar, o yüzden Allâh’ı, Zikrullah’ı savunamazlar bile, hutbeye çıkarlar, geçen haftalarda olduğu gibi, orada Zikrullah vardır, zikir vardır, o zikri söyleyemez, namaz kılmak en büyük zikirdir der çıkar, oysa namaz sizi kötülüklerden alıkoyar, ama Allâh’ı zikir en büyük iştir der Âyet-i Kerime’de, bunu cesaretle söyleyemezler, bunu cesaretle söylerlerse maaşları kesilir, makamlarından olurlar, o yüzden oysa Cenâb-ı Hak’ta Âyet-i Kerime’de, şeytan size musallat olursa, şeytan size musallat olursa, bunun karşılığı, bunun normalde, sizi bu musallatlıktan kurtaracak olan şey, Allâh’ı zikirdir der, çünkü şeytan bizim damarlarımızda da dolaşır, şeytan bizim normalde damarlarımızda dolaşır, şeytan bizim içimizde de dolaşır, şeytan bize VSS verir, başka bir Âyet-i Kerime’de de dolaşır, şeytan bize VSS verir, başka bir Âyet-i Kerime’de de, sen benim dostlarıma bir VSS veremezsin, sen benim dostlarımı sattıramazsın der, Allâh bizi kendisine dost eylesin.
3. Bölüm
Âmîn. Bu haride geçen hadîs-i şerîfte Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, şeytan insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler, Allâh’ı zikredince siner çekilir, gaflet etse VSS verir der, şeytanın korktuğu, çekindiği bir tek şey vardır, Allâh’ı zikirdir. Zikrullah’ın en eftali de Lâ ilâhe illâllah’dır. Bakın Lâ ilâhe illâllah’dır. Hadîs-i kudside kim Lâ ilâhe illâllah der ise, benim kalama sığınmıştır, o kalan ne metin kaladır der, hadîs-i kudside. O yüzden şeytanın VSS’inden, şeytanlaşmış insanların bize olan davranışlarından, kötülüklerinden, büyücülerin büyüsünden, kâfir cinnilerin musallatından, bizleri muhafaza edecek olan tevhiddir. Lâ ilâhe illâllah’dır. Şimdi az zikredince ona büyü de bulaşıyor, az zikredince ona nazar da bulaşıyor, az zikredince şeytan ona VSS de veriyor, az zikredince az zikrediyor çünkü, eşinden imtihan oluyor, çocuğundan imtihan oluyor, annesinden babasından imtihan oluyor, az zikretliğinden oluyor, az zikrediyor.
Oysa Allâh’ı çokça zikretmiş olsa, Cenâb-ı Hak hakikati gösterecek ona. Cenâb-ı Hak onun gözünden perdeyi kaldıracak. İnsanın kalp gözünün açılmasına vesile olan tek ibadet vardır, Allâh’ı zikirdir. Bu namazı küçümsediğim aklınıza gelmesin, orucu küçümsediğim aklına gelmesin, onların vakitleri bellidir. Namaz vakti belli bir ibadettir, şartları bellidir. Abdest alacaksın, kıbleye yönelteceksin, üstün başın temiz olacak vakti var, öğlen namazının vakti girmeden, öğlen namazını kılamazsın. Orucu vakti var, ramazan orucu belli vakitlerde, veyahut da siz pazartesi perşembe tutarsanız belli vakitlerde. Ama Allâh’ı zikretmenin hiçbir vakti ve hiçbir ön şartı yoktur. Abdestli abdestsiz, gusüllü gusülsüz, zamanlı zamansız Allâh zikredile bilinir.
Siz ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine Allâh’ı çokça zikredin. Ve âyet-i keriminin başında da namazlarınızı kıldıktan hemen sonra. çıkıp bazı böyle kimseler namazla zikirdir, namazdan daha büyük zikir yok. Yalan söyleme, âyet-i kerimeleri çaptırma. Sen münafıksın. Ancak münafıklar âyet-i kerimeleri çarpıtır. Ancak münafıklar âyet-i kerimeleri eğerler, bükerler. Ancak münafıklar âyet-i keriminin hakikatini saklar. Ancak münafıklar Müslümanları saptırmak için uğraşır Müslümanların içerisinde. Bir kimse zikir ayetini çarpıtıyorsa münafığın ta kendisidir. Bir kimse zikir ayetlerini görmezden geliyorsa, inkar ediyorsa kafirin ta kendisidir. Bir kimse zikrullahı küçük görürse kafirdir. Bir kimse Allâh’ı zikirle alakalı alay ediyorsa kafirdir o kimse.
Bunu nikahlı bir kimse yaparsa nikahı boş olur. Kadın zikrullaha düşman boş olur. Erkek zikrullaha düşman boş olur. Evet nikahı kalmaz o kimsenin. Ve tövbe edip geri dönmezse imansız bir şekilde gider. Hele zikrullaha düşman olanlar var ya, onlar tövbe etmezlerse direkt kafir olarak göçerler giderler. Hatta tövbelerinin kabulünde dahi şüpheye onların belirli ne der? Çünkü onlar zikrullaha düşman. Çok tövbe etmeleri lazım çok. Yoksa son nefesleri tehlikede olur. Ve şeytan kalbimizi de tüner bizim. Başka bir rivayette kapıda durur kalbin kapısında durur diyor. Oradan zikrullah eksilirse hemen içeri girer diyor. Hemen içeri girer. O yüzden kalbi şeytanın vesvesesinden korumanın tek yolu Allâh’ı zikirdir başka bir şey değildir.
4. Bölüm
Rabbim bizi öyle zikredenlerden eylesin. Ve yine hadîs-i şerifte Buhari’de ve Müslim’de Şüphesiz ki şeytan Ademoğlunun damarlarında kanın dolaştığı gibi dolaşır der. O yüzden şeytanın vesvesesinden kurtulmak, şeytanın tasallutundan kurtulmak ancak Allâh’ı zikirle mümkündür. Eğer bir kimse Allâh’ı zikretmiyorsa kim olursa olsun. Bakın kim olursa olsun Allâh’ı zikretmiyorsa o kimse şeytanın tasallutunda şeytanın musallatında kalır. Ve o bu noktada kafir cinlilerin ve şeytanın elinde oyuncak olur. Şimdi evlerdeki huzursuzluklar, işyerlerindeki huzursuzluklar, kazançlardaki berekesizlikler, evlerdeki berekesizlikler, arkadaşların arasındaki samimiyesizlikler, dostların arasındaki samimiyesizlikler, cemaatlerdeki dağınıklık, toplu İslam dünyasındaki dağınıklığın sebebi İslam dünyasının Allâh’ı az zikretmesi.
Namazdan sonra 33 subhanallah 33 elhamdillah 33 allahu ekber bunu bile terk ettik biz. Bakın terk ettik. Oysa kim bunları böyle çeker de 100.sünde lâ ilâhe illâllah ve vatuhu ve şerikele lehülmülkü ve lehülhamduhu ve huve ala kültüşeyin kadir der ise deniz köpükleri kadar günahı olsa Allâh onu affeder der. Allâh onu affeder der. Ama biz onu da bıraktık. Biz 100 sefer tevhid dahi çekemiyoruz. Lâ ilâhe illâllah diyemiyoruz biz. Biz günlük virtimizi dahi zor çekiyoruz. Bazı arkadaşlar çekmiyorlar bile. Benim yeni derviş olduğumda sabahlı akşamını ders veriyorduk biz. Bir müddet sonra ben sabahlı akşamını ders vermemeye başladım. Bununla alakalı şeyh efendiye de şikayet etmişler sabahlı akşamını vermiyor tek ders veriyor diye.
Şeyh efendi dedi oğlum tek ders veriyormuşum dedi. Dedim efendim bunu çekseler yeteceğim dedim. Ya buna razıyım. bunu çeksinler tek dersi çeksinler yetesin. Doğru söylüyor Mustafa efendi dedi. İnsanlar şimdi dersi de çekmiyor dedi. Çekmiyorlar efendim dedim. bağlı intisaplı çok seviyorum diyor. Dersi çekmiyor o kimse. Düşünün dersini çekmiyor. zikretmiyor. O ona çok geliyor. Bakın çok geliyor. Kendince gece çekeceğim diyor. Saat de çekemiyor. Sabah çekeceğim diyor sabah da çekemiyor. Uyku hali var. Yok yorgunluk var. Yok bilinen ne var? Biz Allâh’ı çok zikredemiyoruz. Böyle olunca da şeytan bizde oynuyor. Kafir cinliler bizde oynuyor. Oynuyor. normalde Cenâb-ı Hak şu Müslümanların gönül perdelerini açsa, gönül gözlerini açsa Allâh’ı de, billahi de, tillahi de diyorum kendilerini zikretmekten bir an olsun geri durdurmazlar.
Kafir cinliler hem kadınlarla oynaşıyor hem erkeklerle oynaşıyor. Evet. Bunu bilse insanlar ne eşlerini böyle eşlerini çıplak dolaştırır. Ne çocuklarını çıplak dolaştırır. Onları normalde teşşirci noktaya getiren kafir cinliler. Vesveseyle onları götürüyorlar. Biraz daha aç kendini herkes sana baksın. Biraz daha aç kendini herkes sana baksın. Herkes sana baksın. Ondan sonra diyor ki bizim ülkemiz Hanzo. bütün kadının her tarafı meydanda bu ülke Hanzoymuş. Aynen öyle diyor. Bizim ülkemizin erkekleri Hanzo diyor. Neden? Ona bakıyorlarmış. Hiç kimse de ona dava açmıyor. Ben şimdi desem ki ondan sonra siz erkekler olarak Hanzoymuşunuz veya Hanzosunuz desem herkes beni dava açar. Bana dava açar herkes.
5. Bölüm
Ve mahkemeye de Özbaso ismi var ya yüzüme bakmadan hakim cezayı yapıştırır geçer. Özbaso ismi çünkü. Bakmadan tanımadan bile verir cezayı. Ama o kadın açmış her tarafını ve bütün ülke erkeklerini Hanzo diye hakaret ediyor. Hiçbir dava açılmıyor ona. Ama her yeri meydanda. Onu şeytan ve kafir cinliler ona musallat olmuş. Bakın bir kadın soyunuyorsa kafir cinliler ve nefsi kafir cinliler şeytan hepsi bir yere toplanmışlar. Onu mutsoyar gibi soyuyorlar. Erkekler normalde o soyunmaya müsaade ediyorsa evet onlara da şeytan ve kafir cinliler ona da musallat olmuş. Sen istediğin kadar dervişimde. Evet. Evet. Sen söz geçiremiyorsun neden az zikrediyorsun. Sen söz geçiremiyorsun karşıdaki zikretmiyor çünkü.
Senin eşin ve çocukların zikretseler teşhirci olmayacaklar. Sen tam olarak zikretsen sen zaten duanla veya halinle hareketinle değiştireceksin ortalığı. Değiştiremiyorsun. Sebeb kafir cinliler ve şeytan musallat olmuş insanlara ve insanların kalbinde cirit atıyorlar. Kalbinde meleğin sesine bakacağına kalbinde meleğin sesine bakacağına şeytanın vesvesesine bakıyorsun. Nefsin sesine bakıyorsun. Bizim kalbimizde iki tane ses var. Bir ses meleğe ait vicdan dediğimiz şey. Öbür ses nefsimize ait. O şeytandan alıyor talimatı. Şeytandan talimatı alıyor. O konuşuyor. İkisi ikisi çalışıyor. Normal Müslümanlarda. Yok biraz daha sen emmariye geçtin levvameye geçtin mülhüme geçtin mutmainliğe geçtin de o zaman kalbinde 4 ses olacak.
Bir tarafta meleğin sesi ve Cenâb-ı Hak’tan sen hitap aldıysan Allâh’ın sesi bir tarafta da şeytanın sesi ve nefsin sesi. Bu 4 ses olur o kimsenin kalbi o kimseye Cenâb-ı Hak hitap ettiyse. Cenâb-ı Hak ona hitap etmediyse iki ses çalışmaz. Allâh’ın sesiyle şeytanın sesi sende kapalıdır. Şeytan şeytan nefsine vesvese verir. Allâh da meleğin üzerinden konuşur. Ama normalde 4’ü geçtin 5. makama geldin senin kalbine hitap eden Allâh olur. Önce tanıdık sesle gelir bu hitap. Şeyhinin sesiyle gelir. Sonra Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sesine bürünür. Sonra Cenâb-ı Hak kendi sesiyle seslenir sana. Bu normalde ehl-i sufinin yaşaması gereken hadiselerdir. Ama bunlarla da dalga geçiyorlar şimdi.
Ve bunların olmayacağını söylüyorlar. Hacı Erkan İzmir’de Allâh’ı gördüm rüyamda dedi kıyamet koptu Türkiye’de. Müftü dair çıktı Bursa’da bizi konuştu. Koca Müftü kendi bastırdıkları ilahiyatı, dianetin bastırmış olduğu insan İslam anziklobedesindeki rüyetullahla alakalı babı okumamış. Allâh’ın rüyada görünebileceğine dair o bölümü okumamış. Koskoca Müftü cahil. Bu konunun cahili ama paranın cahili değil. Bu konunun cahili. Kendi bastırdıkları sabuninin akaydından haberi yok. Kendi bastırdıkları imam maturidinin tevhidinden haberi yok. Diyanetin kitaplarından. Ve bunu mahkemeye çıktığımda ben dianetin kitaplarından bunları aldım. Mahkemeye sundum. Dedim ki Müftünün kendi kurumunun yazmış olduğu, yayınlamış olduğu, dağıtmış olduğu kitaptan kendisinin haberi yok dedim.
6. Bölüm
Acı bir şey bu. Sebep, sebep size dayatılmış bir din öğretiliyor. Tasarlanmış, dayatılmış karanlık menfezlerde orası burası yontulmuş, budanmış bir din. siz namazınızı kılacaksınız, orucunuzu tutacaksınız. Diyanet de hacca gideceksiniz, ömreye gideceksiniz. Yaşayacak olduğunuz din bu kadar. Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendindirilir. Bunu öğrenmeyeceksin. Onlar az pahaya Allâh’ın ayetlerini sattılar. Bunu da öğrenmeyeceksin. Bakar ay 124, onu öğrenmeyeceksin. Yasaklı âyetler bunlar. Yasin 21, sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Onlar hidayete ermişlerdir. Bu ayeti kerimeyi sen öğrenmeyeceksin Yasin 21’i. Bunlar yasaklı ayeti kerimelerdir. Sebep, çünkü sizden ücret isterler din adı altında.
Din adı altında, dini hizmet adı altında sizden ücret isterler. Namaz kıldırırlar sizden ücret isterler. Oradan buradan fetva bulurlar ona. Sizde teravi kıldırırlar sizden ücret isterler. Oradan buradan bulurlar fetvasını. Kur’ân kursu açacağız derler o Kur’ân kursu bir türlü açılmaz. Sizden para isterler, dilenirler. Cami yapacağız derler, cami yapacağız derler. Sizden para dilenirler o camiler bitmez bir türlü. Türkiye’nin en zengin vakfı, Diyanet’in vakfıdır. Türkiye’nin en zengin vakfıdır. En zengin vakfı Diyanet’indir. Ve siz o vakıf aracılığıyla hacca gidersiniz, ömreye gidersiniz. Eğer vakfın size bir kartı olmazsa siz hacca da gidemezsiniz, ömreye de gidemezsiniz. Her hacca gidenden Diyanet işleri vakfı sizden ücret alır.
Yasin 21 sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Eğer sizden birileri ücret dileniyorsa din adına o hidayet ermiş değildir. O şeytanın vesvesesine kanmış, şeytan onu dünya ile aldatmış, dünyayı ona süslü göndermiştiniz. Hangi şey olursanız olun, hangi cemaat olursanız olun, hangi tarikat olursanız olun, hangi topluluk olursanız olun. Eğer siz nasihat ettinizden ücret istiyorsanız, kapı kapı para dileniyorsanız, bu âyet-i kerimelere göre siz peşinden gidilecek insanlar değilsiniz. Siz peşinden gidilecek insanlar değilsiniz. Siz din adamı da değilsiniz, siz âlim de değilsiniz, siz şeyh de değilsiniz, siz derviş de değilsiniz, siz iman da değilsiniz. Değilsiniz. Allâh’ı zikretmiş olsaydınız kalbiniz arakete geçerdi, kalbiniz arakete geçince de siz kalkıp da nefsinize zebun olup insanların parasına, malına, mülküne çökmeye çalışmazdınız.
İnsanlardan para toplayacağım diye kapı kapı dilenmezdiniz. Müslüman dilenmez! Müslüman dilenmez! Mü’min dilenmez! Kapı kapı el açmaz! Kapı kapı millete dilenmek için şirin görüncem diye uğraşmaz! Onun parasını pulunu ütmek için şirin görüncem diye uğraşmaz! Hakkı ve hakikati söyler isterse etrafında hiç kimse kalmasın. Hakkı ve hakikati aykırır mü’min! İsterse yalnız başına kalsın. Hak ve hakikatten sorumludur mü’min çünkü. Hele bir toplumun önüne geçtiyseniz hak ve hakikatten başka bir şey konuşamazsınız. Kur’ân’dan ve sünnetten başka bir şey konuşamazsınız. İmamların iştahadından başka bir şey konuşamazsınız. Sufilikse yolunuz ilk sufilerin yolundan ve distorundan başka bir şey konuşamazsınız.
7. Bölüm
O kırılmasın, o incinmesin deyip âyet-i kerimelere eğip bükemezsiniz. O incinmesin, o kırılmasın deyip haramı helal edemezsiniz. Helalini de haram edemezsiniz. Edemezsiniz! Ediyorsanız kafirsiniz! Yok faizin şu kadarı helal yok faizin bu kadarı caiz! Siz kafirsiniz! Yok devletin faizi faiz değil! Kafirsin sen bunu böyle söylediğinde! Başka bir şey değilsin! Eğip bükme! Ya da çık aslanlar gibi de ki, Darül Harp’e müminle kafirin arasında faiz yoktur. Hz. Mekul hadisi böyledir, İmam-ı Azam’ın iştahadı vardır. De, çık meydanağa! Bunu da diyemezsiniz. Neden diyemezsiniz? Maaşlarınız kesilir. Neden diyemezsiniz? Siz belli yerlerde ağırlanmazsınız sonra. Siz ancak ve ancak deccali sistemin köpeği olursunuz.
Başka bir şey olmazsınız. Decali sistemin köpekleri var. Evet, bunlar Celalettin Afgani’yi öde sürüp, Celalettin Afgani masondur. Celalettin Afgani’nin fetvasını söyler. İngiliz masonudur, Londra masonudur. İngiliz Londra büyük masonlar locasındandır. Kraliyet masonlarındandır. Evet, Celalettin Afgani bir kraliyet masonudur. Onun fetvalarının hiçbirisi de geçerli değildir. Onun fetvasını gelip de bu Anadolu Müslümanlarına dayatmak, Anadolu Müslümanlarına söylemek, küfürden başka bir şey değildir. Az zikrediyoruz çünkü. Allâh’ı çokça zikredsek Allâh bizim kalbimize ilham edecek. Bunu da unutturdular bize. Allâh bir tek normalde peygamberlere vahyediyor. Allâh meleklere vahyetmiyor. Âyet-i Kerime’de meleklere vahyediyor.
Onlara göre Allâh araya vahyetmiyor. Âyet-i Kerime’de araya vahyediyor. Meryem’e vahyetti. Firavun’un hanımına vahyetti. Musa’nın annesine vahyetti. İbrahim’in annesine vahyetti. Göklere vahyetti. Yerlere vahyetti. Ama Allâh insana vahyetmiyor. Kendisine halife olarak yarattığı insana vahyetmiyor. Bunu da kapattılar kapısını. Neden? Allâh’ı çok zikredersen kim kafir kim münafık ayıracaksın. Allâh’ı çok zikredersen yolda giderken önünde bir kafir yürüyor diye senin kalbine ses gelecek. Allâh’ı çok zikredersen o konuşan siyasetçinin gerçekten münafık olduğunu kalbin ilham alacak. Allâh’ı çok zikredersen bir siyasetin peşine düşsün bir bürokratın münafık olduğunu göreceksin. Allâh’ı çok zikredersen şeyhim diye sarıldığın kimsenin dünyaya tapan bir şeytan olduğunu göreceksin.
Allâh’ı çok zikredersen sen bizim hacımız hocamız bizim alimimiz bizim ulemamız dediğiniz kimsenin ahir zaman âlimi şeytanın âlim olduğunu göreceksin. Bunu görmemen için Allâh’ı zikretmemen lazım. Bunları görmemen için ilahiyetiyle, diyanetiyle, hacısıyla, hocasıyla, münafığıyla, kafiriyle, deccalisiyle, emperyalistiyle, hep beraber toplanıp Allâh’ı zikredenlere düşman olmanız lazım. Ve zikretmemeniz lazım. Ve zikretmemeniz lazım. Ben yeni dervişken daha Risale-i Nurcular bana şunu diyorlardı. Diyorlar ki zaman tarikat zaman değil, zaman imanı kurtarma zamanı. Ben Risale-i Nur’dan cevap veriyordum. 29. mektup 9. kızım 8. telvi. Rahatsız oluyorlardı ondan. Çünkü orada Allâh’ı zikrediyor Üstad.
8. Bölüm
Ondan rahatsız oluyorlardı. Sonra mektubattan o kısmın kaldırıldığını da gördüm. Evet. Bir kardeşimiz mektubatı dedi ki kaldırmışlar dedi. Mektubatı gözümle gördüm. O kısım 29. mektup 9. kısım 8. telvi. Kaldırmışlar. Neden? Neden? Zamanı değilmiş. Ha Üstad konuşmuş onu. Üstad’dan daha fazla Üstad onlar. Zamanı değil. Bazı Üstad’ın Risale-lerinden eksiklikler var. Risale-lerinden kaldırılanlar var. Risale-leri yutuyorlar. Neden? Deccâlist sistem onlara baskı yapıyor. Bunları yayınlamayın diyor. Yayınlamıyorlar. Üstad’a nasıl hesap verecekler onu bilmiyorlar. Evet. Sebep? Çünkü siz zikirden uzak olacaksınız. Her şey bütün sistem sizi zikrullahdan uzak tutmak için. Sebep? Sebep? Sistem şeytanın emrinde çünkü.
Sistem şeytana çalışıyor. Bütün dünya sistemi şeytana çalışıyor. Bizim ülkemizde şeytana çalışıyor. Rabbim bizi zikredenlerden eylesin. Âmîn. Rabbim bizleri çokça zikredenlerden eylesin. Âmîn. Rabbim gönül gözlerini açtıklarından eylesin. Âmîn. Rabbim bizleri hakikatin hakikatini görenlerden eylesin. Âmîn. Rabbim bizleri hakikate ulaşıp hakikate yaşayanlardan eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak gönül gözlerimizi, gönül perdelerimizi, gönül kulaklarımızı açsın. Âmîn. Rabbim gönül aklımızı çalıştırsın. Âmîn. Bizlere hakikatini göstersin. Âmîn. Bizlere dininin de hakikatini göstersin. Âmîn. Bizlere kendi hakikatini de göstersin. Âmîn. Rabbim bizleri Hz. Peygamber’in, sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin peşinden gidenlerden eylesin.
Âmîn. Onun sünnet-i seniyyesini yaşayanlardan eylesin. Âmîn. Onun hadîs-i şeriflerini canlı ayakta tutanlardan eylesin. Âmîn. Bizleri sapkınlığa uğrayanlardan eylemesin. Âmîn. Bizleri delalete düşürdüklerinden eylemesin. Âmîn. Nefsimizi uyup heva ve hevesimizi ilah edinenlerden eylemesin. Âmîn. Rabbim bizleri Peygamberlerle beraber eylesin. Âmîn. Velilerinle, dostlarınla beraber eylesin. Âmîn. Şehitleriyle beraber olanlardan eylesin. Âmîn. Bizleri kendi yolunda müstakim olarak tuttuğu kullarından eylesin. Âmîn. Cümlemizi affü mağfret eylesin. Âmîn. Hatalarımızı, kusurlarımızı hayra çevirdiklerinden eylesin. Âmîn. Memleketimize hayırlı, bereketli yağmurlar nasip eylesin. Âmîn. Topraklarımıza bereket ihsan eylesin.
Dağlarımıza bereket ihsan eylesin. Göklerimize bereket ihsan eylesin. Denizlerimize bereket ihsan eylesin. Kazançlarımıza bereket ihsan eylesin. Evlerimize bereket ihsan eylesin. Yardakilerin şerrinden, denizlerdekilerin şerrinden cümlemizi muhafaza eylesin. Şerlilerin şerrinden bizleri muhafaza eylesin. Bildiğimiz bilmediğimiz ne kadar karanlık şer var ise hepsini üzerimizden def eylesin. Hepsini per perişan eylesin. Bizlere kötülük düşünenlere fırsat vermesin. Bizlere kötülük düşünenlere fırsat vermesin. Bizlere kötülük düşünenlere fırsat vermesin. Her türlü kötülüğü ve kötüleri bizlerden uzak eylesin. Başımızdaki amirlere, alimlere, başımızdaki ümeraya, Kur’ân ve sünneti seniye göre yaşamak ve yaşatmak nasip eylesin.
Onları Kur’ân ve sünnete hizmetkar eylesin. Eğer hizmet etmeyecekler ise hepsini def eylesin. Ülkemizi idare edecek olanlara hakla, hakikatle, Kur’ân’la, sünnetle idare etmeyi nasip eylesin. Etmeyecekler ise hepsini def eylesin. Ya Rabbi ülkemize de zarar verecek olan içeride dışarıda her ne kadar mahlukat var ise hepsini de ülkemizden def-i ref eylesin. İslam aleminden def-i ref eylesin. İsrail’i ve destekçilerini yerleyek san eylesin. Onları dağıtsın perişan eylesin. Ya Rabbi ümmet-i Muhammed’e nerede zulmediliyorsa zulmedenlerden intikamlarımızı alsın. Hepsini de def-i ref eylesin. Hepsini de helak eylesin. Hepsini de yerin dibine batırsın. Yeter hüznümüz kahrımız eyyyyyy! Kudret sahip olan Allâh, dualarımızı kabul eyle.
Müşkilatlarımızı def eyle. Sıkıntılarımızı def eyle. Dertlerimize derman eyle. Borslarımıza edalar nasip eyle. Bizleri dindik Kur’ân ve sünneti saniyeyi yaşayanlardan ve yaşatanlardan eyle. Korkaklığın şerrinden bizleri muhafaza eyle. Şeytanın şerrinden bizleri muhafaza eyle. Heva ve hevesimizin şerrinden bizleri muhafaza eyle. Zalimlerin şerrinden muhafaza eyle. Mürtetlerin şerrinden muhafaza eyle. Münafıkların şerrinden muhafaza eyle. Kafirlerin şerrinden bizleri muhafaza eyle. Zeccaliyetin şerrinden muhafaza eyle. Empiryalizmin şerrinden muhafaza eyle. Şeytana tabanların şerrinden muhafaza eyle. Lütfülerin şerrinden muhafaza eyle. Haramzadelerin şerrinden muhafaza eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi.
Ümmet-i Muhammed’e yardım eyle. Ümmet-i Muhammed’e ikram eyle. Ümmet-i Muhammed’e ihsan eyle. Ümmet-i Muhammed’e katından lütf eyle. Katından ikram eyle. Kalbimizi zikrullahınla süsle. Kalbimizi aşkullahınla süsle. Kendine aşık olan kullarından eyle. Kendine aşık olan kullarından eyle. Kendine aşık olan kullarından eyle. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Sen bizim malikimizsin. Sen bizim Allâh’ımızsın. Bizleri kafirlerin elinde oyuncak eyleme. Münafıkların elinde oyuncak eyleme. Ey merhametlilerin en merhametlisi. Bizleri her daim kendini dostlar halakasında tuttuğun kullarından eyle. Eftali zikir falemennehu. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha ma salawat Allahumma salli ala. Sayyidina Muhammedin ve ala âlim Muhammed.
Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar
- Kur’ân-ı Kerîm: Araf, Meryem, Nur, Yasin, Mü’min, Muhammed, Fâtiha sûrelerinden referanslar; geçen âyet-i kerîmelerin tefsîr ve siyâkı sohbet içinde tafsîlâtlı işlenmiştir.
- Tasavvufî Istılâh: tecelli, tarikat, şeyh, derviş, sûfî, sufi, zikrullah, halaka, tevhid, heva, şeytan, melek, cin, kalb, âyet kavramları ve bu kavramların kalbî-zâhirî tecellîyâtı.
- Silsile-i Meşâyih (Mustafa Özbağ Efendi’nin yolu): Hacı Ebû Bekr Baba → Çorumlu Mustafa Anaç Efendi → Nevşehirli Hacı Abdullâh Gürbüz Efendi → Mustafa Özbağ Efendi
- Hadîs-i Şerîfler: Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî, Sünen-i İbn-i Mâce ve Müsned-i Ahmed bin Hanbel’den iktibâslar.
Sohbetin Tasnîfi ve Bağlamı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin 706. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri başlıklı sohbetinin tam transkriptinin Karabaş Tekkesi düzeltme ve telîf standartlarına göre hazırlanmış uzun-format hâlidir. Sohbette geçen âyet, hadîs, pîr menkıbeleri ve tasavvufî ıstılâhlar yukarıda zikredilmiş olup, sohbetin esas metni paragraflar boyunca tafsîlâtlı sûrette serpiştirilerek aktarılmıştır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — 706. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri | Video: YouTube | Seri: Dergâh Sohbetleri Serisi
Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri Serisi
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı