Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Nasihatler ·

678. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Selamünaleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Rabbim hayatınızı ömrünüzü hayırlı eylesin amin. Her nefesinizi. Rabbim hayırlı eylesin. Amin cümlemizi ve cümle. Ümmeti. Muhammed'i...


Mustafa Özbağ Efendi 678. Dergâh Sohbeti'nde Enbiyâ 21/42 âyetini tefsîr eder: «Ey Muhammed, de ki: Geceleyin, ve gündüzün sizi Rahmân'dan kim koruyabilir? Ne var ki onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmektedirler.» Âyeti kerîme yalnızca Müslümânları değil, bütün insânları ilgilendirmektedir. Cenâbı Hak, insânlara îmân etse de etmese de varlığını sürdürebilmesi için lutfunu, ikrâmını ve korumasını sunmaktadır. Allâh celle celâlühû varlığın üzerinden korumasını kaldırmış olsa, herhangi bir şeyi eksik bırakmış olsa, varlığın kendi kendine var etmesi veya eksiğini tamamlaması mümkün değildir. Cenâbı Hak insânı cezâlandıracak olursa, gazabından, ve azâbından sığınılacak başka hiçbir güç, ve kuvvet yoktur. Zikir yalnızca oturup topluca lâ ilâhe illallâh demekten ibâret değildir; geniş bir dâireyi kapsar. Oruç da zikirdir, namâz da zikirdir, zekât da zikirdir, hac da zikirdir. Birisine iyiliği teblîğ etmek de zikirdir, kötülükten men etmek de zikirdir. Eşine nasîhat etmek, çocuğuna nasîhat etmek, arkadaşına nasîhat etmek, kendinden sudûr edecek kötülükleri önlemek, güzel bir edeb ortaya koymak, büyüklerine saygılı olmak, küçüklerine merhametli, ve şefkatli olmak — bunların hepsi zikir dâiresine dâhildir. Bu kadar geniş bir dâire olan zikrullâhtan yüz çevirmek, Allâh'ın verdiği sayısız ni'mete karşı nankörlüktür.

Enbiyâ 21/42: Rahmân'ın Korumasından Kim Koruyabilir?

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Ey Muhammed, de ki: Geceleyin, ve gündüzün sizi Rahmân'dan kim koruyabilir? Ne var ki onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmektedirler» (Enbiyâ 21/42). Âyeti kerîme yalnızca Müslümânları değil, bütün insânları ilgilendirmektedir. Cenâbı Hak, insânlara îmân etse de etmese de varlığını sürdürebilmesi için lutfunu, ikrâmını ve korumasını sunmaktadır. Allâh celle celâlühû varlığın üzerinden korumasını kaldırmış olsa, herhangi bir şeyi eksik bırakmış olsa, varlığın kendi kendine var etmesi veya eksiğini tamamlaması mümkün değildir.

Zikrin Geniş Dâiresi: Bütün Hayât Zikirdir

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: zikir yalnızca oturup topluca lâ ilâhe illallâh demekten ibâret değildir; geniş bir dâireyi kapsar. Oruç da zikirdir, namâz da zikirdir, zekât da zikirdir, hac da zikirdir. Birisine iyiliği teblîğ etmek de zikirdir, kötülükten men etmek de zikirdir. Eşine nasîhat etmek, çocuğuna nasîhat etmek, arkadaşına nasîhat etmek, kendinden sudûr edecek kötülükleri önlemek, güzel bir edeb ortaya koymak, büyüklerine saygılı olmak, küçüklerine merhametli, ve şefkatli olmak — bunların hepsi zikir dâiresine dâhildir. Bunların yanı sıra oturup Allâh'ı zikretmek, namâz arkasından tesbîhât yapmak, lâ ilâhe illallâh çekmek de ayrıca zikirdir.

Gaflet Gafleti Getirir: Adım Adım Küfre Sürüklenme

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: bu kadar geniş bir dâire olan zikrullâhtan yüz çevirmek, Allâh'ın verdiği sayısız ni'mete karşı nankörlüktür. Zikrullâhtan yüz çeviren kimse Allâh ile bağlılığını gevşetmiş, itaatini zayıflatmış, yakınlığını uzaklığa çevirmiş olur. Gaflet gafleti getirir; bir vakit namâzı kılmayan beş vakit namâzını terk eder hâle gelir, bir gün dersini çekmeyen kişi zikrullâhtan tamâmen kopar. Nefis insâna yavaş yavaş sirâyet eder: önce dersi ertelemeye başlar, sonra kafe hayâtına alışır, hevâ, ve hevesine uyar; adım adım günâhı kebîreye, oradan akāid noktasında boşluğa, ve nihâyette küfre doğru sürüklenir. Tâhâ Sûresi'nde buyurulmuştur ki: «Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki o kıyâmet günü ağır bir günâh yüklenecektir» (Tâhâ 20/100).

İslâm Dünyâsının Bireysel Zikr Terki ve Gazze Şehîdleri

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir içtimâî kâideyi tafsîl eder: İslâm dünyâsı bireyler olarak zikrullâhtan yüz çevirmiştir. Siyâsetçiler, bürokratlar, hattâ bâzı cemâat, ve tarikat mensubları dünyâ yarışına girmiş, yeme, ve sömürme yarışına katılmışlardır. Doğruyu söyleyen aykırı ses, radikal ses olarak nitelendirilip bastırılmaktadır. Öte yandan Gazze'deki şehîdlerin üzerinden zikir kitapçıkları çıkmıştır. Zikir ehli olan kimse kâfire, münâfığa, fâsıka korku verir. Zikir ehli olan kimsenin karşısında rüşvetçi, üç kâtçı, beş kâtçı — hepsi ürker, ve dağılır. Yeter ki vakarlı durulsun, yol istismâr edilmesin, dîn dimdik yaşanmaya çalışılsın.

Tevhîd Nûru: Münâfığı, Kâfiri Görmek

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: tevhîd nûru olmayan kimse insânların gerçek sûretini göremez. Tevhîdin nûruyla baktığında ise münâfığı, kâfiri, fâsıkı onların gerçek hâlleriyle görürsün. Bu görüş kalbin açılmasıyla, kalp gözünün parlamasıyla mümkündür. Kalbin parlaması ise, ancak zikrullâhla olur. Zikrullâh olmazsa kalp kirlenir, karanlıkta kalır; ilim tecellî etmez, hikmet inmez. Kenzü'l-Ummâl'da geçen hadîsi şerîfte «Demirin paslandığı gibi kalpler de paslanır» buyurulmuş; ashâbı kirâm «Yâ Resûlallâh, onun cilâsı nedir?» diye sorduklarında ise «Allâh'ın kitâbını çokça tilâvet etmek, ve Allâh'ı çok zikretmektir» cevâbını vermiştir.

Hz. Mevlânâ'nın Demir-Cilâ Misâli

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: kalbin pasını silecek olan yalnızca zikrullâhtır. Hz. Mevlânâ kuddise sırrahû da bu hakîkati şöyle ifâde etmiştir: «Ey insân, topraktan yaratılmış olduğun için senin varlığın da demir gibi kapkara paslı bir bedenden ibâret. Onun için kendini Allâh'ın zikrinin nûru ile cilâlandır. Demir kapkara, nûrsuz olmakla beraber silinince ondaki pas gider; bir ayna demirden de olsa cilânın yüzü parlar, güzelleşir, orada şekiller, ve sûretler görülür» (Mesnevî). Topraktan yaratılmış olan beden de etten, ve kemikten ibârettir; ama zikrullâhla cilâlanırsa demir gibi cilâ kabûl eder.

Resûlullâh'ın Hayâtı: Zikrullâhsız Adım Atmadı

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: Resûlullâh sallallâhu aleyhi vesellem zikrullâhsız adım atmazdı; yatarken de zikrederdi, uyandığında da zikrederdi, gece uyansa zikreder tekrar yatardı. Hâkim'de geçen hadîsi şerîfte «Kim Rabbini zikretmeden yatarsa o gün, ve gece ona yazık olur» buyurulmuştur. Günü zikrullâhla açmak, geceyi zikrullâhla bitirmek, ve gaflete düşmemek için kendini disiplin etmek her mü'mînin vazîfesidir. Sabah namâzından sonra az bir zikir, vakti varsa dersini çekmek; gece yatmadan önce yine zikrullâhla geceye başlamak — böylece ortasında kalan hatâ, ve günâhların affedilmesine vesîle olacaktır. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Enbiyâ 21/42 âyetini idrâk etmeye, zikrin geniş dâiresini, gafletin küfre sürüklemesini, tevhîd nûrunu, Mevlânâ'nın demircilâ misâlini, ve Resûlullâh'ın zikrullâhsız adım atmadığı sünnetini mülâhaza etmeye yöneltir.

  • Kur'ânı Kerîm: Enbiyâ 21/42 (Rahmân'dan koruma); Tâhâ 20/100 (yüz çevirenin yükü); Nisâ 4/103 (her hâlde zikir); Ahzâb 33/41-42 (sabah akşam zikir); Bakara 2/152.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Da'avât.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zikr.
  • Süneni Ebû Dâvûd.
  • Süneni Tirmizî, Da'avât.
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek (Yatmadan zikir hadîsi).
  • Müttakî el-Hindî, Kenzü'l-Ummâl, Demirpas hadîsi.
  • İmâm Şâfi'î, el-Ümm; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Zikir kitâbı.
  • İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Vâbilü's-Sayyib.
  • Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî, Demircilâ misâli.
  • İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Dergâh Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu 678. Dergâh Sohbeti Enbiyâ 21/42 âyetinin tefsîrini, zikrin geniş dâiresini, gafletin adım adım küfre sürüklemesini, İslâm dünyâsının bireysel zikr terkini, tevhîd nûrunu, Mevlânâ'nın demircilâ misâlini, ve Resûlullâh'ın zikrullâhsız adım atmadığı Sünnetini tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Dergâh Sohbetleri